Dilay Hanım 35. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Nasılsınız? Malum biz ikinci sürgün çay hasadına başladığımız için yorgunum. Umarım bölümü beğenirsiniz. Bu arada finale bir kaç bölüm kaldı! Keyifli okumalar!

****

Yaşlı adamın sorusuyla genç kadın kendine gelmişti. Dilay adamın beyaza kesen yüzünü görünce endişelenerek adamın elini tuttu.

“Baba iyi misin?” yaşlı adam elinde hissettiği temasla bakışlarını genç kadının gözlerine çevirirken Dilay adamın bakışlarında ki endişeyi anlamaya çalışıyordu.

“Yok bir şey kızım hadi sen çocuklarını görmeye git.” Dilay adamın kendisini başından savmasına şaşırsa da bir şey söylememişti. Yerinden kalkarak kapıya doğru ilerlemeye başlamıştı. Aklı karma karışıktı. Uyuyan çocuklarını görmek için odalarına giderken düşünüyordu. Bu evde günleri artık sayılı sayılırdı. Derin bir nefes alarak merdivenlerden yukarıya çıkarken çiftliğin ne kadar sessiz olduğunu düşünüyordu. Teras kata çıktığında sessizce kapıyı açarak usulca ikizlerin odasına girmişti. Çocukları loş ışıkta yataklarında mışıl mışıl uyuyordu. Kızı yine üzerini açmış bir ayağı battaniyesinin altından dışarıya çıkmıştı. Hava yavaş yavaş soğumaya başlamıştı. Mevsimlerde yaprak dökümü zamanı gelmişti.

Genç kadın önce üzerin açılan kızının üzerini örterek başını öpmüştü. Aynı işlemi oğluna yaparken küçük oğlan hemen gözlerini aralamıştı. Dilay şaşkınlıkla oğluna bakarak sessizce fısıldamıştı.

“Sen uyumadın mı hayatım?”

“Seni bekledim anne, neden geç kaldın?” Süha annesi kaybolduğundan beri doğru düzgün uyuyamıyordu. Özellikle annesi görmeden uyumak istemiyordu. Annesi her gece onların üzerini örtmek için odalarına geliyordu ve bu gün annesi geç kalmıştı. Onu beklerken uyumamak için oldukça savaş vermişti.

“İşim olduğunu söylemiştim hayatım, bir daha bu kadar geç uyumanı istemiyorum Süha. Söz veriyorum bundan sonra her sabah sizi ben uyandıracağım, tamam mı?” dediğinde küçük çocuk kollarını açarak annesinin kendisine sarılmasını istemişti. Dilay oğluna sarılırken Süha kenara kayarak annesine küçük yatağında yer açmıştı.

“Anne buradan ne zaman gideceğiz?” Dilay oğlunun sorusuyla şaşırmıştı. Göğsünde yatan oğlunu görebilmek için geriye çekilerek oğlana baktı.

“Nereden duydun bunu?” Dilay oldukça şaşkındı. Küçük çocuğun böyle bir soru sorması için birinden duyması gerekmiş olabileceğini düşünüyordu.

“Amcamla babam konuşurken duydum. Engin amcayla evlenince buradan ayrılacakmışız. Amcam babama kızıyordu.” Dilay olabilecek konuşmayı az çok tahmin edebiliyordu. Derin bir iç çekerek oğlunu yanağını okşamıştı.

“Sen buradan gitmek istemiyor musun?” Süha omzunu silkerken genç kadın oğlunun büyümüşte küçükmüş tavrına gülümsemişti.

“Benim için fark etmez. Hem gidersek uzağa gitmeyeceğiz ki. Sadece akşamları burada kalmayacağız, değil mi anne?” diye sorduğunda Dilay çocuğu kollarının arasına sıkıca sarmıştı.

“Elbette uzağa gitmeyeceğiz. Ayrıca isterseniz burada da kalabilirsiniz. Buradaki odalarınız değişmeyecek.”

“Gerçekten mi? Sende kalacak mısın?” Dilay ne cevap vereceğini bilememişti. Elbette burada kalması uygun olmazdı. Öyle bir zaman geldiğinde Engin’in nasıl bir tepki vereceğini kestiremiyordu.

“Bunu taşındıktan sonra konuşalım olur mu?” diye sordu. Süha artık gözlerini açık tutamayacak kadar uykusunun gelmesi ile esneyerek gözlerini kapatmıştı.

“Anne gitme!” diyen çocuk Dilay’ın canını yakmıştı.

“Buradayım hayatım, hadi uyu sen.” Süha uykuya daldığında Dilay sessizce çocuğun yanından kalkarak üzerini değiştirmek için odasına gitmişti. Önce kısa bir duş almaya karar veren genç kadın düşünmeden edemiyordu. Aklı Nazlı teyzesinde kalmıştı. Üstelik yarın onun için önemli bir gündü. Sonunda amcası ve Nihat hak ettiği cezayı bulacaktı. Duşunu aldıktan sonra odasına döndüğünde telefonuna gelen mesajla gülümsemişti. Engin ona her akşam mesaj atmayı alışkanlık haline getirmişti. Farkında olmadan sohbete başlıyorlar, sonrada zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorlardı. Genç kadın son mesajını atarken saatin gecenin üçüne geldiğini görünce kendine inanamamıştı.

***

Genç adam gözlerini araladığında kulağına gelen kahkaha sesleri ile meraklanmıştı. Yıllar olmuştu kızının bu kadar neşeli olduğunu duymayalı. Merakla yerinden kalkarak gece sıcaktan çıkardığı tişörtünü üzerine giyerek odasından çıkmıştı. Merdivenlerin başına geldiğinde aşağıdan kızının sesine karışan diğer çocukların sesini duyunca yüzüne kocaman bir gülümseme oluşmuştu.

“Ama Nazlı babaanne neden bizim evimize gelmek istemiyorsun?” Süreyya’nın kadına babaanne demesi Engin kadar Dilay’ı da şaşırtmıştı.

“Kızım?” Nazlı Hanım çocuğun kendisine hitap şeklini duyunca gözleri yaşarmıştı. Kendi torunları ona doğru düzgün babaanne demezken bu küçük kız kendi isteğiyle onu babaannesi olarak seçmişti.

“Anne Nazlı babaanneye söyle de akşam bize gelsin.”

“Kızım ne yapıyorduk, büyükleri zorlamıyorduk değil mi?” küçük kızın yüzü asılırken Dilay başını kaldırarak merdivenlerin başından kendilerine gülümseyerek bakan adamla göz göze gelmişti.

“Sabah sabah evime ışık doldu, bu sürprizi neye borçluyuz?” Engin aşağı inerek önce kızını öpmüş sonra ikizleri öperek Dilay’a yönelmişti. Dilay’ın tüm kaş göz işaretlerine rağmen genç kadını belinden tutarak kendisine çekip yanağını öpmüştü.

“Günaydın hayatım, ne hoş sürpriz yaptınız.”

“Çocuklar Nisan ablası ile kahvaltı yapmak istediler.” Engin ikizlere döndüğünde Süreyya elini ağzına kapatarak kıkırdıyordu.

“Prenses neden bu kadar neşeli?” diyen Engin Süreyya’yı kucağına alırken Dilay hemen Nisan’a bakmıştı. O da küçük olduğu için kızını kıskanmasını istemezdi. Dilay Nisan’ın da diğerleri gibi Engin ile Süreyya’ya gülümseyerek baktığını görünce içi rahatlamıştı.

“Kahvaltı hazır Engin Bey,” Nuray salona girerken Dilay genç kıza dönerek “Teşekkür ederim,” dedi. Nuray’ın yüzü daha da artacağı için eve başka bir yardımcı almayı düşünen Dilay ilerleyen zamanlarda bunu engin ile konuşması gerektiğini aklının bir köşesine not almıştı.

“Engin amca, biz ne zaman burada yaşamaya başlayacağız?” Süha’nın sorusuyla Engin şaşırmıştı. Bakışları Dilay’a dönerken Dilay omzunu silkeleyerek cevap vermeyi genç adama bırakmıştı.

“Odalarınız hazır olduğunda burada kalacaksınız.”

“Ben artık büyüdüm tek kalabilir miyim?” Süha’nın ikinci bir sorusu Dilay’ı şaşırtmıştı.

“Ama sen olmadan ben korkarım ki!” diyen Süreyya’nın gözleri dolmuştu. İkizler henüz beş yaşındaydı ve ayrı kalmalarını istemiyordu. Kızının dolu gözlerini gören Dilay müdahale yapacakken hiç beklemediği birinden müdahale gelmişti.

“Benimle kalırsın olmaz mı? Hem kız kıza çok eğleniriz.” Nisan’ın sorusu ile Süreyya heyecanla annesine dönmüştü.

“Kalabilir miyim anne? Ne oldur Nisan ablamla kalayım,” diye yalvaran küçük kız bu kez Engin’e bakmıştı.

“Olur hayatım siz nasıl isterseniz öyle olsun. Hadi şimdi kahvaltınızı yapın sonrada bahçede oynarsınız.”

“Dilay abla bu gün Enes gelecek onunla atları görmeye gidebilir miyiz?” diye sordu.

“Ama öğle olmadan eve döneceksiniz. Bu gün hava çok sıcak dışarda kalmanızı istemiyorum.”

“Tamam, söz veriyorum öğle olmadan eve geleceğiz.” Hep birlikte neşeli bir şekilde kahvaltılarını yapan gurup sessizce aile üyelerini izleyen Nazlı hanımın iç çekmesiyle ona dönmüştü.

“Bir sorun mu var Nazlı teyze?” diye soran Dilay kadının duygulanmasına neden olmuştu.

“Yok kızım ne zamandır bu kadar neşeli masaya toplanmamıştım. Ona içlendim.”

“Seninle henüz konuşamadık biliyorum ama bu gün konuşmamız lazım Nazlı teyze. Biliyorsun annem öldükten sonra bana ikinci bir annem sen oldun.”

“Allah razı olsun senden kızım. Öz evladımın yapmadığı evlatlığı yaptın sen bana.”

“O nasıl söz teyzem bir daha duymayayım. Hem daha bana bunca yıl neredeydin onun hesabını vereceksin. Şu çocukları gönderelim ondan sonra konuşuruz.” Kadın başını sallarken mahcupça bakışlarını kaçırmıştı.

Kahvaltı bittiğinde çocukla hazırlanıp arabaya doluşmuştu. Şoför onları yan çiftliğe götürürken Engin düşünceli bir şekilde arkalarından bakmıştı.

“Ne düşünüyorsun?”

“Gidecekleri ev üç yüz metre ilerde ama onlar dolaşarak eve gidiyor. Mehmet amcayla konuşacağım. Şu araziler arasında ki çiti kaldırıp çocukların rahat hareket edebileceği bir yol yapalım. Birkaç dakikada yürüyerek ulaşacakları eve arabayla gidiyorlar.” Dilay genç adamın sözlerine katılıyordu. Çitler kaldırılıp çocuklar için güvenli bir yol haline getirilebilirdi. Üstelik iki ev arasında oyun alanları da büyümüş olurdu. İki evden de gözlem altında olabilirdi çocukları.

“Haklısın. Hatta küçük bir bisiklet yolu yaparsak çocuklar daha çok sever yolu.” Engin genç kadını kolunun altına alarak eve yönelmişti.

“Bu gün işe gidecek misin?” Engin’in sorusu ile Dilay başını iki yana sallamıştı.

“Hayır bu gün evde haber bekleyeceğim. Üstelik babamla da konuşmam gerek. Şu evlilik meselesini tekrar konuşacağım. Dün biraz konuştuk ama içime sinmedi.” Engin başını sallayarak genç kadınla birlikte eve girmişti.

****

Genç kız bezgin bir şekilde elindeki telefonu kapatırken gözleri dolu dolu olmuştu. Ağlamaklı bir halde çiftliğin arka kapısından içeriye girerken arkasından seslenen kadını duymamıştı. Odasına doğru hızla ilerlerken yaşlı kadın da onun peşine takılmıştı.

“Aslı kızım ne oldu?” Aslı odasının kapısını kapayamamadan Emine Hanım odasına girmişti. Yeğeninin yaşlı gözlerini görünce sinirlenmişti.

“Yine ne yaptılar sana?” kadın tecrübelerinden genç kızı bu hale ailesinin getirebileceğini biliyordu.

“Bıktım artık teyze, bıktım onlardan. Abim aradı, parası bitmiş benden para istiyor. Yok deyince de okumak benim neyimeymiş. Çalışsaymışım param olurmuş, dedi,” diyerek ağlamaya başlayan genç kız teyzesine sıkıca sarılmıştı.

“Tamam yavrum ağlama, ben halledeceğim.”

“Teyze ben ne yapacağım. Bir de Seyhan’ı öğrenirlerse onun başına üşüşürler. Onun bu rezillikleri görmesini istemiyorum.”

“Seyhan oğlum öyle biri değil kızım kaç kez söyleyeceğim. Sen önüne bak ki mutlu olasın. Ben babamla konuşurum.”

“Ama sana da kızacaklar.”

“Korkma bana bir şey yapamazlar. Ben onlara ne yapacağımı iyi bilirim.” Emine Hanım sinirli bir şekilde yerinden kalkarken kapıdan üzgün bir şekilde onlara bakan genç adamı görünce başını iki yana sallamıştı. İçeri girmesini istemiyordu. Seyhan’ın içeri girmesi demek Aslı’nın daha da utanması demekti. Kadın odadan çıkarken Seyhan’ı da dışarıda bırakarak sessizce oradan uzaklaştırmıştı.

“Ne oluyor Emine teyze? Aslı’m neden ağlıyor?”

“Önemli bir şey değil oğlum. Abisi aramış canını sıkmış. Ama ben halledeceğim.”

“Emine teyze ailesine haber versen de Aslı’yı artık istesen.” Seyhan’ın sözleri ile kadın gülümsemişti. Bu çocuk yeğenini mutlu edecekti. Ama şimdi onun dediğini yaparsa Aslı’da ters tepebilirdi.

“Henüz erken oğlum, sakın Aslı’ya da bunu söyleme. O önce okulunu bitirmek istiyor. Şunun şurasında ne kaldı oğlum, bir dönem daha idare et artık.”

“Söylemesi kolay tabi, kıvırcığım böyle oda köşelerinde ağlarken ben ne kadar üzülüyorum biliyor musun?” diye sorduğunda Emine Hanım gülmüştü.

“Hadi sen çocukların yanına git. Atların yanına gideceklerdi, Nuray onları idare edemez.” Seyhan yüzünü asarak oradan uzaklaşırken Emine Hanım da gecikmiş olan konuşmasını yapmak için odasına geçmişti.

Emine Hanım telefonu kulağında odasında dört dönerken hala cevap alamadığı için söylenip duruyordu. Telefon çalıp çalıp meşgule düşmüştü. Ancak kadının pes etmeye niyeti yoktu. Tekrar tekrar aramaya devam etmişti. Sonunda telefon açıldığında karşıdan gelen cevapla birden çıkışmıştı.

“Enişte biz sizinle ne anlaşmıştık?”

“Ne oluyor baldız? Ne bu hiddet?” diye soran adam Emine hanımı iyice kızdırmıştı.

“Ne mi oldu? Senin işe yaramaz oğlun yine kardeşini arayıp para istedi. Bu kız kendini mi bakacak abisini mi? Ben size evimi verirken Aslı’ya bulaşmayacağınızın sözünü almıştım. Ama siz ne yapıyorsunuz? Kızı abisinin borçlarını kapatmak için sürekli sıkıştırıp duruyorsunuz. Söyle oğluna bir işe girip çalışsın. Yoksa o evden çıkmanızı isterim sokakta kalırsınız.”

“Emine sen ne diyorsun?” bu kez ablası işin içine girmişti. Ablasının sesini duyan Emine Hanım öfkeyle bağırdı.

“Ne dediğimi duydun abla, Aslı senin işe yaramaz oğlunun borçlarını kapatmak için artık peş kuruş göndermeyecek. Ayrıca bu kız ne senin gelininin hizmetçisi ne de kölesi. Bundan sonra Aslı’yı para için ararsanız evimden çıkmanızı isterim. Ne de olsa çok sevgili oğlunuz kumarda evinizi yediği için gidecek bir kapınız bile yok. İyi düşünün.” Emine Hanım telefonu kapatıp arkasını döndüğünde derin bir nefes almıştı. Bıkmıştı bu aileden. Ablası tam bir koca düşkünüydü. Aynı şekilde oğluna toz kondurmuyordu. Bilmese Aslı’nın onların evlatlığı olduğunu düşünecekti. Oysaki Aslı onun ellerinde evde doğmuştu. Doğduğunda kapalı olması gereken gözleri boncuk boncuk teyzesine bakmıştı. O gözlere ilk baktığında Aslı ile arasında bir bağ oluşmuştu. Şimdi de kızını korumak zorundaydı. Telefonunu yatağın üzerine atarak odasından çıktığında Dilay ile karşılaşmıştı.

“Dilay kızım hayırdır?”

“Emine teyze çocuklar gelmedi mi?” Dilay çocukları sormak için Aslı’yı ararken Emine hanımla karşılaşmıştı.

“Onlar hala atların yanında gelmediler. Seyhan yanlarına gitti birazdan getirir.” Dilay başını sallarken kadın yanından geçerken aklına gelen şeyle “Emine teyze,” diye seslenmişti. Emine Hanım genç kadına bakarken Dilay etrafına kısa bir bakış atarak kadının yanına ulaşmıştı.

“Seninle biraz konuşabilir miyiz?” diye sordu.

“Elbette kızım ne hakkında?”

“Böyle ayaküstü konuşulacak bir konu değil. Odana geçelim mi?” diye sorduğunda kadın az önce çıktığı odaya yeniden girmişti.  Dilay kadının ardından odaya girerken oldukça tedirgindi. Emine Hanım ise onun bu hareketine anlam veremiyordu.

“Sorun ne kızım benimle ne konuşacaksın?” Dilay kadının odasında ki tekli koltuklardan birine oturarak kadına dönmüştü. Mehmet Bey evdeki çalışanların her zaman rahat etmesini istediği için onlara kendilerine zaman ayırabilecekleri yaşam alanları oluşturuyordu.

“Emine teyze ne zamandır bu evde çalışıyorsun?” diye sorduğunda Emine Hanım şaşırmıştı.

“Neden soruyorsun kızım?”

“Birini tanıyıp tanımadığını soracaktım.” Emine Hanım merakla genç kadına bakarken Dilay boğazını temizleyerek konuşmuştu.

“Bir keresinde babam Selim’i senin baktığını söylemişti.”

“Doğru ben bu eve geldiğimde Mehmet Bey yeni evlenmişti. Henüz Selim annesinin karnında bile değildi.

“Öyle mi? Hiç Nazlı diye bir kadının adı geçti mi bu ailede?”  Emine Hanım genç kadının sorusu ile duraksamıştı.

“Nazlı mı?” yaşlı kadın bir süre düşündükten sonra Dilay’a bakmıştı.

“Evet, önceden bizim evde çalışıyordu. Yıllar sonra geri döndü. Nazlı teyze de babamda isimlerini duyunca farklı tepkiler verdiler. Ama bir şey söylemediler.” Kadın bir süre daha düşündükten sonra bir şey hatırlamış gibi Dilay’a bakmıştı.

“Aynı kişimi bilmiyorum ama bir seferinde Mehmet Bey ve babası tartışmıştı. Sanırım ilk onların ağzından Nazlı adını duydum. Ama sonra bir daha kimse adını anmadı.” Dilay şüpheyle Emine hanıma bakarken “Tartışmanın konusu neydi?” diye sordu. Emine Hanım hatırladıklarıyla bakışlarını kaçırırken boğuk bir şekilde cevap vermişti.

“Sanırım gençken bu evde çalışmış. Mehmet Bey okulu bitirip döndüğünde kızla evlenmek istemişti. Ama babası izin vermedi. Evlenmeden önce askere gittiğinde babası Nazlı’yı çiftlikten göndermiş sanırım. Kavga da bu yüzdendi yanlış hatırlamıyorsam. Kızın kimi kimsesi yoktu duyduğum kadarıyla. Sonrada evlendiği haberi geldi ve Mehmet Bey de çocukların annesiyle evlendi. Allah var ama karısını da zamanla çok sevmişti. Rahmetliyi el üstünde tutardı hep.” Dilay kadının anlattıklarıyla gözleri nemlenmişti. Eğer o Nazlı anne yerine koyduğu kadın ise ikisinin karşılaştığında neler olabileceğini düşünmeden edememişti. Genç kadının telefonu çalınca konuşma da bitmişti.

“Efendim Engin, bir haber mi var?” Dilay karşı tarafı bir süre dinledikten sonra cevap vermişti.

“Hemen geliyorum,” diyen Dilay oldukça heyecanlanmıştı. Sonunda beklediği haber gelmişti. Nihat su. Üstü yakalanmış amcasını da tutuklamak, için polis yola çıkmıştı. Dilay o adamla yüzleşmek için can atıyordu. Hızla evden ayrılarak Engin’i yol kenarından alarak amcasını evine doğru yola koyulmuştu. Bu gün onun miladı olacaktı. Hayatında ki ayrık otlarından kurtulacak sonra da çocuklarıyla yeni bir hayata başlayacaktı. Yanındaki adamla!

***

Yorumlar nedense azaldı. 🙁 Bu aralar gerçekten yazmak için fırsat bulamıyorum. zorlukla bölüm yetiştiriyorum ve mümkünse kısa da olsa yorumlarınızla bende mutlu olmak istiyorum. LÜTFEN YRUM VE DÜŞÜNCELERİNİZİ YAZINIZ!

34. BÖLÜM <<<<<——>>>>> 36. BÖLÜM

24420cookie-checkDilay Hanım 35. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

12 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ Aslı umarım mutlu olur abisinden kurtulur . Nazlı teyze ve Mehmet beye üzüldüm yaa umarım artık birleşirler ve mutlu olurlar Nazlı hanım bayağı cekmis çocukları bile ilgilenmiyor onunla 🙁

  2. Çok şükür bitiyor Dilay in çilesi de, artık hepsi kendi evinde mutlu olmalılar…
    Nazlı ve Mehmet ikilisine çok şaşırdım ama, sen kalk yıllar sonra karşılaş… Hayırlısı…

  3. Çok güzel bir bölümdü galiba herkes bir şekilde yollarını çizdi nazlı teyzeyle Mehmet beyin hikayesini merak ettim doğrusu insallah herkes hayallerine kavuşur emeğinize sağlık

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*