Nisan 22, 2022 Yazarı mermaridyy 18

Cesur 21. Bölüm

Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Ben heyecanlıyım. Lafı fazla uzatmadan hemen bölüme geçelim. Keyifli okumalar!

***

Genç kadın oldukça heyecanlı bir şekilde açılışa gelen kişileri karşılıyordu. Bir yandan sorulan sorulara cevap verirken diğer yandan da sırasıyla hastanedeki çalışanların gelip kendisini tebrik etmesine gülümseyerek cevap veriyordu. Her biri on dakika uğrayıp yeniden hastaneye dönerken asıl beklediği kişinin gelmemiş olması canını sıkmıştı. Cesur hala ortalarda yoktu. Kazadan sonra içi rahat etmediği için hastanede yanında kalmış ama tek kelime konuşmamıştı. Genç adam da kadının konuşmayacağını anladığında onun sessizliğinde huzuru dinlemişti. Aylin’le susmak bile Cesur için mutluluk vericiydi.

“Ablacım, kime bakınıyorsun?” Serdar bir süredir ablasının sürekli yola baktığını görünce gülümsemeden edememişti.

“Kimseye bakmıyorum Serdar, birine baktığımı nereden çıkardın?”

“Bilemiyorum, gözün yollarda kalmış gibi.” Kardeşinin imalı gülümsemesine kaç çatan kadın,

“Serdar?” diyerek kardeşini uyarırken genç adam derin bir nefes almıştı.

“Cesur abi ameliyattaymış, kolay gelemez.” Aylin duyduğu şeyle kaşlarını daha da çatmıştı.

“Hafta sonu ne ameliyatı Serdar, üstelik kaza geçirdi. O omuzla ameliyata nasıl girer?”

“Kaza olmuş. Hastanın acil ameliyata alınması gerekiyordu, Cesur beyde evden acil hastaneye geçti.” Aylin gençken bile adamın işini ne çok sevdiğini biliyordu. İki eli kanda da olsa elinden gelebilecek bir şey varsa yapardı. Cesur için dibinden beri tatil teriminin bir anlamı yoktu. Sıkıntıyla nefesini dışarıya vererek gelen müşterilere hizmet eden çalışanlarına bakmıştı. Hepsinin yüzü gülüyordu. Özellikle kulağına kitap kafe ile alakalı beğeniler ve daimi müşteri olacağını belli eden konuşmalar geldikçe mutlu oluyordu.

“Senin mekan dikkat çekmiş gibi?”

“Öyle görünüyor, sanırım müşterisi olacak. İlçenin acık karnını bulmuş gibi hissediyorum.” Serdar başını sallarken içeriye nefes nefese giren genç kızı görünce duraksamıştı. Ayşem üzerinde ki koyu mavi elbiseyle oldukça güzel görünüyordu. Özellikle aynı renk olan gözleri genç kıza bakanı bir kez daha baktırıyordu. Aylin de kızı görünce gülümsemişti.

“Aylin abla, hayırlı olsun,” diyerek elinde ki canlı çiçeği genç kadına uzatırken Aylin teşekkür ederek çiçeği kendi özel masasına bırakmıştı.

“Ee babam gelmedi mi?” diye soran Ayşem, Serdar’ın araya girmesiyle ona döndü. Genç adam açılış nedeniyle takım elbise giymiş oldukça gösterişli görünüyordu.

“Hala hastanede henüz gelmedi.” Ayşem üzerinde ki bakışlardan utanarak bakışlarını kaçırırken beyaz yanakları utançla pamuk şekerine dönmüştü. Aylin kızın kızaran yüzünü fark edince bu kez kardeşine döndü. Serdar’ın kızı göz hapsine aldığını görünce başını iki yana sallayarak gülümsedi.

“Ablacım mutfağa bakabilir misin, her şey yolunda mı?” Serdar ablasının sesiyle kendisine gelirken hızla başını sallayarak oradan ayrılmıştı.

“Gel Ayşem, sana bir şeyler ikram edeyim.” Ayşem Aylin’in peşinden giderken ortamdaki hafif müzik herkesin keyif yapmasını sağlıyordu. Kapıda beliren kargocuyla Aylin kapıya yönelirken oldukça şaşkındı. İki koca kutunun dışındaki site adını görünce onların kitap olduğunu anlayabiliyordu.

“Aylin Mert?” Aylin öne çıkarak adamı karşılamıştı.

“Buyurun benim?”

“Kargo size, kimlik görebilir miyim?” Aylin içeri geçerek çantasından kimliğini alıp adama göstermişti. Kutuları kafenin köşesine bırakarak oradan ayrılan adamın arkasından şaşkın bir şekilde bakarken Ayşem kutunun üzerinde ki notu okuyordu.

“Kimden gelmiş?” Aylin’in sorusuyla utanan Ayşem hemen toparlanmıştı.

“Bence sen bakmalısın Aylin abla,” diyerek genç kadının yanından hızla ayrılmıştı. Aylin kutulardan birinin üzerinde ki notu okurken gülümsemeden edememişti. Cesur’un hediyesi nedense Aylin’i hiç şaşırtmamıştı. Kitapları merak etse de şuanda kutuları açamayacağı için çalışanlarına işaret ederek ayakaltından kaldırılmalarını sağlamıştı.

***

“Cesur Bey?” Cesur ameliyattan çıkıp üzerini değiştirdikten sonra odasından ayrılırken sekreterini görünce duraksamıştı.

“Selda, senin burada ne işin var?”

“Sizin burada olduğunuzu öğrenince bana ihtiyacınız olur diye geldim.” Cesur başını iki yana sallayarak gülümsemişti.

“Bu gün Pazar Selda, hafta sonu ne olursa olsun hastaneye gelme. Sana ihtiyacım olursa ben haber ederim sana. İzin gününde iyice dinlenmelisin.”

“Teşekkür ederim Cesur Bey, buradan Aylin hanımın kafesine gidecektim. Çıkabilirim o zaman?”

“Elbette, bende oraya gidiyorum. Hadi birlikte çıkalım,” diyen genç adama Selda başını sallayarak cevap vermişti. İkili birlikte hastaneden çıkarak arabaya geçtiklerinde uzaktan kendilerini izleyen bakışlardan habersizlerdi.

Sevda birkaç gündür Cesur’u uzaktan gözlemeye başlamıştı. Takıntılı bir şekilde genç adamı elde etmeyi kafaya koymuştu. Başta Aylin’i kendine rakip görse de Soner’in dediği gibi kadının Cesur’a yüz vermemesi içini rahatlatmıştı. Ama az önce Cesur ile giden kadını sürekli genç adamın yanında görmesi iyice sinirlenmesine neden olmuştu. Yoldan geçen taksiye binerek genç adamın peşinden giderken ikilinin nereye gittiğini merak etti. Fazla uzun sürmeden araba açılışı olan bir kafenin önüne durduğunda yine uzaktan genç adamı izlemeye başlamıştı. Cesur arabadan inerek kolunu yanında ki kadına uzattığında kadının birkaç saniye duraksadıktan sonra gülerek Cesur’un koluna girmesi Sevda’yı iyice çileden çıkarmıştı. Anlaşılan yanlış kişiyi kendine rakip görmüştü.

Cesur kafe hastaneye yakın olsa da geçen gün olanlardan sonra arabasıyla kafeye gelmişti. Mekan oldukça kalabalık görünüyordu. Selda yanında gergin olsa da genç adam ona gülümseyerek “Hastanede değiliz Selda, rahat ol lütfen,” dedi. Genç kız başını sallasa da kabul etmekle olmuyordu. Yanındaki adam onun patronuydu. Arabadan indiklerinde Cesur’un kendine kolunu uzatmasıyla başta şaşırsa da adamın babacan tavırlarıyla gülümseyerek koluna girdi.

“Bakalım Aylin Hanım hastaneden ayrılarak neler yapmış.” Selda adamın sözlerine gülerken Cesur da ona karşılık verdi.

“Anlaşalım Selda, hastanede patronun olsam da hastane dışında beni bir abin olarak gör. Bir ihtiyacın olursa çekinmeden söyle.”

“Teşekkür ederim Cesur Bey, aklımda tutacağım.” Cesur başını sallayarak kalabalıktan geçip kafenin içine girmişti. Aylin’i arkası dönük bir şekilde misafirleriyle konuşurken görünce kısa bir süre onu izledi. Kadının yanında ki adamlara sıcak davranması nedense hoşuna gitmemişti.

“Aylin abla?” Selda genç adamın kolundan çıkarak genç kadına doğru hızlı adımlarla ilerleyerek selam vermişti.

“Hoş geldin Selda, nasılsın?” dediğinde bakışları bu kez genç kızın arkasında ki Cesur’a takılmıştı. Aylin adamı gördüğüne mutlu olsa da sadece baş selamı vererek onu karşıladı. Cesur iç çekerek Aylin’i ne zaman kabuğundan çıkaracağını düşünmeye başlamıştı.

“Hayırlı olsun Aylin, kafen çok güzel olmuş.”

“Teşekkür ederim Cesur, bende beğendim.” Cesur kadının sözlerine gülerek karşılık verirken Aylin’in bakışları arkada bir yere takılarak donuklaşmıştı. Genç kadının değişen ifadesiyle arkasını dönen Cesur gördüğü kişiyle dişlerini sıkarken hızlı adımlarla kadının yanına ulaştı.

“Senin burada ne işin var?” Sevda daha fazla dayanamayarak açılışı olan kafeye girmiş, Cesur ve Aylin’i yan yana görse de bakışlarını Selda’dan çekmemişti.

“Neden canım, açılış varmış bende uğramak istedim.” Cesur kadının kolunu tutarak onu dışarıya çıkarırken Aylin öfkeli bakışlarını onlara dikmişti.

“Hayırdır Aylin abla, kim bu kadın?”

“Cesur beyin baldızı, aynı zamanda takıntılı hayranı!” dediğinde Selda şaşkınlıkla bir Aylin’e bir de ikiliye bakmıştı. Selda’nın bakışları Sevda ile kesiştiğinde genç kadının içi ürpermişti. O bakışlar hayra alamet değildi.

“Abla ben bu kadının bakışlarından hoşlanmadım.”

“İnan bende hiç hoşlanmıyorum. Sana bir tavsiye canım, Cesur’a fazla yakın durmamaya çalış. En azından hastane dışında dediğimi unutma. Bu kadın manyak sana takmasını istemiyorum.” Selda daha çok endişelenirken Sevda’nın bakışlarından kurtulmak için mutfak tarafına gitmişti.

“Hayırdır Selda, bir şey mi oldu?” Serdar kızın kızaran yüzünü görünce şüphelendirmişti.

“Yok ya, dışarıda bir kadın var bakışları beni ürküttü,” dediğinde Serdar gülmeden edemedi.

“Bir kadından mı korktun yani?”

“Öyle demeyin Serdar Bey, kadın Cesur beyin takıntılısıymış,” dediğinde Ayşem’in orada olduğunu görünce bakışlarını kaçırmıştı. Ayşem genç kızın kimden bahsettiğini hemen anlamıştı. Hızlı adımlarla mutfaktan çıkarken bakışları önce Aylin’e takılmış, daha sonrada Aylin’in gözlerinin odaklandığı ikiliye. Genç kız öfkesine hakim olamayarak kafeden çıkıp az ilerde duran ikiliye doğru ilerlemişti.

“Senin burada ne işi var?” Ayşem’in sert sesiyle ikili ona dönerken Cesur kızının gözlerinde ki öfkeden hoşlanmamıştı.

“Ayşem, sen içeri gir.”

“Ne içeri gireceğim ya, neden ben içeri giriyorum. Ne zaman bunlardan kurtulacağız?”

“Ayşem haddini aşma, kiminle konuştuğunu unutma!” derken Sevda’nın sesinde ki tehdit Ayşem’i daha da kızdırmıştı.

“Merak etmeyin Sevda Hanım kiminle konuştuğumu gayet iyi biliyorum. Ama senin unuttuğun bir şey var, ben o eskiden korkuttuğun çocuk değilim artık. İki sopayla beni susturamazsın,” dediğinde Cesur kızının sözleri ile hızla Sevda’ya dönmüştü.

“Sen benim kızımı mı dövüyordun?” Cesur’un sesi o kadar tehditkar çıkmıştı ki Sevda yutkunmadan edememişti.

“Yalan söylüyor görmüyor musun?”

“Benim kızım asla yalan söylemez, sen benim kızıma şiddet mi uyguluyordun?” diye yenilediğinde Sevda bahane üretmek için çabalıyordu.

“Baba, sakin ol biraz.”

“Sakin mi olayım, bunları bana daha önce neden anlatmadın. Bunca yıl sen orada mutlusun diye kaldım. Yoksa yıllar önce çokta geri dönmüştük.” Ayşem babasının sözleri ile üzülürken bakışlarını kaçırmıştı. Ne söyleyeceğini bilememişti. Cesur kızının üzüldüğünü görünce dayanamayarak ona sarılmış ve Sevda’ya dönerek alev alan bakışlarıyla konuşmuştu.

“Burası konuşmanın ne yeri ne zamanı… Bu konu burada bitmedi Sevda, seni bir daha ailemin etrafında görürsem sonuçlarına katlanırsın. Bunca yıl güzellikle anlamanı istedim ama sen anlamamakta ısrar ettin. Bana veya kızıma bir daha yaklaşırsan son gördüğün kişi oluruz. İnan ablan sana ne anlattı bilemem ama beni iyi tanıtmadığı belli. Bunca yıl sabırlı olduysam sırf kızım üzülmesin diyeydi. Görüyorum ki boşuna çabalamışım. Şimdi defol buradan. Bir daha gözüme görünme.”

“Bunu yapamazsın Cesur, görmüyor musun seni seviyorum.”

“Sakın!” Cesur hızla arkasını dönerek kadının üzerine yürümüştü. “Sen sevmekten ne anlarsın?” dediğinde Sevda’nın yanağından aşağıya bir damla yaş düşmüştü.

“Asıl sen sevmekten ne anlarsın. Yıllar önce ablamla evlenerek sevdiğin kadını görmezden gelmedin mi? Şimdi geçmiş karşısında seni affetmesini diliyorsun. Ama sana kötü bir haberim var Cesur, o kadın seni asla affetmez. Neden mi?” dediğinde bakışları kısa biran kendilerini izleyen Aylin’e kaymıştı. Sonra büyük bir gururla genç adama dönerek devam etmişti. “Çünkü o kadın senin ve ablam yüzünden artık yarım bir kadın,” dediğinde Cesur’un gözleri acıyla kısılmıştı. Belki başka bir zaman olsa Sevda’nın neden bahsettiğini anlayamazdı ama yıllarca cahil insanların arasında kalmaktan Sevda’nın sözlerinin gittiği yeri hemen anlamıştı.

“Yalan söylüyorsun!” Ayşem babasının sesinde ki acıyla şaşırsa da onu neyin bu kadar sarstığını anlamaya çalışıyordu.

“Öyle mi? Neden Aylin’e sormuyorsun? Sence neden bunca yıl evlenmedi? O da biliyor yarım olduğunu!” dediğinde Cesur daha fazla dayanamayarak kadının boynuna yapışarak arabaya yaslamıştı.

“Yalan söylüyorsun? Bunları canımı yakmak için söylüyorsan başardın!” dediğinde Ayşem şaşkınlıkla babasına bakmıştı. Daha sonra kafedekilerin kendilerini izlediğini görünce babasının koluna tutarak “Baba, ne yapıyorsun? Herkes bize bakıyor,” dediğinde Cesur başını çevirerek kendisine şaşkınlıkla bakan Aylin’e gözlerinde ki acıyla bakmıştı. Aylin adamın gözlerinde ki acıyı görünce bir adım geri giderken eli istem dışı göğsüne gitmişti. Genç kadının kalbi deli gibi çarparken o bakışlardan adamın neyi öğrenmiş olabileceğini tahmin ediyor ama olmaması içinde dua ediyordu. Cesur kadını sert bir şekilde arabaya savururken arkasına bakmadan hızla oradan uzaklaşmaya başlamıştı. Herkes şaşkınlıkla onun ardından bakarken Ayşem iğrenir bir şekilde teyzesine bakıyordu.

“Sonunda başardın teyze, babama ne dediysen onu mahvetmeyi başardın. Bundan sonra lütfen bizi rahat bırak. Gerçekten iddia ettiğin gibi babamı sevdiysen bırak mutlu olsun.” Sevda yeğeninin sözleriyle ona dönerken hala boynunu tutuyordu. Etrafa kısa bir bakış attıktan sonra yeniden Aylin ile göz göze gelmişti. Kadının gözlerine bir süre dikkatle baktıktan sonra yüzüne oluşan acı gülümsemeyle hızla oradan uzaklaşmaya başlamıştı. Ayşem az önce babasını gittiği tarafa bakarken gözleri dolu doluydu. Parlak mavi gözleri ıslaklıkla daha da parlarken yanına gelen adama yutkunarak bakmıştı.

“Babam gitti!” dediğinde Serdar kızın ağlamak üzere olduğunu görünce kimseyi umursamadan kıza sarılmıştı. Ayşem’i oradan uzaklaştırırken kız hıçkırarak ağlamaya başlamıştı.

“Merak etme baban iyi olacak.”

“Onu daha önce hiç bu şekilde görmedim Serdar, benim onu bulmam gerekiyor.” Serdar genç kızı arka taraftan mutfak bölümüne sokarken Cengiz ustadan bir bardak su istemişti. İçeride hafif müzikle kahkaha sesleri yükselirken Ayşem’in içi cayır cayır yanıyordu.

“Neler oluyor?” Aylin Cesur’un gitmesiyle kendini toparlamak için birkaç dakika derin nefesler almış sonrada çalışanının Serdar ve Ayşem’in mutfakta olduğunu söylemesiyle hızla mutfağa geçmişti.

“Aylin abla?” diyerek genç kadına sarılan Ayşem, Aylin’in duraksamasına neden olmuştu. Genç kız öyle içten ağlıyordu ki Aylin ne yapacağını şaşırmıştı. Kardeşiyle göz göze gelince Serdar bilmediğine dair omzunu silkmişti.

“Tamam sakin ol Ayşem, eminim baban iyi olacaktır.”

“Görmedin Aylin abla, babamın nasıl yıkıldığını görmedin. Ben onu ilk kez bu kadar acı çekerken gördüm,” dediğinde Aylin dişlerini sıkmıştı. O kadın Cesur’a ne söylediyse adamın acısını gözlerinden okumuştu. Aylin umut ediyordu ki kendisi ile alakalı bir durum değildir.

“Hadi toparlan biraz. Şu günü atlatalım çaresine bakarız artık.” Aylin misafirlerinin yanına dönerken aklı genç adamda kalmıştı.

 Aylin azalan kalabalığa bakarken kolunda ki saati kontrol etmişti. Cesur’un ortadan kaybolmasından sonra zaman geçmek bilmiyordu. Herkes gittikten sonra geriye sadece Aylin, Serdar ve çalışanlar kalmıştı. Aylin çalışanlarından mekanı erken kapatmalarını ve eve gidip iyice dinlenmelerini söyledikten sonra hızla oradan ayrılmıştı. Üzerinde yeşilin koyu tonlarında uzun kollu, diz kapaklarına kadar bol eteği olan rahat bir elbise giymişti. Ankara’nın akşam ayazı bedenini kesse de şuanda tek düşündüğü Cesur’un nerede olabileceğiydi. Onu merak ettiği için kendine kızsa da duygularına engel olamıyordu. Ne kadar geçmişte de kalsa Cesur onun en iyi arkadaşı, aynı zamanda ilk ve tek sevdiği adamdı. Sıkıntıyla nefesini dışarı vererek kardeşinin arabasına doğru ilerlerken Serdar hızlı adımlarla onu yakalamıştı.

“Abla nereye gidiyorsun?”

“İşim var Serdar, arabanı bu akşam ben alıyorum. Sen Ayşem’i evine bıraktıktan sonra eve geçersin.”

“Abla, geç oldu ben bırakayım nereye gideceksen.” Aylin başını iki yana sallayarak kardeşine üzgün bir şekilde cevap vermişti.

“Nereye gideceğim belli değil, birkaç yere bakacağım.” Aylin kardeşinin konuşmasına izin vermeden arabaya binerek oradan ayrılmıştı. Serdar arkasından bakarken Ayşem genç adamın yanına gelerek koluna dokundu. Kızın mavi gözleri ağlamaktan leylak rengine dönmüştü.

“Bu şekilde eve gidemem, beni babamın evine bırakır mısın?” Serdar kızın sözlerine şaşırsa da bir şey söylememişti.

“Şu ev nerede?” Serdar genç kızla birlikte yavaşça yürürken az ileriden gelen taksiye el edere durdurmuştu. Ayşem adresi taksiciye verirken Serdar evin oldukça yakın olduğunu düşünmüştü. Zaten bulundukları bölgede istedikleri her yere yürüyerek gidilebilirdi. Araba sitenin kapısında durduğunda Serdar da onunla birlikte taksiden inmişti.

“Senin gelmene gerek yoktu, ben giderdim.”

“Olmaz öyle şey, hadi seni evine bırakayım.” Ayşem adamın geri durmayacağını anladığında nefesini bırakarak önden gitmişti. Aklı babasında olsa da yapacak bir şeyi yoktu. Kasabada olsaydı babasını kolaylıkla bulabilirdi. Ama burada nereye gidebileceğini bilmiyordu. Kapı şifresini girerek apartmana girdiğinde Serdar da onu takip ediyordu.

“Geldik artık sen gidebilirsin.” Serdar genç kızı duymazlıktan gelerek onunla birlikte asansöre binmişti. Bulundukları bina Çisem halasının evinin yan binasıydı ve bu durumda Ayşem’i tek başına bırakmasına imkan yoktu. Genç kız asansörden inerek dairenin kapısının şifresini girerken Serdar etrafına bakınmaya başlamıştı. Ayşem eve girip arkasını döndüğünde Serdar’ın tedirgin halini görünce kaşlarını çattı.

“Burada tek başına kalmanı istemiyorum Ayşem, hadi bize gidelim.”

“Daha önce de tek kaldım Serdar Bey, bir şey olmaz.”

“Bak, seni burada tek bırakırsam aklım sende kalır. Baban da yok, ya bize gidelim ya bende yanında kalırım.” Ayşem ne diyeceğini bilemez şekilde genç adama bakarken yutkunarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Bunu neden yapıyorsunuz?”

“Bak, şu aralar gerçekten garip şeyler oluyor. Sen zeki bir kızsın anlaman gerekiyor. Farkında değilsin ama şuanda babanın en büyük rakibinin evine bir bina uzaklıktasın.” Ayşem gözlerini kısarak adama bakarken Serdar devam etmişti. “Soner enişten yan binada oturuyor. Şuanda halanın yanında olmadığına eminim,” dediğinde Ayşem gerilmişti. Aklına ilk geldiği günlerde halası ile eniştesini sitenin bahçesinde tartışırken gördüğü gün gelmişti. Bedeni ürperirken başını sallayarak adama cevap verdi.

“Neredeyse bir aydır buraya gelmedik, evde bir şey yok. Size gidelim o zaman,” dediğinde Serdar kızın teklifini itiraz etmeden kabul etmesine sevinmişti.

“Kapıyı kilitle gidelim. Hem yarın öğleye doğru İstanbul’a gideceğiz.” Ayşem kapıyı kilitleyip arkasını döndüğünde şaşkınlıkla adama bakmıştı.

“Babam izin verdi mi?” Serdar elini kızın sırtına koyarak önden yürümesini istemişti. Binadan çıkana kadar da genç adamın koruyucu tavrı devam etmişti. Merakla adama bakan kız onun gülümseyerek başını sallamasıyla derin bir nefes aldı. Serdar kıza evin yürüme mesafesinde olduğunu söyleyerek yürümeyi teklif edince Ayşem kabul etmişti. İkili genç adamın evine doğru yürümeye başladığında başka bir yerde telaşlı arayış içinde olan Aylin sonunda aklına gelen yere bakmak için yeniden yollara düşmüştü.

Genç kadın yıllar önce Cesur’un ortadan kaybolduğu zamanlarda gittiği yerlere bir bir bakarken aklına gelen son yerle arabanın yönünü hastaneye çevirmişti. Bakmadığı tek yer orasıydı. Arabayı park yerine bırakarak kendisini gören kişilerin selamını başını sallayarak alan genç kadın hızlı adımlarla yönetim katı asansörüne doğru ilerledi. Güvenlikten gelen adama asansörü açmasını söylerken bir yandan da Cesur’u görüp görmediğini soruyordu. Adam Cesur’u görmediğini söylerken Aylin duraksamıştı. Genç adam asansörü kullansaydı güvenlik mutlaka onu görürdü. Yerinde durarak bir süre düşünmüştü. Ayakları onu hastanenin alt katında bulunan ameliyathane bölümüne doğru götürürken içinden de orada olması için dua ediyordu.

Çift kanatlı cam kapıdan içeriye girdiğinde bedenini saran soğuklukla üşümüştü genç kadın. Karanlık koridorda ilerlerken sadece bir kaç lamba koca koridoru aydınlatıyordu. Kendini korku filmindeymiş gibi hissetmişti. Ameliyathaneleri tek tek kontrol ederken her birinde bedeni daha da ürperiyordu. Üçüncü ameliyathanenin hasta bekletme salonuna geldiğinde gördüğü manzarayla derin bir nefes aldı. Cesur sedyeye uzanmış, bir kolu gözlerinin üzerinde öylece yatıyordu. Aylin adama doğru yavaş bir şekilde ilerlerken oldukça sessizdi.

“Beni hiç affetmeyeceksin değil mi?” genç kadın gelen soruyla olduğu yerde durmuştu. Cesur gözlerini açmasa da gelenin kim olduğunu anlamıştı.

“Hiç değişmedin, hala canın sıkılınca buraya kaçıyorsun.” Cesur kolunu yavaş bir şekilde gözlerinin üzerinden çekerek kızarmış bakışlarını genç kadına çevirmişti.

“Sende her zamanki gibi beni bulmayı başarıyorsun.”

“Eski alışkanlıklar kolay unutulmuyor,” derken yeniden ürperen genç kadın bakışlarını adamdan kaçırmıştı.

“Sana çok zarar verdim değil mi?” Genç kadın gelen soruyla yutkunarak adama döndü.

“Bunun seninle alakası yok, ne olacağını önceden bilemeyiz.”

“Yapma şunu, beni daha fazla küçültme gözümde. Kendimden nefret etmemi sağlıyorsun.” Aylin adamın kızaran gözlerine bakmaya dayanamayarak arkasını dönmüştü.

“Burası çok soğuk, hadi gidelim yoksa hasta olacaksın.” Genç kadın kapıdan çıkmak üzereyken arkasından gelen sesle duraksamıştı. Bedenine dolanan kollarla gözlerini kapatırken Cesur kadının sırtını göğsüne daha sıkı yaslamıştı. Aylin kıpırdamadan genç adamın kollarında dururken adamın kendisini bırakmasını beklemişti. Cesur başını kadının omzuna yaslayarak derin bir iç çekti.

“Beni asla affetme olur mu Aylin, çünkü hak etmiyorum.”

“Bunları konuşmak istemiyorum, lütfen gidelim buradan.” Cesur buruk bir şekilde gülümseyerek eskiden yaptığı gibi kadının saçlarına dudaklarını bastırmıştı. Cesur’un sevdiği kadınlara sevgisini göstermek için sıklıkla yaptığı bu eylem Aylin’in yıllar sonra kalbini yeniden hızlandırmasına neden olmuştu. Genç kadın karnının üzerindeki elleri çözerek adamdan birkaç adım uzaklaştı.

“Lütfen, yeniden aynı acıları yaşamak istemiyorum,” diyerek kapıdan çıkan kadın, geride bıraktığı yıkık kalbin acısını içinde hissettiğine inanamıyordu. Onca yıl geçmişti ama sanki ikili arasında hiçbir şey değişmemişti. Birkaç dakikalık bekleyişten sonra Cesur hızla kapıdan çıkarak kadının peşinden gitmişti. Aylin koridorun sonunda omuzları çökmüş bir şekilde ilerlerken elinde hissettiği temasla irkilmişti.

“Gidiyoruz!” Cesur’un tek cümlesi kadının gerilmesine neden olmuştu.

“Seninle bir yere gitmek istemiyorum.” Cesur kadını umursamazken ameliyathane asansörüne binerek üst katın düğmesine bastı. Aylin elini kurtarmak istese de başarılı olamamıştı. Onları görenler şaşkınlıkla arkasından bakarken Aylin yüzünü saklamak için bir elini kaldırarak yüzüne kapatmaya çalıştı.

“Bu yaptığın doğru değil, herkes bize bakıyor.”

“Kimin baktığı umurumda değil Aylin, bunca yıl yeterince zaman kaybettik. Artık ikimizin de kaybedecek zamanı yok.” Aylin yeniden elini çekiştirirken ne yapacağını bilememişti. Cesur’un bu halini iyi bilirdi. Şuanda onun önüne geçecek, onu durduracak bir şey yoktu.

“Nereye gidiyoruz?” derken Cesur birkaç saniye kadına bakarak yeniden bu kez kendi muayene odasına doğru ilerlemişti. Aylin neler olduğunu anlamasa da adamın davranışlarından iyice gerilmeye başlamıştı. 

“Cesur kendine gel lütfen!” diyen genç kadın adamın onu sandalyeye oturtup kolunu yukarı sıyırmasını şaşkınlıkla izlemişti. Aylin itiraz dahi edemeden kolundan alınan iki tüp kanla neye uğradığını şaşırırken, genç kadın yutkunarak karşısında ki Cesur’a baktı.

“Sana ne söyledi?” Aylin korkuyla genç adama bakarken Cesur başını sallayarak cevap vermişti.

“Ne söylediğinin bir önemi yok,”

“Bu şekilde davranmanın bir nedeni olmalı Cesur, bana açıklamak zorundasın.” Kadının sorusuna cevap vermeden bu kez Aylin’i sedyeye yatırarak eteğini yukarı çekmek istemiş ama anında genç kadının engeliyle karşılaşmıştı.

“Sen ne yaptığını sanıyorsun?”

“Ultrasonla bakmam için karnını açmam gerek.”

“Bunu yapamazsın. Hastanın izni olmadan onu muayene edemezsin!” dediğinde Cesur kadının iki omzunu birden tutarak yeniden sedyeye yatmasını sağlamıştı. Gözlerini kadının gözlerinden ayırmayarak elbisesini yukarıya doğru sıyırırken diğer yandan da kenarda duran örtüyü kadının beline kadar çekmişti. Hareketleri o kadar yavaştı ki Aylin kendini hipnoz olmuş gibi hissediyordu. Cesur makineyi açarken kadının karnına sürdüğü soğuk jelle onu kedine getirmişti. Ürperen genç kadın itiraz edemeden karnında dolanan başlıkla yutkunarak gözlerini kapattı. Bitmişti, biraz sonra kimsenin öğrenmesini istemediği şeyi genç adam öğrenecekti. Adamın bakışlarında ki acımayı görmemek için genç kadın bakışlarını kaçırmıştı. Cesur kısa bir süre kadının karnında ki büyük ameliyat izine dikkatle baktıktan sonra Aylin’in ne tür bir ameliyat geçirdiğini hemen anlamıştı. Gözleri ekrana döndüğünde ise gördüğü şeyle gözlerini kısa bir süre kapattı. Bir yandan canı yanıyor, diğer yandan da içine bir ümit doğmuştu. Nefesini dışarıya vererek kendisine gözleri dolu bir şekilde bakan kadının gözlerine odaklanarak buruk bir şekilde gülümsedi.

“İstediğini öğrendin mi sonunda?” Aylin hızla karnını silerek yerinde otururken Cesur onun elini tutarak yüzüne bakmasını sağlamıştı.

“Yapma, kendini geri çekme. Benim yüzümden bu halde olduğunu düşündükçe…”

“Senin yüzünden değildi, kaza ve kaderin önüne geçemezsin Cesur. Sebepler olabilir ama kazaya sen sebep olmadın!” dediğinde Aylin kendi sözlerine sonuna kadar inanıyordu. Başlarda genç adamı suçlasa da sağlıklı bir şekilde düşününce onun bir suçu olmadığını anlamıştı. Cesur sadece sevmiş ve kendine bir aile kurmak istemişti. Bunun için onu suçlayamazdı!

“Ben sebep oldum, daha önce olanları görebilseydim bu halde olmayacaktın!” dediğinde Aylin buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Benim durumumda olan birçok kadın var Cesur, bu dünyanın sonu değil.” Cesur kadını kollarının arasına çekerek sıkıca sarılmıştı. Bu şekilde kadına değil kendine güç veriyordu. Aylin iki yanda duran elini kaldırarak adama sarılırken pişman olmamayı diliyordu. Şuanda bu teselliye ihtiyacı vardı. Cesur gözlerini kapatarak kadının kokusunu derince içine çekerken artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyordu. Asla olamazdı da zaten! Sorunun tek çözümü kadını ikna edebilmesinden geçiyordu!

***

Sizce Sevda Cesur’un peşini bırakır mı?

Cesur Aylin’i neye ikna etmeye çalışacak? Anladım ki hikaye çok karakterli olunca yazdıkça yazası geliyor insanın. Umarım yorumlarınızla beni yalnız bırakmazsınız. Teşekkür ederim!

Bölüm bitti! Reklam arası 🙂

20. BÖLÜM <<<<<—–>>>>>> 22. BÖLÜM

22310cookie-checkCesur 21. Bölüm