Haziran 29, 2022 Yazarı mermaridyy 19

Gelincik Çiçeği 31. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. İnstagramdan takip edenler yaptığım paylaşımı görmüştür muhakkak. Görmeyenler içinde buradan bildiriyorum. Site hesabım bir ay ceza aldı. Maalesef bu süre zarfında sayfada etkileşim kısıtlaması olabilir. Bu yüzden sayfaya hikayelerin yayınlanacağı günlerde giremezseniz şaşırmayın. Umarım hesabım açılır. 🙁 Keyifli okumalar!

****

Genç kız tedirgin olsa da belli etmemek için sakin davranmaya çalışmıştı. Odanın kapısını kapatmadan Cenk’in masasına doğru ilerledi. Elindeki çantasını masanın kenarına bırakarak ağır bir şekilde adama döndü.

“Size bir soru sordum Kenan hocam, odaları karıştırdınız sanırım. Sizin burada ne işiniz var?” Kenan hoca genç kıza kısa bir bakış atarak yavaşça kapıya yönelmişti. Alya sessizce adamın hareketlerini izliyordu. Adamın kapıyı kapatma girişiminde bulunduğunu görünce dişlerini sıkmıştı. Odaya girmekle hata yaptığını düşünmeye başlayan genç kız telefonunu cebinden çıkararak hızlı aramalardaki abisini aramıştı. Telefonu masanın üzerine ters bir şekilde bırakarak adama döndü.

“Ne yaptığınızı sanıyorsunuz?”

“Konuşacağız küçük Hanım.” Adam kapıyı kilitlediğinde Alya anahtarı kapıya unutmuş olmasına inanamamıştı. İşte şimdi tedirgin olmuştu.

“Sizinle konuşacak bir şeyimizin olduğunu sanmıyorum. Ayrıca kapıyı kilitlemeniz size bir şey kazandırmayacak.”

“O davadan vazgeçeceksin.”

“Geçmezsem ne olur? Beni tehdit mi ediyorsunuz?” Alya öfkeyle ellerini yumruk yapmıştı. Dikkatli davranması gerekiyordu.

“Ben tehdit etmem Alya, benden de Ayfer’den de uzak duracaksın.”

“Hatırlatmak isterim hocam ben değil siz bana bulaşıyorsunuz. Siz taciz etmeye kalktınız Ayfer hoca bana ait araştırmayı çaldı. Sizce suçlu olan kim?”

“Davayı geri çekeceksin Alya, sana son uyarım bu.”

“O zaman çıkıp gidebilirsiniz, çünkü öyle bir şey olmayacak. Ne sizin ne de Ayfer hocanın yaptıkları yanında kar kalmayacak. Sizin gibi eğitimcilerin adını kötüye çıkarıyor.” Adam öne doğru atılırken Alya hızla masanın diğer tarafına geçmişti.

“Bu odadan çıkabileceğini mi düşünüyorsun?” Alya adamın çarpık gülümsemesine karşılık aynı şekilde karşılık vermişti.

“Bağırarak yardım istememden korkmuyor musunuz?” Alya’nın sorusu ile adam kahkaha atmıştı.

“İstediğin gibi bağırabilirsin. Bu odaların ses geçirmez olduğunu bilmiyorsun sanırım.”

“Öyle mi? O zaman sizin için üzülmeye başladım.” Alya kendinden oldukça emin bir şekilde adama bakarken adama önceki tacizinde yediği dayağı hatırlatmıştı. Adam kızın sözlerine yeniden gülmüştü.

“Sence bu kez elimden kurtulabilecek misin? O zaman gafil avlamıştım. Dışarıdan çıtı-pıtı bir güzel gibi görünüyorsun.”

“İnanın bu kez size acımam. Şimdi kapıyı açıp çıkın dışarı.” Alya adamın geri adım atmayacağını anlamıştı. Midesi şimdiden bulanmaya başladığında derin bir nefes aldı. Karşısında ki adamın kendine dokunma düşüncesi bile sinirlerini alt üst etmeye yetiyordu.

“Son kez davadan vazgeçmeni söylüyorum.”

“Bende size cezanızı çekeceğinizi söylüyorum.” Adam ağır adımlarla genç kıza doğru ilerlerken hiç acele etmiyordu. Alya adamın her adımında bir adım geri gidiyordu. Gözleri kapıya takıldığında anahtarın olmadığını görünce dişlerini sıkmıştı. Anlaşılan birinin canı yanmadan odadan çıkış olmayacaktı.

“Bende sizi son kez uyarıyorum. Odadan çıkın bende bu gün yaptıklarınızı unutayım. Mahkemede kozlarımızı paylaşalım.”

“Çok şakacısın.”

“Ne düşünüyorsunuz? Bana saldırdıktan sonra buradan rahatlıkla çıkıp gidebileceğinizi mi?”

“Neden olmasın? Madem davadan vazgeçmiyorsun bari bende bu davanın nimetlerinden faydalanayım değil mi?” genç kız adamın sözleri ile ürpermişti. Karşısında ki adamın gözleri sapık gibi baygınca bedenini süzerken Alya tüm vücudunu paslı iğneler batıyormuş gibi hissetmişti.

“Siz çıldırmışsınız. Kim bilir kaç öğrencinizi taciz ettiniz. Onları nasıl susturdunuz?”

“Bu seni ilgilendirmez. Biz işimize bakalım değil mi?”

“Bana yaklaşmaya kalkmayın sakın.” Alya öfkeyle elini yukarı kaldırıp bağırmıştı.

“Neden olmasın? Ne zamandır beni cezbediyordun.”

“Sizin gibi sapık birinin bunca yıl hiçbir iz bırakmadan işini yaptığına inanamıyorum.” Adam kızın sözlerine kahkaha atarken Alya daha da sinirlenmişti. Genç kızın gözüne dolabın kenarında duran olta takımı takılınca belli etmeden geriye doğru adımlamıştı. Bir eli arkasında adamın dikkatini başka bir yöne çekmek için sürekli konuşuyordu.

“Sapıklığı az sonra uygulamalı olarak göreceksin Alya, seni temin ederim zevk alacaksın.”

“İnanın büyük zevk alacağım,” diye öfkeyle konuşan genç kız oltayı kaptığı gibi adama savurmaya başlamıştı. Adam ne olduğunu anlayamadan kendini korumaya çalışırken geriye doğru kaçmaya çalışmış ama ayağı takılarak yere düşmüştü.

“Seni ahlaksız pislik, benimle nasıl bu şekilde konuşabilirsin? Kızın yaşında ki birini taciz etmeye utanmıyor musun?” Alya hem tekme atıyor hem de elindeki demir sopayı adama savuruyordu. Adam bağırsa da gözü dönmüş genç kız öfkeyle daha da hiddetleniyordu. Ne adamın yakarışlarını duyuyor ne de kapının tekmelenmeye başladığını.

Genç adam odada beklerken sıkılarak bölümde bir gezinti yapmak istemişti. Kantin yazısını görünce o tarafa doğru ilerlemişti. kantından içeriye girdiğinde ise köşedeki masalardan birinde Ahmet ve diğerlerini görünce onlara doğru ilerlemeye başlamıştı.

“Serdar abi sen burada ne yapıyorsun?”

“Alya ile geldim, buradan hastaneye gideceğiz.”

“Doğru ya Cenk hoca yaralanmıştı değil mi? sabaha Akasya derste bir şeyler anlattı. Cenk hoca şimdi nasıl oldu?” dediğinde Serdar genç adamın karşısına geçip oturmuştu.

“Bu gün normal odaya alacaklardı. Bilmiyorum dayımla henüz konuşmadım.”

“Adnan hoca geldi değil mi?” Serdar başını sallarken Aslı araya girmişti.

“Hoş geldin Serdar abi ben Aslı, Alya sizden çok bahsetti.” Serdar karşısında ki genç kıza hafif gülümseyerek başını sallamıştı.

“Alya sizlerden de çok bahsetti. Ona arkadaşlık ettiğiniz için teşekkür ederim,” dedi. Aslı adamın kibar konuşmasına hayran kalmıştı. Dışarıdan kaba bir aksanı olsa da konuşması bir Karadenizliye göre oldukça düzgündü. Ahmet genç kızın hayran bakışları karşısında gözlerini kısmıştı.

“Hayatım, Serdar abiye o şekilde bakman hiç hoşuma gitmedi.” Aslı genç adamın uyarısıyla kaşlarını çatmıştı.

“Nasıl bakıyor muşum Ahmet Bey?” dediğinde Ahmet somurtarak “Hayran olmuş gibi,” dedi.

“Haklısın Serdar abi hayranlık uyandıracak biri,” dediğinde Ahmet homurdanmıştı.

“Hem hayran kalıyorsun hem de abi diyorsun,” diye homurdanmasına devam eden Ahmet masadakilerin gülmesine neden olmuştu.

“Neden şaşırıyorsun Ahmet, biliyorsun benim abim ya da erkek kardeşim yok. Ne yapayım karşıma her zaman Serdar abi gibi kibar biri çıkmıyor. Hem Han abim senin bu sözlerini duyarsa çok kıza.”

“Merak etme Aslı ben sana da abi olurum,” diyen Serdar Ahmet’in yüzünün aldığı şekle gülmüştü. Konuşmalar şen şakrak devam ederken Serdar’ın telefonunun çalması ile genç adam gülümseyerek telefonu açmıştı.

“Alya, çıktın mı dersten?” genç adam bir süre cevap beklemiş ama karşıdan gelen takırtılarla dikkati dağılmıştı.

“Alya?” dediğinde Ahmet merakla genç adama bakmıştı.

“Bir şey mi oldu abi?” diye sorarken Serdar parmağını dudağına koyarak susmasını istemişti. Karşıdan gelen kardeşinin sesiyle hızla yerinden kalkmıştı. Telefonunda bulunan kayıt programında konuşmayı kaydederken Ahmet aniden masadan kalkan genç adamla hızla yerinden kalkmıştı.

“Neler oluyor abi?” diye sorarken bir yandan da koşmaya başlayan Serdar’ın peşinden o da koşmaya başlamıştı. Genç adam bir yandan telefonu kulağında tutup konuşmaları dinlerken diğer yandan odadan çıktığı için kendine kızıyordu. Kardeşi tehlikedeydi ve başına bir şey gelirse bu onun hatası yüzünden olacaktı.

“Ahmet polisi ara ve bölüm binasına gelmelerini söyle.”

“Serdar abi,” diye söylenen genç adam Serdar’ın “Hemen,” diye bağırmasıyla dediğini yapmıştı. Beş dakikalık bir koşudan sonra hızla bölüm binasından içeriye girerken kendilerine şaşkınlıkla bakan öğrencilere aldırış etmemişlerdi. Serdar Cenk’in odasına geldiğinde kapıyı açmaya çalışmış ama başarılı olamamıştı.

“Alya buradayım korkma,” diye bağırmaya başlamış ama içeriden bir cevap alamamıştı. Kapıya vurmaya başlayan Serdar “Sakın ona dokunayım deme seni öldürürüm,” diye öfkeyle kapıya omuz vermeye başlamıştı. Ahmet nefes nefese yanına geldiğinde Serdar işle birlikte kapıyı kırmak için omuz vermeye başlamıştı. Öğrencileri gürültüyle oraya doluşurken Adem ve diğer öğrencilerde ikiliye yardım etmeye başlamıştı. Sonunda kapıyı açmayı başardıklarında ise kendini kaybetmiş bir şekilde yerdeki adama vurmaya devam edem Alya’yı görmüşlerdi. Serdar hızlı davranarak kardeşinin yukarıya kalkan elini kavrayıp belinden tuttuğu gibi onu adamdan uzaklaştırmıştı.

“Sakin ol Alya buradayım.”

“Seni mahvedeceğim, adi sapık. Sen bittin!” diye bağırmaya devam eden genç kız herkesi başına toplamıştı. Göğsü kürek gibi kalkıp inerken Serdar sıkıca kardeşine sarılmıştı. Ahmet yerde kanlar içinde kalan adamı kaldırırken öğrenciler şok olmuş bir şekilde ona bakıyordu.

“Abi?” Alya titreyerek kendine geldiğinde abisinin kollarında olduğunu görmüştü. Genç kız yaşadığı rahatlama ile ağlamaya başladığında ise kesik kesik konuşmaya başladı.

“Beni tehdit etti, davayı çekmeyeceğimi söylediğimde bana saldırmaya kalktı.”

“Biliyorum hayatım korkma artık yanındayım.” Alya adamın odadan çıkarıldığını görünce yeniden öne doğru atılmış ama Serdar ona izin vermemişti. Genç adam Ahmet’e işaret vererek Alya’yı tutmasını istemişti.

“Yalan söylüyorsun, iftira atıyorsun. Beni odaya sen çağırdın.” Adamın konuşmasıyla yüzüne yumruk yemesi bir olmuştu. Aldığı darbe ile yere kapaklanan adam Serdar’ın üzerine çıkmasıyla ard arda darbe almaya başlamıştı.

“Sen benim kardeşime nasıl dokunmaya kalkarsın? Seni öldürürüm. Sen hayatının en büyük hatasını yaptın. Bundan kurtulamayacaksın.” Adamın yüzüne sıraladığı yumruklarla kendinden geçmek üzere olan adama son kez vuracakken kolunu tutan polisle öfkeli bakışlarını adama çevirmişti.

“Lütfen adamı bırakın yoksa zor kullanmak zorunda kalacağız.” Serdar bir adama bir de polise bakıp tuttuğu yakasını sertçe bırakırken cebinden çıkardığı kimliğini polis memuruna göstererek “Ben komiser yardımcısı Serdar Türk, bu adam davalı olduğu Alya Türk’e cinsel saldırıda bulunmaya kalkmıştır. Ayrıca teşebbüsünün kanıtı da kayıt altına alınmıştır.” Adam karşısında ki genç adamın da polis olduğunu görünce yerde baygın yatan adama dönmüştü.

“Bu iddialarınız merkezimizde ele alınacak. Şimdi siz de kardeşinizi de merkeze almamız gerekiyor. İfade vermeniz için…” dediğinde Alya Ahmet’ten kendini kurtararak abisinin yanına gitmişti. Az da olsa sakinleşen genç kız Serdar’ın göğsüne sokulurken Serdar hemen kardeşini kolunun altına almıştı. Öğrenciler şaşkınlıkla iki kardeşe ve yerde yatan hocalarına bakarken fısır fısır konuşmalar uğultu halinde yükselmeye başlamıştı.

“Amca!” Ayfer olanları duyunca koşturarak oraya gelirken yerde baygın yaran adamın yanına çökerek onu ayıltmaya çalışmıştı.

“Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Ona nasıl saldırırsınız. Bunun hesabını vereceksiniz.” Ayfer tehditlerini sıralarken Alya onu duymuyordu bile. Yerde yatan adama mide bulandırıcı bir sinekmiş gibi bakıyordu.

“Bu kadını da alın, polis memurunu tehditten şikayetçiyim.” Serdar’ın soğukkanlı bir şekilde kendilerini tehdit eden kadına bakarak konuşması ortamı germişti. Olaya bölüm başkanı da dahil olunca iş iyice içinden çıkılmaz bir hal almıştı. Polisler Ayfer’i merkeze götürürken Kenan hoca için çağrılan ambulansta hastaneye doğru yola çıkmıştı.

“Alya Hanım sizin de bizimle gelmeniz gerekiyor.”

“Ama benim dersim vardı, dersten sonra gelsem olmaz mı?” polisler genç kıza şaşkın bir şekilde bakarken Serdar inanmazca kardeşine “Sen ciddi misin?” diye sordu.

“Cenk öğrencilerini bana e3manet etti. Onların geri kalmasına neden olamam.”

“Saçmalama Alya, şimdi merkeze gidip ifade vereceğiz.”

“Anlamıyor musun abi, olayı sıcağında anlatamam. Sakinleşmem gerek. Bunun tek yolu da derse girmem.” Serdar başını iki yana sallarken bölüm başkanı da diğerleri gibi şaşkınlıkla genç kıza bakmıştı. Etraftaki kalabalığın daha fazla orada durmaması için sesini yükselterek “Herkes dersliklere, burada kimseyi görmeyeceğim,” dedi. Öğrenciler başkanın bağırmasıyla çil yavrusu gibi dağılırken Ahmet ve Aslı da onlarla kalmıştı.

“O zaman derse bende gireceğim.” Serdar’ın sözleri ile Alya derin bir nefes alarak genç adama bakmıştı.

“Buna gerek yok abi siz beni odada bekleyin. Hem odanın kapısının da yapılması gerek. Bu şekilde odanın kapısını bırakamayız. Kapıyı kırmanıza ne gerek vardı.” Alya’nın sözlerine Serdar neredeyse gülecekti.

“Kırmasaydık da adamı öldürse miydin?”

“Ne yani beni değil o sapığı mı düşündünüz?” Alya somurturken arkasını dönerek kendi öğrencilerine bakmıştı. “Hadi hepiniz derse, blok yapmamı istemiyorsanız çabuk olursunuz.” Öğrenciler genç kızın tehdidi ile gülerek dersliğine girmişti. Herkes hem şaşkın hem de garip bir şekilde rahatlamıştı. Alya arka sırada oturan polis memurunu görünce başını iki yana sallamıştı.

“Memur Bey derse girmeniz eğerek yoktu.”

“Kusura bakmayın hocam ama ortada darp edilen bir adam var.” Alya polise hak veriyordu. Olayın tam olarak ne olduğunu bilmeden onu serbest bırakamazlardı.

“Peki siz bilirsiniz.” Alya öğrencilere dönerken kızlardan biri dayanamayarak sormuştu.

“Hocam Kenan hoca gerçekten size saldırdı mı?”

“Evet!” Alya kısa ve net bir cevap vermişti. Öğrencilerine kısa bir bakış atarken özellikle kız öğrencilerin gözlerinde gördüğü tedirginlikten hoşlanmamıştı. Masasında ki kitabı kapatarak masanın kenarına oturup bakışlarını öğrencilerinin üzerine gezdirmişti.

“Anladığım kadarıyla kimsenin ders dinleyecek hali yok.”

“Sizin anlatmak için var mı hocam?” Adem’in sorusu ile genç kız ona buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Bakın arkadaşlar, özellikle kız öğrenciler. Bu gün benim başıma gelmiş olan birçok genç kadının başına gelen bir olay. Böyle olayların olmaması için elimizden geleni yapmalıyız. Özellikle bu tip olaylarda en büyük sorumluluk biz kadınlara düşüyor. Kenan hoca gibi sapık zihniyette olan adamlardan korkmayın. Duam odur ki sizlerin başına ya da hiçbir kadının başına bu tüp taciz olayları geçmesin. Ama günümüzde maalesef bu tip olayla çoğaldı. Bize düşen ise utanmamak. Bu bizim suçumuz değil. Sırf utandığı için birçok kişi olayı yaşamamış gibi sessiz kalıyor. Sessiz kalmayın. Bilin ki bu gün senin başına gelen başka birinin daha başına gelecektir. Çünkü siz o sapığa hak ettiği gibi cezasını vermemişsinizdir. Şikayetçi olun… Benim elimden bir şey gelmez demeyin gelir. Siz şikayetinizi yapın. Kaldı ki ceza almasalar bile ifşalayın ki o kişiye karşı toplumumuz bilinçlesin. Bu gün ben sussaydım Kenen hoca birçok kız öğrenciye aynısını yapacaktı. Üstelik hiç pişmanlık duymadan. Benden önce taciz ettiği öğrenciler şikayetçi olsaydı belki de bana tacizde bulunma cesaretini gösteremeyecekti. Yaz stajımı burada Kenan hocanın liderliği yaptığı bahçe düzenlemesi projesinde yaptım. O zaman tacize kalkıştı, yalan söylemeyeceğim kolunu kırdım. Bu okuldan çok daha iyi okullarda yüksek lisans yapabilirdim. Bu size büyüklük taslamak ya da hava atmak gibi gelmesin arkadaşlar. Bana göre siz öğrenmek istedikten sonra eğitim kurumunun bir değeri yok. Siz kendinize değer katarsınız. Sırf başka öğrencileri de taciz etmesin diye bu okula gelmek istedim. Maksadım Kenan hoca gibilerin konumunu kötüye kullanmasına engel olmaktı. Sanırım bu gün kendi yaptığı hata ile kendi ipini çekti. Son olarak notlarınıza odaklanmayın arkadaşlar. Notlar elbette alınabilir ama siz bir şey öğrenmedikten sonra o notlar hiçbir işinize yaramaz. Önemli olan kendinizi eğitmeniz. Bizler aracıyız ama sizler işin içine kadar irdelemelisiniz ki ileride size işverenler pişman olmasın. Bu kadar yeter sanırım. Özellikle kızlar, kendinize yapılmasını istemediğiniz şeylerin başkasına da yapılabileceğini düşünerek sapıkları şikayet edin. Siz erkeklerde kadınlara saygıyı öncelik olarak alın. Unutmayın ki sizi de bir kadın doğurdu. Hadi dersi bitirelim. Yarın öğleden sonra ders yaparız.” Öğrenciler pür dikkat genç kızı dinledikten sonra dersi bitirmesiyle duraksamıştı.

“Hocam ders?”

“Memur beyi daha fazla bekletmeyelim. Önce merkeze ondan sonra da hastaneye gideceğim. Biliyorsunuz Cenk hocanız iyi değil.” Adem yerinden kalkarak masada ki bilgisayarı toparlamıştı.

“Adem bilgisayarı Sefa hocaya emanet eder misin?”

“Elbette hocam,” diyen Adem çantasına koyduğu bilgisayarı eline alarak Alya’nın polis memuru ile kapıdan çıkmasını beklemişti. Genç kız kapıda bekleyen abisinin koluna girerek polisin arkasından ilerlemeye başlamıştı. Serdar evden çıkarken Cenk’in ablasından anahtarını aldığı arabaya yönelirken memura dönerek “Sizi takip edeceğiz,” dediğinde memur itiraz etmek istediğinde Serdar ona anlayışla bakmıştı.

“Merak etmeyin amirinizden izin aldım.” Polis kararsız olsa da izin vermişti. Önde polis arabası arkada Serdar ve Alya’nın olduğu araba ilerlerken Ahmet arkalarından koşmaya başlamıştı. Serdar genç adamı görünce arabayı durdurdu. Ahmet nefes nefese arabanın arka kapısını açarken “Abi ne çabuk çıktınız okuldan?” diye sormuştu. Serdar genç adamın arabaya binmesiyle yeniden yola çıkmıştı.

“Nasılsın Alya, bir şey yapmadı o adam değil mi?”

“Daha iyiyim Ahmet bu konuda konuşmak istemiyorum. Ayrıca bizimkilerin öğrenmesini de istemiyorum.”

“Bu mümkün değil Alya, babamlar bilmek zorunda.”

“Abi, babam bu olayı öğrenirse çok endişelenir. Okulu bırakmamı bile isteyebilir.”

“O kadar da değil. Ama sonradan öğrenirse çok gücenir.” Alya abisinin sözleriyle sessizleşmişti. Onun haklı olduğunu biliyordu. Başını ağır bir şekilde sallarken Selim’in Serdar’ı aramasıyla arabada sessizlik olmuştu.

“Serdar neredesin?” Serdar yanında oturan kardeşine bakarken onun yerine Alya abisine cevap vermişti.

“Benim yanımda abi, bir şey mi oldu?”

“Sabah kimseye haber vermeden çıktı bir daha da aramadı. Bunca zaman senin yanında mı kaldı? Kıskanıyorum ama…” dediğinde Alya hafif gülümsemişti.

“Abicim yanında kim var?” telefonun karşısında kısa bir sessizlik olduktan sonra bir kapı açılıp kapanma sesi kulaklarına gelmişti.

“Ne oldu?”

“Abi şey…”

“Alya ne oldu? Neredesiniz?”

“Biz polis merkezine gidiyoruz.” Alya konuşmasına devam edemeden Selim araya girmişti.

“Hangi merkez bende geliyorum.”

“Abi buna gerek yok sadece haberin olsun diye…”

“Alya geliyorum dedim, bana konum atın.” Alya telefonu kapattığında arabada durmuştu. Başını kaldırıp baktığında polis merkezine geldiklerini görmüştü. Kapıda onlar Han karşılayınca genç kız şaşırmıştı.

“Han abi senin burada ne işin var?”

“Senin davan için gelmiştim ama olanları Aslı anlatınca buraya geldim.”

“Teşekkür ederim, seni Serdar abimle tanıştırayım.” Han genç adamla tokalaşırken Serdar kardeşini kolunun altına korumaya almıştı.

“İçerde seni sıkıştırmaya çalışırlarsa susabilirsin. Bende ifade verirken yanında olacağım.” Alya başını sallarken hep birlikte merkeze girmişlerdi. Alya’nın ifadesi alınırken Serdar da yanındaydı. Ardından Serdar ifade vermiş polis olmasına rağmen birinci derece yakını olduğu için ifadesinin Alya’ya yardımcı olmayabileceğini biliyordu. Serdar telefonunda ki ses kaydının yanı sıra Alya’ya verdiği ses kayıt cihazında ki kaydı delil olarak sunarken Han ikinci bir şikayette bulunmuştu. Adam hastanede olduğu için ifadesi alınamamıştı. Genç kız odadan çıkarken Ahmet’te tanık olarak ifade vermişti. Bu kez Kenan hoca kendi ayağına sıkmıştı. Selim kardeşinin kapıdan çıktığını görünce hızla yanına gitmişti.

“İyi misin sana bir şey yapmadı değil mi?”

“İyiyim abi, bir şey yapamadı.”

“Nerede o şerefsiz,” diye öne atılan genç adam Serdar’ın onu tutmasıyla duraksamıştı.

“Abi sakin ol şuanda hastanede?”

“Ne oldu, bir şey mi yaptın?” Bu kez Serdar için endişelenmişti. Adama bir şey olursa mesleği tehlikeye girebilirdi.

“Ben değil kardeşin onu bir güzel dövdü,” dediğinde Alya’yı işaret ediyordu.

“Son çalışmayı sen yaptın abi tüm suçu bana atma.” Selim rahat bir nefes alırken Serdar’ın omzuna vurarak “Bir daha onlara dövüşmeyi öğretmeye çalıştığın için sana bir şey söylemeyeceğim. Hatta benimkilere gider gitmez kendini savunmayı öğretmeye başlayabilirsin.” Serdar abisinin sözlerine kahkaha atarken Ahmet ve Han da genç adamın sözlerine gülmüştü.

“Abi gidelim mi artık hastaneye daha gideceğiz. Merak etmiş olmalılar.”

“Onlara dersin uzadığını söyledim. Merak etmezler.” Alya başını sallarken hep beraber arabaya binerek hastaneye doğru yola çıkmışlardı. Alya yol boyunca sessiz kalırken Ahmet hiçi susmamıştı.

“Sen neden Han abinin arabasına binmedin ki?” Alya’nın sorusu ile Ahmet yüzünü asmıştı.

“Niye?”

“Başım ağrıyor Ahmet, yol boyu konuştun ya.” Alya’nın da yüzünü asmasıyla Ahmet genç kıza anlayışla bakmıştı.

“Kusura bakma Alya, ben bazen kendimi tutamıyorum. Bu gün zor bir gün oldu senin için.” Alya yeniden başını arabanın camından geride kalan yola çevirmişti.

“Hastanede bu olaydan bahsetmeyeceğiz. Birde benim için endişelenmesinler.”

“Babamın bilmesi gerek Alya, sonradan kızının başına gelenleri sakladığımız için çok kızacaktır.”

“Biliyorum abi, eve geçince anlatırız ama hastanede olmaz.” Selim kardeşine katılarak onu onaylamıştı. Arabalar peş peşe hastane otoparkına park ederken genç kız arabadan inerek önden yürümeye başlamıştı. Arya’dan Cenk’in normal odaya alındığını öğrenince oda numarasını almıştı. Genç kız ve peşinden gidenler odanın kapısına geldiklerinde kapıda anne babasını otururken bulmuşlardı.

“Hayırdır baba neden dışarıdasınız?”

“Doktor Cenk’i kontrol ediyor. İçeride sadece Deniz Hanım var.”

“Arya ve diğerleri neredeler?”

“Arya ve diğerleri kantine indi. Deniz Hanım uzun süredir bir şey yememiş. Cemile de ona yardım etmek için gitti.”

“Baba hadi sizde kantine inin bir şeyler atıştırın.” Selim babasına konuşurken Emine Hanım da oğlunu onaylamıştı.

“Oğlan haklı Bey, ilaçların var senin. Hadi biraz atıştır ilaçlarını al.” Emine Hanım ikna olması için kocasının gözünün içine bakıyordu. Alya iki abisine dönerek “Sizde gidin burası kalabalık olmasın. Ben de Deniz teyzeye görünüp yanınıza gelirim.” Selim kardeşinin yalnız kalmak istemesini anlayabiliyordu. Gözlerinde ki yorgunluk genç adamın hoşuna gitmemişti.

“Alya haklı kalabalık yapmayalım. Hadi biz gidelim o sonra gelir.” Selim herkesi toplayarak oradan ayrılırken Han da onların peşinden gitmişti. Arya’nın da orada olduğunu öğrenmesi genç kadını görmek için bahane olmuştu.

Alya giden kalabalığın ardından bakarken odanın kapısının açılmasıyla başını kapıdan çıkan doktora çevirmişti.

“Doktor Bey hastanın durumu nasıl? Kendine geldi mi?” Alya’ya kısa bir bakış atan adam sormuştu.

“Hastanın nesi oluyorsunuz?”

“Ben sözlüsüyüm. Cenk iyi mi?”

“Henüz uyanmadı, ilaçları kestik uyanması an meselesi. Ameliyat iyi geçti bir süre hastanede misafir edeceğiz.”

“Oh çok şükür, teşekkür ederim.” Genç kız doktorun ayrılmasıyla cesaretini toplayarak odanın kapısını aralayıp içeri adımlamıştı. Kulağına yankılanan “Alya!” sayıklamasıyla genç kız olduğu yerde kalmıştı. Genç adam acı şeker gibi kızın adını sayıklarken gözlerini hafif aralayarak başucundaki annesi ile göz göze gelmişti.

“Oğlum nasılsın?” Deniz Hanım heyecanla oğluna sorarken Cenk yutkunarak endişeyle sormuştu.

“Anne Alya nasıl, ona bir şey olmadı değil mi?” diye sormuştu. Genç adam yaralandığında annesi başında ağlarken yarı aralık olan gözleriyle gördüğü son şey Alya’ya doğru savrulan bıçaktı. Korkuyla annesine bakan Cenk gözlerini kapatıp açarak yeniden annesine sormuştu.

“Anne Alya nasıl yaralanmadı değil mi?” Alya kendisini sayıklayan adama üzgün bir şekilde bakarken Deniz hanımın elini adamın göğsüne hafifçe koyarak “Yok oğlum Alya kızım çok iyi,” dediğini duymuştu.

“Anne yalan söylemiyorsun değil mi? İsmail ona bıçak sallamıştı.”

“Ah be oğlum neden yalan söyleyeyim. Alya kızım da Cemile de çok iyi şükür.” Cenk başını iyice yastığına gömerek gözlerini kapatmıştı.

“Çok şükür,” diyen adam genç kızı gülümsetmişti. Alya’nın içi şefkatle dolmuştu.

“Benden kolay kurtulamazsınız Cenk hocam, ama siz postu deldirmeye alışmayın derim.” Cenk duyduğu sesle gözlerini açmadan gülümsemişti. Kulakları beklediği sesle bayram ederken ağır bir şekilde gözlerini açarak genç kız ile göz göze gelmişti. Kızın bedenini yara olup olmadığına dair kısa bir süzmeden sonra yeniden gözlerine odaklanmıştı.

“Seninle ne yapacağız Alya?” Alya genç adamın neden bahsettiğini anlamıştı. Başını sallayarak gülümseyen genç kız yatağa doğru ilerleyerek Deniz hanımın yanında durdu.

“Bilmem ben halimden memnunum Cenk Bey, asıl biz sizin bu halinizle ne yapacağız. İkidir hastanelere düşüyorsunuz. Çok sevdiniz buraları galiba?” dediğinde Deniz Hanım kız kendine çekerek sarmıştı.

“Alya kızım haklı sürekli hastane köşelerinde olmuyor böyle. Ben olsam sözü atardım.” Cenk kaşlarını çatarak annesine bakarken ağzından çıkanlara kendisi de inanamamıştı.

“O yüzük kolay takılmadı kolay çıkmaz!” Alya şaşkınlıkla genç adama bakarken Deniz Hanım kıkırdamıştı. Cenk kızın şaşkınlığına kısa bir bakış atıp yeniden gözlerini yumdu. Onlar için hayat yeni başlıyordu.

****

Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Yorumlarınızı bekliyorum. Lütfen yorumlarınızı benden esirgemeyin. Havada aşk kokusu var sanki. 🙂

OKUYUCULARIMDAN YOUTUBE KANALIMA DESTEK OLMALARINI RİCA EDİYORUM. SİZİN İÇİN ZOR BİRŞEY OLMAZ SANIRIM. ÇÜNKÜ İNANIYORUM Kİ HERKES TELEFONUNDAN YOUTUBE GİRİYOR. MERMARİD KANALINA GİREREK TAKİP EDEBİLİRSİNİZ! (ABONE OLUN!) TIKLAYABİLİRSİNİZ. HİKAYELERİN VE KİTAPLARIN ÖZETLERİ KANALDA YAYINLANACAKTIR! YAZININ ÜZERİNE TIKLAYARAK ABONE OLABİLİRSİNİZ!

YOUTUBE KANALI İÇİN TIKLA!

30. BÖLÜM <<<<<<<——>>>>> 32. BÖLÜM

24020cookie-checkGelincik Çiçeği 31. Bölüm