Haziran 15, 2022 Yazarı mermaridyy 14

Gelincik Çiçeği 29. Bölüm

Herkese keyifli akşamlar. Keyifli bir bölümle geldiğimi umuyorum. Umarım bölümü seversiniz. Keyifli okumalar!

***

Araba seri bir şekilde havaalanından uzaklaşırken genç adam yanında sessizce oturan genç kıza kısa bir bakış atmıştı. Alış veriş merkezi çok uzakta değildi. Alya’nın sessizliğinden hoşlanmamıştı. Genç kız ne zaman kendi haline kalsa sürekli içinde olmayacak şeyler kuruyordu.

“Ne düşünüyorsun?”

“Geçiş yapmayı!” Alya’nın anında verdiği cevapla Cenk dişlerini sıkmıştı.

“Saçmaladığının farkında mısın?” Alya genç adama dönerek kısa bir bakış atmıştı. Başını iki yana sallayarak derin bir nefes aldı. Göğsü sıkışıyordu. İçinde oldukça huzursuz bir his vardı.

“Bilmiyorum ama sıkıldım. Daha yarım dönem olmadı ama ben okuldan sıkıldım. Bu olanlara anlam vermeye çalışıyorum ama başarılı olamıyorum. Neden demek istemiyorum bu isyana girer diye korkuyorum.” Kızın sözleriyle genç adam üzgün bir şekilde bakışlarını kaçırmıştı.

“Bunun da üstesinden geleceğine eminim sen sadece eğitimine odaklan.”

“Peki sen ne yapacaksın?” Cenk anlamaz bir şekilde genç kıza bakmıştı.

“Ben mi?”

“Evet, benim yanımda olduğun için sende hedef olacaksın. Bu okulda sana rahat vereceklerini sanmıyorum.”

“Sen benim ne olacağımı düşünme. Ben zaten geçici olarak burada eğitim veriyorum. Biraz Trabzon’dan uzaklaşmak istemiştim. Yeniden geri döneceğim.” Alya gözlerini kısarak genç adama bakmıştı.

“Madem öyleydi neden buradasın?”

“Söyledim ya uzaklaşmam gerekiyordu. Açıkçası Seda ve ailesinden uzak kalmak istedim.” Alya anlayışla başını sallarken Cenk sıkıntıyla solumuştu.

“Seda ile neden ayrıldın? Ayrılığınızın çıkan dedikodular yüzünden olmadığına eminim. Gerçi Aynur hanımın Arya’ya yapmak istediğini düşününce şaşırmamam gerektiğini düşünsem de sen eşini seviyordun.” Cenk duyduklarıyla duraksamıştı . Seda’yı seviyor muydu gerçekten? Kendi düşüncelerine dalarken Alya cevap alamayacağını düşünerek yeniden dışarıyı seyretmeye başlamıştı.

“Şurada bir alışveriş merkezi var gitmek ister misin? Yoksa başka bir yerde gidelim?”

“Burası iyi, açıktım yemek yeriz.” Cenk arabayı alışveriş merkezinin otoparkına çekerek durdururken Alya da kemerini çözerek genç adamın peşinden arabadan inmişti. İkili yan yana asansör kısmına giderek asansördeki listeye göre yemek bölümünün olduğu katın duşuna basarak kenara çekilmişti. Birkaç kat çıktıktan sonra kalabalık bir grup asansöre binerken genç kız geriye doğru çekilerek iyice Cenk’e yaklaşmıştı. Genç adam kızı köşeyle kendi arasına alarak koruma altına alırken Alya arkadan Cenk’i izlemeye başlamıştı. Sonunda asansör durduğunda Cenk kızı önüne alarak asansörden inmesine yardım etmişti. Alya genç adamın korumacı tavrına gülümsese de bunu göstermemişti.

“Şuraya oturalım mı?” Cenk kızın gösterdiği yere bakarak başını sallamıştı.

“Ne yemek istersin?”

“Köri soslu tavuk,” diyen Alya adamın da kendi onaylamasıyla aynı siparişi vermişti. İkili siparişlerinin gelmesini beklerken Alya etrafına bakınmaya başlamıştı. Bulundukları yerin karşısında ki bölümde sinema salonları vardı. Duvarlara asılı olan afişlerden hangi filmlerin gösterimde olduğuna bakarken Cenk kızın bakışlarını takip ederek sormuştu.

“Film izleyelim mi?”

“İsterdim ama zamanımız olmayacak. Alacaklarım var,” dediğinde Cenk gülümsemişti.

“O zaman sözün olsun!” Alya adamın sözleriyle başını ona çevirmişti. Cenk hala gülümsüyordu.

“Olsun bakalım, ama buraya tekrar gelir miyiz bilmiyorum. Borcumu Sakarya da öderim.”

“Bana fark etmez ben sözümü aldım.” Alya genç adamın ilk kez kendisinin yanında bu kadar rahat hareket ettiğini görüyordu. Bu durum genç kızın hoşuna gitmişti. Siparişleri geldiğinde keyifle yemeklerini yemişlerdi. Sohbet eşliğinde çaylarını da içtikten sonra genç kız kendi hesabını ödemek istemiş ama Cenk’ten güzel bir azar işitmişti. Alya açık olan yemek bölümünden çıkarken ilerdeki kitapçıya girmek istemişti. Cenk sessizce onu takip ederken Alya çoğu kişinin aksine dergilerin olduğu bölüme doğru ilerlemişti. Bahçecilikle alakalı birkaç dergi aldıktan sonra kasaya döndüğünde Cenk’in de birkaç kitaba baktığını görmüştü.

Elindeki dergileri kasadan geçiren Alya başını yeniden çevirdiğinde Cenk’in yanında duran kadınla sohbet ettiğini görünce kaşlarını çatmıştı.

“Boş bırakılmaya gelmiyorsun!” Alya kendi kendine söylenirken ağır adımlarla genç adamın yanına doğru ilerlemeye başladı. Yaklaştığında kadının genç adamdan kendisine kitap tavsiye etmesini istediğini duyunca istem dışı yüzünü buruşturmuştu.

“Size ben yardımcı olayım,” diye araya giren genç kız Cenk’e ters bir bakış atmıştı. öyle ki diğer kadının kendisine göz devirdiğinin farkında değildi.

“Gerek yok ben beyefendiden istemiştim.” Cenk Alya’nın keskin bakışları karşısında yutkunmuştu. Genç kızın bakışları Karadeniz gibi hırçınca dalgalanıyordu.

“Sözlüm haklı o daha çok kitap okur ben size yanlış kitap tavsiye etmeyeyim.”

“Sözlünüz mü?” Alya gözlerini kısarak arka raftaki kişisel gelişim kitabını alarak kadına uzatmıştı.

“Bu tam size göre, kendinizi geliştirmeniz için birebir bir kitap. Eminim çok faydasını göreceksiniz.” Alya kadının eline kitabı tutuşturarak Cenk’in kolunu tutup çıkışa yönlendirmişti.

“Hadi çıkalım buradan!” Cenk şaşkınlıkla genç kıza bakarken Alya davranışın farkında bile değildi. Oldukça sinirliydi ve neden sinirlendiğini bile bilmiyordu. Elinin altında ki kaslar gerilirken genç kız ne yaptığı fark etmişti.

“Özür dilerim fark etmemişim,” diyen Alya adamın kolunu bırakarak hızla yürümeye başladı. Cenk kızın arkasından hem şaşkın hem de garip bir heyecanla bakarken adımlarını hızlandırarak yanında yürümeye başlamıştı.

“Nereye gideceğiz?”

“Aslında benim birkaç kıyafet almam gerek, istersen sen başka bir yerde takılabilirsin.” Cenk kızın sözlerine kaşlarını çatmıştı.

“Ne alacaksan alacağın yerlere birlikte gideceğiz.” Alya’nın önüne geçip asansöre yönelirken genç kız nefesini dışarıya vererek “Merdivenleri kullanalım,” dedi. Genç adam merdivenlere yönelen genç kızın peşine takılırken kendi kendine söyleniyordu. Birden ortam gerilmişti ama neden gerildiğini anlayamamıştı.

Alya kıyafet satan bir mağazanın vitrinine bakarken mağazada kendisine göre kıyafet olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. Vitrindeki kıyafetler pek onun tarzı olmadığı için ilk mağazayı eleyerek karşı taraftaki mağazaya yönelmişti. Spor kıyafetlerin olduğu vitrin dikkatini çekerken genç kız etrafı inceleyerek mağazaya girdi. Cenk onun peşinden giderken kendisine de yeni birkaç kıyafet almaya karar vermişti. Vitrinde spor kıyafetlerin olmasına rağmen iç kısımlarda normal günlük kıyafetlerinde olması genç kızı sevindirmişti. Oldu olası mağaza mağaza gezmeyi sevmezdi zaten. Askılıkta asılan kıyafetlerin arasında günlük giyebileceği uzun tuniklere bakarken bir yandan da tuniğin altına giyebileceği bol pantolonlara bakıyordu.

Genç kız eline aldığı koyu yeşil renkteki tunik ile kabine girerken altına giyebileceği kırık beyaz bir pantolon almıştı. Üzerini değiştirerek dışarıya çıktığında boy aynasının karşısına geçerek kıyafetin dar olup olmadığını kontrol ediyordu. Cenk’in kendisine doğru geldiğini görünce genç kız yutkunmadan edememişti. Genç adam üzerine geçirdiği spor kıyafetle yanında ki aynanın önüne durduğunda Alya ona kaçamak bakışlarla bakmıştı.

“Üzerindeki yakışmış, onu almalısın.” Alya adamın sözlerine sadece başını sallarken ilk kez ondan utandığını hissetmişti.

“Sen de almalısın!” diyerek adamın cevap vermesini beklemeden hızla kabine girmişti. Birkaç kıyafet daha denedikten sonra Alya mağazandan ayrılmak istediğinde Cenk onu durdurmuştu.

“Bana yardım eder misin?” Alya adamın neden bahsettiğini anlamadığı için şüpheyle ona bakmıştı.

“Ne için?”

“Cemile’ye birkaç kıyafet almak istiyorum ama ne alacağımı bilmiyorum.” Alya adamın mahcup bir şekilde kendine bakmasına hafif gülümsemişti. Başını sallayarak genç adamı onaylarken dün akşam gördüğü kadını gözünün önüne getirmeye çalışmıştı. Kendisinden kısa olmasına rağmen oldukça zayıf bir kadındı. Bedenini tahmin ederek birkaç kazak ve etek aldıktan sonra Cenk ile bir alt kata ayakkabıcıya doğru ilerlediler. Kış kapıya dayanmış durumdaydı. Alya kendisine kışlık bot ve su geçirmez ayakkabı alırken Cenk’te ablasına aynı şekilde alışveriş yapmıştı.

“Umarım Cemile abla aldıklarımızı beğenir.”

“Merak etme ablam hediyenin her türlüsünü severdi.” Cenk duraksadığında Alya genç adama baktı. Onun sıkıntılı olduğunu anlayabiliyordu. Alışverişlerini tamamladıktan sonra arabaya elleri dolu bir şekilde ilerleyen ikili önlerini kesen kızlarla şaşırmışlardı.

“Bakın burada kimler varmış, bende yanlış gördüğümü sanmıştım.” Alya önlerinde imalı bir şekilde gülümseyen genç kızlara bakarken oldukça donuk bir ifade takınmıştı.

“Merhaba kızlar sizi burada görmeyi beklemiyordum.” Cenk Alya’nın sessiz kalışından araya girme ihtiyacı hissetmişti.

“Cenk hocam biz burada yaşıyoruz ama sizi görmek bize sürpriz oldu.”

“Öyle mi dünya küçük!” diyen Cenk kızların alaycı bakışlarından hoşlanmamıştı. Alya’nın canının sıkılmasını istemiyordu. Bu kızlar üniversitede Alya’nın sınıfında okuyordu.

“Ee Alya buna ne diyeceksin? Hani Cenk hoca ile aranda bir şey yoktu. Bakıyorum da gayet rahat bir şekilde dolanıyorsunuz buralarda!” dediğinde Alya kızın alaycılığına gülümseyerek bakmıştı. Alya’nın gülümsemesi Cenk dahi diğer kızları da şaşırtırken genç kızın sözleriyle duraksamıştı.

“Neden dolaşamayım Sezin, bugüne bugun Cenk benim sözlüm olur. Bundan daha doğal ne olabilir.”

“Siz…” Kızlar şaşkınlıkla ikiliye bakarken Cenk’te en az kızlar kadar şaşkındı.

“Evet biz, ne olmuş bize?”

“Herkesi kandırdınız…” diğer kız ortaya atılırken Alya yeniden gülmüştü.

“Aksine kimseyi kandırmadık. O zamanlar Cenk ile bir alakam yoktu. Ama kader bu ya yeniden Cenk hoca ile karşılaştık. Bu arada ben Cenk’in hem sözlüsüyüm hem de asistanı, buna ne dersiniz? Şimdi gidip tüm sınıf arkadaşlarınıza bu haberi yayabilirsiniz. Sahi siz ne işle meşguldünüz?” Alya’nın alaycılığı genç adamı odlukça şaşırtmıştı. Bu tavır Alya’ya hiç yakışmıyordu.

“Alya?”

“Efendim Cenk, bir şey mi söyleyeceksin?” genç adam kızın kulağına doğru eğilerek sessizce konuşmuştu.

“Biraz ileri gitmiyor musun?”

“Neden? Bu dedikoducular yüzünden benim mezuniyetim berbat oldu. Bunlar yüzünden okulun son zamanları cehenneme döndü. Şimdi haklı bir şekilde dedikodu yapsınlar.” Alya kızlara dönerek devam etmişti.

“Sizi gördüğüme sevindim derdim ama yalan söylemek bana göre değil. O yüzden umarım bir daha karşılaşmayız.”  Alya kızları şok olmuş bir şekilde arkasına bırakarak yürürken Cenk’te onu takip etmişti.

“Alya biraz sakin olur musun?”

“Ben sakinim, hem de hiç olmadığım kadar sakinim. Oh be rahatladım…”

Cenk asansörü çağırarak elindeki paketlerle içine girerken genç kızda hemen ardından asansöre binmişti. Kapılar kapanırken hala kendilerine şaşkınca bakan kızlara küçük bir göz kırpmıştı.

“Sen çok fenasın,” diyen Cenk gülmemek için kendisini zor tutuyordu.

“Ben bir şey yapmıyorum. Bundan sonra hak edece hak ettiği gibi davranacağım. Size gelince Cenk hocam, benim sözlüm olduğunuz sürece davranışlarınıza dikkat ederseniz sevinirim.” Asansörün kapısı açıldığında genç kız hızla aşağı inmişti. Arabaya doğru ilerlerken Cenk arkasından şaşkınlıkla bakıyordu. Neler oluyordu bu kıza?

Yola çıktıklarında akşama bir saat kadar zaman kalmıştı. Alya başını koltuğun kenarına dayayarak gözlerini kapatırken Cenk kısık seste radyoyu açarak ortamın azda olsa ambiyansını değiştirmişti. Alya müzik etkisiyle uyuya kalırken Cenk’in kendisine seslenişini duymamıştı. Cenk cevap alamayınca genç kızın uyuduğunu görünce derin bir iç çekerek “Ben seninle ne yapacağım?” diye sessizce söylendi.

Genç adam eve yaklaştığında telefonunun çalmasıyla hemen cevapladı. Alya’nın yerinde kıpırdadığını görünce genç kıza kısa bir bakış atıp karşıdan konuşan annesini dinliyordu. Deniz Hanım nerede olduğunu, kaçta geleceğini soruyordu. Alya’nın hala eve gelmediğini de söylerken oldukça endişeliydi.

“Anne Alya benim yanımda, İstanbul’daydık.” Kadın kısa bir süre sessiz kalırken karşı taraftan bir iç çekme sesi gelmişti genç adamın kulağına.

“Eh be oğlum neden haber vermiyorsunuz? Ne kadar endişelendim biliyor musun?”

“Af edersin anne düşünemedik. Selim abiyi yolcu etmek için gitmiştik. Sonra da eksikleri almak için alışverişe gittik.”

“Tamam oğlum, akşama güzel yemekler yaptım. Kızımı alda bize getir. Eve çıkmasın yemekten sonra çıkar.”

“Anne Akasya gelecektir akşama, kız yalnız kalacak eve.”

“Bir şey olmaz sen ikisini de bize getir. Hem ablanla da doğru düzgün tanışmış olurlar.” Cenk kıpırdanan kıza bakarak “Tamam anne,” dediğinde Alya gözlerini aralamıştı. Telefonu kapatan genç adam Alya’nın uyku mahmuru daha da koyulaşan gözlerine farkında olmadan hayranlıkla bakmıştı.

“Günaydın!” Alya ensesini rahatlatarak adama dönmüştü.

“Arayan Deniz teyze miydi?” “Evet, seni merak etmiş. Ayrıca güzel yemekler yapmışlar bizi bekliyorlar.” Alya başını sallayarak çantasından telefonunu

alıp kontrol etmişti.  

“Hay aksi sessizde kalmış. Abim kaç kez aradı.” Alya cevapsız çağrıları görünce hemen aramıştı.

“Alya neredesin? Neden telefonuna cevap vermiyorsun?”

“Özür dilerim abicim telefon sessizde kalmış. Sen eve geçtin mi?” “

“Ben eve geçeli çok oldu Alya, bir daha bu şekilde dikkatsiz davranma. Eve döndünüz mü?”

“Yeni mahalleye geldik. Bu arada seni ve Serdar abimi iflas ettirdim haberin olsun,” dediğinde genç kız kıkırdamıştı. Selim kardeşinin alışveriş yapacağını biliyordu ancak ima ettiği kadar para harcamadığına emindi.

“Hadi bana acımıyorsun yeni evlenen Serdar abine de mi acımadın?” dediğinde Alya gülmüştü.

“Neden acıyayım ki? Adam kirli çıkı maşallah iyi kazanıyor.”

“Alya, çok ayıp.” İkili gülerken Cenk abi kardeşin şakalaşmasını tebessüm ederek dinlemişti.

“Annemleri gördün mü, nasıllar?”

“Onları merak etme sen, yakında yanına gelecekler haberin olsun. Ona göre kendini hazırlarsın.”

“Öyle mi?” Alya abisinin sözlerine şaşırmıştı.

“Kim kim gelecekler?”

“Bilmiyorum ama annem ve babamın geleceği kesin. Merak ediyorlar nerede kaldığını. Düğün telaşı da bitince bir engelleri kalmadı.”

“Peki ananem?” Alya oldukça heyecanlanmıştı. Ailesi onu ziyarete gelecekti. Cenk kızın heyecanının nedenini merak ederken sessiz kalmayı sürdürmüştü. Alya telefonunu kapattığında neşeyle Cenk’e döndü.

“Annemler gelecek!” Alya neşesiyle genç adamı da mutlu ederken kıza cevap vermişti.

“Senin adına sevindim, özlemiş olmalısın.”

“Hem de nasıl özledim bilemezsin. Ne zaman gelecekler bilmiyorum ama çok mutluyum.” Cenk başını sallayarak arabayı evin önüne durdurmuştu. Alya arabadan inerken alt katın kapısı açılmış Deniz Hanım evden dışarıya çıkmıştı. Genç kız arka koltuktan paketlerini alırken kadının neşeli bir şekilde kendilerine yaklaşmasına gülümsemişti.

“Hoş geldiniz çocuklar, nerede kaldınız?”

“Geldik anne, bir şey mi oldu?” Cenk merakla sorarken kapıda kendisini izleyen ablasıyla göz göze gelmişti. Cemile kardeşinin elindeki paketleri görünce ileri çıkmıştı. Cenk elindekileri ablasına uzatırken genç kadın sessizce genç adamın elindekileri almıştı. Alya paketlerini iki eline sığdırarak Deniz hanıma doğru yaklaşırken kadın kızın eline uzanmış ancak Alya elini geri çekerek kadının hamlesini boşa çıkarmıştı.

“Ben taşırım Deniz teyze, sen yorulma.”

“Olur mu kızım bunca şeyi nasıl taşıyacaksın?” Alya cevap veremeden Cenk kızın elinden almıştı. Alya paketleri alıp merdivenlere yönelen adamın arkasından bakakalırken Deniz Hanım kızın bakışlarına gülmüştü.

“Ben üzerimi değiştirip geliyorum Deniz teyze,” diyen genç kız kadının kendisine sarılmasıyla duraksamıştı. Kadının ani gelen sarılmasıyla genç kızın gözleri kapıda ki kadına takılmıştı.

“Cemile abla kıskanacak, bana böyle sarılmamalısın.”

“Kızım kimi kıskanıp kimi kıskanmayacağını bilir Alya, sen benim ikinci kızımsın.” Alya kadının samimi sözleriyle mutlu olmuştu. Deniz Hanım ona her zaman sevgisini açıkça göstermişti. Alya başıyla Cemile’ye selam vererek merdivene yönelerek evine çıkmaya başlamıştı. Cenk paketleri kapıya bırakarak aşağı inerken genç kızla yan yana gelmişti.

“Aşağı inmek için fazla vaktin yok, birazdan yemek hazır olur.” Alya cevap vermeden adamın yanından bir üst kata evine çıkmıştı. Akasya’ya mesaj atarak gelirse alt katta olacağını bildirmişti. Evinin kapısını açarak paketleri odasına taşıyıp üzerini değiştirmişti. Birkaç dakika oyalandıktan sonra üzerine hırkasını alarak kapıya yönelmişti. İlk kez alt kata inerken tedirgindi. Tedirginliğinin nedeni de hiç tanımadığı Cemile’nin varlığıydı. Kadının bir köşesine çekilerek sessiz kalması genç kızın dikkatini çekiyordu.

***

Cenk elindeki paketleri ablasına uzatarak gülümsemişti. Cemile kardeşine bakarak paketleri alırken Deniz Hanım oturduğu yerden iki kardeşi izliyordu.

“Bunlar ne Cenk?”

“Sana birkaç şey aldım, umarım beğenirsin.”

“Ne gerek vardı Cenk?” diye soran genç kız mahcup olmuştu. Cenk ablasının bakışlarını kaçırmasıyla iki omzundan tutarak kendisine bakmasını sağlamıştı.

“Abla bundan sonra bir ihtiyacın olduğunda bana söylemeni istiyorum. Bana söyleyemezsen de anneme söyle. Biliyorum gelirken yanında çok fazla şey getirmesin. İhtiyacın olur,” diyerek kadını ikna etmeye çalışmıştı. Cemile’nin gözleri yaşarırken Cenk ablasına sarılarak annesine bakmıştı. Kadının gözleri de dolmuştu.

“Hadi sofrayı kuralım Alya gelir birazdan.” Cemile annesine tek kaşını kaldırarak bakmıştı.

“Hayırdır anne ne bu Alya merakın?” dediğinde Deniz Hanım gülmüştü.

“Ne o kıskandın mı?”

“Neden kıskanmayayım anne. Sen benim annemsin.” Cenk ablasının kendisine göz kırpmasıyla gülümsemişti.

“Alya bir tanedir kızım, sende tanıyınca seveceksin.”

“Tanıyalım bakarız.” Mutfağa giderken Deniz Hanım şaşkınlıkla oğluna bakmıştı.

“Oğlum, ablan Alya’ya ters bir şey söylemez değil mi?” Cenk omuzunu silkerken cevap vermişti.

“Bilmem anne, o senin kızın söyleyebilir de.”

“Yok canım Cemile’m öyle biri değildir. Eminim o da Alya’yı sevecektir.” Kadın endişeli bir şekilde kapıya doğru bakarken Cenk dayanamayarak annesine sarılmıştı.

“Merak etme anne ablam öyle biri değildir.”

“Değildir değil mi oğlum,” dediğinde Cenk annesi için üzülmüştü. Kapının zilinin çalmasıyla genç adam annesinden ayrılarak kapıya yönelmişti. Kapıyı açtığında Alya ile göz göze gelmişti. Genç kız bakışlarını hemen kaçırırken Cenk “Hoş geldin, gel içeri,” diyerek kenara çekilmişti. Alya bir şey söylemeden eve girerken Deniz Hanım onu salonun kapısında karşılamıştı.

“Gel kızım nasılsın? Bu gün çok yoruldunuz mu?”

“Yok Deniz teyze, fazla yorulmadık.”

“İyi bari hadi mutfağa geçelim.” Alya kadının yönlendirmesiyle mutfağa geçerken Cemile’nin çorbaları kaselere doldurduğunu görünce duraksamıştı.

“Kolay gelsin Cemile abla, yardım edecek bir şey var mı?” Cemile genç kıza dönerek hafif gülümsemişti.

“Yok canım hadi masaya geçelim.” Cemile’nin cevabı ile rahat bir nefes alan Deniz Hanım Cenk’i güldürmüştü. Genç kız yerine otururken masanın baş taraflarına Cenk ve Deniz Hanım geçmişti. Cenk’in “Afiyet olsun,” demesiyle sessizce yemeğe başladılar. Birkaç dakika sonra Cemile başını kaldırarak Alya’ya bakmıştı.

“Ee Alya sende bizim oralıymışsın?” dediğinde Alya başını kaldırarak genç kadına bakmıştı.

“Evet, Trabzon’luyum?”

“Merkezde mi köyünde mi oturuyorsunuz?”

“Köyümüzde var ama biz merkezde oturuyoruz. Köyde sadece ananem kalıyor.”

“Öyle mi? ne okuyorsun?” Cenk ablasının sorusuyla araya girmişti.

“Abla Alya benim öğrencimdi. Şimdi de asistanlığımı yapıyor.” Cenk’in sözleriyle genç kadın yeniden Alya’ya dönmüştü.

“Maşallah mesleğini eline almana az kaldı demek ki.”

“İnşallah duamız o yönde bakalım Allah nasip ederse.” Cenk kızın sözleri ile ona dönerken bu kez Alya sormuştu.

“Sen çok kalacak mısın abla, Deniz teyze seni çok özlemişti. İyi oldu geldiğin!” dediğinde ortam bir anda buz kesmişti. Alya yanlış bir şey sorduğunu düşünürken Deniz Hanım kızın bakışlarında ki tedirginlikle araya girmişti.

“Yanlış bir şey mi söyledim?” Cemile kızın tedirgin çıkan sesiyle kendine gelmişti.

“Yanlış bir şey sormadın Alya, sadece hazırlıksız yakalandık. Ben geri dönmeyi düşünmüyorum. Boşanmaya karar verdim.” Cemile’nin katı sesi Cenk ve annesini şaşırtırken Alya kadının kararlı duruşuna buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Eminim haklı nedenin vardır Cemile abla, bir yuva kolay kurulmuyor ki bozulsun.” Alya’nın sözleri ile gülümsemişti.

“Öyle bazen olmayınca olmuyor. Neyse bu tatsız konuları bırakalım da sizden bahsedelim. Nedir bu sözlenme konusu?”

“Bu konu biraz uzun mesele, sonra anlatırız abla.” Cenk konuyu kapatırken kapı zilinin çalmasıyla Cenk yerinden kalkmıştı. Birkaç dakika sonra da yanında Akasya ile yeniden mutfağa girmişti.

“Herkese hayırlı akşamlar,” diye şakıyan genç kız herkesin odak noktası olmuştu.

“Hoş geldin Akasya, geç kaldın.”

“Bizimkiler bırakmadı bir türlü. Sanki ilk kez geliyormuşum gibi Onur’u peşime taktılar,” dediğinde Alya gülmemek için kendisini zor tutmuştu.

“Onur oğlumu neden senin peşine taktılar ki?” Deniz hanımın sorusuyla Alya gülmüştü.

“Onur bizim kıza talip Deniz teyze,” dediğinde Akasya hemen itiraz etmişti.

“O nasıl söz Alya, ne demek talip?”

“Yalan mı, küçükken seninle evleneceğini söyleyip durmuyor muydu? Bak şuraya yazıyorum Onur senin için geri dönmediyse bende bir şey bilmiyorum.” Akasya utanarak bakışlarını kaçırırken Cemile ve Deniz Hanım gülerek onları izliyordu. Cenk konuşmaya dahil olmamıştı.

Yemekler yenip çay içmek için salona geçtiklerinde sohbet oldukça koyulaşmıştı. Saatin geç olduğunu gören Alya izin isteyerek kalkarken Akasya da onunla birlikte ayaklanmıştı. Ertesi gün sabah erkenden kalkacaklardı. Akasya ve Alya evlerine çıkarken Cenk de izin isteyerek odasına gitmişti.

***

“Bu gün bir şey mi oldu Alya?” Akasya’nın sorusuyla genç kız ona dönmüştü. Evin anahtarını masanın üzerine bırakarak salonun ışığını yakıp kanepeye oturmuştu.

“Ne gibi?”

“Bilmem sadece garip davranıyorsun. Ne oldu bu gün?” Alya kızın sözleri ile duraksamıştı. Garip davrandığının farkında bile değildi. Düşündükçe ne zamandan beri bu şekilde davrandığını kavramaya çalışmıştı. Aklına gelen kişilerle dişlerini sıkmıştı.

“Bu gün eski sınıfımdan birkaç kişiyle karşılaştım.”

“Ee ne var bunda?”

“Cenk hoca da yanımdaydı!” dediğinde Akasya olayı az da olsa kavramıştı. Başını sallayarak kızının yanına otururken bir ayağını kırarak genç kıza dönmüştü.

“Olanları boş ver Alya, sen geleceğine bakmalısın. Kimin ne dediği önemli değil. Nasıl mutlu olacaksan o şekilde yaşa!”

“Elimde değil Akasya, kendime yakıştıramıyorum bazı şeyleri.” Akasya üzgün bir şekilde genç kıza bakarken Alya derin bir iç çekmişti.

“Bunda da vardır bir hayr. Hadi yatalım sabah erkenden kalkacağız.” Akasya kendi odasına geçerken Alya bir süre daha oyalanarak odasına çekilmişti.

***

Genç kız sabah büyük bir gürültüyle gözlerini aralarken dışarıdan gelen bağrışlardan korkarak hızla yerinden kalmıştı. Koşarak balkona çıktığında aşağıdan gelen bağırtıyla hızla aşağıya bakmıştı. Deniz Hanım dizlerini döverek vahlanıp ağlarken Alya korkuyla kapıya koşmuştu. Merdivenleri ikişer ikişer koşarak inerken balkondan göremediği ama son basamaya indiğinde gördüğü şeyle donup kalmıştı.

“Oğlum!” diye bağıran kadın kucağında kanlar içinde yatan Cenk’e sarılıyordu. Onur da peşinden koşarak Cenk’in yanına çökerken Alya etrafa bakınarak ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

“Deniz teyze,” diye seslenen genç adam Alya’nın kendisine gelmesini sağlamıştı. Görmeyi beklediği kişiyi göremeyince hızla etrafına bakınmaya başlamıştı. Az ilerde arabaya zorla bindirilmeye çalışılan Cemile’yi görünce öfkeyle koşmaya başlamıştı.

“Cemile abla?” diye bağıran Alya hala direnen Cemile’ye yetişmeye çalışıyordu. Genç kadın ağlayarak direnirken bir yandan da Cenk’e sesleniyordu. Gözlerinde ki korkuyu Alya ölse unutmayacaktı. Son anda arabaya yetişen genç kız arkası kendisine dönük olan adamı omzundan tutarak sertçe geriye çekip yere savurmuştu. Deli gücü bu olsa gerekti. Nefes nefese boşta kalan Cemile’yi arkasına çekerken kendilerini izleyen mahalleliye daha da öfkelenmişti. Adam elindeki kanlı bıçakla Alya’ya doğru dönerken Alya dişlerini sıkarak adama bakıyordu.

“Canına mı susadın be kadın?” diye öfkeyle konuşan adam Alya’nın daha da sinirlenmesine neden olmuştu. Ah şimdi Serdar abisi yanında olacaktı ki kendisine öğrettiği şeyleri uygularken onu izleyecekti. Aklına gelenle başını iki yana sallarken genç kız adama odaklanmıştı. Arabanın içindeki adam dışarıya çıkmak isterken Alya tekme ile kapıyı kapatmıştı. “Sakın dışarı çıkayım deme, hapislerde sürünürsün.” Adam kızın bakışlarından çekinerek yerinde kalırken elinde bıçağı olan adam Alya’ya doğru hamle yaparken Cemile “İsmail yapma,” diye bağırmıştı. Adamın genç kadının kocası olduğunu anlayan Alya daha da sinirlenmişti. Bir kadının kocasından dayak yemesine izin veremezdi. Alya kenara çekilirken adamın hamlesi boşa çıkmıştı. Alya çevik davranarak adamın dizinin arkasına sert bir şekilde vurarak adamı yere düşürmüştü. Eline vurarak bıçağı yere düşürürken adamın ense köküne de dirseğini geçirmişti. Adam yere düşerken kendinden geçmişti. Cemile genç kıza şaşkınlık bakarken annesinin feryadını duyunca koşarak kardeşinin

yanına gitmişti. Cenk Onur’un müdahalesine rağmen kendinde değildi. Sokağın başından ambulans sesi yükselirken Alya adamı hırkasının kemeriyle bağlayarak polisi aramıştı. Aklı arkasında ki adamda kalsa da korkudan yanına gidemiyordu. Cenk’i o şekilde görmeye dayanamıyordu. Alya gözerine dolan yaşı geri gönderirken koşarak yanlarına gelen Akasya’nın büyük abisiyle yere çökerek sessizce ağlamaya başlamıştı.

“Alya neler oluyor?” genç kız yaşadığı adrenalinin geçmesiyle titremeye başladı.

“Abi, o ölüyor,” dediğinde Ekrem’in bakışları arka tarafta yerde yatan genç adama takılmıştı.

“Korkma Cenk iyi olacaktır.” Ambulanstaki sağlık görevlileri genç adama müdahale ederken Alya ona bakamıyordu.

“Allah’ım ona bir şey olmasın!” Alya oturduğu yerde donup kalırken sürekli dua ediyordu. Ne ambulansın yanından geçip gittiğini gördü ne de polislerin gelip İsmail’i aldığını fark etmişti. Tek düşündüğü kaybetmekten korktuğu Cenk’in iyi olmasıydı!

***

Cenk yaralandı. Alya yavaştan duygularının farkına varıyor. Alya bakalım ne yapacak! Yorumlarınızı bekliyorum. Umarım beni yalnız bırakmazsınız.

BÖLÜM BİTTİ REKLAM ZAMANI!

28. BÖLÜM <<<<<<——–>>>>>> 30. BÖLÜM

23451cookie-checkGelincik Çiçeği 29. Bölüm