Dilay Hanım 34. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bugün fazla uzatmadan hızla bölümü yayınlayacağım. Keyifli okumalar!

***

Genç kadın gördüğü kadınla Engin’in arkasından çıkarak orta yaşlı kadına doğru ilerlemişti. Engin yine de kadına temkinli yaklaşmaya özen gösteriyordu. Genç adam etrafına dikkatle bakınırken Dilay kadına sıkıca sarılarak geri çekilmişti.

“Nazlı teyze nerelerdeydin sen? Neden hiç aramadın?” kadın Dilay’ın kendisini sıcak bir şekilde karşılaması karşısında gözyaşlarına engel olamamıştı.

“Ah kızım çok istedim ama…”

“Ama izin vermediler değil mi?” Dilay üzgün bir şekilde kadına bakmıştı. Engin’in tedirgin bir şekilde etrafına bakındığını görünce gülümseyerek kolunun altın aldığı kadını genç adama doğru döndürmüştü.

“Bak Engin sana Nazlı teyzeyi tanıştırayım. Babam ölmeden önce bizim evde çalışırdı. Ben evlenince çocuklarının yanına taşınmıştı.” Engin kadına dikkatli baktıktan sonra kadının mahcup bakışlarla kendisine kaçamak bakma çabalarına gülümseyerek karşılık vermişti.

“Merhaba Nazlı Hanım, nasılsınız?” Kadın sadece başını sallayarak adama karşılık verirken Engin dışarıda açık hedef haline gelen genç kadını arabasına doğru yönlendirirken “Evde konuşursunuz,” diyerek kızı arabanın ön koltuğuna oturtmuştu. Nazlı Hanım mahcup bir şekilde arabanın arkasına geçerken Dilay kemerini takat takmaz hemen arkasına dönerek kadına bakmıştı.

“Nerelerdeydin Nazlı teyze? Seni çok aradım ama oğlun onlarda olmadığını söyledi.” Dilay o kadar heyecanlı konuşuyordu ki Engin kadının Dilay için ne kadar önemli olduğunu düşünmeye başlamıştı.

“Dilay, canım eve geçince rahat bir şekilde konuşursunuz. Kadını şimdi sıkboğaz yapma.” Engin arada arkadan gelen araçları kontrol ederken tedirginliği genç kadının gözünden kaçmamıştı.

“Engin bir sorun mu var, neden sürekli arkayı kontrol ediyorsun?”

“Yok güzelim, benimki sadece tedbir. Biliyorsun Nihat hala yakalanmadı.”

“Biliyorum ama onu dert etmemelisin. Bana yaklaşmaya cesaret edemez artık.” Genç adam kadının sözlerine inanmak istese de adam yakalanana kadar rahat olamayacaktı.

“Olsun tetikte olmakta fayda var.” Araba çiftlik yolu sapağına döndüğünde Nazlı Hanım etrafa daha dikkatli bakmaya başlamıştı.

“Sen hala Mehmet beyin evinde mi kalıyorsun kızım?” Dilay gelen soruyla duraksamıştı. Bakışları arkaya dönerken Engin de en az genç kadın kadar soru karşısında şaşırmıştı.

“Evet Nazlı teyze hala çiftlikte kalıyorum.” Kadının yüzü duydukları ile asılmıştı.

“Senin boşandığını duymuştum,” diyen kadın oldukça tedirgin olmuştu.

“Evet boşandım ama çocuklar dedeleriyle kalmak istediği için şimdilik orada kalıyoruz. Sen neden sordun?” kadının gözleri geride bıraktığı yola takılırken derin bir iç çekmişti.

“Mehmet Bey ve çocuklarını tanıyor musunuz?” kadın Engin’in sorusu ile iyice gerilmişti. Dilay ise kadının yardımına koşmuştu.

“Elbette tanıyordur. Mehmet babam bize sık sık gelirdi. Elbette görmüştür.” Dilay kendi sözlerini fark ettikten sonra kaşlarını çatarak arkasına dönmüştü. Sözlerine devam ederken fark ettiği şeyle yutkunmadan edememişti.

“Sahi Nazlı teyze hatırlıyorum da Mehmet babam ne zaman bize gelecek olsa sen ortadan kaybolurdun. Aranızda birim bilmediğimiz bir tatsızlık mı çıkmıştı.”

“Yok kızım ne tatsızlığı. Denk gelmemişiz demek ki. Ancak Mehmet beyi tanıyorum.” Genç kadın gülümserken Engin dikiz aynasından kadını şüpheyle incelemeye başlamıştı.

“Yani aranızda tatsız bir şey olmadı. Mehmet beyin kalbi biraz rahatsız eğer sizi görünce rahatsızlanacaksa sizi bize bırakayım.”

“Beni hatırlayacağını sanmam.” Kadının ağzının içinden söylenmesini Dilay anlamasa da Engin anlamıştı.

“Ben sizi bizim eve bırakayım sonra Dilay ile istediğiniz zaman konuşursunuz. Şuanda çiftlik oldukça hareketli zamanlar geçiriyor.”

“Ben size yük olmak istemem.” Kadının itirazına rağmen Engin başını iki yana sallamıştı.

“Dilay için önemli olan biri bana rahatsızlık vermez. Anladığım kadarıyla Dilay sizi annesi gibi seviyor. Onun sevdiğini bende severim.”

“Teşekkür ederim Engin, gerçekten bu çok iyi olur.” Dilay hevesle kadına bakarken Nazlı hanımın kabul etmekten başka seçeneği kalmamıştı.

“Madem öyle diyorsunuz, çok teşekkür ederim.” Engin kendi çiftliğinin yoluna girerek bir süre ilerledikten sonra arabayı çiftliğin arka bahçesine park etmişti. Kadın geldiği yeri fark ederek şaşkınlıkla Engin’e dönmüştü.

“Siz Salih beyin oğlu musunuz?” Engin ve Dilay en az kadın kadar şaşkın bir şekilde kadına dönerek aynı anda sormuştu.

“Salih beyi tanıyor musunuz?” kadın bir hata yapmış gibi bakışlarını kaçırırken onlardan erken davranarak arabadan inmişti. Engin kadına gözlerini dikerken Dilay’a “Bu kadını ne kadar tanıyorsun Dilay? Sence de garip davranmıyor mu?” diye sordu.

“Bana da garip geldi. Babamı tanıması normal ama Salih beyi tanıması bana da garip geldi. Acaba önceden tanışıyorlar mıydı?”

“Bilmiyorum, yakında öğreniriz. Yalnız ne kadar sevsen de yanında amcanlar hakkında konuşmanı istemiyorum.”

“Saçmalama Engin, Nazlı teyze benimle annem gibi ilgilenmişti. Amcamlarla bir bağlantısı olamaz.”

“Yine de bu zamanda kimseye güvenemeyiz. Öncelikle amcanların işi hallolsun sonra Nazlı hanımla oturur konuşuruz.”

“Bende babama sorarım aralarında bir sorun olup olmadığını.” Engin kadının etrafına özlemle baktığını görünce kaşlarını yeniden çatmıştı. İkili daha fazla oyalanmadan arabadan inip kadının yanına gelmişti.

“Nazlı teyze eşyan falan yok mu?”

“Ben evden almadan çıktım. Seninle konuştuktan sonra…” kadın sözlerini tamamlamadan kesmişti. Dilay onu anlamıştı. Engin de kadının bir sıkıntısı olduğunu görebiliyordu.

“Şimdiye kadar nerede kalıyordun?”

“Hayatım, hadi eve girelim salonda rahat bir şekilde konuşursunuz.” Arabanın farını gören Nuray Hanım dış kapıyı açarak gelenleri karşılamıştı.

“Hoş geldiniz engin Bey, Dilay Hanım…”

“Hoş gördük Nuray, Nisan uyudu mu?” genç adam kızının bakıcısına sorarken Nazlı Hanım da onların peşinden eve girmişti.

“Uyumadı Engin Bey, sizi beklemek istedi.” Dilay ve Engin salona girerken Nisan onları koltuk değneklerine dayalı bir şekilde ayakta beklemişti. Engin kızını ne zaman ayakta görse şükrediyordu. Hızlı adımlarla küçük kızın yanına giderek yorulmaması için onu koltuğa yönlendirmişti.

“Kızım neden ayakta bekliyorsun?”

“Ayakta durmayı seviyorum baba, geç kaldın bu akşam. Hoş geldin Dilay abla,” diye Nisan yanaklarını öpen Dilay’a hayranlıkla bakıyordu.

“Hoş buldum canım, sen neden hala ayaktasın?”

“Babamı bekledim. Hem ben artık büyüdüm.” Nisan’ın itirazına gülen ikili Nazlı hanımı hatırlayınca bakışlarını ona çevirmişlerdi.

“Bak Nisan seni Nazlı teyzeyle tanıştırayım. Bu akşam misafiriniz olacak.” Nisan kendisine buruk bir gülümseme ile bakan kadına gülümseyerek bakmıştı.

“Hoş geldin Nazlı teyze, bizde mi kalacaksınız bundan sonra?” kadın ne cevap vereceğini bilememişti. Engin araya girerek “Hadi kızım seni odana çıkarayım. Sabah okula gideceksin uyuman gerek.”

“Ama baba Dilay ablayla konuşmadım bile.”

“Dilay ablan kaçmıyor canım, hadi uykuya marş marş,” dediğinde Nisan yüzünü asarak genç kadına dönmüştü.

“Dilay abla babamla ne zaman evleneceksin?” dediğinde odadaki herkesi şaşkına çevirmişti. Nisan’a evlilik meselesini açmamışlardı. Engin kızının yüzünü avuçlarının içine alarak sormuştu.

“Sen nereden biliyorsun evleneceğimizi?”

“İkizler söyledi, doğru değil mi? Dilay abla ve ikizler artık bizimle yaşayacak değil mi?” Nisan’ın hevesle konuşması genç adamın içini acıtmıştı. Dilay’ın kendisine olan ilgisinden hoşlanan küçük kız onu annesi yerine koymaya başladığını biliyordu. Genç adam Dilay ile göz göze gelince Dilay başını hafif sallayarak onu onaylamıştı.

“Doğru hayatım, Dilay ablanla evleneceğiz ama biraz zaman geçmesi gerek.”

“Neden hemen evlenmiyorsunuz?” küçük kız yüzünü asarken Nazlı Hanım araya girmişti. Duydukları karşısında oldukça şaşkındı.

“Sen yeniden evlenmeye mi karar verdin kızım?” Dilay kadına bakarak hafif başını sallamıştı.

“Evet Nazlı teyze, Engin ile evlenmeye karar verdik ama biraz vakit geçmesini istiyoruz. En azından duygularımızdan emin olmak için.”

“O zamanı sana veriyorum Dilay, ben duygularımdan eminim.” Genç adam araya girerken Dilay gülümseyerek yeniden başını sallamıştı.

“Hadi Nisan seni odana çıkarsın baban, yarın okula gideceksin.”

“Dilay abla beni sen yatırsan olmaz mı?” küçük kız öyle içten bakıyordu ki Dilay dayanamayarak kabul etmişti.

“Peki, hadi biz odana çıkalım. Engin sen Nazlı teyzeme eşlik eder misin?”  Engin sessiz bir kabullenişle geride kalırken Dilay Nisan ile birlikte merdivenlere yönelmişti. Yavaş yavaş yürümeye başladığından beri küçük kız odasının üst kata taşınmasını istemişti.

“Lütfen otur Nazlı teyze, Dilay gelene kadar seninle biraz konuşalım.” Kadın gösterilen yere otururken çantasının sapını sıkıca kavramıştı.

“Dilay’ın yeniden evleneceğini bilmiyordum. Bilseydim…”

“Bilseydiniz geri dönmezdiniz değil mi?” kadının konuşmasını Engin devam ettirmişti. Nazlı Hanım başını aşağıya eğerken Engin ilk kez kadına şefkatle bakmıştı.

“Bu zamana kadar nerelerdeydiniz? Oğlunuzda olmadığınıza göre nerede kalıyordunuz?”

“Ben…” kadın kısa bir süre nefeslenerek sessizce cevap vermişti.

“Ben bakım evinde kalıyordum.” Engin kadının cevabı ile kaşlarını çatmıştı.

“Bakım evi mi? neden oğlunuzda değildiniz?” Nazlı hanımın gözleri dolmaya başlamıştı. Nasıl anlatabilirdi ki başına gelenleri.

“Yaşlanınca etin ağır oluyor oğlum. Gelinle pek anlaşamadık.” Engin dişlerini sıkarken sakinleşmek için gözlerini kısa süreliğine kapatmıştı. Yeniden araladığında gözleri alev almıştı.

“Neden daha önce dönmediniz? Dilay sizinle ilgilenirdi. Ayrıca öyle yaşlı da değilsiniz.”

“Ben yine de gelmezdim ama kaldığım yeri kapatacaklarmış. Mecbur kalmasam…” Engin elbette kadının söylediklerini araştıracaktı. Ama kadını da tek başına bırakamazdı.

“Siz bana nerede kaldığınızın adresini verin ben eşyalarınızı aldırırım. Merak etmeyin, bundan sonra bizimle kalırsınız.”

“Ben size yük olmak istemem. Dilay kızıma da yardımcıya ihtiyacı olup olmadığını sormak için gelmiştim. Hem onu çok özlemiştim. Dilay benim kızım gibiydi. Kendi doğurduğumdan çok bana evlatlık etti.”

“Anlıyorum ama bu şekilde konuşursanız hem Dilay’ı hem de beni üzersiniz.” Kadın üzgün bakışlarını kaçırırken Nuray yeniden salona geçmişti.

“Engin Bey yemek yiyecek misiniz?”

“Ben aç değilim ama Nazlı teyzeye bir tepsi hazırlarsan sevinirim. Sonra da istersen odana çekilebilirsin.” Nuray tıpkı Nazlı Hanım gibi kimsesi olmayan bir genç kadındı. Kızıyla ilgilenirken mutfakla da ilgileniyordu. Nisan zaten çok zahmetli bir çocuk değildi. Oldukça boş vakti olduğu için mutfakla da kendisi ilgilenmek istemişti.

“Elbette, hemen hazırlıyorum.” Genç kadın salondan çıkarken Engin yeniden kadına dönmüştü.

“Peki Mehmet beyle münasebetiniz nedir?” kadın gelen soruyla tedirgin olmuştu.

“Bir münasebetimiz yok, çok eskiden tanışmıştık. Aslında eşini tanırdım.” Engin tek kaşını kaldırırken Dilay Nisan’ı yatırmış salona inmişti.

“Ne konuşuyordunuz?”

“Nazlı teyze bizde kalacak. Onu konuşuyorduk.” Dilay genç adamın yanına oturarak orta yaşlı kadına dönmüştü.

“O ne demek, Nazlı teyze benimle kalacak.”

“Dilay yakında sende burada kalacaksın unuttun mu? Nazlı teyze sen gelene kadar ortama ayak uydurmuş olur. Hem Nisan’a da babaanne olur, değil mi?” diyerek kadına gülümserken kadının gözleri dolu dolu olmuştu.

“Ama yapma,” diyen genç kadın yerinden kalkarak kadının yanına gidip ona sıkıca sarılmıştı. İkili sarılı bir şekilde ağlaşırken Engin ikiliye sevgiyle bakıyordu. Kendi ailesi yoktu. Belki kadına temkinli yaklaşıyordu ama söyledikleri doğruysa kadının başının üzerinde yeri vardı. Dilay’ın sevdiği herkesin olduğu gibi.

****

Genç adam çocuklarını uyutmakta oldukça zorlanmıştı. Bir yanda Seyhan diğer yanda Selim çocuklara türlü masallar anlatırken ikili anneleri gelmeden uyumak istememişti. Sonunda yorgunluklarına yenilerek gözlerini kapattıklarında ikisi de uykuya dalmıştı.

“Bu nasıl bir şeydi?” diye yakınan Selim Seyhan’ın gülmesine neden oldu.

“Bakıyorum da çabuk pes ettin abi? Ablam bu afacanlarla tek başına başa çıkabiliyor.” İkili merdivenlerden inerken Mehmet Bey odasının kapısını açarak iki adama kaşlarını çatarak bakmıştı.

“Dilay hala gelmedi mi?”

“İşi uzun sürecekti baba, birazdan gelir.”

“Siz ne kadar geniş oldunuz böyle? Kız ortada yok siz evde rahat rahat oturun. Çabuk kızımı arayıp eve gelmesini söyleyin.” Yaşlı adam odasının kapısını sert bir şekilde kapatırken iki adam birbirine bakmıştı.

“Bir azar yemediğimiz kalmıştı o da oldu. Babamın nesi var?” Selim’in sözlerine Seyhan omzunu silkerek cevap vermişti.

“Kıskançlık krizine girdi. Engin abiyi kıskanıyor.” Selim şaşkınlıkla kardeşine bakarken Seyhan onun şaşkın ifadesine gülmüştü.

“Hadi canım o kadar da değil.” Seyhan’ın yüzünün ifadesinin değişmemesi ile ciddi olduğunu anlamıştı.

“Bakma bana öyle şaka yapmıyorum. Dilay ablam evden ayrılıp Engin ile evlenecek diye kıskançlık yapıyor. Kızının dizinin dibinden ayırmak istemiyor.” Selim kardeşinin sözlerine inanamıyordu. Başını iki yana sallayarak alt kata yönelirken bir yandan da kardeşine “Dilay’ı ara,” demişti.

Seyhan genç kadını aradığında saat onu geçiyordu. Engin’in yanında olduğunu öğrenince az önce dalga geçtiği babasının kıskançlığını kendisi de hissetmeye başlamıştı. Sitemle telefonu kapatırken Dilay hemen eve geleceğini söylemişti. Salona girerek koltuğa oturmuş küçük bir çocuk gibi kollarını bağlamıştı.

“Ne oldu neden yüzünü astın?”

“Ablam yan çiftlikteymiş. Biz burada onu merak edelim o Engin beyle oturup sohbet etsin.” Selim kardeşinin yüzünü sallandırmasıyla büyük bir kahkaha atmıştı.

“”Bence babam değil sen kıskanıyorsun. Muhakkak önemli bir durum olmuştur. Yoksa Dilay bize haber vermeyi unutmazdı.”

“Bana ne işte, evine gelseydi. Ne işi var orada?”

“Abartma istersen Seyhan, Dilay gelince kadına da surat asma.” Aslı kapıda görününce Seyhan’ın gözleri parlamıştı.

“Gel kıvırcığım neden kapıda duruyorsun?” Aslı genç adamın sözleriyle utanırken Selim’den bakışlarını kaçırmıştı.

“Bir isteğiniz var mı diye soracaktım? Teyzem kazandibi yapmıştı.”

“Ben alırım Aslı, teşekkür ederim. Kendine de bir tabak alıp gel birlikte oturalım.” Selim kızı rahatlatmaya çalışsa da genç kız bir türlü rahat olamıyordu. Nedense Selim’den çekiniyordu.

“Teşekkür ederim Selim Bey, ben mutfakta teyzemle yemiştim.”

“Bana Bey demeyi bırakmalısın. Sende ailedensin abi desen kafi,” dediğinde Seyhan hızla başını sallayarak onaylamıştı.

“Abim haklı kıvırcığım, sende ailedensin. Abime abi de, babama baba…” derken muzip bir şekilde genç kıza bakıyordu. Kızın utançtan kıp kırmızı olduğunu gören Selim olaya el atmıştı.

“Sen mutfağa geçebilirsin Aslı, Seyhan’a aldırma. O her zaman böyle biliyorsun.”

“Ne yaptım ki ben hemen beni gömdün?” diye somurtan genç adam salonun kapısından ayrılan kızın arkasından hülyalı bir şekilde bakmıştı.

Dilay evin kapısından içeriye girdiğinde salondan gelen seslere doğru ilerlemeye başlamıştı. Seyhan’ın Aslı’ya olan takılması ve Selim’in bir abi gibi kızı rahatlatmaya çalışması Dilay’ı gülümsetmişti.

“Herkese iyi akşamlar, nasılsınız?” Dilay çantasını koltuğun kenarına koyarak ikiliye bakmıştı. Seyhan gözlerini kısarak genç kadına bakarken Selim genç kadına cevap vermişti.

“Biz iyiyiz senin günün nasıl geçti?”

“Çok şükür iyiydi. Bunun nesi var? Neden yüzüme bakmıyor?”

“Ergenlik tripleri atıyor,” diye cevap veren Selim kardeşinin hızla kendisine dönmesiyle gülmüştü.

“Hiç komik değil abi, ablam bize haber vermeden elin adamlarının yanında duruyor sense ona arka çıkıyorsun.”

“Saçmalama artık Seyhan, Dilay küçük çocuk mu da karışalım.” Selim’in çıkışmasıyla Dilay Seyhan’ın komik ifadesine gülmüştü.

“Sakin olun artık. Engin’e bir misafirimi bıraktım. Babam nasıl oldu, hala kızgın mı?” diye soran Dilay ikiliye dikkatle bakmıştı.

“Babam kızgın değil sadece kızını paylaşmak istemiyor.” Dilay da bunun farkındaydı. Kendi babasının Selim’e yapmadığını Mehmet babası Engin’e yapıyordu. Engin resmen damat sınavına tutuluyordu.

“Ben babama bir bakayım, onunla konuşmam gereken bir konu vardı.” Dilay iki adamın yanından ayrılarak merdivenlere yönelmişti. Bir üst kata Mehmet beyin odasının kapısını tıklatarak içeriye girdiğinde yaşlı adamın odadaki koltuğunda oturmuş dergi okuduğunu görünce gülümsedi.

“Hayırlı akşamlar babacım, nasılsınız?” Mehmet Bey başını dergiden kaldırarak genç kadına kısa bir bakış attıktan sonra yeniden dergiyi okumaya devam etmişti. Konuşmayan adam Dilay’ı daha da güldürmüştü.

“Benimle konuşmayacak mısın baba?” dedi.

“Bu saate kadar neredeydin?” Adamın sorusu ile Dilay derin bir nefes almıştı. Yaşlı adamın dizlerinin önüne çökerek elinde ki dergiyi alıp bir kenara bırakan genç kadın bakışlarını adamın gözlerine dikmişti.

“Neden böyle yapıyorsun baba? Eğer istemiyorsan Engin ile evlenmem. Ben sadece kendime aile kurmak istiyorum.”

Senin ailen var kızım?”

“Evet, bir babam bir kardeşim var ama sırtımı dayayabileceğim, kalbimi emanet edebileceğim bir eşim yok. Sizler bu gün varsınız yarın yoksunuz. Benim yanımda kim kalacak baba? Selim yakında evleneceğim diye karşınıza bir kız çıkardığında o kız benim varlığımdan rahatsız olmayacak mı? Benim mutlu olmamı istemiyor musun?” diye soran genç kız oldukça duygulanmıştı. Adamın üzülmesini istemiyordu.

“Elbette mutlu olmanı istiyorum kızım. Biliyorsun sen benim gelinim değil, her zaman kızım oldun. Oğullarımdan çok sana güvendim. Sana yakın oldum.”

“Biliyorum baba ama ben çok uzağa gitmiyorum ki? Torunların da bende yan çiftlikte olacağız.”

“Aynı çatı altında olmak gibi olmayacak ki?”

“İstediğin zaman beni de çocukları da göreceksin. Gün içinde zaten ikizler burada olacak.”

“Dilay, kızım ben senin mutlu olmanı istiyorum. Sen bu yaşlı adama bakma. Nasıl mutlu olacaksan öyle yap. Ama beni yalnız bırakma emi?” dediğinde Dilay’ın gözleri dolmuştu.

“Sen her zaman benim babam olacaksın Mehmet Bozkurt. Sırtımı dayadığım dağ her zaman sen olacaksın. Ama bana müsaade ette kendi ailemi kurayım.” Yaşlı adam gözleri dolu bir şekilde genç kadının elini sıkmıştı.

“O adamdan emin misin?”

“Engin iyi biri, onun yanında kendimi huzurlu hissediyorum. Çocuklarım mutlu onu seviyor.”

“Peki sen seviyor musun?” Dilay gelen soruyla bakışlarını kaçırmıştı. Yaşlı adamdan utanarak başını eğerken Mehmet Bey kızın çenesini tutarak başını yukarıya kaldırmıştı.

“Başını asla eğme kızım, seviyorsan seviyorum de, kimseden çekinme. Mutlu olmak senin hakkın.”

“Teşekkür ederim babacım,” Dilay adamın elini öperken yaşlı adam kızın alnını öpmüştü. Dilay mutlulukla adama bakarken sevinçle şakımıştı.

“Biliyor musun babacım, bu gün bizimle çalışan Nazlı teyze geldi, inanabiliyor musun yıllar sonra yeniden onu görmek çok güzeldi.” Dilay o kadar mutlu olmuştu ki yanında ki adamın duyduğu isimle beyazlayan yüzünün farkına dahi varmamıştı.

“Nazlı mı?”

***

Sizce Mehmet bey ve Nazlı hanım arasında nasıl bir bağlantı vardır? Yorumlarınızı bekliyorum!” Aslında bölüme devam edecektim ancak büyük nenem vefat etti. Bu gün defnettik. dolayısıyla yazmaya fırsatım olmadı. Okuyanlar onun için bir Fatiha okuyabilirse çok sevinirim. Anlayışınız için teşekkür ederim.

33. BÖLÜM <<<<<<——->>>>>>> 35. BÖLÜM

24310cookie-checkDilay Hanım 34. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

15 yorum

  1. Basın sağ olsun yazarcim rabbim geride kalanlarınıza sabır versin inşallah bölüm çok güzeldi ellerine emeğine yüreğine aklına sağlık yazarcım mehmet bey ve nazlı hanım arasında gönül ilişkisi olabilirmi acaba

  2. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️. Aralarında ne var acaba anlamadım :/ birbirlerine mi bakiyorlardi acaba ? . Ah Nisan:). Aslı ve Seyhan çok tatlı ya ❤️. Basın sağ olsun buarada Yazarcigim

  3. Seyhan ve Mehmet bey dilayı nasıl da enginden kıskanıyorlar öyle selim bu kadar kıskanmadı ya.
    Nazlı hanım geldi eh belki Mehmet Bey’in eski aşkıdır bilinmez. Bir ikinci bahar niteliğinde aşkta onlarda çıkar belki selim ve seyhana cici anne gelme olasılığı ne kadar acaba

1 geri izleme / bildirim

  1. Dilay Hanım 35. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*