Gelincik Çiçeği 30. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Hadi hep birlikte bölüme geçelim! Keyifli okumalar.

****

Genç kız donmuş bir şekilde acı bir sirenle uzaklaşan arabanın arkasından bakarken koluna temas eden baskıyla başını çevirip kendisine seslenen genç kıza bakmıştı.

“Alya, iyi misin?” Alya cevap verecek durumda değildi. Az önce ne olduğunu beyni kavramaya başladığında gözü alt dairenin kapısının önünde birikmiş kan yığınına takılmıştı. O kan Cenk’e aitti. Başını iki yana sallarken nefes alamadığını hissedip yere çökmüştü. Sağ eliyle sol tarafına vururken gözünü birikmiş kan yığıntısından ayırmıyordu.

“Hanım efendi, iyi misiniz?” Alya kimseyi duymuyordu. Kulakları herkese sağır olmuş hipnoz bir şekilde kana bakıyordu. Birkaç polis memuru evin kapısından içeri girerken dudaklarından sessiz bir feryat kopmuştu.

“Girmeyin içeriye,” diye söylenirken Akasya kızı sarsmaya başladı.

“Alya kendine gel…” Alya genç kızı duymazken Akasya ağlamaya başlamıştı.

“Akasya, neler oluyor?” Akasya kendisine seslenen abisine dönerken gözyaşları sicim gibi yanağını ıslatıyordu.

“Abi, Alya kendine gelmiyor. Tepki vermiyor.” Erhan koşarak ikilinin yanına giderken Alya’yı iki kolundan tutup sarsmaya başlamıştı.

“Alya, kardeşim kendine gel,” dese de fayda etmemişti.

“Hanım efendi, yaralı neyiniz oluyor?” ‘yaralı!’ genç kızın kulaklarına dolan kelime Alya’yi kendine getirmiş gibiydi.

“Yaralı, Akasya o yaralandı… Akasya…” Alya delirmiş gibi etrafına bakınırken polis genç kızı tutmaya çalışıyordu.

“Alya sakin ol hastaneye gitmemiz gerek.”

“Hastane?” Alya yeniden etrafa boş bakışlarla bakarken polis arabasında götürülen adamı görünce yerinden kalkarak arabaya doğru koşmuştu.

“Seni mahvedeceğim, ona uzanan ellerini yerinden kıracağım.” Alya arabanın camına vururken oldukça öfkeliydi. Az önce boş olan bakışları şimdi alev alev yanıyordu.

“Alya sakin ol!” Erhan genç kızı tutmaya çalışırken ona poliste yardım etmeye çalışmıştı.

“Hanım efendi sakin olun yoksa sizi de almak zorunda kalırız.”

“Bu adam bir cani, o adamın kimseye bir zararı yoktu. Bu adam Cenk’i öldürmeye kalktı.”

“Alya kendine gel!” Bu kez farklı bir kişiden ses gelmişti. Alya duyduğu sesi algılamak için arkasını döndüğünde hiç beklemediği kişiyle yüz yüze gelmişti.

“Baba!” Alya yaşlı adamın yanında ki kadını görünce hıçkırarak ağlamaya başlamıştı. “Anne!” diyerek kadına koşarken yaşlı kadın kollarını açıp onu sarmalamıştı. Emine Hanım ve Ahmet Bey büyük oğullarının kızının yanına gittiğini öğrenince kızına bir şey olduğunu düşünerek hemen yola çıkmıştı. Onlara göre Selim habersiz Alya’nın yanına gittiyse bir sorun olmalıydı.

“Kızım ne bu hal?”

“Anne, o adam Cenk’i bıçakladı!” dediğinde Emine Hanım bir elini ağzına götürerek üzüntüyle kocasına dönmüştü.

“Ahmet hemen Deniz’in yanına gidelim. Perişan olmuştur.” Alya annesinin sözleriyle daha çok kendine gelmişti. Sabah sabah Deniz hanımın feryadıyla uyandığını hatırlayınca yutkunmuştu. O telaşeden kadına destek olamamıştı.

“Alya Hanım polis merkezine gelip ifade vermeniz gerekiyor.”

“Sonra gelsem olmaz mı şimdi hastaneye gitmemiz gerek.” Polis memuru kızın perişan halini görünce kafasını sallamak zorunda kalmıştı.

“O zaman diğer aile üyeleriyle hastanede ifade verebilirsiniz.” Alya başını sallarken ailesinin gelmesine sevinemeden üzüntüyle onlara bakmıştı. İkilinin elinde ki küçük valizi alarak Cenk’in kapısı açık olan evinin içine girerken polislere valizi bırakıp çıkacağını söylemişti. Olay yeri gelip etrafı incelerken genç kızın gözüne hazır olan kahvaltı ve yarıya inmiş çay bardakları takılmıştı.  İçini acı kaplarken annesinin seslenmesiyle hemen evden çıkıp Erhan’ın ayarladığı arabaya binmişti. Hep birlikte hastanenin yolunu tutarken içinden sürekli Cenk’e bir şey olmaması için dua ediyordu.

“Alya o adamı nasıl yakaladın hala inanamıyorum.” Akasya’nın sorusu arabada sessizlik oluştururken genç kız dışarıyı izlemeye daldığı için Akasya’nın sorusunu duymamıştı.

“Hangi adamı?”

“Cenk hocayı yakalayan adam, kız kardeşini kaçırmaya çalıştı ama Alya ona engel oldu. Arkadaşım çok cesurdu!” dediğinde Ahmet beyin bakışları kızına dönmüştü. Alya babasının bakışlarını hissedince ona döndü.

“Bir şey mi oldu babacım?”

“Sen kavga mı ettin Alya?” adamın sorusuyla genç kız yutkunmuştu. Babası oldukça ciddi bir ifadeyle ona bakıyordu.

“Ben müdahale etmeseydim Cemile ablayı alıp gidecekti. Kadına ne yapardı düşünmek bile istemiyorum.”

“Adamın bıçağı vardı Alya, kendini tehlikeye atmamalıydın.”

“Ne yapsaydım baba, onca komşusu var adamlar kenardan izlerken kadını alıp gitmesine izin mi verseydim. Hem Serdar abimin öğrettiği gibi hareket ettim bana yaklaşmasına izin vermedim.”

“Bu bir savunma değil,” diyen adam endişeliydi. Kızına kızmak istese de başaramamıştı. Onunla gurur duyuyordu.

“Ahmet gitme kızın üzerine o doğru olanı yaptı. Deniz kim bilir ne kadar korkmuştur.”

“Emine kızına arka çıkma. Bu gün yapan yarın yine yapacaktır.” Adam geri yaslanırken Akasya mahcup bir şekilde arkadaşına bakmıştı. Alya ise babasından azar yeniş olsa da umursamamıştı. Şuanda tek düşündüğü Cenk’in iyi olmasıydı.

Araba hastanenin önünde durduğunda Alya arabadan inmeye cesaret edememişti. Ya Cenk’ten kötü bir haber alırsam diye düşünürken kapısını açan genç kızla göz göze gelmişti.

“Alya gelmiyor musun?” Akasya kıza anlayışla bakarken Emine Hanım ilk kez kızını bu kadar korkmuş görüyordu.

“Ya öldüyse Akasya, bunu duymaya dayanamam.”

“Korkma hayatım, Onur hemen müdahale etti. Şimdi ameliyata alınmış olmalı.”

“Bilmiyorum, içeri girmeye korkuyorum.” Emine Hanım şaşkınlıkla kızına bakarken araya girmişti.

“Benim kızım Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmazdı, ne oldu sana! Ne gelirse Allah’tan gelir diye sen öğretmedik mi sana?” Alya annesinin çıkışı ile susmuştu. Başını sallayarak arabadan inerken ayakları geri geri gitmek istese de koluna giren genç kızla hastanenin danışma bölümün eğitmişti.

“Merhaba bıçaklı yaralama ile getirilen hastanın durumunu soracaktık!” Erhan’ın sorusu ile Alya’nın içi yeniden cız etmişti. O demir parçası genç adamın bedenini delip geçmişti. Acaba canı çok yanmış mıydı? Yanağından akan yaşı hızla silerken etrafına bakınmaya başladı.

“Hastanın şuanda ameliyata alındı, ameliyat hane eksi birde asansörle inip kapısında bekleyebilirsiniz.” Danışmada ki kadının sözleri ile herkes asansöre binerken Alya nefes alamayacağını düşünerek merdivenlere yönelmişti.

“Kızım nereye?”

“Ben merdivenle ineceğim anne, siz gidin.”

“Ama kızım…” Akasya asansörden inerek Alya’ya eşlik etmişti. İkili sessiz bir şekilde merdivenleri inerken Alya son kat merdivenine geldiğinde nefesini çekerek oturmuştu.

“Alya?”

“Nefesim kesiliyor Akasya, ben nefes alamıyorum.” Akasya kızın yanına oturarak kolunu Alya’ya sarmıştı.

“Sakin ol Alya, Cenk’e bir şey olmayacak.”

“Bilmiyorum, onu kanlar içinde görünce şuramda bir ateş yandı Akasya, ne olduğunu anlayamadım. Nefesim kesildi sanki. Ben anlamıyorum, neden böyle oldu hiç anlamıyorum.” Akasya genç kıza anlayışla gülümserken Alya derin bir iç çekip nefesini yenilemeye çalışmıştı. Boğazı kurumaya başladığında yeniden yutkunma ihtiyacı hissetti.

“Sen inkar etsen de sizin aranızda görünmez bir bağ var Alya, Cenk senin için tahmin ettiğinden daha önemli.”

“Bilmiyorum Akasya, ona bir şey olursa ne yaparım bilmiyorum. Ben ilk kez böyle hissediyorum.” Genç kızın sesi sonlara doğru kısılmıştı. Elini dizine burarak sakinleşmeye çalışırken Akasya arkadaşına daha da sıkı sarılmıştı.

“Geçecek, şimdi güçlü ol ve Deniz teyzeye moral ver. Kadın perişan olmuştur. Bir yanda oğlu diğer yanda kızı… Hadi kalk gidelim.” Alya oturduğu yerden kalkarken başını sallamıştı. Merdivenden inip koridora döndüklerinde oldukça soğuk ve sakin bir ortam karşılamıştı ikiliyi. Akasya Alya’nın koluna girerek ilerlemesine yardım etmişti. Alya ilerledikçe titremeye başlamıştı.

“Sakin ol Alya, hadi…” Alya’nın görüş açısına perişan haldeki Deniz Hanım girince ayakları olduğu yerde durmuştu. Kadın başını ellerinin arasına almış yerinde salınıp sessizce ağlıyordu. Diğer yanında ise Cemile vardı. Onun da durumu pek farklı değildi. Annesi Deniz hanımın diğer tarafına oturmuş ona teselli vermeye çalışıyordu.

“Deniz teyze?” genç kızın sesi kısık çıksa da kadın duymuştu. Başını hızla kaldırarak kan çanağına dönmüş gözlerini Alya’ya çevirirken birden yerinden kalkmıştı.

“Alya kızım?” Deniz Hanım atik bir hareketle genç kıza sarılırken yeniden ağlamaya başlamıştı.

“Ah kızım çok şükür iyisin. Olanları gördün mü kızım, o cani hiç acımadı evladıma,” dediğinde hıçkırarak ağlıyordu. Alya da kadına katılırken Deniz Hanım geriye çekilerek genç kızı kontrol etmeye başlamıştı.

“Sana bir şey yapmadı değil mi?” derken Alya’yı endişeli bir şekilde etrafında döndürüp duruyordu. Alya kadının ellerini tutarak sakinleştirmeye çalışmıştı.

“Ben yiyim Deniz teyze, Cenk nasıl?”

“Ah kızım sen olmasan ne yapardık bilmiyorum. Kızım buradaysa senin sayende…” Cemile de annesinin yanına giderek Alya’ya sarılmıştı. Genç kadın sessizce teşekkür ederken Emine Hanım ve Ahmet Bey ikiliye duygulanarak bakmıştı.

“Ben yapmam gerekeni yaptım abla, söyleme öyle.”

“Orada birçok insan vardı hiç biri yardım etmedi Alya, sana bir can borcum var.”

“O nasıl söz abla, can borcu yalnız Allah’adır. Duymamış olayım. Cenk nasıl?”

“Ameliyata aldılar, çok kan kaybetti. Onur ona kan bulmak için gitmişti.” Alya endişeyle ikiliye bakarken yutkunmuştu. O kan yığını gözünün önüne gelirken yeniden ıslanmıştı mavileri.

“Hadi oturalım ayakta durma Deniz teyze. Allah’ın izniyle iyi olacak Cenk.” Alya kadını oturturken kadın biran olsun kızın elini bırakmamıştı. Alya etrafına tedirgin bakışlar atarken Onur koşturarak yanlarına gelmişti.

“Onur oğlum bir haber mi var?”

“Merak etme Deniz teyze kan bulundu. Ameliyatta şimdilik iyi gidiyormuş.”

“Oh çok şükür,” diyen kadın yeniden Alya’ya sarılmıştı. Cemile bir köşede sessizce otururken Alya’nın dikkatini çekmişti. Deniz hanımın yanından kalkarak genç kadının yanına oturmuştu.

“Neden böyle uzak duruyorsun?” Cemile genç kıza dönerek buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Bu olanların hepsi benim suçum. Geri gelmeseydim bunların hiç biri olmazdı.”

“Saçmalama abla sakın Deniz teyzenin yanında da böyle konuşma. Böyle bir adamdan kurtulacağın için dua etmelisin.”

“Ama kardeşimin haline bak Alya, kapı zili çalınca Cenk senin geldiğini düşünüp kapıyı açmaya gitti. Sonra bir baktık eve İsmail elinde bıçakla girmiş. Biz ne olduğunu anlayamadan beni sürüklemeye başladı. Annem ona engel olmaya çalışırken Cenk’i yerde kanlar içinde görünce şoka girdik. Kardeşim sadece kapı açacaktı ama canından oluyordu.”

“Böyle konuşma, Cenk bilemezdi kapıdakinin eski kocan olduğunu. Böyle bir şeyle karşılaşacağını bilse daha dikkatli olurdu.”

“Öyle ama düşündükçe delirecek gibi oluyorum Alya, İsmail nasıl bu hale geldi bilmiyorum.”

“Demek ki içinde varmış abla. Sen sakin ol ve ailene sahip çık. Kimse onlardan önemli değil.” Cemile’nin elini sıkarak karşısında ki gözleri yaşlı kadına baktı.

“Deniz teyzenin senin desteğine ihtiyacı var Cemile abla, oğlu içeride hasta kızını yanında hissetmesi gerekir.” Cemile tedirgin bir şekilde yerinden kalkarak annesinin yanına oturup başını omzuna yaslamıştı. Deniz Hanım kızının başını okşayarak iç çekerken şükrediyordu.

“Çok şükür seni alamadı,” dediğinde Cemile Alya’ya bakarak ağlamaya başlamıştı.

Yaklaşık altı saat süren ameliyattan sonra genç adam yoğun bakıma alındığında herkesin gergin bekleyişi Onur’un yanlarına gelmesine kadar sürmüştü. Genç adamın şimdilik önlem amaçlı uyutulduğunu söyleyerek ameliyatın iyi geçtiğini belirtmişti. Herkes rahat bir nefes alırken yanlarına yaklaşan hastane polisi ile bakışlar ona dönmüştü. İki polis ifade için aile üyeleri ile konuşurken sadece Alya’nın ifadesi farklı olmuştu. O daha çok Cemile’nin kurtuluşu ile alakalı ifade vermişti. Polisler ifadeleri imzalamak için merkeze gelmeleri gerektiğini söyleyerek oradan ayrılırken herkes derin bir nefes almıştı. Birkaç dakika sonra ise Alya’nın aile üyeleri hastaneye doluşmaya başlamıştı. Dayısı, iki ağabeyi ve olmazsa olmaz ikizi Arya ona doğru koşturarak geliyordu.

“Arya?” Alya koşarak ikizine sarılırken hıçkırıklarına engel olamamıştı. Dayısı ve abileri Deniz hanımın yanına giderken Alya bir türlü ikizinden ayrılamıyordu.

“Sakin ol Alya, Cenk hoca iyi olacak sende biliyorsun.”

“Çok korktum Arya, hiç bu kadar korkmamıştım.”

“Sana yakıştıramıyorum bu ağlamaları.” Arya geri çekilerek ikizinin yüzünü iki avucunun arasına alarak hafif gülümsemişti.

“Sizin haberiniz nasıl oldu?”

“Babam Serdar abimi aradı, malum kendisi yeni komiser yardımcısı olunca…” dediğinde Alya şaşkınlıkla abisine bakmıştı. Abisi terfi almıştı ve o bunu bilmiyordu.

“Abim terfi mi aldı? Ben neden bilmiyorum?”

“Daha geçen hafta belli oldu. Sana söyleyecektik ama fırsatımız olmadı.” Alya buruk bir şekilde abisine bakıp gülümsemişti.

“Onun adına sevindim.” Arya başını sallarken Akasya ile de sarılarak selamlaşmıştı. İki abisi genç kıza dönüp kolunu açınca Alya ikiliye minnetle bakıp hızlı birkaç adımda aynı anda onlara sarılmıştı. Bir tarafında öğretmen abisi, diğer tarafında ise polis abisi genç kızı sarmalarken Serdar kardeşinin şakağından öperek “Aferin benim kardeşime,” diyerek sırtını sıvazlamıştı.

“Kimin kardeşiyiz,” dediğinde Alya ortamı azda olsa yumuşatmak istemişti.

“Çok yoruldunuz Emine Hanım siz eve geçseniz?” Deniz Hanım araya girerken Onur da abileriyle tanışıp kadını onaylamıştı. Kalabalık oldukları için Alya’nın dairesine sığamayacaklarından Onur araya girmişti.

“Sizi eve ben bırakayım, hep birlikte üst kata sığmazsınız. Benim misafirim olun lütfen.” Onur teklifte bulunurken Deniz Hanım da atılmıştı.

“Bizim evde de kalabilirler.”

“Deniz teyze sizin eve girişler şimdi yasaktır. Olay yeri inceleme yapıyordur.” Serdar’ın sözleri ile kadın üzgün bir şekilde Emine hanıma bakarken içlenmişti.

“Sorun değil Deniz teyze, bizim evde kalabiliriz. Hem Onur’un da dediği gibi biz erkekler onda kalırız. Kadınlar da alt katta.” Adnan araya girip öneride bulunmuştu. Herkes kabul ederken Alya eve gitmek istememişti.

“Kızım burada kalıp bir şey yapmayacaksın. Hem Cenk yoğun bakımda kimse görmeyecek.”

“Ama Deniz teyze yalnız kalacak.” Onur kıza anlayışla bakarak cevap vermişti.

“Merak etme Alya ben bu gece hastanedeyim. Sizi eve bırakayım geri döneceğim.” Deniz hanımda başını sallayarak kıza “Eve git Alya, dinlenmelisin. Yarın dersin var.” Ders şuanda Alya’nın umurunda bile değildi.

“Okula gitmeyeceğim sabah erkenden yanına gelirim.”

“Kızım öğrencileri boş mu bırakacaksın? Cenk’im sana güveniyordu!” dediğinde Alya yutkunmuştu. Kendi dersine değil, Cenk’in dersine girmesi gerektiğini yeni fark ediyordu. Başını üzgün bir şekilde sallayarak ertesi günkü dersin saat kaçta olduğunu hatırlamaya çalışmıştı. Neyse ki dersleri öğleye bitiyordu.

“Tamam o zaman öğleye derler bitiyor o zaman gelirim.” Serdar ve Selim birbirine bakarak sessizce konuşmuştu.

“Bunlar neden bahsediyor?” Arya abilerinin sessiz konuşmasını görünce gülümsemişti. İkilinin arasına girerek aynı onlar gibi sessizce konuşmuştu.

“Kardeşiniz Cenk’in asistanı biliyorsunuz. O olmayınca öğrencilere Alya ders veriyor.” Serdar tek kaşını kaldırarak Arya’ya bakmıştı. Selim ize gururla kardeşine bakıyordu. Adnan’ın araya girmesiyle hastane birden boşalmıştı. Cemile gitmek istemese de Deniz Hanım onu da göndermişti. Eve geldiklerinde Serdar’ın dediği gibi evin kapısında polis şeritleri vardı. Aile üyeleri öncelikle Alya’nın evine çıkarken genç kız anne ve babasını yatağı daha büyük olduğu için dayısının kaldığı odaya yönlendirmişti. Kendi odasına dayısını verirken aslında Onur’un evine inmeye gerek olmadığını düşünüyordu. İki abisi salonda yatabilir, Alya ile yer yatağı yapıp Cemile ile Akasya’nın odasında kalabilirdi. Belki yatak biraz küçüktü ama ikisinin sığacağına emindi.

“Onur biz burada kalabiliriz.”

“Olmaz öyle şey yer varken neden sıkışıp kalasınız?” Onur itiraz ederken Akasya da onu onaylamıştı.

“Onur haklı, kızlar siz alt katta kalın bence. Hem Onur hastanede olacak.” Onur kıza gülümseyerek bakarken Ahmet Bey genç kızı onaylamıştı.

“Kızım rahat bir şekilde kalın işte. bizi düşünmeyin. Yalnız bizim valizler alt katta kaldı.” Serdar babasına bakarken Alya yerinden kalkarak kapıya yönelmişti.

“Polis memurundan izin alır valizleri alırız baba. Ben bir aşağıya bakayım.”

“Bekle bende seninle geleyim.” Serdar kardeşi ile aşağı kata gelirken kapıda bekleyen polise kimliğini gösteren Serdar içeriye girmişti. Evde işleri bitmek üzere olduğu için valizi alıp çıkmak zor olmamıştı. Onlar yukarı çıkarken Onur kızlarla alt kata iniyordu. Akasya önce Alya ve Cemile hemen arkasındaydı.

“Benim Aras’ı aramam gerek unuttum aramayı.”

“Sahi eniştem seni nasıl oldu da gönderdi.”

“O da gelecekti ama yurt dışından adamlar gelecekti önemli bir toplantı için, onları karşılaması gerekiyordu.”

“Neyse sen git ara kocanı.” Alya kardeşi ile şakalaşırken Onur’un radarına Akasya takılmıştı.

“Sen benim odamda kal!” Akasya kulağının dibinde yankılanan sesle irkilmişti. Kaşlarını çatarak genç adama bakarken Onur onun kaş çatışına bile hayranlıkla bakıyordu.

“Kaşlarını şöyle çatarsan yüzün erken kırışır. Bence güzel olursun kimse benim gördüğümü görmez o zaman,” dediğinde Akasya az kalsın aldığı nefeste boğulacaktı. Öksürmeye başlayan genç kız gülümseyen adama baktığında yutkunmadan edememişti.

“Onur sen kendinde misin?”

“Evet neden sordun ki?”

“Bazen karşımda yabancı biri varmış gibi hissediyorum. Ne zamandan beri böyle konuşur oldun?”

“Aşk olsun Akasya ben sana her zaman bu şekilde yaklaşmıştım. Unuttun mu? Küçükken bile seninle evleneceğimi söylerdim.” Akasya şaşkınlıkla genç adama bakarken Onur’un yüzü asılmıştı.

“Sence bu konuyu konuşmanın zamanı mı?” Akasya adamın yüzünü asmasından hoşlanmamıştı. Ona göre Onur her zaman gülmeliydi. Derin bir iç çekerek sözlerine devam etti. “Bunu daha sonra müsait olduğumuz bir zamanda konuşalım. Şimdi nerede kalacağımızı göster de yorgun olanlar dinlensin.” Onur kızın yeşil ışık yakmasıyla anında gülümsemişti.

“Hemen,” diyerek öne geçerken Akasya arkasından gülümseyerek başını iki yana salladı. Kendi odasının kapısını açıp Akasya’ya orada kalacağını söylemiş, diğer misafir odalarına da kızları yerleştirmişti. Her odada çift kişilik baza vardı. Ve bu durum diğerlerini merak ettirmişti.

“Bakmayın öyle bekar olabilirim ama aile üyelerimin hepsi evli. Biri gelse tek kişilik yataklarda mı yatıracağım onları?” genç adamın savunmasıyla Arya gülmüştü.

“Adam haklı, Alya sende evine çift kişilik yatak almalısın. Her zaman salonda mı yatacağız?”

“Siz gelinde ben size yatacak yer bulurum.” Onur izin isteyerek evden ayrılırken kızlar üst kata çıkarak hep birlikte masayı kurarak yemek yemişlerdi. Emine Hanım iki kızını da dikkatle izliyordu. Saat geç olunca yeniden alt kata indiklerinde Alya ertesi gün okulda giyeceği kıyafeti almak için odasına girmişti. Annesi peşinden odaya girerken Alya gülümseyerek annesine baktı.

“Nasıl hissediyorsun kendini Alya?” Emine Hanım dikkatle kızına bakarken Alya bakışlarını kaçırarak buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Bilmiyorum anne, sadece yorgunum:”

“Bu gün olanlar seni çok etkiledi. Cenk oğluma bende çok üzüldüm ama senin tepkin beni şaşırttı.” Alya annesinin şüpheci bakışlarından gözlerini kaçırırken bu konuşmanın hemen kapanmayacağını anlamıştı. Yatağa geçip oturan kadın elini yan tarafına vurarak kızını yanına çağırdı.

“Otur kızım.”

“Anne yarın konuşsak, gerçekten çok yorgunum.”

“Otur dedim sana kızım, şimdi konuşacağız.” Alya elinde ki kıyafetleri sıkıca tutarak annesinin yanına oturmuştu. Emine Hanım Deniz hanımla sık sık telefonda konuşarak çocuklar hakkında bilgi sahibi oluyordu. İki kadının da ortak olduğu tek bir nokta vardı. Çocukları arasında ki garip yakınlık.

“Anne?”

“Cenk’in yaralanması seni çok etkiledi Alya, seni ilk kez böyle gördüm.”

“Normal değil mi anne, birlikte çok zaman geçiriyoruz. Onu öyle kanlar içinde görünce şok oldum.”

“Sadece bu kadar mı?” Alya annesine kısa bir bakış atarak başını aşağı yukarı sallamıştı.

“Başka ne olabilir ki?” Emine Hanım kızın boğuk çıkan sesiyle iç çekip gülümsemişti. Arya bile ikizinden daha cesur çıkmış duygularını açıkça söylemişti.

“Sen bu çocuğu seviyor olmayasın?” Alya annesinin sözleri ile hızla yerinden kalkmıştı.

“O nasıl söz anne? Cenk benim hocam, yok öyle bir şey.”

“Emin misin kızım? Bu gün hocam dediğin adamın ölüsünü alabilirdik.”

“Allah korusun anne o nasıl söz?”

“Allah elbette korusun kızım ama bir şeyleri anlamak için kaybetmeyi beklememek gerek. Ben de baban da her zaman sizin arkanızda olduk. Kararlarınıza her zaman saygı duyduk. Arya Aras ile evleneceğim dedi bir şey demedik. Selim okul biter bitmez biz bir şey diyemeden evleneceğini söyleyip Esra ile evlendi. Karışmadık. Allah var hem damadım hem de gelinim çok iyi insanlar. Bir kere saygısızlıklarını görmedik. Biri kızım diğeri oğlum oldu. Serdar’a yıllarca evlenmesini söyledik kabul etmedi nedeni de belliydi. Gülşen kızımı seviyordu. Şimdi o da evlendi ve Allah bozmasın çok mutlu. Bir sen kaldın Alya, okuyorsun dedik ama bu gönlüne kilit vurman gerekiyor anlamına gelmiyor. Sen kimi seçersen bende babanda arkanda olacağız. Bu Cenk’te olabilir başkası da…” dediğinde Alya yutkunarak annesine bakmıştı.

“Diyelim ki Cenk’i seçtim karşı çıkmayacak mısınız?” Emine Hanım kızının saçını geriye atarak yüzünü okşamıştı.

“Neden karşı çıkalım kızım, sen emin olduktan sonra başımızın üzerinde yeri var. Hem Cenk’in nasıl bir eş olacağını biliyoruz. Maşallah saygılı ve eşine özverili bir adam. Ama burada senin ne hissettiğin, ne düşündüğün önemli kızım. Kendini ailem ne der diye kısıtlama. Ağabeylerin de senin arkadan olacaktır.” Alya annesine sarılarak kokusunu içine çekerken duygulanmıştı.

“Seni çok özledim anne,”

“Neyse hadi kalk git sabah erken kalkacaksın Hoca Hanım,” dediğinde Alya gülümseyerek geri çekilmişti. Annesinin yanaklarından öperek odadan çıkarken üzerinden büyük bir yük kalkmıştı. O gece geç vakte kadar ikizi ile dertleşmiş sabah erkenden kalkmıştı.

“Okula mı?” Alya evden çıkıp ayakkabılarını giyerken başını kaldırdığında Serdar abisi ile göz göze gelmişti.

“Evet sen nereye?”

“Seni okula bırakacağım?” Alya gülümseyerek abisine bakmıştı.

“İlk okula gitmiyorum abi, kendim gidebilirim.”

“Biliyorum, belki abi kardeş laflarız dedim.” Alya abisiyle birlikte yola çıkarken oldukça sessizdi. Serdar kardeşinin sessizliğinden hoşlanmamıştı.

“Bana ne zaman anlatacaktın?” Alya abisinin sorusu ile başını ona çevirmişti.

“Neyi?”

“Taciz tavası açtığını?” Alya abisinin sözleri ile olduğu yerde kalmıştı. başını ağır bir şekilde genç adama çevirirken yutkunmadan edememişti.

“Sen nereden öğrendin?”

“Alya benim mesleğim ne?” diye sorduğunda Alya yeniden yutkunmuştu. Güç almak istercesine gözlerini kısa bir süre kapatıp yeniden açtı.

“Abi ben…”

“Çok kırıldım Alya, biliyorsun mesleğim dolayısıyla aile üyeleri her zaman mercek altında. Dava açtığında bana haber geleceğini bilmen gerekirdi. Sen çok zeki bir kızsın. Senden duymalıydım.”

“Endişelenmeni istemedim.”

“Ama bu şekilde de iyi bir abi olmadığımı hissettim. Selim abim bile biliyordu,” dediğinde Alya şaşırmıştı.

“Abim biliyor mu ama nasıl?” Serdar buruk bir şekilde gülümseyerek kardeşini kolunun altına alıp yürümeye başladı.

“Arya ve avukatının konuşmasını duymuş.”

“O yüzden geldi değil mi? Bana bir şey belli etmedi ama…” Serdar başını sallarken Alya endişeyle hızla abisine döndü. “Dayım biliyor mu?”

“Sanmıyorum. Bilseydi o adamı öldürürdü.”

“Öğrenmesin bir süre. En azından dava sonuçlanana kadar.”

“Alya bu ciddi bir olay o adam yakınlarında duruyor. Dikkat etmen gerek. Yalnız olmamalısın, yanında her zaman güveneceğin birileri olsun. Eğer tecrübelerim beni yanıltmıyorsa sana yeniden yaklaşmaya çalışacak.” Alya abisinin sözleriyle tedirgin olmuştu. Serdar cebinden çıkardığı küçük kolye ile kıza bakmıştı.

“Bunu takmanı istiyorum.”

“Nedir bu?”

“İçinde küçük izleme cihazı var, adam sana yaklaşmaya çalışırsa elinde bir delil olur.”

“Bu yasal mı?” Serdar gülümseyerek kardeşine bakmıştı.

“Elbette yasal, davanla ilgilenen kişilerle konuştum. Bu cihazı da onlardan aldım. Önlem amaçlı onlarda benim gibi düşünüyor. Böyle insanlar kariyeri için her şeyi yapar.” Alya kolyeyi boynuna takarken abisine teşekkür etmişti. Birlikte okul kampüsüne girdiklerinde bakışlar Alya’ya dönmüştü.

“Neden sana öyle bakıyorlar?”

“Bilmiyorum nasılsa anlarız.” İkili bölüm binasına girerek Cenk’in odasına doğru ilerlemeye başlamıştı. Alya Cenk’in bilgisayarını alarak sınıfa giderken Serdar’ı da odada yalnız bırakmak zorunda kalmıştı. Abisi için tost ve çay söylemeyi de unutmamıştı.

“İyi dersler arkadaşlar, lütfen yerinize geçin.” Alya elinde ki bilgisayarı öndeki öğrenciye uzatarak ayarlamasını istemişti. Masanın kenarına oturarak kendisine merakla bakan öğrencilere dönmüştü.

“Nasılsınız arkadaşlar?”

“Hocam dersi siz mi anlatacaksınız? Cenk hoca nerede?”

“Cenk hocanız bir kaza atlattı şuanda hastanede. Bu hafta derslerinize ben gireceğim.” Alya öğrencinin sorusunu cevaplarken başka bir öğrenci konuşmuştu.

“Durumu kötü mü hocam?” Alya’nın gözünün önüne Cenk’in kanlar içinde ki görüntüsü gelirken başını iki yana sallayıp cevap vermişti.

“Daha iyi zamanları da olmuştu. Neyse derse geçelim arkadaşlar.” Alya derse başlarken her zamanki gibi yarım saat ders anlatmış, dersin diğer yarısını da soru cevap olarak işlemişti. Ara verdiğinde ise bilgisayarın oturumunu kapatarak Cenk’in odasına doğru ilerlemişti. Kapıyı açtığında abisini görmeyi beklerken karşısına çıkan adamlar dişlerini sıkmaya başlamıştı.

“Sizin bu odada ne işiniz var?”

****

Sizce odada kim var ve Serdar nereye kayboldu? Bölümü nasıl buldunuz? Yorumlarınızı bekliyorum!

BÖLÜM BİTTİ ŞİMDİ REKLAM ARASI!

🙂

29. BÖLÜM <<<<<<——>>>>>> 31. BÖLÜM

23600cookie-checkGelincik Çiçeği 30. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

11 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ kesin o pislik adam geldi neyseki kamera taktılar . Ama Serdar nereye gitti acaba :/ Cenk ya 🙁 biran önce uyanır umarım . Alya’nin anne babasinin gelmesine şaşırdım ama annesi nasıl anladı hemen ❤️ Alya da bayağı farkına vardı artık uzak durmax herhalde

  2. Olay kötüde olsa Alya hislerinin farkına varmaya basladı.
    Gelenler kimse umarım Serdar cok uzaklaşmamıştır .
    Onur artık akasyayı yanında istediğini belli ediyor seviyorum bu çifti

  3. Her şerde bir hayır vardır dedikleri Alyanında duygularını çabuk anlamasına vesile olucak galiba tek sevindiğim kısım bu olabilir.Mahalledeki adamlarda erkeğIz diye ortada dolaşırlar sonra bir kız kadar yürekleri yokmuş yazık.Bence profosör gelmiştir

  4. Kalemine sağlık bir musibet bin nasihatten evladır sözü tam da bunlar için alya cenke olan duygularının farkına vardı odada Kenan mı vardı acaba bundan sonrasını merakla bekliyorum

1 geri izleme / bildirim

  1. Gelincik Çiçeği 31. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*