Dilay Hanım 19. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bu bölümü erken yayınlamak zorunda kaldım. Hafta sonu sınavlar yüzünden oldukça yorucu geçti. Özellikle ramazanın ilk günü oruçlu bir şekilde belediye otobüsüne binmek tam bir işkenceydi. Akşama siteye giremeyeceğim için bölümü şimdi yayınlıyorum. Kontrol edemedim, hatalar varsa affola. Keyifli okumalar!

***

Hayat hiç beklemediğiniz bir anda size öyle bir sürpriz yapardı ki kendinizden şüphe etmeye başlarsınız. Her gördüğünüze inanmayın derdi bir zamanlar annesi, ama şuanda gördüğü şeye o kadar inanası vardı ki adamın koluna değen temasla kendisine gelmişti.

“Selim, iyi misin?” genç kadın adamın az önceki kadına takılı kaldığını fark edince endişelenmişti. Her zaman soğukkanlı davranan adam birden donup kalmıştı. Üstelik baktığı kadın gideli çok olmuştu.

“Az önce olanı sende gördün değil mi?” Dilay adamın sorusuyla başını sallamıştı.

“Evet, adam ne yaptıysa kadını fena kızdırmış olmalı.”

“O duman gözleri sende gördün!” dediğinde Dilay iyice şüphelenmeye başlamıştı.

“Sen iyi olduğuna emin misin? Kadından mı bahsediyorsun?” Selim başını sallarken Dilay derin bir nefes almıştı. Selim birkaç dakika sonra fark ettiği şeyle etrafına bakınmaya başlamıştı.

“Nereye gitti?”

“Polis arabasına bindirdiler,” dediğinde Dilay oldukça şaşkındı.

“Sen yukarıya çık Dilay, benim az işim var.” Selim kadının bir şey söylemesini beklemeden hızla arabasına doğru ilerlemişti. Genç kadın normal davranmayan adamın arkasından bakarken tek düşündüğü şeyin Selim’in kadını tanıyor olabileceğiydi. Aklına kendilerine dikilen gözler gelince birden ürpermişti. Hayatında onun kadar öfkeli birini daha görmemişti.

***

Dilay daha fazla orada beklemeden yukarıya çıkarken hastane koridorunda etrafına bakınarak yürüyen adamı görünce gülümseyerek ona doğru ilerledi. Elinde küçük bir paket vardı.

“Engin?” diye adama seslenen genç adın adamın kendisine gülümseyerek yaklaşmasını izlemişti.

“Merhaba, Mehmet Bey nasıl oldu?”

“Merhaba hoş geldin, babam daha iyi,” diyerek adama cevap vermişti. İkili yan yana yaşlı adamın odasına giderken Engin derin bir nefes almıştı.

“Bir sorun mu var Engin?”

“Hayır, bir sorun yok sadece biraz gerginim.”

“Neden?” Dilay anlamaz bir şekilde genç adama bakmıştı.

“Mehmet Bey senin için çok önemli, sanırım beni sevmesini istiyorum,” dediğinde Dilay şaşkınlıkla adama bakmıştı.

“Babam kimseye ön yargılı davranmaz. Seni tanıdıkça sevecektir.”

“Öyle mi dersin?” adam emin olmak ister gibi kadının yüzüne bakıyordu. Dilay onun cidden gergin olduğunu anlayınca gülerek adamın koluna girmişti. Dilay uzun zaman sonra keyifli bir şekilde gülümsemişti. Engin koluna giren kadına bakarken garip bir şekilde heyecanlandığını hissedince kendine kızdı. Boşanmak üzere bile olsa Dilay evliydi ve evli bir kadın karşısında heyecanlanmayı kendisine yakıştıramamıştı.

“Ne  oldu?” Dilay adamdaki değişimi fark edince duraksayarak ona bakmıştı. Selim başını hızla iki yana sallarken ne söyleyeceğini bilememişti.

“Önemli bir şey yok, çocuklar burada mı?” diye sordu. Konuyu değiştirmesi en iyisiydi.”

“Evet, dedelerinin yanındalar.” İkili odanın kapısından içeriye girdiklerinde ikizler yataktaki adamın iki yanında durmuş adama bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Dilay onları bu şekilde görünce içinin ısındığını hissetmişti. Her zaman böyle hissediyordu. Çocuklarının aile içinde sevilmesi onu mutlu ediyordu. Kendi amcaları da büyükleri de Dilay’a hiçbir zaman bu sıcaklığı hissettirmemişti. Babası dışında! Rahmetli babasını hatırlayınca içi ezilen kadın bakışlarını kaçırırken Engin’in ne zaman odaya girdiğini ve sohbete başladığını bilmiyordu. Derin bir iç çekerken Mehmet beyin dikkatini çekmişti.

“Dilay kızım, Selim nerede?”

“Selim bir tanıdığı gördü baba onu görmeye gitti.”

“Öyle mi, bir sorun yoktur umarım,” diyen adam hastanede tanıdık kimi görebilir diye düşünmüştü.

“Yok babacım, iyiydi…” derken içinden de ‘en azından öyle görünüyordu,’ diye geçirmişti.

“İyi bari, hadi siz çocukları da alın gidin. Selim gelene kadar ben dinlenirim,” dediğinde Dilay hemen itiraz etmişti.

“Olmaz baba, Selim gelemden seni yalnız bırakamam. Seyhan çocukları götürür, değil mi Seyhan?” diye sorduğunda Seyhan başını sallamıştı.

“Sen neyle geleceksin abla, istersen biz de bekleyelim.”

“Çocukların uykusu geldi Seyhan, sen onları götür. Hem Cafer amca burada beni o bırakır,” dediğinde Engin konuşmuştu.

“Ben de aynı yöne gideceğim, çiftliğe bırakabilirim.” Dilay sorarcasına bakarken Engin gülümseyerek devam etmişti. “Bu gün komşunuz olduk, yeni eve taşındık,” dedi. Dilay şaşırırken çocuklar sevinçle birbirine sarılmıştı.

“Duydun mu ayne, Nisan ablam artık hep yanımızda olacak.” Süreyya’nın sözlerine kadın gülerek karşılık vermişti.

“Duydum hayatım, çok güzel bir haber bu.” Seyhan çocukları tek tek yanına çekerek “Dedeye hoşça kal deyin bakayım,” dediğinde ikili yeniden dedesine sarılmak için kollarını açmıştı. Seyhan onlara yardım ederken Dilay gülümseyerek onları izliyordu. Onlar hastane odasından çıkarken odada sadece Engin kalmıştı.

“Söyle bakalım delikanlı, Dilay hakkında ne düşünüyorsun?” Engin şaşkınlıkla ona bakarken yaşlı adam genç adamın şaşkın ifadesine gülmüştü.

“Anlamadım?”

“Bence beni anladın, bu aralar Dilay’ın yanında seni sık sık görüyorum. Bunu neye borçluyuz?”

“Sizi rahatsız ettiğimi bitmiyordum. Ama Dilay’ı bulmuşken onu bırakmayı düşünmüyorum. Önceleri iş için görüşmüştük, dahaki onu mezarlıkta görene kadar. Süha amcanın kızının her zaman yanında olacağım.” Yaşlı adam anlayışla başını sallarken derin bir nefes vermişti.

“Seni yargılamak için söylemedim evladım. Dilay oğlumla evli olsa da benim kızım gibidir. Gönül isterdi ki Selim ile evliliği bitmesin ama onları zorlayamam. Özellikle Dilay’ın mutlu olmasını istiyorum. Kızım çok zorluklar çekti, bundan sonra daha rahat yaşamasını istemek suç mu?”

“Elbette değil, Dilay mutlu olmayı sonuna kadar hak ediyor.” Adam buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Herkesten çok hem de,” dediğinde Engin dalgın bir şekilde adamın yüzüne bakmıştı. ,

“Bir şey soracaktım, hiç aralarını bulmayı düşünmediniz mi?” Mehmet Bey adamın sorusuyla buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Bunu çok isterdim ama Selim düğünden hemen sonra çiftlikten ayrıldı. Onu yıllardır görmedik. Çocukların varlığını bile buraya geldiğinde öğrendi,” dediğinde Engin şaşkınlıkla adama bakmıştı.

“Anlamdım, ne yani bunca sene ikizleri bilmiyor muydu?” adam başını iki yana sallarken oldukça üzgündü.

“Bilmiyordu, ona bir tülü ulaşamadık. Aradığımızda telefonu açmıyordu, evine gittiğimizde şehir dışında oluyordu,” dedi.

“Çok yazık olmuş, ben Nisan’dan biran olsun ayrı kalmayı düşünemezdim. İkizler babalarına çok düşkün görünüyordu.”

“Öyleler, öğrendiklerinde Süreyya babasının yanından ayrılmaz oldu. Süha ise daha temkinli davranıyor ama o da babasını seviyor.”

“Anlaşmalarına sevindim. Ne anne babalar var evlatlarına kendini sevdiremiyor.” Adamın konuşması Dilay’ın odaya girmesiyle kesilmişti. Genç kadın yaşlı adamın yatağının kenarına oturarak adamın elini avucunun içine hapsetmişti.

“Nasılsın baba, kendini iyi hissediyor musun?” dediğinde adamın gerçekten ne hissettiğini anlamak istemişti. Biliyordu ki Mehmet Bey sadece Dilay’ın yanında gerçek hislerini açığa vuruyordu.

“Korkuyorum kızım?” diyen adama kadın üzülerek elini öpmüştü.

“Korkman çok doğal baba, ama iyi olacaksın.”

“Onu Allah bilir, sadece geride kalanların iyi olması için dua edebilirim.” Engin şaşkınlıkla ikiliyi sessizce dinlerken Dilay derin bir nefes çekerek adamın alnını öpmüştü.

“Baba, yağma böyle. Ameliyat başarılı geçecek, doktor ne dedi sana?”

“Elimde değil hayatım, ne yapayım.” Engin boğazını temizleyerek varlığını unutan baba kıza kendisini hatırlatmıştı. Eğer yapmasaydı koca adam yanında neredeyse ağlayacaktı.

“Emin olun Mehmet Bey, iyi olacaksınız. Sizi seven bunda çocuğunuz varken güçlü olmalısınız.”

“İnşallah evladım.” Adam bir süre duraksadıktan sonra ilaçlar yüzünden uykusu gelince gözlerini kapatmıştı. Dilay adama bakarak dışarıya çıkmayı işaret ettiğinde Engin yerinden kalkarak kapıya yönelmişti. İkisi de sessizce odadan çıkarken Dilay dayanamayarak telefonundan Selim’i aramıştı. Saat geç olmasına rağmen hala dönmemişti. Telefon çalsa da bir süre sonra meşgule düşmüştü. Yüzü asılan genç kadın Engin’e dönerek konuştu.

“Engin istersen sen git, Selim geç kalacak sanırım.”

“Ben bekledim, sen beni merak etme. Hem yorgun görünüyorsun şöyle oturalım,” diyerek yüksek pencerenin geniş pervazını göstererek kadına oturmasını işaret etmişti. Dilay gerçekten de yorgun hissediyordu. İkili yan yana oturduğunda bir süre sessiz kalmıştı. Genç adam yanında ki kadınla sessizliği bile dinlemenin ayrı keyif verici olduğunu düşünürken yine düşüncelerine savaş ilan edercesine kendisine kızmıştı.

“Yine niye yüzün asıldı?” Engin kadının sözleriyle hemen toparlanmıştı.

“Aklıma bir şey geldi de ondan,” derken koridorun sonundan gelen adamı görünce yerinden kalkarak Dilay ile arasına kısa bir mesafe koymuştu. Genç kadın adamın yerinden kalktığını görünce bakışlarının odak noktasına döndüğünde Selim’i görünce hemen yerinden kalkmıştı. Genç adama doğru ilerlerken Selim de hızlı adımlarla ona yaklaşıyordu.

“Nerede kaldın sen? Arıyorum açmıyorsun da.” Dilay’ın ani çıkışı ile afallayan iki adam duraksamıştı.

“Geleceğimi söyledim, tanıdık birini gördüm ona bakmaya gittim.” Genç adamın sözleri ile Dilay derin bir nefes almıştı. Bir süre kendini sakinleştirmeye çalışarak susmuştu. Selim Engin’i görünce elini ona uzatarak tokalaşmıştı.

“Hoş geldiniz, sizi burada bulmak rahatlattı beni,” dediğinde Dilay da Engin de şaşkınlıkla adama bakmıştı.

“Teşekkür ederim,” derken başka ne söyleyeceğini bilememişti. Hala Selim’i çözemediği için huzursuzdu. Dilay kendi karısı olsaydı ve başka bir adam benim gibi ona yaklaşmış olsaydı ne yapardı hiç bilmiyordu.

“Babam uyudu mu? Dilay başını sallarken genç adam kapıya yönelerek genç kadına bakmıştı. “Sen eve geç Dilay, ben buradayım artık. Hem çocuklar da seni merak etmesin,” dediğinde Dilay onun kardeşi ile konuştuğunu anlamıştı. Dilay yeniden başını sallayarak genç adamı onaylamıştı.

“Bir şey olursa saat kaç olursa olsun beni ara,” diyerek Engin’e bakan Dilay “Çantamı alayım çıkalım,” dedi. Engin sessizdi. Onların yanında kendini kalabalık gibi hissetmişti.

“Ben aşağıda seni bekliyorum,” diyerek Selim ile görüştükten sonra yanlarından ayrılmıştı.

“İyi bir adama benziyor.” Genç adam kadına söylerken Dilay farkında olmadan onu onaylamıştı.

“İyi biri zaten,” dediğinde bakışlarını Engin’in ardından çekerek Selim’e dikmişti.

“Söylesene, kimdi o tanıdık deyip ardından gittiğin?” Selim gelen soruyla üzgün bir şekilde bakışlarını kaçırmıştı.

“Eğer tahmin ettiğim kişiyse onu yıllardır görmemiştim. Peşinden gittim ama onu göremedim. Karakoldan çıkmıştı,” dedi.

“Eminim yeniden karşılaşırsınız,” derken Dilay onların ne şekilde karşılaşacağından habersizdi.

“Bilmiyorum, burada olduğunu öğrendikten sonra onu bulabilirim sanırım. Eski kaldığı eve gideceğim,” dediğinde Dilay anlayışla genç adama bakmıştı.

“Umarım arkadaşını yeniden bulursun. Bir arkadaşının olması güzel bir duygudur.” Dediğinde Selim genç kadının yutkunduğunu fark etmişti. Dilay’ın bildiği kadarıyla arkadaşı yok denecek kadar azdı. Önceden de babasının koruması altına olan kadının arkadaş edinecek ortamı olmamıştı. Amcası ve oğlu her zaman kızın peşinde dolandığı için Süha Bey kızını hep korunaklı okullarda okutmuştu.

“Gitsen iyi olacak, Engin Bey seni bekliyor.”

“Eve gidince ararım seni, babam uyanınca da sen ara.” Dilay çantasını alarak oradan uzaklaşırken birkaç gündür Selim’le ne kadar rahat sohbet ettiğini düşünüyordu. Merdivenleri kullanmak yerine asansöre binen genç kadın peşindeki kişiden habersiz Engin’e doğru ilerlerken hafif gülümsemişti.

“Kusura bakma, seni de beklettim.”

“Sorun değil, iyi misin?” Dilay başını sallarken babasını hastane odasına bırakarak eve dönüyor olmasından hoşlanmamıştı.

“Evet, sabah erkenden gelmem gerekiyor. Babam ameliyata girmeden önce onu görmek istiyorum.”

“İstersen ben seni getirebilirim,” derken Dilay arabaya binerek adama cevap vermişti.

“Seyhan ile geleceğim. Senin yorulmanı istemem.”

“Seninle alakalı hiç bir şey beni yormaz Dilay, lütfen benden yabancıymışım gibi uzak durma.” Genç adama arabayı çalıştırarak hastanenin park alanından çıkarken arkayı kontrol ederken gözüne takılan kişiyle kaşlarını çatmıştı. O adamı daha önce gördüğüne emindi.”

“Neye bakıyorsun öyle?” diye soran genç kadın başını çevirerek arkaya bakmıştı. Dilay’ın yaptığı hareketle adamın hemen kolon arkasına saklanması Engin’i daha da şüphelendirmişti.

“Şey senden Selim’in numarasını isteyebilir miyim?”

“Selim mi neden?” Engin kadının haklı sorusu karşısında kısa bir süre duraksadıktan sonra aklına ilk gelen şeyi söylemişti.

“Elmas’ın numarasını isteyeceğim. Malım eski karımın neler planladığını ancak ondan öğrenebilirim.” Dilay olumlu bir şekilde başını sallayarak telefonunu çıkarıp adama Selim’in numarasını mesaj olarak atmıştı. Engin yola dikkat ederek ilerlerken saatin gece yarısına geldiğini görünce zamanın nasıl geçtiğini düşünmeden edememişti. Bu kadar geç olduğunu fark etmemişti. Sessiz yapılan yolculuk çiftlik bahçesinde biterken arabadan inen Dilay’a seslenen Engin derin bir nefes almıştı.

“Bir şey mi söyleyeceksin?”

“Şu birkaç gün tek başına gezmemeni söyleyecektim. Geçen gün olanları bende duydum, dikkatli olmalısın.”

“Merak etme, o adam yakalandı…”

“Yine de sen kendini tehlikeye atma. Hatta kendine bir koruma tutarsan sevinirim.” Dilay adamın neden ısrar ettiğini anlamamıştı. Yine de söylediklerini düşüneceğini biliyordu. Özellikle son zamanlarda olan olaylar yüzünden daha dikkatli olmalıydı.

“Getirdiğin için teşekkür ederim Engin. Eve gitmelisin artık Nisan seni bekliyordur.” Engin kadının eve girişini bekledikten sonra arabayı çalıştırarak yan taraftaki kendi evine doğru ilerlemişti. Akşam çıkarken kızına erken geleceğini söylemiş ama sözünü tutamamıştı. Arabasını kendi çiftliğinin önüne park ettiğinde evin etrafında ki tüm ışıkların yandığını görünce kaşlarını çatmıştı. Ön tarafı anlayabilirdi ama arka tarafın da yakılmasından hoşlanmamıştı. Hızlı bir şekilde eve girerek seslenmişti.

“Nuray Hanım, neredesiniz?” birkaç seslenme sonrası genç kadın uyuklayarak alt odalardan birinden çıkmıştı.

“Engin Bey, bir şey mi oldu?”

“Nisan nerede?” kıza sorduğu soruyla Nuray şaşırmıştı.

“Odasında uyuyor, bir sorun mu var?” kadının sözleriyle genç adam rahat bir nefes verirken kızının odasına doğru ilerledi. Kadının dediği gibi kızı uyuyordu.

“Arka tarafın ışıkları neden açık? Evin tüm ışıkları yanıyor,” dediğinde kız mahcup bir şekilde adama bakmıştı.

“Şey ütü yaparken sigortaları attırdım, sigortalar arka taraftaymış. Ben sigortayı açınca unutmuşum ışıkları kapamayı.”

“Anladım, bir dahaki sefere hepsini açmayın. Tek ışık yeter kapı aydınlanmasına.” Genç kız başını sallayarak adamın yanından uzaklaşırken Engin kızının yanına giderek yatağının kenarına oturmuştu. Kendi odası da kızına yakın olması için hemen yan odadaydı. Bir süre uyuyan küçük kızı izledikten sonra aklına gelen şeyle sessizce odadan çıkıp kendi yatak odasına girmişti.

***

Genç kadın sabahın erken saatinde kalkıp Seyhan ile birlikte hastaneye doğru yola çıkmıştı. İkisi de oldukça sessizdi. Gerginlikleri belli olsa da birbirine yansıtmamaya çalışıyordu. Hastanenin önüne park ettikleri arabadan inerek hızlı adımlarla babasının odasına doğru ilerlediklerinde oldukça telaşlıydılar. Sabah erkenden Mehmet Bey ameliyata alınacaktı ve adamla konuşmak için biraz olsun vakitleri olmasını istiyorlardı. Odanın kapısına geldiklerinde içeride oldukça kalabalık olan doktor grubu babasının başında toplanmış birbirlerine hastanın tedavisi hakkında bilgi alışverişi yapıyorlardı. Seyhan ve Dilay vizite grubunun dışarı çıkmasını beklerken babasının doktoru Selman beyle göz göze gelmişti.

“Birazdan onu hazırlamak için gelecekler, şimdilik fazla yormayın.” Dilay başını sallarken kapıdan çıkan grupla birlikte ikili yaşlı adamın yanına girmişti.

“Geldiniz mi?” Selim yorgun bir şekilde onlara bakarken Seyhan abisine gülümseyerek bakmıştı.

“Berbat görünüyorsun. Bilseydim ben kalırdım babamın yanında,” dediğinde sesindeki şakacı ton ortamı yumuşatmak için az da olsa yeterli olmuştu.

“Nasılsın babacım?” Dilay adamın yanına oturarak elini öpmüştü.

“Daha iyiyim kızım, doktorlar geldi anlamadığım dilde konuştu gitti.” Selim babasının sözlerine gülümserken Dilay’a cevap vermişti.

“Selman amca bu gün daha iyi olduğunu söyledi. Ameliyat için hemen hazırlıkla başlayacakmış.”

“İyi bari, sen de kötü görünüyorsun. Gece bir şey mi oldu?” diye soran kadına adam başını sallayarak cevap verdi.

“Hastanelerde pek uyuyamam, sadece biraz uykusuzum.” Selim’in sözlerine Seyhan ve Mehmet Bey üzülmüştü. Onun neden hastanelerde uyuyamadığını en iyi bilen ikisiydi. Seyhan abisinin hem ağır tedaviler, hem de annesinin hastalığı yüzünden hastane korkusu yaşadığını unuttuğuna inanamıyordu. Onun yerine kendisi babasının yanında kalması gerekirdi. Kendine kızarken babasıyla göz göze gelmişti. Yaşlı adam da Seyhan ile aynı şeyi düşünüyordu. Adamın içi acırken kendisi için korkularıyla yüzleşmeye çabalamasını görmek onu daha da cesaretlendirmişti. Evlatları onun için o ameliyattan sağ salim çıkması gerekiyordu.

“Beni merak etmeyin artık, sizde duydunuz Selman olumlu konuştu. Ayrıca ameliyattan sonra kimse hastanede kalmasın. Birkaç gün yoğun bakımda olacakmışım,” dediğinde Dilay hızla Selim’e dönmüştü.

“Babam doğru mu söylüyor?”

“Duruma göre tedbir amaçlı koyacaklar, hemen endişelenme,” diye kadını sakinleştiren genç adam Seyhan’ı kolunun altına alarak sormuştu. “Çocuklar nasıl, onları şimdiden özledim. Keşke onları da getirseydiniz,” dedi. Dilay Selim’in sözlerine buruk bir şekilde gülümserken onların kaybettiği beş yıla acıyordu. Odanın kapısından içeriye giren hastanene personeliyle bakışlar adama dönmüştü. Elinde mavi kareli, üzerinde hastane logosu olan ameliyat önlüğü ile odadakilere bakarak “Hastayı hazırlamamız gerekiyor,” dediğinde Selim adamın elinden önlüğü alarak adama cevap vermişti.

“Ben babamın giyinmesinde yardımcı olurum, teşekkür ederim,”

“Peki o zaman, birazdan hastayı almak için gelirim,” dediğinde Dilay dışarıya çıkarken oldukça gergindi. Selim ve Seyhan babalarının yataktan doğrulmasına yardım ederek üzerini giydirirken adamın gözünde büyük bir gurur vardı. İki evladı vardı ve ikisiyle de gurur duyuyordu.

“Olurda bir şey olursa…”

“Böyle konuşma baba, sana bir şey olmayacak.” Seyhan hemen adamın sözlünü kesmişti.

“Siz yine de beni dinleyin, olurda bir aksilik çıkarsa Dilay ikinize emanet. Kızımı yalnız bırakmayın, babasının yüzüne bakamam sonra,” dediğinde adamlar babası için üzülmüştü.

“Sen Dilay’ı merak etme baba, o kendine bakabilecek kadar güçlü bir kadın.”

“Öyle elbet ama bazı şeylere gücü yetmeyebilir. Siz yine de gözünüzü onun üzerinden ayırmayın.” Adamı giydirdikten sonra odanın kapısı tıklatılmış elinde serumla bir hemşire odaya girmişti. Kolunda ki damar yoluna ek olarak diğer koluna da başka damar yolu açılmıştı. Adam getirilen sedyeye uzanırken Dilay hemen elini tutmuştu.

“Burada seni bekliyoruz babacım, sen sadece sakin olmaya çalış,” derken adam kadının elini sıkmıştı.

“Hakkınızı helal edin,” derken Dilay’ın yanağından aşağıya bir damla yaş akmıştı.

“O nasıl söz babacım, asıl sen hakkını helal et.” Adamın gözleri yavaşça kapanırken Dilay yutkunarak yanlarında ki görevliye bakmıştı.

“Neden uyudu?” Selim ve Seyhan da şaşkınlıkla ona bakmıştı.

“Babam…” derken ikisi de oldukça endişeliydi. Adam zaten korkuyordu, ameliyat öncesi bir sorun çıkmasından ölesiye korkuyorlardı.

“Merak etmeyin, Selman hocam ameliyata girerken sakin olması için onu uyutmalarını söyledi. Malum hastanın korkusu var,” dediğinde üçü de derin bir nefes almıştı. Mehmet Bey ameliyata girerken Seyhan Dilay’ın koluna girerek onu dışarıda ki banklardan birine oturtmuştu. Selim hala ayakta kapanan ameliyathane kapısına bakarken içi sıkılmıştı.

“Ben kapıya çıkıyorum, hava almam gerekiyor,” dediğinde Seyhan ve Dilay ona anlayışla bakmışlardı. Adamın arkasından bakarken Seyhan üzgün bir şekilde konuşmuştu.

“Onun hastane korkusu olduğunu unuttuğuma inanamıyorum. Gece boyu korkudan uyuyamamıştır.”

“Bunu bilemezdin Seyhan,”

“Biliyordum, ama unuttum abla. Gece ben kalmalıydım babamın yanında. Babama o kadar daldık ki abimin hastanede geçirdiği zor günleri unuttuk.” Dilay adamın elini sıkarak onu teselli etmeye çalışmıştı.

“Babam buradan bir çıksın, inşallah onu bir daha hastane köşelerinde görmeyeceğiz.”

“İnşallah,” diyen Seyhan kolunu genç kadının omzuna atarak başını göğsüne çekmişti. İkili sessiz bir şekilde karşısında ki ameliyat gösterge ekranına bakarken oldukça dalgındı. Babasının adının ekrana çıkmasıyla ikili dua etmeye başlamıştı.

*Ameliyata girdi* yazısı genç kadının içini sıkarken oradan sağ salim çıkması için dua ediyordu. Bir süre sonra oturmaktan sıkılan ikili ayağa kalkarak koridorda volta atmaya başlamıştı. İçerden hiçbir ses çıkmamıştı. Bu durum onları hem korkutuyor, hem de sevindiriyordu. Korkuyorlardı ameliyat uzadıkça tehlike devam ediyorlardı, mutlulukları ise olumsuz bir şey duymadıklarındandı.

“Dilay, Seyhan?” ikili kendilerine seslenen adama döndüğünde Dilay üzgün bir şekilde adama bakmıştı.

“Hoş geldin Engin,” diye adamı karşılayan genç kadın Engin’in de üzgün bir şekilde ikiliye bakmasına neden olmuştu.

“Ameliyata girdi mi? Bir haber var mı?” genç adam birçok kez kızının ameliyattan çıkmasını beklemişti. Tek başına olmanın ne kadar yıpratıcı olduğunu çok iyi biliyordu. Dilay belki yalnız değildi ama kendisi de yanında olmak istemişti. Çaresizce kapı ardında beklemek kadar kötü bir duygu yoktu. Sevdiğinden haber alabilmek için çabalamak kadar zor olan ise kötü bir haber almamak için kulaklarını tıkamaktı.

“Daha kimse bir şey söylemedi.”

“Bu iyi bir haber asılında,  korkmayın. Hiç haber alamamak kötü bir haber almaktan daha iyidir. Geçin şöyle oturun,  bayılacak gibi duruyorsun.” Genç kadını oturturken etrafına bakınmaya başlamıştı.

“Selim yok mu?”

“Abim hava almak için dışarıya çıktı,” dediğinde Engin ikiliye bakarak başını sallamıştı.

“Ona da geçmiş olsun diyeyim,” diyerek yanlarından ayrılmıştı. Bahçeye çıktığında adamın bir ağacın altında ki banka oturmuş, başı iki elinin arasında öne doğru eğilerek durduğunu görünce ona doğru ilerlemişti.

“Selamünaleyküm” Selim duyduğu sesle başını yavaşça kaldırarak karşısında ki adama baktı.

“Aleykümselam,” derken Engin’in yanına geçip oturmasına sessiz kalmıştı.

“Kendini toparlaman gerekiyor biliyorsun değil mi? içerdekiler korkudan bayılacak gibi,” dediğinde Selim gerilmişti.

“Ben içerde kalamadım, hava almak için çıkmıştım.”

“Anlıyorum ama şimdi her zamankinden daha çok dik durmalısın. Üstelik sana söylemem gereken önemli bir şey var.” Selim şaşkınlıkla Engin’e bakarken onun kendisine önemli ne söyleyebileceğini düşünmeye başlamıştı.

“Bilmem gereken önemli şey nedir?” Engin etrafına kısa bir göz attıktan sonra derin bir nefes alarak adama dönmüştü.

“Dün gece eve giderken takip ediliyorduk. Dilay korkmasın diye ona belli etmemeye çalıştım ama dikkatli olmakta fayda var.” Selim adamın sözlerine dişlerini sıkarak ayağa kalkmıştı.

“Emin misin?” Engin başını sallarken cevap vermişti.

“Hastane de Dilay’ı gözlüyordu, başta yanlış gördüğümü düşündüm ama arabaya binerken emin oldum. Adam kesinlikle Dilay’ın peşindeydi.” Selim elleri yumruk yaparak sakinleşmek için derin derin nefes almaya başladı. Adımlar hastaneye doğru ilerlerken Engin de hemen peşinden gitmişti. Babasının hastalığına o kadar dalmıştılar ki etrafında ki tehlikelerden habersizlerdi. Şuanda hepsi savunmasız bir şekilde dolanıyordu.

“Haber verdiğin için teşekkür ederim.”

“Biliyorum, sizin için zor bir süreç ama Dilay’ı koruması için peşine bir adam taktım. Güvendiğim bir güvenlik şirketinden. Böyle bir zamanda birde bununla uğraşmayın. Sadece her ihtimale dikkatli olun diye söyledim.”  Selim adama minnetle bakarken hızlı adımlarla ameliyathane kapısına doğru ilerlemişlerdi. Yaklaştıklarında Seyhan ve Dilay’ın birbirine sarılı bir şekilde ağladığını gördüğünde genç adam ayağının altında ki yerin kaydığını hissederek yanında ki adamın koluna asılmıştı. Engin başta ne olduğunu anlayamasa da üzerine doğru devrilen adamı görünce hızlı davranarak onu düşmeden yakaladı.

“Yardım edin!” diye bağıran genç adamın sesine Dilay ve Seyhan’ın çığlıkları karışmıştı.

****

Gitti güzelim çocuk…

Mehmet bey bakalım iyileşecek mi?

Sizce Selim kimi görmüş olabilir?

Yorum yapan herkese çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Reklama tıklamayı unutmayın, sayfa etkileşimi düşmüş 🙁 Şimdiden Hayırlı iftarlar!

18. BÖLÜM <<<<<<<<<<———–>>>>>>>>>> 20. BÖLÜM

21910cookie-checkDilay Hanım 19. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

14 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ acaba eskiden sevdiği birisini mi gördü ki sevgilisini felan evlendiği için ayrıldılar da o yüzden mi nefretle baktı ki bizimkilere ? Öyleyse biraz zor affeder Selim’i bence Dilay evlenmesi üstüne bir de Elmas ile ilişki yaşamasi kız için zor gibi , Mehmet bey’e bir şey olmasın ne olur ya niye ağladılar ;(( 🙁 ah Engin harikasın sen ❤️

  2. Ellerine sağlık canım harika olmuş
    Umarım Mehmet Bey kısa zamanda iyileşir, hayali bir karakter dahi olsa üzülürüm kaybedersek. Ve umarım Selim aradığı arkadaşını (!) kısa zamanda bulur. Ve umarım artık Seyhan da Aslı’ya açılır. Hepsi mutlu olmayı hak ediyor.

  3. Selim’in kalbinden çıkaramadığı aşkı sanırım gördüğü kadın. Engin’de duygular başladı, Dilay Engin’i sevecek mi bakalım. Mehmet beyin iyi olacağını umuyorum. Emeğine sağlık yazarım

  4. Tüh heyecanlı yerinde bitti umarım iyidir Mehmet bey Selim in peşinden koştuğu kadın eski unutulmamış bir aşk gibi haftayı beklicez artık emeğine sağlık güzel bir bölümdü

  5. Mehmet umarım iyileşir torunlarıni çok seviyor. Engin Dilaya olan ilgisi kimsenin gözünden kaçmıyor selim de farkında . Selim ve Dilay iyi bir dost olabilirler ama evlilik hayatı onlara mutluluk getirmedi.

  6. Emeginize saglik , basilmış tum kitaplarınızı okudum hem de zevkle. Bu platformda yeni başladım hikayelerinizi okumaya. Güçlü kadınların hikayelerine ve kültürümüze bağlı aile hikayelerine bayılıyorum, size bunun için ayrıca teşekkür ediyorum. Yüreğinize sağlık

  7. Ay yazık ya yine de kıyamadım baze ne kadar kızsamda galjba onun yaşadıklarıda hiç kolay değil , enginde yüzü gülmeyen adamlardan ama dilayla olmaz diye düşünüyorum dost daha güzel duruyor gibi bence onun karşınada dialy gibi güćlü ve iyi çıksa sanki iyi olur ben zor olsada dilay ve selim biraraya gelmesjnden yanayım ćünki çocuklar ićin de böylesi daha iyi gibi tabiki son söz senin yazarcım umarım mehmet beyde biran önce sağlığına kavuşur çok güzel bir bölümdü emeğinize sağlık

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*