Temmuz 22, 2022 Yazarı mermaridyy 6

Cesur 34. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Biliyorum bölüm geç geldi ancak yazdığım bölümü yanlışlıkla silmişim. Yeniden bölüm yazmak zorunda kaldım. Umarım bölümü beğenirsiniz. Keyifli okumalar!

****

Genç adam kadının sandalyesini çekerek oturmasına yardım ettikten sonra kızının da sandalyesini çekip oturmasını beklemişti. Serdar ablasının yanına otururken Cesur hemen genç kadının karşısında ki yerini almıştı. Baba kız yan yana abla kardeşin karşısına oturmuştu.

“Ne yemek istersin hayatım?” Cesur Ayşem’e sorarken Aylin ikisine dudağının kenarı hafif kıvrılmış bir şekilde bakmıştı. Ayşem uykusuzlukla başını babasının omzuna yaslayarak gözlerini kapatırken Cesur gülümseyerek kızını kendine çekip saçlarını öpmüştü.

“Fark etmez, çok yorgunum hemen eve geçmek istiyorum.” Cesur başını kaldırıp karşısındaki ikiliye baktığında Serdar’ın kızına olan bakışlarını yakalamıştı.

“Sen ne yiyeceksin Aylin?” diye sorarken genç kadın omzunu silkmişti.

“Bana da fark etmez, sen seç.” Serdar ağzının içinden homurdanırken Cesur’a ters bir bakış atarak kolunu ablasının omzuna atmıştı. Aylin kardeşinin hareketine şaşırırken başını genç adama çevirdiğinde onun Cesur’a tek kaşını kaldırarak baktığını görünce istem dışı kıkırdamıştı. İkili resmen gövde gösterisi yapıyordu.

“Ablacım sen menemeni çok seversin, birlikte bir menemen söyleyelim mi?” Aylin tıpkı Ayşem gibi başını Serdar’ın omzuna yaslayarak sallamıştı.

“Olur, ne zamandır yememiştim.” Garson yanlarına geldiğinde Cesur serpme kahvaltı yanında da iki menemen istemişti. Ayşem gözleri kapalı babasının göğsünde dinlenirken masanın hazırlanmasıyla gözlerini aralamıştı. Koyu mavi gözleri karşısında ki genç adamın gözleri ile çakışırken yutkunarak hemen bakışlarını kaçırmıştı. Genç kız yanında babası olduğu sürece her zaman rahat davranıyordu. Yanlarında yabancı birilerinin olmasına aldırmadan istediği gibi babasına sevgi gösterisi yapabiliyordu.

“Hadi afiyet olsun.” Aylin konuşurken kardeşiyle önündeki menemene aynı anda ekmek bandırmışlardı. İkili göz göze geldiğinde gülümsemiş, Aylin elindeki ekmeği kardeşinin dudaklarına uzatırken, Serdar da ablasına uzatmıştı.

“Afiyet baş şekere olsun hayatım,” diye aynı anda konuşan ikili baba kızın gülümsemesine neden olmuştu.

“Ee anlatın bakalım gece nöbeti nasıl geçti?” Cesur’un sorusu ile Ayşem ağzına lokmasını atarak cevaplamıştı.

“Gece boyu yoğundu. Bebeklerden biri sarılık olmuş. Bir hastanın refakatçisi yoktu onunla ilgilendik. O kadar…” Serdar kızın cevabıyla devam etmişti.

“Ayrıca yeni bir bebek daha doğdu. Zor oldu ama sağlıkla doğdu çok şükür.”

“Sezaryen yapmıyor musun?” Cesur dikkatle genç adama bakarken Serdar omzunu silkmişti.

“Son ana kadar normal doğum yapabilecek hastaları bekletiyoruz. Zorunlu olmadığımız müddetçe sezaryen önermiyorum.” Cesur genç adamın sözleri ile başını sallamıştı. Birçok özel hastane sırf daha fazla para kazanabilmek için ameliyata alıyordu.

“Sorun çıkmadığı sürece normal doğum daha sağlıklı. Hem anne hem de bebek için.”

“Şey baba…” Ayşem aklına gelen konuyla duraksamıştı. Cesur kızının önce konuşup sonra susmasından şüphelenerek bakışlarını ona çevirmişti.

“Ne yaptın?”

“Şey hastaneye geldiğimde yaşlı bir çift vardı. Hastanenin yardım fonundan kullanmak istedi ama danışmadakiler ona yardımcı olmadı. Yetkili birinin imzası olmadan yardım fonuna dokunamayacaklarını söylediler.” Cesur kızının elleriyle oynamasından durumu anlamıştı.

“O zaman imza atsaydın. Sende hastanede yetkilisin.” Ayşem babasının sözleri ile rahatlamıştı. Yanlış bir şey yağıp babasını zor duruma bırakmaktan çekinmişti. Serdar genç adamın sözleriyle ona bakmıştı.

“Yeni bir patronumuz daha var anlaşılan.” Ayşem utanarak bakışlarını kaçırırken Aylin “Hayırlı olsun,” dedi. Ayşem başını kaldırarak genç kadının gözlerine bakmıştı.

“Teşekkür ederim. Hastane işleriyle ilgilenemem ben. Yeniden okuyacağım için babam ilgilenmeye deva edecek.”

“Tabi sen mezun olana kadar ben ilgilenirim. Boşuna hastane işletmesi okutmadık sana!” dediğinde Ayşem’in yüzü asılmıştı.

“Ama baba ben mesleğimi yapmak istiyorum.”

“Bende mesleğimi yapmak istiyorum. Bana yardımcı olamaz mısın?”

“İstersen yeni bir yönetici alalım babacım, ne dersin?” Cesur kızının sözleri ile yüzünü asmıştı.

“Kendi işini başkasına yaptırmamalısın canım, az da olsa başında durmalı her fırsatta kontrol etmelisin. O hastaneden geçimini sağlayan birçok çalışan var.” Ayşem babasının haklı olduğunu biliyordu. Başını sallarken Aylin araya girmişti.

“Kızı rahat bırak Cesur, ne yapmak istiyorsa onu yapsın.”

“Bir şey mi dedim sadece bana yardım etmesini söyledim.” Aylin esnerken elini ağzının üzerine getirmişti. Genç adam kızın uykusuzluktan kızaran gözlerine bakarak “Biz kalkalım mı artık Ayşem, seni eve bırakırım oradan da eve geçerim.” Serdar’ın sorusu ile genç kız babasına dönmüştü.

“Baba sen istersen hastaneye git ben Serdar hocamla eve geçebilirim.”

“Emin misin kızım?” dediğinde Ayşem başını sallamıştı. Kahvaltıyı bitirip ayaklandıklarında genç adam hesabı ödemek için kasaya yönelmişti. Ayşem ve Aylin kapıya doğru ilerlerken Serdar kendisine para ödetmeyen Cesur’un yanından ayrılarak kızlara doğru ilerledi. Cesur çalan telefonuyla duraksarken arayan kişiyi görünce hızla telefonu cevaplamıştı.

“Efendim Asaf bir sorun mu var hastanede?”

“Abi Soner yakalandı.” Cesur genç adamın telaşlı sesiyle duraksamıştı.

“Sorun ne Asaf, Soner yakalandıysa neden bu kadar telaşlısın?”

“Abi, Suat adamı sorguya çekmiş. Bir adama para vermiş Soner, seni öldürmesi için. Neredesin?”

“Ben kahvaltıcıdayım.” Diyen Cesur koşarak çıkışa gelmişti. Etrafa bakınırken hızla kızının yanına ulaşmıştı.

“Ayşem hemen yanıma gel canım.” Ayşem babasının telaşlı halinden hoşlanmamıştı.

“Baba ne oldu?” Serdar da hemen Aylin’i yanına çekip etrafa bakınmaya başlamıştı.

“Soner mi yine?” Cesur arabasına doğru ilerlerken Serdar onu durdurmuştu.

“Benim arabayı alalım Cesur abi, ne olur ne olmaz.” Cesur genç adamın önerisini kabul ederek onun arabasına geçerken Ayşem ve Aylin hızla arabanın arka koltuğuna geçmişti.

“Neler oluyor Cesur?” Aylin adamın endişesinden kötü bir şeyler olduğunu anlamıştı.

“Soner yakalanmış,” dediğinde Aylin rahat bir nefes almıştı.

“Ne güzel işte, yakalandıysa neden bu kadar telaş ettin?”

“Yakalanmış ama parayla adam tutmuş.” Dediğinde konuşmasını yarıda kesmişti. Adam söylemese de arabadaki herkes onun neden bahsettiğini anlamıştı.

“Baba sende eve gel, hastaneye gitmemelisin.”

“Korkma kızım, Suat hastaneye polis gönderdi. Yedi yirmi dört korunacağız. Adam yakalanana kadar evden ayrılmayacaksın Ayşem. Aylin sende eve geçiyorsun kafeyi unut.”

“Ben neden eve geçiyorum?” genç kadın sorarken Serdar da Cesur’a hak vermişti.

“Abla, Cesur abi haklı. Sizin evleneceğinizi öğrendiyse hedefe seni de alabilirler. Cesur abiye kullanabilecekleri en önemli koz Ayşem ve sensin,” dediğinde Aylin’in yüzü asılmıştı. Araba son sürat eve doğru ilerlerken yarım saat sonra büyük evin bahçesinden içeriye girip yapmıştı. Evin etrafında polis koruma çemberi oluşturmuştu. Cesur dikkatle arabadan inerek kızının kapısını açmıştı. Aynı şekilde Serdar da abasının kapısını açarak onu önüne alıp hızla eve doğru ilerlemesini sağlamıştı. Kapının zilini çalan ikili kapının açılmasıyla hemen eve girmişlerdi.

“Serdar neler oluyor? Neden evimizin etrafı polislerle dolu?” Ayşem Hanım endişeyle genç adama bakarken kapından içeriye giren oğlu ve torunuyla hızla onlara doğru ilerlemişti. Genç kıza sarılırken endişeyle arkada duran oğluna baktı.

“Neler oluyor Cesur?”

“Anne, sakin ol biz iyiyiz. Salona geçelim de konuşalım.” Hep birlikte salona geçtiklerinde Ayşem Hanım torununun elini hiç bırakmamıştı. Onu yanına oturtarak kızın başını göğsüne yaslamıştı. Kapılarında polisleri görünce aklına ilk olarak Ayşem gelmişti. Oğlunun başının çaresine bakabileceğini biliyordu. Ama torununun başına bir şey gelmesine yaşlı kalbi dayanamazdı.

“Anne Soner yakalanmış.” Ayşem Hanım dikkatle oğluna bakıyordu.

“Madem yakalandı neden bu kadar tedbir alındı?” kadın oğlunun gözünün içine bakarken Cesur sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti.

“Bir suç ortağı varmış anne o yakalanana kadar tedbirli olmakta fayda var.”

“Anladım,” kadının yüzü asılmıştı. Genç kız uykusuz olduğunu söyleyerek odasına çekilirken Aylin kardeşine bakarak “Sen eve mi geçeceksin?” dedi. Ayşem Hanım yorgun olan genç adama bakarak hemen itiraz etmişti.

“Burada kal evladım, eve kadar yorulma. Hadi sen misafir odasına geç. Her zamanki giydiğin pijama takımı dolapta duruyor.” Serdar ayda birkaç kez ablasıyla birlikte bu evde misafir olarak kalıyordu. Her geldiğinde kendisine verilen odada kullandığı misafir pijama takımı kaldığı odada bulunuyordu. Cesur annesinin sözleri ile genç adama bakarken Serdar ve Aylin’in zaman zaman ailesiyle kaldığını anlamıştı.

“Gerek yok Ayşem teyze, ben eve geçerim şimdi.”

“Annem kal dediyse kal Serdar. Hem ablanda burada kalacak,” dediğinde Aylin’in yüzü asılmıştı. O kafesine gitmek istiyordu.

“Ben işe gitsem…”

“Olmaz Aylin, adam yakalanana kadar burada ailemle kalacaksın. Lütfen senin için endişeleneme izin verme.” Aylin üzgün bir şekilde adamı onaylarken Ayşem Hanım heyecanla gelini olacak kızın yanına gidip elini tutmuştu.

“Aylin kızım ne zamandır zaman geçirmiyorduk. Ne güzel fırsat ayağımıza kadar geldi. Hem Çisil de seni gördüğüne sevinecektir.”

“Çisil nerede Ayşem teyze?” diye sorduğunda kadın kaşlarını çatmıştı.

“Teyze de ne demek, artık bana anne demen gerekiyor Aylin.” Aylin kadının sözleri ile duygulanmıştı. Yıllardır ağzından ‘anne’ kelimesi çıkmamıştı. Bakışlarını ikisinin birleşmiş ellerine bakarak kadının elini alıp öpmüştü.

“Teşekkür ederim Ayşem anne,” dediğinde yaşlı kadında duygulanmıştı.

“Ah güzel kızım benim,” diyerek Aylin’e sarılan kadın Cesur’un da duygulanmasına neden olmuştu.

“Anne ben artık çıkmalıyım. Aylin de Ayşem de sana emanet. İkisinin de evden çıkmasına izin verme anne.”

“Cesur biz çocuk muyuz da böyle konuşuyorsun?”

“Aylin eskiden vukuatlısın. Laf dinlemiyorsun.” Aylin bakışlarını kaçırırken Cesur’un lisedeyken olan olayları hala hatırladığını anlamıştı. Cesur iki kadının da tepesinden öperek evden ayrılmıştı.

***

Genç adam endişeli bir şekilde hastanene koridorlarında gezinirken kardeşinden haber bekliyordu. Soner’in yakalandığını öğrendiğinde içi rahatlamıştı. Çisil’e söylemek için odasına gittiğinde genç kızın hastası olduğu için odaya girememişti. Suat birkaç saat sonra Soner’in parayla adam tuttuğunu öğrenince endişesi artmıştı. Şimdi ise kardeşinden Soner’in tuttuğu adamın kim olduğunu öğrenip öğrenmediği haberini bekliyordu.

“Asaf, neden burada dolanıyorsun?” Çisil öğleye kadar olan seanslarını bitirmiş kahve içmek için kantine doğru giderken genç adamı görmüştü.

“Bitti mi seanslar?”

“Hayırdır beni mi bekliyordun?” genç adamın endişeli olduğunu fark edince kaşlarını çatan Çisil soramadan Asaf kızın kolunu tutarak onu kendi odasına doğru ilerletmişti.

“Neler oluyor Asaf?” Çisil odaya girdiğinde kolunu kurtararak adama dönmüştü. Kollarını birbirine bağlayan genç kız bir ayağını yere ritmik hareketle vurmaya başlamıştı.

“Soner yakalandı!” Asaf’ın aniden cevap vermesiyle genç kız kaşlarını çatmıştı.

“Kim yakaladı?” Çisil kollarını çözerek adama çıkışmıştı.

“Sen mi yakalattın? Neden bana haber vermedin? Sana onu bana getirmeni söylemiştim.”

“Saçmalama Çisil, adamı sana getirmekte ne demek? Suat ve ekipler yakaladı işte. Bu iş senin işin değil. Lütfen şu sıralar kendine dikkat et.” Çisil adamın son sözleri ile duraksamıştı.

“Ne demek istiyorsun? Soner yakalandıysa neden kendime dikkat etmem gerekiyor ki?” dediğinde Asaf sıkıntıyla nefesini dışarıya bırakmıştı.

“Soner yalnız değildi, ortağı olduğunu öğrendik. Bu yüzden kim olduğunu öğrenene kadar dikkatli olmakta fayda var.”

“Kurtulamadık bir türlü şu adamdan. Arada ablam olmasa ben ona yapacağımı bilirdim ama ablama dua etsin.” Genç kız oldukça öfkeliydi. Asaf kızın iki kolundan tutarak kendisine bakmasını sağlamıştı.

“Sakin ol artık. Adam yakalandı bırak polisler işini yapsın. Neden bu kadar kızgınsın anlamıyorum. Tamam adam kötü şeyler yaptı ama nedense sen ablandan daha öfkelisin.” Asaf kaşlarını çatarken genç kız hızla adamın ellerinin arasından kurtulmuştu.

“Ne söylemek istiyorsun?”

“Bir şey söylemiyorum sadece haddinden fazla öfkelisin.” Asaf kızın alev alan gözlerine bakarak bir cevap beklemişti. Genç kız adama bir adım daha yaklaşarak parmağını kaldırarak adama tehditkar bir şekilde sallamıştı.

“O adam ablamın hayatını alt üst etti. Ablam içine kapandı, kadın odasından çıkmaya utanır bir halde. Sen bana neden öfkeli olduğumu mu soruyorsun? O adam ablamın neşesini aldı yüzünden. Hayatını mahvetti.” Çisil hızla ardını dönerek kapıya yöneldiğinde Asaf ondan hızlı davranarak kapıyla kızın arasına girmişti.

“Özür dilerim öyle demek istememiştim. Sadece çok öfkelisin ve bu öfke sana zarar veriyor.” Çisil adama cevap vermede yana geçerek Asaf’ı kenara çekmişti. Onunla konuşmak istemiyordu. Kapıyı açıp dışarı çıkarken genç adam ardından üzgün bir şekilde bakmıştı. Çisil’in merdivenlere yönelmesiyle odasına girip kızgınlıkla sandalyesine oturmuştu. Durup dururken kızla kavga etmişti.

***

Genç kadın kucağında oğluyla salona girdiğinde annesi ve Aylin’i kafa kafaya vermiş bir dergiye bakarken bulmuştu. İkiliyi bir süre uzaktan izlerken kucağında ki oğlunun ses çıkarmasıyla iki kadının bakışları Çisem’e dönmüştü.

“Hoş geldin Aylin abla nasılsın?” diye sorarken Aylin yerinden kalkarak bebeğe doğru ilerlemişti. Ayaz’ı genç kadının kucağından alarak sevmeye başladığında bir yandan da Çisem’e cevap veriyordu.

“Hoş buldum canım, sen nasılsın?” diye sordu.

“Ayaz ile oyalanıyorum, nasıl olayım.” Çisem’in cevabına genç kadın gülümsemişti. Bebeğin boynuna burnunu götürerek mis gibi kokusunu içine çekerken içi huzurla dolmuştu.

“Şununla oyalanmak bile bir mucize değil mi? Şunun güzelliğine bak Ayşem anne?” Ayşem Hanım genç kadının sözleriyle gülümsemişti. İçinden Aylin ile Cesur’un da bebekleri olması için dua etmişti.

“Abim yok mu Aylin abla?”

“Abin hastaneye gitti,” Çisem’in sorusunu annesi cevaplamıştı. Çisem annesinin değişen ifadesinden bir sorun olduğunu hemen anlamıştı.

“Bir sorun mu var anne? Neden yüzün asıldı?” Aylin ve Ayşem Hanım bir birine bakarken nasılsa öğreneceğini düşünerek kadına cevap vermişti.

“Kızım, polis Soner’i yakaladı.” Çisem annesinin sözleri ile duraksamıştı. Bebeğine bakarak dalgınlaşan genç kadın boğazına düğümlenen hava ile içine derin bir nefes çekmişti. Güvenerek hayatına aldığı adamın ihanetini asla unutmayacaktı. Annesinin endişeli ifadesine gülümseyerek karşılık vermişti.

“Endişelenme anne ben iyiyim. Soner yaptığının bedelini ödüyor. Sadece Ayaz’a üzülüyorum. Oğlumun onun gibi bir babası olmasını istemezdim.”

“Çisem, kızım sen iyi misin?” dediğinde genç kadın buruk bir şekilde yaşlı kadına bakmıştı.

“Kendimi suçlamadan duramıyorum anne. Öyle bir adamın gerçek yüzünü nasıl göremedim. Nasıl gözüm kör oldu da ona inandım anlayamıyorum.” Genç kadın gözyaşına boğulurken Ayşem Hanım kızının yanına giderek ona sarılmıştı.

“Senin en suçun var kızım, sen sadece sevdim.”

“Bu sevgi değil anne, tamamen aptallık. Gözümü nasıl boyadı bilmiyorum. Şimdiki aklım olsa asla ona kanmazdım. Onun yüzünden artık kimseye güvenemiyorum.” Genç kadın hıçkırıklara boğulurken Ayşem Hanım kızına daha sıkı sarılmıştı. Aylin genç kadının ağlamasına dayanamayarak sessizce gözyaşı dökerken yüzünü bebeğin boynuna saklamıştı.

“Ağla kızım, ağla ve rahatla. Henüz çok gençsin karşına dürüst insanlarda çıkacak. Soner böyle diye diğer insanları da aynı kefeye koyma sakın. Rabbim kaderini böyle yazmıştı. Yaşadın ve bitti… Sadece oğluna ve geleceğine odaklan.”

“Anne ben ne yapacağımı bilmiyorum. Burada nefes alamıyorum. Bir yanda Soner diğer yanda anası olacak kadın beni iyice bunalttılar. Şu dava sonuçlansın buradan gideceğim.” Ayşem Hanım geri ekilerek kızına bakmıştı. Kızının ciddi olduğunu anladığında ise kaşları iyice çatılmıştı.

“Ne saçmalıyorsun sen? Nereye gidecekmişsin bakalım?” Aylin annesinin kızgın bir şekilde konuşmasıyla yutkunarak boğazında ki yumruyu gidermeye çalışmıştı.

“Bilmiyorum anne ama bu şehir beni boğuyor artık,” dediğinde genç kadın sessiz yaşlarını yeniden dökmüştü. Ayşem Hanım kızının kafasının karışık olduğunu düşünerek üzerine gitmemeye karar vermişti.

“Bunu sonra konuşuruz. Hadi Ayaz’ı emzir, çocuk meme arayıp duruyor.” Aylin bebeği annesine verirken Çisem kenarda duran örtüyü üzerine örterek bebeğini emzirmeye başlamıştı. Bebeğin çıkardığı sesler Aylin’i gülümsetirken merdivenlerden gelen sesle başlar salonun kapısına dönmüştü. Serdar gözlerini ovalayarak salona girerken Çisem şaşkınlıkla ona bakmıştı.

“Serdar sen burada mıydın?” diye sorarken diğer yandan da üzerini düzeltmeye çalışıyordu. Neyse ki göğsünü örten bir örtü vardı. Genç adam onun doktoru olabilirdi ancak zorunlu kalmadığı sürece bedenini göstermeyi istemiyordu.

“Saat kaç oldu?” diye soran genç adam ablasının cevabı ile yüzünü asmıştı.

“Üçe geliyor.”

“Bu kadar az mı uyudum ben,” diye hayıflanan genç adam geriye yaslanarak gözlerini kapatmıştı.

“Sen çık uyu Serdar, yemek hazır olunca seni uyandırırız.” Ayşem hanımın önerisi ile genç adam yerinden kalkmıştı. Tekrar üst kat merdivenlerinden yukarıya çıkıp odasına yöneleceği sırada kulağına yankılanan sesle adımları sesin geldiği odaya doğru ilerlemeye başlamıştı. Kapıya geldiğinde içeriden boğuk sesler daha duyulur olmuştu. Serdar merak ederek hızla kapıyı açtığında gördüğü manzara ile donup kalmıştı.

“Ayşem!”

***

Sizce Serdar ne gördü? Çisem evden ayrılabilecek mi? Soner’in ortağı Cesur’a zarar verebilecek mi? Yorumlarınızı bekliyorum.

33. BÖLÜM <<<<<<<—–>>>>>>> 35. BÖLÜM

24380cookie-checkCesur 34. Bölüm