Cesur 23. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bayramınız nasıl geçti? Benim oldukça yoğun ve güzel geçti. İki yıldır sönük geçen bayramlar yıl oldukça neşeli ve hareketliydi. Umarım bölümü beğenirsiniz! Keyifli okumalar!

***

Genç kız sabah uyandığında yabancı bir odada olduğunu görünce hızla yerinden kalkmıştı. Gözleri yanı başında duran komodinin üzerinde ki fotoğrafı görünce yaşadığı rahatlamayla geriye doğru yaslandı. Tanımadığı bir evde uyanmak onu oldukça korkutmuştu. Bir süre kendine gelmek için yatağın başlığına sırtını verip sessizce dışarıdan bir ses duymayı beklemişti. Sabahın erken saati olduğu için ne evin içinden ne de dışarıdan bir ses duyulmuyordu. Yavaş bir şekilde yerinden kalkarak odada ki banyoda işlerini hallettikten sonra akşam kendisine verilen pijama takımını çıkarıp önceki gün giydiği kıyafetleri üzerine geçirdi. Sessiz olmaya özen göstererek odadan çıktığında dış kapının açılışını duyunca tedirginlikle kapıya bakmıştı.

“Uyandın mı?” Serdar elinde gazete ve ekmekle dış kapıdan içeri girerken Ayşem yutkunarak adama bakmıştı. Üzerinde hala spor kıyafetleri olan adamı ilk kez bu kadar salaş ve rahat kıyafetlerle gördüğü için şaşırmıştı.

“Evet, erkencisiniz?”

“Resmi konuşmana gerek yok Ayşem, kahvaltı hazır hadi kahvaltıyı yapıp eşyalarını almak için size gidelim.” Ayşem kendi evinin sözünü duyunca merakla genç adama bakmıştı.

“Aylin abladan haberin var mı? Babamı bulabilmiş mi?” dediğinde Serdar elinde ki ekmeği hazır olan masaya bırakarak yine kıza dönmüştü.

“Aradım ama ulaşamadım. Eve gelmedi akşam.” Ayşem endişelenirken Serdar oldukça rahattı.

“Hiç mi merak etmiyorsun, ablan ve babam ortada yok.”  Serdar omzunu silkeleyerek genç kıza bakmıştı.

“İkisi de kocaman insanlar neden endişeleneyim? Büyük ihtimalle birliktedirler.”

“Sence babam ablanın gönlünü alabilecek mi?” Ayşem üzgün bir şekilde genç adama bakarken Serdar altını kısıp çıktığı çayın demini aldığını görerek bardaklara çay doldurmaya başladı. Elinde ki çayı kızın önüne bırakarak yerine geçip oturdu.

“Umarım almıştır, ablamın artık mutlu olmasını istiyorum.” Ayşem masaya geçip çayını yudumlarken sessiz kalmıştı. Serdar onun sessizliğinden hoşlanmayarak yeniden konuşmuştu. “Baban ile ablamın yan yana olması seni rahatsız etmez mi?” dediğinde Ayşem omzunu silkeleyerek cevap vermişti.

“Babam mutlu olduktan sonra benim için sorun değil.  Bunca yıl tek başına benim için yaşadı, birazda kendi mutluluğu için yaşasın.” Serdar kızın samimi olup olmadığını anlamak için dikkatle genç kızı izliyordu. Ayşem’in yüzünde samimi olmayan tek bir ifade bile yakalayamamak adamı mutlu etmişti. Bunca yıl sonra ablasının karşısına birde kıskanç bir çocuk çıkmasını istemezdi. Derin bir iç çekerek telefonun alıp yeniden ablasını aramış ancak yine cevap alamamıştı. Birkaç dakika sonra gelen mesajla içi rahatlayan genç adam Ayşem’e dönerek “Ablam mesaj attı, babanla birlikte sizin evdelermiş,” dediğinde Ayşem şaşkınlıkla genç adama bakmıştı. Akşam apar topar buraya gelmeseydi babasıyla Aylin’in konuşmasına engel olabilirdi.

“İyi ki buraya geldik o zaman, yoksa ikisinin konuşmasına imkan olmazdı.” Serdar biten çayını yeniden doldururken Ayşem kendini iyice misafir gibi hissetmeye başlamıştı. Çayı bitince Serdar yeniden kızın bardağını doldurmuştu. Güzelce kahvaltı yaptıktan sonra evden çıkmaları yarım saatlerini almıştı. Önce Ayşem’e birkaç parça eşya almak için büyük eve gitmişlerdi. Ayşem Hanım torununun hazırlanmasını beklerken Serdar ile sohbet etmiş, ona torununa dikkat etmesi için tembihlerde bulunurken Serdar sanki beş yaşında çocuğu alıp götürüyormuş gibi hissetmişti. Ayşem hanımın samimi bir şekilde genç adamın elinin üzerine patpatlaması adamın içini sıcacık etmişti. Ablası ve kendisine yıllardır kol kanat gerek Karahanlı ailesine çok şey borçluydu.

“Sen merak etme Ayşem teyze, torununa gözüm gibi bakacağım.”

“Bakarsın elbet oğlum, bakarsın. Benim ki de evham işte. Geç bulunca kıymetli oluyor işte,” dediğinde Serdar kadının hüzünlü mavişlerine gülümseyerek baktı.

“Merak etme daha çok torunun olacaktır.”

“Hadi oradan benimle mi eyleniyorsun. Ben dediğimi dedim kızımın saçına zarar gelirse bana kalmaz babası canına okur,” dediğinde Serdar gülümsemişti. Birkaç dakika sonra elinde küçük bir valizle Ayşem yanlarına gelip, “Ben hazırım Doktor Bey,” diyerek söze girdiğinde Ayşem Hanım torununa sarılarak bağrına basmıştı.

“Ah benim güzel kızım, dikkatli ol emi. Yaban ellerde korkma sakın. Serdar senin yanında olacak,” dediğinde Ayşem ve Serdar göz göze gelerek gülümsemişti.

“Güzelliğimi senden almışım babaanne, dedem öyle söylüyor,” dediğinde yaşlı kadının utanarak kızarmasını hayranlıkla seyretmişti.

“Biz gidelim artık Ayşem teyze, uçağımızın kalkmasına az bir zaman kaldı,” dedi. Ayşem ilk kez büyük şehre gidecekti. Daha önce babasının dizinin dibinden hiç ayrılmayan genç kız şimdi babası olmadan ilk kez büyük seyahat edecekti. Serdar ile evden çıktıklarında genç adam kızla birlikte taksiye bindiğinde havaalanına kadar konuşmamışlardı. Arabadan indiklerinde genç adam kızın kolunu tutarak onu yanından ayırmazken Ayşem sessizce ona ayak uyduruyordu. Bilet sırasından işlemleri hallederek çıkış kapısına geldiklerinde Ayşem heyecanla genç adama döndü.

“Çok heyecanlandım,” diyen kıza dönen Serdar tek kaşını kaldırarak Ayşem’e  bakmıştı.

“Heyecanlanacak bir şey yok,” derken kızın çocuk gibi omzunu silkmesine gülümsemişti.

“Senin için söylemesi kolay tabi, ben ilk kez babamdan ayrı bir yolculuk yapacağım. Üstelik İstanbul’a ilk kez gideceğim.”

“Üniversite için de mi ayrılmadınız?” Ayşem başını iki yana sallayarak yüzünü asmıştı. Serdar kızın mahzunluğuna hayranlıkla bakarken gözleri ışıl ışıldı. Ayşem üzerinde ki bakışlardan utanarak gözlerini kaçırdı.

“Hadi kapılar açıldı, geçelim.” Serdar genç kıza yol gösterirken Ayşem daha da heyecanlanmıştı. İlk kez uçağa binecekti. İçinde heyecanla yarışan bir korku oluşunca istem dışı Serdar’ın koluna yapışmıştı.

“Ne oldu?”

“Bu uçak düşmez değil mi?” Serdar kızın sözlerine gülerken başını iki yana salladı.

“Uçak kazaları en az olan kazalardır. Merak etme seni bulmaz Allah’ın izniyle.” Ayşem ters bir şekilde genç adama bakarak önüne geçip güvenlikten geçerek öndeki yolcuları takip etmişti. Serdar da arkasından genç kızı takip ederek uçağa kadar sessizce ilerlemişti. İkili için garip bir yolculuk başlarken genç kızın için içine sığmıyordu.

***

Genç adam sabah erkenden uyandığında yanı başında bulmayı beklediği kadını göremeyince hızla oturduğu yerden kalmıştı. Odanın banyosuna bakarken sandalye tepesinde uyuduğu için her yeri tutulmuştu.

“Aylin?” diye seslenerek hızla odadan çıkarken salonda pencere kenarında elinde kahve fincanıyla oturup dışarıyı izleyen kadının yavaşça kendisine dönmesini izlemişti. İçi rahatlayan genç adam derin bir nefes alırken uzun zaman sonra ilk kez korktuğunu hissetmişti.

“Gittin sandım,” dediğinde Aylin yeniden pencereden dışarıya bakmaya başlamıştı.

“Kapı kilitli nereye gidecektim?” diyen genç kadınla adam gülümsemişti. İkisi de biliyordu ki Cesur uyurken Aylin istediği gibi evden çıkıp gidebilirdi. Gitmemesi bile genç adam için bir umuttu. Ağır adımlarla genç kadına yaklaşarak saçının tepesini öperken Aylin’in titrediğini fark edince gülümsemişti.

“Teşekkür ederim Aylin,” diyerek mutfağa doğru ilerlediğinde Aylin adamın arkasından buruk bir gülümsemeyle bakmıştı. Bir eli göğsünde “Umarım bu kez beni yarı yolda bırakmazsın,” diye mırıldanmıştı.

 Cesur mutfakta yiyecek bir şey olmadığını görünce yüzünü asmıştı. Yeniden salona döndüğünde sıkıntıyla nefesini dışarıya verdi.

“Birlikte kahvaltı edelim dedim ama uzun zamandır burada kalmadığımız için dolapta bir şey yok. Dışarda kahvaltı yapalım mı?” diye sorduğunda genç kadın sessizce yerinden kalkmıştı.

“Serdar aradı, eve gitmem gerekiyor.”

“Onlar İstanbul’a gidecekti Aylin, lütfen birlikte kahvaltı yapalım. İstersen senin kafeye gidelim,” dediğinde adamın sesinde ki yalvarma Aylin’in yutkunmasına neden olmuştu. Genç kadın bir şey söylemeden başını sallayarak öne geçerken Cesur gülümseyerek onu takip etmişti. Aylin’in az da olsa yumuşadığını düşünüyordu. Birlikte evden ayrılarak genç kadının kafesine gitmeden önce Aylin üzerini değiştirmek için evine gitmek istemişti. Cesur kadının yanından biran olsun ayrılmıyordu. İkili Aylin’in evine geldiklerinde Cesur üzerini değiştirene kadar Aylin’in salonunu incelemeye almıştı. Tam da genç kadından beklediği gibi salonun bir duvarını komple kitaplık kaplamıştı. Kitapları incelerken Aylin boğazını temizleyerek “Gidebiliriz,” dediğinde Cesur başını çevirip kadına bakmıştı. Sessiz kabullenişle evden ayrılıp kafeye gelmişlerdi. Cengiz usta onlar için masa hazırlarken ikisi de sessizliğe devam ediyordu.

“Seninle susmayı bile özlemişim,” diyen adama genç kadın gözlerini devirerek bakmıştı. Bakışları diğer taraftaki kafeye döndüğünde sabahın bu saatinde bile neredeyse tüm masaların dolu olduğunu görünce gülümsemişti. Cesur onun bakışlarını takip ederek diğer taraftaki kişileri görünce kadının mutluluğunun nedenini hemen anlamıştı.

“Güzel bir mekan oldu, müşterisi çok olacaktır.”

“Umarım,” Aylin’in kısa cevabına rağmen genç adam onunla olduğu için mutluydu. Kahvaltısının ortasından hastaneden gelen telefonla kalkmak zorunda olan genç adam üzgün bir şekilde oradan ayrılmıştı. Aylin adamın arkasından bakarken yanına gelen adama döndü.

“Aylin Hanım, belki bana düşmez ama bu adam sizi çok seviyor.” Kadın hüzünlü bir şekilde gülümserken “Bunu nereden çıkardın?” diye sorduğunda aldığı cevapla gafil avlanmıştı.

“Gözleri size hasretle bakıyor. Bu bakışları iyi tanırım. Aranızda ne oldu bilemem ama zaman çok çabuk geçiyor. Sonradan onu yakalamak istediğinizde zamanınız olmadığını fark ediyorsunuz. Belki ona ceza vermek istiyorsunuz ama bunu onun yanında olarak da yapabilirsiniz.” Cengiz usta kadına göz kırparken Aylin de ona gülümsemişti.

Cengiz ustanın sözleri gün boyu aklında dönüp durmuştu. Cesur’u cezalandırmak istiyor muydu? Onu neden cezalandıracaktı ki? Bir sürü düşünce ile boğuşurken sonunda gün boyu aramayan kardeşinin aradığını görünce derin bir nefes almıştı.

“Nerelerdesin? Gidince neden aramadın?”

“Nasıl geçti?” Serdar genç kadının sorusunu duymazdan gelerek direk sormuştu.

“Bilmiyorum, ama daha iyiyim.”

“Abla, lütfen artık kendini düşün. Kendini nasıl mutlu hissedeceksen öyle yaşa. Kimseyi düşünme,” dediğinde Aylin derin bir nefes almıştı.

“Bencil olmamı mı istiyorsun?”

“Bu bencillik değil abla, sadece artık mutlu olmanı istiyorum.” Serdar ablasıyla konuşurken bir yandan da az önceki seminerden çıkan doktorların selamını başını sallayarak kabul ediyordu.

“Ayşem nasıl, yanında mı?”

“Sudan çıkmış balık gibi,” dediğinde Aylin anlamayarak sormuştu.

“Ne demek o?” ablasının sesindeki şaşkınlığa karşılık Serdar gülmüştü.

“İlk kez evinden ayrılan biri demek. Daha önce babasının yanından hiç ayrılmamış, kalabalık şehirde sürekli etrafına bakınıp duruyor.” Aylin kızın ne durumda olduğunu tahmin ederek gülümsemişti.

“Dikkat et acemi balık kalabalıkta kaybolmasın.”

“Abla, cahil değil ya, ne yapacağını elbette biliyordur.” Serdar’ın sitemiyle Aylin gülerken kardeşinin yeniden Cesur’u sormasına müsaade etmeden işi olduğunu söyleyerek telefonu kapatmıştı. Genç kadın bir süre kafeyle ilgilendikten sonra kitabını alarak keyif kahvesiyle birlikte özel masasına geçip oturmuştu. Bir yandan önünde laptopuna kulaklığını takarak sevdiği müzikleri dinlemeye başlamıştı. En sevdiği saatlerdi müzik eşliğinde kitap okumak. Fırsat buldukça kendine zaman ayırıp keyifli saatler geçiriyordu.

“Bakar mısınız?” Aylin gözünün önüne sallanan elle kendine gelerek kitabından başını kaldırıp kendisine gülümseyerek bakan kıza, “Bir şey mi isteyeceksiniz?” diye sordu.

“Şey acaba çalışana ihtiyacınız var mıydı?” Aylin kızın sorusuyla duraksamıştı. Etrafına bakınarak her masada keyifle kahve içip kitap okuyan kişilere göz gezdirdi. “Özür dilerim, yeni açtığınızı duydum. Ben üniversitesi öğrencisiyim.”

“Aslında birine ihtiyaç vardı, madem öğrencisin neden olmasın.”

“Gerçekten mi?” Genç kız sevinçle kadına bakarken Aylin gülümsemişti.

“Elbette, ders programını getir ona göre sana çalışma saatleri ayarlayalım.” Aylin eski alışkanlığıyla bir çalışma planı hemen ayarlamaya çalışmıştı.

“Elbette teşekkür ederim, çok teşekkür ederim.” Aylin kızın sevincini gözlerinden okuyabiliyordu.

“Adın ne? Nerelisin? Hangi bölümü okuyorsun?” Aylin’in sorusuyla genç kız kenardaki sandalyeyi çekerek Aylin’in karşısına oturmuştu.

“Cansu adım, buralıyım ama köylerinden birinden. Hemşirelik okuyorum,” dediğinde Aylin gülümsemişti.

“Köyden mi gidip geliyorsun?”

“Yok Aylin abla, yurtta kalıyorum. Ailem yol parasını karşılayamazdı. Bursla okuyorum,” dediğinde Aylin kızın sözlerine üzülmüştü. Ailesine yük olmamak için çalışmak istediği belli oluyordu.

“Yarın gel başla. Tabi önce ders programını getir. Derslerinden geri kalmanı istemem.”

“Teşekkür ederim,” diyerek sevinçle oturduğu yerden kalkmıştı. Aylin giden kızın arkasından bakarken oldukça mutlu olmuştu. Bayan çalışan yoktu kafesinde Cansu iyi olacaktı. Aylin gün boyu yoğun olan bir tempoda çalıştıktan sonra kafeyi kapatması için Cengiz ustayla görüşüp evine doğru yola çıkmıştı. Cesur gittiğinden beri onu aramamıştı. Hastane yoğun olmalı diye düşünerek kendini rahatlatan genç kadın dairesinin kapısından içeriye girerken telefonunun çalmasıyla duraksamıştı. Arayan kişiyi görünce gülümseyen kadın hemen telefona cevap verdi.

“Ayşem teyzem nasılsın?”

“Aşk olsun kızım ne zamandır uğramıyorsun. Üstelik Serdar yokken burada kalacağını sanıyordum.” Aylin kadının sözleriyle duraksamıştı. Daha önceki zamanlarda kardeşi ne zaman şehir dışına çıksa Ayşem Hanım onu eve davet eder, bir yere bırakmazdı.

“Ben iyiyim teyzem, size gelmem doğru olmaz.”

“O nedenmiş öyle, tek başına evde ne yapacaksın. Hemen gelmezsen darılırım bilesin.” Genç kadın ne söyleyeceğini bilememişti. Gözlerini kapatarak sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti.

“Peki sen nasıl istersen Ayşem sultan. Birazdan gelirim.” Kadın telefonu kapatarak evine girip kendine birkaç kıyafet almıştı. Aylin yaşlı kadını tanıyorsa kendisini bırakmayacağına emindi. Yarım saat sonra büyük evin bahçesine arabayla girerken oldukça gergindi. Cesur ile karşılaşmak için henüz erken olduğunu düşündüğü için derin derin nefes alarak sakinleşmeye çalıştı. Elinde küçük çantasıyla kapının zilini çaldığında kendisini neşeyle Çisil karşılamıştı.

“Aylin abla hoş geldin. Nasılsın?”

“Teşekkür ederim canım, sen nasılsın?” Çisil kadının elinde ki çantayı alarak yardımcı kıza verip “Aylin hanımın önceden kaldığı odaya bırakıver,” diyerek Aylin’i salona götürmüştü.

“Annem geleceğini söyleyince çok sevindim. Birinin bana tavsiye vermesine ihtiyacım var.” Aylin şaşkınlıkla genç kıza bakarken salona girdiğinde kendini Ayşem hanımın kollarının arasına bulmuştu.

“Nerede kaldın kızım, sana bu yeni iş yaramadı. Bizi hepten unuttun.”

“Olur mu öyle şey Ayşem teyze, bu aralar işler yoğun sadece. Hem yeni açılış yaptık biliyorsun.”

“Biliyorum kızımda işte, yalnız kalınca sıkılıyorum.” Çisil annesinin sözlerine homurdanarak cevap vermişti.

“Pek yalnız kaldığı söylenemez. Bu aralar başıma çorap örmekle meşgul kendisi.”

“Çisil, annecim sonra o konuyu konuşalım. Aylin ablan yorgun görünüyor. Söyle de yemeği hazırlasınlar.”

“Abimi beklemeyecek miyiz?”

“Abin ameliyatta hâlâ kızım, kolay kolay gelemez. Hadi sen dediğimi yap.” Aylin adamın hala hastanede olduğunu öğrenince biraz olsun rahatlamıştı. Çisil kaşlarını çatarak salondan çıkarken kendi kendine söyleniyordu. Annesini son zamanlarda tanıyamayan genç kız mutfağa giderek yemek masasının kurulmasını istemişti. Genç kız telefonu çaldığında söylenerek cevap verirken karşı taraftan gelen kahkaha sesiyle yüzünü asmıştı.

“Yine kim kızdırdı benim pıtırcığımı?” Çisil abisinin şen sesine gözlerini devirerek cevap vermişti.

“Valide sultanınız bu aralar desti izdivacım üzerine çalışmalar başlattı.”

“Öyle mi şanssız damat adayı kim?” Cesur’un sorusuyla Çisil daha da sinirlenmişti.

“Asıl ben talihsiz olacağım sizin gibi adamlar yüzünden. Ne varmış bende? Sizi sanki sütten çıkma ak kaşıksınız.”

“Tamam tamam sinirlenme. Evdekiler ne yapıyor? Annem aramış beni konuşamadım. Şimdide ulaşamıyorum.”

“Annem salonda Aylin ablayla oturuyor,” dediğinde Cesur hemen atılmıştı.

“Aylin bizde mi?”

“Evet, bizde kalacak. Serdar şehir dışında olduğu için annem onu bize çağırdı.” Cesur duyduğundan memnun olmuş bir şekilde birkaç saate evde olacağını söyleyerek telefonu kapatmıştı. Çisil ablasını da yemek için aşağıya indirmeye odasına çıkarken genç kadının uyuduğunu görünce gerisin geriye aşağıya inmişti.

“Ablana baktın mı Çisil?” Çisil başını sallarken yüzü asılmıştı.

“Uyuyor, uzun zamandır bizimle yemek masasına oturmuyor anne. Sanırım profesyonel yardım alması gerekecek.” Ayşem Hanım kızının sözleriyle endişelenmişti. Çisil alanında iyi bir doktordu, o böyle bir şey söylüyorsa durum ciddi olabilirdi.

“Emin misin kızım, hamile olduğu için üzerine gitmek istemedik ama durum ciddiyse bir doktor bulmalıyız.”

“Merak etme anne, benim bir arkadaşım var ona yönlendiririm. Eminim ikna olacaktır.” Aylin anne kızın sözlerine üzülmüştü. O da uzun zamandır Çisem’i görmemişti. Yerinden kalkarak ikilinin dikkatini çekmişti.

“Ayşem teyze ben bir Çisem’e bakayım, merak ettim.”

“Ablam uyuyor ama…” diyen Çisil’e gülümseyen genç kadın başını sallayarak salondan çıkmıştı. Uzun zamandır bu evde ilk kez bu kadar rahat davranıyordu. Çisil ve annesi genç kadının arkasından bakarken Çisil dayanamayarak annesine yaklaşıp fısıldamıştı.

“Elini çabuk tut Ayşem Hanım, benim izdivacımla ilgileneceğine oğlunun izdivacına yoğunlaş. Yoksa gül gibi gelini kaçıracaksın.” Ayşem Hanım şaşkınlıkla kızına bakarken bir elini ağzına getirerek, “Ay deme,” diye sessizce feryat etmişti. Gözleri sevinçle parlıyordu.

“Olur mu ki kızım? Abin ile Aylin?” diye sorduğunda Çisil omzunu silkmişti.

“Bence oldu bile ama bu ikisinde bu inat olduktan sonra sen el atmazsan evlenemezler.”

“Ay çok şükür gönlüme göre bir gelin buldum,” diyen kadın yerinde hop oturup kalkarken Çisil annesinin mutluluğuna gülmeye başlamıştı.

“Ayşem nedir bu sevinç?” diye salona giren Servet Bey karısının parlayan gözlerine gülümseyerek bakıyordu.

“Ay Servet Bey, oğluma yakışan bir gelin buldum.” Servet Bey tek kaşını kaldırarak karısına bakarken Çisil annesinin hareketlerine gülmeden edemiyordu.

“Öyle mi ne çabuk?”

“Öyle Servet Bey, ay çok mutlu oldum. Cesur yuvasını kurmadan bana huzur yok.” Adam başını iki yana sallarken Çisil babasının yanına giderek sarılmıştı.

“Annem gelin adayını buldu baba, bana da koca adayını bulduğuna göre yakında baş başa evde kalırsınız.” Çisil’in sözlerine Ayşem Hanım kaşlarını çatarken Servet Bey bıyık altından gülümsemişti.

“Kızım anneni üzerimize salma istersen, yoksa zararlı çıkarsın.”

“Ben hep zararlı çıkıyorum zaten. Neyse gidip Aylin ablayla ablama bakayım.” Genç kız hızla oradan uzaklaşırken oldukça düşünceliydi. Merdivenleri ağır bir şekilde çıkan genç kız ablasının odasının kapısına geldiğinde aralık kapıdan içerideki Aylin ablasının sesini duyuyordu.

“Uyumadığını biliyorum Çisem, benimle konuşmayacak mısın?” Çisil hafif bir hışırtı sesi duyunca ablasının yerinden doğrulmaya çalıştığını anlamıştı.

“Aylin abla, konuşmak istemiyorum.”

“Bu şekilde yapmamalısın Çisem, karnında ki bebeğini düşünmelisin. Anne karnında onu da strese sokuyorsun.”

“Biliyorum ama elimde değil abla, ne zamandır düşüncelerimin içinden çıkamıyorum.” Çisil dayanamayarak odaya girerken Çisem bakışlarını kardeşinden kaçırmıştı.

“Abla, bu şekilde devam edemezsin. Ne zamandır odandan çıkmıyorsun, doğru düzgün yemeklere inmiyorsun. Annem de babam da senin için çok endişeli. Üstelik gittikçe içine kapanıyorsun, ne için işe yaramaz bir adamı düşündüğün için.”

“Çisil lütfen, bunun Soner’i düşünmekle alakası yok. Karar vermem gereken konular var. Beni anlamıyorsun.”

“Benim anlamadığım neredeyse iki haftadır hamile karısını görmeye bile gelmeyen bir adamla neden hala evli kaldığın?” Aylin genç kızın sert çıkışı ile araya girmişti.

“Çisil, ablanla düzgün konuş. Üzerine bu kadar gitmemelisin.”

“Ne yapayım Aylin abla, benim ablam neşeli bir kadındı. Şu haline bak, ona baktıkça yabancı birine bakıyormuş gibi hissediyorum.”

“Öyle de olsa hamile bir kadının üzerine gitmemelisin. Lütfen bizi biraz yalnız bırakır mısın?” Aylin ifadesini düz bir şekilde tutarak genç kızın odadan çıkmasını istemişti. Çisil yüzünü asarak odadan çıkarken genç kadın yataktaki Çisem’e dönmüştü. Gözleri dolu bir şekilde kendisine bakan genç kadının elini kavrayan Aylin buruk bir şekilde gülümseyerek diğer eliyle Çisem’in karnına dokunmuştu.

“Ne kadar şanslı olduğunu biliyorsun değil mi?” Çisem başını sallarken Aylin devam etmişti.

“Şu duyguyu yaşamak için neler vermezdim.”

“Sende bir gün anne olacaksın Aylin abla,” diyen Çisem’e başını iki yana sallayarak üzgün bir şekilde cevap vermişti.

“Bu çok zor Çisem, anne olmam çok zor.” Kadının sesinde ki kırgınlık Çisem’in dikkatini çekerken yutkunarak sormuştu.

“Neden böyle konuşuyorsun?”

“Bazılarımızın anne olma şansı hiç yok denecek kadar azdır Çisem, bende o azınlık kadınlardan biriyim. Bu yüzden şükretmeli ve bebeğini sağlıkla kucağına almak için çabalamalısın. Lütfen Çisem, değmeyecek kişiler için üzülme, kendini stresten uzak tut. İnan bebeğin doğduğunda hiçbir şeyin önemi kalmayacak.” Çisem kadının sözlerine ağlarken Aylin uzanarak kadına sarılmıştı.

“Özür dilerim Aylin abla, seni üzmek istemedim.”

“Beni üzmüyorsun Çisem, aksine sana baktıkça mutlu oluyorum. Şimdi kalk ve aşağıda hep beraber yemek yiyelim.” Çisem’i kaldırarak üzerine sabahlığını giydirip odadan çıkararan genç kadın koridorda ilerlerken birden yanındaki kadın tarafından durdurulmuştu.

“Hiç mi anne olma şansın yok abla?” Çisem’in sorusuyla genç kadın yutkunmuştu.

“Her zaman bir şans vardır, yeter ki o şansı doğru kullanalım. Ayrıca Aylin harika bir anne olacak!” Aylin ve Çisem kendilerine gülümseyerek bakan genç adamla yutkunmuştu. Çisem abisinin kendilerini duymuş olması tedirginliğini yaşarken bakışları Aylin’e dönmüştü. Genç kadının gözlerinde anlaşılabilir bir hüzün vardı!

“Benim anne olup olmayacağım sizi ilgilendirmez Cesur Bey,” diyen Aylin’le Cesur şen bir kahkaha atmıştı. Ağır adımlarla ikiliye doğru ilerleyerek yanlarında durdu. Başını hafif eğerek genç kadının kulağına yaklaşırken Aylin yutkunarak gelecek konuşmayı beklemişti.

“En çok beni ilgilendirir Aylin, saçtığın ışıkla etrafında doluşan yıldız gibi peşindeyim. Ne de olsa o çocukların babası ben olacağım!” Aylin gözleri büyüyerek karşıya bakarken Cesur geri çekilip kadının yanağını öperek odasına geçmişti. Çisem şaşkınlıkla bir giden abisinin arkasından bir de Aylin’e bakıyordu. Yanında ki kadın resmen şoka girmişti.

“Aylin abla iyi misin?”

“Az önce o ne dedi?” Aylin’in fısıltısını zor duyan Çisem kıkırdayarak elini ağzına götürmüştü.

“Çocuklarının babası olacağını!” Aylin ikinci kez duyduğu şeyle yutkunurken ne yapacağını şaşırmış bir şekilde Çisem’in koluna girip onu olabildiğince hızlı yürütmeye başlamıştı. Merdivenlerden indiklerinde ise Ayşem Hanım’ın “Ay Servet sence evlenirler mi?” dediğini duyan ikili duraksamıştı.

“Kim evleniyor anne?” Ayşem Hanım kızını karşısında görünce neşeyle yanına gidip sarılmıştı.

“Kim olacak kızım, abinden bahsediyordum!” Aylin duyduğu şeyle donup kalırken onun halini sadece Çisem fark etmişti. Aylin’in yüzü beyaza keserken nefes almakta zorlanıyormuş gibi derin derin soluklanmaya başladı.

“Aylin abla?” Çisil’in hızla yerinden kalkmasıyla Aylin’in bayılması bir olmuştu. Salonda kopan çığlıklar tüm evi sararken Cesur koşarak aşağıya inmiş, kardeşinin kollarında baygın olan Aylin’i görünce adeta deliye dönmüştü.

“Aylin!”

***

Cesur çok hızlı ilerliyor sanki!

Aylin bir çıkmazda, aile gelinini buldu!

Size Çisem kocasının gerçek yüzünü görecek mi?

Soner bir sonraki bölümde yeninden ortaya çıkacak gibi!

BÖLÜM BİTTİ, ŞİMDİ REKLAM ZAMANI. TEK REKLAMA TIKLAYIN LÜTFEN!

22. BÖLÜM <<<<—->>>>> 24. BÖLÜM

22640cookie-checkCesur 23. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

11 yorum

  1. Cesur uçuyor 😀 Aylin sok oldu 🙂 ah be Aylin yanlış anladı son sahnede tekrar kaybedeceğim diye korktu bence 🙁 . Ciseme çok üzülüyorum düzelir umarım Soner ‘in de yüzünü görür en kısa zamanda inşallah ayrıca asiretteki efendimiz ile (ismini unuttum 😀 ) tanışır
    biran önce 😀 . Ayşem ve Serdar çok tatlı ya ❤️ bu Cansu ‘yi da sevdim ve Soner gelmeseydi iyiydi ya kdsksjsn

  2. Cansu için kafede çalışması iyi oldu ilerde hastanede çalışır belki.
    Cesur tam gaz ilerliyor Aylini ablukaya aldı.
    Ayşem hanım çisilden sonra cesur ve ayline de el atar hoş cesur baya hızlı bu konuda çocuklarını bile düşünüyor
    Çisem , Soner ne olduğunu biliyor yalnızca bebek için endişeli soneri artık sevdiğini sanmıyorum. İlerde çisemle elti olurlar belki bir abisi vardı kızı olan güzel çift olurlar bence aileyi sevdim .

  3. Bence çisem kocasının gerçek yüzünü zaten biliyo sadece boşanma için zamana ihtiyaç duyuyo
    Ama cesur çok iyi gidiyor aynen böyle devam serdarda umarım kızı kaybetmez

  4. Harika bir bölümdü ama Ayşem yüreğimi sızlattı kim bilir neler hissetti doğum yaptırırken şu an ortalık sonerden dolayı çok karışık ama ben bundan sonra daha iyi olcağını düşünüyorum .Sevdadan böyle kolay bir kabullenme beklemiyordum şaşırdım doğrusu emeğinize sağlık

1 geri izleme / bildirim

  1. Cesur 24. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*