Cesur 20. Bölüm

Herkese hayırlı akşamlar, umarım güzel vakit geçiriyorsunuz. Bölüm biter bitmez hemen atmak istedim. Şimdiden Keyifli okumalar!

***

Genç kız yana çekilirken yanından geçip ok gibi arkasında ki adama sarılan kızla donup kalmıştı.

“Amca biliyor musun babam artık onunla yaşayacağımı söyledi?” diye şakıyan küçük kız Gürsel’n kollarında sevinçle şakırken Çisil’in aklında kızın ‘babam’ sözleri dolanıyordu. Babası kimdi bu kızın?

“Öyle mi hayatım, çok sevindim. Kiminle geldin sen?” Gürsel yeğenini görmeyi beklemediği için şaşırsa da bunu küçük kıza yansıtmamıştı.

“Narin, nereye kayboldun?” diyerek kapıdan çıkan kadınla genç adam cevabını almış olmuştu.

“Anne, hoş geldin.” Çisil kadının Asaf’ın annesi olduğunu öğrenince yanlış bir zamanda geldiğine emin olmuştu. Onun burada işi yoktu. Geri de dönemezdi. Sıkıntıyla iç çekerken kadının göz hapsinde olduğunu görünce iyice gerilmişti.

“Arkadaşın kim oğlum, bizi tanıştırmayacak mısın?” diye soran kadın şalının ucun geriye atarken tam bir Anadolu kadını gibi görünüyordu. Boyu uzun olmasa da heybeti kadının duruşundan geliyordu.

“Asaf abimi ziyarete geldi, hastaneden arkadaşı,” dediğinde kadının gözleri parlamıştı resmen.

“Öyle mi, gelsene kızım,” derken sevinci sesine de yansımıştı. Gürsel annesinden ki değişimi görünce gülümsemesini saklamak için başını yeğeninin boynuna saklarken hep birlikte evin içine girmişlerdi. Genç kız farkında olmadan evi incelerken koluna giren yaşlı kadınla duraksamıştı. Kadın kendisine o kadar samimi gülümsüyordu ki genç kız nasıl davranacağını bilememişti.

“Adın ne kızım senin?”

“Çisil?” Çisil cevap verecekken kendisine şaşkınlıkla seslenen adama dönmüştü. Asaf salonda ki kalabalıktan sıkılarak odasına çıkmak üzereyken annesinin kolunda içeriye giren genç kızı görünce şaşırmıştı.

“Ah Asaf, bak arkadaşın geldi.” Annesinin kızı beğendiğine dair kaş göz işaretlerine göz deviren genç adam ağır adımlarla kıza yaklaşarak onu karşılamıştı. Kızın arkasında gördüğü kardeşi ile kaşları çatılırken genç adam bir şey olduğunu düşünerek sordu.

“Hayırdır Gürsel, siz beraber mi geldiniz?”

“Evet abi, eve geçiyordum yolda Çisil ile karşılaştım.” Asaf kardeşinin sözleriyle genç kıza dönmüştü.

“Sen eski eve mi gidiyordun?” dediğinde oldukça şaşırmıştı. Çisil ona kaşlarını çatarak cevap verdi. Aklına onca saat boşuna araba kullandığı gelmişti.

“Evet Asaf Bey, sizin sorumsuzluğunuz yüzünden onca yolu gidip geri döndüm,” dediğinde Asaf tek kaşını kaldırarak kıza baktı.

“Sizi davet ettiğimi hatırlamıyorum,” dediğinde Sevim Hanım kızarak oğluna çıkışmıştı.

“O nasıl söz Asaf, ayıp değil mi misafire edilecek laf mı?” Asaf omzunu silkelerken Çisil kaşlarını daha da çatarak adama bakmıştı.

“Siz üzülmeyin…” derken kadının adını biran bilmediği için susmuştu.

“Sevim benim adım kızım, sen Sevim teyze diyebilirsin.” Çisil adama inat sevimli bir şekilde gülümseyerek kadına bakmıştı.

“Ah Sevim teyze sen ben oğlunuzun sözlerine aldırış etmiyorum, siz üzülmeyin,” dediğinde Gürsel adı gibi gür bir kahkaha atmıştı. Asaf’ın yüzü düşerken bu kez Çisil ona döndü.

“Sen neden ayaktasın, abim bir hafta kalkmayacaksın demedi mi?” Asaf kendisine çıkışan genç kızla neye uğradığını şaşırırken Çisil’in tavuk kışkışlar gibi onu döndürerek arkasından iteleye iteleye salona sokmasına sessizce izin vermişti. Genç kız salona girdiğindeyse olduğu yerde duraksamıştı. Salon oldukça kalabalıktı. Daha önce hastanede gördüğü kişilerden ziyade yaşlı bir adam, hemen yanında daha önce görmediği birkaç genç kız ve birkaç orta yaşlı kadın. Çisil mahcup bir şekilde gözlerini kaçırırken içlerinden biri öne atılarak konuşmuştu.

“Hoş geldin Çisil abla, bizde seni bekliyorduk,” dediğinde Çisil neyin içine düştüğünü anlamaya çalışıyordu.

“Beni mi?” kız Asaf’a döndüğünde genç adam şaşkınlıkla küçük kız kardeşi Gül’e bakıyordu.

“Kızım bizi tanıştırmayacak mısın?” orta yaşlı kadınlardan biri öne çıkarken Çisil’in bakışları kendisine saf öfkeyle bakan genç kıza takılmıştı. Yaşı yirmi beş civarlarında olmalıydı. Kesinlikle daha büyük görünmüyordu.

“Az önce söyledik ya hala, Çisil abla Asaf abimin kız arkadaşı,” dediğinde Asaf dişlerini sıkarak kardeşine bakarken Çisil daha ne olduğunu anlamadan Asaf’ın kız kardeşlerinin arasında kalmıştı. Kızlar tek tek Çisil’e sarılarak hoş geldin derken kulağına sessizce durumu idare etmesi için ricada bulunuyorlardı.

“Bizim neden haberimiz yok bu durumdan Asaf?” diye çıkışan diğer bir hala genç adamın kaşlarının çatılmasına neden olmuştu.

“Neden size haber vereyim hala, evlenmeye karar verirsem ararım,” dediğinde rolüne kendini kaptıran Çisil farkında olmadan elini beline koyarak genç adama çıkışmıştı.

“Ne yani sen benimle gönül mü eğlendiriyorsun?” Asaf genç kızın çıkışmasıyla neye uğradığını şaşırırken o şaşkınlıkla başını iki yana sallamıştı.

“Elbette görün eğlendirmiyorum,”

“O zaman neden ailene bizden bahsetmedin?” derken Çisil içinden de kendine kızıyordu.

“Çisil sen iyi misin?” diye soran genç adam kızın gözlerini doldurmasını dehşet içinde izlemişti. Neler oluyordu böyle?

“Anladım sen benimle gönül eğlendiriyorsun. Bende seni bir şey sanmıştım. Madem öyle atıyorum ben bu sözü!” dediğinde aynı anda yaşlılar ayaklanmıştı.

“Ne sözü, birde bizden habersiz sen sözlendin mi?” diye çıkışan bu kez yaşlı adamdı. Asaf neyin içine düştüğünü anlamaya çalışırken Çisil’in gözlerinde yanıp sönen ışıkla oyuna geldiğini, bunun kızın aldığı bir intikam olduğunu anlamıştı. Çisil onu köşeye sıkıştırdığını düşünüyordu. Genç adam tek kaşını kaldırarak imayla gülümsemiş ve sessizce kıza ‘restini görüyorum’ demişti. Çisil adamın bir anda değişen bakışlarından hoşlanmamıştı.

“Haklısın babacım, siz olmadan uygun olmadı bu iş. Madem buradasınız gidip Çisil’i ailesinden uygunca isteriz,” dediğinde kardeşler şok olmuş bir şekilde bir birine bakmıştı. Onlar sadece halalarının Asaf abisi için getirdikleri gelin adayını bertaraf etmek istemişti. Şimdi ise durum karışmaya başlamıştı.

“Ne?” kız kardeşleri şaşkınlıkla ikiliye bakarken Gürsel ile Suat yan yana gelerek “Bu işten kan çıkacak benden söylemesi,” dedi. Çisil adamın çıkışıyla elleri iki yanda yumruk olurken elini göğsüne koyarak itiraz etmişti. Rol yeteneği bir tiyatrocu kadar gerçekçiydi.

“Ben istemiyorum artık, hem bak ailen sana köyden kızda getirmiş. Sen beni aldatıyorsun,” dediğinde Asaf iyice çileden çıkmıştı. Çisil farkında olmadan adamın yarasına tuz basmıştı. Kızın sözleri ile ailesine dönerek tıslamıştı.

“Size söyledim, ben sizin getirdiğiniz hiçbir kızla evlenmeyeceğim. Abime yaptığınızı bana yapamayacaksınız. Madem istiyorsunuz evlenmemi o zaman bekleyeceksiniz. Kendi istediğim, sevdiğim biriyle evleneceğim,” dediğinde annesi araya girmişti.

“E oğlum kendi seçtiğinle de evlenmiyorsun. Baksana şu kıza senin yüzünden ne kadar üzgün.” Asaf delirmek üzereydi. Ailesi vurulduğunu öğrenince hemen yola çıkıp Ankara’ya gelmişti. Onlara haber veren kardeşine kızsa da elinden bir şey gelmezdi. Ortamın gerginliği Narin’in “Baba,” diye seslenmesi ile yumuşamıştı. Küçük çocuklar koşarak salona girerken konuşma birden kesilmişti.  Asaf sıkıntıyla koltuklardan birine geçerken Çisil’i de birden yanına oturtmuşlardı. Genç kız başta işi ciddiye almasa da olduğu durumu fark edince gerildi.

“Asaf, neler oluyor?”

“Sen kaşındın küçük hanım, şimdi katlanacaksın. Ailem gidene kadar mecburi kız arkadaşım gibi davranacaksın.”

“Mümkün değil,” dediğinde Asaf tek kaşını kaldırarak kıza gülümsedi.

“Emin misin?” Çisil adamın bakışlarından hoşlanmamıştı. Başını çevirdiğinde Asaf’ın babasıyla göz göze geldi.”

“E kızım anlat bakalım, kimsin kimlerdensin?” Çisil adamın sorusuyla duraksarken Asaf araya girmişti.

“Çisil hastanenin…” dediği an genç kız tarafından sözü kesilerek susturulmuştu.

“Asaf ile aynı hastanede doktorum,” dedi. Nedense hastanenin sahibi olduklarını öğrenilmesini istememişti. Asaf kıza düşünceli bir şekilde bakarken abisinin boğazını temizlemesiyle kendine gelmişti.

“Öyle mi sende doktorsun demek? Ne doktorusun?” dedi bu kez halalardan biri.

“Psikoloğum teyze,” diyen Çisil kadının anlamaz bakışları karşısında Arzu araya girerek açıklamıştı.

“Hala, Çisil deli doktoru,” dediğinde kadın elini ağzına götürerek “Tövbe!” diye geri çekilmişti. Çisil kadının yüzünün aldığı şekle neredeyse gülecekti.

“He ya hala, bizim oraların delilerini de eyi edecek,” diye konuşan bu kez kız kardeşi Naz olmuştu. Naz’ın ağzını yayarak sesini değiştirip ağızla konuşması genç kızı güldürmüştü.

“Maşallah gelinime ne de güzel güler,” diyen bu kez Sevim hanımdı. Kadın Çisil eve girdiğinden beri gözünü kızın üzerinden ayırmamıştı.

“Anne, henüz ortada bir şey yok,” diyen adamla ortalık yine karışırken Çisil uzun zaman sonra böyle bir kalabalığın içinde olduğu için eğleniyordu. Aile arasında sohbet koyulaşırken, akşam yemeğinden sonra genç kız güçlükle müstakbel kayınvalidesinin elinden kurtularak arabasına binip oradan uzaklaşmıştı. Anlaşılan Asaf doktorun ailesi onu rahat bırakmayacaktı.

***

Genç kız gülümseyerek evinin kapısından içeriye girerken annesiyle göz göze geldiğinde kadının yanağından öperek “Oh be,” dedi. Ayşem Hanım kızının uzun zamandır bu kadar keyifli olduğunu görmemişti.

“Hayırdır kızım?” Annesinin sorusuyla genç kız kıkırdarken farkında olmadan şakımıştı.

“Müstakbel kaynanamla tanıştım,” dediğinde Ayşem hanımın yaşadığı şoku fark edince genç kız ağzından çıkanları kavradığında panikle ellerini iki yana salladı.

“Kızım sen ne diyorsun, erkek arkadaşın varda bana mı söylemedin?” diye söylenen kadın oldukça şaşkındı. Kızını daha önce bu şekilde konuşurken görmemişti. Birden heyecanlanmıştı.

“Sakin ol Ayşem sultan, yok öyle bir şey. Sadece basit bir yanlış anlaşılmaydı,” derken kadının ikna olmadığını anlamıştı. Sıkıntıyla nefesini dışarıya vererek genç kız konuyu değiştirmek için sormuştu. “Diğerleri nerede?”

“Konuyu değiştirme Çisil, bana hemen her şeyi anlatıyorsun.” Çisil kaçacak yerinin olmadığını düşünerek annesine her şeyi anlatırken kadın kaşlarını çatarak kızına bakmıştı.

“Utanmıyor musunuz yaşlı insanları kandırmaya. Size hiç yakıştıramadım.”

“Ama anne ben bir şey yapmadım ki, onlar öne attılar sözlü konusunu,” dediğinde dilini ısırmıştı.

“Ha birde sözlüyüz dediniz öyle mi?” kadın kızgın bir şekilde yerinden kalkarken birden gözlerini kısarak Çisil’in yutkunmasına neden olmuştu.

“Anne?”

“Madem öyle, yarın akşam çağır şu dünürleri de tanışalım,” dediğinde Çisil’in eli ayağına dolaşmıştı.

“Anne sen ne diyorsun?”

“Madem çıktınız bir yola, tamamına erdirelim değil mi?” kadının taviz vermez sesiyle Çisil ne yapacağını şaşırmıştı.

“Anne şaka yapıyorsan hiç komik değil,”

“Neden siz yaparken komik oluyordu ama…” derken kadın kızını takmıyordu bile. Genç kızı geride bırakarak odasına çekilirken Çisil ne yapacağını şaşırmış bir şekilde arkasından bakıyordu.

***

Genç adam sabahın erken saatinde çalan telefonuyla uyanmıştı. Hastanede acil bir vaka olduğu için genç adama haber verdiklerinde Cesur hızla yatağından kalkarak üzerini değişmiş ve hastanenin yolunu tutmuştu. Acil servisten içeriye girdiğinde ise onu oldukça kalabalık bir grup karşılamıştı.

“Hastanın durumu nedir?”

“Hocam, kaza yapmışlar. Adamın durumu iyi ancak kadın için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Üstelik hamile…” dediğinde Cesur hızla kadının yanına gitmişti. Muayenesini yaparken bir yandan da “Doktor Serdar’a haber edin, hemen hastaneye gelsin,” dedi. Yanında ki hemşire Serdar’ı aramak için oradan uzaklaşırken gerekli testler yapılmış, yarım saat içinde de kadın ameliyata alınmıştı. Bebek aldığı darbe yüzünden yapılacak bir şey yoktu ama anneyi kurtarabileceğini umuyordu. İç kanamasını durdurmak için elinden geleni yaparken onu asıl endişelendiren başına aldığı sert darbe olmuştu. Ameliyatı Serdar ile birlikte yapan Cesur oldukça soğukkanlı olsa da ameliyat bittikten sonra kendini salmıştı. Ellerine aldıkları bebeğin dış uzuvları tamamlamış durumdaydı. Üzgün bir şekilde bezler içine sarılan bebeği soğuk dolaba koyduklarında anne ve babanın onu görmek isteyip istemeyeceğini düşünmeden edememişti.

Ameliyat kapısında kendisini bekleyen aile üyelerine durumu anlattığında yaşlı kadınlar yerlere oturarak ağlarken adamlar onları sakinleştirmek için elinden geleni yapıyordu. Kimi kızının acısına ağlıyor, kimi oğlunun hayatta kalması için dua ediyordu. Yanlarından uzaklaştıklarında genç adam oldukça üzgündü. Odasına gittiğinde kendisini bekleyen adamı görünce derin bir nefes aldı.

“Zor bir gün olmalı?” Cesur genç adamın sorusuyla başını sallayarak ona bakmıştı. Başında ki boneyi çıkarıp odada ki tıbbı atık kutusuna atarken arkasında ki genç adama dönmüştü.

“Bir şey bulabildin mi?”

“Adamı konuşturduk, hedef kesinlikle abim değildi,” dediğinde Cesur bildiği şeyin teyit edilmesiyle yığılırcasına koltuğuna çökmüştü.

“Kimin yaptığı belli mi?” Suat başını iki yana sallayarak genç adama bakmıştı.

“Henüz değil ama çok yaklaştık. Adamlar parayı peşin aldıklarını söylüyor. Özellikle kimliğini saklamış parayı veren. Ama biz kamera kayıtlarından kim olduğunu yakında anlarız. Adam kendini iyi kamufle etmiş.”

“Peki diğer konuda bir gelişme var mı?” dediğinde Suat’ın yüzü düşmüştü.

“Bu konu oldukça ciddi Cesur abi, sonucunda başınızın ağrıyacağı kesin.”

“Biliyorum ama önemli olan bu işe son verilmesi. Birkaç yıldır hastanenin kasasından hatırı sayılı miktarda para transfer yapılmış. Özellikle ilaç alındığına dair fatura kesilmiş ama ilaçlar depolarda yok. Üstelik hepsi de pahalı ilaçlar.” Suat adamın sözlerini onaylarken Cesur’un telefonu kaldırıp “Bir şey içer misin?” dorusuyla “Çay,” diyerek cevap vermişti.

“Yakında sağlık bakanlığından teftişleri çağıracağım,” diyen Cesur adamın şaşırmasına neden olmuştu.

“Emin misin abi?” dediğinde Cesur başını sallamıştı.

“Elbette, hastanede bir şeyler döndüğü belli. Buna izin veremem.”

“Ucu Servet beye kadar gidecektir,” dedi genç adam. Cesur elbette bunu biliyordu ama emin olduğu bir şey vardı ki o da babası suç teşkil eden hiçbir belgeye imza atmamıştı.

“Merak etmeyin, babamın hastaneyi dürüst işlettiğine emin olabilirsiniz. Bunu kim yaptıysa para için yapmıştır. Faturalar şişirilerek fazla parayı cebe indirmiş olmalılar.” Cesur konuşmasına devam edecekken kapının tıklatılmasıyla Selda elinde iki çayla içeriye girmişti.

“Başka bir isteğiniz var mı Cesur Bey?” diye soran genç kız Suat’ın çayını önüne bırakırken genç adamla göz göze gelmişti.

“Yok Selda, sen çıkabilirsin.” Genç kız hızlı adımlarla odadan çıkarken Suat yeniden Cesur’a dönmüştü.

“Şüphelendiğin birileri var mı abi?” dedi genç adam kendini toplayarak  genç adama baktı.

“Birkaç kişi var aslında.” Çekmecesinde ki kağıdı Suat’a uzatarak eliyle işaret etmişti. “Özellikle ilk iki kişinin iyice araştırılmasını gerekiyor. Son zamanlarda hesap hareketleri, yaptığı işler…” derken sıkıntıyla yüzünü sıvazlamıştı.

“Bu sizin enişteniz değil mi?”

“Öyle, ilk ondan başlayın lütfen,” dedi. Suat’ın aklı iyice karışmıştı. Cesur kolunda ki saate bakarak yerinden kalktı.

“Benim hastaları görmem gerek Suat, bir şey bulursan mutlaka beni ara.” İkili odadan çıkarken oldukça düşünceliydi. Cesur acil servise inerken Suat’ta polis merkezine gitmek için yola koyulmuştu.

***

Genç adam son hastasını da gördükten sonra yorgun bir şekilde odasına geçerek kendine kahve söylemişti. Gün içinde kızını hiç görmediği için onu özlediğini hissederken telefonu eline alarak kızını aradı. Telefon çalsa da açan olmamıştı. Birkaç dakika sonra kızından mesaj alınca yüzüne gülümseme oluştu. Kızı doğuma girecekti. Bazen düşünüyordu, ebe olmak yerine kadın doğumcu olmasına yardımcı mı olsaydım diye. Ama kızını yanından ayırmak istemediği için en yakın üniversiteye okutmuş, o üniversitede de sadece ebelik ve eczacılık bölümü kendisine yakındı. Sıkıntıyla ensesini sıvazlarken kızına doğumdan çıkınca kendisini aramasını mesaj atarak yerinden kalkıp üzerindeki önlüğü çıkardı. Kızını göremiyorsa o da Aylin’i görmeye giderdi. Kahvesini belki de onunla içerlerdi. Yüzünde oluşan gülümsemeyle odasından çıktı.

“Cesur Bey kahveniz?” Selda elinde ki kahveyi gösterirken genç adam ona gülümseyerek “Sen iç Selda, benim çıkmam gerekiyor,” dedi. Genç kız adamın arkasından kısa bir bakış atarak masasına gitmişti.

Cesur hastaneden çıkarken mekan yakın olduğu için arabasını almamıştı. Sabahtan beri oldukça yoğun bir gün geçirmişti. Aylin’i görmek ona iyi gelecekti. Hızlı adımlarla yoluna devam ederken takip edildiğinden habersiz olan Cesur oldukça rahat davranıyordu. On beş dakika sonra Aylin’in kafesine geldiğinde mekana uzaktan kısa bir bakış atıp gülümsedi. Hazırlıklar bitmiş olmalıydı. Yarınki açılış için şimdiden süslemeler yapılıyordu. Ağır adımlarla mekana doğru ilerlerken trafiği kontrol ederek karşıya geçmek istediğinde nereden geldiğini anlamadığı bir araba üzerine doğru hızla gelirken birden kulaklarına yankılanan çığlıkla gelen arabaya bakmıştı.

“Cesur!”

Aylin işini bitirip dışarıyı kontrol etmek için kapıya yöneldiğinde kendisine doğru gelen Cesur’u görünce başta mutlu olsa da bunu yüzüne yansıtmamıştı. Onu affedemiyordu, ne kadar istese de kaybettikleri yüzünden Cesur’u affetmek istemiyordu. Bakışları acı tekerlek sesi çıkaran arabaya döndüğünde gözleri korkuyla büyüdü. Hızla dışarı çıkarak olabildiğince çığlık atarak “Cesur,” diye bağırdığında adamın dikkatini de arabaya çevirmişti. Cesur zor durumlarda her zaman soğukkanlılığını korurken aniden kendini yolun dışına atmayı başarsa da arabanın aynasının omzuna çarpmasıyla kenara savrulmasına engel olamamıştı. Hızla gözden uzaklaşan arabanın arkasından bakarken yanına koşarak gelen Aylin’in korku dolu bakışlarını görünce hafif gülümsedi.

“Ben iyiyim,” diyen adama inanmayan Aylin, elleri titreyerek adamı yerden kaldırmaya çalışıyordu.

“Hastaneye gidiyoruz,” derken kadın ağladığının farkında bile değildi. Kadının titreyen elini tutan genç adam gözlerini kendi gözlerine odaklamıştı.

“Aylin, iyiyim ben, korkma artık.” Aylin başını iki yana sallarken yanlarına toplanan kalabalığı yararak çalışanlarından birine seslenmişti. İkisi birlikte Cesur’u taksiye bindirerek hastaneye götürdüklerinde Aylin oldukça telaşlıydı. Titreyen eline telefonunu alarak kardeşini arayınca Cesur onu sakinleştirmenin kolay olmayacağını anlamıştı.

“Ablacım?”

“Serdar,” diye ağlamaklı bir şekilde konuşan genç kadın kardeşinin birden araya girmesini dinlemişti.

“Abla sen ağlıyor musun? Ne oldu?”

“Serdar, Cesur’a araba çarptı,” dediğinde Cesur arkadan üzgün bir şekilde devam etmişti.

“Ben iyiyim,” dese de Aylin’in anlayabilecek durumda olmadığının farkındaydı.

“Nasıl? Neredesiniz?”

“Hastaneye geliyoruz,” diyen kız hıçkırarak telefonu kapattığında taksi beş dakika sonra hastanenin önüne park etmişti. İlk önce Aylin arabadan inerek Cesur’un kapısını açtığında genç adam dayanamayarak kadının elini tutmuştu. Hala titreyen genç kadın ıslak gözlerini Cesur’a çevirdiğinde kolunda ki keskin ağrıya rağmen gülümsemişti.

“Ben iyiyim Aylin,” dedi. Aylin yanağından aşağıya akan damlaları bile silecek durumda değildi. Cesur canı yansa da elini kaldırarak kadının ıslak yanaklarını silmeye çalışmıştı.

“Abla?” Serdar koşarak ikilinin aynına geldiğinde Aylin kardeşine sarılıp hıçkırmıştı.

“Çok korktum,” derken Serdar’ın bakışları bir omzunu tutan adama kaymıştı.

“Ne oluyor Cesur abi?” dediğinde adamın ilk kez samimi seslendiğini fark etmişti genç adam.

“Ufak bir kaza, ben iyiyim ama Aylin çok etkilendi.” Serdar adamı acile alarak omzunu kontrol etmesi için doktor çağırırken Aylin biran olsun yanından ayrılmamış, Serdar da ablasını yalnız bırakmamıştı. Genç kız Cesur’un aldığı darbe ile morarmış omzunu görünce yüzünü çevirerek kardeşinin göğsüne saklamıştı.

“Aylin, ben iyiyim, basit bir kas ezilmesi,” dese de genç kadına anlatamamıştı. Serdar ablasının neden bu kadar etkilendiğini anlayabiliyordu. Zamanında geçirmiş olduğu kaza yüzünden ani fren seslerine bile tepki veren bünyesi Cesur’u öyle görünce korkmuştu. Genç kadını sıkıca sararak başının üzerini öptü.

“Doğru söylüyor abla, durumu iyi, kırık çıkık yok. Sakinleş artık.”

“Çok kötüydü Serdar, sanki bilerek ona çarptı,” dediğinde Serdar’ın bakışları Cesur’la birleşmişti. Cesur da aynı şeyi düşünüyordu. Sağlam elini yumruk yaparken dişlerini olabildiğince sıkmıştı. Geçen hastanede silahlı saldırı, şimdide kaza. Tesadüf olduklarını düşünmüyordu.

“Bunun aramızda kalmasını istiyorum, kimse bilmesin.” Dediğinde kızının telaşla odaya girmesiyle geç kaldığını anlamıştı.

“Babacım, iyi misin?” Ayşem babasının yanına ulaştığında omzunun halini görünce gözleri dolmuştu.

“Sende başlama Ayşem, Aylin zaten yeterince korktu. Birde sen ağlama güzelim.”

“Ama baba bu nasıl oldu?”

“Kaza işte kızım, önemli bir şeyim yok. Birkaç gün dinlenme ile geçecek.” Yanında ki doktorda Cesur’u onaylarken ucuz atlattığını belirtmeden edememişti. Cesur da biliyordu, o hızdaki bir arabanın altında kalsaydı kurtulmasına imkan yoktu.

“Teşekkür ederim, gerisini ben hallederim.” Cesur doktoru gönderirken kızının koluna serum takışını gururla izliyordu. Seruma karıştırılan ağrı kesiciyle azda olsa rahatlarken gözleri kapanmaya başlamıştı.

“Ayşem sen eve geç, babaannenlere de bir şey söyleme.”

“Seni burada bırakamam.”

“Benim kalmama da gerek yok kızım, serum bitince odama çıkarım. Eve gelirsem annem anlar bir şeyler olduğunu.”

“Baban haklı Ayşem, Ayşem teyzenin tansiyonu var. Yarın oğlunu daha iyi görünce sakin kalabilir.” Serdar’ın sözleri ile Ayşem genç adama bakmıştı.

“Ama babam burada kalacak,” derken gözleri yeniden dolmuştu.

“Ayşem Aylin ablanla dışarıya çıkar mısın?” Ayşem babasına şüpheli bir şekilde bakarken Aylin iyi görünmüyordu.

“Hadi Ayşem, ablamı lavaboya kadar götür. Elini yüzünü yıkasın,” Serdar araya girerken Ayşem kadının perişan halini görünce içi gitmişti. Sessizce Aylin’in koluna girerek onunla birlikte odadan çıkarken Cesur’un bakışları Serdar’a dönmüştü.

“Ayşem’i eve sen bırakabilir misin?” Serdar adamın ani sözleriyle duraksamıştı.

“Elbette, çıkarken onu da götürürüm.” Cesur’un düşünceli bir şekilde dalgınlaşması Serdar’ı daha da şüphelendirmişti.

“Neler olduğunu söylemeyecek misiniz?”

“Kaza olduğunu düşünmüyorum. Olay aydınlanana kadar kızımın yalnız kalmasını istemiyorum. Biliyorum seni ilgilendirmez ama gözünü Ayşem’in üzerinden ayırmamanı rica edeceğim. Bu bir baba için zor bir istek ama…” derken Serdar adamın ne kadar zorlandığını anlayabiliyordu. Hangi adam kızını başka bir adama emanet ederdi ki? Üstelik Cesur gibi kızına aşırı düşkün biri…

“İki gün sonra İstanbul’a gideceğim, benimle gelmesine izin verin. Buralardan uzaklaşmış olur,” dedi. Cesur başta istemediği seyahate izin vermenin daha doğru olacağını düşünerek başını sallamıştı.

“En iyisi bu olacak, teşekkür ederim.” Serdar sıkıntıyla nefesini dışarıya vererek sormuştu.

“Silahlı saldırıyla alakası olabilir mi?”

“Bilmiyorum ama olabilir. Geri gelmem birilerinin işine çomak sokmuş olmalı.” Serdar başını sallarken Cesur genç adamdan telefonunu isteyerek Suat’ı aramıştı. Yeni bir saldırı olduğunu söylerken Suat hemen geleceğini söyleyerek telefonu kapatmıştı.

“O Asaf’ın kardeşi miydi?” Cesur başını sallarken saldırıyı araştırıyor. Bu olayı da araştıracak. Aralarında bir bağ olup olmadığını anlarız.” Bir süre daha konuşan ikili Ayşem ve Aylin’in odaya girmesiyle susmuştu.

“Ben vizite çıkacağım, giderken uğrarım. Ayşem sende benimle gel, sonra da seni eve bırakırım.” Aylin kardeşinin itiraz istemez ses tonunu çok iyi biliyordu. Gözleri yataktaki adama kaydığında onun gülümseme çabasının altında ki tedirginliğini Aylin için anlamak zor değildi. Bir şeyler dönüyordu ve Aylin bunu mutlaka öğrenecekti.

***

Aylin sanki biraz yumuşadı gibi ne dersiniz? Çisil ve Asaf’ın aileleri ortalığı karıştıracak gibi. Cesur’un balı dertten kurtulmayacak sanırım. Bakalım ne olur. Yorumlarınızı bekliyorum. Herkese Hayırlı İftarlar.

NOT: Sitedeki her hangi bir reklama tıklamayı unutmayın. Bölüm içinde olması şart değil. Teşekkür ederim.

19. BÖLÜM <<<<<<——>>>>> 21. BÖLÜM

22210cookie-checkCesur 20. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

14 yorum

  1. Bölüm harikaydi emeğine sağlık Yazarcigim ❤️. Cisil ve Asaf ailesine bayildim planları ters tepecek 😀 ama Asaf ne yasadi acaba önceden aldatma ile ilgili . Bu silah ve kaza işi kesin o pislik ensiteden çıkacak 😡 . Ah Çisem nerede bayadir yok bir şey olacak diye korkuyorum üstelik Asaf abisi ile tanışmalarıni da sabırsızlıkla bekliyorum ❤️

  2. Kaza olayı Aylin’i yumuşattı gibi, Çisil ile Asaf birbirinden hoslanmıştı zaten bi sayeyle başlamayan ilişkileri hız kazandı iyi de oldu bence. Okurken biz de biraz eğleniriz

  3. Of ya çisil ve asaf a koptum gülmekten ama bence şaka bu gidişle gerçek olucak çok tatlılardı.Cesurun gelmesi bencede birilerinin işine gelmedi gibi özellikle eniştenin bence bu olayların arkasından o çıkacak gibi hisseduyorum .Aylin çok korktu yazık ama banada yumßamıs gibi geldi olaylar hareketlendi bence harika oldu artık borşeylerin meydana çıkma zamanı gelmişti harika bir bölümdü emeğinize sağlık

  4. Bölüm çok güzeldi bayıldım bayıldım Asaf ve Çisilin olduğu bölümler beni tebessüm ettirdi inşallah evlilik yoluna girecekler :))❤❤Bu arada Selda ve Gurselin bakışmaları gözümden kaçmadı ;))
    InsAllah Cesura kötü bir şey olmadan o şerefsiz enişte yakalanır ki bence herseyin arkasında o var ve Aylinin biraz yumusamasi çok güzel oldu yeni bölüm için sabırsızlanıyorum ❤❤❤

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*