Mayıs 2, 2022 Yazarı mermaridyy 11

Dilay Hanım 23. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Herkese Hayırlı Bayramlar. Ramazan Bayramınız Mübarek olsun! Bölümü kontrol edemeden yayınlıyorum. Umarım fazla hata yoktur. Keyifli okumalar

***

Yaşlı adam duyduğu şeyle hızla bakışlarını oğluyla Dilay’a çevirirken Dilay gözlerini kapatarak bir süre cesaret toplamaya çalışmıştı.

“Dilay, ne diyor bu çocuk?” kadın Aslı’ya işaret ederek çocukları salondan götürmesini istemişti. Seyhan ablasına endişeyle bakarken babasının sert sesi yeniden ortamda yankı bulmuştu.

“Bir şey sakladığınızı belliydi. Ama ne olduğunu anlayamamıştım. Şimdi bana torunumun neden bahsettiğini hemen açıklayın. Selim nerede?” Dilay buruk bir şekilde yaşlı adamın önüne çöküp adamın ellerini avucunun içine almıştı. Seyhan başını iki yana sallayıp itiraz etse de Dilay adamın bilmesi gerektiğini düşünerek boğazını temizleyip söze başladı.

“Babacım, seninle önemli bir konu hakkında konuşacağım ama bana söz vermeni istiyorum. Sözlerimi bitirmeden heyecanlanmayacaksın.”

“Kızım böyle yaparak daha da endişelendiriyorsun? Ne saklıyorsunuz benden?”

“Sen yeni ameliyat oldun baba, heyecan kalbine iyi değil. Öncelikle şunu bilmeni istiyorum, Selim iyi!”

“Kızım?” Mehmet Bey sesi titreyerek genç kadına bakmıştı. Dilay adamın dolan gözlerine buruk bir şekilde gülümseyip derin bir iç çekti.

“Bu haberin sakin verilir bir yanı olduğunu sanmıyorum. Baba, Selim geçenlerde kontrol amaçlı test oldu.” Seyhan kadının sözleriyle hemen babasının tansiyon ilacını ayarlamaya çalışmıştı. Emine Hanım şaşkın bir şekilde kapı dibinde onları dinlerken o da endişelenmeye başlamıştı.

“Kızım oğluma bir şey mi oldu?”

“Selim şimdilik iyi baba, tedavisi hemen başladı,” dediğinde adamın gözünden aşağıya bir damla yaş düşmüştü.

“Nüksetti değil mi hastalığı?” Dilay adamın elini sıkarak başını sallamıştı.

“Bu kez erken teşhis edildi baba, hemen tedavisi başladı. Şimdilik ilaç tedavisi görüyor. Korkulacak bir şey yok. Bu gün ilaç aldığı için otelde kalacak.”

“Ara oğlumu eve gelsin,” diyen adamın boğazı düğümlenirken yeniden gözünden aşağıya yaşlarını akıtmıştı.

“Baba sen üzülme. Ben hemen ararım gelir. Endişelenecek bir durum yok, sen rahat ol lütfen.”

“Nasıl endişelenmem kızım. Yıllardır o hastalıktan çekti evladım, yeniden aynı acıları çekecek.”

“Biliyorum baba ama bu kez daha şanslıyız. Bak senin ameliyatın iyi bir şeye vesile oldu.” Mehmet Bey kızına sorarcasına bakarken bu kez sessizliği Seyhan bozmuştu.

“Senin ameliyatının iyi geçtiğini duyunca biz ablamla çok mutlu olduk. Ağlamışız, abimde yanlış anlayıp korkudan bayıldı. Doktor test yapınca hastalığının nüksettiğini öğrendik. Bu sayede tedavisi erken başladı.”

“Peki Süha’nın dediği neydi öyle?” ikiliye şüpheyle bakan adam Dilay’ın içten gülümsemesiyle derin bir iç çekmişti.

“Her ihtimale karşı çocuklara test yaptırdım baba. Seyhan’ın iliği tam uyumlu olmadığı için aklıma başka bir yol gelmedi. Birçok kişi de kan verdi uyumluluk için. Ama ihtiyaç dahilinde benim küçük adamım babasının umudu olacak.” Dediğinde Mehmet Bey genç kadına sarılarak ağlamıştı. ,

“Allah senden razı olsun kızım, biliyorum senin yaptığını kimse kolay kolay yapmaz.”

“O nasıl söz baba, biz boşanmış olsak da Selim çocuklarımın babası,” dediğinde Mehmet Bey geriye çekilerek şaşkınlıkla kadına bakmıştı.

“Boşandınız mı?” Dilay ağzından kaçırdığı haberle bakışlarını kaçırarak başını sallamıştı.

“Boşandık babacım, ikimizde kendi yolumuza gideceğiz.”

“Kızım şimdi ne yapacaksınız? Ben torunlarımdan uzakta yaşayamam. Selim iyileşsin o gider buradan,” diyen adama Dilay minnetle bakmıştı.

“Buna gerek yok babacım, biz Selim ile konuştuk. Ben eskisi gibi teras katta kalacağım. Biliyorsun o katın ayrı bir girişi daha var. Ayrı bir ev gibi düşünün. Hayatlarımız ayrı olacak ama çocuklar burada sizlerle kalacak.” Seyhan şaşkınlıkla genç kadına bakarken abisi ile yengesinin ne ara bu kararı aldıklarını düşünüyordu. Derin bir iç çekerek yaşlı adama “Baba artık dinlenmen gerek. Abim gelene kadar seni odana çıkarayım.” Adam anlayışla oğluna bakarken başını sallayıp sessiz kalmıştı. Yaşlı adamı odasına çıkaran genç adam oldukça düşünceliydi. Bu gün babası üst üste üzücü haberler almıştı.

Dilay adamın salondan çıkmasıyla telefonunu çıkararak Selim’e mesaj atmıştı. Babasının her şeyi öğrendiğini ve eve gelmesi gerektiğini yazarak çocuklarının yanına çıkmıştı. İki gündür onlarla fazla ilgilenemiyordu. Teras dairesine çıktığında Aslı ve çocukları salonda oturmuş boya yaparken görmüştü.

“Çocuklar ne yapıyorsunuz?”

“Anne, atlara gidelim mi?” Dilay oğlunun hevesli bir şekilde kendisine bakmasına dayanamayarak başını sallamıştı.

“Gidelim hayatım, bu gün sizinleyim.” Süreyya yerden kalkarak hızla annesine sarılmıştı.

“Olay, annemle oynayacağız.” Dilay kızının tepkisine üzülürken kendine kızmaya başlamıştı. Yıllardır onlardan ilk kez bu kadar ayrı zaman geçirmişti. ,

“Nisan ablamı da çağıralım mı?” küçük kızı kucağına alan kadın başını sallayarak “Çağıralım canım ama önce Engin amcana sormamız gerekiyor,” dedi. Süha da annesinin beline sarılarak ona olan özlemini göstermek istiyordu.

“Anne babam hasta mı oldu?” Dilay kucağındaki kızıyla kanepeye oturarak oğlunu da yanına oturtmuştu.

“Babanı biraz hasta ama iyi olacak. Onunla çok vakit geçireceksiniz. Sadece babanız iyileşene kadar onu yormamaya çalışın yeter.”

“Bizimle oynamasını istemeyiz anne, babam iyi olsun.” Süha’nın sözlerine genç kadın duygulanmıştı. Aslı anne ile çocukların konuşmasını dinlerken içi acımıştı. Bakışlarını kaçırırken Dilay onda ki değişikliği hemen anlamıştı.

“Çocuklar hadi siz aşağıya inip amcanızla biraz vakit geçirin, öğleden sonra atlara gideriz.”

“Ama anne?”

“Dışarıda çok güneş var hayatım, bu havada at binerseniz hasta olursunuz. Hem Nisan ablanızın da doktora gitmesi gerekiyor.” Dilay çocukları ikna ederek gönderirken Aslı da onların peşinden gitmek istediğinde genç kadın onu durdurmuştu.

“Aslı canım sen çocukları asansörle aşağı indirip yanıma gel. Konuşacağımız şeyler var.” Aslı tedirgin bir şekilde kadına bakarken Dilay ona gülümsemişti. Genç kız çocukları alt kata indirerek yeniden yukarı çıkarken oldukça endişeliydi. ,

“Dilay abla?”

“Gel aslı, seninle bir konuşalım.” Aslı kadının gösterdiği yere geçip otururken ellerini önüne birleştirerek beklemeye başlamıştı. “Sorun ne Aslı, daha önce karşımda bu şekilde durduğunu hiç görmemiştim.”

“Ben bilmiyorum Dilay abla, bir şey mi yaptım?”

“Bunu neden soruyorsun? Seninle abla kardeş olarak konuşmak istemiş olamaz mıyım?” dediğinde Aslı bakışlarını kaçırmıştı.

“Elbette ama…” Dilay yerinden kalkıp genç kızın yanına oturarak birleştirdiği ellerini tutup kızın kendisine bakmasını sağlamıştı.

“Sana bir şey soracağım Aslı ama bana doğru cevap vereceksin?”

“Elbette abla,” diyen kız buruk bir şekilde gülümsedi.

“Seyhan’ı neden reddettin?” Aslı kadının sorduğu soru karşısında donup kalırken ne cevap vereceğini bilememişti. Yutkunarak boğazını temizlerken yeniden bakışlarını kaçırdı.

“Ben…”

“Aslı bana doğruyu söyleyeceksin. Neden Seyhan’dan kaçıyorsun. Birkaç gündür ikizinizi de gözlüyorum. Seyhan oldukça samimi duygularında, senin seviyor. Senin de ona karşı boş olmadığının farkındayım neden kendini geri çekiyorsun?”

“Ben yapamam Dilay abla, Seyhan ve ben olamayız.” Genç kız yaşaran gözlerini kırpıştırarak gözyaşlarını geri göndermeye çalışırken Dilay onun bu davranışıyla genç adama hak vermişti. Aslı bir şeylerden korkuyordu ve bu korkusu mutluluğunun önüne geçiyordu.

“Seni mutlu olmaktan alıkoyan ne Aslı, bana açıkça anlatmanı istiyorum. Bak güzelim birbirini karşılıklı seven birini bulmak kolay değildir. Sevdiğin seni seviyorsa ona bir şans vermelisin. Sevgine sahip çıkmalısın.”

“Abla, anlamıyorsun. Ben Seyhan’a sorundan başka bir şey getirmem. Beni seviyor olabilir ama ilerde benim yüzümden yaşayacakları bana olan sevgisini yok edecektir.”

“Bunu bilemezsin Aslı, üstelik neden senin yüzünden sorun yaşayacağını düşünüyorsun?” Aslı derin bir nefes alarak ıslak bakışlarını Dilay’a çevirmişti.

“Ailem bu aileye uygun değil abla. Babamın tek umursadığı oğulları, aynı şekilde annemin de öyle. İkisi için benim bir değerim yok. Öyle ki gelinleri bile benden daha değerlidir gözlerinde. Bunu kabullensek bile ikisinin de ortak özelliği paraya olan düşkünlükleri abla. Ailemin bu aileye bulaşmasını istemiyorum.” Dilay aklı ermeye başladığından beri insanların para için neler yapabileceğine şahit oluyordu. En yakınları genç kadına bu yüzden az çektirmemişti. Her birini alt etse de hala diken üstünde yaşadığı zamanlar oluyordu.

“Bırak buna Seyhan karar versin. Kardeşimin bu gibi şeylere takılmadığına eminim. O sadece seninle mutlu olmak istiyor.”

“Ben bilmiyorum,” dediğinde genç kızın yanağından aşağıya bir damla yaş yuvarlanmıştı.

“Şimdiden bunları düşünerek kendini üzme, bana inan canım. Her şeyin üstesinden gelebilecek yüreğe sahipsiniz.”

“Abla,” diyerek genç kadına sarılan Aslı ağlamaya başlamıştı. Dilay gülümseyerek kızın sırtını sıvazlarken derin bir iç çekti.

“Bizim gelin ağlamayı pek seviyor,” diyerek kıza takılırken Aslı istem dışı kıkırdamıştı.

“Mehmet amca ne diyecek? Ben kabul etsem bile o bize izin verecek mi?” Dilay geri çekilip kızın ıslak yanaklarını usulca silmişti.

“Babam seni çok seviyor Aslı, inan bu durumda Seyhan’dan çok senin yanında olur.” İkili bir süre daha konuşup toparlandıktan sonra aşağıya inerek ikizlerle vakit geçirmeye karar vermişti.

“Canım sen Seyhan’ı al dışarıya çık. Bu gün çocuklarımla vakit geçirmek istiyorum. Hem bizim şehzadenin morale ihtiyacı var.” Aslı kadının sözlerinden utanarak bakışlarını kaçırırken salona girmişlerdi. Seyhan omuzlarında Süha ile salonda koştururken Süreyya gülerek onları yakalamaya çalışıyordu. Dilay Aslı’ya eğilerek sessizce fısıldamıştı.

“Yeğenlerini bu kadar seven adamın çocuklarına nasıl düşkün olacağını düşünebiliyor musun?”

“Abla ya!” diye gülümseyen Aslı kendisine bakan adamı görünce yutkunarak bakışlarını çekmişti.

“Seyhan, bırak oğlumu da Aslı’yı gezmeye götür sen.” Seyhan şaşkınlıkla ablasına bakarken kadının gülümsemesiyle onun Aslı ile konuştuğunu anlayarak kocaman gülümsemişti.

“Hemen, nereye gitmek istersin Aslı?” diye sorarken bir yandan da Süha’yı yere bırakıyordu.

“Ama amca daha beni taşıyacaktın.”

“Seni de eve gelince taşır hayatım. Amcanın şimdi gitmesi gerek. Bizde beraber Nisan ablanızı almaya gidelim.” Süreyya Nisan’ın adını duyunca hemen annesinin yanına koşmuştu.

“Gidelim anne,” diyen kızının Nisan’a olan düşkünlüğüne şaşırmadan edemiyordu. Çocuklar yıllardır birlikteymiş gibi birbirine oldukça bağlanmıştı.

“Abla söylemedi deme, bu çocukların Nisan sevgisi hayatına yön verecek.”

“Çok konuşmada gelinimizi yemeğe götür.” Seyhan ‘gelin’ lafında takılı kalırken hızla Aslı’ya dönmüştü. Gözleri sevinçle büyürken Aslı ortamdan çıkmak için “Ben çantamı alıp geliyorum,” diyerek hızla oradan kaçmıştı.

“Abla sen var ya eli ayağı öpülecek kadınsın,” diyerek kadının yanaklarını öperken Dilay genç adamı kendinden uzaklaştırmaya çalışıyordu.

“Bırak beri Seyhan, hadi çıkın. Kızın üzerine çok gitme, sana anlatacakları var.” Seyhan hemen evden çıkarak arabasına yönelirken içi içine sığmıyordu. Birkaç dakika sonra genç kızın kapıdan çıkmasıyla heyecanı daha da artmıştı.

***

Genç adam hastaneden çıkarken oldukça bitkindi. Normalde yanında her zaman Seyhan ya da Dilay olurdu ancak bu gün babası hastaneden çıkacağı için ikisini de yanında istememişti. İkiliyi babasını eve götürmesi için gönderirken ilk kez pişman olmuştu. En azından Seyhan’ın yanında kalmasını sağlayabilirdi. Hastaneden çıkarak ağır adımlarla taksi bulmak için ilerlediğinde yanında duran arabayla gözlerini arabanın şoförüne çevirmişti.

“Selim, neden yalnızsın?” Engin kızını fizik tedavi için getirdiği hastane çıkışında genç adamı görünce şaşırmıştı.

“Bizimkiler babamı eve götürdü, Seyhan gelecekti ama istemedim.”

“Bu şekilde yalnız kalmamalısın. İlaçların sana ağır geldiğini söylemişti Dilay, ya bir yerde düşüp kalırsan ne olacak?” Selim oldukça yorgundu ve gözleri ara sıra kapanıyordu.

“Beni bir otele bırakabilir misin?”

“Otele mi? Neden eve gitmiyorsun?” Selim buruk bir şekilde genç adama gülümseyerek cevap vermişti.

“Üzerimde ağır ilaç kokusu var. Üstelik babamın beni bu şekilde görmesini istemiyorum.”

“Mehmet beye söylemediniz değil mi?”

“Ne kadar geç öğrenirse onun için o kadar iyi olur.” Selim arabaya binerek kemerini bağlamadan geriye doğru yaslamıştı. Engin dikkatle onu incelerken bu şekilde tek başına otel odasına kalmasına gönlü razı gelmemişti. Arabayı kendi evine doğru sürerken Selim dalgın olduğu için fark etmemişti. Araba durunca genç adam etrafına bakıp çiftliği görünce Engin’e dönmüştü.

“Neden buraya geldik?”

“Bu halde otel odasında tek kalmana izin veremem. Ev büyük dilenirsin, kimse seni görmez.” Selim cevap verecekken Dilay’ın attığı mesajı görünce yüzünün rengi iyice kaçmıştı.

“Ne oldu?”

“Babam her şeyi öğrenmiş. Beni istiyor.”

“O zaman çiftliğe geçelim,” diyen Engin’in kolunu zayıf bir şekilde tutarak onu durdurmuştu.

“Önce bir duş alsam, dinlensem sonra geçsek bize?” Engin anlayışla genç adama bakarak arabadan inip evin kapısını açmıştı. Selim çocukluğunun geçtiği bahçeye kısa bir bakış atarak gülümsemişti. Salih amcanın çocuklarıyla bu bahçede az koşturmamıştı.

“Ne oldu?”

“Çocukken bu bahçede çok oynamıştık.” Selim kendi çiftliklerine doğru bakarak gülümseyerek sözlerine devam etmişti. “Şu telleri görüyor musun? Orada bizim için kocaman bir sürgü çit vardı. Sonrada hayvanlar kaçmaya başlayınca o çitler yapıldı. Ama bizim için orada her zaman bir açıklık bulunurdu.”

“Güzel bir duygu olmalı,” diyen Engin de adama gülümsemişti. Selim’in arkasından eve girerken adamın düşmesine karşı tetikte bekliyordu. Bazen bu yaptıklarına şaşıran genç adam şu birkaç ayda tüm hayatının nasıl değiştiğini düşünüyordu. O kızıyla birlikte her zaman yalnızdı ancak şimdi kocaman bir ailesi olduğunu düşünüyordu.

Selim’e temiz kıyafet vererek banyo yapmasını söylediğinde kendisi de atıştıracak bir şeyler hazırlamaya başlamıştı. Selim yarım saatlik uzun bir duşun ardından banyodan çıkarak Engin’in yanına gelmişti. Kendini daha iyi hissediyordu. Duş almak ona çok iyi gelmişti.

“Atıştırmalık bir şeyler hazırladım, önce ye sonra yatarsın.” Selim itiraz etmeden adamın verdiği sandviçi yerken Selim dikkatle onu izliyordu. Şu birkaç hafta da gözle görülür bir şekilde süzülen adama üzülmeden edemiyordu. Bir yandan da yanında her zaman ailesi olduğu içi imreniyordu.

“Ne yapmayı planlıyorsun?” Selim gelen soruyla adama bakmıştı.

“Hangi konuda?”

“Dilay ile boşandığınızı biliyorum. Bundan sonra ne yapacaksınız?” Engin bir süre adamın cevap vermesini beklemişti.

“Dilay ile boşanmış olabiliriz ancak çocuklarımın annesi olduğu gerçeğini hiç bir şey değiştiremez. İkimizde kendi hayatımıza bakacağız. İkimizin de ilerde hayatlarına başkaları girecektir. Bunun için Dilay’a şans vermek istedim. Eğer ben boşanmak istemeseydim Dilay çocuklar için bu evliliği devam ettirirdi. Buna eminim, belki karı koca olarak yaşamazdık ama evlilik belgesi ikimizi de bağlardı. Dilay mutlu olmayı hak ediyor. Şimdilik çiftlikte her zamanki gibi teras dairede yaşayacak. Ben ayrılmak istesem ona da izin vereceğini sanmıyorum. Hem çocuklarımla yeni kaynaşıyorum, bu yüzden gidemem.”

“Elbette seni anlıyorum. Dilay’ın düzeninin bozulmamasına da seviniyorum ama beni asıl endişelendiren onu takip edenler.” Selim başını sallayarak son lokmasını da yedikten sonra genç adama bakmıştı.

“Ne olur bilmiyorum ama bir daha Dilay’ın sırf onlar yüzünden evlenmesine izin vermeyeceğim. Eğer yeni bir hata kuracaksa, bu onlardan kurtulmak için olmayacak… Sevdiği için olacak.” Engin Dilay’ın sevgisine nail olacak kişinin ne kadar şanslı olduğunu düşünmeye başlamıştı. O kişinin kendisi olmasını ne çok isterdi ama bu zor görünüyordu. Dilay’ın hayatında ikizlerden başka kimseye yer yok gibi görünüyordu.

“Seviyorsan peşine düşmelisin, sevgini hissettirmelisin!” Selim son sözlerini söyleyerek mutfaktan çıkarken arasından şaşkınlıkla bakan adamı umursamamıştı. Engin yanlış duyduğunu düşünerek başını iki yana sallamıştı. Dilay’ı eşi olarak görmese de başka bir adama bu şekilde konuşması Engin için inanılır gibi değildi. Adam karısını hiç mi kıskanmazdı? Derin bir iç çekerek çalan telefonuna cevap vermişti. İyi insan lafının üzerine aramıştı resmen.

“Efendim?” diyerek telefonu açtığında genç kadından önce ikizler konuşmuştu.

“Engin amca Nisan ablayla atlara gidebilir miyiz?” Engin duyduğu seslerle gülümseyerek ikizlere cevap vermişti.

“Nisan ablanız hala hastanede gelsin gidersiniz olur mu?” dediğinde karşıdan onay nidaları dolmuştu kulağına.

“Engin, nasılsın?” genç adam kulağına dolan melodik sesle derin bir iç çekmişti.

“Ben iyiyim siz nasılsınız? Mehmet beye her şeyi anlatmışsınız.”

“Sen nereden biliyorsun?” Dilay’ın şaşkınlığı sesine yansımıştı.

“Selim benim yanımda, dinleniyor şuanda. Uyanınca eve gelecek.” Dilay adamın sözlerine karşılık minnetle gülümsemişti. Bir türlü karşısında ki adamı çözemiyordu. Arada kendisine olan bakışlarını fark ediyordu. Saf genç bir kız değildi, neyin ne olduğunu bilecek yaştaydı. Engin’in kendisinden etkilendiğini bilecek kadar tecrübeliydi. Belki hayatına kimseyi almamıştı ama birçok kişide aynı bakışları görüp önlemini almıştı. Ama Engin’e karşı elinden bir şey gelmiyordu. Üstelik birinin ona ilgi göstermesi genç kadını da mutlu ediyordu.

“Teşekkür ederim Engin, yaptığın bu şeyi asla unutmayacağım.”

“Ben bir şey yapmadım Dilay, abartmayalım. Nisan’nın seansının bitmesine yarım saat var. Gelince size uğrarız.”

“Peki, görüşürüz.” İkili telefonu kapattığında bir süre öylece telefona bakmıştı.

“Anne ne zaman gideceğiz?” Dilay oğlunun seslenmesiyle eğilerek yanağını okşamıştı.

“Engin amcanı duydun oğlum, Nisan ablan hastaneden gelince gideceğiz.”

“Biz şimdi gitsek, Nisan abla da sonra bizim yanımıza gelir.” Dilay oğlunu kırmayarak çocuğun isteğini kabul etmişti. Emine hanıma at çiftliğine geçtiklerini söyleyerek babasına arada bakmasını söylemişti. İkizleri arabaya bindirerek yola koyulan genç kadının aklı Engin’in evinde dinlenen genç adamda kalmıştı. İlaçların dozu her seansta biraz daha Selim’i etkiliyordu. Bu durum adamın halsiz kalmasına neden olduğu için gün boyu yataktan kalkmadığını Seyhan söylemişti. İçi rahat etmediği için telefonunu çıkararak Seyhan’ı aradı. Kendisi giderse Selim’in güçlü durmaya çalışacağının farkındaydı. Bunu istemiyordu, adamın gereğinden fazla güç harcayarak dik durma çabalarına girmesini istemediği için Seyhan’a haber verip Engin’in evinden abisini almasını istemişti. Çocuklar evde olmadığı için Selim ve babasının yüzleşmesi daha kolay olacaktı.

“Dilay Hanım hoş geldiniz? Bizde size uğrayacaktık,” diyen seyislerden birine başını sallayarak görevli birini yanına çağırmıştı.

“Siz çocukları kapalı alana götürün, ben birazdan size katılırım.” Çocuklar adamın elini tutmuş bir şekilde uzaklaşırken Dilay seyise dönmüştü.

“Bir sorun mu var Gökhan abi?” genç kadın adama her zaman ‘abi’ diye hitap etse de adam Dilay’a olan resmi hitabından vazgeçmiyordu.

“Dilay Hanım bir adam geldi, atlarını bizim yetiştirmemizi istiyor. Yarış atı olduklarını söylüyor ancak atlar cins at değil. Anlatmaya çalıştık ama dinlemedi.”

“Peki adam nerede?” Dilay sorarken Gökhan yüzünü asarak ilerdeki atların tutulduğu ahırı göstermişti.

“Ahırlarda bekliyor Dilay Hanım,” dediğinde Dilay kaşlarını çattı.

“Yabancı bir adamı bize emanet edilen atların yanına mı soktunuz?” Gökhan gelen soruyla gerilirken Dilay hızlı adımlarla ahırlara doğru yürümeye başlamıştı.

“Merak etmeyin Dilay Hanım yanında iki seyisimiz var.”

“Ne oldursa olsun Gökhan abi, yabancı biri ahırlara girmemeli. Bunu en iyi sen biliyorsun.” Gökhan kadına hak verse de adam kendi atıyla diğer atlar arasında ki farkı görmek için asil atları görmek isterim diye. Hızla ahıra girdiklerinde Dilay gördüğü adamla dişlerini sıkmıştı.

“Senin burada ne işin var?” Dilay hızlı adımlarla adamın karşısına dikilirken Dilay öfkeli bakışlarla adama odaklanmıştı.

“Dilay hanımda geldiğine göre işimize bakabiliriz değil mi?”

“Hemen burayı terk et Nihat abi,” diye sesini yükselten genç kadın çalışanların şaşkın bakışları altında adamı kolundan tutup dışarıya doğru sürüklemişti. Adam itiraz etmeden ona ayak uydururken Gökhan bir şey olur korkusuyla kadının peşinden giderek onu yalnız bırakmamıştı.

“Dur bakalım Dilay Hanım, konuşacağız.”

“Seninle konuşacak hiçbir şeyim yok benim. Polisi aramamı istemiyorsan çiftliğimi terk et.”

“Yok öyle, tüm servetin üzerine yatıp keyif çatmak. Babamın hakkını vereceksin.”

“Baban babamın evladıydı da ben mi bilmiyorum Nihat? Size gösterdiğim anlayışın sonuna geliyorsunuz. Beni zorlamayın artık.”

“Beni tehdit mi ediyorsun? Kime güveniyorsun, seni boşayan kocana mı?” Dilay adamın sözlerine gülerek karşılık vermişti.

“Ben kimseye güvenmemem gerektiğini babam ölünce çok güzel anladım, sen ve amcam sayesinde kimseye güvenmiyorum. Şimdi defol topraklarımdan. Eğer bir daha buraya gelirsen seni içeri tıktırır bir daha gün yüzü görmemeni sağlarım. O çok sevgili baban da sana don atlet getirir.”

“Dilay beni hafife alıyorsun.” Adam kadının üzerine giderken Gökhan araya girmek istemiş ama Dilay ona engel olmuştu.

“Asıl siz beni hafife alıyorsunuz. Sizin karşınızda o küçük kız yok. Şimdi ayağını denk al buradan defol.” Adam öfkeyle arabasına doğru ilerlerken tehditler savursa da Dilay onu umursamamıştı.

“Nihat abi, eğer burada bir sorun çıkarsa sorumlusu sen olacaksın. Dua et çiftlikte ters bir durum olmasın.” Adam kızın sözlerinin bitirmesiyle arabasına binerek hızla oradan ayrılmıştı. Gökhan’a dönerek konuşmuştu. “Bu adam bir daha gelirse ona dikkat edin. Atlara bir zarar verebilir. Tüm çalışanlara da söyleyin bir daha yabancı kimse haraya sokulmayacak.”

“Peki Dilay Hanım, çalışanları uyaracağım.”

“Gökhan abi bu hafife alınacak bir durum değil. Biliyorsun atlardan bazıları bu yıl yarışlara çıkacak. Rakiplerin neler yapacağını bilemeyiz. Sorumluluklarımızın farkına olalım.”

“Peki, bizzat ilgileneceğim. Kendi jokeylerinden başka kimse atlara yaklaşmayacak.” Dilay adamı onaylayarak ikizlerin yanına kapalı alana doğru ilerlemişti. Bedeni yaşadığı rahatlamayla titrerken Nihat’ın bu kadar ileri gideceğini düşünmemişti. Kapalı alana giren Dilay ikizleri çitin içinde kendi atlarının üzerinde eğlenirken görünce tüm siniri uçup gitmişti. Onlar için hayat zor olacaktı. Etraflarında bu kadar paragöz insan olduğu sürece kolay olması da beklenemezdi.

Yaklaşık bir saat sonra Nisan ve Engin de onlara katıldığında çocukların keyfine diyecek yoktu. Nisan bir hafta sonra at binmeye bir arkadaşını getirmek istediğini söyleyince Dilay sevinerek onu onaylamıştı. Biliyordu ki Nisan gibi çocukların dışa dönük olmaları iyileşmesinde olumlu etken olabiliyordu.

“İstediğin arkadaşını çağırabilirsin güzelim, her zaman buraya gelebilirsiniz.”

“Teşekkür ederim Dilay abla, Enes çok sevinecek.” Engin kızının gülümseyen yüzüne buruk bir sevinçle bakarken derin bir iç çekmişti. Dilay onların hayatına girdiğinde beri kızında da çok fazla değişiklikler olmuştu.

“Birlikte yemek yiyelim mi?” Engin’in sorusuyla Dilay genç adama dönmüştü.

“Çok isterdim ama bu akşam evde olmamız gerekiyor. Malum babam hastaneden çıktı, üstelik Selim’in durumu ortada.” Engin kadına hak vererek gülümsemişti.

“Haklısın bir an düşünemedim. Neyse Nisan çok yoruldu, gidelim biz.” Nisan’ı arabasına bindirirken Dilay da ikizleri kendi arabasına bindirip kemerlerini takmıştı. Çocuklar arabanın camında Nisan’a el sallarken oldukça neşeliydi.

“Hadi bakalım afacanlar, eve gitme zamanı geldi.”

“Babam gelmiş midir anne?” Dilay aynadan çocuklarına bakarken gülümseyerek cevap verdi.

“Gelmiştir canım ama onu çok yormayacağız anlaştık mı? Doktor amca ona iğne yapmış.”

“Ama ben babamın yanında değildim, neden ona iğne yaptı ki?” Süreyya’nın üzgün çıkan sesiyle genç kadın şükretmişti. Çocukları çok merhametliydi. Küçücük yaşlarında bile düşünceli davranabiliyorlardı.

“Doktor amcan babanın canını yakmamış hayatım. Hem baban kocaman değil mi? Küçük bir iğne ona bir şey yapamaz.” Kız hevesle annesini onaylarken araba çoktan çiftliğin bahçesine girmişti. İkizleri arabadan indirdiğinde çocuklar koşarak açık kapıdan içeriye girmişti. Dilay onların arkasından bakarken oldukça keyifliydi. Uzun zaman sonra çocuklarıyla güzel bir gün geçirmişti.

“Baba ne zaman geldin?” Dilay salona girdiğinde Selim’in çocukları iki dizine oturtup sevdiğini görünce duraksamıştı. Genç adamın şuanda dinleniyor olması gerekiyordu.

“Yeni geldim hayatım, sizi çok özledim.” Süreyya babasının boynuna sarılırken birden yüzünü buruşturmuştu.

“Baba sen ne kokuyorsun?” dediğinde Dilay ve selim göz göze gelmişti. Adamın gözleri buğulanırken güçlükle gülümsedi. Dilay Selim’in zorlandığını görünce hemen araya girmişti.

“Hadi bakalım çocuklar ben size ne dedim? Babanız hasta ve onu yormamalıyız. Şimdi babanızın kucağından inin ve dedenizi görmeye gidin.” İkizler başta itiraz etse de annelerinin kesin konuşmasıyla başlarını sallayarak merdivenlere yönelmişlerdi.

“Dikkatli çıkın, dedenizin üzerine atlamak yok,” diye arkalarından seslenmişti. Selim genç kadının kendisine dönmesiyle buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Teşekkür ederim,”

“Ne için?” Dilay adamın neden teşekkür ettiğini gerçekten anlamamıştı.

“Çocuklarla arama girmediğin için.”

“Sen onların babasısın Selim, aranıza asla girmem. Çocuklarım baba sevgisi hissederek büyüyecek.”

“Ya başaramazsam Dilay, o zaman ne olacak?”

“Sen başaracaksın. Hem tedavi için elimizde her türlü imkan var. Sen yeter ki moralini yüksek tut.”

“Biliyorsun, ilaç tedavisinin kesin sonuç verme olasılığı da var. O zaman ilik gerekecek ve kolay bulunan bir kan grubum yok maalesef.” Dilay adamın üzgün çıkan sesine dayanamayarak konuşmuştu.

“Merak etme, tam uyumlu iliği çoktan bulduk!” Selim şaşkınlıkla genç kadına bakarken Dilay adamın şaşkınlığına gülümsemişti.

“Nasıl?”

“Süha!” dediğinde Selim hızla yerinden kalkmıştı. Hızlı kalkmasıyla başı dönse de umursamayan adam daha önce Dilay’ın duymadığı bir sertlikte “Olmaz,” diye çıkışmıştı. Dilay şaşkınlıkla genç adama bakarken Selim aynı katılıkla devam etti.

“Oğlumun bu acıları çekmesine müsaade etmem. Olmaz Dilay!” dediğinde genç kadın şaşkınlıkla yanından çekip giden adamın arkasından bakmıştı.

****

Mehmet bey gerçeği öğrendi. Para kokusunu alan amca çocukları yine Dilay’ın peşinde. Engin çıkmazda bakalım Dilay’a açılabilir mi? Selim çocuktan ilik almayı kabul etmedi. Sizce sonunda ne olur. Yorumlarınızı bekliyorum.

Arkadaşlar sürekli bildiri yapıyorum ancak bana gelen mesajlarda bazı okuyucular unutuyorum, tıklamıyorum dediği için bende her bölüm sonunda hatırlatma amacı, “BÖLÜM BİTTİ, ŞİMDİ REKLAMLAR,” diye not düşüyorum. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederim. Belki sizden bir kaç saniye gider ama sayfanın güncellenmesi için büyük bir yardımınız olur. Lütfen tek reklama tıklayarak sayfanın aktifliğine yardımcı olun! Teşekkür ederim. 🙂

22. BÖLÜM <<<<<——>>>>> 24. BÖLÜM

22570cookie-checkDilay Hanım 23. Bölüm