Cesur 25. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Nasılsınız? Ben yorgunum! Bilenler bilir çay sezonu açıldı ve bizler gün içinde yoruluyoruz. bölümleri akşamları fırsat buldukça yazıyorum. Size bölüm yetiştirmek için. Bu yüzden size saat veremiyorum. Ama belirttiğim gün gece yarısına kadar bölümler yayınlanacak. Teşekkür ederim. Keyifli okumalar!

***

Cesur hastanede işini bitirdikten sonra Aylin’i görmek için kafesine gittiğinde annesi ve Aylin’i baş başa konuşurken görünce gülümsemişti. Annesi ve Aylin’in yakın olmaları genç adamın işine geliyordu. Annesinin kıza söylediği sözleri duyduğunda hem şaşırmış hem de mutlu olmuştu. Cesur Aylin’in karşısında en güçlü müttefikini bulmuştu. Annesi bu konuya el attıysa elbette sonuca ulaşmadan geri durmayacaktı. Bu da Cesur’un işine gelirdi. Kendisine dönen kadının şaşkınlığına gülümsememek için kendini zor tutmuştu.

“Cesur, oğlum neden geldin?” Cesur annesinin araya girmesiyle bakışlarını ona çevirmişti. Gözleri ışıl ışıldı.

“Gelini görmeye geldim anne!” diyen adam genç kadına dönerek göz kırpınca Aylin gözlerini büyüterek adama bakmıştı. Yanakları yaşlı kadının yanında utançla kızarırken hızla yanlarından ayrılmıştı. Cesur arkasından gülerken Ayşem Hanım oğluna kınayıcı bir şekilde bakmıştı.

“Kızı utandırdın oğlum?”

“Ne yapayım anne kızarınca çok güzel oluyor.” Cesur annesinin karşısına geçip otururken Ayşem Hanım dikkatle oğluna baktı.

“Sen kararlı mısın?”

“Hangi konuda?” Cesur annesinin sorusuna anlam verememişti.

“Aylin ile evlenmek konusunda?” Cesur annesinin gözlerine odaklanarak buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Hiç olmadığım kadar. Bu karar çok gecikilmiş bir karar. Onun yanından hiç ayrılmamalıydım. Daha önce geri dönmeliydim.” Ayşem Hanım uzanarak oğlunun dizine dokunmuştu.

“Aylin çok yıprandı Cesur, emin değilsen kısa bulaşma.”

“Şu hayatta emin olduğum tek şey bu anne, Ayşem döndüğünde onunla konuşacağım.”

“Ayşem kabul etmezse ne olacak? Aylin’e kötü davranırsa, annesinin yerine koymak istemezse…” dediğinde Cesur annesinin haklı sorusuyla derin bir nefes almıştı.

“Ayşem benim mutlu olmamı isteyecektir. Üstelik Aylin’i de sevdi.”

“Biliyorum ama bu başka. Onu abla olarak sevmesi ayrı babasının eşi olarak sevmesi ayrı.” Cesur annesinin endişesini anlayabiliyordu. Etrafa bakınarak müşterilere kısa bir bakış atmıştı.

“Güzel bir mekan olmuş, Aylin hep hayalini kurardı.” Ayşem Hanım oğlunu onaylarken mutfak kapısından elinde dumanı tüten fincanlarla Aylin çıkmıştı. Cesur kadından gözlerini alamazken annesinin uyarısıyla kendine geldi. Aylin önlerine sıcak fincanları bırakırken Cesur’a bakmamaya çalışmıştı.

“Afiyet olsun!”

“Gel beraber olsun kızım, ne öyle kaçar gibi gittin.” Aylin kadından bakışlarını kaçırarak masanın arkasına geçip oturmuştu.

“Aylin, Serdar’dan haber var mı?”

“Sabah konuştum, seminerden çıkmışlardı.”

“Eğitim ne kadar sürecek? Ayşem’e soramamıştım.” Aylin önündeki çayından bir yudum alarak Cesur’a kısa bir bakış attı.

“Birkaç gün daha sürecek. Cuma olmadan dönerler sanırım.”

“Kızımı aradım telefonu açmadı, hiç böyle yapmazdı.”

“Kızı sürekli dizinin dibinde tutamazsın Cesur, bırak biraz özgün kalsın.”

“Ayşem yeterince özgür, istedi de gitme mi dedik. Ama ilk kez tek başına büyük bir şehre gidiyor. Üstelik hiç bilmediği bir şehre…”

“Serdar ona göz kulak olacaktır. Sen üzerlerine gitme yeter.” Aylin’in çıkışıyla genç adam gözlerini kısmıştı. Birkaç saniye sonra da annesine dönerek “Görüyor musun Ayşem sultan, bu ikisi şimdiden ittifak olmuş gibi,” dedi. Aylin kaşlarını çatarak Cesur’a bakmıştı.

“Seninle uğraşmayacağım Cesur, kendi kendine gelin güvey olmaya devam et.”

“Öyle deme güzelim, gelin olacak olan sensin, ben güvey olurum!”

“Cesur lütfen!” Aylin genç adama sert çıkışınca Ayşem Hanım onlara gülmüştü.

“Ben artık kalkayım. Çisem evde tek kaldı.”

“Anne Çisem’i bir ara kontrole getirin. Son zamanlarda rengi hiç hoşuma gitmedi.” Ayşem Hanım endişeyle oğluna bakarken Cesur kadını rahatlatmak için gülümsemişti.

“Benimki önlem annem, sen sakin ol.”

“Ben gidiyorum,” diyen yaşlı kadın hızla kafeden ayrılmıştı. Aylin ve Cesur kadını yolcu ederken Aylin genç adama bakmadan konuşmuştu.

“Annenle konuşurken daha dikkatli olmalısın. Yaşlı kadın endişelenmemeli. Bu sağlığı için iyi değil.” Cesur genç kadına hak verirken bakışlarını Aylin’e çevirmişti.

“Ne düşünüyorsun?” Aylin de bakışlarını genç adama çevirirken başını iki yana sallamıştı.

“Bir şey düşünmüyorum. Düşünecek bir şey yok çünkü.”

“Ne demek yok, sana bir soru sordum. Cevabını da en kısa sürede bilmek istiyorum.”

“Cevabı belli olan soruları sormamalısın.” Cesur kaşlarını çatarak Aylin’e bakmıştı. Aylin’in bu ses tonunu iyi biliyordu.

“Düşünmedin bile.”

“Düşünecek bir şey yok Cesur. Söylediğin sözlerde mantıklı bir yan yok. Seninle evlenmeyeceğim.” Aylin’in kesin sözleri Cesur’u gülümsetmişti. Böyle bir tepki bekliyordu ama bu kadar kesin konuşması genç adamı bile şaşırtmıştı.

“Biliyor musun? Yıllar önce de sana bu teklifle gelseydim bana aynı cevabı vereceğini biliyordum.” Aylin şaşkınlıkla adama bakarken Cesur kadının yanağını öperek kafeden çıkıp gitmişti. Aylin arkasından şaşkınlıkla bakarken elini hızlanan kalbinin üzerine koydu.

“Sana söylemiştim Aylin, ne yaşayacaksan yanında yaşa,” Aylin yanında biten Cengiz ustaya kısa bir bakış atıp buruk bir şekilde başını salladı.

“Korkuyorum Cengiz usta, benim için kolay bir karar değil.”

“Ne yaşayacağımız alnımızda yazılıdır. Sadece doğru yolu seçmek bize düşüyor.” Aylin masasına dönerken adam mutfağına geri dönmüştü.

***

“Anlamıyorsunuz, kafamın içindeki sesleri durduramıyorum. Sürekli beni yalancı çıkarıyor.”

“Sizi anlıyorum, peki en çok ne zaman sizinle konuşuyor?” Çisil yarım saattir aynı şeyi söyleye hastasına bakarak derin bir nefes almıştı. On beş dakika kalmıştı seansın bitmesine.

“Bilmiyorum, sanırım üzgün olduğumda.”

“Ne zaman kendinizi üzgün hissediyorsunuz?” Çisil önündeki defterine notlar alırken bir yandan da kadının hareketlerini gözlemliyordu. İfadesi oldukça kararsız görünüyordu. Bir şey düşünüyor, sonra o düşündüğünü beğenmemiş gibi yüzünü asıyordu.

“Aslıhan Hanım, ne zaman üzgün hissediyorsunuz?” kadın Çisil’e dönerek duygulu bir ifadeyle konuşmuştu.

“Kocamın yatağımıza girdiği zaman.” Kadının cevabı ile sakin kalmaya çalışarak ona bakmıştı.

“Kocanız size kötü mü davranıyor?”

“Beni aldatıyor.” Kadının kesin sözleri ile duraksamıştı. Gözleri dolu bir şekilde Çisil’e bakarken genç kız da üzülmüştü.

“Emin misiniz? Onu gördünüz mü?” kadın başını olumlu bir şekilde sallarken yanaklarından aşağıya akan damlaları elinin tersiyle silmişti.

“Evet, onu gördüm ama o bunu bilmiyordu. O kadına dokunduğu bedeni ile benim yatağıma giriyor. Bana dokunduğunda tiksiniyorum.” Kadın hıçkırırken Çisil masanın üzerindeki peçetelikten kadına peçete uzatmıştı.

“Sakin olmalısınız Aslıhan Hanım. Boşanmayı düşünmediniz mi?”

“İşin kötü tarafı da bu ya. Ben boşanamam. Boşanırsam her şeyimi kaybederim.” Çisil kaşlarını çatarak kadına bakmıştı.

“Sizin için para bu kadar önemli mi?” Çisil’in sorusuyla kadın hızla başını kaldırıp genç kıza bakmıştı.

“Anlamıyorsunuz, benim çocuğum var. Para umurumda değil ama boşanmak istersem çocuğumu alamam.” Çisil kadının sözlerine üzülmüştü.

“Neden alamayasın, kusurlu olan taraf kocanız. Siz hakkınız olarak ayrılmak istiyorsunuz. Üstelik çocuk küçük olduğu için anneye verilir.”

“Onun her yerde tanıdığı var, çocuğumu bana göstermez.” Çisil zamanın dolduğunu fark edince derin bir nefes almıştı.

“Aslıhan Hanım süremiz doldu. İki gün sora mutlaka görüşelim. Ayrıca sizin için avukat ablamla konuşacağım. Çocuğunuzu almanıza yardım edebileceğiniz bir yol var mı öğrenirim.”

“Teşekkür ederim.” Kadın Çisil’e sarılarak odadan çıkarken Çisil yerine oturarak başını geriye yaslamıştı.

“Çok mu yoruldu?” Çisil duyduğu sesle ağır bir şekilde gözlerini aralamıştı. Asaf elinde kahve fincanı ile odaya girip Çisil’in önüne bırakmıştı.

“Neden buradasın?” Asaf gülümseyerek kıza baktı. Çisil ters bir şekilde genç adama bakıyordu.

“Annem akşam yemeğine çağırıyor.” Çisil derin bir nefes alarak bıkkınlıkla geri vermişti.

“İyi git o zaman!” Çisil’in umursamaz cevabı genç adamı kızdırmak yerine güldürmüştü.

“İyi ya müstakbel gelinini görmek istiyor. Tüm aile orada olacak. Hem benim için getirdikleri kızda orada olacaktı.” Asaf genç kızın kıskançlık huyunu kullanmak istiyordu. Fark etmişti ki Çisil değer verdiği herkesi kıskanıyordu. Kendisine de değer verdiğini umarak konuşmuştu.

“İyi ya kıza bir şans verirsin.” Asaf tek kaşını kaldırarak kısa bir süre genç kıza baktıktan sonra kapıya yönelmişti.

“Neyse, ben gideyim artık. Anneme akşam gelmeyeceğini söylerim.” Asaf kızdan tepki beklemiş ama Çisil oralı olmamıştı. Genç adam hayal kırıklığıyla odadan çıkarken yüzü asılmıştı.

“Asaf evladım?” Asaf kendisine seslenen Servet beyi görünce gerilmişti. Yaşlı adamın karşısında bu şekilde yakalanmak hiç hoş olmamıştı.

“Servet Bey, bir şey mi oldu?”

“Gel seninle biraz konuşalım Asaf,” diyen yaşlı adam öne geçerek yol göstermişti. Asaf gergin bir şekilde adamı takip ederken derin bir nefes almıştı. İkili yönetim asansörüne binerek üst kata çıktılar. Servet Bey kendi odasına doğru ilerlerken Asaf onu takip ediyordu. Yaşlı adam masasına geçerken Asaf odanın kapısını kapatarak adamın karşısına oturduğunda bakışlarını önünde bağladığı ellerine çevirmişti.

“Bir şey içer misin?” Asaf gelen soruyla başını kaldırarak adama bakmıştı.

“Teşekkür ederim Servet Bey, az önce kahve içmiştim.” Adam başını sallarken sadece kendisine kahve istemişti. Birkaç saniyelik sessizliğin ardından yaşlı adam söze girdi.

“Seni dinliyorum.”

“Hangi konuda?”

“Asaf, Ayşem Hanım bana her şeyi anlattı. Şu sözlüyüz meselesinin iç yüzünü bilmek istiyorum.”

“Servet Bey ben…”

“Lafı uzatmadan doğrudan anlat. Çisil ile aranda neler oluyor?” Asaf adamın ciddi duruşundan çekinmemek için elinden geleni yapıyordu. Derin bir nefes alarak konuşmaya başladı.

“Servet Bey ben kızınızla evlenmek istiyorum!” yaşlı adam genç adamın sözleriyle şaşkına dönmüştü.

“Anlamadım?”

“Siz sordunuz bende söyledim. Başta kardeşim beni ailenin baskısından kurtarmak için öne atmıştı bu yalanı ama sonra neden olmasın dedim. Kızınıza söyledim ama Çisil pek ciddiye almadı. Sizin de izniniz olursa kızınızı ikna etmek için çabalamak istiyorum.” Servet Bey genç adamın açık konuşması karşısında şaşkına dönmüştü. Ne söyleyeceğini bilememişti.

“Benden kızımı tavlamak için izin istediğinin farkında mısın?” Asaf adamın sözlerine gülmemek için kendisini tutmuştu.

“Elbette, Çisil kendi kararlarını verebilecek biri ama biraz inatçı. Takdir edersiniz ki amacıma ulaşmam için destek kuvvete ihtiyacım olacaktır.” Servet Bey Asaf’ın her sözünde daha da şaşırıyordu. Bir süre sonra kahkaha atmaya başlayarak Asaf’ı şaşırtmıştı.

“Seni sevdim Asaf, umarım Çisil’in kalbini kazanabilirsin. Eğer yapamazsan kimse kızımla zorla evlenemez.”

“Eğer onu ikna edersem izin verecek misiniz?” Asaf heyecanla yerinden kalkarken Servet Bey geriye yaslanarak adama bakmıştı.

“Neden olmasın, aileni sevdim. Her zaman çocuklarımın kalabalık bir ailesi olmasını istemişimdir. Kalabalık bir ailen olması senin artın. Ama asıl önemli olan kızıma değer vereceğini düşünüyorum. Çisem’in yaşadığını Çisil’in yaşamasını istemiyorum.” Asaf adamın neden bahsettiğini anlamıştı. Damadı Servet’in para için her şeyi yapabileceğine kendisi şahit olmuştu.

“Merak etmeyin Servet beyi Çisil’i mutlu etmek için elimden geleni yapacağım.”

“Umarım,” diyen adam iç çekmişti. Bir süre daha konuşan ikili kapının çalınmasıyla başını kapıdan içeriye giren sekretere çevirmişti.

“Servet Bey maliyeden geldiler.” Yaşlı adam kızın sözleriyle şaşırmıştı.

“Maliye mi?”

“Cesur beyin ihbarı üzerine gelmişler.” Asaf ve Servet Bey şaşkınlıkla ayaklanırken kapıdan dışarıya çıkarak adamları karşılamışlardı. Birçok adamın dağılarak yönetim bölümündeki yetkili kişilerin odasına girmesiyle yaşlı adam hızlı adımlarla yetkili kişinin yanına varmıştı.

“Merhaba ben Servet Karahanlı, nasıl yardımcı olabilirim.”

“İyi günler Servet Bey. Cesur Karahanlı şubemize ihbarda bulundu. Hastanede sahte fatura düzenlendiği ve tarihi geçmiş ilaçların kullanıldığına dair.” Servet Bey endişeyle başını iki yana sallamıştı.

“Bu mümkün değil. Bu hastanede özellikle ilaçlar konusunda çok titiz davranırız.”

“Bakın Servet Bey, aldığımız ihbar çok ciddi. Deponuza çoktan girdik. Üstelik ihbarı bununla da kalmadı. Hastanenin kasasından ciddi para zimmete geçirildiğini de bildirdi.” Servet Bey yutkunarak bir elini kalbine götürürken gözleri kapanmaya başlamıştı.

“Servet baba, iyi misin?” Servet Bey zor nefes alırken Asaf hemen ona müdahale etmeye çalışmış ama alanı olmadığı için hemşirelerden yardım istemişti.

“Çabuk biri Cesur beyi çağırsın!” sağlık görevlileri sağa sola koştururken Sevda patronuna ulaşmak için masasına koşmuştu. Servet Bey apar topar müdahale odasına alınırken Asaf kapı ardında endişeyle dolanmaya başlamıştı. Aklına Çisil gelince hızla genç kızın odasına doğru ilerledi. Kapıyı çalmadan hızla içeri girerken Çisil kaşlarını çatmış bir şekilde genç adama baktı.

“Asaf Bey, bu hadsizliğinizin önemli bir nedeni olmalı.”

“Kusura bakmayın, seansınızı yarın yapsanız. Doktor hanımın şimdi acil servise gelmesi gerekiyor.” Asaf hasta kadını odadan çıkarırken Çisil genç adama öfkeli bir şekilde bakıyordu.

“Neler oluyor Asaf? Hastamı nasıl gönderebilirsin?”

“Baban fenalaştı, acilde şuanda.” Çisil adamın sözleriyle donup kalmıştı. Asaf kadının kalakalmasıyla yanına giderek iki omzundan tuttu.

“Kendine gel Çisil, babanın yanına gitmen gerekiyor. Hadi gidelim.” Çisil komut almış gibi hemen odasından çıkıp acile koşmuştu. Kapalı kapıdan içeri girmek istediğinde hızla yanından geçen abisini görünce olduğu yerde kaldı. Onun içeride kalabalık etmekten başka bir işi olmazdı. Abisinin elinden geleni yapacağını biliyordu. Bedeni korkudan titrerken Asaf genç kadını kendini çekip sıkıca sarılmıştı.

“Korkma, Servet baba iyi olacak.” Çisil adamın sözlerinden sadece ‘baba’ kısmına takılmıştı.

“Baba mı?” Asaf geri çekilerek genç kıza gülümsemişti.

“Babandan aldım seni kızım, sen daha ayak diret!” Asaf kızın aklını başka konulara çekerek biraz olsun sakinleştirmek istemişti.

“Saçmalama Asaf ne alması. Ben mal mıyım?”

“Aşk olsun Çisil, sen en güzel sarışınsın!” Çisil adamın sözleriyle gözlerini kocaman açmıştı. Asaf onun tepkisine gülümseyerek “Açma şu maviş gözleri bu kadar, insanların bakışlarını çekiyorsun.” Çisil adamın her sözünde daha da şaşırıyordu.

“Yavaş gel biraz. Freni patlamış kamyon gibi çok hızlı gidiyorsun!” Çisil kaşlarını çatarken Asaf kızın sözlerine gülmüştü.

“Ne yapayım yalan mı söyleyeyim. Her geçen gün daha bir güzel görünüyorsun gözüme. Üstelik asi olmanda çabası.”

“Anladım sen mazoşistsin. Hakaret yemeyi seviyorsun.” Çisil abisinin kapıdan çıkmasıyla hızla ona dönmüştü. Babası içeride canıyla cebelleşiyordu o burada Asaf’a laf yetiştiriyordu. O anda genç kız anlamıştı. Asaf’ın ne yapmak istediğini anladığında ise buruk bir şekilde gülümsedi.

“Babam nasıl Abi?”

“Merak etme, tansiyonu yükselmiş. Şimdi iyi durumda. Sen babamın yanında kal.”

“İyi olduğuna eminsin değil mi?” Çisil emin olmak istiyordu. Cesur kardeşinin gözlerinin içine bakarak cevap vermişti.

“Sence babam iyi olmasa ben bu kadar rahat durabilir miyim?” Çisil abisine sarılırken Cesur arkadaki Asaf’a başı ile kardeşinin yanında kalmasını işaret etmişti. Cesur oradan ayrılarak maliyecilerin yanına giderken yorucu bir akşamın başlangıcını da yapmış olmuştu. Bu işin altından çok pis sular akacak gibiydi.

***

Genç kız hazırlığını yaparak akşam yemeği için aşağıya inerken oldukça durgundu. İki gündür Serkan sürekli karşısına çıkıp onunla konuşmaya çalışıyordu. Biliyordu ki bu konuşma çabalarının altında başka amaçlar vardı. Serkan’ın bu yüzünü nasıl göremediğini anlayamıyordu.

“Ayşem ne bu acele?” Serdar’ın seslenmesiyle yerinde durmuştu. Ondan yana döndüğünde genç adamın kendisine doğru ilerlediğini gördü.

“Serdar hocam, yemek yediniz mi?”

“Seni bekliyordum. Ne bu acele, biri mi kovalıyor?” Serdar etrafına bakınırken genç kızın tedirgin olduğunu görmüştü.

“Önemli değil, hadi yemek yiyelim o zaman.”

“Yemekten sonra biraz dolaşalım mı? Geldiğimizden beri gezemedik. İstanbul’un gece manzarasını görmek ister misin?” Ayşem heyecanla genç adama bakmıştı.

“Gerçekten mi?”

“İstersen yemeği başka bir yerde yiyelim.” Ayşem hemen onaylarken Serdar kızın sevimli haline gülümsemişti.

“Hadi gidelim o zaman?” Serdar kiraladığı arabaya doğru ilerlerken Ayşem de heyecanla onu takip ediyordu. İkili Üsküdar da güzel bir restorana gittiklerinde boğazı gören bir manzara ayaklarının altındaydı. Genç kız heyecanla boğazın içinde ki gemilerin oluşturduğu yakamozlara bakarken gözleri parlayarak Serdar’a dönmüştü.

“Çok teşekkür ederim, bu hayatımda yaşadığım en güzel akşam. Çok teşekkür ederim.” Serdar genç kızın gözlerine takılı kalmıştı. Nefesi boğazına takılı kalırken birden öksürmeye başladı. Ayşem endişeyle genç adamın sırtına vururken Serdar güçlükle kendine gelmişti.

“İyi misiniz hocam?” diyen kız Serdar’ın kendisine bakmasıyla yutkunmuştu. Bir süre göz göze kalan ikiliden ilk toparlanan Ayşem olmuştu. Hemen yerine oturarak bakışlarını mahcupça kaçırmıştı.

“Mutlu olmana sevindim. Yarın seminer erkenden bitecek. İstersen gitmeden boğaz turu yaparız.” Ayşem mahcupça başını sallarken Serdar kızın kızaran yanaklarını hayranlıkla izlemişti.

“Hadi ne yemek istiyorsan sipariş ver de yemekten sonra sahilde çay içeriz.” Ayşem daha önce adını duyduğu ama yemek için fırsat bulamadığı yemeği sipariş etmişti. Keyifli bir akşam yemeğinin ardından kalkarak sahile doğru yürümeye başladılar. Gecenin sessizliğinde iki gençte kalabalıkta huzurluydu. Birlikte sahil kenarına geçerek banklardan birine oturdular. Ayşem yakamozları izlerken Serdar seyyar çay dağıtan genci çağırarak iki çay almıştı. Birini Ayşem’e verirken genç kız teşekkür ederek önüne dönmüştü.

“Çok garip?”

“Garip olan nedir?” Ayşem derin bir iç çekerek gülümsemişti.

“Eskiden İstanbul’un fotoğraflarına bakarken hayaller kürardım. Buraya evleneceğim adamla gelecektim. Çünkü ancak o zaman babamdan ayrı kalabileceğimi düşünürdüm. Tabi kısa süreli…” Ayşem kendi düşüncesine gülerken başını iki yana sallamıştı. “Hayaller bazen gerçek olmayabilir. Sizinle gelmek varmış!” dediğinde Serdar kızın masum ifadesine gülümsemişti. İçini saran sıcaklığa anlam veremese de Ayşem’le bu yolcuğunu yaptığı için mutluydu.

***

Kızımız çok naif değil mi? Aylin yine kabul etmedi bakalım Cesur ne yapacak. Cesur kendini ihbar etti bakalım sonuçları ne olur! Uzun zamandır Soner’den ve Sevda’dan ses yok sizce ne olur. Yorumlarınızı bekliyorum.

Lütfen reklama tıklamayı unutmayın!

24. BÖLÜM <<<<<—->>>>>>> 26. BÖLÜM

23070cookie-checkCesur 25. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

7 yorum

  1. Aylin Cesur’u istediği kadar süründürebilir, Cesur bunu hakketti. Hatta daha da fazlasını ama Aylin onunla evlenirse mutlu olacağı için bir yerde yelkenleri suya indirsin. Biz de Aylin ile Cesur’u, Serdar ile Aysem’i okuyup mutlu olalım.

  2. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ Aylin yakında kabul edecek bence ama surundurmeyi devam da edecek 🙂 Cisil ve Asaf çok güzel ya❤️ Ayşem ve Serdar da harika evleneceği adamla geleceğini hayal etmiş ve geldi farkında değil 😀 ❤️ o iki pislik de çıkarlar yakında kesin 😡

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*