Cesur 31. Bölüm

Keyifli okumalar arkadaşlar.

****

Pencerenin kenarına yaslayarak dışarıda bir anda patlak veren yağmurun camı dövüşünü izlemek içinin daha da kararmasına neden oluyordu. Kollarını göğsünde bağlayarak iyice ağırlığını omzuna vererek camın kenarına yaslanmıştı. Bakışları bomboş bir hal almıştı. İçi yanıyordu. Kalbi acıyordu ama bu acı içinde bulunduğu duruma çare olmuyordu. Gözlerini kapatarak burnundan derin bir nefes aldı. Aklı almıyordu, son birkaç ayda yaşadıklarını aklının almasına olanak yoktu. Kapının açıldığını duyunca bakışlarını gelen kişiye çevirmişti.

“Burada mıydın, her yerde seni arıyordum.” Cesur odaya girerek kapıyı kapatmıştı. Genç kadın buruk bir şekilde genç adama gülümseyerek yeniden dışarıya odaklanmıştı.

“Hava birden nasıl patlak verdi değil mi?” Cesur kardeşinin yanına gidip onun gibi dışarıyı izliyordu. Ayaz’ın hastaneye yatışının üzerinden bir hafta geçmişti. Genç kadının mekanı artık bulundukları oda olmuştu. Abisi ne kadar eve geçmesini söylese de Çisem oğlunu hastaneye bırakmak istememişti.

“Sonbahardayız Çisem, bundan sonra daha soğuk rüzgarlar esecek.” Çisem abisinin sözlerinde ki derin anlamı hayatının daha da zor olacağına yorarken Cesur kolunu kardeşinin omzuna atarak kadını kendine çekip başının üzerini öpmüştü.

“Babamın yüzüne bakamıyorum.”

“Olanlarda senin suçun yok Çisem, hem artık her şey yoluna girdi.”

“Buna inanıyor musun abi, hiçbir şey yoluna girmedi, girmeyecek.”

“Çisem yapma!” diyen genç adam kardeşinin gün geçtikçe içine kapanmaya başladığını görebiliyordu. Ayaz’ın hastanede yatması yüzünden Aylin’i istemeye gidememişti. Aylin bunun doğru olmadığını söylemişti ki Cesur o heyecanla yeğeninin hastanede tedavi gördüğünü unutmuştu.

“Neyi yapmayayım abi, gerçekleri hepimiz biliyoruz. Soner’i hayatımıza ben soktum. Bu kadar kör olduğuma inanamıyorum. İlk yıllarda bana o kadar sıcak davranıyordu ki gözüm adeta kör olmuştu. Ailemin uyarılarını kulak ardı ettim. Babam bana emin misin diye sorduğunda o kadar kesin emin olduğumu söyledim ki şimdi yüzüne bakamıyorum.”

“Bu konuyu daha sonra ayrıntılı konuşuruz. Bana bak Çisem, sence ben Ayşem’in annesi ile evli kalsaydım ne olacaktı? Ölünün arkasından konuşmak istemiyorum ancak son zamanlarda hakkında öğrenmeye başladıklarım hiç iç açısı değil. Kızıma ayıp olmayacağını bilsem öldüğüne sevindim derdim. Ama Ayşem’e kıyamıyorum.”

“Ayşem çok şanslı bir çocuk.”

“Ayaz da öyle… Babasının kim olduğu ya da ne yaptığı önemli değil. O senin oğlun, benim yeğenim. Dayısı onu çok sevecek.”

“Teyzesi de çok sevecek.” Çisil bir süredir kapıdan dinlediği iki kardeşin konuşmasına dahil olmuştu. Cesur odaya giren kardeşine dönerek gülümsemişti.

“Bakın burada kimler varmış? Hayırdır Çisil bu saatte hastanede ne işin var?”

“Ablamı özlemiş olamaz mıyım? Ev çok sessiz kaldı sanki,” dediğinde Cesur diğer kolunu uzatarak genç kızı yanına çağırmıştı. Çisil adamı bekletmeden hızla kolunun altına girerken Çisem kardeşine buruk bir ifade ile baktı.

“Şu ifadeni değiştir abla sanki ölü gibi bakıyorsun.”

“Allah korusun o nasıl laf Çisil, bir daha duymayacağım.” Cesur iki kardeşinin de saçından öpüp kapıya yönelmişti.

“Abi…”

“Hadi size yemek ısmarlayayım.” Çisem gitmek istemese de Cesur onu kolundan sürüklemeye başlamıştı.

“Ayaz’ı burada bırakamam.”

“Ayaz iyi durumda Çisem, hem yarın hastaneden çıkacak. Yoğun bakımda olmasına bakma bu gece yanına getirecekler.” Çisem aldığı haberle dururken heyecanla genç adama bakmıştı.

“Gerçekten mi? Bitti mi artık?”

“Bitti güzelim, bebeğimiz iyileşti. Sen şimdi kendine iyi bakacaksın.” Çisem’in keyfi yerine gelmişti.

“O zaman kutlama yemeğine nereye gidiyoruz?” Çisil araya girerken Cesur kardeşine gülerek cevap vermişti.

“Tabii ki Aylin’in restoranına.”

“Aman sende bizde bir yere götüreceksin sandık. Senin amacın müstakbel yengemi görmek.” Çisil yüzünü asarken Çisem uzun zaman sonra ilk kez bu kadar keyifle gülümsemişti.

“Çisil çok görme abime, yılların özlemi var değil mi Doktor Bey?” dediğinde Cesur derin bir iç çekerek “Hem de ne özlem,” dedi.

“Ohooo abim uçmuş, hadi çıkalım.” Çisil önce hızlı hızlı ilerlerken arkasını dönerek abisine laf yetiştirmek isterken çarptığı bedenle sendelemişti.

“Ne oluyor be?” diye çıkışan genç kız arkasını döndüğünde kendisine gülümseyerek bakan Asaf ile göz göze gelmişti.

“Nereye?”

“Yol ortasında neden duruyorsun?” Çisil ve Asaf aynı anda sorarken Çisem ikilinin arasında ki kimyaya imrenerek bakmıştı. Bir zamanlar o da kardeşi gibiydi. Artık kolay kolay kimseye güvenemeyeceğinin farkında olarak yeniden abisine dönmüştü.

“Abi ben gelmesem? Biliyorsun Göksel Hanım sürekli hastaneye geliyor. Ben yokken gelirse Ayaz’a yaklaşabilir.”

“Korkma hayatım hastane güvenliği onu bu kata çıkarmayacak. Üstelik yoğun bakım katında güvenlik görevlisi koydum.”

“Yine de korkuyorum.”

“Ayaz’ı emanet edecek birini biliyorum,” diyen adam kardeşine göz kırparak gülümsemişti. Çisem abisinin yine bir hinlik düşündüğünü anlayarak izlemeye başlamıştı.

“Nereye böyle kardeşler?”

“Bizde damat beye görev vermeye geliyorduk.” Asaf ‘damat’ sözünü duyunca adeta kulaklarını dikmişti. Çisil genç adamın tepkisine gözlerini devirmişti.

“Henüz damat olmak için şartımı yerine getirmedi abi,” derken Çisil yüzünü asarak genç adamın yanından geçerek asansöre ilerlemişti.

“Ne şartı?” Cesur şüpheyle genç adama bakarken Asaf sadece omzunu silkmekle yetinmişti.

“Neyse biz Çisem’i yemeğe götürüyoruz sen Ayaz ile ilgilenebilir misin? Biliyorsun bu aralar Soner tarafı rahat durmuyor.” Asaf anlayışla genç kadına bakarken başını sallamıştı.

“Sen rahat ol Çisem abla, Ayaz’ın yanına giderim ben siz gelene kadar da çıkmam. Küçük paşa bana emanet.” Cesur genç adamın cevabından memnun olurken Çisil ablasına abla diyen Asaf’a yeniden gözlerini devirmişti. Genç adam bir süredir Çisem’e abla demeye başlamıştı. Tabi bunu yalnız oldukları vakit yapıyordu.

“Asansör geldi hadi gidelim,” diye seslenen Çisil araya girerken Cesur teşekkür ederek Çisem’in koluna girip ilerlemeye başlamıştı. Kardeşler Aylin’in restoranına doğru yola çıkarken genç adam da söz verdiği gibi Ayaz bebeğin yanına gitmişti.

****

“Yavrum ne yapıyorsun?” genç kız odasının kapısının açılmasıyla gülümseyerek kapıdan içeriye giren babaannesine bakmıştı.

“Ders çalışıyorum Ayşem sultan gelsene.”

“Ah güzelim biraz ara ver de yüzünü görelim. Zaten hastaneden gelir gelmez odana kapanıyorsun.”

“Ama sınavlar başlayacak babaanne, iki hafta içinde sınavları verip okulu bitirmem lazım.” Ayşem Hanım torununun yatağının üzerine oturarak etrafına kısa bir göz atmıştı. Torunu beklenmeyecek şekilde oldukça titizdi. Odasında tek bir dağınıklık bile yoktu. Çalıştığı masa bile derli topluydu. Gülümseyerek çalışma sandalyesini kendisine doğru çeviren genç kıza bakmıştı.

“Maşallah pek düzenlisin.”

“Alışkanlık babaanne, seviyorum.”

“Aferin sana yavrum. Hep böyle ol ilerde evlendiğinde kocanla da düzen kurarsın.”

“Henüz evlenmeyi düşünmüyorum babaanne.” Ayşem gülerek sandalyeyi yaşlı kadının önüne kadar sürmüştü.

“Biliyorsun değil mi, baban Aylin ablanla evlenmek istiyor. Sen ne düşünüyorsun?” Ayşem Hanım oldukça tedirgindi cevabı beklerken. Aylin ile aralarının iyi olduğunu biliyordu ama üvey anne yerine görmesini istemiyordu.

“Endişelenme babaanne, babamın mutlu olmasından başka bir şey istemiyorum. Hem babam evlenince ben sizle kalmaya devam edeceğim. Kalabilirim değil mi babaanne?” dediğinde Ayşem Hanım kaşlarını çatmıştı.

“O ne demek kızım, Aylin sana bir şey mi söyledi?” diye hızla sormuştu. Öyle bir ihtimal olacağını düşünmese de yaşlı kadın sormadan edememişti.

“Elbette bir şey söylemedi babaanne, babam biraz hayatını yaşasın istiyorum. Hem benim planlarım var,” dediğinde Ayşem Hanım kaşlarını çatarak genç kıza bakmıştı.

“Ne planı bu?”

“Çatma hemen kaşlarını Ayşem sultan. Henüz babama söylemedim ama ben yeniden üniversite sınavına girmeye karar verdim. Babam gibi doktor olacağım.” Ayşem Hanım şaşkınlıkla eliyle ağzını kapatırken gözleri sevgiyle parlamıştı.

“Ah be kızım zamanında neden tıp okumadın o zaman?” Ayşem’in puanı tıp bölümü için yetse de babasını tek bırakmamak için kendisine yakın olan ebelik bölümünü okumuştu.

“Okuduğum üniversitede sadece ebelik bölümü vardı babaanne, ama şimdi Ankara gibi bir yerde tıp okumak gibi bir şansım var. O yüzden denklik gelebilecek derslerin olduğu bir üniversitede okumak istiyorum. Hem önceki derslerim hem de şimdiki ortak olan derslerimden muaf olabilirim. Babam bilmiyor sadece sen biliyorsun. Sınav sonuçlarından sonra babama söylemeyi düşünüyorum.” Ayşem Hanım torununa anlayışla gülümseyerek yerinden kalkıp genç kızın yanaklarını avuçlamıştı.

“Ah güzel torunum benim, sen ne yapmak istersen her zaman arkanda olacağım. Hem deden de bu kararına çok sevinecektir.” Ayşem yaşlı kadının ilgisinden memnun bir şekilde kadının beline kolunu dolayıp başını göğsüne yaslamıştı.

“Sen harika bir kadınsın babaanne, bu zamana kadar hiç sırdaşım olmamıştı sen ilk olacaksın.” Kadın torununun sevgi gösterisine içi giderek karşılık vermişti. Torununu geç bulmuştu ama genç kızı canının içine sokası geliyordu.

“Hadi biraz mola ver de çay içelim. Hem deden de homurdanmaya başladı. Hem istersen bu isteğini dedene de söyleyelim seni dershaneye yazdıralım.”

“Gerek yok babaanne ben hallederim. Şimdi dershaneye boş yere para vermeyelim.”

“Para sorun değil biliyorsun değil mi kızım?” yaşlı kadın torununa üzgün bir şekilde bakmıştı. Onun yokluk çekmiş olabileceğini düşünmek yaşlı kadını üzmüştü.

“O parayla yardıma ihtiyacı olan öğrencilere yardım edelim Ayşem sultan ben kendime güveniyorum. Daha önce de kendim hazırlandım.”

“Sen nasıl istersen kızım,” diyen yaşlı kadın genç kızla birlikte salona geçmişti. Servet Bey torununu görünce yanını işaret ederek Ayşem’i yanına oturması için çağırmıştı.

“Babandan haber var mı Ayşem?”

“Yok dedecim aramadı henüz. Ama yarın Ayaz’ı çıkaracaklarını biliyorum.”

“Oh çok şükür,” diyen yaşlı kadın kocasına sevinçle bakmıştı. Yaşlı adam çayından bir yudum alarak başını sallamıştı.

“Çisem çok bunaldı oralarda. Bebeği de bırakamaz.”

“Annelik kolay değil Servet Bey, yavrusunu nasıl bıraksın soğuk odalarda.”

“O değil de Ayşem kız içine kapanmaya başladı. Bir şeyler yapmak gerek.” Ayşem Hanım kocasına hak verirken üzgün bir şekilde önünde ki sehpaya bardağını bırakmıştı.

“Ben kızımı bilirim, olanlardan kendini suçluyor. O boyu devrilesiceden kurtulsa da rahat etse.”

“O iş bitti hayatım, avukat bu gün aradı. Soner’in kaçak olması da göz gözüne alınarak boşanmayı gerçekleştirdi.”

“Aa nasıl oldu bu? Soner olmadan nasıl boşadı hakim?”

“Bizim kız o kadar da saf davranmamış Soner’e karşı Ayşem. Avukat olmasının sonuçları bunlar. Evlenmeden belge imzalatmış Soner’e tek taraflı boşayabiliyor zaruri durumlarda.”

“Ah kızım benim daha o zamanda mı aklına gelmiş böyle bir şey? Neden daha önce söylemedi bize acaba?” diye kendi kendine soran Ayşem Hanım kocasının gülmesine neden olmuştu. Karısının kendi kendine soru sorması halindeki yüz ifadesine bayılıyordu. Çocuk gibi dudaklarını sarkıtıyor, gözlerini belertiyordu.

“Ah be gülüm şöyle davranma çocuğun yanında.” Ayşem sessizce konuşan ikiliyi izlerken birden dedesinin sözlerine gülmüştü. Yaşlı adam karısına aşkla bakıyordu.

“Servet Bey çok ayıp ama…” kadın utançla kızarırken Ayşem kıkırdamadan edememişti.

“Bende sizin gibi bir evlilik istiyorum. Dedem gibi bir adam bulunca basacağım nikahı!” diyen genç kız Servet Bey kaşlarını çatmıştı.

“Ne evliliği sen daha çocuksun. Dizimin dibinden ayrılmayacaksın.” Ayşem şaşkınlıkla dedesine bakarken Ayşem Hanım kocasının sözlerine gülmüştü.

“Servet Bey kızlarına da böyle yaptın bak evde kaldılar.”

“Kalsınlar ne olacak? Hem anladığım kadarıyla Çisil’i vermemiz yakındır. Asaf oğlum çok kararlı ilerliyor.” Ayşem sessizce ikilinin konuşmasını dinlerken bir yandan da çayını içiyordu.

***

Genç adam ve iki kız bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun altında arabadan inip koşarak kafeye doğru ilerlemişti. Yağmurdan kaçan kafeye sığınmış gibi oldukça kalabalık bir müşteri kitlesi vardı. Aylin’i normalde masasında kitap okurken bulan genç adam bu akşam elinde servisle masalar arasında dolaştığını görünce gülümsemişti. Restoran tarafında da hatırı sayılı bir kalabalık vardı.

“Ee abi burada boş masa yok nerede yiyeceğiz?” diye soran Çisem genç adamın kendisine dönmesini sağlamıştı.

“Aylin’in masası boş ama biz mutfağa geçelim.” Aylin’in mutfak bölümüne geçen kapıya yöneldiğini görünce hızlanarak genç kadını hemen kapı dışında yakalayıp sarılmıştı. Aylin birden beline dolanan kollarla ürküp geriye zıpladığında Cesur’un boğuk sesini duymuştu.

“Ben geldim hayatım.”

“Cesur sen ne yapıyorsun Allah aşkına kalbime iniyordu.”

“İnmesin o naif kalbe daha bana evet diyecek.”

“Sen bu şekilde devam edersen o iş biraz zor olacak.” Aylin genç adamın kollarından sıyrılarak mutfağa geçmişti. Cesur da arkasından giderken iki kız kardeş abisinin ciğerci kedi gibi kadının peşine takılmasına gülmüştü.

“Cengiz usta iki porsiyon daha,” diyerek elinde ki tepsiyi tezgahın üzerine bırakan genç kadın geriye döndüğünde kapıdan kendisine bakan iki kızı görmüştü.

“Çisem, Çisil sizde mi geldiniz?”

“Çok açız Aylin abla, yemek var mı?” Çisil’in sorusuna Cengiz usta yanıt vermişti.

“Olmaz mı Çisil Hanım hadi oturun da ben size yemek doldurayım.” Çisil hemen tezgahın önündeki ki tabureye çökerken Çisem de kardeşinin yanına geçip oturmuştu. Cesur yüzü asık bir şekilde Aylin’e bakıyordu.

“Cesur gördüğün gibi çok yoğun bir akşam oluyor. Sen otur ben müşterilere bakıp geliyorum.”

“Sen neden bakıyorsun ki?” diye somurtan genç adam Çisil’in kolundan çekmesiyle tabureye oturmuştu.

“Kadını rahat bırak abi işini yapsın. Zaten her zaman birliktesiniz.”

“Sen karışma Çisil, tabi Asaf yanında tuzun kuru senin.”

“Asaf ne alaka abi, çok ayıp. Hem bu gün gelirken gördüm sadece.”

“Olabilir seni tutan mı var git gör.” Çisil abisinin iyice çocuklaşmaya başladığını görünce gözlerini devirmişti.

“Tartışmayı bıraksanız da yemeğimizi yesek. Hastaneye dönmem gerekiyor biliyorsunuz.” Çisem önüne koyulan köfte patatesi yemeğe başladığında Cesur ve Çisil de ona katılmıştı. Aylin yeni siparişleri götürürken mutfağa boynunda önlükle Serdar girmişti.

“Cengiz usta iki köfte daha,” diye seslenmiş Cesur ile göz göze gelince gözlerini kısmıştı.

“Bakın burada kim varmış, ablamla evlenmek isteyen damat adayı…” Serdar Cesur’a takılırken Cesur konuşmasını devam ettirmişti.

“Ve senin patronun…”

“Mesai saati içinde değiliz damat adayı, burada patron benim.” Çisem gözlerini büyüterek genç adama bakmıştı. Serdar resmen abisine posta koyuyordu.

“Bir gün kapıma geldiğinde bu dediklerini sana aynen iade edeceğim Serdar, bunu sakın aklından çıkarma.” Serdar tek kaşını kaldırırken Çisil ve Çisem sorarcasına bir birine bakmıştı.

“Gelirsem hatırlatmayı unutma damat efendi.”

“Serdar ne biçim konuşuyorsun sen?” Aylin mutfağa girdiğinde kardeşinin kinayeli konuşması karşısında kaşlarını çatmıştı.

“Ne varmış konuşmamda abla, Cesur Bey sana talip değil mi? Bende kız tarafı olarak üzerime düşeni yapıyorum.” Aylin başını iki yana sallayarak kardeşine onaylamaz şekilde bakmıştı. Çisem yemeğini yer yemez yerinde doğruldu.

“Ben doydum hadi gidelim.”

“Biz daha tek lokma yemedik.” Çisil’in sözleriyle bakışları ona dönmüştü.

“Konulacağınıza yeseydiniz. Siz devam edin ben hastaneye geçiyorum.”

“Dışarıda ki havayı görüyorsun değil mi Çisem, bekle birlikte gideceğiz.” Cesur kardeşine oldukça ciddi bir ifadeyle bakmıştı.

“Orada yatan Ayşem olsaydı böyle rahat olabilir miydin abi?” diye soran genç kadının gözleri nemliydi.

“Ayaz’ın Ayşem’den bir farkı yok benim için Çisem. Ayaz için senin iyi olman gerekiyor Çisem. Anlamıyor musun neredeyse bir hafta o odada yaşadın. Hastaneden dışarıya adımını atmadın.” Cesur’un sert sözleri ortamı gererken Çisem başını eğerek abisinin sözlerini kabul etmişti.

“Ayrıca senin için diğer psikiyatrdan randevu aldım abla. Bana anlatmak istemezsin belki ama destek alman şart.”

“Buna gerek yok sadece Ayaz iyi olsun bana yeter.”

“Yine de yaşadıkların kolay değil Çisem, Çisil’e katılıyorum destek alman senin içinde Ayaz içinde en iyisi.” Aylin de diğerlerini destekleyince Çisem bakışlarını kaçırmıştı.

“Gitmeyin Çisem ablamın üzerine. Onu ben bırakırım hastaneye.” Serdar boynunda ki önlüğü çıkararak kenara koyarken Çisem minnetle ona bakmıştı.

“Teşekkür ederim Serdar, iyi ki varsın.”

“Sende ablam sende,” diyerek genç kadını kapıya yönlendirmişti. Cesur ve Çisil genç kadının arkasından üzgün bir şekilde bakarken Aylin onlara destek olmak istemişti.

“Çisem iyi olacak, sadece kabullenmesi gerekiyor.” Cesur genç kadına bakarken derin bir nefes almıştı.

“Neyse hadi yemek yiyelim bizde hastaneye gidelim.”

***

Zaman çok çabuk geçiyordu Cesur sabırsız bir şekilde odanın kapısının dışında dönüp dururken aşağıdan seslenen annesine cevap vermişti.

“Cesur gitmiyor muyuz?”

“Anne kızın odadan çıkmıyor!” Cesur kapıyı yeniden tıklattığında oldukça stresliydi.

“Geliyorum abi neden bu kadar acele ediyorsun? Kız kaçmıyor ya!” Çisil bir elinde çiçek diğer elinde çikolata ile odasının kapısından çıkıyordu. Abisi acele ettirdiği için götürecekleri hediyeleri kaptığı gibi odasına kilitlenmişti. Özenle hazırlanırken abisi sürekli kapısına gelip onu acele ettirmeye çalışmıştı. Hazırlanması bittikten sonra odasından çıkmıştı.

“Hazırlanman neden bu kadar uzun sürdü?” dediğinde Çisil abisine ters bir bakış atmıştı.

“Abi saat daha beş buçuk biz yedide gideceğiz. Ne bu acele?” dediğinde Çisem de bebeğiyle odasından çıkmıştı.

“O damat Bey yakıyorsunuz? Çok yakışıklı oldun abi.” Cesur kardeşinin kucağında ki yeğenini alarak öpmüştü. Üzerinde küçük bir takım elbise olan bebek çok şirin görünüyordu.

“Ayaz Bey benden daha yakışıklı oldu.”

“Ne de olsa senin minyatürün abi,” diyen Çisil de bebeğin yanağını usulca öpmüştü.

“Cihangir’im ortalığı yakıyorsun. Teyzen yesin mi seni?” diye sevimlice bebeği severken Çisem kardeşleriyle oğlunu gülümseyerek izliyordu.

“Bitmedi mi işiniz hadi gelin artık!” Ayşem Hanım aşağıdan yeniden seslenirken Cesur’un bakışları kızının odasının kapısına takılmıştı.

“Ayşem gelmedi mi hala?” diye soran genç adamın yüzü asılmıştı. Ayşem son dakika çıkan bir doğum yüzünden hastaneye gitmek zorunda kalmıştı. Ayşem sabah gittiği için erkenden dönebileceğini düşünmüştü ama bu saat oldu kızı hala gelmemişti.

“Merak etme abi yetişecektir.”

“Umarım, Ayşem olmadan böyle bir gece yaşamak istemiyorum. Kızım benimle mutlu olmalı.” Çisil abisine sarılırken Cesur fazla duygusallaştığını düşünerek hemen toparlanmıştı.

“Neyse hadi ana kraliçe sinirlenmeden aşağıya inelim.” Hep birlikte salona indiklerinde Servet Bey oturmuş keyifle kahvesini yudumlarken Ayşem Hanım diken üstünde gibi salonda dolanıp duruyordu.

“Nerede kaldınız?”

“Bu kızın bir türlü hazırlanamadı.”

“Anne daha vakit var ne bu acele?” diye soran Çisil babasına dönmüştü. Adamın dünya yansa umurunda değildi. Yıllardır hayal ettiği gerçek oluyordu. Oğluna gelin isteyecekti. Hem de kızı gibi sevdiği kızı…

“Hadi bakalım oturun da konuşalım.” Cesur babasının sözleri ile otururken oldukça gergindi. Bir saat içinde çıkacaklardı.

***

“Ayşem sen neden hala buradasın?” Asaf genç kızı elinde tüplerle hızlı hızlı ameliyathaneye giderken görünce seslenmişti.

“Saat kaç Asaf Bey?”

“Saat altıya geliyor. Senin babanın yanında olman gerekmiyor mu?” diye soran adama genç kız sıkıntıyla bakmıştı.

“Biliyorum ama doğum çok sürdü. Şunları bırakıp hemen hazırlanacağım.”

“Sen hazırlan ben seni bırakırım.” Ayşem minnetle genç adama bakarken evden elbisesini gönderen Çisil halasına dua ediyordu. Ameliyathaneden hızla çıkarak babasının odasına doğru koşmaya başlamıştı. Üzerini değiştirerek yola çıkması gerekiyordu. Yosun yeşili elbisesini giyerek aynanın karşısına geçtiğinde perişan halini nasıl toparlayacağını düşünüyordu. Daha önce fazla makyaj yapmadığı için kuaföre gidecekti ancak zamanı olmadığı için gitmesine olanak yoktu. Kapının tıklatılmasıyla yüzü asılarak kapıya yönelip kilidini açtı.

“Ayşem hazır değil misin?” Asaf’ın sorusu ile genç kız yüzünü asmıştı.

“Ben makyaj yapmaktan anlamam ki şu halime bak perişan görünüyorum.” Asaf kızın sözlerine gülmüştü.

“Düşündüğün şeye bak,” diyen Asaf arkasını dönerek Cesur’un sekreteri Selda’ya seslenmişti.

“Selda duyduğuma göre çok iyi makyaj yapıyormuşsun?” diye genç kıza seslendiğinde Selda hemen ayaklanmıştı.

“Hayırdır Asaf Bey, makyaj yapmaya mı karar verdiniz.”

“Ha ha ha… Senden Ayşem hanıma yardım etmeni isteyecektim.” Selda genç kızın hazırlanmış halini görünce gülümseyen genç kız hemen atılmıştı.

“Zevkle ne zamandır başkasına makyaj yapmamıştım. Seninle işim bitince kendini tanıyamayacaksın.” Ayşem şaşkınlıkla gözleri parlayan genç kıza bakmıştı. İtiraz bile edemeden Selda kızı hemen oturtmuş işine başlamıştı.

“On beş dakikan var Selda, işimiz acil.”

“On dakika da yeterli,” diyen genç kız kendinden oldukça emindi. Asaf köşeye çekilerek genç kızın işini bitirmesini beklemişti. Ayşem’in saçlarını da üstten dağınık topuz yaparak yüzünü meydana çıkarmıştı.

“Bitti işte,” diyen Selda yerinden kalkarak hayranlıkla kıza bakmıştı.

“Ayşem, çok güzel oldun.” Asaf da kızın değişimi karşısında şaşkındı.

“Öyle mi birde ben bakayım,” diyen Ayşem aynanın karşısına geçerek yansımasına baktığında oldukça şaşırmıştı.

“Bu ben miyim?” Asaf kızın omuzlarından tutarak kapıya yönlendirmişti.

“Bu kadar yeter geç kalacaksın. Hadi çıkalım.” Ayşem Selda’ya dönerek heyecanla ve minnetle “Çok teşekkür ederim,” dedi.

“Önemli değil, keyifli geceler.” Ayşem genç kıza sarılarak hızla ayrılmıştı. Asaf ile kapıdan çıktıklarında saat neredeyse yediye gelmişti.

“Geç kaldım…” Ayşem arabaya bindiğinde babası ve diğerleri de Aylin’in kapısını çalmak üzereydi. Cesur’un yüzü asılmıştı. Kızını aramış ama ulaşamamıştı. Hastaneyi aradığında ise ameliyatta olduğunu öğrenmişti.

“Hoş geldiniz,” Aylin genç adamın elinden çiçeğini alırken Serdar diğer aile üyelerini karşılıyordu. Gözleri kapıdan girmesini beklediği kızı ararken Ayşem’in gelmemiş olması içinin sıkılmasına neden olmuştu.

“Ayşem yok mu?” ablasının Cesur’a sormasıyla o da merakla adamın cevabını bekliyordu.

“Hastanede acil doğum olmuş ona gitmişti.”

“Bana kimse haber vermedi.” Serdar araya girerken genç adam cevaplamıştı.

“Diğer kadın doğum doktoru çağırdı.” Serdar başını sallayarak adamı onaylamıştı. Bu durumdan hiç hoşlanmasa da bir şey söyleyememişti. Herkes salona geçerken Aylin utanarak Ayşem hanımın ve Servet beyin elini öpmüştü. Kızlarla da selamlaştıktan sonra kardeşinin yanına geçip oturdu.

“İsterseniz Ayşem’i bekleyebiliriz.” Serdar’ın teklifine Cesur atlamak istese de Servet Bey konuşmuştu.

“Gelir birazdan Ayşem, babasını yalnız bırakmaz torunum.” Eve geleli on beş dakika geçmişti. Aylin ve Cesur yerinde kıpırdanmaya başladığında çalan kapı zili ile Cesur hemen yerinde doğrulmuştu.

“Siz oturun Cesur Bey ben bakarım.” Serdar tek kaşını kaldırarak genç adam misafirliğini hatırlatırken Cesur oturmak zorunda kalmıştı. Serdar kapıyı açmaya gittiğinde heyecanlanmasına anlam veremiyordu. Birkaç nefes alıştan sonra kapıyı açınca olduğu yerde donup kalmıştı.

“Serdar hocam,” Ayşem kendisine donmuş bir şekilde bakan adama endişeyle bakıyordu. Bir tepki alamayınca koluna dokunarak adamı kendine getirdi.

“İyi misiniz?”

“Ben…”

“Oho daha fazla kapıda bekleyecek miyiz?” araya giren sesle Asaf kızın arkasına bakarken kaşları çatılmıştı.

“Asaf, senin ne işin var burada?”

“Kovsaydın Serdar, Ayşem’i getirdim.” Ayşem’i içeriye doğru yönlendiren genç adam Serdar’ın kıskanç bakışlarına maruz kalmıştı.

“Öyle mi?” derken Cesur’un sesi aralarına girmişti.

“Kızım, meleğim geldin sonunda.” İki adamın arasından kızını çekip alan Cesur kızının güzelliği karşısında gururla dolmuştu. Asaf ve Serdar inatçı iki keçi gibi birbirine odaklanırken Ayşem çoktan salona geçmişti. En az babası kadar heyecanlı olan genç kız salona girdiğinde bütün bakışlar Ayşem’e dönmüştü. hepsinin dilinde aynı dua vardı.

“Maşallah!”

****

Bölümü nasıl buldunuz? Yorumlarınızı bekliyorum!

30. BÖLÜM <<<<<<——- >>>>>> 32. BÖLÜM

24050cookie-checkCesur 31. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

14 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ Ayşem ve Serdar harika ya ❤️ Çisem ve Asafin abisi ne zaman tanışacak acaba sabırsızlıkla bekliyorum ama 🙁 kızı ile tanıştı ve kızı aşık oldu Çiseme devamını da bekleriz Yazarcigim ❤️. Cesur çok tatlı ya Aylin ile sonunda mutlu olacak ❤️

  2. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ Ayşem ve Serdar harika ya ❤️ Çisem ve Asafin abisi ne zaman tanışacak acaba sabırsızlıkla bekliyorum ama 🙁 kızı ile tanıştı ve kızı aşık oldu Çiseme devamını da bekleriz Yazarcigim ❤️. Cesur çok tatlı ya Aylin ile sonunda mutlu olacak ❤️ .

  3. Harika bir bölümdü bunların herbiri ayrı şeker, okumaya doyamıyorum bölümleri uzun tutmanıza rağmen .Bence Cesur doğru dihkr serdara kendisi onun kapısına gidince ne yapacak merak ediyorum .Çiftlerin hepsi ćok uyumlu oldu inşallah çisemede bu sefer doğru kişi denk gelir gerći bir dahakine güven sıkıntısı duyar gibi geliyor ya hayırlısı artık.Ayşeminde doktorluk ićin yeniden okumak istemesine ćok sevindim bence yakışır.Cesur bu halleri çok güzel. Emeģinize sağlık muhteşemdi

  4. Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner Serdar bey. Cesur’a yaptığın eziyetler sana aynen iade edilecek gibi. Hadi hayırlısı bakalım, merakla bekliyoruz yazarım, emeğine sağlık :)))

1 geri izleme / bildirim

  1. Cesur 32. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*