Temmuz 8, 2022 Yazarı mermaridyy 15

Cesur 32. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Nasılsınız? Ben bayram temizliğinden yeni çıktım ve bayram boyunca oldukça yoğun olacağım. Şimdiden herkesin Kurban Bayramı Mübarek olsun. Bölüm aceleye geldi. Aslında yayınlamayacaktım ama dayanamadım. Kısa da olsa bölüm atmak istedim. Keyifli okumalar!

****

Genç kız salona girdiğinden beri ilgi odağı olmaktan oldukça huzursuz olmuştu. Bu akşamın odağı Aylin olmalıydı ama tüm bakışlar ona dönmüştü.

“Gel kızım buraya,” diyen Servet Bey torununu yamacına alıp kolunun omzuna atmıştı.

“Madem kızım da geldi şu işi halletsek ya,” diye araya giren Cesur dikkati kızının üzerinden kendi üzerine çekmişti. Serdar ve Asaf’ın da salona girerek yan yana oturmasıyla Aylin ayaklanmıştı. Herkesin nasıl kahve içtiğini bilmesine rağmen usul gereği tek tek kahveleri nasıl içeceklerini sorup mutfağa yöneldiğinde Çisil’de onunla birlikte kalkmıştı.

“Ben yardım edeyim,” diyerek salondan çıkarken Asaf’ın bakışlarının üzerinde olduğunu biliyordu.

“Asaf oğlum sende hoş geldin, ne iyi ettin.”

“Ayşem’i bu güzellikle yalnız bırakmak istemedim.” Ayşem utanarak bakışlarını kaçırırken kendisine hayran bir şekilde bakan Serdar ile göz göze gelmişti. Kısa bir temastan sonra hızla bakışlarını çekse de bu bakışlar keskin gözlerden kaçmamıştı.

“Ee oğlum Aylin evlendikten sonra seni de evlendiririz değil mi?” Ayşem Hanım Serdar’a sorarken genç adam yaşlı kadının sorusunu bile duymamıştı. Onun ilgi alanında sadece Ayşem vardı.

“Ne oldu?” Asaf genç adamın karnına dirseğini vururken bakışlarıyla yaşlı kadını göstermişti.

“Sana soruyor Asaf, cevap versene.”

“Anlamadım Ayşem teyze, dalmışım.” Genç adamın cevabıyla yaşlı kadın ağzının içinden “Dalarsın tabi,” derken oğlunun çıkışı ile ona dönmüştü.

“Daldığın yerler derin fazla dalma istersen,” diyerek genç adama aba altından sopa gösterirken Serdar boğazını temizleyerek geriye yaslanmıştı.

“Bir şey mi söyledin damat Bey?” Serdar’a ters bir bakış atan genç adam Aylin’in elinde kahve tepsisi ile salona girmesi ortamı yumuşatmıştı. Genç kadın büyüklerden başlayarak kahveleri dağıtırken Cesur’un bakışları genç kadının üzerinde hayranlıkla geziyordu.

“Almayacak mısın?” Cesur önünde duran genç kadının sesiyle kendine gelmişti. Cesur derin bir nefes alarak kahvesine uzanırken Aylin adamın heyecanının kendisinden aşağı kalmadığını anlamıştı. Cesur kahvesini önündeki sehpaya bırakmadan sıcaklığına aldırmayarak birkaç büyük yudumda içmişti. Onu izleyen aile üyelerinin bakışları Aylin’e dönerken Çisil şaşkınlıkla abisine bakmıştı.

“Abi?”

“Abla içine tuz koymadın mı?”

“Koymaz olur mu, özellikle ben koydum,” diyen Çisil şaşkınlıkla abisine bakmıştı. Genç adam suya uzanarak suyu da içtikten sonra babasına döndü.

“Hadi baba daha ne bekliyoruz?”

“Acelen ne?”

“Acele mi, kaç yıldır bu anı bekliyorum biliyor musun?” Aylin adamın sözleriyle utanırken Serdar kendisine dönen Servet beye bakmıştı.

“Serdar olum malum sebebi ziyaretimiz belli, Allah’ın emri, Peygamberin (sav.) kavliyle ablanı oğlumuz Cesur’a istiyoruz.” Serdar geriye yaslanarak ellerini oturduğu koltuğun kolçağına koymuştu.

“Oğlunuz ne iş yapar?” Serdar’ın sorusu ile Cesur ters bir şekilde genç adama bakmıştı.

“Kendisi doktordur, ayrıca Karahanlı hospıtalın sahibi olur kendisi. Yani senin patronun.” Asaf’ın söze girmesiyle Serdar ters bir şekilde genç adama bakmıştı.

“Yaranacağım diye neden araya giriyorsun? Ben sana değil ona sormuştum.”

“Serdar uzatmayalım lütfen.” Aylin heyecandan titremeye başlamıştı. Yıllardır hayal ettiği şey gerçek oluyordu. Birkaç dakika sonra sevdiği adamla sözlenecekti. Serdar ablasının durumunu anlayarak buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Servet amca siz benden ablamı istemiyorsunuz. Siz benden annemi, babamı kardeşimi istiyorsunuz. Siz olsanız bu kadar kolay verir miydiniz?” Serdar’ın sözleri ile Aylin’in gözleri dolmuştu. Servet Bey ve Ayşem Hanım da genç adama buruk bir şekilde bakmıştı. Bu iki kardeşin birbirinden başka kimsesi yoktu.

“Ben olsam mutlu olacaksa önüne durmazdım.” Ayşem sessiz bir şekilde babasının heyecanına ortak olurken Serdar daha fazla dayanamayarak ablasına bakmıştı. Aylin kardeşinin gözlerinin içine minnetle bakmıştı. Onlar sadece kardeş değildi, can yoldaşıydılar. Şimdi Aylin canının yarısını yalnız bırakacaktı.

“Allah mesut etsin diyelim o zaman. Hayırlı olsun,” diyerek ayağa kalkmıştı. Cesur hala olayın idrakine varamazken Çisil’in uyarısıyla ayağa kalkmıştı. Önce annesinin sonra da babasının elini öpen genç adam Serdar’ın elini sıkarak Aylin’in yanına yaklaşmıştı. İkili karşılıklı dururken Cesur dayanamayarak genç kadının yüzünü kavrayarak alnına dudaklarını bastırmıştı.

“Hayatıma hoş geldin,” diyen adamın içi mutlulukla doluydu.

“Hoş buldum, sende hoş geldin,” diyen genç kadının sesi oldukça kısık çıkmıştı.

“O zaman yüzükleri hazırlayalım,” diyen Çisil ayaklanırken Ayşem de ayağa kalkarak önce babasına sarılarak elini öpmüş ve tebrik etmişti. Sonra da Aylin’e dönerek sıkıca sarılmıştı.

“Çok mutlu olun Aylin abla,” diyen kız oldukça duygulanmıştı. Kaç çocuğa nasip olurdu ki babasının mürüvvetini görmek.

Yüzük tepsisini Ayşem tutarken yüzükleri takma işini Aylin’in tek ailesi olarak Serdar’a bırakmışlardı. Yüzüğün kurdelesini Servet Bey dualar eşliğinde keserken ikili yeniden adamın elini öpmüştü. Serdar ablasına sıkıca sarılırken ayrılmak zor olmuştu.

“Hadi oturup konuşalım.” Ayşem Hanım duygulansa da ortamı hemen toparlamıştı. Aylin ve Cesur bu kez yan yana otururken genç adamın kızın elini biran olsun bırakmamıştı. Aylin utanıp çekmek istese de Cesur izin vermemişti.

“Nişan için ne düşünüyorsunuz?” Çisem’in sorusu ile Aylin yutkunarak cevap vermişti. “

Ben nişan yapmayı düşünmüyorum.”

“Aa olur mu öyle şey, tabi ki yapacaksın.” Ayşem Hanım söylenirken Aylin birleşmiş ellerine bakarak yaşlı kadını cevaplamıştı.

“Ayşem teyze biliyorsun benim Serdar’dan başka kimsem yok. Bu yüzden nişan yapmaya gerek yok.”

“Olmaz öyle şey, küçükte olsa bir nişan töreni yaparız. Hem iş arkadaşlarını çağırırız.” Serdar ablasının rahatsızca yerinde kıpırdanmasıyla araya girmişti.

“Ayşem teyze haklı bir kez evleniyorsun. Nişanını yaparız.”

“Siz nasıl uygun görürseniz.” Ayşem Hanım sevinerek konuşmuştu.

“O zaman yarın nişan alışverişine gidelim.”

“Ne gerek vardı?” Aylin yeniden itiraz ederken elinde hissettiği baskıyla Aylin adama dönmüştü.

“Her şey usulüne göre olacak Aylin itiraz etmekten vazgeç artık. Yarın annemlerle alışverişe çıkın. Ben de gelmek isterdim ama tüm gün ameliyatım var.” Cesur’un yüzü asılmıştı. Ayşem sessizce bir köşede olanları izlerken Serdar’ın bakışları sürekli genç kıza kayıyordu. Bu kadar sessiz kalması onu rahatsız etmişti.

“Ayşem sen bir şey söylemeyecek misin?” Cesur kızının adını duyunca bakışlarını kızına çevirmişti. Gece boyu hiç konuşmadığını fark edince kaşları çatılmıştı.

“Kızım iyi misin?” Ayşem yeni sözlenmiş ikiliye gülümseyerek bakmıştı.

“İyiyim babacım sizleri dinliyorum.”

“Sen fikrini söylemedin. Ne düşünüyorsun?”

“Bana söz düşmez babacım, siz nasıl mutlu olacaksanız o şekilde olsun her şey.” Cesur kızının sözlerine kaşlarını çatmıştı.

“Ne demek bana laf düşmez, bu durum seni de ilgilendiriyor.” Ayşem derin bir nefes alıp bakışlarını ikili üzerine gezdirmişti.

“Bana o şekilde bakmayın. Size söyledim mutlu olduğunuz sürece benim için hiçbir şeyin önemi yok. Benim tek istediğim babamın mutlu olması.”

“Sen olacak mısın?” Aylin’in sorusu ile Ayşem’in bakışları genç kadına dönmüştü. Aylin o kadar tedirgin bakıyordu ki Ayşem dayanamayarak yerinden kalkıp kadının dizinin dibine oturup boşta kalan elini tutmuştu.

“Ben siz mutlu olursanız mutlu olurum Aylin abla. Uzun zamandır bu kadar huzurlu ve mutlu hissetmemiştim. Hem bir süre sizin yanınızda olamayacağım. Gerçi nerede oturmayı düşünüyorsunuz bilmiyorum ama ben bir süre dedemlerle kalmak istiyorum.” Aylin ve Cesur birbirine bakarken Ayşem yerine geçerek dedesinin göğsüne sokulmuştu.

“Kalabilirim değil mi dede?” dediğinde küçük bir çocuk gibi görünmüştü genç adamın gözünde. Serdar bakışlarını bir türlü genç kızın üzerinden çekemiyordu.

“Elbette kalabilirsin. Gönül ister hiç gitme ama sende zamanı gelince yuvadan uçacaksın.”

O zamana kadar çok var dedecim. Önce bir okulumu bitirmem gerek.”

“Ne okulu? Bu dönem bitiyor ya Ayşem.” Cesur şüpheyle kızına bakarken Ayşem gülümseyerek başını sallamıştı.

“Bu güzel günde bende size bir kararımı bildirmek istiyorum. Ben yeniden sınava girmeye karar verdim. Bu yüzden kendimi kampa sokmaya karar verdim.”

“Sınava mı gireceksin neden?”

“Ebeliği seviyorum ama doktor olmak istiyorum. Bu şekilde ameliyatlara girebilirim. Daha çok hayata dokunabilirim.” Cesur üzgün bir şekilde kızına bakarken Serdar yutkunarak sormuştu.

“Üniversite için ne düşünüyorsun? Ankara da mı okuyacaksın?”

“Elbette, burada bu kadar imkan varken başka şehre gitmeyi hiç düşünmedim. Eğer babamda isterse burada iyi bir üniversiteye gitmek istiyorum. Tabi kazanabilirsem.”

“Sen okulu düşünme gerekirse özel üniversiteye gidersin.” Servet beyin sözleri ile Ayşem gerilmişti. Cesur kızının özel üniversiteler için olan düşüncesini bildiği için kızının yardımına koşmuştu.

“Ayşem özel üniversitede okumaya sıcak bakmayanlardan baba. Torunun devlet üniversitesinde okumayı tercih ediyor. Bu kararından benim neden haberim yok Ayşem?” Cesur kızına sorarken Aylin adamın elini sıkarak onu susturmuştu.

“Kızın hevesini kırma.”

“Ben torunuma inanıyorum iyi bir doktor olacak.”

“İstersen seni ders çalıştırabilirim.” Serdar araya girerken genç kız başını iki yana sallamıştı.

“Ben tek başıma daha rahat çalışıyorum. Yine de teşekkür ederim. Neyse beni konuşmayı bırakalım düğün ne zaman olacak?”

“Ne düğünü?” Aylin şaşkınlıkla genç kıza bakmıştı.

“Ne yani düşün yapmayacak mısınız?” diye sordu. Aylin “Ne gerek var,” derken Cesur “Elbette yapacağız,” demişti.

“Cesur kaç yaşında insanlarız ne düğünü, saçmalama lütfen.”

“Ne varmış yaşımızda? Ben gelinimi düğünle alacağım.” Ayşem ikisinin atışmasını gülümseyerek izlerken dedesinin başını okşamasıyla bakışları ona dönmüştü.

“Seni de fazla saklayamayacağız anlaşılan,” derken Ayşem anlamamış gibi yaşlı adama bakarken Servet beyin bakışları Serdar’a dönmüştü.

“Ee Serdar seni ne zaman evlendiriyoruz?” Serdar yerinde kıpırdanırken genç adam cevap vermişti.

“Şuanda öyle bir düşüncem yok Servet amca, doğru kişiyi bulunca neden olmasın. Ben ablam gibi beklemeyi düşünmüyorum.” Ayşem kendisine dönen bakışlardan gözlerini kaçırarak Asaf’a dönmüştü. Asaf halası Çisil’i göz hapsine almıştı.

“Asaf abi siz ne zaman halamı istemeye geleceksiniz?” Çisil Ayşem’in sorusu ile hemen atılmıştı.

“Bana hala deyip durma Ayşem, kendimi yaşlı hissediyorum.”

“Okta küçük sayılmazsın.” Çisem’in sözleri ile genç kız bu kez ablasına dönmüştü.

“Abla bari sen yapma. Hem ben evlenmiyorum.”

“NE demek evlenmiyorum. Bana söz verdin.” Asaf çıkışırken Servet beyi de
Cesur’un varlığını da unutmuştu.

“Sen sana sunduğum şartı yerine getirdin de benim haberim mi yok.”

“Üzerine hala çalışıyorum Çisil, neden bu kadar acele ediyorsun?” ikili şifreli bir şekilde konuşuyordu. Cesur daha fazla dayanamayarak “Siz neden bahsediyorsunuz? Hem sen ne şartı koştun adama?” diye sordu.

“Önemli bir şey değil, aramızda abi.”

“Olmaz öyle şey, aranızda bir problem varsa söyleyin çözelim. Ne bu böyle şifreli konuşuyorsunuz.”

“Önemli değil dedim ya abi.”

“Madem önemli değil adamı ne diye sıkıştırıyorsun?” diye sordu.

“Abi lütfen.”

“Ben anlamam benim düğünden sonra gelip istesinler seni,” diyen Cesur Asaf’ın tepkisini almıştı.

“Neden o kadar bekliyoruz?”

“İki üç ay beklesen ne olacak?” Cesur genç adam ters bir şekilde bakarken Serdar gözlerini büyüterek çıkışmıştı.

“Ne iki üç ayı, o kadar erken olmaz. En az altı ay sonra düğün olur.”

“Sen kendi düğününü altı ay içinde yaparsın. Üç ay bile çok bizim için.” Aylin adamın sözlerine utanarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Cesur abartmıyor musun? Bu kadar sürede ne hazırlayacağız?”

“Sen istediğini söyle ben her şeyi hallederim. Sadece düğünün nerede olmasını istediğini söyle.” Cesur genç kıza bakarken Servet Bey boğazını temizleyerek karısına dönmüştü.

“Hadi Ayşem hanı biz gidelim, nasılsa gençler kendi aralarında kararlarını verirler. Bize sormadıklarına göre davetiyelerini gönderirler.”

“Baba o nasıl söz?”

“Burada baban var annen var ama sizin umurunuzda değil Cesur Efendi. Düğün en erken dört ay içinde olur ancak. Hazırlıklar anca tamamlanır. Daha gelinliği var, evi var…” Ayşem hanımda kocasına arka çıkarken Cesur başını aşağıya eğerek suçlu çocuklar gibi durmaya başlamıştı.

“Özür dilerim baba, bazen yanınızda olduğumu unutuyorum.” Servet Bey oğlunun sözleri ile üzülmüştü. Ayşem yerinden kalkarak “Benim hastaneye gitmem gerek babacım. Aylin abla yanınızda kalmayı isterdim ama acil bir hasta vardı onun yanına gitmeliyim.” Aylin kızın mahcup bir şekilde konuşmasına gülümsemişti.

“Sorun değil canım zaten sözü kestik.”

“Ama resim çekilecektik.” Çisil ayaklanırken Ayşem hemen babasının ve Aylin2in ortasına girerek poz vermeye başlamıştı.

“O zaman çabuk olalım.” Birkaç poz çekildikten sonra son resmi Serdar ile yan yana çekerken genç adamın kendisine dönmesiyle Ayşem de adama dönmüştü. Çisil’in yakaladığı poz genç kızın gözlerinin parlamasına neden olmuştu. Çisil çektiği resme baktıkça ikiliye dönüp dönüp bakıyordu. İkilinin bakışlarını inceliyordu.

“Seni ben bırakayım hastaneye?” Serdar sorarken Aras araya girerek, “Bende hastaneye gidiyorum senin gelmene gerek yok,” dedi. Serdar genç adama ters bir bakış atarken Çisil fark ettiği şeyle gülmemek için kendisini zor tutmuştu.

“Vay Serdar efendi vay,” diye kendi kendine söylenen Çisil ablasının meraklı bakışlarını görünce karşısına ki ikiliyi işaret ederek parmaklarını birbirine sürtüp çift olarak göstermişti. Çisem kardeşinin hareketi ile şaşırırken hızla Ayşem ve Serdar’a başını çevirmişti.

“Sen evine gitmeyecek misin? Ben de bu akşam hastaneye gidecektim.”

“Yoo bu akşam nöbete kalmaya karar verdim.” Asaf genç adamın üzerine giderken Serdar yüzünü sıvazlayarak “Ya sabır,” dedi. Cesur Aylin’in yanından ayrılarak kızının yanına gelmişti.

“Hadi Ayşem Aylin ablanla dışarı çıkacağız seni de hastaneye bırakayım,” dediğinde Ayşem iki adamın ortasından hızla çıkarak babasının koluna girmişti.

“Olur babacım zevkle.” Serdar hala Asaf’a ters bir şekilde bakıyordu. Cesur ailesiyle birlikte kalkarken ertesi gün kahvaltı için anlaşmışlardı. Çisem ve Çisil’ Asaf eve bırakırken şoförde anne babasını eve götürmüştü. Ayşem babasının arabasının arka koltuğuna hemen yerleşirken Aylin de öne oturarak arkaya bakmıştı.

“Neden oraya geçtin?”

“Babamın yanı artık senin Aylin abla, bundan sonra ben burada oturacağım,” dedi. Aylin kızı onaylamaz bir şekilde başını iki yana sallarken Cesur direksiyona geçerek gülümsemişti.

“Hazır mı benim hayatımın anlamları?” dediğinde Ayşem babasının bu tip hitaplarına alışık olduğu içi gülmüş, Aylin ise şaşkınlıkla genç adama bakmıştı. 

“Hadi babacım gidelim artık. Yoksa Aylin abla şaşkınlıkla dilini yutacak.”

“Ona bir şey olmaz kızım. Aylin abla beni iyi tanır,” dediğinde kadının elini alarak dudaklarına götürmüştü.

“Cesur ne yapıyorsun kızın yanında.”

“Seni duyanda beş yaşında kızımız düşünür. Ayşem kocaman kız oldu bırak da yanında rahat davranayım.” Ayşem babasının çocukça sitemine kıkırdarken Cesur hastaneye doğru yola koyulmuştu.

“Eve döneceğin zaman beni ara seni almaya gelirim Ayşem, tek başına dönmeye kalkma.”

“Bu gece nöbete kalacağım babacım, nöbette ki arkadaşın çocuğu rahatsızlanmış. Onun yerine ben bakacağım.”

“Tamam hayatım, yine de beni aramayı unutma. Biliyorsun…”

“Sesimi duymadan uyuyamazsın.” Ayşem onun sözlerini tamamlarken gülüyordu. Birkaç dakika sonra hastaneye vardıklarında Ayşem hızlı davranarak arabadan inmişti. Arabanın şoför tarafına geçerek camdan babasının yanağını öperek “Aylin ablayı güzel bir yere götür, kızı kaçırma,” diye şakalaşmıştı.

“Hadi kızım gir içeride göreyim.”

“Baba burası ev değil, koca hastane.” Ayşem babasına gülerken Cesur kızının burnuna dokunarak cevap vermişti.

“Ne olursa olsun hadi içeri girdiğini göreyim,” dedi. Ayşem Aylin’e de selam vererek hastaneden içeriye girmişti. Cesur bir süre daha etrafa bakındıktan sonra yola koyulmuştu. Adamın tedirginliğini fark eden Aylin sormuştu.

“Hala Soner’den haber alınamadı mı?” Cesur başını iki yana sallayarak sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti.

“Ayşem için endişeliyim. Bana zarar veremedi kızıma musallat olmasından endişe ediyorum.”

“Korkma Cesur, Ayşem ve diğerleri polis gözetiminde.”

“Biliyorum ama rahat olamıyorum.” Aylin genç adamın elinin üzerine elini koyarak buruk bir şekilde gülümsemişti.

“İstersen hastaneye gidelim. İçin rahat edecekse…”

“Gerek olduğunu sanmıyorum canım. Nasılsa yalnız olmayacak. Onun koruması birazdan hastaneye damlar.”

“Anlamadım?” Cesur kadının şaşkınlığına gülmüştü. Aylin’in fark etmemiş olmasına olanak yoktu.

“Sence de kardeşin kızımın etrafına fazla dolanmıyor mu?” Aylin adamın sorusu ile afallamıştı.

“Serdar mı?”

“Bu akşam kardeşinin bakışlarını görmedin mi? Ayşem’e nasılda hayranlıkla bakıyordu.”

“Ve sen bundan rahatsız olmak yerine sakince karşıladın öyle mi?” Aylin gerçekten şaşkındı. Eskiden olsa Cesur ortalığı ayağa kaldırırdı. Kardeşlerinin erkek arkadaşlarını az dövmemişti.

“Ayşem aklı başında biri. Kızım olması onun hayatına karışacağım anlamına gelmiyor. Ayşem benden hiçbir sırrını saklamadı. Eğer hayatına birini alacaksa ona saygı duyarım. Kaldı ki o çocuğu sen büyüttün, sen yetiştirdin. Hem kızım karar verirse ki zor karar verir kardeşinle o zaman kozlarımızı paylaşırız.”

“Pes Cesur, ne kadar rahatsın.”

“Neden olmayayım. Ayrıldığı erkek arkadaşına bin basar kardeşin. Hem mesleği elinde hem de oldukça iyi bir doktor.” Aylin kendisine kardeşini öven Cesur’a inanamıyordu.

“Cesur sen ciddi misin?”

“Neden olamaz mıyım?” Aylin söyleyecek söz bulamayınca susmayı tercih etmişti. Eve gittiğinde kardeşi ile bu konuyu konuşmaya karar vermişti. Genç adam arabayı güzel bir manzarası olan tepede bir kafeye götürmüştü. İkili oldukça heyecanlıydı. Arada parmaklarında ki halalara bakarak gülümsüyorlardı.

****

Genç kız hastanenin kapısından içeriye girdiğinde her zamanki hareketlilik onu karşılamıştı. Öncelikle üzerini değiştirmek için asansöre doğru ilerlerken kulağına yankılanan sözlerle genç kızın yönü danışmaya doğru çevrilmişti.

“Neler oluyor burada?”

“Ayşem Hanım bu kadın yardım fonundan yararlanmak istiyor.” Ayşem gözü yaşlı olan yaşlı kadına bakarak konuşmuştu.

“O halde faydalandırın, neden kadını perişan ediyorsunuz?”

“Buna biz karar veremiyoruz. Hastane yönetimi elinde yardım kartı olanları tedaviye alıyor.” Ayşem kaşlarını çatsa da kadının “Allah rızası için kocama bakın evladım. Kartımı evde unuttum,” dediğinde kadının sandalyelerde oturan kocasına yaşlı gözlerle bakmasıyla genç kızda zor nefes alan adama dönmüştü.

“Hemen acili arayıp buraya bir ekip göndersinler. Adam nefes alamıyor görmüyor musunuz da burada oyalıyorsunuz? Adama bir şey olsa sorumluluk alacak mısınız?”

“Ayşem Hanım devlet hastanesine gitmelerini söyledim.”

“Kartını unutanlara bakmak için ne gerekiyor?”

“Şey, yetkili birinin imzası gerekiyor. Ama bu saatte yetkili kimse yok hastanede.” Danışmadaki kadının sözleri ile Ayşem derin bir nefes almıştı.

“Nerenin imzalanması gerekiyor. Tüm sorumluğu ben alıyorum.”

“Ama Ayşem Hanım,” diye itiraz edecek olan kıza kızgın bir şekilde bakarken mavi gözleri daha bir belirginleşmişti.

“Size sorumluluk bende diyorum, adamı tedavi edin. Teyze sonra kartını getirir.” Ayşem kendisine uzatılan belgeyi imzalarken yaşlı kadın ağlayarak Ayşem’e dua etmeye başlamıştı. Acilden gelen grup yaşlı adamı sedye ile acil bölümüne götürürken Ayşem derin bir nefes alarak danışmadaki kadına dönmüştü.

“Bir daha böyle bir olay yaşanırsa Cesur beyin haberi olacağını size garanti ederim. İnanın Cesur Bey yardıma ihtiyacı olana yardım edilmemesinden hiç hoşlanmaz.”

“Ben özür dilerim sadece bana emredileni uyguluyorum.” Ayşem başını sallayarak asansöre doğru ilerlerken bu kez gözleri görmeyi hiç beklemediği adamla çakışmıştı.

“Sen… Sen burada ne arıyorsun?” Ayşem kendisini baştan aşağıya süzen adamın bakışlarından rahatsız olarak yeniden sormuştu.

“Sana sordum, neden buradasın?”

“Bu hastanede staj yapacağım,” diyen genç adamla şaşıran Ayşem ne söyleyeceğini bilememişti.

“Staj mı?” Serkan gülümseyerek genç kıza yaklaşırken bu durum Ayşem’in hiç hoşuna gitmemişti.

“Çok güzel olmuşsun, seni ilk kez böyle görüyorum.”

“Son kez görmek istemiyorsan o bakışlarını çek Ayşem’in üzerinden.” Arkalarından gelen öfkeli sesle ikili kendilerine doğru yaklaşan Serdar ile karşılaşmıştı.

“Serdar hocam siz neden geldiniz?”

“Acil bir hasta vardı onun için geldim.” Serdar ters bir şekilde ikiliye bakıp Ayşem’i arkasına alıp Serkan’a dönmüştü.

“Adın ne senin?”

“Serkan hocam.” Serkan karşısında ki adamın da bu hastanede çalışıyor olabileceğini hiç düşünmemişti. Özellikle Ayşem’in olduğu bu hastaneye staj için gelmek istemiş, araya birçok tanıdık sokarak sonunda hastaneye girmeyi başarmıştı.

“Seninle anlaşalım Serkan, işine odaklan. Stajının başarılı olmasını istiyorsan işinden başka bir şeye odaklanma. Özellikle Ayşem’den uzak dur.”

“Bu mümkün değil hocam, Ayşem benim arkadaşım.”

“Burası iş yeri, arkadaşlık etme yeri değil.” Serdar’ın sert sesiyle boş bulunan Ayşem ürkmüştü.

“Ben…”

“Hadi Ayşem sen üzerini değiştir sonrada doğum katına çık beni bekle!” Ayşem emir alan çalışan gibi hemen yanlarından ayrılmıştı. İkilinin ne konuştuğu ya da konuşacağı umurunda değildi. Anlaşılan sakin günleri sona ermişti. Derin bir nefes alarak asansöre binip kapı kapanana kadar bir birine öfkeyle bakan adama gözlerini dikmişti.

“Sonumuz hayr olsun!

****

Serkan da geldi. Cesur her şeyin farkında. Sizce düşüncesi doğru mu? Serdar ve Serkan arası gerilecek gibi. Soner hala yakalanmadı sizce nasıl yakalanır? Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Yorumlarınızı bekliyorum.

31. BÖLÜM<<<<<<——->>>>>> 33. BÖLÜM

24150cookie-checkCesur 32. Bölüm