Mayıs 27, 2022 Yazarı mermaridyy 10

Cesur 26. Bölüm

Herkese merhaba arkadaşlar. Fazla uzatmadan bölümü yayınlayacağım. Umarım beğenirsiniz.

***

Genç adam önüne bırakılan dosyalara bakarken sıkıntıyla saçlarını geriye yaslamıştı. Olanlara inanamıyordu. Onu bulduğunda elinden kimse alamayacaktı.

“Cesur abi sakin olman gerekiyor!”

“Nasıl sakin olayım. Adamı aileye aldılar hastanenin kasasını boşaltmış. Nasıl sakin olayım. Kardeşim bunu duyunca ne hissedecek biliyor musun Suat!” dediğinde genç adam üzüntüyle Cesur’a bakmıştı.

“Elimden bir şey gelmez, elinde sonunda öğrenecek. Asıl bundan sonra ne yapacağımıza karar vereceğiz.”

“Ne yapacağız, en kısa sürede tutuklanacak.” Suat başını sallayarak genç adamı onaylamıştı.

“Ekiplerden biri Soner’i tutuklamak için evine gitti.”

“Evinde olduğunu sanmıyorum. Başka adresleri de vardır onlara da bakmalısınız.” Cesur hızla yerinden kalkarak odasının camına yaklaşmıştı. İçi daralıyordu. İki gündür doğru düzgün uyumamıştı. Hastanede olanlar tahmin ettiğinden daha fazla olay dönmüştü. Yolsuzluk yapan birkaç yöneticinin yanı sıra Soner hem hastaneyi soymaya başlamış hem de zimmetine geçirdiği paralarla özel bir hastaneye ortak olmuştu.

“Cesur abi, sesin saldırı olayında da Soner’in parmağı olabilir. Adamlar hala saldırının finansörünü bulamadı. Ama en kısa sürede anlaşılacaktır.”

“Hiç şaşırmam, benim dönmemle amacına ulaşamadı. Hesaplardan anladığım kadarıyla hastaneyi neredeyse iflasa sürükleyecek hamleler yapmış.”

“Gerçekten çok şaşırdım. Sizi kısa süredir tanıyorum ama ailenizden böyle birinin çıkmasına çok üzüldüm.”

“Aklımı kaçıracağım, olanları ve olabilecekleri düşündükçe deliriyorum. Akşam eve gidip babamın yüzüne bakamıyorum. Daha önce gelmem gerekirdi.”

“Ama Servet Bey şanslıydı Cesur abi. Hastanenin yarısının senin olması Soner’in elini bağlamış durumdaydı. Yıllardır seni arıyormuş.”

“Buldu da…” Cesur başını iki yana sallayarak sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti. “Şimdi ne olacak? Hastanenin adının bunlarla lekelenmesini istemiyorum. Sessiz bir şekilde nasıl halledeceğiz?”

“Merak etme, Servet amcanın usulsüz olan hiçbir belgede imzası yok. Bu işinizi kolaylaştırıyor. Dolayısıyla suç işleyenlerin üzerinde kalıyor. Sizi ve hastaneyi etkilememesi için elimden geleni yapacağım.”

“Teşekkür ederim Suat, gerçekten çok yardımcı oldun.”

“Ne demek abi, yakında akraba olacağız,” dediğinde Cesur kaşlarını çatarak genç adama bakarken Suat ağzından kaçırdığı şeyle yutkunmuştu.

“Ne akrabası?”

“Şey bu benim üzerime vazife değil,” dediği gibi hızla odadan kaçıp gitmişti. Cesur şaşkınlıkla adamın arkasından bakarken yeniden masasına dönerek dosyalara gömülmüştü. Hastanenin açığını kapatmak için bir şeyler düşünmesi gerekiyordu. Mali açığın duyulmaması için önlem almalıydı. Sıkıntıyla nefesini dışarıya verirken kapısının tıklatılmasıyla başını kaldırarak kapıdan içeriye giren kişiye baktı. Gördüğü kişiyle yüzü düşerken bu günün hiç bitmeyeceğini düşünmeye başlamıştı.

“Ne işin var burada?” Sevda sabah evi basan polislerden sonra dayanamayarak hastaneye gelmişti. Soner’in arandığını duyunca hızla oradan ayrılmıştı. Başını belaya sokmak istemiyordu. Onun tek istediği Cesur’un onu sevmesiyken hapislere düşemezdi.

“Ben seni görmek istedim.”

“Sevda neden anlamıyorsun, seni görmek istemiyorum. Seninki sevgi değil…”

“Ben özür dilerim sadece seni görmek istedim. Sabah evi polisler bastı!” dediğinde Cesur kaşlarını çatmıştı.

“Ne demek polisler bastı, sen neredeydin ki?” Cesur şüpheyle genç kadına bakarken Sevda bakışlarını kaçırmıştı.

“Cesur?”

“Sevda bana Soner ile birlikte olduğunu söyleme?” diyen adamın sesi öfkeli çıkmıştı.

“Gidecek yerim yoktu!” Cesur elini sert bir şekilde masaya vurarak bağırmıştı.

“Ne demek yoktu Sevda, dönseydin ya kasabana. O adam çok tehlikeli Sevda, başına iş açacaksın.”

“Biliyorum, bu yüzden buraya geldim ya. Cesur beni sevemez misin?” Sevda’nın sesindeki yalvarış genç adamın hoşuna gitmemişti. Sakin kalmaya çalışarak başını iki yana sallamıştı.

“Bak Sevda seninle açık konuşacağım. Seni sevmemin imkanı yok. Sen haklıydın, ablanı sevmemiştim. Onunla evlendim çünkü farklı gelmişti. Benim ciddiyetimin yanında ablanın neşeli davranışları gözümü boyamıştı. Ama asıl olan şeyi göremedim. Ablanla evlendiğim gün pişman olmuştum. Geride bıraktığım kişiyi düşündükçe bu pişmanlık büyük bir acıya döndü. Kasabaya neden yerleştim biliyor musun? Kendi hatamın bedelini ödemek için. Ailem kızımla gitseydim beni seve seve kabul ederdi. Ama ben ihanet ettim sevgimin bedelini ödemek istedim. Çünkü benim için en büyük acı sevdiğim kişiden uzak kalmak oldu.”

“O değil mi? Ablam haklıydı, sen o kadını seviyordun.” Sevda ağlamaklı bir şekilde genç adama bakarken Cesur ilk kez onun için üzülmüştü. Başını sallayarak genç kadına cevap verdi.

“Evet, Aylin benim sevdiğim kadın. Belki geç anladım onu sevdiğimiz. Yıllardır adı dilimden dökülmedi, dayanamaz dönerim diye. Ona çektirdiğim acıları düşündükçe kendimden nefret ediyorum. Şimdi ona ulaşmaya çalışırken aramıza kimsenin girmesine izin veremem.” Sevda adamın sözleriyle ağlayarak başını sallamıştı.

“Umarım o da seni senin onu sevdiğin kadar sever.” Cesur kızın sözlerine karşılık buruk bir şekilde gülümsedi.

“Sevdiğine eminim, yoksa bu kadar diretmezdi.” Sevda kapıya yönelerek geriye bakmıştı.

“Ben kasabaya dönüyorum, umarım mutlu olursun Cesur,” dediğinde genç adam ilk kez şaşırmıştı. Sevda’nın bu kadar kolay pes etmesi şaşırtıcıydı.

“Nasıl gideceksin? İstersen seni bıraktırabilirim.”

“Teşekkür ederim, nasıl geldiysem öyle giderim. Rahatsızlık verdim özür dilerim.” Sevda odadan çıkıp giderken Cesur yorgun bir şekilde yerine çökmüştü. Bir süre kendine gelmeye çalışmış ama başarılı olamayınca ceketini alarak odasından çıkmıştı. Rahatlayabileceği tek yere gidiyordu. Aylin’in yanına!

***

Genç kız evin kapısından içeriye girdiğinde oldukça sessiz bir ortamla karşılaşmıştı. Sessizlik Ayşem’i şaşırtırken seslenerek “Babaanne ben geldim, neredesin?” diye seslense de kimseden ses çıkmamıştı. Yardımcı kız mutfaktan koşarak yanına geldiğinde merakla ona bakmıştı.

“Ayşem Hanım hoş geldiniz?”

“Evde kimse yok mu?” genç kız başını sallayarak cevap vermişti.

“Hastaneye gittiler, sadece Çisem Hanım var o da odasında dinleniyor.”

“Anladım, ben eşyalarımı odama bırakıp halama bakacağım. Bana çay yapar mısın?” dediğinde hala birine iş buyurmaktan hoşlanmadığı için mahcupça çıkmıştı sesi.

“Hemen hazırlıyorum.”

“Teşekkür ederim.” Ayşem küçük çantasını odasına götürürken evdekilere aldığı hediyelerin paketlerini dikkatle yatağın üzerine bırakmıştı. İlk seyahati çok güzel geçmişti. Özellikle son iki gün onun için unutulmazdı. Öğleden sonraları genç adam onu İstanbul’da gezdirmişti. Bir öğleden sonrası adalara bile götürmüştü. Hayal içinde gözlerini kapatırken kulağına gelen inlemeyle kaşlarını çatmıştı. Hızla yerinden kalkarak sesin geldiği yere doğru ilerlemeye başladı.

Ses halasının odasından geliyordu. Aklına gelen şeyle hızla halasının odasına dalmıştı. Gördüğü manzarayla “Hala!” diye seslenerek hızla yerde acı içinde kıvranan halasının yanına ulaşmıştı.

“Ayşem… Telefon… Telefona ulaşamadım.” Ayşem halasının bacağının arasında ki ıslaklığı görünce doğumun başladığını hemen anlamıştı.

“Hala korkma ben yanındayım. Şimdi sakin olup bana yardım etmen gerekiyor.”

“Ne oluyor Ayşem, Ahhh…” diye çığlık atınca Ayşem hızla kapıya çıkarak yardımcı kıza seslenmişti. Kız Ayşem’in yanına gelerek Çisem’in doğum sancısının başladığını görünce korkuyla genç kadına bakmıştı.

“Bakma öyle de bana yardım et. Halamı yatağına yatıralım.”

“Ama Ayşem Hanım onun hastaneye gitmesi gerek.”

“Hastane yakında olsa da yetişemez. Yardım et!” dediğinde kız Ayşem’e yardım ederek acı çeken Çisem’i yatağına yatırmışlardı. Ter içinde kalan kadın korkuyla yeğenine bakarken acı içinde konuşmuştu.

“Ayşem, ne oluyor?”

“Sakin ol halacığım. Küçük aslan erken gelmeye karar vermiş.”

“Ama zamanı vardı. Bir şey olmaz değil mi bebeğime.” Ayşem de endişeliydi. Bebeğin ne durumda olduğunu anlamak için halasının karnını yoklarken fark ettiği şeyle yutkunmuştu. Genç kızın yüzünün asılmasıyla Çisem hemen atılmıştı.

“Ne oluyor Ayşem?”

“Sakin ol ve derin nefes al hala. Hadi bana yardımcı ol.” Ayşem yanında ki kıza dönerek odasından sağlık çantasını getirmesini istedi. Telefonunu eline alarak Serdar’ı aramıştı. Birkaç çalıştan sonra telefon meşgule düşerken hastaneyi arayarak babasını telefona istemişti. Ona da ulaşamayınca iyice sinirlenmişti.

“Servet beyin evine ambulansı gönderin. Ayrıca Cesur beye haber verin Çisem hanımın doğumu başlamış diye!” diyerek telefonu kapatmıştı. Ayşem genç kadına dönerek güçlükle üzerinde ki rahatsız kıyafeti çıkararak bol bir gecelik giydirmişti.

“Getirdim Ayşem Hanım!” genç kızın elinden çantasını alarak stetoskopla bebeğin kalbini dinlemeye çalışmıştı. Kalp atışında bir sorun olmadığını anladığında derin bir nefes aldı.

“Merak etme hala bebek iyi…” dediğinde anne karnında ki hareketlilik Ayşem’i endişelendirmişti. Bebek olması gereken pozisyonda değildi. Kuzeni anne karnında ters duruyordu.

“Allah’ım yardım et!” Ayşem odada kısa bir tur attıktan sonra aklına gelen şeyle hemen yardımcı kıza dönmüştü. Kız korkudan bembeyaz olmuştu.

“Bana bak, kendine gel tamam mı? Burada bana senden başka yardım edecek kimse yok.” Kız hızla başını sallarken Ayşem devam etmişti.

“Küveti sıcak suyla doldur!” dediğinde Çisem şaşkınlıkla Ayşem’e bakmıştı.

“Ne oluyor? Sıcak suyu ne yapacaksın?”

“Hala, bana güveniyor musun?” Çisem acı içinde başını sallarken Ayşem saçlarını toplayarak çantasında ki boneyle kapatmıştı.

“Ayşem yardım et, bebeğime bir şey olmasın. Lütfen…” Çisem ter içinde kalmıştı. Ayşem geri gelen kızla birlikte Çisem’i sıcak su dolu küvete koyarken Ayşem arada halasının durumunu kontrol ediyordu.

“Neden bunu yapıyorsun? Bebeğim iyi mi bana bir şey söyle!” diyen kadın açı içinde yeniden çığlık atmıştı.

“Hala, bebek kanal yoluna ters duruyor. Bebeğin dönmesi için bu yolu denemek zorundayım. Ambulans hala gelmedi. Ya hastanede ambulans yok ya da…” derken evin kapısı sert bir şekilde çalmaya başlamıştı. Yardımcı kız koşarak kapıyı açmaya gittiğinde babasının sesini duymuştu.

“Ayşem, Çisem neredesiniz?” Çisem abisinin sesini duyunca utanarak Ayşem’e bakmıştı.

“Ayşem ona engel ol buraya girmesin.” Ayşem hızla banyodan çıkarken babasıyla burun buruna gelmişti.

“Ayşem halan nerede?”

“Baba bebek ters duruyor. Dönmesi için banyoya soktum. Sen içeriye girme ben hallediyorum.”

“Kızım sen ne diyorsun?”

“Bana güven baba, halama bir şey yolmasına izin vermeyeceğim. Başka bir bebek annesiz kalmayacak. Şimdi bana dolaptaki tüm buzları getirmeni istiyorum.” Cesur şaşkınlıkla kızına bakarken Ayşem yeniden banyoya girmişti.

“Çisem kızım?” Ayşem Hanım hızla banyoya girdiğinde şaşkınlıkla olduğu yerde kalmıştı. kızı küvetin içinde beline kadar sıcak suyun içinde uzanıyordu.

“Ne yapıyorsunuz burada?”

“Babaanne gelmene çok sevindim,” derken babasının sesi kapıdan duyulmuştu. Buzları alan genç kız Çisem’i sıcak suya alışan bedenine yaklaşarak soğuk kompresi halasının karnının üst kısmına koymuştu. Soğukluğu hisseden Çisem tıslarken Ayşem Hanım şaşkınlıkla torununa bakıyordu.

“Hala Serdar’a ulaşamadınız mı?” Ayşem bağırırken eliyle Çisem’in karnını yokluyordu. Bir süre sonra elinin altında hissettiği hareketle neredeyse sevinçten ağlayacaktı. Bebek yavaş yavaş soğuktan kaçmaya çalışıyordu. Bu da anne karnında dönmesine neden olmuyordu. Ama yeterince dönmediği için seslenerek “Daha fazla buza ihtiyaç var baba,” dedi. Dolapta buz kalmadığı için dondurucudaki donmuş gıdaları alarak kapıdan kızına vermişti.

“Ne yaptığını biliyor musun?” Çisem’in gelen sancıyla çığlık atarak derin nefes alması Ayşem’i kendine getirmişti. Hızla buzlu paketi karnının üst kısmına koyarak eliyle bebeği kontrol etmeye başlamıştı. Çisem yeni bir sancıyla inlerken genç kız yaşlı kadına dönmüştü.

“Babaanne bize bir örtü getirir misin? Halamı buradan çıkarmamız gerek. Bebek normal doğuma pozisyonunu aldı. Bundan sonrası daha kolay olacak Allah’ın izniyle.” Yaşlı kadın ağlayarak torununun dediğini yaparken örtüyle içeriye giren kadın kızının küvetten kalkmasına yardım ederek üzerini örtüyle kapatmıştı.

“Babacım gelir misin?” Cesur anında banyoya girerken acıdan ter içinde kalmış kardeşini görünce içi gitmişti.

“Onu yatağa taşıyalım.” Çisem yeni bir çığlık atarken eli hızla karnına gitmişti. Cesur kardeşini yatağa bırakırken Ayşem onu odadan çıkararak örtünün altından halasının açıklığını kontrol etmeye başlamıştı. Bebeğin başını gördüğünde ise büyük bir rahatlama yaşamıştı. Neredeyse iki saattir bebeğin dönmesi için uğraşmıştı. Hala Serdar’a ulaşamamışlardı.

“Hala, bebeğin başı göründü. Şimdi senden sancı geldikçe ıkınmanı istiyorum. Tüm gücünle bebeğini it.” Çisem annesinin elini sıkıca tutarken Ayşem son hazırlıklarını yapıyordu. Telefonu çalınca yardımcısına telefona cevap vermesini istemişti.

Serdar acil bir doğuma girmiş ve telefonunu odasına bırakmıştı. Doğum bittiğinde Ayşem ve diğer aile üyeleri tarafından birçok kez arandığını görünce endişeyle Ayşem’i aramıştı. Telefonun açılmasıyla kulağına gelen çığlık sesi bir olmuştu. Olanları hemen anlayan genç adam üzerine ceketini bile almadan koşarak hastaneden çıkmıştı. Arabasına atladığı gibi Cesur’u arayan genç adam endişeyle sormuştu.

“Çisem abla nasıl, doğumdaydım telefonu duymadım.”

“Doğumu başladı, Ayşem hastaneye kadar yetişmeyeceğini söyledi. Evde doğum oluyor.”

“Yoldayım geliyorum abi, endişe etmeyin.” Genç adam telefonu kapatarak arabanın gazına basarken birkaç dakika sonra evin önüne gelmişti. Dışarıda her duruma karşı ambulans bekliyordu.

Koşarak açık kapıdan içeriye girdiğinde üst kattan gelen çığlık sesiyle hızla merdivenlerden koşarak üst kata çıkmıştı. Kapıdan içeriye gireceği sırada kulaklarına dolan bebek ağlama sesiyle Cesur gülümseyerek Serdar’a bakmıştı.

“Geç kaldın doktor!” dediğinde sesi oldukça mutluydu. Serdar kapıyı tıklayarak seslenmişti. Üzün isteyerek içeriye girdiğinde Ayşem’i kucağında hala kordonuna bağlı bir şekilde olan bebeğe donmuş bir şekilde bakarken bulmuştu.

“Ayşem?” Ayşem gözleri yaşlı bir şekilde Serdar’a bakarken gururla kucağında ki bebeği göstermişti.

“Başardım hocam, bir bebek daha annesiz kalmadı!” dediğinde Serdar kıza sarılmak istemişti. Ayşem’in kollarında ki bebek çığlık çığlığa ağlarken Serdar öne çıkarak bebeği kızın kollarından alarak ağlayan Çisem’in kollarına bırakmıştı. Kadın yorgunluktan gözlerini zor açarken kucağına bırakılan bebek annesini hissetmiş gibi hemen susmuştu. Ayşem Hanım, anne olan kızına sevgiyle bakarken hala ağlayan torununa dönerek gururla gülümsemişti.

“Çok şükür, ikisi de iyi…” dediğinde Serdar başını sallamıştı. Elinde ki makası Ayşem’e uzatarak “Başladığın işi bitirmelisin Ayşem, hadi kordonu kes!” dediğinde Ayşem başını iki yana sallayarak “ben yapamam,” dedi.

“Neden?”

“Bu halamın hakkı, o çok güçlüydü. Bebeğini doğurmak için çok acı çekti. O yapsın!” dediğinde Çisem gözünden akan yaşla gülümsemişti.

“Sen olmasaydım başaramazdım. Hadi kuzeninin kordonunu kes.” Ayşem elleri titreyerek kordonu keserken Ayşem Hanım kızını değiştirmek için izin istemişti. Serdar genç kadının ıslak üzerini görünce kaşlarını çatmıştı.

“Sen neden bu kadar ıslaksın? Bu kadar ıslaklık terden oluşmaz.”

“Onu sıcak küvete soktum,” dediğinde Serdar şaşkınlıkla kıza dönmüştü.

“Bebek ters miydi?” Ayşem yaşadığı adrenalin geçince dizlerinin üzerine çökerek kollarını bedenine dolamıştı. Başını sallayarak adama cevap verirken Serdar hem şaşırmış hem de mutlu olmuştu. Şaşırmıştı Ayşem’in bu yöntemi bilmesine ve sevinmişti genç kız başarılı olmuştu. Bebek ters gelseydi Çisem’in normal doğum yapmasına olanak yoktu. Kendine hakim olamayarak genç kıza sarılan Serdar derin bir iç çekmişti.

“Seninle gurur duyuyorum Ayşem,” dediğinde genç kız hıçkırmıştı.

“Ölebilirlerdi!”

“Ama ölmediler.”

“Ben çok korktum,” dediğinde Ayşem Hanım ve Çisem üzgün bir şekilde genç kıza bakmıştı. Onun bu kadar etkilenmesini annesine yormak ikisi içinde kolay olmuştu.

“Hadi toparlan da hastaneye gidelim.” Serdar bebeğin ve Çisem’in son kontrolünü yaptıktan sonra ambulansa alarak hastaneye götürmüştü. Çisil ve Servet Bey olanları duyunca soluğu genç kadının odasına almıştı. Çisem yatağında başında mavi bandanasıyla uzanmış uyuyordu. Yatağın hemen yanında ise bebek yatağında yatan küçük beden dikkat çekmişti.

“Çok şirin!” diyen Çisil sessizce bebeğin yanına gitmişti. Uyuyan bebeği izlerken Servet Bey doktor kimliğine bürünerek kızının raporlarını okuyordu.

“Neden odada kimse yok?”

“Annen Ayşem’i n yanında olmalı. Kız çok sarsıldı.” Servet Bey genç kızdan bahsederken sesi yumuşacık olmuştu.

“Ayşem’in yaptığı büyük cesaret. Evde kimse yokmuş öyle mi?”

“Evet, sonra abinde gitmiş ama Ayşem doğumu tek başına yaptırmış. Serdar gittiğinde bebek doğmuştu.”

“Onun için önemli bir deneyim olmuş oldu.” Odanın kapısı yeniden açıldığında elinde çiçekle Asaf ve annesi odaya girmişti. Çisil şaşkınlıkla ikiliye bakarken kadın sevgiyle Çisil’e sarılmıştı.

“Ah gelinimde buradaymış,” dediğinde Çisil’in bakışları babasına dönmüştü. Servet Bey kızının bakışlarında ki yardım çağrısına gülmemek için kendisini zor tutuyordu.

“Baba?” Çisem’in boğuk sesi ortamı değiştirmişti. Servet Bey hemen kızına dönerken eliyle saçlarını okşamıştı.

“Nasılsın kızım?”

“Oğlumu gördün mü?” dediğinde sesinde mutluluk vardı.

“Çok sevimli, tıpkı annesi gibi,” diyen adam gülümsemişti.

“Annem dayısına benzediğini söyledi. İnan çok sevindim.” Servet Bey bebeğe yeniden baktığında karısına hak vermeden edemedi. Başını olumlu anlamda sallarken ilk evladının doğuşunun hala gözlerinin önünde olmasına inanamıyordu. Cesur’un doğuşunu dün gibi hatırlıyordu.

Asaf ve annesi bir süre odada kaldıktan sonra oradan ayrılmıştı. Bebek çok sevimli ve usluydu. Bir süre sonra da odaya Cesur ve Ayşem girmişti.

“Ebe Hanım da geldi.” Çisil’in neşeli sesi odada yankılanırken kollarını açarak Ayşem’e sarılmıştı. Şok olan Ayşem donup kalırken Cesur ve Çisem kardeşlerinin tavrına gülmeden edememişti.

“Çisil, kızımı kalp krizinden götüreceksin.” Odada neşeli dakikalar başlarken küçük adamın sesi ortamı neşelendirmeye devam etmişti. Ayşem yorgun olduğu için babasıyla eve dönerken Çisem’in yanında Ayşem Hanım ve Çisil kalmıştı. Servet Bey istemese de eve tek başına dönmüştü. Karısından ayrı kalmak yaşlı adamın hoşuna gitmiyordu. Eve geldiğinde oğlunu salonda otururken bulmuştu. Cesur başını iki elinin arasına almış düşünceli bir şekilde oturuyordu.

“Cesur, bir şey mi oldu?” Servet Bey oğlunun karşısına geçip oturduğunda Cesur başını kaldırıp babasına bakmıştı.

“Hoş geldin baba, annem gelmedi mi?”

“Hastanede kaldı, Çisil tek başına ablasına yardım edemez. Yanlarına tecrübeli biri gerekiyor.”

“Anladım.” Cesur kısa bir sessizlikten sonra devam etmişti. “Baba hastanede işler yolunda değil, Soner ve diğer birkaç yönetici hastaneyi neredeyse iflasa sürükledi.” Servet Bey üzgün bir şekilde oğluna bakarken Cesur yerinden kalkarak babasının dizinin dibine oturmuştu.

“Merak etme baba, o hastanenin senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Açığın kapanması için elimden geleni yapacağım.” Cesur babasına umutla bakarken adam başını sallayarak ayağa kalkmıştı.

“Ben dinleneyim çok yorumdum.” Cesur babasının odasına çekilmesiyle derin bir nefes almıştı. Aklında türlü şeyler vardı. Ama ön plana çıkan hisse satışı oluyordu. Hisselerinden satarsa belki hastaneyi düze çıkarabilirdi. İki gün boyunca sadece bunu düşünmüştü. Maliyecilerin hastaneye giriş yapmasıyla hastanede iflas dedikoduları çoktan başlamıştı. İçi sıkıntıyla dolarken bu gece uyuyamayacağı için hastaneye gitmeye karar verdi. Kızı çoktan uyumuştu. Evden ayrılarak arabasına binerken oldukça huzursuzdu. Soner hala bulunamamıştı. Çisem ise olayları öğrendiğinde çok üzülecekti.

Araba hastane park alanına girdiğinde bir süre arabadan acil servisin önündeki hareketliliği izlemişti. Bu gece anlaşılan yoğun olacaktı. “Haydi Bismillah,” diyerek arabasından inip acil servisten içeriye girdi. Onu gören nöbetçi doktor sevinçle adama bakarken yalnız olmayacağı için şükretmişti.

“Vaka nedir?”

“Hocam, yangın çıkmış. Birkaç kişi dumandan etkilendi ama bir itfaiyeci de yanıklar var.” Cesur başını sallayarak önlüğünü giyip işe koyulmuştu.

***

Genç kız telefonunun titremesiyle cebindeki telefonu çıkarıp arayana bakmıştı. Uyuyan ablasına ve annesine kısa bir bakış atarak onları uyandırmamak için odadan çıkmıştı.

“Efendim?”

“Nasılsınız? Çisem abla nasıl oldu?” Asaf selam vermeden direk konuya girerken Çisil koridorda ilerleyerek ona cevap vermeye başlamıştı.

“Daha iyi oldu. Aradığın için teşekkür ederim.” Çisil telefonu kapatacakken Asaf yeniden konuşmuştu.

“Kantindeyim, sana kahve ısmarlayabilir miyim?” genç adamın sorusuyla kısa bir an duraksayan genç kız kabul ederek yanına geleceğini söyleyip telefonu kapatmıştı. Asansöre binerek aşağı kata inen genç kız kantine giden koridorda ilerlerken kulaklarına dolan sözlerle duraksamıştı. Kaşları çatılı bir şekilde konuşan personelin karşısına geçip “Siz neden bahsediyorsunuz?” diye sorduğunda çalışanlar yutkunarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Size bir soru sordum?”

“Çisil Hanım biz…”

“Lafı geveleme de söyle, hisseler satılığa çıktı da ne demek?” genç kız hemen hastanenin sayfasına girerek hisse satışlarını kontrol etmişti. Abisi yüzde on hissesini satışa çıkarmıştı. Gözleri sonuna kadar açılırken hızla kantinden içeriye girmişti. Asaf genç kızın dehşete düşen ifadesinden endişe ederek yanına giderken Çisil yutkunarak genç adama baktı.

“Abim hisselerini satıyor, hastanenin durumu bu kadar kötü mü?” dediğinde Asaf’ta kaşlarını çatmıştı. Çisil’i kolundan tutarak bir yere oturturken masanın üzerinde ki suyu açarak kıza içirdi.

“Sakin ol Çisil, abinle konuşunca anlarız.”

“O adi herif iki yılda hastaneye nasıl bu kadar zarar verebilir!” Çisil öfkeli ama sessiz bir şekilde konuşuyordu. Genç adam kızın elini tutarak kendisine bakmasını sağlamıştı.

“Halledeceğiz, merak etme. Sen sakin olup ailenin yanında ol.” Asaf kızı rahatlatmak için elinden geleni yaparken Çisil’in sakinleşmek gibi bir niyeti yoktu. Soner karşısında olsaydı onu elleriyle parçalardı. Asaf kızın üzgün olmasına dayanamamıştı. Derin bir nefes alarak yerinden kalkmıştı.

“Hadi seni odaya çıkarayım. Ablanın sana ihtiyacı vardır. Ayrıca bu konuyu ona aksettirmemen gerekiyor.”

“Bunu nasıl yapacağım?”

“Sadece ablanı ve bebeği izlemen yeterli,” Asaf gülümseyerek kıza bakarken acilin önünden geçtikleri sırada Cesur’u görünce kısa bir duraksama yaşamıştı. Çisil’in anlamaması için hızla oradan ilerlerken kızı asansöre bindirerek odanın kapısına kadar götürmüştü. Çisil karakterine ters bir şekilde genç adama uyum sağlıyordu. Odanın kapısına geldiğinde Asaf kızı durdurarak kendisine bakmasını sağladı.

“Şimdi içeriye gir ve teyze olmanın tadını çıkar. Gerisini düşünme.” Çisil adamın sözlerine gülmeden edememişti.

“Teyze oldum değil mi?” Asaf başını sallarken, “Boyum kadar yeğenim var, hala diye dolanıp duruyor. Şimdi de teyze olduk iyi mi?”

“Ama sana yakıştı!” diyen adam kızı şaşkın bir şekilde geride bırakarak acil servise inmişti. Cesur hastalardan birini muayene ederken genç adama bakmıştı. Asaf kısa bir baş selamı ile genç adama kantini işaret etmişti. İkili kantine doğru ilerleyerek masalardan birine geçmişlerdi. Cesur kendine çay alırken Asaf’a da almıştı.

“Seni dinliyorum?” Cesur genç adamın karşısında kıvranmasından bir şey söyleyeceğini anlamıştı.

“Abi hisseleri satılığa çıkarmışsın?” Cesur tek kaşını kaldırarak kendisine ‘abi’ diyen adama bakmıştı.

“Bu kadar çabuk fark edilmesine şaşırdım. Henüz koymuştum.”

“Çisil gördü ve çok endişelendi. Hastanenin durumu hisse satacak kadar kötü mü?”

“Aslında değil ama elimde sıcak para olması gerekiyor.” Asaf bir süre bekledikten sonra aklındakini dökmüştü.

“Hisselere talibim abi, aslında hastaneye yatırım yapmak isterdim ama kabul etmeyeceğini düşündüğüm için hisseleri almak istiyorum.” Cesur adamın çıkışıyla şaşırmıştı. Asaf’ın hisseleri alacak kadar zengin olabileceğini düşünmemişti. Kalabalık bir aileden geldiklerini biliyordu. Ama durumlarının bu kadar iyi olabileceğini düşünmemişti.

“Aslında hisseleri satmak gibi bir düşüncem yoktu. Satışa çıkarmamın nedeni yeniden alabilmekti.” Asaf adamın sözlerine şaşırmıştı.

“Sana ait olan hisseleri nasıl yeniden satın alacaksın abi?”

“Kendim için almayacağım, kızım için alacağım.” Asaf garip bir şekilde genç adama bakmıştı.

“İyide abi senin olan zaten kızına ait değil mi?” Cesur gülerek başını sallamıştı.

“Öyle de hastaneye öylece para aktaramam. Bu yasa dışı olur. Hastaneden yıllardır hesabıma para aktarılıyor. Yirmi iki yıllık bir birikim var orada.” Asaf gözlerini büyüterek adama bakmıştı.

“O zaman ben bu teklifi yapmadım, sizde duymadınız.” Cesur adamın şaşkınlığına gülerek yerinden kalkmıştı. Ne pahasına olursa olsun hastaneyi ayağa kaldıracaktı.

****

Bölümü nasıl buldunuz? Soner’in foyası meydana çıktı. Sevda gitti. Ayşem hayatının sınavını verdi. Yorumlarınızı bekliyorum. Ben bölümü yayınladım, sizde lütfen reklama tıklayarak sitenin aktivitesine katkıda bulunun! Teşekkür ederim.

25. BÖLÜM <<<<<——>>>>>> 27. BÖLÜM

23120cookie-checkCesur 26. Bölüm