Cesur 18. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Biliyorsunuz hafta sonu sınavım var ve oldukça yorgun bir hafta geçirdim. Üstelik Ramazan’ın da ilk günü olacak. Bu gece sahura kalkacağız Allah nasip ederse. Şimdiden herkese Hayırlı Ramazanlar!

****

Genç adam eve geldiğinde oldukça kızgındı. Kapıyı açan yardımcı ailesinin salonda olduğunu söylediğinde önce onlara selam vermiş sonrada odasına giderek üzerini değiştirmeye başlamıştı. Arkasından merakla bakan ailesini bırakarak…

“Ne oldu bu çocuğa Servet Bey?” diye soran yaşlı kadın merakla kocasına bakmıştı.

“Bilmem, gelince anlarız derdini.”

“Bir şey olmuş belli. En son ne zaman bu kadar sinirliydi?” Servet Bey karısının sorusunu düşünürken derin bir iç çekti.

“Aklımda bir şey var ama Cesur gelsin sorarız yine de.” Ayşem Hanım kocasını onaylarken kızlar bir bir salona girmeye başlamıştı.

“Nasılsınız güzel ailem?” diye salona giren Çisil annesinin yanağını öperken babasına sarılmıştı.

“Hayırdır kızım ne bu neşe?”

“Bilmem içimden geldi annecim. Abim geldi mi?” Ayşem Hanım başını sallarken Çisil’in keyfi daha da yerine gelmişti.

“Hastanede bir şey mi oldu Çisil, abin neden sinirliydi?” genç kız annesinin sorusuyla ona bakmıştı.

“Sinirli miydi?” derken ki şaşkınlığı babası tarafından uyarıcı bir sesle kesilmişti.

“Çisil, sakın abinin yanında da bu şekilde davranma. Gerçekten sinirliydi,” dediğinde genç kız omzunu silkeleyerek babasına bakmıştı.

“Bana ne baba, o sinirli diye bizde surat mı asalım? Hem kendi etti kendi buldu,” dediğinde Ayşem Hanım daha da meraklanmıştı.

“Sen neden sinirli olduğunu biliyor musun?”

“Belki,” diyerek yerinden kalkıp kapıya yönelmişti. “Ben odama çıkıyorum. Üzerimi değiştirip gelirim,” dedi. Yaşlı çift kızın ardından bakarken Servet Bey karısına dönerek “Bunları hep sen şımarttın Ayşem, hep senden yüz buluyorlar,” dedi.

“Aşk olsun Servet Bey, ben ne yaptım. Asıl senden yüz buluyorlar.” İkili karşılıklı sohbetlerine devam ederken Çisil odasına doğru ilerlediği sırada duyduğu sesle adımlarını sesin geldiği odaya doğru çevirmişti. Kapı kapalı olsa da içerde konuşulan sözler rahatlıkla duyulabiliyordu.

“Yeter anne, gelmeyi düşünmüyorum. Cesur buradayken neden geleyim,” diyen kadının sözleriyle Çisil dişlerini sıkmıştı. Tahmini doğru çıkmıştı. Sevda denen kadın abisi için gelmişti. Tam kapıyı vurup içeri girecekken Sevda’nın sözleriyle vazgeçmişti.

“Cesur’u elde etmek için her şeyi yapacağım anne, sen bana engel olmasaydın çoktan onunla evlenmiştim. Kasabada işim daha kolaydı,” dediğinde Çisil kadının aklından neler geçtiğini düşünmeden edememişti. Sevda denen kadından gözlerini ayırmaması iyi olacaktı.

“Anne, babamı idare etsen ne olur. Bak burada bana yardımcı olacak birini de buldum,” dediğinde Çisil daha da bir kulak kabartmıştı. Sevda’ya kim yardım edebilirdi ki? Abisinin odasının kapısı açıldığında hızla geri çekilen genç kız adamla göz göze gelince sessiz olması için parmağını dudağına getirmişti. Cesur kardeşinin ne yaptığını anlamadığı için sessizce ona doğru ilerledi.

“Ne yapıyorsun burada?” Çisil abisinin kolunu tutarak ilk kapıdan içeriye hızla çekmişti. “Ne oluyor Çisil, ne bu hareketler?”

“Abi o kadını hemen göndermen gerekiyor.”

“Hangi kadını?”

“Şu Sevda denen kadını. Sana kafayı takmış durumda. Şimdi de kendine yandaş bulmuş seni elde etmenin planlarını annesine anlatıyordu.” Cesur kardeşinin sözleriyle sıkıntıyla nefesini dışarıya vererek yüzünü sıvazlamıştı.

“Hiç akıllanmayacak,” derken Çisil abisine baktı.

“Ne yapacaksın?”

“Sen merak etme, ben onu halledeceğim.””

“Ne yapacaksan çabuk yapsan iyi edersin. Yoksa sinsi planlarına yem olabilirsin.”

“Merak etme kardeşim, abin o kadını planlarını tahmin edebilecek kadar iyi tanıyor.”

“Benden söylemesi, hele de böyle bir zamanda Sevda senin için tehlikeli olabilir.”

“Ne varmış zamana?” Cesur şüpheyle genç kıza bakarken Çisil omzunu silkeleyerek adama bakmıştı.

“Yani, Aylin abla hastaneden ayrıldı. Malum Sevda ile aranda bir şey olduğu dedikodusu bile sana cephe almasına yeter.” Cesur kaşlarını çatarak Çisil’e bakmıştı.

“Aylin ne alaka? Hem sen Aylin’in işten ayrılacağını biliyor muydun?” diye sorarken sesi oldukça sert çıkmıştı.

“Bana ne kızıyorsun ya, git babama sor. Patron oydu ne de olsa.” Cesur kardeşini odaya bırakarak hızla çıkıp merdivenlere yönelmişti. Salonun kapısının önünden geçerek kızının kaldığı odaya girdi. Ayşem elinde şiş, örgü örmeye çalışıyordu. Kızının bu haline şaşıran genç adam neredeyse gülecekti.

“Ayşem, sen ne yapıyorsun?” Babasının sesini duyan genç kız elindeki şişi kenara bırakarak babasına dönmüştü.

“Geldin mi babacım?” Ayşem gülümserken Cesur kızının yanına giderek tepesinden öpmüştü.

“Bu ne hal Ayşem, sen ne anlarsın örgüden.”

“Babaannem oyalanmam için verdi. Çok sıkılmıştım…”

“Örgü örerek mi sıkıntını geçirecektin?” Cesur gülerken Ayşem omzunu silkeleyerek ona cevap vermişti.

“Örgü örmeyi küçümseme çok zormuş. Ayrıca gerçekten de zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.” Cesur kızının kenara bıraktığı örgüyü eline alarak yukarıya kaldırmış ve neye benzediği belli olmayan zikzaklı parçaya bakmıştı.

“Bu ne canım?” dediğinde Ayşem’in yüzü düşmüştü.

“Atkı yapmak istemiştim ama beceremedim. Yamuk oldu, göz kaçtı sürekli.” Cesur kızının asılan yüzüne karşılık yanına oturarak genç kızı kendine çekerek sarılmıştı.

“Alışırsın canım, hemen öğreneceksin diye bir şey yok değil mi?”

“Becerebilir miyim gerçekten?” Ayşem hevesle adama baktı.

“Elbette, öğretmenin kim senin? Annem sana o atkıyı ördürmeden peşini bırakmaz.” Ayşem gülerken aklına gelen şeyle yüzü asılmıştı.

“Aylin abla hastaneden ayrılmış!”

“Sen nereden biliyorsun?” Cesur geri çekilerek kızına baktı.

“Aylin abla buraya geldi, dedemle konuşmak için.” Cesur yerinden kalkarak odada dolanmaya başlamıştı.

“Neden beni aramadın?””

“Neden seni arayayım baba? Geldi dedemle konuştu sonrada gitti. Ama başka bir şey var.” Ayşem şahit olduğu şeyi babasına söyleyip söylememeyi düşünürken Cesur kızının elini tutarak gözlerine bakmıştı.

“Ne oldu Ayşem, aramızda gizli saklı olmayacaktı değil mi?”

“Bilmiyorum ama evden çıkarken teyzemle karşılaştı. Pencereden bakıyordum, teyzem ne dediyse Aylin ablanın yüzü beyazladı.” Cesur dişlerini sıkarken kızının elini bırakarak hızla odadan çıkmıştı. Ayşem şaşkınlıkla babasının arkasından bakarken endişeyle yatağından yavaşça kalktı.

“Sevda!” diye bağıran Cesur merdivenlere yöneldiği sırada kadının merdivenlerde bitmesi Cesur’u daha da sinirlendirmişti.

“Hazırlan, akşam uçağı ile gidiyorsun!” Sevda adamın sözlerine şaşırırken Ayşem Hanım deliren oğlunu şaşkınlıkla izliyordu. Onun oğlu sesini asla yükselten biri olmamıştı. Her zaman nazik davranan oğlunu ilk kez bu kadar sinirli görüyordu.

“Ne oluyor oğlum, neden bu kadar sinirlisin?”

“Bu kadın bu akşam buradan gidecek anne, hem de hemen.”

“Akşam oldu Cesur nereye gitsin?”

“Kasabasına dönecek. Etrafımda istemiyorum bu kadını!” dediğinde Sevda merdivenlerden aşağıya inerek üzgün bir şekilde adama bakmıştı.

“Yine ne oldu Cesur, benden acısını çıkartıyorsun?” Sevda’nın ağlayacak gibi olması Cesur’u daha da sinirlendirmişti. Annesi ona inanırken Cesur öfkeyle kadının kolunu kavradı.

“Rol yapmayı bırak Sevda, seni iyi tanıyorum. Buraya neden geldiğini bilmediğimi mi sanıyorsun? Şimdi çık yukarıya çantanı topla, gidiyorsun.” Sevda adamın sözleriyle hemen toparlanarak kolunu kurtarmıştı.

“Beni gönderemezsin.”

“Öyle bir gönderirim ki!” dediğinde Sevda alaycı bir şekilde adama bakmıştı.

“Ankara senin değil ya, istediğim yerde istediğim kadar dururum.” Cesur kadının alaycı sözlerine daha da sinirlenmişti.

“Öyle mi?” diyerek cebinden çıkardığı telefonla eski kayınpederini aradı. Sevda adamın kimi aradığını başta anlamasa da Cesur’un “Evren Bey, kızınızı gelip alın yoksa sokaklarda kalacak. Size söylemiştim, Sevda bana da kızıma da yaklaşmayacak demiştim. Şimdi ya kızınızı gelir alırsınız ya da bana olan borcunuzu hemen ödersiniz!” dediğinde Ayşem Hanım şaşkınlıkla oğluna bakmıştı. Cesur tiksintiyle Sevda’ya bakarken bir yandan da kendisine öfkeli olan kadına konuşmuştu.

“Ya şimdi defolup kasabana gidersin, yanda ailen evsiz yurtsuz kalır.”

“Bunu bana yapamazsın,”

“Öyle bir yaparım ki? Sana söyledim Sevda, seni etrafımda istemiyorum dedim. Sen ne yaptın, ilk fırsatta huzurumu kaçırdın. O da yetmedi benim için önemli olan insanların da huzurunu kaçırdın!” dediğinde Sevda kahkaha atarak Cesur’a baktı.

“Ne o, Aylin beni sana şikayet mi etti?” dediğinde Cesur da ipler kopmuştu.

“Aylin’in adını ağzına alma,” diye bağıran Cesur kadını duvara savurmuştu.

“Oğlum ne yapıyorsun!” Ayşem Hanım Cesur’un hareketlerinden korkmuştu.

“Sen karışma anne, bu bizim aramızda olan bir mesele,” dediğinde Servet beyin sesi oldukça gür çıkmıştı.

“Sakın bir daha annenle bu şekilde konuşma Cesur,” genç adam annesine döndüğünde kadının gözlerinin yaşardığını görünce kendisine kızmıştı.

“Özür dilerim anne, sana çıkışmak istemedim,” diyerek yaşlı kadına sarılmıştı.

“Oğlum?”

“Affet anne, ama bu kadının nasıl biri olduğun siz bilmiyorsunuz. Onu çevremde istemiyorum.”

“Benim hakkımda düzgün konuş Cesur!” Sevda ileri atılırken bu kez Servet Bey araya girmişti.

“Kızım çık odana çantanı hazırla, çocuklarımı huzursuz eden biri bu çatı altında barınamaz.”

“Servet Bey, ben torununuzun teyzesiyim. Benimle bu şekilde konuşamazsınız.”

“Hadi kızım, zorluk çıkarma zararlı çıkarsın.” Sevda dişlerini sıkarak merdivenlere yöneldiğinde içinden saydırıyordu. Olanların sorumlusu olarak Aylin’i görürken içinden genç kadına lanetler yağdırıyordu. Odasının kapısını sertçe kapatarak henüz boşaltmadığı valizini kapatıp yeniden odadan çıkmıştı. Ailenin yüzüne dahi bakmadan dış kapıya yönelirken Servet Bey “Bekle seni bıraksınlar,” dediğinde Sevda yaşlı adama kızgın bir şekilde cevap vermişti.

“Gerek yok, nasıl geldiysem öyle giderim.” Sevda kapıdan çıkıp giderken oldukça sinirliydi. Kesinlikle kasabaya dönmeyecekti. Bir şekilde Ankara da kalmanın yolunu bulacaktı. Aklına gelen kişiyle telefonunu çıkarıp onu aradı. Birkaç dakikalık konuşmadan sonra evden uzaklaşarak durakta beklemeye başlamıştı. Birkaç dakika sonra önüne duran arabayla nefesini dışarıya verirken hiç düşünmeden arabaya binmişti.

“Ne oldu?”

“Hepsi o kadın yüzünden, o kadın yüzünden Cesur beni evden gönderdi.”

“Kim?”

“Kim olacak, Aylin denen kadın.” Adam kızın sözlerine dayanamayarak kahkaha atmıştı.

“İşte şimdi saçmaladın. Aylin asla Cesur’u arayıp şikayette bulunmaz. Onlar konuşmuyor bile. Üsteli Aylin hastaneden ayrıldı.”

“Ne?”

“Duydun, kadın ne kadar nefret ediyorsa Cesur’dan işe başlamasının üzerinden bir hafta geçmeden kendi işten ayrıldı.”

“Emin misin? Altında başka bir neden olmasın?” genç kız nedense adamın sözlerine inanmıyordu.

“İnan bana doğru söylüyorum. Hatta giderken Cesur’a bile haber vermedi. Öğrendiğinde hastanede kaos yaşandı resmen.” Genç kız aldığı haberle sevinirken keyfi de yerine gelmişti.

“Beni nereye götürüyorsun? Fazla uzak olmasın bu semtten?” adam başını çevirerek kendisine sorarcasına bakan kıza kısa bir bakış atarak yeniden önüne dönmüştü.

“Merak etme, yakında ki sitede boş bir dairem var. Seni oraya bırakıp bende eve döneceğim.”  Sevda düşünceli bir şekilde önüne dönerken aklı karma karışıktı. Yanında ki adamın neden ona yardım ettiğini merak ediyordu.

“Neden bana yardım ediyorsun? Senin bu işten çıkarın ne?”

“Yıllardır o hastanede çalışıyorum, Servet’in koltuğu bana bırakıp emekli olmasını beklerken birden ortaya adı sanı ailede geçmeyen Cesur çıktı. O koltuk benim hakkımdı. Üstelik aile sana nasıl davranıyorsa bana da öyle davranıyor.”

“Sen onların damadısın, buna inanmamı bekleme. Ayrıca oğlu dururken neden damadına yerini bıraksın ki?”

“Kafanın basmadığı şeylere burnunu sokma. Sen Cesur’u oyalamaya bak.”

“Sonra ne olacak?” Soner sinsi bir şekilde gülümserken Sevda bu gülümsemeden hiç hoşlanmamıştı. Yanında ki adama dikkat etmesi gerektiğini aklının bir köşesine yazarak gittikleri yolu ezberlemeye çalışmıştı. Ankara onun için yeni bir şehirdi ve yeni yerler yabancılar için dipsiz kuyuyu andırıyordu. Karanlığında boğulmak istemediği şehri iyice tanıması gerekiyordu.

***

“Baba onu göndermemeliydin?” Ayşem hala kızgın olan babasına söylenirken Cesur oralı bile olmamıştı.

“Onun varlığına bile dayanamıyorum.”

“Ne sanıyorsun, evden gitti diye Ankara’dan da mı gidecek?” Cesur da bunun farkındaydı. Açıkçası ne yaptığını hiç merak etmiyordu.

“Ayşem haklı, o kadın buradan kolayca gitmez. Üstelik kendine yandaş bile bulmuş,” diyen Çisil’e dönmüştü bakışlar.

“Kim olduğunu biliyor musun?” Çisem şüpheyle kardeşine bakarken Çisil omzunu silkelerken ablasına cevap vermişti.

“Hayır ama kendi kulaklarımla duydum. Telefonda annesine kendisine yardım edecek birinin olduğunu söylüyordu.” Ayşem babasına bakarken Servet Bey sessizce yerinden kalkıp çalışma odasına doğru ilerlemişti. Yaşlı adamın bazı tedbirler almasının zamanı gelmişti. Cesur babasının sessizce salondan çıkmasını izlerken bakışları annesine dönmüştü. Yaşlı kadın hala üzgün bir şekilde kendisine bakıyordu. Hızlı adımlarla kadının dizinin dibine çökerek ellerini tuttu.

“Annem, çok özür dilerim lütfen üzülme artık,” dediğinde Ayşem yanım oğlunun yüzünü avuçlayarak adamın alnını öpmüştü.

“Ben iyiyim oğlum, siz iyi olduktan sonra ben hep iyi olurum.”

“ Allah seni başımızdan eksik etmesin anne, “ diyerek kadının elini öpmüştü.

“Allah sizi de eksik etmesin evimizden.” Kadın yeniden oğlunu öperken Çisil homurdanarak ikiliye bakıyordu. Çisem kendi düşüncelerinde hala gelmeyen kocasının nerede olacağını merak ederken tedirgindi. Yavaş bir şekilde oturduğu yerden kalkarak odasına yönelirken annesinin seslenmesiyle duraksamıştı.

“Nereye kızım, yemek yemedin?”

“Odama çıkıyorum anne, yorgun hissediyorum.”

“Tamam kızım sen çık ben sana yemek gönderirim.” Çisil de hızla yerinden kalkarak ablasına yardım etmişti. O gece evde kimse doğru düzgün sohbet etmemiş, erkenden odalara çekilmişti.

****

Genç kadın sabah erkenden kalkarak kahvaltıyı hazırladıktan sonra kardeşini de kaldırmıştı. Serdar ablasının yüzünden sabaha kadar uyumadığını anladığında onaylamaz bir şekilde ona baktı.

“Yine uyumadın değil mi?”

“Çok heyecanlıydım uyku tutmadı.”

“Sağlığına dikkat etmen gerekiyor abla, ayrıca kafede çok yorulmayacağına bana söz vereceksin.”

“İnsan sevdiği işi yaparken yorgunluk hisseder mi Serdar?”

“Ben anlamam abla, seni yolda bulmadım. Madem emekli olmak istedin sonuna kadar emekli gibi davran.” Kadın kardeşinin sözlerine gülerken hazırlanarak evden çıkmışlardı. Alacakları mekanın önüne geldiklerinde Aylin besmele çekerek hala işletilen kafeye girmişti. İçeride sabah kahvaltısı yapmak için gelen müşteriler vardı. Çalışanlar ise ellerinden geldiğinde müşterilerle ilgileniyordu. Morallerinin bozuk olduğu her hallerinden belli oluyordu.

“Şu insanlara bak, hepsinin gözünde endişe var,” diyen Aylin o endişenin nedenini anlayabiliyordu.

“Olmaz mı abla, işlerinden olacaklar.” Aylin başını sallarken mutfak bölümüne giderek etrafı kontrol etmişti. Eğer aklındaki mekanı yapabilirse belki de kimse işten çıkmazdı.

“Bir şey mi oldu Hanım Efendi, buraya müşterilerin girmesi yasak,” diyen adamın baş aşçı olduğu kıyafetinden belli oluyordu.

“Ben müşteri değilim, nasip olursa burayı satın alacağım.” Adam Aylin’in sözleri ile duraksamıştı.

“Öyle mi hayırlı olsun,” diyen adam üzgün bir şekilde elinde ki servis tabağını gelen garsona uzatmıştı. Garson servisi alıp mutfaktan çıkarken adam yeniden Aylin’e dönmüştü.

“Burayı alıp ne yapacaksınız?”

“Anlamadım?”

“Yani restoran olarak mı kullanacaksınız yoksa başka bir iş üzerine mi?”

“Aslında kitap kafe tarzı bir yer açmak istiyordum.” Adam düşünceli bir şekilde başını sallayarak genç kadına bakmıştı.

“Buranın müdavimi olan müşteriler var, her akşam yemeğini burada yiyen memurlar. Onları kaybetmemeye çalışın!” Aylin adamın sözlerine buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Üç öğün yemek mi çıkarıyorsunuz?”

“Aslında iki öğün çıkarıyoruz, sabahları isteyene kahvaltı versek de normalde menümüzde kahvaltı yok.”

“O zaman neden kahvaltı çıkarıyorsunuz?”

“Gelenler dediğim gibi yıllardır buranın müşterisi.” Aylin anlayışla başını sallarken adama bakarak sormuştu.

“Adınız neydi?”

“Cengiz usta derler bana.”

“Cengiz usta, benim çocukluğum bu mahallede geçti, bu kafede yıllarca arkadaşlarımla vakit geçirdim. İlerde gençlerin güzel vakit geçirebileceği, bir şeyler içip kitap okuyabileceği bir mekan açmak istemiştim. Burayı da bu hayalim için alıyorum.”

“O zaman sadece yan tarafı hayaliniz için düzenleyin. Kafe bölümü zaten pek iş yapmıyordu.” Aylin adamın sözleriyle duraksamıştı.

“Yan taraf mı?” adam kadının sorusuna gülerek cevap verdi.

“Burası iki dükkan, ortadan ayrılmış olsa da yan tarafta kafe tarzı olan bölüm pek işlek olmuyor. Bu restoran iki dükkanında masrafını karşılıyordu.” Aylin yanında ki kardeşine şaşkınlıkla bakarken Serdar ablasının şaşkınlığına gülmüştü.

“Serdar biz iki dükkan mı alıyoruz?”

“Yok abla, tabuda tek dükkan olarak geçiyor burası. Sahibi daha fazla para kazanmak için ortadan ikiye bölmüş ama o tarafı da kendi işletiyormuş.”

“Öyle mi? Ben ayrı olduklarını düşünmüştüm. O zaman istediğim gibi burayı düzenleyebilirim.”

“Senin işin abla, istediğini yap.” Aylin sevinçle Cengiz ustaya dönerken adamın bir şey anlamadığını fark etmişti.

“Eğer dediğiniz gibi yan mekanda bizimse sizinle devam etmek isterim Cengiz usta. Zaten elemana ihtiyacım olacağı için sizde uygun görürseniz burada çalışmaya devam edin.” Adam kadının sözleriyle mutlu olmuştu.

“Elbette, zaten burada yerleşmiş bir sistem var. Satış işlemleri bitince size işleyişi anlatırım.” Aylin kimseyi işinden etmeyeceği için mutlu olmuştu. Serdar ile mutfaktan çıkarak servis alanına gelmişti. Masalar birbirine uzak bir şekilde aile mahremiyetini gözeterek yerleştirilmişti. Yeni masalar alabilirdi. Ya da ahşap oldukları için onları boyayabilirdi. Gözü camla ayrılan diğer mekana kayarken derin bir nefes aldı. Camın yarısına kadar karşı tarafı kapatan ahşap çitler vardı. Orada da birkaç müşteri vardı ama genelde daha sakindi. Mekan tam ortadan ikiye bölündüğü için bulundukları taraftan tek farkı masa yerleşim şekliydi. Eğer camı ses geçirmez yaptırırsa ve iç dizaynını daha gösterişli yaparsa istediği yere sahip olabilirdi.

“Ne düşünüyorsun abla?”

“Yemek bölümü kalabilir Serdar, adamın dediği gibi daimi müşterileri de kaybetmemiş oluruz,” dedi.

“Peki öteki taraf?”

“Arka taraftan mutfağa bir kapı açtırabilirsek mekan daha da büyük olur. Şu çitlerin yerine kütüphane yerleştiririm. Ayrıca diğer tarafta da dar kesimli bir dolap koyar pasta çeşitlerini sergileriz. Masa ve sandalyeler tamamen değişmeli. Daha rahat masalar ve oturakla yerleştirilmeli. Ayrıca duvarlarda yazılar istiyorum.

“Ne yazısı?”

“Kitap alıntıları, şiir gibi. Belki anı defteri olan bir duvar.” Serdar ablasına hayretle bakarken kadın gülümsemişti.

“Bana şöyle bakma, burada bir şeyler içerken sakince kitap okunabilecek bir mekan istiyorum. İsteyen bir köşede bilgisayarında çalışabilir.”

“Anlıyorum,” diyen adam gözünün önüne rengarenk bir ortam getirmeye çalışmıştı. Ablasını biraz olsun tanıyorsa bu kafe oldukça renkli olacaktı. Serdar’ın arkadaşı gelince genç adam onu karşılamıştı.

“Ne yaptınız hazır mısınız?”

“Biz hazırız da akrabalarının eksik para için bir şey söylemeyeceğine emin misin?”

“Merak etme, söylemeyecekler dedim ya.”

“Gerek kalmadı Serdar, Servet amca da bizimle gelecek. Bize borç vermek istiyor.”

“Öyle mi? İşte bu güzel haber,” diyen adam Aylin’i şaşırtmıştı.

“Hiç itiraz da etmiyorsun.”

“Neden edeyim, Servet amca nasılsa dediğini bize yaptıracaktı. İtiraz ederek kendimi yoramam.” Serdar’ın sözlerine gülen ikili mekan sahibinin gelmesiyle susmuştu. Aylin Servet beyi arayarak tapu dairesinde buluşmak için sözleşirken onlarda kendi arabalarına binerek yola koyulmuştu. Sadece birkaç saat içinde genç kadın yeni mekanının tapusunu eline almıştı. Heyecanla kardeşine bakarken Serdar ilk kez kendiyle gurur duymuştu. Sonunda gerçek anlamda küçük annesini mutlu etmeyi başarmıştı.

Servet beyde en az Serdar kadar mutlu olmuştu Aylin’in mutluluğuna. Kadının gözlerinin içi parlamaya başlamıştı.

“Çok heyecanlıyım Serdar,” diye şakıyan genç kadın Servet beyi güldürmüştü.

“Bilseydim bu kadar mutlu olacağını daha önceden sana kafe alırdım kızım,” dedi. Aylin mahcup bir şekilde yaşlı adama bakarken Servet Bey yeniden gülmüştü.

“Çok teşekkür ederim Servet amca, desteğin için çok teşekkür ederim.”

“O nasıl söz kızım, siz benim evladımsınız.” Serdar adamın sözleriyle duygulanarak bakışlarını kaçırmıştı. Serdar ve Servet Bey tapu dairesinden hastaneye geçerken Aylin de yeni mekanına bakmaya gitmişti. Yenilikler için fikir yürütmeli, çalışanların içini rahatlatmalıydı. Derin bir iç çekerek gelen dolmuşa binmişti. Serdar onu bırakmak istese de Aylin ona itiraz ederek işe gitmesini söylemişti.

***

Genç adam keyifli bir şekilde hastaneye girerken Servet Bey ondan ayrılarak yönetim katına doğru ilerledi. Yaşlı adamı gören çalışanlar ona selam verirken güvenlik görevlisi hemen asansörün kilidini açarak adamın yukarı çıkmasını sağlamıştı. Servet Bey eski odasına giderken oğlunun sekreterinden sabah kahvesini istemişti.

“Cesur Bey gelmedi mi?” diye soran adama Selda cevap vermişti.

“Sabah erkeden geldi Servet Bey şuanda acil bölümünde olmalı. İsterseniz çağırabilirim.”

“Gerek yok kızım, sen benim kahvem gönder yeter.”

“Peki efendim,” diyen Selda eline aldığı telefonla kahve söylerken yerine oturmuştu. Bir haftadır hiç olmadığı kadar yoğun bir tempoda çalışıyordu. Bu gün maaşı yatacaktı neyse ki de eve alış veriş yapabilecekti. Telefonundan hesabına girdiğinde gördüğü rakamla şaşkına dönen genç kız nefesini tutmuştu. Neredeyse iki maaş fazladan para vardı hesabında. Şaşkınlıkla yerinden kalkarken olduğu yerde bir ileri bir geri dolanmaya başlamıştı. “Bir yanlışlık yaptılar galiba, muhasebeye sorsam iyi olacak,” diyerek asansöre yöneldiğinde sonradan aklına gelen işlerle vazgeçmişti. Telefonla da sorabilirdi.

***

Cesur sabahtan beri atmaca gibi kapıyı kolluyordu. Aylin’in ya da Serdar’ın geldiği anı kaçırmamak için gözü acilin çıkışına takılmıştı. Saat neredeyse öğlene gelmesine rağmen iki kardeşten de ses yoktu. Sıkıntıyla hastaya bakarken yanında ki asistana hasta hakkında bilgi veriyordu. Bu şekilde asistanında eğitim almış olmasını sağlıyordu. Sorular soruyor cevaplar bekliyordu. Yanına gelen güvenlik görevlisi ile adama dönen Cesur başını salladı.

“Bir şey mi oldu?”

“Serdar Bey gelince haber ver demiştiniz Cesur Bey, Serdar Doktor az önce hastaneye giriş yaptı.”

“Aylin Hanım da geldi mi?” adam başını ki yana sallarken “Babanızla geldi,” dedi. Cesur dişlerini sıkarken asistana  “Sen devam et,” diyerek hastanın kolunu sarmasını istemişti. Asistan Cesur’un yerini alırken genç adam hızlı adımlarla kadın doğum kliniğine doğru ilerlemeye başlamıştı.

“Cesur Bey…” diye seslenen hemşireye elini sallayarak, “Sonra, şimdi işim var,” dedi. Kadın arkasından şaşkınlıkla bakarken Serdar’ın odasının önüne geldiğinde kapıyı çalmadan hızla içeriye girmişti. Üzerini değiştiren Serdar kapının birden açılmasıyla ardını dönerken kızgın bir çift gözle karşılaşmıştı.

“Ablan nerede?”

“Anlamadım?”

“Beni oyalamayın Serdar Bey, ablan nerede? Neden hastaneye gelmedi?” Cesur’un bakışları karşısında yutkunan genç adam cevap vermişti.

“Ablam işten ayrıldı, şuanda da meşgul.”

“Sana ne yaptığını sormadım nerede olduğunu sordum.”

“Bilmiyorum, biz bir saat önce ayrıldık. Kendisi işleri olduğunu söyleyerek bizden ayrıldı.”

“Beni zorlama Serdar, inan ben zorlamaya gelecek biri değilim.” Serdar adamın tavrından hoşlanmadığı için öne çıkmıştı.

“Bakın Cesur Bey, hastanenin sahibi olmanız size bu şekilde konuşma hakkını vermiyor. Ablam işten ayrıldı ve sizin onu rahatsız etmenizi istemiyor. Ablam bu aralar çok mutlu ve sizin onun mutluluğuna engel olmanıza izin veremem.”

“Mutlu mu?” Cesur genç adamın sözlerini yanlış anlamıştı. Birkaç gün önce Asaf’ın konuşması aklına gelmişti.

“Evet, onu hayatımda ilk kez bu kadar mutlu gördüm ve bozulmasını istemiyorum.” Cesur genç adamın gözlerinden doğru söylediğini anlıyordu. İçi yanarak kapıya yönelip hızla odadan çıkmıştı. Serdar şaşkınlıkla arkasından bakmıştı.

“Ne oldu şimdi buna?” dediğinde bir süre öylece kapanan kapıya bakmıştı. Omzunu silkeleyerek sekreterden ilk hastasını içeri almasını istemiş, yoğun bir günün başlangıcını yapmış olmuştu.

Cesur odadan çıkar çıkmaz asansöre binerek odasına gitmişti. Aklı almıyordu, Aylin’in bunca yıl sonra gerçekten evlenmeyi düşünüyor olmasını aklı almak istemiyor, kalbi reddediyordu. Derin derin soluklanırken odasına girmek üzereyken sekreterin sesiyle kendine gelmişti.

“Cesur Bey, size önemli bir şey söyleyecektim.”

“Ne oldu Selda, şuanda gerçekten gerginim.” Genç adam kıza bakarken bir yandan da sakinleşmeye çalışıyordu.

“Öncelikle maaşım bu ay fazladan yatmış, muhasebeye sordum ama size sormamı istedi.”

“Hak ettiğin parayı aldın Selda, bu ay oldukça yoğun çalışacaksın. Başka bir şey yoksa çalışmaya devam et,” diyen adama şaşkınlıkla bakan Selda ne diyeceğini bilememişti. O paranın yanlışlıkla yattığını düşünürken ikramiye aldığını öğrenmişti. Sevinse de adamın üzgün oluşu nedeniyle belli edememişti.

“Bir şey daha var Cesur Bey, Aylin Hanım…” Cesur Aylin’in adını duyunca hemen dikkat kesilmişti.

“Ne oldu Aylin’e?”

“İşten ayrıldığını biliyorsunuz, öğrendiğime göre hastane yakınlarında ki kafeyi satın almış.” Cesur şaşkınlıkla genç kıza bakarken birden gülmeye başlamıştı. Aylin’in eskiden en büyük hayaliydi kafe açmak, demek ki hayalini gerçekleştirmişti. Belki de mutluluğunun nedeni buydu? Kendi aptallığına gülerken Selda’ya bakarak “Muhasebeye söyle bir maaş daha ikramiye yatırsın hesabına,” dediğinde kızı şoka sokarak odasına girmişti. Üzerinde adeta büyük bir yük kalkmıştı.

***

Aylin işi bıraktı ama bakalım Cesur’dan kurtulabilecek mi?

Sevda gözünü kararttı, Soner ile işbirliği içinde.

Umarım beğenmişsinizdir. Yorum yapmayı ve Reklama tıklamayı unutmayın. Hayırlı Ramazanlar!

17. BÖLÜM <<<<<<<<———->>>>>>>> 19.BÖLÜM

21861cookie-checkCesur 18. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

16 yorum

  1. Cesur un sevinci Selda ya yaradı bol bol ikramiye teyze bozuntusu ve enişte işler karistircaklar ama Servet bey umarım düzgün bir tedbir alır emeğine sağlık güzel bir bölümdü

  2. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ ya Cesur’un sondaki haline bayıldım çok tatlıydı sevinmesi 😀 ❤️ pislik Soner ve Sevda ölse keşke 😡 Çisem ‘e çok üzülüyorum ya niye boşanmıyor hala 🙁 Asaf ‘in abisi ile tanışmasını da sabırsızlıkla bekliyorum

  3. Ellerine emeğine sağlık yazarım sınav haftasında bile aksatmadan bölümleri paylaştığın için çok teşekkür ederim Sevda ve Soner ikilisinden hiç hoşlanmadım planları kendi başlarına bela olur inşallah

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*