Gelincik Çiçeği 23. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Herkese Hayırlı Bayramlar. Bayramınız nasıl geçiyor. Çok konuşmadan bölüme geçiyorum. Kalabalık olduğu için bölüm hatalarını düzenleyenedim. Hata varsa affola. Keyifli okumalar!

***

Genç kız öfkeli bir şekilde koridorda dolanırken kendisine seslenen kadını görünce elleri iki yanda yumruk olmuştu.

“Alya, neler oluyor? Gel şöyle odaya geçelim,” diyen genç kadın etrafına bakıp oldukça tedirgin olmuştu. Asya bölüm başkanıyla aynı katta olduğu için lavabodan çıkarken genç kızın sinirli bir şekilde koridorda dolandığını görünce dayanamayarak yanına gitmişti. Kızın itiraz etmesine fırsat vermeden kolundan tutarak onu kendi odasına götürürken Alya’yı odaya sokarak kapıyı sıkıca kapatmıştı. Odadaki sürahisinden bardağa su doldurarak kıza uzatırken Alya elleri titreyerek suyu alıp içmişti. Masanın arkasına geçmek yerine Alya’nın karşısında ki sandalyeye oturarak kızın dizine elini koyup dikkatini kendi üzerine çekti.

“Alya, neler oluyor?”

“Ayfer hoca Cenk hoca ile aramda bir şey olduğunu iddia etmiş. Bu yüzden ona iftira attığımı söylüyormuş.”

“Bu beklenilen bir şeydi sende biliyorsun. O ikisi adil savaşmayacaktır.”

“Asıl o iftira atıyor hocam, ben sadece hakkımı savunuyorum.”

“Biliyorum canım. Sakin olmalısın ki hata yapmayasın. Cenk sana yardım edecektir.”

“Anlamıyorsunuz, bu onun işini de etkileyecek.”

“Neden etkilesin ki? Hem diyelim ki aranızda bir şey var. Sen onun asistanısın öğrencisi değil Alya. Kurallara aykırı bir durum yok.”

“Ama öyle bir şey yok ki hocam. Neden bu şeyler hep benim başıma geliyor. Trabzon’da da aynı şey olmuştu. Yine Cenk hoca ile ilişkim olduğunu iddia etmişlerdi.” Asya genç kızın sözleri ile gülümseyerek tek kaşını yukarıya kaldırmıştı.

“Öyle mi?” Alya itiraf ettiği şeyle yüzünü kapatırken kendine saydırıyordu. Onun bu hali Asya’ya sevimli geldiği için gülmeye başlamıştı.

“Beni ablan olarak gör Alya, hadi ne olduğunu anlat. En başından beri anlat!” Alya karşısında ki kadının konuşturamayacağı kimse olmadığını düşünerek derin bir nefes alıp anlatmaya başlamıştı. Önceki okulda olan olaylardan başlayıp son yaşadıklarına kadar her şeyi anlatan genç kız Asya’ya baktığında onun bir eli çenesinin altında dikkatle kendisini izlediğini görünce duraksamıştı.

“Neden bana öyle bakıyorsunuz?”

“Sen çok zeki bir kızsın Alya…” derken Alya “Teşekkür ederim,” dedi.

“Ama bir o kadar da safsın…” dediğinde Alya kaşlarını çatarak genç kadına bakmıştı.

“Ne demek istiyorsunuz hocam anlamadım?”

“Anlaşılmayacak bir şey yok. Belki derslerinde, mesleğinde oldukça iyisin ama insan ilişkilerinde çok safsın. Olaylara iyi yönlerinden bakmaya öyle alışmışsın ki karşında ki her insanın iyi niyetli olabileceği düşüncesi sürekli beyninde dolaşıyor.” Alya mahcup bir şekilde bakışlarını kaçırırken homurdanmıştı.

“Her insanın iyi olmadığını biliyorum hocam.”

“Biliyorsun ama yine de onlara yakın davranıyorsun. Bak Alya, önceki olayda belli ki seni çekemeyen bölüm arkadaşların ortalığı karıştırmış kapak da ikizinin başına patlamış. Ama burada ki olay farklı… Senin başarın bu kez öğrencileri değil, hocaların gözüne giriyor. Eminim şuanda bile hocalarının dikkatini çoktan çekmişsindir.” Alya omzunu silkerken Asya ona gülümseyerek bakıyordu.

“Olabilir, elimde olan bir şey değil.” Genç kadın gülerken başını sallamıştı.

“Şimdide aklını kullanarak bu işin içinden sıyrılacaksın.”

“Nasıl olacak o? Ben artık yoruldum. Tek istediğim o kadının ve amcasının cezasını çekmesi.”

“Merak etme sıra onlara da gelecek. Önceliğimiz Cenk ile olan durumunu konuşup bir karara almak.” Asya kızın şaşkın bakışları arasında Cenk ve Sefa hocaya mesaj atarak odasına gelmesini istemişti. Birkaç dakika sonra iki adam da endişeli bir şekilde genç kadının odasına girdiğinde Alya onları görünce kaşlarını çatmıştı.

“Hocam onları siz mi çağırdınız?”

“Olayın diğer tanıkları onlar Alya, olay dışında kalmalarına imkan yok.”

“Ama hocam?”

“Neler oluyor burada?” Sefa hoca sorarken Cenk şüpheyle genç kıza bakarak sormuştu.

“Başkanla görüşmenizde bir şey mi oldu?”

“Ayfer hocanın haksız olduğunu ispat ettim. Hatta araştırmanın bana ait olduğunu da…” dediğinde iki adam da şaşkınlıkla genç kıza bakmıştı.

“Bu kadar çabuk mu?”

“Dedim size kendime göre önlemlerim vardı diye. Ama beklemediğim bir şey oldu.”

“Ne oldu?” Asya sıkıntıya giren genç kıza yardım etmek için araya girmişti.

“Ayfer hoca, Alya ve senin aranda bir ilişki olduğunu söyleyerek birlikte ona iftira attığınızı ileri sürmüş.””

“Ne yapmış?” Cenk sinirle yerinden kalkarken Sefa genç adamın omzuna dokunarak “Sakin ol dostum. Üstesinden geleceğiz?” dediğinde Alya buruk bir şekilde Cenk’e bakmıştı.

“Neden böyle oluyor? Farkında olmadan dışarıya ilişkimiz var gibi mi görünüyoruz?”

“Saçmalama Alya, sakın kendinden şüpheye düşme.”

“Bilmiyorum, önce KTÜ şimdide burası. Neden hep böyle oluyor?” Alya’nın sesinde ki üzüntü odadaki üçlüyü de üzmüştü.

“Senin bir suçun yok Alya, bazı insanların içleri kötü.” Alya başını sallayarak birleştirdiği eline bakarken Asya sormuştu.

“Şimdi ne olacak?” Cenk cevap vereceği sırada odanın kapısı tıklatılmış içeriye Adnan girmişti.

“Sonunda buldum seni, neden haber vermeden kayboluyorsun?” Alya dayısının sesini duyunca yerinden kalkarak adamın göğsüne sığınmıştı.

“Neden böyle oluyor dayı? Şimdi ben nasıl kendimi aklayacağım. Kendini ortaya atacak bir Arya da yok yanımda.” Kızın sesi ağlamaklı çıkınca Cenk’in canı yanmıştı. Asistanı olmasaydı belki de bunlar başına gelmeyecekti. Bu olanlar yüzünden kendini suçlayan adam oldukça üzgündü.

“Gel otur şöyle konuşalım.” Alya dayısından ayrılarak kalktığı sandalyeye çökerken Adnan da önünde ki sehpaya oturarak yeğeninin yüzünü avucunun içine hapsetmişti.

“Aklım karma karışık ne düşüneceğimi bilmiyorum.”

“Merak etme bir çözüm yolu bulacağız. Merak etme bana güven yeter.” Alya yanağından akan yaşı hızla silerek başını sallamıştı. Başkasının yanında güçsüz görünmeye dayanamıyordu. Cenk bu görüntüye daha fazla dayanamayarak odadan çıkarken Sefa da onun arkasından gitmişti.

“Nereye gidiyorsun?” Cenk üzgün bir şekilde arkadaşına bakarken yutkunmuştu.

“Abi kızın halini görmüyor musun? Hepsi benim suçum.”

“Saçmalama senin ne kabahatin var?”

“Anlamıyorsun, onu asistanım yapmasaydım Ayfer hocanın gözüne bu kadar batmayacaktı. Üstelik aslı astarı olmayan şeylerle onu itham etmeyecekti.”

“Sende aslı astarı yap o zaman.” Cenk şaşkınlıkla genç adama bakarken Sefa omzunu silkeleyerek devam etmişti. “Bu durumun kurallara aykırı olmadığını sende biliyorsun. Sonuçta o senin asistanın öğrencin değil.”

“Saçmalama Sefa, ne biçim konuşuyorsun.” Sefa kaşlarını çatarak genç adama bakarken etrafına bakarak dişlerinin arasından konuşmuştu.

“Sence bölümde bu olayı duymayan kalmış mıdır? Alya’ya ne gözle bakacaklarının farkında mısın? Sadece seninle olan ilişkisi dedikodusu bile kızın okul hayatını cehenneme çevirecektir.” Cenk adamın sözlerine karşılık susmak zorunda kalmıştı. Gözlerini kapatarak sakinleşmeye çalışırken şuanda Ayfer hocanın yanında olmasını ve ona birkaç güzel (!) söz söylemeyi dilemişti.

“Önce bölüm başkanıyla konuşmam gerek. Söylentilerin iftira olduğunu ona açıklamam gerek.”

“Hadi birlikte gidelim, benimde söyleyecek birkaç sözüm var. “ ikili bölüm başkanlığının olduğu tarafa giderken kendinden oldukça emindi. Normal sınıflardan yönetim katı koridoru büyük cam kapılarla ayrılıyordu. Cam kapıdan geçen ikili az önceki gürültünün yerine oldukça sessiz bir ortama geçiş yapmıştı. Sekreterin yanına giderek bölüm başkanının müsait olup olmadığını sorarken kadın başkanın odasına girerek birkaç dakika sonra genç adamlara içeri girebileceğini söylemişti. Cenk ve Sefa üzerini düzeltme dürtüsüne engel olamayarak odaya girerken Güray Bey ikiliyi kapıdan içeri girer girmez göz hapsine almıştı.

“Sizi dinliyorum beyler, benimle konuşmak istediğiniz nedir?”

“Hocam hakkımda ileri sürülen bazı çirkin ithamlar varmış. Onlara açıklık getirmek için gelmiştim.” Cenk’in konuşmasıyla adam eliyle masanın önündeki sandalyeleri işaret ederek oturmasını istemişti.

“Geçin oturun önce sonra konuşuruz.” Cenk ve Sefa otururken adam geriye yaslanarak ikiliyi incelemeye başladı.

“Ne zamandır burada eğitim vermeye başladınız?”

“Ben geçen yılın ikinci yarısında geldim hocam,” diyen Cenk ile Sefa da konuşuştu.

“İki yıl olacak hocam?” adam başını sallayarak onları onaylarken derin bir iç çekmişti.

“İkinizde daha yenisiniz ama okulda hemen olay çıkardınız.”

“Bizim yaptığımız bir şey yok hocam. Ayfer Hanım bilgisayarımdan izinsiz belge aldığı yetmemiş gibi şimdide Alya ile hakkımda uygunsuz yakıştırmalar yayıyor.”

“Ben olsam o yakıştırmaları kabul ederdim.”

“Ne?” Cenk başkanın sözleri ile şaşkınlıkla ona bakmıştı. Adam oldukça rahat bir şekilde Cenk’e gülümserken Sefa hoca da araya girmişti.

“Bende aynısını söylemiştim hocam ama diletememiştim. En azından siz söylerseniz daha mantıklı karar verebilir.”

“Hocam siz ne diyorsunuz. Alya çok sevdiğim bir hocamın yeğeni, ona o gözle bakamam bile.”

“Sana karışamayız elbette. Ama ben olsam öyle başarılı bir kızı kaçırmazdım. Az önce yüksek lisans hocalarıyla konuştum. Bu dönem sınav sonuçlarını özellikle istedim. Bir tane hocası hariç tüm sınavlarından tam not almış.” Dediğinde Cenk gülümsemesini bastırarak adama bakmıştı.

“Diğer hoca neden tam not vermemiş hocam?” Sefa şaşkınlıkla Güray hocaya bakarken adam kahkaha atarak cevap vermişti.

“Bende sordum, diğer hocalardan tam not alan biri neden sizden beş puan eksik aldı diye.” Adam susarak ikilinin meraklanmasını keyifle izlemişti.

“Ee hocam?”

“Tüm cevapları doğru yazsa da gereksiz ayrıntıya girerek birkaç soruda fazladan bilgi yazmış. Hocası okurken yorulmuş kağıdını.” Adam sözlerinin bitiminde kahkaha atarak karşısında ki ikiliye bakmıştı.

“Çok saçma!” diye araya giren Sefa ile başını sallayan başkan konuşmasını sürdürmüştü.

“Kağıdın kopyasını istedim. Kızın cevapları muazzamdı. Yani anlayacağınız bu kızın ayağını kaydırmak isteyen çok olacaktır. Yanında ona yardımcı olacak birine ihtiyacı var.” Bakışlarını Cenk’e çevirdiğinde Sefa gülümsemesini saklayarak boğazını temizlemişti.

“Sen hiç şaşırmadın kızın notlarına!” Cenk kendisine gelen soruyla derin bir iç çekmişti.

“Alya’nın sınavlarla alakası olmamıştır. Eminim kendisi bile notlarını görmemiştir. Merak bile etmiyordur. Cevaplarına şaşırmadım çünkü her zaman güncel bilgileri okumaya öncelik veriyor. Bir okuduğunu da kolay unutmuyor.” Bu kez ikili şaşkın bir şekilde Cenk’e bakmıştı.

“Sen dediğime kulak ver Cenk hocam, kızın yanında olmak istiyorsan en yakınında dur. Ona destek ol. Bu işin altından burnuma pis kokular gelmeye başladı.”

“Hocam ben şahidim Ayfer hoca benim yanımda daha önceden Alya’yı tehdit etmişti. Üstelik çalışmanın Alya’nın olduğunu da kabul etmişti.”

“Bu konu benim için kapanmıştır arkadaşlar. Alya’nın elinde ki kanıtlar araştırmanın kendisine ait olduğunu kesin bir şekilde onaylıyor. Bu yüzden şuanda araştırmadan ziyade şahsına yapılacak olan saldırıları engellemeniz gerekecek. Çünkü böyle başarılı bir öğrencinin okulumuzdan atılması utancını yaşamak istemem. Üstelik okulumuz büyük kayıp olur.”

İkili aklı karışmış bir şekilde odadan ayrılırken yönetim bölümünden çıktıklarında kendilerine doğru heyecanla gelen bir grup öğrenciyle yolları kesilmişti.

“Hocam duyduklarımız doğru mu?” diye soran öğrencilerinden beri oldukça heyecanlı görünüyordu.

“Ne duyduğunuza bağlı gençler.” Cenk sakince öğrencilerine cevap verirken başka bir öğrencisi heyecanla araya girmişti.

“Alya hocayla birlikte olduğunuzu herkes konuşuyor.” Cenk dişlerini sıkarken bakışlarını Sefa’ya çevirmişti. Sefa ‘gördün mü?’ bakışıyla Cenk’e işaret ederken genç adamın bakışları yeniden öğrencilerine dönmüştü. Cevap vereceği sırada arka tarafta yüzü beyaza kesmiş genç kızı görünce yutkunmuştu.

“Doğru duymuşsunuz arkadaşlar,” diye öğrencilere cevap verdiğinde öğrenciler kendi aralarında sevindiklerini belli ederek konuşmaya başlamıştı. Sefa onların sevincine şaşırırken Cenk bu sevinçleri duymuyordu bile. Onun bakışları neredeyse bayılacak gibi görünen genç kızda takılı kalmıştı. Alya’nın yanında ki hareketlilik dikkatini çekerken bu kez gözlerin Adnan hocasıyla buluşturmuştu. Orada bir kızgınlık, bir kınama beklemesine rağmen hocasının kendisine gülümseyerek bakmasına şaşırmıştı. Şaşkınlığını belli etmeden öğrencilerin arasından hızla çıkarak Alya’nın yanına gidip kolundan tutarak kızı odasına götürmüştü.

“Az önce ne saçmaladınız öyle?” Cenk genç kızı odasına sokup kapıyı kapattığında Alya kendisine gelmişti.

“Doğru olduğunu düşündüğüm şeyi yaptım Alya.”

“Doğru olan aramızda ilişki olduğunu söylemek miydi?” Alya bağırmak istiyordu ama sesi bir türlü gerektiği gibi çıkmıyordu.

“Otur konuşalım.”

“Bu saçmalık, sen ne yaptığının farkında mısın?” Cenk kızın cam gözlerine bakarken hafif gülümsemişti.

“Merak etme ne yaptığımın farkındayım. Bir süre bu şekilde idare edeceğiz. Tüm okul bizi konuşuyor Alya, kimsenin senin üzerine gelmesine izin vermeyeceğim.”

“Beni bu şekilde mi koruyacaksın?” Alya hala inanamıyordu. Cenk’in öğrencilere aralarında ilişki olduğunu açıklaması genç kızı gafil avlamıştı. Kızmak istiyor ama kızamıyordu.

“Anlamıyorsun Alya, eğer kabul etmeseydim senin hakkında daha fazla söylenti yayacaklardı. Her gün başka bir hocanın ayartması olmayı mı istiyorsun?” diye sorduğunda Alya’nın yüzü beyaza kesmişti.

“O kadarına cesaret edemezler.”

“Emin ol daha fazlasını yaparlar. Daha önce bu olayı yaşadım. Belki kahramanları ben değildim ama yakın bir arkadaşımın başına gelmişti. Bana bir şey olmaz sende biliyorsun. Toplumda hala erkektir ne yapsa sorun olmaz inanışı varken seni bu cehennemin içine tek başına bırakamam. Bu yüzden bir süre katlanmak zorundasın.” Alya adama mahcup bir şekilde bakarken onun haklı olduğunu biliyordu. Ne kadar masum olsa da ona kimse inanmazdı. Karşısında yıllardır bu okulda hocalık yapan biri vardı. Adamı sevmeseler bile öğrenci olduğu için ona inanacak kişi çok azdı.

“Şimdi ne olacak? Bölüm başkanına aramızda bir şey olmadığını söylemiştim. Bundan sonra bana inanmaz.”

“Merak etme aramızda bir şey olmadığını gayet iyi biliyor. Üstelik bu fikir ondan çıkmıştı.” Alya şaşkınlıkla genç adama bakarken odanın kapısı çalınmadan içeriye Adnan girmişti. Alya dayısını görünce utanarak bakışlarını kaçırırken genç adam bakışlarını kaçırmıştı.

“Hocam ben…” Cenk kendini ifade etmek isterken Adnan’ın kendine sarılıp sırtına vurmasıyla susmak zorunda kalmıştı.

“Teşekkür ederim Cenk, en doğru olanı yaptın.” Alya ve Cenk şaşkınlıkla birbirine bakarken Alya isyan edercesine dayısına bakmıştı.

“Dayı sen ne dediğinin farkında mısın?”

“Doğru olan buydu Alya, Cenk ilişkiniz olduğunu söyleyerek öğrencilerin ağzını kapatmış oldu. Size sadece birlikte olmadığınızı çaktırmamak kalıyor.”

“Dayı!”

“Neyse bu günlük bu kadar stres yeter. Hadi Alya eve döneli biz.” Cenk adama hak verirken onun gitmesinin daha iyi olacağını söylemişti.

“Ben iyiyim dayı, kaçar gibi eve gitmeyeceğim. Üstelik arkadaşlarımı görmem lazım. Bu olanları benden duymaları gerekiyor.” Adnan yeğeninin kararlı olduğunu görünce başını sallayarak, “O zaman bende sınav kağıtlarını okuyayım. İşin bitince haber ver beraber eve geçelim,” dedi.

“Sen bilirsin dayı, bir şey olursa seni ararım.” Alya kapıya yöneldiğinde Cenk gülümseyerek “Tebrik ederim Alya, bir dersin hariç diğer sınavlarından tam not almışsın,” dediğinde Alya duraksayarak adama bakmıştı.

“Siz nereden biliyorsunuz?” Adnan şaşkınlıkla Cenk’e bakarken dayanamayarak sormuştu.

“Hocası nereden kırmış ki puanını?”

“Fazla ayrıntıya girdiği için puan kırmış hocası.” Adnan gülmemek için kendisini tutarken Alya omzunu silkelemişti.

“Kendisi bilir sorun değil hocam.”

“Alya, yalnızken bana adımla hitap etmen gerekiyor. En azından öğrencilerin yanında sadece hocam diyerek hitap etmemelisin. Aramızdaki resmiyeti biraz aşmalısın.”

“Burada yalnız değiliz, değil mi dayıcım?” diyerek genç adamın cevap vermesini beklemeden hızla odadan çıkıp gitmişti. Cenk arkasından gülümseyerek Adnan’a döndüğünde başını iki yana sallamıştı.

“Bu işin sonu nereye varacak merak ediyorum,” diyen adama Adnan gülümseyerek cevap vermişti.

“Akıllı olursan sonu güzel olabilir.” Adnan da genç adamın cevap vermesini beklemeden odadan çıkıp giderken arkasında afallayan bir adam bırakmanın keyfiyle kendisine tahsis edilen odaya doğru ilerlemişti.

“Duyduklarım doğru mu?” Adnan hocanın odadan çıkmasıyla birden Asya ve Sefa odaya dalmıştı.

“Size de merhaba hocam,” diyen Cenk masasına geçerken Asya elini sallayarak konuşmuştu.

“Boş ver selamlaşmayı şimdi duyduklarım doğru mu?” dedi heyecanla. Cenk Sefa’ya ters bir şekilde bakarak konuşmuştu.

“Anlaşılan Sefa hoca boş boğazını tutamamış.” Sefa genç adamın sözlerine alınmazken Asya gülmüştü.

“Vay canına bence harika oldu bu? Bu şekilde Ayfer cadısı daha da çatlayacak.”

Asya hocam bu hiç hoş bir durum değil. Bu kadar mutlu olmanız çok yanlış.”

“Boş versene sen, bence güzel bir çift oldunuz. Üstelik duyduğuma göre oldukça da başarılı bir sınav dönemi geçirmiş.”

“Kızın sınav sonuçlarını da mı yetiştirdin?” Sefa yeniden omzunu silkerken telefondan kantini arayarak üç tane çay istemişti. Kantinci çayı getirdiğinde adamın gitmeyip beklemesiyle Cenk kaşlarını çatarak ona bakmıştı.

“Bir şey mi istemiştiniz?”

“Hocam aylık ödeme zamanı geldi,” dediğinde Cenk adamın derdini anlayarak nefesini dışarıya vermişti.

“Öyle mi, borcum ne kadar? Ben ajandamı yanıma almamışım.”

“Kız arkadaşınızın aldığı çay ve tostu da sayarsak hepsi yüz elli tl,” dediğinde genç adam tek kaşını kaldırmıştı.

“Kız arkadaşım mı?”

“Hani geçenlerde burada bir kız vardı. Şöyle siyah saçlı maviş gözlü bir kız. Bu odaya iki tost istemişti. Sizin hesabınıza yazdırdı,” dediğinde Sefa gür bir kahkaha atmıştı. Cenk’te neredeyse adamın tarifine gülecekti. Genç adam başını sallayarak adama parasını verirken Sefa araya girerek adamı durdurmuştu.

“O kıza dikkat et tamam mı? Kantine geldiğinde aldıklarını Cenk hocanın hesabına yazarsın,” dediğinde Cenk Sefa’ya ters bir bakış atarak ona susmasını işaret etmişti.

“Sen Sefa hocanın dediğine bakma, sakın öyle bir şey de yapma. Kızla beni papaz etmeyin.” Adam gülerek odadan çıkarken Sefa oldukça eğleniyordu.

“Ne kadar cimri bir adamsın.”

“Saçmalama Sefa, öyle bir şey yaparsam Alya beni paralar. Aramızı bozmaya mı çalışıyorsun?” Asya genç adamların atışmasına gülerken oldukça keyifliydi. Ne zamandır bu kadar gülmemişti. Yüzünde ki gülümseme yavaşça solarken kadının yüzünün yavaşça solması Sefa’nın dikkatinden kaçmamıştı.

“Asya hocam bir sorun mu var?” kadın başını iki yana sallayarak “Önemli değil, ne zamandır bu kadar gülmemiştim,” dediğinde iki adam da susmuştu.

“Hocam yanlış anlamayın ama nişanlınız sizi dediğiniz kadar çok seviyorsa mutsuz olmanızı istemezdi. Hayatınıza devam etmeniz gerekiyor. Onu unutun demiyorum ama kalbinizi de kapatmayın.” Cenk’in sözlerine buruk bir şekilde gülümseyen genç kadın derin bir iç çekmişti.

“Neyse benin okumam gereken yığınla sınav kağıdı var. Size iyi sohbetler.” Asya odadan çıkıp giderken Sefa arkasından üzgün bir şekilde baktı.

“Hiç şansım yok değil mi?”

“Ona yakın davran Sefa, her zaman yanında ol. Başını çevirdiğinde hep seni görsün. O zaman bir şansın olabilir.”

“Sen öyle mi yapıyorsun?” Sefa şakacı üslubuyla Cenk’i kızdırırken genç adam masasında ki kalemi ona fırlatmıştı.

“Benimle uğraşmayı bırak Sefa, işin yok mu senin. Hadi git artık.” Sefa gülerek odadan çıkarken Cenk geriye doru yaslanarak düşünmeye başlamıştı. Olanları birde annesine anlatmak vardı. Kadın alacağı habere çıldırmasa iyiydi. Aklına annesinin ‘O sana bakmaz’ sözleri gelince birden kahkaha attı. Başını iki yana sallayarak ‘E Deniz Hanım, çok büyük konuştun demek ki?’ diye söylenip yeniden gülmüştü.

“Bakıyorum da çok mutlusunuz hocam?” Cenk kapı ağzından gelen öfkeli sesle konuşan kadına bakmıştı. Odası nedense yol geçen hanına dönmüş gibi gelen kapı çalmadan odasına giriyordu.

“Mutlu olmak için her türlü nedene sahibim Ayfer hocam.”

“İnkar edersiniz sanıyordum ama beni şaşırttınız doğrusu. O kızla aranda bir şey olduğuna hep şüphe duymuştum ama siz beni onayladınız.”

“Ne mutlu size, ön görüleriniz oldukça gelişmiş. Aslında size teşekkür etmem gerekiyor hocam. Sayenizde Alya ile aramızdaki engeller kalktı.” Ayfer öfkeyle adama bakarken elleri iki yanda yumruk olmuştu.

“Bu yanınıza kalmayacak biliyorsunuz değil mi?”

“Beni tehdit mi ediyorsunuz?”

“Ben tehdit etmem size olacakları söylüyorum.” Genç adam kadına öfkeli bir şekilde bakarken bu kez tepki hiç beklemediği ve tanımadığı bir adamdan gelmişti.

“Demek hırsız hoca sizsiniz!” diye araya giren adam Ayfer hocanın damarına basmıştı.

“Siz kime hırsız diyorsunuz?”

“Size,” adam o kadar rahat cevap veriyordu ki Cenk onun kim olduğunu merak etmişti. Karşısında kendi yaşlarında, esmer delici kahve gözlere sahip oldukça yakışıklı bir adam vardı. Kendinden emin duruşuyla Cenk’in bile hayranlığını kazanmıştı.

“Sizi dava edeceğim.”

“Elbette, önce bizim açacağımız davayı kazanmanız gerekiyor. Ben avukat Han Süvari. Alya’nın avukatıyım ve sizi temin ederim bu kez sert kayaya çarptınız.” Cenk şaşkınlıkla genç adama bakarken içine anlam veremediği kıskançlık duygusuna engel olamamıştı. Alya’nın avukatının karşısında ki adam olması ilk kez kendisini sorgulamasına neden olmuştu. Delici gözler bu kez kendisine dönerken soğuk bakışının aksine gülümseyerek Cenk’e elini uzatmıştı.

“Merhaba siz Cenk hoca olmalısınız. Arya sizden bahsetmişti.”

“Arya mı? Arya’yı tanıyor musunuz?” adam Cenk’in sorusuna kahkaha atarken Ayfer’e dönerek, “Siz kendinize iyi bir avukat tutmak için gitseniz iyi olacak. Malum bizim konuşacaklarımız var,” dediğinde kadını odadan çıkararak yüzüne kapıyı kapatmıştı. Cenk şaşkınlıkla adama bakarken Han oldukça ciddi bir şekilde genç adama elini uzatarak kendini tanıtmıştı.

“Alya nerede?” adamın Alya’yı sorması Cenk’in hiç hoşuna gitmemişti. Alya’nın bu adamı görmesini istemiyordu. Kendi düşüncelerine şaşıran Cenk farkında olmadan cevaplamıştı.

“Arkadaşlarının yanına gitmişti.”

“Çağırırsanız çok sevinirim. Çok fazla vaktim yok. Dava açmak için vekaletine ihtiyacım var.” Cenk başını sallayarak Alya’yı aradığında genç kızın hemen geleceğini öğrenerek telefonu kapatmıştı.

“Birazdan burada olur.” İkili karşılıklı otururken oldukça sessizlerdi.

****

BÖLÜM BİTTİ, ŞİMDİ REKLAM ZAMANI!

22. BÖLÜM <<<<<—–>>>>> 24. BÖLÜM

22590cookie-checkGelincik Çiçeği 23. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

18 yorum

  1. Saka gerçek olur mu ki? Sanırım. Lütfen olsun öyle bisey çok da mutlu olurum:)))
    Ama var ya içimin yağları kac kez eridi ven sayamadım, Cenk bir vurdu Han bir vurdu kevgire döndü kevgir ayfer… ohhh…

  2. Bayıldım ❤️ Cenk ‘in kabul etmesi harikaydi yakınlaşmalari a fırsat çıktı Adnan’in da fırsatını kullanmasını istemesi harikaydı ❤️ Sefa işin zor ama başaracaksın eminim ❤️ Han geldi ve Cenk’in kiskanmalari başladı ha 😀 . Pisliğe bak hâlâ tehdit ediyor ama işi yas

  3. Bölüm başkanını sevdim. Cenk ve Alya konusunda haklı . Ayfer hoca iyice çığrından çıkacak herkes anladı. Han süvari sevdim seni avukat nasılda çıkardı odadan eh yakında mahkemede de gömer

1 geri izleme / bildirim

  1. Gelincik Çiçeği 24. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*