Mayıs 11, 2022 Yazarı mermaridyy 9

Gelincik Çiçeği 24. Bölüm

Herkese hayırlı akşamlar arkadaşlar. Umarım bu bölümü beğenirsiniz. Çiftimiz yavaş yavaş kendi hislerini anlamaya başlıyor. Keyifli okumalar!

***

Genç kız hâlâ olanların şaşkınlığıyla bölüm binasından çıkarak arkadaşlarının beklediği kantine doğru ilerlemeye başlamıştı. Aklı karma karışıktı. Cenk’in neden aralarından bir şey varmış gibi davrandığını anlayabiliyordu. Ama mantığı bunu kabul etmek istemiyordu. Sıkıntıyla nefesini dışarıya vererek kantinin kapısından içeriye girdiğinde birçok bakışın üzerine döndüğünün farkındaydı. Akasya genç kızı görünce hemen el sallamaya başlamıştı. Alya onu görünce yönünü arkadaşlarının oturduğu masaya çevirirken Aslı ve Ahmet’in de bakışlarının üzerine dönmesiyle hafif gülümsemişti. Ne kadar gergin olsa da bunu belli etmemek için elinden geleni yapıyordu.

“Merhaba arkadaşlar, nasılsınız?” Alya sandalyeyi çekip otururken Ahmet karşısına oturan genç kızı dikkatle inceliyordu.

“Biz iyiyiz de sen pek iyi görünmüyorsun? Neler oluyor Alya?” Ahmet’in sorusuyla bakışlarını kaçıran genç kız yutkunmuştu.

“Bir şey olduğu yok, en azından beklemediğimiz bir şey olmuyor. Ben bir çay alıp geliyorum,” diyen kız yerinden kalkmak üzereyken Ahmet eliyle onu oturtarak engellemişti.

“Sen otur ben alırım çayını,” dedi. Ahmet oturduğu yerden kalkarak diğerlerine baktı.

“Siz bir şey istiyor musunuz?” Aslı ve Akasya başını iki yana sallarken Ahmet yanlarından ayrılarak çay almaya gitmişti. Alya arkasından kısa bir bakış attıktan sonra yeniden kızlara döndü.

“Alya, iyi misin?”

“Daha iyi günlerim olmuştu ama iyiyim.”

“Ayfer hocayla karşılaştın mı? Ahmet bölüm başkanıyla konuştuğunuzu söyledi, bir gelişme var mı?”

“Ayfer Hanım adil oynamayacak gibi görünüyor.”

“Ne gibi, sana bir şey mi yaptı?”

“Yapmadı ama Cenk hoca ile aramda bir ilişki olduğunu iddia etti.” Akasya şaşkınlıkla ağzı açık bir şekilde Alya’ya bakarken Aslı gülerek genç kıza bakmıştı.

“Sen ciddi misin?”

“Maalesef ciddiyim ve Cenk hoca herkesin önünde kabul etti.”

“Ne?” Akasya ve Aslı aynı anda çığlık atarken Alya elini kaldırarak onları susturmuştu.

“Bağırmayın, herkes bize bakıyor.”

“Alya sen ne dediğinin farkında mısın?” Akasya araya girerken Alya umursamazca omzunu silkmişti.

“Duydunuz, Cenk hoca beni korumak için aramızda bir şey olduğunu kabul etti,” dediğinde devam etti. “En azından ben öyle düşünüyorum,” dediğinde Aslı anlayışla gülümsemişti.

“Cenk hoca doğru olanı yaptı. Akasya iki yıl önce olanları hatırlamıyor musun? Hocayla ilişkisi olduğu öğrenilen kıza karşı davranışlar nasılda değişmişti. Aslında kimse bir şey söylemezdi. Ama hoca ilişkiyi kabul etmeyince kıza yapmadıkları eziyet kalmamıştı. Hocalara bir şey olmuyor ama öğrencinin hayatı zehir olmuştu.” Alya şaşkınlıkla Aslı’yı dinlerken derin bir iç çekti. Ahmet elinde çayla masaya döndüğünde diğer iki kıza da sıcak çikolata almıştı.

“Ne konuşuyordunuz?” Ahmet yerine otururken Alya çayından büyük bir yudum almıştı.

“Oh be kendime geldim,” Ahmet tek kaşını kaldırarak gülümsemişti.

“Kendine geldiğine göre şimdi ne olduğunu anlat bakalım, görüşmenin sonucunda ne oldu?”

“Bir şey olmadı. Bölüm başkanına Ayfer hocanın suçlu olduğunu kanıtladım. Rektörlükle olan görüşmede de kanıtlarımı göstereceğim ama Ayfer hoca geri adım atmak yerine daha da saldırganlaşmaya başladı. Dava açacağım.”

“Emin misin?”

“İşin bu noktaya gelmesini istemezdim ama o kadın haddini aştı. Samimi bir şekilde özür dilemesi gerekirken yaptığından hiç pişman olmadığını belli ediyor. Hala kendini haklı çıkarmaya çalışıyor. Üstelik amcası ile birlik olmuş hakkımda aslı astarı olmayan söylentiler yaymaya başladılar.” Ahmet duyduklarıyla dişlerini sıkmaya başlamıştı.

“Ne yaparsan yap, her zaman arkanda olacağım.” Alya çayından bir yudum daha alırken çalan telefonu ile arayana bakmıştı. Cenk hocanın aradığını görünce hemen cevap vermişti.

“Efendim hocam?”

“Alya avukatın olduğunu söyleyen bir adam geldi, seninle konuşmak istiyor. Şuanda benim odamda gelebilir misin?”

“Hemen geliyorum.” Alya telefonu kapatıp kendisine merakla bakan arkadaşlarına bakarak yerinden kalkmıştı.

“Avukatım gelmiş, Cenk hocanın odasında beni bekliyor.” Ahmet ve diğerleri de hızla yerinden kalkarak genç kızın karşısına geçmişti.

“Bizde seninle geliyoruz. Yalnız kalmana izin veremem.” Ahmet’in kararlı duruşuyla Alya kabul etmek zorunda kalmıştı. Dördü birden kantinden çıkarken gözler yeniden onların üzerine çevrilmişti.

“Alya, bundan sonra okulda tek başına dolaşmanı istemiyorum. En azından şu dava bitene kadar.” Alya Ahmet’in sözleriyle ona dönerken genç adamın tedirgin bir şekilde etrafına bakındığını görünce kaşlarını çatmıştı.

“Ne oluyor Ahmet, neden bu kadar tedirginsin?”

“Alya, sen buradaki öğrencilere alışık değilsin. Bak benim beş yılım bu okulda geçti, bazı öğrenciler Kenan hoca ve başka hocaları çok sever. Bu öğrencilerin sırf bir yerlere gelebilmek için neler yapacağını bilsen şaşarsın.”

“Ahmet haklı Alya, tek başına dolanmanı istemiyoruz.” Aslı da genç adama katılırken bölüm binasından içeriye girerek üst kata çıktılar. Cenk’in odasının olduğu koridorda ilerlerken arkasında ki üçlü gülmesine neden olmuştu.

“Daltonlara döndük resmen.” Kızın gülmesiyle Ahmet de gülmüştü.

“Patron ne yapalım,” dediğinde Aslı genç adamın karnına dirseğini geçirmişti.

“Çıvıklık yapma Ahmet, ciddi ol biraz.”

“Ama hayatım,” diye araya girdiklerinde Alya Cenk’in odasının kapısına gelmişti.

“Arkadaşlar siz burada bekleyin, ben içeri giriyorum.” Alya kapıyı tıklatıp içeriye girdiğinde karşısında ki adam gülerek ayağa kalkmıştı.

“Arya, senin burada olduğunu bilmiyordum,” diyen adam kollarını açmış genç kıza doğru ilerlerken birden duraksamıştı. Gözleri şaşkınlıkla büyürken anında ciddileşmişti.

“Sen Arya değilsin?” adamın farkındalığına genç kız başını sallayarak cevap vermişti.

“Merhaba, ben Alya, Arya’nın kardeşiyim.”

“Bana bir ikizi olduğunu söylememişti. Gerçekten çok şaşkınım! Demek ki sürpriz dediği buydu.” diyen adamın sesinden şaşkınlığı belli oluyordu. Alya adamın karşısına geçerek oturduğunda Cenk ile göz göze gelmişti. Avukata ters bir şekilde baktığını görünce şaşırmıştı.

“Arya size olanları anlatmıştı. Dava dosyası için size vereceğim kanıtları kullanabilirsiniz. En kısa sürede davayı açmanız mümkün mü?”

“Elbette, bu arada kendimi tanıtmadım ben Han Süvari,” dediğinde Alya gülümseyerek başını sallamıştı.

“Arya hakkınızda her şeyi anlatmıştı.” Han gülümseyerek genç kıza kısa bir bakış atıp çantasından birkaç kağıt çıkarmıştı.

“Bunları imzalaman gerekiyor. Avukatı olduğuma dair vekalet ve dava açmak için birkaç belge,” dediğinde Alya kağıtları alıp kısa bir göz attıktan sonra imzalamıştı. Alya kağıtları genç adama uzattığında odaya girdiğinden beri sessiz olan Cenk’e döndü genç kız.

“Hocam siz iyi misiniz?” Cenk kendisine sorulan soruyla duraksamıştı.

“Elbette Alya, sadece düşünüyordum.””

“Düşüncelerinizi bizimle de paylaşmalısınız. Bu davada sizde tanık olacaksınız.”

“Elbette, davanın her aşamasında Alya’nın yanında olacağım.” Cenk adamın bakışlarından gözlerini kaçırırken odanın kapısını tıklatılıp açılmıştı. Ahmet ve diğerleri kapıda göründüğünde Aslı şaşkınlıkla öne çıkarak konuşmuştu.

“Han abi, senin burada ne işin var?” Alya ve diğerleri şaşkınlıkla genç kıza bakarken Han yerinden kalkarak kıza sarılmıştı.

“Aslı, sen burada mı okuyordun?” dediğinde Aslı da adama karşılık vermişti. Ahmet boğazını temizleyerek onları ayrılmasına neden olurken Aslı şaşkınlıkla Alya’ya bakmıştı.

“Alya’nın avukatı sen mi olacaksın? Siz nereden tanışıyorsunuz?”

“Asıl siz nereden tanışıyorsunuz?” Ahmet’in sorusu ile Aslı gözlerini devirerek genç adam bakmıştı.

“Han abi bizim komşumuzdu. Aynı sokakta büyüdük. Ablamın yakın arkadaşı olur kendisi.”

“Ee sen ne yapıyorsun? Uzun zaman oldu görüşmeyeli.” Aslı başını sallayarak onaylarken Alya derin bir iç çekmişti.

“Arkadaşlar önce benim şu dava olayını konuşsak sonra sohbet etseniz. İşim bitince eve geçmek istiyorum. Gerçekten çok yoruldum.” Alya’nın araya girmesiyle kıza hak vermişlerdi. Hep birlikte Alya’nın açıklamalarını dinledikten sonra Han’ın sorusu ile odada buz gibi bir hava esmişti.

“Taciz davasını da hemen açacağım,” Alya adamın sözleriyle gözlerini kapatırken Cenk elini masaya vurarak hızla yerinden kalmıştı.

“Ne tacizi?” Han genç adamın sert sorusu ile kaşlarını çatmıştı. Gayet sakin bir şekilde adama cevap verirken Alya’nın sessiz kalmasından hoşlanmamıştı.

“Alya, bu konunun üzerini kapatamazsın. Aynı anda iki davayı da açacağız. Bu yüzden arkadaşların ve hocanın bu konuyu bilmeleri gerekiyor.”

“Bu meselede henüz kanıt elde edemedim.”

“Öyle bile olsa davayı açarsak belki başka mağdurlar da bize destek olur.”

“Size ne tacizinden bahsettiğinizi sordum.”

“Hocam, stajdayken Kenan hoca…” dediğinde Cenk öfkeyle dişlerini sıkmıştı.

“Onu öldüreceğim, bunu bana nasıl söylemezsin Alya? Bu yüzden mi stajı erken bitirip geri döndün?”

“Hocam sakin olun!”

“Bana sakin ol deme Alya. Sakın bana sakin ol deme. Nasıl söylemezsin? Adnan hoca biliyor mu?”

“Hocam sakın, dayımın haberi olmasını istemiyorum.”

“Sence davayı açtığında haberi olmayacak mı?” Alya sıkıntıyla yüzünü sıvazlarken Aslı ve Akasya şaşkınlıkla genç kıza bakmıştı.

“Alya, sen stajın burada mı yaptın? O zaman yaz tatilinde park çalışmasında sende vardın.” Akasya’nın sorusu ile Aslı başını sallamıştı.

“Evet, staj için buradaydım. Kenan hoca asistanı olmamı istediğini söyleyerek yanına çağırmıştı. Ama maksadı farklıymış.”

“Bileğini sen kırdın!” Cenk fark ettiği gerçekle gözlerini büyüterek genç kıza bakmıştı. Alya omzunu silkeleyerek umursamaz davransa da o gün gerçekten korkmuştu.

“Abimin gösterdiği birkaç savunma hareketi,” dediğinde Cenk rahat bir nefes almıştı.

“Seni hiç rahatsız etti mi?” Cenk hala olanları hazmetmeye çalışıyordu. Alya adamın üzgün ifadesi karşısında yüzünü asmıştı.

“Hocam, bana yaklaşamaya cesaret edemez. Sessiz kalmayacağımı biliyor.” Cenk bir süre sessiz kaldıktan sonra odadakileri unutarak kızın yanına yaklaşıp önüne çökmüştü. Alya’nın şaşkın bakışları arasında ellerini tutarak kızın gözlerine baktı.

“Bir daha böyle bir şey olursa bana söyleyeceksin Alya, bu konular şakaya gelen konular değil. Ciddiye alınması gerekir. Bana söz ver Alya, o adam sana yaklaşamaya çalıştığında bana hemen söyleyeceksin.” Alya şaşkınlığını atlatıp elini usulca adamın elinden çekerken yutkunarak başını sallamıştı.

“Hocam kendinize gelin, böyle bir zamanda bana yaklaşamaz. Siz bu konuda endişe etmeyin.”

“Nasıl endişe etmem Alya, bunca olay oldu gözümün önünde ve ben farkına bile varmadım.” Alya bakışlarını kaçırdığında adamın gözlerinde ki hüznü görmek istememişti. Oradaki hüzün genç kızın canını yakmıştı. Han araya girerek genç adama destek olmuştu.

“Alya, Cenk hoca haklı. Özellikle böyle bir zamanda daha dikkatli olmalısın.” Alya başını sallarken kızlar hala yaşadıkları şoku atlatmaya çalışıyordu.

“Ben Alya’nın yanından ayrılmayacağım. Merak etmeyin hocam, onu asla yalnız bırakmayacağım.” Akasya’nın konuşmasıyla Alya kıza gülümsemişti.

“Özür dilerim, hepinizi zor durumda bırakıyorum.”

“Saçmalama Alya, sen bizim arkadaşımızsın. Ayrıca benim olmayan kız kardeşim gibisin. Böyle bir şeyi bir daha sakın söyleme.” Ahmet’in çıkışı ile Alya bu kez ona bakmıştı. Han yerinden kalkarak kolunda ki saate baktı.

“Ben gideyim artık kendime kalacak bir otel bulmam gerekiyor. Malum yarın sabah erkenden davayı açmak için birkaç yere uğrayacağım.” Alya adamın açıklamasıyla ayağa kalkarken gözleri Cenk’e takılmıştı. Cenk kızın gözlerindeki ifadeden ne söylemek istediğini anlayınca, “Han Bey, bu akşam bizim misafirimiz olun. Akşam izleyeceğimiz yol hakkında daha sağlıklı konuşuruz.”

“Teşekkür ederim, sizi rahatsız etmek istemem.”

“Merak etmeyin, rahatsız etmezsiniz. Hem Adnan hocayla da tanışırsınız.” Han Alya’ya kısa bir bakış atarak Cenk’in teklifini kabul etmişti.

“O zaman birlikte çıkalım,” Cenk Ahmet’e bakarak, “Ahmet sen Alya ve diğerlerini eve götür. Benim birkaç işim var, gelene kadar Han beye arkadaşlık edersin.”

“Bana Bey demenize gerek yok, sadece adımla seslenirseniz sevinirim.”

“Peki Han, sen bize geç. Alya da sizinle gelsin.” Grup odadan çıkarken Alya geride kalarak Cenk’e bakmıştı.

“Teşekkür ederim Hocam,” dedi. Cenk dikkatle Alya’ya bakarak başını sallamıştı.

“Bundan sonra benden bir şey saklaman yasak Alya, senin sorunun benim sorunum sakın unutma.” Genç kız duyduğu sözlerle ne söyleyeceğini bilememişti. Kısa bir baş selamı vererek hızla odadan çıkarak kendisini bekleyenlerin yanına ulaşmıştı.

***

Genç kız arabadan indiğinde oldukça tedirgindi. Arkada üç kız oturmuş, Han’ın arabasıyla eve dönmüşlerdi. Az sonra Deniz teyzesi ile yüz yüze gelecek olması Alya’yı germeye yetmişti. Bu gün olanları duyunca kadının ne tepki vereceğini merak ediyordu. Eve dönerken kadını arayıp misafirleri olduğunu haber etmişlerdi. Evin kapısını çaldıklarında Deniz Hanım neşeyle kapıyı açtı.

“Geldiniz mi çocuklar!” kadının neşeli sesi Ahmet’in de neşelenmesini sağlamıştı.

“Bize ne yemek yaptın Deniz teyze? Çok acıktık değil mi kızlar?” diye arkasına baktığında Deniz Hanım kenara çekilerek onların içeri geçmesi için yol vermişti. Herkes eve girdiğinde Alya geride kalmıştı.

“Kızım gelsene sen neden geride duruyorsun?”

“Ben eve çıkıp öyle geleyim Deniz teyze, üzerimi değiştirmem gerekiyor.” Alya bakışlarını kaçırarak evine çıkarken Deniz Hanım arkasından şaşkın bir şekilde bakmıştı. Normalde Alya kendisine sarılarak karşılık verirdi. Kapıyı kapatarak salona geçtiğinde misafirleri olan Han’a gülümseyerek kadının samimi tavrına karşılık vermişti.

“Evladım hoş geldin. Kendini yabancı gibi hissetme olur mu? Alya kızıma avukatlık yapacakmışsın, çok sevindim.” Han oldukça rahat davranıyordu.

“Ben banyoyu kullanabilir miyim? Yol biraz tozlu geçti elimi yüzümü yıkasam.”

“Tabi oğlum, hadi gel.” Deniz Hanım Han’a banyoyu gösterirken kapının yeniden çalınmasıyla dış kapıya yönelmişti. Neşeli bir şekilde kapıyı açtığında karşısında ki genç adam daha da neşelenmesine neden olmuştu.

“Hoş geldin Onur oğlum, gel içeriye.” Onur kadının içeri geçmesiyle peşinden eve girmişti. Salonda ki seslere doğru ilerlediğinde kendisini kalabalık karşılayınca duraksadı. Genç adamın bakışları anında Akasya’ya takılmıştı.

“Hoş geldiniz, burada olduğunuzu bilmiyordum.” Akasya genç adamı görünce gülümsemişti.

“Gelsene Onur, kapıda dikilme.” Onur kızın kendisini çağırmasıyla mutlu olarak onun yanındaki boş yere oturmuştu. Bakışları kapıdan giren Han’ı görünce gözlerini kısarak devam etmişti.

“Misafir olduğunu bilmiyordum,” oturduğu yerden kalkarak genç adama elini uzatmıştı. Han Onur’a cevap verirken kızlar izin isteyerek Deniz hanıma yardım etmek için mutfağa geçmişti. Aslı ve Akasya mutfağa girdiklerinde Deniz Hanım çayın altını kısıyordu. Akasya öne çıkarak konuştu.

“Deniz teyze, çayı terasta içelim mi? Havalar soğumadan terasın tadını çıkaralım.”

“Güzel olurdu ama Alya’ya zahmet olmasın. Bu gün tuhaf davranıyordu. Okulda bir şey mi oldu?” kadının endişeli sesi iki kızın da dikkatini çekmişti.

“Tatsız bazı konular oldu ama Alya iyi. O sana gereken şeyleri anlatır Deniz teyze. Hem Alya da memnun olur hep birlikte yukarı katta çay içmemize.” İkili kadını ikna ederken Akasya evden ayrılarak üst kata çıkmıştı. Kapıyı kendi anahtarıyla açmak istese de Adnan hocanın evde olabileceğini düşünerek zile basmıştı. Alya birkaç dakika sonra kapıyı açtığında Akasya kızın başında ki örtüden namaz kıldığını anlamıştı.

“Anahtarını neden kullanmadın?”

“Adnan hoca evdedir diye.”

“Gelsene içeri, birazdan bende aşağıya inecektim.” Akasya içeriye giren kızın arkasından eve girerken Alya’yı odasına kadar takip etmişti.

“Deniz teyze ile terasta çay içelim diye düşündük. Sende müsaitsen tabi…” dediğinde Alya kısa biran duraksamıştı. Üzerindeki namaz kıyafetini çıkararak Akasya’ya baktı.

“Aslında güzel olur, hem havalar soğumadan terasın tadını çıkarırız.”

“O zaman ben aşağıdakilere haber edeyim. Çay hazırdı zaten,” dediğinde Alya mutfağa girerek kendi çaydanlığını ocağa koymuştu. Akşamdan kalan kurabiyeleri de saklama kabından çıkararak terastaki masanın üzerini silerek bardaklarla birlikle kurabiyeleri masaya yerleştirmişti. Beş dakika sonra kapının çalınmasıyla genç kız kapıyı açarak misafirlerini içeriye davet etmişti.

“Hoş geldiniz, terasa geçin Ahmet,” diyerek genç adama yol göstermesi için konuşmuştu. Ahmet Han’a terası gösterirken bir kaç dakika sonra kapıdan içeriye dayısı ve Cenk’in girdiğini görünce bakışlarını kaçırmıştı.

“Hoş geldin dayıcım, hocam…” dediğinde Cenk kaşlarını çatmıştı.

“Evdeyiz Alya, bana hocam demene gerek yok.”

“Evde olmamız sizin hocam olduğunuz gerçeğini değiştirmiyor.” Cenk başını iki yana sallayarak hafif bir şekilde kaşını kaldırıp gülümsemişti.

“Kısa süreli de olsa sözlü sayılırız değil mi? Çok ayıp bu şekilde konuşman,” diyerek kızın yanından geçip giderken Alya şok olmuş bir şekilde adamın arkasından bakmıştı. Birkaç saniye sonra hissettiği hareketlilikle arkasını döndüğünde aynı şaşkınlığı yaşayan Deniz hanımı görünce yutkunmadan edememişti. Alya utançla bakışlarını kaçırırken Deniz Hanım kızın kolunu tutarak onu odasına doğru çekiştirdi. Odaya girip kapıyı kapattığında Alya’nın karşısına geçip kollarını bağlamıştı.

“Seni dinliyorum Alya!”

“Deniz teyze…”

“Az önce Cenk’in sana söylediklerine bir açıklama bekliyorum Alya,” diye yineleyen kadın oldukça ciddi bir ifadeyle genç kıza bakıyordu. Alya derin bir nefes alarak yatağın kenarına oturup kadına baktı. Açıklama için cesaret toplarken birden konuşmaya başlamıştı. Alya konuştukça Deniz Hanım sessizce onu dinlemişti. Gün içinde olanlarda dahil Cenk’in söylentileri kabul etmesine kadar her şeyi anlatarak derin bir nefes vermişti.

“Böyle olmasını istemezdim Deniz teyze, çok üzgünüm. Cenk hocanın başını da derde soktum.” Deniz Hanım genç kızın mahcup haline daha fazla dayanamayarak gülümsemişti. Alya daha ne olduğunu anlayamadan kendini kadının kollarının arasında bulmuştu.

“Ah kızım, oğlum kedi olalı bir fare yakaladı…” dediğinde Alya geri çekilerek gözlerini kısmıştı.

“Aşk olsun Deniz teyze o ne demek? Hem sen kızmadın mı?”

“Neden kızayım kızım, oğlum doğru olanı yapmış. Sen içini ferah tut bu olayı da kafana takma.”

“Ama Deniz teyze…” diye itiraz edecekken odanın kapısının tıklatılmasıyla susmak zorunda kalmıştı.

“Gel,” diye seslenen Deniz Hanım kapının aralanmasıyla oğlunu kapıda görünce duraksamıştı.

“Anne herkes sizi bekliyor, odaya kapanıp ne yapıyorsunuz?” Cenk şüpheyle ikiliye bakarken annesinin muzip bakışları karşısında ne konuştuklarını hemen anlamıştı.

“Konuşuyorduk evladım.”

“Anne, bakışlarından hiç hoşlanmadım bilesin. Hadi şimdi diğerlerinin yanına gidelim.” Cenk kaçarcasına odadan çıkarken annesi arkasından gülmüştü.

“Hadi kızım bizde diğerlerine katılalım sonra bu konuyu konuşuruz.” Alya kadının bu kadar neşeli olmasına şaşırmıştı. Kadın önünden giden kızın arkasından ellerini yukarı kaldırarak içten içe dua ederken Alya’nın arkasından edilen duadan haberi yoktu. Hep birlikte terasa geçtiklerinde erkekler bir tarafa kadınlar bir tarafa geçerek rahat bir şekilde oturmuştu. Ana konu Alya’nın davası olurken saatler süren sohbet sonrası herkes evine dağılmaya karar vermişti. Akasya evden ayrılırken Onur onu eve bırakmak için kızla birlikte ayrılmıştı. Cenk Han’ı kendi evine götürmek isterken Adnan genç adamı bırakmamıştı. Cenk bu durumdan rahatsız olsa da bir şey söyleyememişti.

Cenk ve Deniz Hanım evde içeriye girdiklerinde Deniz Hanım oğlunun asılan yüzüne gülümseyerek bakıyordu. Cenk oldukça huzursuz görünüyordu.

“Bir şey mi oldu oğlum?”

“Ne gibi anne?”

“Aşağıya indiğimizden beri yüzün asıldı, aklını kurcalayan bir şey mi oldu?” dediğinde sorunun ne olduğundan adı gibi emindi.

“Yok anne ne sorunu olacak?”

“Bilmem sen söyleyeceksin,” diyen kadın oğlunun üzerine giderken Cenk hızla salona girerek televizyonun karşısına geçip oturmuştu. Aklı yukarıda kalan adamdaydı. Alya’nın yabancı bir adamla aynı evde olmasından hoşlanmamıştı. Birkaç dakika sonra kapının zilinin çalmasıyla Deniz Hanım kapıya yönelmişti. Cenk merak ederek kapıya doğru ilerlerken kapıda Alya’yı görmeyi beklememişti. Elinde poşetle kapıda dikilen genç kız Cenk’e bakarak konuşmuştu.

“Hocam siz bizde kalabilir misiniz? Dayım ve Han abi maç izliyor. Siz bizde kalsanız ben Deniz teyzeyle kalsam sorun olur mu?”

“Maç mı?” Cenk asıl sarılması gerektiği durumla hemen atılmıştı. Bir yanı Alya’nın aşağıya inip kalmak istemesine sevinirken diğer yandan bu sevincini belli edemiyordu.

“Sizi de rahatsız ediyorum ama…” derken Deniz Hanım oğlunu kapının önüne koyarak Alya’yı içeri çekip kapıyı Cenk’in yüzüne kapatmıştı.

“Anne bari eşofman takımımı alsaydım.” Cenk kapıya vururken Deniz Hanım Alya’nın koluna girerek salona geçmişti.

“Çay koyayım televizyon içeriz. Ne zamandır şöyle ağız tadıyla film izlememiştim.” Alya kadının sevimliliğine daha fazla dayanamayarak sıkıca sarılmıştı.

“İzleriz tabi Deniz teyze, sen otur ben çay koyarım.” Deniz Hanım otururken Alya mutfağa geçerek çay suyu koymuştu. Cenk kendi anahtarıyla eve girerken mutfaktan gelen sesle o tarafa dönmüştü. Alya’nın ocağa çay suyu koyduğunu görünce gülümseyerek sessizce odasına gidip, yatarken giyeceği kıyafetlerini giyerek aynı sessizlikle evden ayrılmıştı.

“Deniz teyze mısır patlatayım mı?” diye salona seslendiğinde kadın onay verince ikili çayını demleyip mısırıyla televizyon karşısına geçmişti. Sabah erkenden okula gitmeyeceği için genç kız oldukça rahattı. Gece ikide Deniz Hanım uyuklamaya başladığında Alya kadını odasına gitmesi için ikna etmişti. Alya salonda yatmak istediğinde ise Deniz Hanım ona izin vermeyerek Cenk’in yatağında ki örtüleri değiştirerek genç kızın yatması için odadan çıkmıştı. Alya istemese de Cenk’in odasında uyumak zorunda kalmıştı.

 Sabah namazından sonra uyuyamayan genç kız seccadesinde uzun süre dua ederken içine dolan huzurla gün ışımaya başladığında yerinden kalkarak seccadeyi katlayıp yerine koydu. Yeniden yatağa uzandığında kısa sürede uykuya dalan Alya kapının açıldığını duyumsasa da aldırmamıştı. Bir süre odada sessizlik hakim olurken hissettiği ikinci bir hareketlilikle elini başının altına yerleştirmişti. Gelenin Deniz teyzesi olduğunu düşündüğü için rahat bir şekilde yatakta diğer tarafına dönerek gözlerini aralamaya başladığında kapıdan dışarıya çıkan kişiyi silik bir şekilde görmüştü. Gözleri yeniden kapandığında beyninin geriye atığı görüntüyle gözleri bu kez hızla sonuna kadar açılmıştı. Yatağın başlığına yaslandığında yutkunarak derin bir nefes aldı.

Cenk sabah erkenden okula gitmesi gerektiği için aşağıya inerek üzerini değiştirip evden çıkmayı düşünüyordu. Eve girdiğinde salonun kapısının kapalı olması Alya’nın salonda uyuduğunu düşünmesine neden olmuştu. Odasına girdiğinde yatağında uyuyan genç kızı görmek Cenk’i gafil avlamıştı. Kızın rahat bir şekilde kendi yatağında uyuması Cenk’in beklediği bir durum değildi. Yaşadığı şaşkınlığı hızla atlatarak kenarda duran kıyafetleri ve çantasını alıp odadan dışarıya çıkmıştı. Uzun bir süre genç kızın kendi yatağında ki görüntüsü gözünün önünden gidecek gibi değildi. Keşke annesi onu geceden uyaran bir mesaj atsaydı. Neyse ki Alya’nın üzerindeki kıyafette uygunsuz bir durum olmadığı için kızı zor bir durumda bırakmamıştı. Banyoya girerek hızla üzerini değiştirip aynı hızla evden çıkıp gitmişti. En azından bu şekilde Alya’yı utandırmamış olacaktı!

***

Yorumlarınızı bekliyorum. Son bölümlerde yorumlar azalmış 🙁 Umarım beni fikirlerinizle yalnız bırakmazsınız!

BÖLÜM BİTTİ, REKLAM ARASI ARKADAŞLAR!

23. BÖLÜM <<<<<——>>>>> 25. BÖLÜM

22860cookie-checkGelincik Çiçeği 24. Bölüm