Cesur 27. Bölüm

Merhaba arkadaşlar çok yorgunum. Sabahtan akşama kadar çay topladık ve ben ellerimi hissedemiyorum. Bu ve birkaç bölümü maalesef kontrol etmeden atacağım. hatalar varsa yorum olarak yazarsınız. daha dinç olduğum bir zamanda düzenleyebilirim. Keyifli okumalar!

–****–

Genç kız keyifli bir şekilde kitabını okurken masasının üzerinde açık olan bilgisayarına gelen bildirimle kişisel bloğuna girerek gelen mesajı okumaya başlamıştı. İlk birkaç satır dikkatini çekince elinde ki kitabın arasına ayracı koyarak kaldığı yeri işaretlemişti.

“Merhaba bloğunuzu uzun süredir takip ediyorum ancak son yazdığınız yazınıza katılamayacağımı bildirmek istiyorum. Siz de belirttiniz hayat kısa ve hayatımızı doğru bir şekilde yönlendirmek için sevdiklerimize şans vermeliyiz. Sevmek ve sevilmek mucize gibi bir şey… Herkes seviyorum der ama bunu içten hisseden kişi çok azdır. Gözle sevmek başka yürekle görerek sevmek başka. Bence siz gerçekten seven insanlardansınız. Sevdiğiniz geri döndüyse ve size karşı sevgisini gösterebiliyorsa bu kadar uzak kalmamalısınız. Zaten yıllardır uzakta olduğu için özlem çekiyorsunuz. Şimdi mucize ayağınıza kadar gelmişken bu kadar kararsız olmanız beni şaşırttı. Oysaki yazılarınız da sizin çok kararlı ve cesur biri olduğunuzu düşünmüştüm. Umarım yanılmamışımdır. Ayrıca çocuğunu suçlamak size yakışmazdı. Belki de o çocuğa anne şefkatini siz verebilirsiniz. Açıkçası bende aynı durumdayım ve babamın yeniden evlenmesini çok istiyorum. Çünkü evleneceği kadın çok sıcak ve şefkatli biri ve beni sevdiğini hissediyorum. Keşke daha önce babamla bir araya gelselerdi diye düşünmeden edemiyorum.

Aşkınıza şans verin! Hayat çok kısa bunu bu gün bir kez daha anladım.

Yazılarınız daim olsun!”

Aylin okuduğu uzun yorumla ne düşüneceğini, bilememişti. Dalgın bir şekilde ekrana bakarken yorumun altı aynı tip mesajlarla dolmaya başlamıştı. Zamanında hobi olarak başladığı bloğu şimdilerde kendisi gibi içini dökmek isteyen insanlarla dolmuştu.

“Ne yapıyorsun?” Aylin duyduğu sesle hızla ekranı aşağıya indirerek karşısında ki adam bakmıştı.

“Cesur?”

“Seni aradım ama açmadın. Çisem’i ziyarete gelmedin.” Aylin kaşlarını çatarak genç adama bakmıştı.

“Çisem’e bir şey mi oldu?” Cesu şaşırmış bir şekilde genç kadına bakmıştı.

“Haberin yok mu?” Aylin adamın ciddi duruşundan endişelenerek ayağa kalkmıştı. Zaten kafeyi kapatma saati gelmişti.

“Neden haberim yok mu?”

“Çisem bu gün doğum yaptı, üstelik zor bir doğum!” Aylin şaşkınlıkla elini ağzına kapatırken hızla telefonunu eline almıştı.

“Bana neden haber vermedi, ah Serdar seni öldüreceğim.” Kendi kendine söylenen genç kadın Cesur’un gülümsemesine neden olmuştu. Aylin’in şu endişeli hali bile genç adamın tüm yorgunluğunu alıp götürmüştü.

“Sen harika birisin biliyorsun değil mi?” Aylin adamın sözleriyle telefonunu kulağının aşağıya indirmişti.

“Nereden çıktı bu?”

“İçimden geldi,” Cesur genç kadına yaklaşarak yüzüne gelen saçını kenara çekmişti. “Sana sarılabilir miyim?” Aylin her dakika daha da şaşırıyordu.

“Cesur sen iyi misin? Çisem’e kötü bir şey olmadı değil mi?” Cesur başını iki yana sallayarak genç kadının cevap vermesini beklemeden Aylin’e sıkıca sarılmıştı. Genç kadın adamın kollarının arasından kıpırdamadan dururken Cesur derin bir iç çekmişti.

“Tüm yorgunluğum gitti sayende teşekkür ederim.” Adam geri çekilerek gözlerini kısarak kendisine bakan kadına bakmıştı.

“İyi olduğuna emin misin? Bir sorun mu var?” Cesur omzunu silkeleyerek kadının masasının üzerinde ki anahtarı almıştı.

“Müşteri yok hadi çıkalım.” Aylin itiraz edemeden genç adam etrafı toparlayarak kapıya yönelmişti. Arkadaki iki spotu açık bırakarak tüm ışıklar söndürülmüştü. Aylin mekandan çıkar çıkmaz Cesur kapıyı kilitleyip anahtarı genç kadının eline bıraktı.

“Hadi gidelim.”

Hastaneye gitmek istiyorum, Çisem’i görmeden içim rahat etmez.” Cesur onu onaylayarak arabasına yönlendirirken Aylin adama itiraz etmemişti. Araba yavaş bir şekilde ilerlerken Aylin Cesur’a dönerek sordu.

“Ne zaman doğum yaptı, neden bana haber vermediniz? Serdar Çisem’in yanında olmak istediğimi biliyordu.”

“Doğumu Serdar yaptırmadı.” Aylin şaşkınlıkla genç adama bakarken Cesur gülerek başını iki yana salladı. Gözünün önüne kızının soğukkanlı bir şekilde halasına doğum yaptırmaya çalışması gelmişti. Hala Çisem’i küvete sokup bebeğin dönmesi için soğuk uygulama yapmayı nereden öğrendiğini bilmiyordu. Ebelik okuyan kızının böyle bir eğitim almış olduğundan habersizdi.

“Kim yaptırdı. Çisem’in doktoru Serdar’dı.”

“Evet ama Serdar doğuma geç kadı. Çisem’in sancıları evde başladı. Hastaneye yetişmesi mümkün olmadı. Ayşem evde doğum yapmasına yardımcı oldu.” Aylin bir eliyle ağzını kapatarak hayretini gösterirken daha da endişelenmişti.

“Çok korkmuş olmalı.”

“Öyle ama hiç belli etmedi.” Cesur kadının Ayşem’den bahsettiğini hemen anlamıştı.

“Sağlıkları iyi mi? bir sorun çıkmadı değil mi?” Cesur derin bir nefes alıp genç kadına döndü.

“Ne zaman evleneceğiz?”

“Anlamadım?”

“Duydun, artık vakit kaybetmek istemiyorum. Beni affetmediğini biliyorum ama evliyken sana kendimi affettirsem?” Aylin adamın sözleriyle kızararak başını cama doğru çevirmişti. Sessizliğini korurken Cesur cevap alamadığı için yüzünü asmıştı. Hastanenin park alanına geldiklerinde Cesur hemen arabadan inip Aylin’in kapısını açtı. Genç kadın itiraz edemeden kadının elini sıkıda tutarak hastaneye doğru ilerlemeye başlamıştı.

“Cesur ne yapıyorsun, lütfen elimi bırakır mısın?”

“Buna alışsan iyi edersin güzelim. Bu eli bırakmaya niyetim yok.”

“Neden birden bire değerli oldum?” Cesur kadının sözleriyle olduğu yerde kalmıştı. Ağır bir şekilde genç kadına dönerek gözlerini gözlerine odakladı.

“Sen her zaman değerliydin Aylin bunu biliyorsun. Bende ki değerini tahmin bile edemezsin.” Genç adam o kadar dikkatli bakıyordu ki Aylin bakışlarını kaçırmak zorunda kalmıştı. Elini kurtaramayacağını anladığında sessiz kalmıştı. İkilinin el ele hastaneye girdiğini gören bazı çalışanlar şaşkınlıkla onlara bakarken Aylin yeniden elini çekmek istemiş ama Cesur kaşlarını çatarak “Rahat dur Aylin,” diyerek onu uyarmıştı.

“Herkes bize bakıyor.”

“Baksınlar, alışsınlar artık.” Aylin ne söylerse söylesin genç adamı ikna edemiyordu. Asansörle özel odaların olduğu kata çıkarak Çisem’in kaldığı odaya doğru yavaşça ilerlediler.

“Kim kalıyor yanında?”

“Annem ve Çisil kalmak istedi.” Aylin başını sallayarak kapının önünde durmuştu. Elini yukarıya kaldırarak Cesur’a gösterdi.

“Annenin karşısına bu şekilde çıkamam Cesur, ona saygı duyuyorum.”

“Anneme saygısızlık olan bir şey yok ortada.”

“Yine de utanırım Cesur lütfen.” Cesur kızın sözleriyle yüzünü asıp istemeye istemeye elini bırakmıştı. Kapıyı hafif tıklatarak içeriye giren Aylin gülümseyerek yatakta oturan genç kadına doğru ilerledi.

“Çisem hayatım hayırlı olsun. Yanında olamadım çok özür dilerim. Serdar aramdı beni,” dediğinde Aylin gerçekten de üzgün duruyordu.

“Aşk olsun Aylin abla o nasıl söz. Hem bizim oğlan erken gelmek istemiş.”

“Evet öyle olmuş. Doğum zor olmuş galiba, Allah hayırlısıyla sağlıkla kucağına aldırdı bebeğimizi.” Aylin cam beşikte yatan bebeğe hayranlıkla bakarak yanağını hafifçe okşamıştı.

“Maşallah sen ne tatlı bir bebeksin öyle. Ay Çisem kime benziyor bu?” dediğinde Çisem gülümseyerek abisine baktı.

“Neyse ki dayısına benzeyecek. Annem öyle söyledi değil mi anne?” diye soran Çisem Aylin’in utanmasına neden olmuştu. Kadının varlığını bile fark etmemişti. Ayşem Hanım camın kenarında ki koltukta oturmuş kızına uzaktan bakıyordu.

“Öyle kızım tıpkı Cesur’umun bebekliği.”

“Ayşem teyze fark etmemişim. Sen nasılsın? Hayırlı olsun inşallah.” Ayşem Hanım mahcup olan kadına gülümseyerek bakmıştı.

“Çok şükür canım benim, seni gördüm daha iyi oldum. Kafeden mi geliyorsunuz?” yaşlı kadın oğluyla Aylin’i yan yana görünce çok sevinmişti.

“Öyle anne, Aylin’in kafeyi kapatmaya niyeti yok gibiydi.” Aylin genç adama ters bir şekilde bakarak kadına dönmüştü.

“Yok öyle bir şey teyzem, işlerim biraz uzadı sadece.”

“Sen bizim oğlana bakma kızım o kendine bakmadan başkalarının çalışmasına karışıyor. Sor bakalım kendisi döndüğünden beri kaç kez eve erken geldi.”

“Anne benim işim sabit bir iş değil, hasta gelince mesaim bitti diyerek çekip gidemem.” Cesur annesinin yanına giderek başını öpmüştü. Aylin ikiliye buruk bir gülümsemeyle bakarken Ayşem Hanım bakışlarını fark etmişti.

“Gelsene kızım yanıma.” Aylin kadının daveti ile yanına giderken daha ne olduğunu anlayamadan kendini kadının kollarının arasında bulmuştu.

“Ah kızım ne çok özledim seni, neden bize eskisi kadar sık gelmiyorsun?”

“Üzgünüm Ayşem teyze bu aralar kafe çok yoğun oluyor bırakıp çıkamıyorum. Mekan yeni olunca meraklısı da çok oluyor.”

“İyi bari işlerin güzel o zaman.”

“Çok şükür,” diyen genç kadının gözleri kendisine hayranlıkla bakan Cesur’a takılmıştı. Öyle ki Aylin o bakışlar karşısında çok şaşkındı.

“Siz böyle ne güzel oldunuz. Gelin kaynana anlaşamaz derlerdi birde!” Cesur’un sözleri odaya şok etkisi oluştururken Çisem kendini tutamayarak kahkaha atmıştı. Onun sesinden korkan bebek ağlamaya başlayınca dikkatler küçük bedene yönelmişti.

“Ay uyandırdım ya,” diyen Çisem üzgün bir şekilde annesine bakmıştı. Bebeği zor uyutmuştu zaten, dikkatsiz davranışıyla ağlamasına neden olmuştu. Genç kadın annesine bakarken birden bebeğin susmasıyla bakışlar yeniden bebeğe dönmüştü. Cesur yeğenini kucağına alarak pışpışlarken kadınlar şaşkınlıkla ona bakmıştı.

“Aferin benim aslanıma ne öyle ağlayıp duruyorsun,” diyen adamın sesi melodi gibi çıkıyordu.

“Nasıl ya!” diyen Çisem yüzünü asarak ağabeyine bakmıştı. Kendi kucağında bile emerken susan bebeği abisinin kucağında usulca dayısını dinliyordu. Bebeğin yeni doğduğunu bilmeseler Cesur ile iletişime geçtiğini bile düşünebilirlerdi.

“Ne oldu, kıskandı mı annemiz?” diyen Cesur kardeşine göz kırparken Ayşem Hanım oğluna gülümseyerek baktı.

“Allah sizin çocuklarınızı görmeyi de nasip etsin,” diyen kadına Cesur içten bir şekilde “Amin” derken Aylin yutkunarak bakışlarını kaçırmıştı. Onun bebeği olmayabilirdi. Belki imkansız değildi ama olasılık çok azdı. Bebek dudaklarını emmeye başladığında genç adam bebeği annesine uzatmıştı.

“Çisil nerede?”

“Az önce Asaf geldi, birlikte kantine indiler.” Cesur tek kaşını kaldırarak annesi ve kardeşine bakmıştı.

“Bu Asaf olayı hayırdır?” dediğinde Çisem gülerek annesine bakmıştı.

“Annem anlatsın abi, her şey onun başının altından çıktı zaten.”

“Çok ayıp Çisem o nasıl söz öyle?”

“Doğru değil mi sen tutturmadın mı Asaf’ı damadım olarak alacağım diye?” Cesur kardeşinin sözlerine şaşırırken annesine bakmıştı. Ayşem Hanım oğlunun bakışlarından etkilenmeyerek omzunu silkelemişti. “Ne var, efendi çocuk. Ayrıca Çisil’i de idare edebilecek kadar duyarlı. Bence harika bir çift olacaklar.”

“Anne kardeşimi zorlamıyorsun değil mi?”

“O ne demek oğlum, elbette zorlamıyorum. Ama aklına sokmaya çalışmadığımı söyleyemem. Aralarında ki iletişimi fark etmemiş olamazsınız. Hem Asaf’ın ailesi kalabalık bir aile ve Çisil’i hemen benimsediler.”

“Anne Asaf ile evlenecek ailesiyle değil.”

“Ah çocuklar hala anlayamadınız değil mi? çocuklar evlense de gemiyi aile yürütüyor. Bu gün sorun olmaz ama ilerde sorunların üstesinden gelmeye çalışırken zor durumda kalırlar. Çocuklardan çok aileler evleniyor gibi…”

“Annem haklı, bana bir bakın. Kaynanam olacak kadın beni asla benimsemedi. Soner ile ne zaman kavga etsek bizi izler zevk alırdı. Üstelik annemlerle de pek yakın olmaya yaklaşmadı. Bu da bizim aramızda olan başka sorunda.” Soner’in lafının geçmesiyle Cesur dişlerini sıkmıştı. Lohusa kadına kocasının yediği haltları anlatamazdı. En azından hastaneden çıkana kadar duymasını istemiyordu.

“Neyse kapatalım bu konuyu. Çisil kendi kararını kendisi versin.” Aylin sessizce onları dinlerken birden atılmıştı.

“Ee bebeğin adını ne koydunuz? Çisem sen karar veremedim demiştin ne yaptın?”

“Bilmiyorum, Ayşem’in oğluma adını koymasını istiyorum. Bu gün o olmasaydı ne yapardım bilmiyorum.” Cesur kardeşinin sözleriyle eğilerek saçlarından öpmüştü.

“Çok şükür ikinizde iyisiniz.”

“Çok şükür,” diyen Çisem kucağında ki bebeğine bakmıştı.

“Paşanın adını demek kuzeni verecek. Umarım güzle bir isim seçer.” Cesur izin isteyerek kardeşine bebeği emzirmesi içim mahremiyet oluşturmuştu. Odanın kapısından çıkarak kantine doğru ilerlerken koridorda hızlı adımlarla ilerleyen yaşlı kadını görünce gözlerini kısmıştı.

“Birini mi arıyorsunuz?” Cesur dayanamayarak kadının önüne geçip onu durdurmuştu. Kadın kaşları çatılı bir şekilde Cesur’a bakarak homurdanmıştı.

“Önüme ne dikiliyorsun be adam, torunum doğmuş onu görmeye geldim.”

“Yalnız bu saatte ziyaretçi kabul edilmiyor. Yarın gelin.”

“Sen kim oluyorsun da bana ne yapakalacağımı söylüyorsun? Madem ziyaretçi yasağı var sen ne arıyorsun burada?”

“Ben bu hastanede çalışan bir doktorum Hanımefendi. Lütfen sesinizin tonunu alçaltın.”

“Demek burada çalışıyorsun? Önümde durmaya devam edersen burada ki son iş günün olur bilesin!” diye Cesur’u tehdit eden kadın genç adamın dikkatini çekmişti.

“Siz kimsiniz?” Cesur karşısındaki kadının tahmin ettiği kişi olmamasını umuyordu.

“Ben bu hastanenin sahibinin dünürüyüm. Şimdi çekil önümden!” Cesur dişlerini sıkarak kadının önünde durmaya devam etmişti. Kadının çirkef olduğu her halinden belliydi. Üstelik Çisem’in bu kadar hassas bir zamanda bu kadın tarafından strese girmesine izin veremezdi.

“Kusura bakmayın gitmenizi istemek zorundayım. Bu saatte kimseyi ziyaret edemezsiniz.”

“Sen beni duymadın galiba,” diyen tehditkar bir şekilde Cesur’a bakarken arkasında ki odanın kapısının açılmasıyla odadan çıkan kişiye dönmüştü.

“Cesur ne oluyor, neden bu kadar ses yapıyorsunuz?” Annesinin sorusuyla genç adam kenara çekilmişti. Ayşem Hanım dünürünü görünce kaşlarını çatmıştı. Onlara çok önceden haber vermelerine rağmen kadın şimdi gelmişti ziyarete. Anlaşılan amacı iyi değildi.

“Göksel Hanım, sizi burada görmeyi beklemiyordum. Üstelik bu saatte.” Kadının yüzü yaşlı kadını görmeyi beklemediğini belli ediyordu. Anlaşılan Çisem’in yalnız olacağını düşünmüştü.

“Torunum olmuş neden gelmeyeyim?”

“Bilmem cevabı siz verin. Size gündür haber vermiştik. Önemli işleriniz olmalı ki bu saatte gelebildiniz.”

“Benim işlerim sizi alakadar etmez Ayşem Hanım, torunumu görmek istiyorum.” Cesur annesiyle saygısızca konuşan kadına ters bir şekilde bakarak önüne geçmişti.

“Göremezsiniz. Her ziyaretçi gibi ziyaret saatinde gelin.”

“Çekil önümden be adam, sen kim oluyorsun da beni engelliyorsun?”

“O benim oğlum, Çisem’in de abisi. Çocuklarıma bir daha bağırdığınızı görmek istemiyorum Göksel Hanım. Size müsamaha gösteriyorsam sınırı aşmayın.” Kadın Ayşem hanımdan beklemediği çıkışla şaşırırken Cesur annesine sevgiyle bakmıştı.

“Bırak oğlum torununu görsün sonra nasılsa gider.”

“Anne, Çisem’i üzecek bir şey söylerse sonucuna karışmam.” Ayşem Hanım başını sallarken kadın nefretle Cesur’a bakmıştı.

“Bakıyorum da yıllar sonra gelip kurulu düzenin üzerine konmuşsun!” diyen kadın çizmeyi gerçekten aşmıştı.

“Sen benim nereye konduğumu düşüneceğine dolandırıcı oğlunun hapiste ne yapacağını düşün!” Cesur’un sert ve bir o kadar soğuk sesi ortamı buz gibi yaparken Ayşem Hanım şaşkınlıkla oğluna bakmıştı. Diğer kadın ise endişeyle Cesur’a çıkışmıştı.

“Oğlum hakkında düzgün konuş.”

“Neden hoşuna gitmedi mi? Senin oğlun benim hastanemi dolandırdı. İnan bana Çisem’in kocası olmasına güvenmesin. Bu hastane benim ve ben hırsızlara acımam.” Ayşem Hanım şok olmuş bir şekilde oğluna bakarak “Sen ne diyorsun oğlum?” diye sordu.

“Anne Çisem yeni doğum yaptı. Bu konuyu sonra konuşalım. Şu kadarını bil Soner hastaneyi soyuyordu. Polis şuanda peşinde, yakalandığı an tutuklanacak. Hem de sadece dolandırıcılıktan değil, insan sağlığını tehlikeye attığı için de ceza alacak.” Ayşem Hanım ne diyeceğini bilememişti. Göksel hanıma bakarak öfkeyle konuşmuştu.

“Gidin buradan Göksel Hanım, kızımın yanına yaklaşmanızı istemiyorum.”

“Bunu yanınıza bırakmayacağım. Göreceksiniz.” Kadın tehditler savurarak giderken Cesur üzgün bir şekilde annesine bakmıştı.

“Oğlum bu dediklerin doğru mu?”

“Eksiği var fazlası yok anne. Soner yıllardır tarihi geçmek üzere olan ilaçlara yüklü miktarda fatura düzenleyerek paranın çoğunu cebe atıyordu. İki gündür maliye müfettişleri hastaneyi teftiş ediyor.”

“Ya baban, o biliyor mu?”

“Evet, biliyor. Neyse hadi sen odaya git bende kadının hastaneden ayrıldığına emin olayım.” Ayşem Hanım üzgün bir şekilde oğlunun arkasından bakarak odaya girmişti.

***

Çisil karşısında oturan adamı dikkatle dinlerken iyice dalgınlaşmıştı. Gözünün önüne sadece adamın kıpır kıpır olan ifadeleri dolaşıyordu.

“Ne oldu?” Çisil adamın kendine seslenmesiyle kendine gelmişti.

“Hııı,”

“Neden daldın? Bir şey mi oldu?”

“Yok sadece düşünüyordum.” Asaf genç kızın sözlerine gülümsemişti.

“Umarım güzel bir şey düşünüyordun.” Asaf kızın gözlerinin içine odaklanarak bakıyordu. Ve Çisil o bakışlardan kendini alamıyordu.

“Asaf?” Çisil bir şey sormak istiyor ama çekiniyordu.

“Neden susuyorsun? Bana istediğini sorabilir ve benimle istediğin gibi konuşabilirsin. Bu davranışlar senin gibi sosyal bir kıza yakışmıyor.” Çisil nefesini dışarı vererek adama bakmıştı.

“Anlamıyorum, senin gibi bir adam neden bana takılıyor?” Asaf kaşlarını çatarak kıza bakmıştı.

“Benim gibi bir adam derken?”

“Yani zekisin, zenginsin ve kimsenin inkar edemeyeceği kadar da yakışıklısın. Neden ben?”

“Sen aynaya hiç bakmıyor musun?” Çisil gelen soruyla yutkunurken bakışlarını kaçırmıştı. Genç kız elbette çirkin olmadığını biliyordu ama düşündükçe anlam veremiyordu.

“Bununla ne alakası var?” Asaf yerinden kalkarak genç kızı da kaldırmıştı. Çisil sessizce ona uyum sağlıyordu. Hastanenin koridoruna çıkarak duvarda duran aynanın karşısına geçmişti. İkili aynanın karşısına geçerken genç adam kızın arkasında durarak omzunun üzerinden aynaya bakmıştı.

“Ne görüyorsun Çisil?”

“Saçma bir soru olmadı mı? Yansımamızı…”

“Sence de güzel durmuyor muyuz?” Çisil yutkunarak aynadaki yansımalarına bakmıştı. Gerçekten de güzel duruyorlardı. Ama bunun bir önemi var mıydı? Evlilik sadece dış görünüşle yürütülemezdi.

“Önemli olan dış görünüş değil Asaf, çocuk değiliz artık.”

“Elbette değil, ama ben seni tanıdıkça kararımdan daha da emin oluyorum.”

“Siz ne kararından bahsediyorsunuz?” Cesur bir süredir izlediği ikiliyi gülümseyerek izlerken birden ciddileşerek seslenmişti. Çisil hemen yana kayarken mahcup bir şekilde ellerine odaklanmıştı.

“Bende seninle konuşacaktım Cesur abi,” diyen Asaf öne çıkmıştı. Çisil eliyle genç adamın tişörtünü yakalayarak onu durdurmak istemişti.

“Öyle mi, benimle ne konuşacaktın?” dediğinde acilden yankılanan bağrışlarla bakışlar o tarafa dönmüştü. Elinde silahı ile içeri dalan adam etrafa korku saçarken hedefini gördüğü anda ona doğru ilerlemeye başlamıştı. Asaf Çisil’i arkasına alırken Cesur soğukkanlılıkla adama bakıyordu. Anlaşılan bu gece de mesaisi olacaktı!

“Bu sefer kurtulamayacaksın Cesur Karahanlı… Yok öyle dağdan gelip bağdakini kovmak!”

“Dağda benim bağda benim, sen kim oluyorsun?” adam silahını genç adama doğrulturken etrafta çığlık atanlar kaçışmaya başlamıştı.

“Sana kim olduğumu göstereceğim,” diyerek öne atılırken birden ortalık karışmıştı. Hastanenin içinde çığlıklar yankılanırken kimin ne yaptığı nereye koştuğu belli olmuyordu. Herkesin bildiği bir şey vardı ki o da yankılanan silah sesinin birilerinin canını yaktığıydı!

***

Sizce Cesur vurulmuş mudur? Ya da gelen Soner mi yoksa başkası mı? Yorumları bekliyorum!”

BÖLÜM BİTTİ REKLAMA ALALIM SİZİ!

26. BÖLÜM <<<<——->>>>>> 28. BÖLÜM

23240cookie-checkCesur 27. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

9 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ Soner değildir gelen ya aranırken alır mı ki kendi ayağı ile :/ . Cisil ve Asaf harika yaa❤️ Aylin ‘in inşallah bebeği olacak böyle üzülmeyecek ;( ❤️ bence Cesur vuruldu koldan felan

  2. Harika bir bölümdü bende cesur ve aylinjn biran önce evlenmesini istiyorum inşallah aylin evet der .Bu soner baya bela anneside öyle görünüyor nasıl kurtulacak çisem bilemedim çocuğu kullanmazlar inşallah emeğinize sağlık çok güzel bir bölümdü .

1 geri izleme / bildirim

  1. Cesur 28. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*