Cesur 35. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bildiğiniz gibi 2. sürgün çay kesimi başladı. Dolayısıyla oldukça yorgun bir şekilde sizlere bölüm yazıp yayınlıyorum. Bu yüzden lütfen beni yorumlarınızla yalnız bırakmayın! Keyifli okumalar!

****

“Ayşem!” genç adam kızın üzerinde ki adamı görünce hızla odaya girmişti. Ayşem’in yüzü morarmaya başladığında Serdar adamı genç kızın üzerinde savurarak yumruklamaya başlamıştı. Ayşem ciğerlerine dolan hava ile öksürmeye başlamıştı. Ani alınan hava ciğerlerini yakarken adamın ellerini hala boğazında hissediyordu. Nefes alırken birden öksürükleri kesilmiş titremeye başlamıştı. Genç kız panik atak krizi geçirmeye başlamıştı. Serdar kızın halini fark ederken hızla adama son yumruğunu savurarak kızın yanına koştu.

“Ayşem, sakin ol… Tamam, geçti güzelim.” Genç adam kızı kendine getirmeye çalışırken kendine zarar vermemesi için kızı sıkıca kendine çekip sarılmıştı. Elleri kızın saçlarında okşarken genç adam korkudan titrediğinin farkında değildi.

“Kapıdaki polisler ne işe yarıyordu!” diye öfkeyle bağıran adam kapıdan içeriye giren kişilerle onlara dönmüştü.

“Serdar ne oluyor?” Aylin odaya girdiğinde yerde baygın yatan adamı görünce korkuyla ikiliye bakmıştı.

“Abla onu hastaneye götürmemiz gerek. Adam neredeyse öldürüyordu. Kapıdaki polisler nasıl bu kadar dikkatsiz davranabilir?” Aylin nefes almakta güçlük çeken genç kızı kardeşinin kollarından kendi kollarına çekerek bir yanağını avuçlayarak kendisine bakmasını sağlamıştı. Ayşem’in gözleri nefes alamadığı için yaşarmıştı.

“Ayşem, canım bana bak,” diye kıza seslenen genç kadın kapıda ağlayan Ayşem hanıma dönerek konuşmuştu.

“Ayşem anne onu hemen götürmemiz gerek,” dedi. Yaşlı kadın başını sallarken yerdeki dam kıpırdamaya başlayınca Serdar’ın bakışları ona dönmüştü. Ayşem’i kucağına alırken bir yandan da yaşlı kadına “Dışarıda ki polislere söyleyin şu adamı alsınlar,” dedi. Aylin kardeşinin peşine takılırken genç adam kollarında kırılacak bir nesne gibi dikkatle taşıdığı genç kıza içi gitmişti. Serdar yaşadığı adrenalinin geri çekilmesiyle korkudan titremeye başlamıştı. Genç kızın korkusunu tüm bedeninde hissediyordu. Kaldı ki Serdar daha önce hiç bu kadar korktuğunu hatırlamıyordu. Evin kapısından dışarıya çıktıklarında arabalarından inen polisleri gören Serdar öfkeyle onlara dönmüştü.

“Siz neden buradasınız? Adam eve kadar girmiş,” dediğinde polislerde şaşırmıştı. İki polis hızla eve girerken Serdar genç kızı arabasına bindirerek hızla direksiyona geçmişti. Aylin son anda Ayşem’in yanına oturarak kızın başını dizlerine yatırmıştı. Kızın saçını okşarken Ayşem iyice morarmaya başlamıştı.

“Serdar acele et.” Serdar arkaya kısa bir bakış atarak hızla önüne dönmüştü. Arabayı daha hızlı kullanırken bir yandan da ablasına “İyi mi, kendinde mi?” diye soruyordu.

“Cesur, Cesur’u aramam gerek!” diyen kadın telefonunu eline aldığında Ayşem güçlükle elini kaldırarak genç kadının elini kavramıştı. Ayşem yanağından aşağıya yaşlarını dökerken Aylin dayanamayarak ona eşlik etmişti. Ya Serdar yetişemeseydi? Aylin eğilerek kızın saçlarını öperken Ayşem sessizce gözlerini kapatmıştı.

“Serdar bu yol neden bitmedi?” Serdar arabayı ani fren yaptırarak acil servisin önüne park ederken hızla arabadan inerek arka kapıyı açıp genç kızı kucağına alıp içeri girmişti. Bir yandan Serdar’ı pijama takımıyla acilde görenler şaşırırken kollarında ki kızı görmeleri ile şüpheyle bir birine bakmışlardı. İki gencinde üzerinde de pijama takımı vardı.

“Neden öyle bakıyorsunuz? Çabuk Doktor Cesur’u çağırın!” diye bağıran Serdar kendisine yardım etmeye çalışan acil servisteki doktor arkadaşlarına olanları anlatmaya çalışıyordu.

“Boynu sıkılarak nefessiz kalmış. Şuanda sinir krizi geçirdiğini düşünüyorum. Nefes almakta zorluk çekiyor.” Serdar’ın verdiği bilgilerle doktor hemen kıza müdahale ederken bedeni titreme krizine giren kıza sakinleştirici yapmak isterken titreyen kendi elleriyle enjektörü tutamamıştı. Yanındaki doktor sakinleştiriciyi genç adamın elinden alarak Ayşem’e vururken Serdar neredeyse korkudan yere yığılmak üzereydi.

“Serdar hocam size de sakinleştirici verelim.” Serdar kendisine konuşan doktoru duymuyordu. Bakışları Ayşem’in üzerinde gezinirken acil servise giren Cesur ile bakışlar ona dönmüştü.

“Serdar beni çağırmışsın?” diye soran Cesur genç adamın bakışlarının odağını görünce yatağa dönmüş ve kızını baygın bir şekilde görünce dehşetle ona doğru ilerlemişti.

“Ne oldu kızıma?” Ayşem’in açıkta kalan boynunda ki izleri gören Cesur hızla Serdar’a dönmüştü. Adamın gözleri alev alev yanıyordu. Kızına dokunan elleri kırmaya yemin etmiş gibi Serdar’ın üzerine doğru ilerlerken Aylin araya girerek genç adamın önünde durmuştu.

“Adamın biri eve girmiş. Serdar onu Ayşem’e saldırırken buldu. Şuanda polisin elinde olmalı.” Cesur dehşetle Aylin’e bakarken Serdar’a konuşması için bakmış ama genç adamın konuşmaya takati yok gibi öylece şoka girmiş bir şekilde kızına bakıyordu.

“Serdar, bana ne olduğunu anlata!” Cesur genç adamın kolundan çekiştirip kendine gelmesini sağlarken Serdar korku dolu gözlerle Cesur’a bakmıştı.

“Cesur abi?”

“Ne oldu Serdar, kızım neden bu halde?” Serdar bir elini kaldırıp saçlarını çekiştirirken güçlükçe cevap vermişti.

“Salona inmiştim. Biraz daha dinlenmek odaya giderken boğuk sesler duydum. Başta ne olduğunu anlamadım. Seslerin Ayşem’in odasından geldiğini duyunca bir şey olduğunu düşünerek odaya girdim. O adam Ayşem’in üzerinde onu boğmaya çalışıyordu. Sonra… Sonra…” Serdar sonrasını hatırlamıyordu. Ne olmuştu sahi? Aylin kardeşinin hala şokta olduğunu görünce kendisi araya girmişti.

“Biz Ayşem annemle sesleri duyunca yukarı çıktık. Odaya girdiğimizde Serdar bir adamı dövüyordu. Ayşem de nefes almaya çalışıyordu.” Cesur duyduklarını sindirmeye çalışırken elleri iki yanda yumruk olmuştu. Bir süre sonra yanlarına koşarak Çisil ve Asaf gelmişti.

“Abi, neler oluyor? Ayşem’in burada olduğunu söylediler.” Çisil endişeyle abisine bakarken Asaf’ın da ondan aşağı kalır yanı yoktu.

“O şerefsizi öldüreceğim. Kızıma dokunmak ne demekmiş ona göstereceğim.” Cesur kızına kısa bir bakış attıktan sonra hızla acilden çıkmıştı. Gözü dönmüş bir şekilde arabasına binmiş hastaneden uzaklaşırken bir yandan da Suat’ı telefonla arıyordu. Telefon çalmasına rağmen açılmamıştı. Genç adam öfkeyle direksiyona yumruk atarken olanları düşünmeye başlamıştı. İlk kez geri döndüğü için pişman olmuştu. Onun kızı, Ayşem’i kendi yüzünden neredeyse ölüyordu. Arabayı kenara çekerek sakinleşmeye çalıştığı sırada telefonu çalmaya başlamıştı. Arayan kardeşi Çisil’di. Telefon ısrarla çalmaya devam ederek Ayşem’e bir şey oldu düşüncesiyle gelen aramaya cevap vermişti.

“Ayşem’e bir şey mi oldu Çisil?” diye endişeyle sorarken genç kız abisine cevap vermişti.

“Abi kızının sana ihtiyacı var sen nereye gidiyorsun?”

“O adamı mahvedeceğim Çisil, sen Ayşem’in yanından ayrılma.” Cesur kardeşinin konuşma çabalarına aldırmayarak telefonu kapatmıştı. Yeniden arabayı çalıştırarak karakolun yolunu tutarken bu kez Suat onu aramıştı.

“Cesur abi beni aramışsın?”

“Soner denen herifle konuşmak istiyorum.”

“Abi bu mümkün değil, izin vermezler.” Cesur genç adamın cevabından memnun kalmamıştı.

“Suat yoldayım ne yap et beni Soner denen adamın yanına sok.” Cesur telefonu kapattığında oldukça öfkeliydi.

***

Ayşem özel odaya alınırken Aylin genç kızın yanından bir an olsun ayrılmamıştı. Serdar ise gözünü genç kızın üzerine dikmiş ona gelebilecek bir zararı engelleme düşüncesindeydi.

“Serdar, sen gidebilirsin ben buradayım.” Genç adam ablasına kısa bir bakış atarak yeniden uyuyan Ayşem’e dönmüştü.

“Bu gün izinliyim, burada kalacağım. İstersen sen işe dönebilirsin.” Aylin başını iki yana sallarken kendini suçlu hissediyordu. Ayşem’in odada bir başına adamın biriyle mücadele etmiş olduğu düşüncesi genç kadını oldukça üzüyordu. Onlar alt katta eğlenirken gencecik bir kız ölümün kıyısına gelmişti.

“Onu bırakamam. Bana ihtiyacı olabilir. Ama sen yorgunsun,” dediğinde Serdar ablasına öyle bir bakmıştı ki genç kadın kardeşinin keskin bakışları karşısında şaşkınlığını gizleyememişti.

“Sana burada kalacağımı söyledim,” dediğinde Aylin susmak zorunda kalmıştı. Kardeşini ilk kez bu kadar korkmuş ve perişan bir halde görüyordu. Çisil odaya girdiğinde oldukça gergindi.

“Abine ulaşamadın mı? Nereye gitmiş?” diye soran Aylin kızın iyice gerilmesine neden olmuştu.

“Soner’i görmeye gittiğini söyledi. Başını belaya sokmasa bari.” Aylin aldığı cevapla yerinde doğrulurken Çisil kadının yanına yaklaşarak elini tutmuştu.

“Aylin abla sende abimin yanına gitsen. Şuanda onu senden başka sakinleştirecek kimse yok.”

“Ama buradan ayrılamam.” Aylin üzgün bir şekilde Aylin’e bakarken Çisil başını iki yana sallayarak konuşmuştu.

“Ayşem sakinleştiricinin etkisinde, bir süre uyanmayacak. Hem Serdar da bende buradayım. Abim ise yalnız başına kaldı.” Aylin’in aklı karışmıştı. Hastanede kalmak istiyordu ama bir yandan da Çisil’e hak vermeden edemiyordu.

“Peki gidiyorum ama bir şey olursa anında beni arayacaksınız.”

“Sen hiç merak etme, hadi seni yolcu edeyim.” Aylin Ayşem’e yaklaşarak genç kızın yanağını okşarken oldukça üzgündü.

“İyi olacaksın canım, bundan sonra sana kimse dokunamayacak.” Aylin kapıya yönelirken kardeşine kısa bir bakış atmıştı. Serdar genç kız kaybolacakmış gibi gözünü biran olsun kızın üzerinden ayırmıyordu.

“Serdar ben birazdan gelirim sen Ayşem ile kal.” Serdar Çisil’e cevap vermezken Aylin ile Çisil odadan çıkmıştı.

Genç adam yatağa doğru usul adımlarla ilerlerken derin bir şekilde iç çekmişti. Aldığı nefes ciğerlerine ulaşmıyor gibi hissediyordu. İçi yanıyordu. Gözünün önüne gelen sahnelerle delirecek gibi oluyordu.  Yatağın kenarına oturarak kızın elini avucunun arasına almıştı. Bembeyaz elleri genç adamın iri ellerinde kaybolurken Serdar bir bebeği sever gibi kızın elini hafifçe sevmeye başlamıştı.

“Neden sana bir şey olacak diye bu kadar korktuğumu anlayamıyorum. Canım yanıyor Ayşem, seni böyle çaresiz bir şekilde yatarken görmek canımı çok yakıyor. İyi olmalısın, o maviş gözlerinle içimi ısıtmalısın.” Serdar dalgın bir şekilde konuşurken sesi oldukça kısıktı. Gözleri nemlense de ağlamamıştı. Kızın kızarıklıktan morarmaya başlayan boynuna gözleri kaydığında dişlerini sıkarak bakışlarını oradan çekmek istemiş ama başaramamıştı. O izler kendi çaresizliğini bir kez daha genç adama hatırlatıyordu.

“Ya yetişemeseydim, ya sana bir şey olsaydı? Bunu düşünmek bile istemiyorum Ayşem, nefes alamazdım.” Serdar derin bir iç çekerek genç kızın elini istem dışı dudaklarına götürmüştü.

“Bir daha sakın beni bu kadar korkutma. Sana beni korkutmayı yasaklıyorum…”

“Yapma, bırak!” genç kız birden yatakta kımıldanırken Serdar düş dünyasından çıkmıştı. Ayşem kollarını kendi boynuna dolayarak derince nefes almaya çalışırken birinden kurtulmaya çalışır gibi yatakta çırpınmaya başlamıştı.

“Bırak!” diye kısık sesle haykıran genç kız Serdar’ın hızla doğrulmasına neden olmuştu.

“Ayşem, sakin ol. Sakin ol güzelim ben buradayım!” diyen Serdar kızın elini boğazından çekmeye çalışıyordu. Çırpınan kızı sakinleştirmek ise hiç kolay değildi. Ona yeniden sakinleştirici verebilirdi ama bu Ayşem için hiç doğru olmazdı. Kızı daha sıkı tutabilmek için yanına uzanarak Ayşem’i kollarının arasına çekip başını göğsüne yaslamıştı.

“Buradayım korkma… Şişşttt…” diyerek kızın saçlarını okşayarak bir yandan da onu sıkıca göğsüne bastırıyordu. Bir süre sonra Ayşem’in “Serdar!” diye fısıldamasıyla iyice mayışarak yeniden uykuya dalmıştı. Serdar kızın kendine seslenişini duyunca içi rahatlamıştı. Ayşem derin bir uykuya dalarken Serdar’ın onu bırakmaya niyeti yoktu. O da genç kızla birlikte gözlerini kapatmıştı. Tek kişilik yatağa birlikte uyuyan ikili bir süre sonra odaya girip çıkan kişilerden habersizdi. Çisil odadan sesler duyunca hızla odaya girmiş ama Serdar’a müdahale etmemişti. Genç adamın durumunun da Ayşem’den farksız olmadığını düşünen genç kadın üzgün bir şekilde ikiliye bakarak onları yalnız bırakıp yeniden odadan çıkmıştı.

“Çisil torunum nerede?” Servet Bey ve Ayşem Hanım yaşlarının verdiği hızla koşturarak kızına doğru ilerliyordu. Ayşem hanımın gözleri ağlamaktan kızarmış durumdaydı. Babası oldukça sert bir şekilde kızına bakarken hala o kadar adamın içinde nasıl olmuştu da torunu saldırıya uğramıştı anlamaya çalışıyordu.

“Bu nasıl oldu Çisil, onca insan bir kıza sahip çıkamadınız mı?”

“Bilmiyorum baba, Ayşem en güvenli olması gereken yerde, kendi odasında saldırıya uğradı. Ayrıca kapıda polis ekibi varken adam eve girmiş.”

“Bu için sorumluları cezasını elbette çekecek. Şimdi torunumu görmek istiyorum.” Çisil öne atılan babasının önüne geçerken Servet Bey şüpheyle kızına bakmıştı.

“Ne oluyor Çisil neden yolumu kesiyorsun?”

Şey baba, Ayşem az önce bir sinir krizi geçirdi. Serdar yanında rahatsız etmeyelim.”

“Ne demek rahatsız etmeyelim. Hem Cesur nerede, neden kızının yanında değil?” Ayşem Hanım sinirlenen kocasının koluna dokunarak onu sakinleştirmeye çalışmıştı.

“Sakin ol Servet, tansiyonun çıkacak. Elbet Cesur’un önemli bir işi vardır.”

“Kızından daha önemli ne olabilir Ayşem, beni delirtmeyin.” Adam sert çıkışarak kızını geçip odaya girdiğinde karşılaştığı manzara ile şaşkınlıkla olduğu yerde kalmıştı.

“Ne oluyor burada?” Ayşem hanımda kocasının yanına geçtiğinde yatakta birbirine sarılı bir şekilde uyuyan ikiliyi görmüş ve şaşkınlıkla kızına bakmıştı. Torunu perişan bir haldeydi. Serdar uyusa da arada kızın saçını okşayarak onu sakinleştirmeye çalışıyordu.  Ayşem Hanım duygulanarak incilerini dökmeye başladığında yaşlı adam nasıl bir tepki vereceğini bilememişti.

“Çisil neler oluyor burada?”

“Sana söyledim baba, Ayşem kriz geçirince Serdar onu ancak bu şekilde sakinleştirebildi. Kız kendinde değil ne yaptığını bilmiyor. Kendini boğmaya çalıştı.” Servet Bey kızının sessiz sözleri ile hızla ona dönmüştü. usulca yatağa yaklaştığında başını genç adamın göğsüne sokmuş kızın boynunda ki morarmaları görünce öfkeyle kapıya yönelmişti.

“Servet Bey nereye?” Ayşem Hanım ve Çisil adamı yakalamaya çalışırken yaşlı adam karısına üzgün bir şekilde bakarak “O adamı doğduğuna pişman edeceğim. Bir daha gün ışığı görmesine izin vermeyeceğim.”

“Baba abim zaten Soner ile yüzleşmeye gitti. Bu şekilde davranarak elinize bir şey geçmez. Şuanda Ayşem’in psikolojisini düşünmemiz gerekiyor. Kız ölümden döndü.” Çisil’in sözleri ile adam yerinde durmak zorunda kalmıştı.

****

Hava kararmak üzereydi ve onlar hala Soner ile görüşmek için çabalıyordu. Davayla ilgilenen memurlar Cesur’u adamla görüştürmemek için oldukça kararlıydı. Aylin genç adamın koluna girmiş onu sakinleştirmeye çalışırken sorguya götürülen adamı görünce hızla öne atılmıştı. Birkaç polisin korumaya aldığı adama ulaşmak kolay olmasa da Cesur içinde biriktirdiği öfkeyle polislerin arasından sıyrılarak adamın yakasına yapışmayı başarmıştı.

“Kızıma dokunan ellerini kıracağım senin. Sen kimsin de benim kıymetlime el sürmeye kalkıyorsun? Seni mahvedeceğim. O delikte çürümen için elimden geleni yapacağım.” Cesur adamın burnuna kafa atarken polisler son anda genç adamı adamdan uzaklaştırmayı başarmıştı. Aylin genç adamı güçlükle geri çekerken nefes nefese kalmıştı.

“Sakin ol artık Cesur, böyle yaparak eline bir şey geçmez.” Sonunda adamı göğsünden iterek onun dikkatini çekmeyi başarmıştı.

“Aylin!” Cesur genç kadına sarılarak ağlamaya başlamıştı. Omuzları sarsılan genç adam Aylin’in de gözyaşlarına boğulmasına neden olmuştu.

“Yapma Cesur, adın gibi olmalısın. Kızının sana ihtiyacı var.”

“Onu koruyamadım, kızım benim yüzümden bu halde.”

“Saçmalama Cesur senin bir suçun yok. Kimse bilemezdi…”

“Bilmem gerekirdi. Bunca kötü olay ben döndüğüm için yaşandı. Kızım benim yüzümden az kalsın ölüyordu.” Aylin başını iki yana sallayarak adamın yüzünü avuçlarının arasına almıştı. Gözünden tek tek yaşlar boşalırken adamından ondan aşağı kalır yanı yoktu. Gözleri çakışan ikili nerede olduklarını unutmuş bir şekilde konuşuyordu. Aylin adamı sakinleştirmeye çalışıyor Cesur ise arada iç çekerek kadının yanaklarında ki ıslaklığı siliyordu.

“Kimseyi mutlu etmeyi başaramıyorum.” Aylin kaşlarını çatarak genç adama bakmıştı.

“Birini mutlu etmek için önce kendin mutlu olmalısın Cesur. Sen mutlu değil misin? Yoksa…” derken Cesur hızla başını iki yana sallayarak kadını susturmuştu.

“Son yirmi iki yıldır ilk kez bu kadar mutlu olmuştum Aylin. Sen yanımdaydın, kızım yanımdaydı ama şimdi şu olanlara bak. Kızım ölüyordu benim!”

“Ama Ayşem iyi, kızın iyi ve şuandan hastanede babasını bekliyor.” Cesur yutkunarak kadına bakmıştı. Ayşem hastanedeydi ve o burada değmeyecek bir adamı dövmek için bekliyordu.

“Kızıma gidelim Aylin, kızımıza gidelim…” dediğinde Aylin duraksamıştı. Genç adamın ağzından çıkan söz Aylin’in nefesini kesmişti. Kızları… Cesur ile ortak çocukları… Aylin düşüncesinin bile nefes kesici olduğunu hissettiği bir duyguyu kalbinin derinliklerinde yaşarken Ayşem’in kendi kızı olmasını ne kadar çok istediğini yürekten hissediyordu. Keşke demek istemiyordu… Keşkeler pişmanlık göstergesiydi ve Aylin pişmanlık hissetmek istemiyordu. Onların yazgısı da bu şekildeydi. Cesur ile yeniden birleşmeleri gerekiyormuş ki genç adam yıllar sonra ona geri dönmüştü.

“Hadi hastaneye gidelim.” Aylin adamın koluna girerek merkezden çıkarken oldukça sessizdi. İkisinin de düşüncelerinden çok farklı konular vardı. Cesur kızını düşünürken Aylin kardeşinin davranışlarını düşünüyordu. Cesur’un haklı olabileceği düşüncesi onu korkutuyordu. Kardeşinin üzülmesine dayanamazdı. Arabaya binerek hastaneye doğru yola çıkan ikili yol boyunca da sessizdi. Sessizlikten sıkılan genç adam yanında ki genç kadına kısa bir bakış atarak sormuştu.

“Serdar Ayşem’in yanında mı?” Aylin gelen soruyla irkilirken başını sallayarak adama cevap vermişti.

“evet, yanından bir an olsun ayrılmadı.” Cesur sinyal vererek yan yola girerken Aylin yine düşüncelere dalmıştı.

“Seni bu kadar tedirgin eden ne?” Cesur merakla sorarken Aylin mahcup bir şekilde bakışlarını kaçırıp başını cama çevirmişti. Arabanın camından dışarıyı seyrederken derin bir iç çekti.

“Haklı olabileceğini düşünüyordum.”

“Hangi konuda?” Cesur merakla yeniden genç kadına bakmıştı.

“Serdar ve Ayşem konusunda. Serdar’ı ilk kez bu kadar korkmuş ve endişeli gördüm. Gözünü olaydan beri Ayşem’in üzerinden biran olsun ayırmadı. Üstelik davranışları ani çıkışları benim alışık olmadığım bir şey.”

“Yani kardeşinin kızımda gönlü var diyorsun.” Aylin adamın sözleri ile hızla ona dönmüştü. Cesur’un ifadesinden onun kızıp kızmadığını anlamaya çalışsa da adamın yüzünden hiç bir şey anlamamıştı.

“Bu senin için sorun değil mi?”

“Yasaklar tatlı gelir biliyorsun Aylin. Ben kızıma yasak koysam o başının dikine gider. Bu yüzden kızıma güvenmeyi seçip kararlarına saygı duymayı tercih ediyorum.”

“Yarın bir gün koluna Serdar’ı takıp getirse ses etmeyeceksin öyle mi?” Cesur kadının sözlerine istem dışı gülmüştü.

“O kadarda değil. Her baba gibi karşıma çıkacak adamı terletmeye niyetliyim. Kardeşin çizgiyi aşmazsa iyi olur.” Aylin adamın muzip cevabı ile derin bir nefes vermişti.

“Beni aranıza sokmayın, karışmama ne haliniz varsa görün. Ama dikkat edin Ayşem aranızda heba olmasın.” Arabayı hastanenin personel park alanına park ederek aşağıya inen ikili seri adımlarla Ayşem’in odasına doğru ilerlemeye başlamıştı. Onları koridorda Cesur’un ailesi karşılamıştı.

“Siz neden buradasınız, neden odada değilsiniz?” Cesur endişeyle sorarken Servet Bey oğluna ters bir şekilde bakarak cevap vermişti.

“Kızın burada yatarken sen neredeydin? Sırası mıydı şimdi karakola gitmenin?” Cesur babasının çıkışı ile ona bakmıştı. Servet beyin yüzü deyim yerindeyse sirke satıyordu. Serdar ile torununu o şekilde gördüğünden beri içini saran kıskançlığa engel olamıyordu.

“Ayşem’e bir şey mi oldu?” Cesur hızla odaya girmek üzereyken Ayşem Hanım oğlunu durdurmuştu.

“Ayşem iyi oğlum, Serdar yanında. Gelin şöyle soluklanın.”

“Anne kızım içerde biz neden dışarıdayız?” Servet Bey ağzının içinden homurdanırken Çisil araya girmek zorunda kalmıştı. Genç kız babasının karın ağrısını anladığı için adamın ters bir şey söylemesini engellemek istemişti.

“Ayşem sinir krizi geçirince Serdar onu sakinleştirmeye çalıştı. Şimdide uykuya daldılar. Onları uyandırmak istemedik.”

“Ne demek uyuya kaldılar?” Cesur kaşlarını çatarak odanın kapısını açıp içeriye girdiğinde elleri iki yanda yumruk olmuştu. Bir baba için kızını elin oğluyla aynı yatakta uyurken görmek hiç kolay değildi. Öne çıkacağı sırada yatakta kıpırdanan kızıyla yerinde kalmıştı. Son istediği şey kızının kendisi yüzünden utanmasıydı.

“Hayır bırak!” diye bağıran genç kız çırpınmaya başladığında Serdar hemen uyanarak kızı sıkıca tutmaya çalışmıştı.

“Ayşem korkma, bitti kimse sana zarar veremez.” Cesur şahit olduğu olayla gözleri yaşarırken hızla yatağa ulaşarak kızını Serdar’ın kollarından kendi kollarına çekmişti.

“Buradayım babacım, baban burada korkma!” diyerek kızına sıkıca sarılmıştı. Ayşem’in çocukken korktuğu zamanlarda söylediği çocuk şarkısını mırıldanmaya başladığında genç kızın bedeni gözle görülür bir şekilde gevşemişti.

“Babacım?” diye gözlerini yarı bir şekilde aralayarak Cesur’a bakmıştı.

“Buradayım hayatım, korkma!”

“Baba çok korktum…” Ayşem ağlama krizine girerken Cesur da onunla birlikte ağlıyordu.

“Korkma güzelim baban seni asla bırakmayacak. Hep yanında olacağım. Özür dilerim hayatım böyle olacağını bilemezdim. Çok özür dilerim…” Ayşem babasının ıslak yanaklarını silerken gözleri kendisine üzgün bir şekilde bakan genç adama takılmıştı. Hayat onun için hiç kolay değildi ve bundan sonra kolay olması için elinden geleni yapacaktı.

“Bitti mi artık?” Cesur kızına gülümseyerek “Bitti dedi.

****

Bölümü nasıl buldunuz? Umarım beğenmişsinizdir. Sitemiz bir aylık bir ceza yedi arkadaşlar. Bunu daha önce bildirmiştim. Dolayısıyla site erişimi de azalmıştı. Bu gün itibariyle cezamız kalkmış bulunuyor. Sizden rican uyarıları ve açıklamaları dikkate almanız!

LÜTFEN HİKAYELERİN BÖLÜMLERİNİ OKUDUKTAN SONRA TEK REKLAMA TIKLAYIN. BU ŞEKİLDE SİTENİN GÜNCEL KALABİLMESİNE DESTEK OLABİLİRSİNİZ. SİZDEN ÇOK ŞEY İSTEMİYORUM. SAATLERCE ZAMAN AYIRIP BÖLÜM YAZIYORUM. VE SİTENİN KENDİNİ ÇEVİRMESİ İÇİN BELİRLİ BİR BÜTÇESİ VAR MAALESEF. SENE SONUNA KADAR KENDİ ÜCRETİNİ KARŞILAMASI İÇİN BANA DESTEK OLURSANIZ SEVİNİRİM. SİZ TEK REKLAMA TIKLIYORSUNUZ SADECE 30 SANİYENİZİ ALIYOR. AMA SİTEYE BÜYÜK KATKI SAĞLAMIŞ OLUYORSUNUZ.

NOT: CEZA ALMAMAK İÇİN LÜTFEN HER HİKAYE OKUDUĞUNUZDA SADECE HER HANGİ BİR REKLAMA TIKLAYIN. SADECE TEK REKLAM FAZLASI SİTE İÇİN CEZA SEBEBİ MAALESEF. ANLAYIŞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM!

34. BÖLÜM <<<<——->>>>> 36. BÖLÜM

24491cookie-checkCesur 35. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

13 yorum

  1. Vallahi ben şaşkınım nasıl içeri girmiş o kadar kisiyi atlatıp inşallah bir daha hiç dışarı çıkamaz ayşeme çok üzüldüm ve çabucak atlatır umarım.Emeğinize sağlık çok güzel bir bölümdü

1 geri izleme / bildirim

  1. Cesur 36. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*