Haziran 8, 2022 Yazarı mermaridyy 10

Gelincik Çiçeği 28. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bölümü bugün geç yayınladım. O kadar yorulmuşum ki uyuya kalmışım. 🙁 Umarım bölümü beğenirsiniz! Keyifli okumalar!

***

Deniz Hanım çalan kapıyı açmaya gittiğinde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Kapıyı açtığında ise yüzündeki gülümseme yavaş bir şekilde silinirken yerini heyecana bırakmıştı.

“Cemile?” kadının sesi o kadar yüksek çıkmıştı ki Cenk koşarak kapıya gelmişti.

“Anne ne oldu?” Deniz Hanım ağlayarak kapıda ki genç kadına sarılırken Cenk de en az annesi kadar şaşkındı.

“Abla?” genç kadın kendisine sarılan annesine ağlayarak karşılık verirken titremeye başlamıştı.

“Annecim,” Cemile Deniz hanıma sıkıca sarılırken Cenk omzunu duvara yaslayarak iki kadının hasret gidermesini izlemişti. Ablası bunca yıl sonra eve gelmişti, üstelik Sakarya’ya… Cenk bir şeylerin ters gittiğini düşünüyordu. İkili ayrıldığında Cenk sıranın kendisine geldiğini düşünerek kollarını açıp ablasına sarılmıştı.

“Hoş geldin abla, keşke haber verseydin seni almaya gelirdim.” Genç kadın geri çekilerek Cenk’in yüzünü avuçlarının arasına aldı.

“Hoş buldum kardeşim, çok hoş buldum.” Cemile yutkunarak bakışlarını kaçırırken Cenk dikkatle ablasının yüzünü inceliyordu. Kaşları kulak arkasından ensesine doğru uzanan kızarıklığı gördüğünde çatılırken annesine kısa bir bakış atarak yeniden ablasına dönmüştü.

“Hadi içeri geçte konuşalım. Yoldan geldin yorgunsundur.” Cenk ablasının kenara bıraktığı küçük el valizini alarak ablasıyla salona geçmişti. Deniz Hanım hala inanamıyormuş gibi kızına bakıyordu. Genç kadının kanepeye geçip oturmasıyla kadın hiç vakit kaybetmeden hızla kızının yanına oturarak onu kollarının arasına çekmişti. Biraz sert sarılınca genç kadından çıkan inleme sesi Cenk’i daha da şüphelendirmişti.

“Ne oldu kızım?” Deniz hanımda kızının acı çekmesiyle hemen geri çekilip şüpheyle kızına baktı.

“Yok bir şey anne,” diyen genç kadın Deniz hanımı ikna edemeyeceğini anladığında devam etmişti. “Düştüm anne, biraz morluğum var.”

“Emin misin abla?” Cenk ablasının gözlerini kaçırmasıyla dişlerini sıkmıştı. Evlendiğinden beri kocası ablasını onlarla doğru düzgün görüştürmüyordu. Bunca yıl sonra eve geldiyse ablası dayanma sınırına gelmiş olmalıydı.

“Sorun yok Cenk, sen beni bırakta anlat bakalım neler yapıyorsunuz?” Cemile etrafına göz atarak evi incelemiş yeniden ailesine dönmüştü. Cenk cevap vereceği sırada kapı yeniden çalmıştı. Cenk dış kapıyı açmaya gittiğinde Deniz Hanım kızına üzgün bir şekilde bakıyordu.

“Bana anlatmayacak mısın? İsmail nasıl buraya gelmene izin verdi? Yıllardır iki saatlik mesafede yaşadık gelmedin, şimdi bunca yolu geliyorsan bir sorun olmalı. Ne oluyor Cemile?” Deniz Hanım kızına dikkatle bakarken salona giren kişiyle dikkati dağılmıştı.

“Deniz teyze yemekleri mutfağa…” Alya salondaki yabancı kadını görünce duraksamıştı. Alya’nın sesini duyan Deniz Hanım yerinden kalkarak genç kızın yanına gitmişti.

“Gel Alya,  bak sana kimi tanıştıracağım. Bu benim kızım Cemile.” Alya kadının sözlerine şaşırsa da belli etmemeye çalışmıştı.

“Öyle mi hoş geldiniz?” Alya elini uzatırken Cemile de yerinden kalkarak genç kıza elini uzatmıştı.

“Teşekkür ederim.” Deniz Hanım kızının bakışlarını görünce devam etmişti.

“Cemile, bu da Alya kızım. Üst katta oturuyor. Kardeşinle aynı okulda ayrıca bizim oralardan.” Cemile annesinin Alya’ya ona bakışlarından kızı çok sevdiğini anlayabiliyordu. Hafif gülümseyerek Alya’ya bakan genç kadın kızı tedirginlikle yerinde kıpırdanmasına neden olmuştu.

“Öyle mi çok sevindim. Buralarda yalnız kalmamana güzel olmuş anne.”

“Öyle, öyle… Yoldan geldin açsındır hadi mutfağa geçelim.” Alya kenara çekilirken Deniz Hanım kızının koluna girerek onu mutfağa yönlendirmişti. Mutfaktan içeriye girdiklerinde Cenk’in yemek koyduğu tabakları masaya yerleştirmeye başladığını görünce duraksamıştı. Ama genç kadını asıl duraksatan masada oturan adam olmuştu.

“Gelsene abla, Selim abi yabancı değil. Alya’nın abisi…” Cemile adamın varlığından çekinmişti. Selim genç kadını görünce yerinden kalkarak selam vermişti. Cemile başını sallayarak selamını alırken Alya abisine bakarak kapıyı işaret ederek konuşmuştu.

“Abi, bizim halletmemiz gereke işler vardı. Hadi çıkalım da halledelim.” Selim hemen kardeşine uyum sağlarken Cenk ve Deniz hanımın tüm itirazlarına rağmen evden ayrılmışlardı.

***

Alya oldukça düşünceli bir şekilde abisinin kolunda sokakta yürürken abisinin seslenmesiyle bakışlarını ona çevirmişti.

“Neden suskunsun?”

“Düşünüyordum abi…” Selim yola dönerek derin bir iç çekti.

“Cenk’in ablasının geleceğini biliyor muydun?”

“Bende onu düşünüyordum. Deniz teyze yıllardır kızını görmediğini söylemişti. Sanırım kocası görüşmelerine izin vermiyormuş. Şimdi birden çıkıp gelmesi çok garip.”

“Vardır bir nedeni. Sen fazla karışma aile meselelerine.” Selim’in sözlerine Alya gülümseyerek başını omzuna yaslamıştı.

“Geldiğin için çok teşekkür ederim abi. Yengemi de getirseydin keşke.”

“Belki bir hafta sonu geliriz hep beraber. Çocuklarda seni çok özledi.” Alya abisine gülerek bakmıştı.

“İnanmam, hele de kopyam yanlarında dururken.” Selim kızın sözlerine gülerek karşılık vermişti.

“Arya bu aralar garip davranıyor. Bir ara arayıp konuşmalısın.” Alya abisinin sözlerine kaşlarını çatarak ileriye bakmıştı. İkizi ile her gün görüşmesine rağmen bir gariplik hissetmemişti.

“Sabah konuştuk, bir şey hissetmedim ben.”

“Yine de sen ağzını aramalısın. Annem de endişelenmeye başladı ama nedense ona da ne olduğunu söylemiyor.” Alya abisinin ciddi olduğunu anladığında şaşırmıştı.

“Sen merak etme ben ne olduğunu öğrenirim.” İkili bir süre yürüdükten sonra Akasya’nın evinin önüne geldiklerinde Alya duraksayarak kapıya bakmıştı.

“Erhan abi yarın yurtdışına gidecek, bir görüşüp öyle eve geçelim olur mu?” Selim kardeşini onaylarken Akasya’nın evinin kapısını çalmışlardı. Kapıyı genç kızın abisi açınca Alya gülümseyerek adama baktı.

“Erkan abi hayırlı akşamlar.” Erkan Alya’yı görünce gülümseyerek içeri davet etmişti.

“Gel Alya, hoş geldin.” Erkan’ın bakışları Selim’e takılınca Alya neşeli bir şekilde genç adama abisini göstererek “Seni Selim abimle tanıştırayım,” dedi. Erkan elini uzatarak Selim’i selamlarken Selim de aynı şekilde genç adama karşılık vermişti. İkili eve girerken içerisi oldukça kalabalıktı. Akasya Alya’yı görünce genç kıza sıkıca sarılarak “Hoş geldin Alya,” dedi. Selim’i görünce şaşıran genç kız Alya’ya dönerek gülümsemişti.

“Selim abi gelmiş neden haber vermedin?”

“Bana da sürpriz oldu Akasya, bu akşam bende kalacak.”

“Yalnız kalmamana sevindim.”

“İçerisi oldukça kalabalık görünüyor, Erhan abiyi çağırsan da görüşüp biz eve dönelim.”

“Kalsaydınız.”

“Abim yorgun Akasya, Erhan abi gitmeden görmek istedim. Hadi çağır da görüşelim.” Akasya genç kızı onaylayarak içeri girmişti. Birkaç dakika sonra Erhan abisiyle salonun dışına çıkan genç kız Alya’nın yanına gelmişti.

“Alya hoş geldin.” Alya Erhan’ı gördüğünde gülümseyerek ona bakmıştı. Birkaç dakika ayaküstü konuştuktan sonra görüşerek Selim ile birlikte oradan ayrılmıştı.

“Güzel bir çevre edinmişsin.” Selim gururla karşısına bakarak gülümsemişti.

“Şanslıydım sadece.”

“İnşallah her zaman güzel insanlarla karşılaşırsın.”

“Amin.” İkili eve döndüklerinde apartmanın girişinde Onur ile karşılaşmıştı.

“Hayırlı akşamlar Alya, misafirin mi var?” Onur Selim’e kısa bir bakış atarak yeniden Alya’ya dönmüştü.

“Hayırlı akşamlar Onur, misafir değil. Seni abimle tanıştırayım.” Onur şaşkınlıkla genç kızın yanında ki adama bakmıştı.

“Öyle mi, hoş geldiniz. Alya’nın dayısından başka ziyaretçileri olması çok hoş.” Selim dikkatle genç adamı inceliyordu. Bir abi olarak kardeşinin etrafında ki adamları gözlemlemekten kendini alamıyordu.

“Hoş bulduk,” diye kısaca adama cevap vermişti Selim. Onur Alya’ya dönerek sormuştu.

“Akasya’yı gördün mü bu gün?” Alya adamın sorusuna şaşırarak cevap vermişti.

“Az önce onunlaydık. Erhan abi gidecek biliyorsun,” dediğinde Onur başını sallayıp genç kızı onaylamıştı. Genç adam oldukça sıkkın görünüyordu.

“Bir sorun mu var?” Onur gelen soruyla yüzünü asarken Alya abisine bakarak gülümsemişti.

“Bilmiyorum, Akasya son birkaç gündür sanki benden kaçıyor gibi geldi bana.”

“Neden böyle düşünüyorsun ki?”

“Alya bu konuyu sonra konuşsanız. İnan bana çok yorgunum,” diyen Selim konuşmayı bölmüştü. Alya ağabeyine hak vererek Onur’ döndü.

“Kusura bakma Onur, yarın bu konuyu daha ayrıntılı konuşuruz. Hem Erhan abiyi yolcu etmeye gitmeyecek misin?” genç adam kıza hak vererek yanlarından ayrılmıştı. Onur Akasya’nın evine doğru giderken iki kardeşte eve çıkmıştı. O gece Selim ne kadar çok Alya ile ayrıntılı bir şekilde dava konusunu konuşmak istese de yapmamıştı. Kardeşi belli etmemeye çalışsa da sıkıntılı olduğunu anlayabiliyordu. Alya çay demleyerek salonda ağabeyinin kolunun altına girerek dayısının özenerek aldığı televizyonun karşısına geçip film izlemeye başlamışlardı.

“Yarın hemen gidecek misin?”

“Öğleden sonra Cenk beni havaalanına bırakacak.”

“Bende gelebilir miyim?” Alya abisiyle ne kadar zaman geçirirse o kadar mutlu olacaktı.

“O kadar yolu boş yere gelmiş olursun. Yorulmanı istemem.”

“Yine de gelmek istiyorum. Belki İstanbul da alışverişe çıkarım.” Selim kardeşinin sözlerine gülmüştü. Onun ne kadar tutumlu olduğunu bildiği için bu dediğine nedense inanmamıştı.

“Sana verdiğimiz kartı doğru düzgün kullanmıyorsun bile, ne alacaksın?”

“İhtiyacım olunca kullanıyorum abi, sence de abartmıyor musunuz?”

“Dayımın ihtiyaçlarını karşıladığını biliyorum canım. Ama bizde kendi ayaklarının üzerine durmanı istiyoruz.”

“Sizin paranızı kullanarak mı?” Alya geri çekilerek abisine bakmıştı.

“Sen bizim kardeşimizsin Alya, işini eline alana kadar senden biz sorumluyuz. Kendi ayaklarının üzerine durmak sadece paranı kazanmak değildir. Elindekiyle yetinmeyi bilerek tasarruflu kullanmayı öğrenmektir. Paranın nasıl geldiğinden çok onu nasıl kullanman gerektiğini öğrenmelisin.” Alya sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti.

“Ne zaman soracaksın?” Selim kardeşinin mahcup gözlerine gülümseyerek bakmıştı.

“Neyi?”

“Cenk hoca ile konuştuğunu biliyorum. Sana her şeyi anlattığına eminim. Bana soru sormayacak mısın?”

“Kendi kararlarını verecek yaştasın Alya, evet Cenk bana her şeyi anlattı ama ben sana güveniyorum. Sadece ben de değil, tüm aile sana güveniyor. Ne karar alırsan al arkanda olacağımızı bil. Nasıl Arya’nın arkasında durduk senin de arkanda dururuz. Sadece kararında emin olman yeterli.” Alya duygulanarak abisine sarılmıştı. Selim hemen kardeşini kollarının arasına sararken genç kız iç çekmişti.

“Sen harika bir abisin. Ayrıca harika bir babasın.”

“Teşekkür ederim güzelim. Şimdi söyle bakalım, Cenk ile bizden habersiz nasıl sözlenirsin?” dediğinde Alya gözlerini büyüterek genç adama bakmıştı. Selim kardeşinin tepkisine kahkaha atarken Alya oyuna geldiğini anlayarak yüzünü asmıştı.

“Çok kötüsün abi.” Alya yerinden kalkarken Selim hala gülüyordu.

****

Genç adam gece boyu düşünmekten uyuyamadığı için sabah erkenden odasından çıkmıştı. Banyoya geçerek elini yüzünü yıkadıktan sonra üzerini değiştirmek için odasına geçeceği sırada mutfaktan gelen tıkırtılarla yönünü mutfağa çevirmişti. Tezgahta arkası dönük bir şekilde bir şeyler hazırlayan ablasını görünce duraksayan genç adam olduğu yerde duraksamıştı.

“Hayırlı sabahlar abla, erkencisin.” Genç kadın kardeşinin sesini duyunca korkudan yerinde sıçrayarak kardeşine dönmüştü.

“Hayırlı sabahlar Cenk, çok sessizsin.”

“Korkutmak istememiştim.” Cenk ablasının neden bu kadar ürktüğünü anlayamamıştı.

“Sorun değil boş bulundum. Sen neden erken kalktın, okula mı gideceksin?” Cenk ablasının konuyu değiştirme çabasını görmezden gelerek masadaki sandalyeyi çekerek oturmuştu.

“Anlatmayacak mısın ne olduğunu?”

“Önemli bir şey yok Cenk, sizi özledim geldim.”

“Abla, bunca yıl seni kaç kez çağırdı bir kez olsun seni göndermeyen adam birden seni gönderiyor. Buna inanmamı beklemiyorsun değil mi?” Cemile kardeşinden bakışlarını kaçırırken Cenk uzanarak ablasının elini tutmuştu.

“Anlatmayacak mısın abla?” Cenk oldukça üzgün ve bir o kadar şefkatli bir şekilde uzanarak ablasının elini tutmuştu.

“Ben ne söyleyeceğimi bilmiyorum Cenk. Artık dayanacak gücüm kalmadı. Gidecek bir yerim yoktu!” dediğinde Cenk kaşlarını çatmıştı.

“O ne demek abla, elbette baba evine geleceksin. Bir daha bu şekilde konuştuğunu duymayacağım. Söyle ne yaptı sana?”

“Annesi sürekli başımızda, İsmail’i sürekli dolduruyor. Son zamanlarda iyice saldırgan olmaya başladı. Biliyorsun yıllardır evli olmamıza rağmen çocuk olmadı,” dediğinde Cenk dişlerini sıkmıştı.

“Bunda da seni suçlu buldu değil mi?” Cemile başını sallarken genç kadın omuzları sarsılarak ağlamaya başlamıştı.

“İnan bana doktor bir sorun olmadığını söyledi ama onlara anlatamadım. İsmail…” Cemile sustuğunda Cenk dişlerini sıkmıştı.

“Ne yaptı sana?”

“Başkasıyla evlenmek istediğini söyledi. İmam nikahlı olarak!” Cenk öfkeyle yerinden kalkarak mutfakta dolanmaya başlamıştı.

“Bir daha o eve gitmeyeceksin.”

“Kabul etmediğim için…” Cemile konuşmakta güçlük çekiyordu. Farkında olmadan eli ensesine giderken Cenk orada ki morluğu görünce ablasının arkasına geçerek ensesine bakmaya çalışmıştı.

“Bunu o mu yaptı?”

“Çok sinirliydi, elinden zor kurtuldum.” Cenk’in öfkesi katlanırken Cemile utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Cenk ablasının önüne çökerek kucağında birleştirdiği elini tutarak kendisine bakmasını sağlamıştı.

“Hemen boşanacaksın abla, o ailenin yanına bir daha gitmeyeceksin.”

“Size yük olmak istemiyorum Cenk, ama o eve de dönmeyeceğim. Kendi ayaklarımın üzerine duracağım.”

“Sakın bir daha bu şekilde konuştuğunu duymayayım. Bizim bizden başka kimimiz var abla. Hadi sen masayı hazırla da ben de annemi kaldırayım.” Deniz Hanım kapı ağzında iki kardeşin konuşmalarını dinlerken gözyaşlarını tutamamıştı. Başından beri kızını o aileye gelin vermek istememişti. Ama kocasının kardeşine karşı gelememişti.

“Anne uyandın mı?” Deniz Hanım kapıdan içeriye girerek doğruca kızına yaklaşmıştı. Cemile annesinin ıslak gözlerinden onları duyduğunu anlamıştı. Kızının yüzünü avuçlarının arasına alan kadın hüzünlü bir şekilde konuşmuştu.

“Bir daha hiçbir yere göndermem seni, dizimin dibinden ayrılmayacaksın.”

“Anne,” diyerek kadına sarılan Cemile derin bir iç çekmişti.

“Bu kadar duygusallık yeter. Hadi hep birlikte kahvaltıya gidelim.” Cenk ikiliye aynı anda sarılırken Deniz Hanım oğlunun teklifine gülmüştü.

“Bu gün evde yapalım yarın dışarı çıkarız olmaz mı?” Cenk annesinin itirazına bir şey dememişti. Ablası da annesini onaylayınca geri adım atmak zorunda kalmıştı.

“Neyse siz kahvaltıyı hazırlayın ben Selim abiye bir bakayım. Onu havaalanına bırakacaktım.”

“Bir günlüğüne mi gelmiş Selim?” Deniz Hanım şaşırmıştı.

“Anne olayları duyunca dayanamayarak geldi. Aslında geri dönecekti ama Alya’ya moral olur diye onu buraya gelmeye ikna etmek zorunda kaldım.”

“İyi yapmışsın oğlum.” Cemile annesi ve kardeşinin konuşmasından bir şey anlamamıştı.

“Üst komşunuzla aranız iyi anlaşılan. Sürekli o kızdan bahsediyorsunuz.”

“Alya bir tanedir kızım, bana can yoldaşı oldu. Bu aralar sıkıntıları var sonra ben sana anlatırım. İyi anlaşacağınıza eminim.” Cemile kardeşine baktığında Cenk’in gülümseyerek annesine baktığını görünce şüphelenmişti. Anlaşılan Alya sadece annesi için değil, kardeşi içinde özel biriydi. Masayı hazırlayarak birlikte kahvaltıya oturmuşlardı. Güzel ve keyifli bir kahvaltıdan sonra herkes işinin başına dönmüştü. Cenk okula gitmek için evden ayrılırken Deniz Hanım ve Cemile de evi dip köşe temizlemeye karar vermişti.

***

Alya ve Selim evden çıktıklarında oldukça sessizdi. Selim Alya’yı yalnız bırakmak zorunda kalacağı için üzgündü. Alya da abisinden ayrılacağı için… İlk kez ailesinden uzakta okuduğu için pişman olmuştu.

“Eve mi dönsem ben?” Alya’nın sorusuyla Selim olduğu yerde durmuştu.

“Kaçacaksın yani?” abisinin sözleri genç kıza tokat gibi gelmişti. Alya bu güne kadar hiçbir şeyden kaçmamıştı. Bundan da kaçmayacaktı. Geri dönecekse savaşını kazanarak dönecekti.

“Kaçmayacağım. Onların hakkından geleceğim.” Selim kardeşini kolunun altına alarak başının üzerini öpmüştü.

“İşte benim akıllı kardeşim.” İkili yolda yürüyerek ilerlerken Selim etrafa bakınarak kardeşiyle sohbet ediyordu.

“Benimle okula geliyorsun değil mi?”

“Burada tanıdık kimse yok, o yüzden seninle geleceğim. Hem bakalım okuduğun okul nasıl bir yermiş.” Selim çocuğunu okula götüren baba gibi Alya’nın elini tutarak dolmuş durağına kadar yürümüştü.

***

Genç adam arabasını park ederek bölüm binasından içeriye girerken bakışların hedefi olduğunun farkındaydı. Öğrencileri odasına gidene kadar sürekli yolunu kesmiş ona sorular sormuş aldıkları cevaplarla da Cenk’i güldürmeyi başarmıştı.

“Cenk hocam nasılsınız?” Cenk kendisine seslenen Asya’ya dönerek gülümsemişti.

“Çok şükür hocam siz nasılsınız?” Cenk etrafına bakınarak arkadaşını görmeye çalışmıştı.

“Sefa hoca yok mu?” Cenk nedense Asya’yı her gördüğünde yanında Sefa’yı da görmeye alışmıştı.

“Sefa hoca mı neden onu bana soruyorsunuz?”

“Genelde beraber vakit geçirdiğiniz için sormuştum.” Cenk imalı bir şekilde Asya’ya gülümserken Asya kaşlarını çatarak genç adama bakmıştı.

“Çok ayıp hocam o nasıl söz? Hem Sefa hocayı dünden beri hiç görmedim.” Cenk kızın sözlerine şaşırmıştı.

“Allah Allah acaba bir şey mi oldu?” Cenk merak etmişti. Onun tepkisine Asya da endişelenmişti. Düşününce gerçekten de Sefa hocayı dünden beri ne görmüş ne de onunla konuşmuştu.

“Bilmiyorum şimdi bende merak ettim.” İkili birlikte genç adamın odasına doğru ilerlerken oldukça düşünceliydi. Asya dayanamayarak telefonunu çıkarıp Sefa hocayı aramıştı. Telefonuna ulaşılamayınca Cenk’e dönmüştü. Cenk odasının kapısını açarak genç kıza dönmüştü.

“Bir çay içelim mi?” Asya teklifi kabul ederek Cenk’in arkasından odaya girmişti. Genç adam iki çay söylerken masasına geçerek telefonuyla oynayan kıza bakmıştı.

“Sakinleş biraz Sefa başının çaresine bakabilir.”

“Onu düşündüğümü nereden çıkardın?” Cenk kızın çıkışına gülmüştü. Başını iki yana sallayarak Asya’ya cevap verdi.

“Hayatın kısa olduğunu en az benim kadar iyi biliyorsun Asya, bazı şeyler ertelenmemeli.” Cenk ikili arasında dile dökülmemiş bir etkilenmenin olduğunu farkındaydı. Sefa duygularını gizlemeye çalışmıyordu bile. Ama Asya’nın hala şehit olan nişanlısının yüzüğünü takmaya devam etmesi Sefa’nın elini kolunu bağlıyordu. Genç kız Cenk’in sözleriyle parmağında ki yüzükle oynamaya başlamıştı. Hayatın kısa olduğunu ondan daha iyi kim bilebilirdi ki? Odanın kapısının tıklatılmasıyla genç adam seslenerek kapıda ki kişinin içeri girmesini istemişti. Kapıdan içeriye Alya ve abisi girdiğinde ise Cenk yerinden kalkarak Selim’i karşılamıştı. Alya abisi ile Asya’yı tanıştırdıktan sonra dersine girmek için izin istemişti. Öğleye kadar dersine girecek sonra da Cenk ile birlikte abisini havaalanına gidecekti.

Genç kız binadan çıkarak yüksek lisans bölümüne doğru seri adımlarla ilerlerken yolda karşılaştığı birkaç öğrencinin selamını almış ve kısa baş selamı vererek yoluna devam etmişti. Kolunda ki saatine baktığında beş dakika sonra dersinin başlayacağını görünce adımlar daha da hızlanmıştı. Bölüm binasından içeriye girerek dersin olacağı dersliğin kapısından içeriye girmesiyle ders hocası da peşinden sınıfa girmişti.

“Herkese merhaba arkadaşlar, bu gün nasılsınız?” öğrencilerin bazıları hocaya cevap verirken Alya sınıfa bakınarak Akasya ve Ahmet’i görmeye çalışmıştı. Akasya’nın gelmeyeceğini anlamıştı ama Ahmet’in olmayışına şaşırmıştı.

“Sınavlar nasıl geçti arkadaşlar, var mı finale sınavını bırakan?”

“Hocam çok zor sordunuz ama,” diyen öğrenci sınıftaki birkaç öğrencinin de onayını alarak devam etmişti. “Hocam çok ayrıntı sormadınız mı?”

“Size söylemiştim, anlattıklarıma ve üzerine durduğum konulara çalışmanız yeterli olacaktı. Bazı arkadaşlarınız odlukça iyi notlar aldı. Özellikle bir arkadaşınız sorduğum soruya fazla ayrıntılı cevap verince notunu kırmak zorunda kaldım.” Sınıftakiler şaşkınlıkla birbirine bakarken hocanın bakışları çantasıyla uğraşan Alya’ya takılmıştı.

“Bize kimin olduğunu söylemeyecek misiniz hocam?”

“Elbette açıklayacağım. Ama öncelikle arkadaşınızdan bu dersi anlatmasını isteyeceğim. Verdiği bilgileri sizin de bilmenizde fayda var.”

“Hocam sınavdan en yüksek kaç alındı?” öğrencinin sorusuyla hoca ona dönmüştü.

“Doksan beş aldı arkadaşınız.” Hocanın sözleriyle sınıfta bir uğultu oluşmuştu. İlk kez hocanın dersinden bu kadar yüksek not alan bir öğrenci çıkmıştı. Herkes birbirine bakarken hoca Alya’ya bakarak “Alya Türk tahtaya gelir misin?” dediğinde Alya adının söylenmesiyle hocaya bakmıştı. Konuşulanları dinlememişti bile. Genç kız neden tahtaya çağırıldığını anlamamıştı. Yine de yerinden kalkarak tahtaya çıkmıştı. Sınıfa döndüğünde ise hocanın sözlerine ile sakinleşmek için gözlerini kısa bir süreliğine kapatmıştı.

“Alya sınıfınızda en yüksek notu alan öğrenci. Öyle ki notunu kırmama rağmen bu notu aldı.”

“Hocam?” Alya yanında ki kadına yerine geçmek için izin isteyeceği sırada kadın sözünü kesmişti.

“Bu gün dersinizi Alya işleyecek. Ders sınav sorularının cevaplanması üzerine işlenecek. Böylece genel bir tekrar yapmış olacaksınız.” Alya hiç istemese de yine dikkatleri üzerine çekmişti.

“Hocam siz varken benim anlatmam doğru olmaz.” Alya’nın itirazı üzerine hoca gülümsemişti.

“Bizi bilgilerinle aydınlatmanı rica ediyorum Alya, yoksa sırf sınav için mi hazırlandın?” Alya kadının sözlerine sinirlense de belli etmemişti. Madem dersi anlatmasını istiyordu o zaman anlatırdı. Ama kendi usulünce!

“Peki hocam siz nasıl isterseniz. Ancak sizden ricam ben ders anlatırken sizin de sıralardan birinde oturmanız.” Hoca ve öğrenciler şaşkınlıkla genç kıza bakarken Alya taviz vermez bir tavırla kadına bakmıştı. Birkaç saniye süren bakışmanın ardından hoca yerinden kalkarak ön sıralardan birine geçip oturmuştu. Tek kaşını kaldırarak “Hadi seni dinliyoruz,” dedi. Alya kadının imalı gülümsemesine takılmıştı. Gözlerini kısarak derin bir nefes alıp tahtaya dönmüştü. Eline aldığı tahta kalemiyle vize soru cevapları başlığını atarak yeniden sınıfa dönmüştü.

“Madem hocamız bu dersi benim anlatmamı istedi o zaman aklınıza takılan sorularla başlayalım. Sınavda kaç soru vardı arkadaşlar?”

“Yedi!” ön sıralardan biri cevap vermişti.

“Evet, yedi soru vardı. Peki en çok hangi soruya zorlandınız?” Alya dersin başlangıcını yaparak soruları tahtaya yazmaya başlamıştı. Aklında tuttuğu soruları bir bir tahtaya yazarken öğrenciler kadar hoca da şaşkınlıkla genç kızı dinliyordu. Her bir soruyu tahtanın boş kalan kısmına şablon çizerek anlatırken dikkatini öğrencilerin hızla cevapları not etmesi çekmişti. Yedi sorunun tamamını cevaplarken hocanın puan kırmasına rağmen bildiği tüm bilgileri öğrencilere anlatmıştı. Ders bitmeden cevaplar biterken Alya hocaya dönmüştü.

“Sorusu olan var mı arkadaşlar?” öğrenciler gözleri parlayarak genç kıza bakarken hoca oturduğu yerden kalkarak Alya’nın yanına geçmişti.

“Evet arkadaşlar anlamadığınız bir kısım var mı? Varsa şimdi sorabilirsiniz. Ayrıca Alya arkadaşınıza teşekkür ederim.” Alya’ya yerine geçebileceğini işaret ederken genç kız hızla yerine geçmişti. Birkaç dakika sonra hoca dersi bitirdiğinde Alya ilk önce sınıftan çıkan kişi olmuştu. Peşine takılan birkaç kişiden kurtulmak için adımları hızlanırken kapıdan çıkar çıkmaz önüne çıkan arabaya can simidi gibi tutunmuştu. Arabanın kapısını açarak hızla içine binerken “Gidelim hemen” dedi. Cenk ve Selim arkaya dönerek genç kıza bakarken Alya omzunu silkeleyerek ikiliye baktı.

“Ne bakıyorsunuz gidelim hadi?”

“Birinden mi kaçıyorsun sen?” Selim’in sorusuyla Cenk hemen etrafı kontrol etmeye başlamıştı. Kapı ağzında bazı öğrencilerin onlara baktığını görünce kaşları çatıldı.

“Neden peşindeler?” Alya sıkıntıyla nefesini dışarıya verirken genç adama cevap vermişti.

“Sen arabayı çalıştır anlatacağım.” Cenk arabayı çalıştırarak yola koyulduğunda Alya geriye yaslanarak dikiz aynasından abisiyle göz göze gelmişti.

“Hocanın işgüzarlığı!” dediğinde Cenk gülümseyerek başın iki yana sallamıştı. Az da olsa durumu anladığını düşünüyordu.

“Notlar mı açıklandı?”

“Hoca fazla bilgi yazdığım için notumu kırmış. Onu geçtim soruların cevaplarını sınıfa anlatmamı istedi. Şimdide tüm sınıfın odak noktası oldum!” Alya hayıflanarak konuşurken Selim kardeşinin derdine gülmeden edememişti.

“Sen lisedeyken de mızmızdın.”

“Abi bu konu hakkında konuşmak istemiyorum. Neyse sen erken gitmiyor musun?”

“Ancak yetişirim uçağa Alya, hem sende alışveriş yapmayacak mıydın? Sana da vakit olur.” Cenk genç kızın da kendileriyle geldiğini öğrenince genç kızla göz göze gelmişti. Yol boyu arabada çalan kısık müzikle birlikte iki adam koyu bir sohbete dalmıştı. Alya müziğin etkisiyle arkada koltukta uyuya kalmıştı. Araca Sabiha Gökçen havaalanının kapısına geldiğinde Selim arka koltuğa dönerek uyuyan kardeşine bakmıştı.

“Ayla?” Alya abisinin ilk seslenişinde hemen uyanmıştı.

“Geldik mi?”

“Geldik uykucu hadi kalk artık.” Alya gerinerek uyandığında Selim kardeşine gülümsemişti. Arabadan indiğinde abisiyle iç hatlar kapısından içeriye girmişti. Cenk arabayı park etmek için yanlarından ayrılırken Selim kardeşini kolunun altına alarak kapıdan içeriye girmişti.

“Bir şeye ihtiyacın olduğunda çekinmeden beni aramanı istiyorum. Beni aramasan da Serdar abini aramalısın. Kendini yalnız hissetmemelisin. Gerçi Cenk her zaman yanında olacak.”

“O sizin yerinizi asla tutmaz abi,” dediğinde Selim gülümsemişti. Cenk yanlarına geldiğinde Selim ikisinin beklemesine gerek olmadığını söyleyerek zorla da olsa onları göndermeyi başarmıştı. Alya abisine sıkıca sarılırken ayrılması zor olmuştu.

“Hadi gidin geç olmadan eve dönersiniz!” Alya Cenk ile birlikte arabaya doğru yürürken arada geriye bakıp ağabeyini görmeye çalışıyordu.

“Hadi Alya, onu göremezsin artık.” İkili arabaya binerken Cenk arabayı çalıştırarak yola koyulmuştu. Alya geriye yaslanarak geriye bıraktığı yolları izlerken Cenk arada genç kıza kaçamak bakışlar atıyordu.

“Ne yapalım, nereye gitmek istersin?” Alya gelen soruyla genç adama dönerken bu gün düşünmeden hareket etmek istemişti.

“Önce alışveriş yapalım sonra sinemaya gidelim mi?” dediğinde Cenk gülümseyerek önüne dönmüştü.

“Uzun zaman olmuştu sinemaya gitmeyeli. Bana uyar sen nasıl istersen!” Cenk arabanın yönünü bildiği alışveriş merkezine doğru çevirirken Alya uzanarak radyoyu açmıştı. Kulağına yankılanan Ekin Uzunlar şarkısıyla gözlerini kapatarak geriye yaslanmıştı. Arada sessizce şarkıya eşlik ederken Cenk derin bir iç çekmişti. Yaşayacakları bu günü güzel geçirmek istiyordu. Kaygısız, tasasız bir şekilde yanında ki kızı tüm gün boyunca düşüncelerinden uzaklaştırmaya çalışacaktı!

***

Cenk ve Alya baş başa bir gün geçirecek. Bakalım ikilinin günü nasıl geçecek. Cenk’in ablası geri döndü! Sefa ve Asya arasında bakalım ne olur! Onur Akasya çifti de var tabi… Yorumlarınızı beliyorum!

BÖLÜM BİTTİ REKLAM ZAMANI!

27. BÖLÜM <<<<<——->>>>> 29. BÖLÜM

23331cookie-checkGelincik Çiçeği 28. Bölüm