Dilay Hanım 37. Bölüm

Herkese Selamünaleyküm. Herkesin Aşure günü kutlu olsun. Umarım bu bölümü beğenirsiniz! Keyifli okumalar!

****

Genç adam keyifli bir şekilde aynanın karşısında hazırlanırken dudaklarının arasından mırıldandığı şarkıyla keyfine keyif katıyordu. Oldukça heyecanlıydı. Eğer başarılı olursa bu gün Gece’ye olan duygularını genç kıza anlatacaktı. Ondan alacağı karşılığın olumlu olması için dua ederken yeniden aynadaki görüntüsüne gülümsemişti.

“İyi görünüyorsun iyi,” diyerek kendini şımarttıktan sonra kapıdan kendisini izleyen kızını görünce yüzünde ki gülümsemeyi daha da büyüterek arkasını dönmüştü.

“Kızım, neden orada duruyorsun? Hadi babanın yanına gel.” Süreyya koşarak babasına sarılırken Selim küçük kızın boyun kökünü öperek kokusunu içine çekmişti.

“Mis gibi kokarmış benim kızım.” Süreyya kıkırdayarak adamdan kurtulmaya çalışırken itiraz ediyordu.

“Ya baba sakalların batıyo,” diye söylenen küçük kız Selim’i daha da güldürmüştü. Kucağında kızıyla odadan çıkarken merdivenlerden yukarıya çıkan kardeşiyle karşılaşmıştı. Abisini gören genç adam uzun bir ıslık çalarak Selim’e baktı.

“Hayırdır abi ne bu şıklık?” Selim omzunu silkeleyerek gülümsemişti.

“Hayır olur inşallah.” Seyhan abisinin cevabı ile kısa bir duraksama yaşarken Selim tek kaşını kaldırarak kardeşine bakmıştı.

“Hadi canım ciddi misin?” Seyhan fark ettiği şeyle şaşırırken Selim kardeşini başını sallayarak onaylamıştı.

“Hayat bazı şeyleri ertelemek için çok kısa Seyhan, sana da fazla beklememeni tavsiye ederim.” Genç adam kucağında ki kızını Seyhan’ın kollarına bırakırken ıslık çala çala merdivenlerde hızla inmişti.

“Amca babam neden o kadar güzel giyindi?” Seyhan küçük kızın sorusu ile ona dönmüştü.

“Güzel giyinmişti değil mi?” Süreyya hızla başını sallarken Seyhan kızın sallanan lülelerine parmağını daldırarak aşağı çekmişti.

“Sen neden bu kadar meraklı bir çocuk oldun?”

“Ama amca merak ediyorum. Babam kız arkadaşıyla mı buluşacak?” Seyhan Süreyya’nın sözleri ile adımlarını kesmişti. Kucağındaki kızı yere bırakarak aynı boya gelecek şekilde eğildi.

“Söyle bakalım sen nereden biliyorsun bunları?” Süreyya amcasına gülümseyerek cevap vermişti.

“Derya abla erkek arkadaşıyla buluşmaya giderken güzel giyiniyor. Babam da güzel giyinmiş.”

“Derya abla kim hayatım?” Seyhan merakla yeğenine bakarken aileye yaklaşan herkesi sorgular hale geldiğini fark ederek üzülmüştü.

“Hani var ya atların yanında çalışan abla, o ablanın evleneceği bir abi var.” Seyhan daha fazla üstelememek için susmuştu. Süreyya’yı alarak bahçeye çıkarken dışarıda Süha ve Dilay’ı toğ oynarken görünce gülümsemişti.

“Bizsiz top mu oynuyorsunuz?” Dilay genç adamın sesini duyunca ona dönerek derin bir nefes almıştı.

“İyi ki geldin Seyhan benim Engin ile görüşmem gerek. Çocuklarla sen ilgilenir misin?”

“İlgilenirim de Aslı nerede abla?”

“Aslı’nın okul için alış veriş yapması gerekiyordu. Gelir birkaç saate.”

“Ama anne seninle oynayacaktık,” diye itiraz eden Süha araya girmişti. Dilay oğlunun yüzünü avuçlayarak yanaklarını öpmüştü.

“Gelince oynamaya devam ederiz olmaz mı? Engin amcanla halletmemiz gereken önemli bir mesele var.” Süha memnun olmasa da annesinin gitmesine bir şey dememişti. Seyhan genç kadınla birlikte arabaya kadar yürüyerek “Hayırdır abla Engin abiyle bu kadar önemli ne konuşacaksınız?” diye sordu. Dilay çocuklarına kısa bir bakış atarak cevap vermişti.

“Polis merkezine gideceğiz Seyhan. Biliyorsun amcam ve Nihat yakalandı. Onlar hakkında ifade vermem gerek. Ayrıca Esma için de ifade vermem gerekiyor.” Seyhan başını sallarken genç kadın arabasına binerek yola çıkmıştı. Engin ile merkezde buluşacaklardı.

Araba seyir halinde yolda ilerlerken genç kadın oldukça düşünceliydi. Tam rahata ereceğini düşünürken ailede yeni bir kriz patlak vermek üzereydi. Babası ile Nazlı teyzesinin karşılaşmaları kolay geçmeyecek gibi görünüyordu.

“Af Allah’ım bu günleri de sağ salim atlatabilmeyi nasip et.” Şehir merkezine girdiğinde trafik nedeniyle araba yavaşlamıştı. Kaldırımda yürüyen insanlara kısa bir bakış atarak onları gözlemlemeye başlamıştı. kırmızı ışık yanında arabanın el frenini çekerek beklemeye başlamıştı. her zaman tedbirli olmak isten genç kadın yeşil ışığın yanmasını beklerken gözüne takılan kişiyle kaşlarını çatmıştı. Kalabalığın arasına karışan kişi Dilay’ın dişlerinin sıkılmasına neden olurken onun neden burada olduğunu anlamaya çalışıyordu. yanlış görmüş olabileceğini düşünerek öne doğru eğilip yeniden kalabalık arasında yürümeye devam eden kadından emin olmak istemişti. Arkadan gelen korna sesiyle el frenini indirerek yavaş bir şekilde yoluna devam ederken bir yandan da kenardaki kaldırıma göz atıyordu.

“O değildir, buraya gelmesi için aklını kaçırmış olması lazım.” Dilay derin bir nefes alarak yoluna devam ederken aklı olmamasını umduğu kişide takılı kalmıştı. Araba polis merkezinin önüne durduğunda kapıda kendisini bekleyen genç adamla göz göze gelmişti. Arabadan inerek adama doğru yavaş bir şekilde ilerlerken genç adamın kendisine olan hayran bakışlar içini ısıtmıştı.

“Geç kaldın!” Engin kadının yanına gelmesiyle konuşmuştu.

“Trafik vardı. neden içeriye girmedin?”

“Sen olmadan girmek istemedim. Az önce Nihat denen adamı getirdiler.” Dilay duyduğu ile gerilmişti. Nihat içerideyse yengesi olacak kadında içeride olmalıydı.

“Hadi şu ifadeyi verip eve geçelim. Daha babamla orta yol yapımını konuşacağım.” Engin genç kadını binadan içeriye yönlendirirken oldukça endişeliydi. Dilay’a gelebilecek her hangi bir kötü sözü kaldıracak durumda hissetmiyordu.

****

Genç adam gideceği restorana ulaştığında oldukça heyecanlıydı. Gece ile kararlaştırdıkları saatten yarım saat önce gelmişti. biraz sakinleşmeyi umuyordu. Arabasını park alanına park ederek hızlı adımlarla restorandan içeriye girmişti. kendisini karşılayan görevliye masa ayırttığını bildirerek adını söylemişti. Kendisine gösterilen masaya geçerken oldukça heyecanlıydı.

“Bir şey alır mıydınız?” genç adam garsonun sorusuyla ona dönmüştü.

“Teşekkür ederim bir misafirim gelecekti.” Garson oradan ayrılırken Selim pencere kenarında olan masasından dışarıdaki akıcı hayatı izlemeye başlamıştı. uzun zamandır bu kadar heyecanlı hissetmemişti kendini. Son kontrollerinde hastalığı atlattığını öğrenmişti. Bu ona verilen üçüncü bir şanstı. Bu şansını iyi değerlendirmek için elinden geleni yapacaktı.

“Misafiriniz gecikecek anlaşılan,” diyen garson Selim’i düşüncelerinden çıkarmıştı. Bakışları garsona dönerken kolunda ki saate kısa bir bakış atarak zamanın yeni dolduğunu görünce adama bakmıştı.

“Birazdan gelir siz bana su getirebilir misiniz?” Garson oradan ayrılarak işine dönerken Selim’in bakışları restorana giren genç kıza takılmıştı. Gece oldukça yorgun görünüyordu. Etrafa bakınan kıza yerini belli etmek için elini kaldırırken Gece genç adamı görerek ona gülümsemişti. Ama bu gülümsemede ters giden bir şeyler vardı.

“Merhaba, çok beklettim mi?” Gece genç adamın çektiği sandalyeye otururken Selim kızın serindeki tınıdan hoşlanmamıştı. Kendi sandalyesine oturduğunda gözlerini kızın yüzünün her bir santimine dolaştırarak derin bir nefes verdi.

“Ne oldu Gece?” genç kız adamın sorusuyla afallamıştı.

“Anlamadım?”

“İyi değilsin, bir şey olmuş olmalı. Neden bu haldesin?” Gece garsonun masaya su bırakmasıyla genç kız garsona dönerek “Bende bir su alabilir miyim?” dedi. Garson siparişi alarak yanlarından ayrılırken Selim dikkatle genç kızı inceliyordu.

“Anlatmayacak mısın?” Gece genç adama dikkatle baktığında üzerinde ki özenli takımı görünce kendisine kızmıştı. İşten çıkar çıkmaz restorana gelmişti. adamın karşısına saçı başı dağınık kot blucin ile çıkmıştı. Yüzü hızlı yürümekten kızarmıştı ve tamamen bitik durumdaydı. Başını iki yana sallayarak Selim’in yanına yakışmadığını düşünmüştü.

“Özür dilerim ben bu şekilde geldiğim için!” Selim başta kızın ne söylemek istediğini anlamamıştı. Gece üzerini işaret ederken Selim elinde olmadan gülmüştü.

“Sen her halinle çok güzlesin!” Gece adamın sözleri ile utanırken kendi davranışına inanamıyordu. O kim bir adamın karşısında utanmak kimdi. Derin bir iç çekerek geriye doğru yaslanmıştı.

“Eve durumlar nasıl?” genç kızın sorusuyla Selim onun konuyu değiştirmek istediğini anlamıştı.

“Herkes iyi, yakında bir düğün olacağını tahmin ediyorum.” Adamın sözleri ile şaşıran Gece şaşkınlığını gizleyememişti.

“Öyle mi kim evleniyor?”

“Dilay ve Engin evlenmeye karar verdiler. Peşinden Seyhan’ın da evleneceğine eminim.”

“Öyle mi çok şaşırdım, bir o kadar da sevindim. Peki sen nasılsın?” Selim kızın gerçek anlamda endişeli çıkan sesiyle duraksamıştı.

“İyi olmamak için bir nedenim yok. Çok şükür sağlığım yavaş yavaş düzeliyor. Eski halime dönüyorum. Çocuklarım iyi sağlıklılar. Başka ne isterim ki?” diye sorduğunda Gece genç adamı onaylamıştı. Gözünün önüne gelen ikizlerle genç kızın yüzü gülerken başını iki yana sallamıştı.

“Çok şanslısın biliyorsun değil mi? harika bir ailen var.”

“İstersen onlar senin de ailen olabilir!” Selim ağzından çıkan sözlerle gözlerini kapatmıştı. Bu kadar aceleci olmak istememişti. Karşısında ki kızı şoka soktuğunu görünce kendine kızan genç adam uzanarak Gece’nin masanın üzerinde ki elini tutmuştu.

“Her şey çok hızlı ilerliyor biliyorum ama ben zaman kaybetmek istemiyorum Gece, sende farkındasın bazı şeylerin. Senden çok hoşlanıyorum… Bu hissettiğim hoşlantınında çok ötesinde. Senden bana bir şans vermeni istiyorum. Biliyorum daha önce evlenip ayrıldım, belki de sana layık değilim ama seni mutlu etmek istiyorum. Seninle birlikte bende mutlu olmak istiyorum.” Gece ne söyleyeceğini nasıl cevap vereceğini bilememişti. Yutkunarak adamın gözlerine bakarken Selim’in samimiyetini iliklerine kadar hissetmişti.

“Selim ben…”

“Hemen reddetme, biraz düşün lütfen.” Genç kız adamın sözleri ile duraksamıştı. nasıl olurdu ki? Gece’nin kardeşinden başka kimsesi yoktu. Enes onun her şeyiydi. Onunla konuşmadan hayatına kesinlikle bir yön veremezdi. Bu durum Enes’in hayatını da etkileyecekti. Üstelik Gece bir polisti ve gecesi gündüzü olmayan bir mesleği vardı.

“Selim ben polisim, işimi seviyorum…”

“Biliyorum sana işini bırakmanı söylemiyorum ki? Sadece işinden arta kalan zamanlarda yanımda olmanı istiyorum.”

“Bu sana haksızlık olmayacak mı? benim düzenli bir hayatım yok. Yarın bir gün tayinim çıkarsa ne olacak? Senin çocukların var onlardan ayıramam seni.”

“Ayrılmayacağız ki? Bana bahaneler üretme Gece, benden az da olsa hoşlanmıyor musun?” Selim’in açık sorusu ile Gece duraksamıştı. Ne cevap verecekti ki? yalan söyleyemezdi, o da Selimden en az onun kendisinden hoşlandığı kadar hoşlanıyordu. Belki de daha fazlasıydı ama yapamazdı.

“Bu senden hoşlanıp hoşlanmamakla alakalı değil Selim. Benim sorumluluklarım var. İşime karşı, kardeşime karşı sorumluluğum var. Böyle bir kararı Enes’e sormadan alamam.” Selim yüzünü asarak geri çekilmişti. Genç kızı anlıyordu. O da çocukları ile konuşacaktı ama önce Gece’nin duygularından emin olmak istemişti.

“Benimde ikizlerle konuşmam gerekecek. İnanıyorum ki onlar mutlu olacaktır. Kardeşinin karşı çıkacağını düşünmüyorum. Lütfen iyice düşün ve öyle karar ver.” Gece adamı daha fazla üzmemek için sessiz kalmıştı. Selim kızın sessizliğini olumlu olarak düşünerek garsonun gelmesi için işaret vermişti. genç garson yanlarına geldiğinde yemek siparişi verdiler. Konu değiştiği içinde ikilinin hoş sohbetli gecesi başlamış olmuştu.

***

“Çok geç kaldım çocuklar bana çok kızacak.” Dilay yanında ki genç adama söylenirken Engin onun söylenmesini keyifle dinliyordu.

“Bilerek gecikmedin ya Dilay, anlayışlı olacaklardır.”

“Öyle ama onlarla top oynayacağıma dair söz vermiştim.” Genç adam kadının sözlerine gülmüştü.

“Yine oynarsın, bildiğim kadarıyla bahçeniz çok iyi aydınlanıyor. Yine oynarsın.” Dilay adamın sözlerine yüzünü asmıştı.

“Son olanlardan sonra ikizlerin uyku düzeni iyice bozuldu. Artık eski düzeninden çok uzaklar. Yeniden onları erken yatmaları için ikna çabalarına girişeceğim.”

“Endişelenme artık, ikisi de çok akıllı çocuklar. Enimin onları ikna etmeyi başaracaksın.” Engin çiftlik yoluna saptığında aklına gelen şeyle Dilay’a kısa bir bakış atmıştı.

“Ne oldu?”

“Her şey bittiğine göre seni ne zaman istemeye gelelim?” Engin’in sorusu ile genç kadın şaşırmıştı.

“Ne istemesi?” kadının şaşkınlığına gülen Engin tekrarlamıştı.

“Evlenmekten vaz mı geçtin yoksa? Eğer öyleyse hiç şansın yok seni kaçırırım.” Dilay adamın her sözünde daha da şaşırıyordu. Araba çiftliğin bahçesinden içeriye girerken arkasından hemen Selim’in arabası da bahçeye giriş yapmıştı. İkili arabadan inerek arkasını döndüğünde Selim’in arabasından inen Gece’yi görünce birbirine bakmıştı.

“Hayırlı akşamlar Engin, Dilay?” Selim ikiliye selam verirken Gece mahcup bir şekilde onlara bakmıştı.

“Gelsene Gece neden orada emanet gibi duruyorsun?” Dilay’ın sorusu ile genç kız azda olsa rahatlamıştı.

“Enes buradaymış, onu alıp eve geçeceğim.”

“Bu kadar erken mi? daha yeni geldin bir çayımızı iç bari,” diye direten genç kadın kızın koluna girerek onu çiftliğe sokmuştu. Engin ve Selim ikilinin arkasından bakarken Selim genç adama dönerek sormuştu.

“Misafirin varmış?” Engin başta anlamasa da kimden bahsettiği fark edince başını sallamıştı.

“Misafir olarak gelmedi, kalıcı olduğunu bilmelisin. Dilay Nazlı teyzeye çok düşkün. Bizimle yaşaması için onu ikna etti.”

“Sizin adınıza sevindim. Eskiden adını birkaç kez duymuştum. Açıkçası Nazlı hanımla bende tanışmak isterim.” Engin genç adamın isteğine şaşırmıştı. Selim’in samimi olup olmadığını anlamak için genç adamı dikkatle incelerken içerinden Dilay’ın seslenmesiyle eve yönelmişti.

“Buna ben değil Dilay karar verecek. Bu konu onları ilgilendirir.”

“Nasılsa tanışmayacak mıyız Engin? Yan evde otururken Nazlı hanımı görmemeniz mümkün değil. Üstelik ikizler şimdiden o kadına babaanne demeye başlamışken.” Engin adamın sözleri ile kapı ağzından durarak genç adama bakmıştı.

“Elbette tanışacaksınız ancak bunun zamanına Nazlı teyze karar verecek.” Engin sözlerini tamamlarken Dilay ikiliye kaşlarını çatarak bakıyordu.

“Ne konuşuyorsunuz sizi bekliyoruz burada.” Engin genç kadına gülümseyerek hızlı adımlarla yanına gitmişti. Dilay Engin’e bakarak “Nisan da çocukların yanında sen ona bir bakar mısın benim Selim ile konuşacaklarım var.”

“Elbette güzelim hemen bakıyorum.” Dilay Engin’in Selim’in yanında kendisine bu şekilde hitap etmesinden utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Engin arka kapıdan bahçeye çıkarken Selim genç kadının yanına gelerek yanında durmuştu.

“Mutlu olmamana sevindim.”

“Sen değilsin ama, ne oldu Gece kabul etmedi mi?” Selim omzunu silkeleyerek başını iki yana sallamıştı.

“Kendince bahaneler üretti. Polis olması ve Enes’in sorumluluğunu öne sürdü.”

“Ne olmuş polis ise?” Selim genç kadına gerçekten mi der gibi bakmıştı.

“Tayini çıkarsa ikizlerden ayrılmamdan korkuyor. Ayrıca gecesi gündüzü olmayan bir meslekmiş. Bana haksızlık yapamazmış.”

“Onu gerçekten seviyorsan vazgeçme Selim, hayat her zaman yolumuza sevdiğimiz birini çıkarmıyor. Mutlu olacağına inanıyorsan ondan vazgeçme. Ortak bir nokta bulacağınıza eminim.”

“Bende öyle düşünüyorum ama bakalım. Biraz düşünmek istedi.”

“Peki ikizlere söyledin mi?” Dilay’ın sorusu ile genç adam gülümseyerek başını iki yana sallamıştı.

“Gece’den emin olmadan onlara söyleyemem. Gece kabul etsin ondan sonra ikizleri ikna edeceğim.”

“Eminim mutlu olacaklardır. Hele Enes’in çiftliğe taşınacağını duyunca daha mutlu olurlar.” Selim genç kadının sözleri ile oldukça şaşırmıştı.

“Çiftlik mi?”

“Evet neden bu kadar şaşırdın?” Dilay adamın şaşkınlığına anlam verememişti.

“Eğer evlenirsek burada oturamayız. Bu doğru olmaz Dilay.”

“Saçmalama Selim elbette çiftlikte kalacaksınız. Ne yapmayı planlıyordun? Gece ile evlendiğinde başka bir eve mi yerleşecektin? Bak Selim çocuklar hemen yan çiftlikte olacak ve onların her gün babalarıyla vakit geçirmesini istiyorum. Arada geceleri de seninle kalacaklar. Bu evde de düzenleri aynı şekilde kalacak.”

“Ama burası senin!” Selim kadının sözlerine itiraz etmeye devam ediyordu. Dilay Selim’in itirazları karşısında oldukça kararlı bir duruş sergiliyordu.

“Boşuna nefesini tüketme Selim, eğer çocuklardan uzaklaşırsan onların sana olan güvenini kaybedersin. Özellikle Süreyya sana çok düşkün. Her istediğinde senin yanına gelebilmeli. Gece ile konuşurken lütfen çiftlikte kalma işini de konuş. Belki istemeyebilir ki bu onun hakkı ama buranın yaşamak için olan avantajını ona güzelce anlatmalısın.”  Dilay adamın aklının karıştığını görünce üstelememişti.

“Neyse hadi diğerlerinin yanına gidelim. Sonra konuşuruz bu konuları. Ama sana bir şey söylemem gerekirse Gece de senden hoşlanıyor.”

“Öyle mi nereden anladın?” Selim’in heyecanla konuşması genç kadını güldürmüştü. İkili arka kapıdan bahçeye çıktıklarında Engin ve Gece’nin ikizlerle top oynadıklarını görünce gülümsemişti.

“Annem geldi!” ikizler koşarak Dilay’ın beline sarılırken Dilay bir kez daha onların varlığına şükretmişti. Süreyya başını kaldırarak annesine bakarken gözü babasına takılmıştı. Hiç bir şey söylemeden kollarını yukarıya kaldırarak kendisini kucağına almasını istemişti. Dilay da Süha’yı kucağına alarak “Ne kadar büyümüş benim oğlum, artık onu taşımakta zorlanıyorum,” dedi. Süha annesinin sözleriyle mutlu olurken hevesle konuşmuştu.

“Biraz daha büyüyünce seni herkesten koruyacağım. Bir daha kimse sana dokunamayacak,” dediğinde Dilay yutkunmuştu. Engin küçük çocuğun sözlerine üzülürken Selim de annesini korumak isteyen oğluna gururla bakmıştı.

“Elbette korursun hayatım, kocaman adam olunca beni de kardeşlerini de korursun sen.” Süha hızla başını sallarken Engin kızının korkuyla kendisine bakmasıyla bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı.

“Nisan ne oldu kızım?”

“Baba orada biri var,” diyen küçük kız bakışların herkesin gösterdiği tarafa dönmesine neden olmuştu. engin karanlıktaki kişinin kim olduğunu merak ederek ilerlemeye başladığında gördüğü kişiyle duraksamıştı.

“Senin burada ne işin var?” karanlık bölgeden aydınlığa çıkan kadın herkesin sinirlenmesine neden olurken Selim’in kucağında ki Süreyya’yı yere indirmesiyle Dilay çocuklarını hızla arkasına çekmişti. Selim genç kadının önüne geçerken dişlerini sıkarak sormuştu.

“Sen hangi yüzle buraya geldin?” kadın bahçedeki kalabalığa kısa bir bakış atarak keyifle sırıtmıştı.

“Ne oldu kocacığım beni gördüğüne sevinmedin mi?” kadının kocacığım demesi ile Gece kaşlarını çatarak ikiliye bakmıştı.

“Ne kocası biz boşandık!” Gece şaşkınlıkla genç adama bakarken onun bakışlarını fark eden genç adam içinden bildiği tüm küfürleri saydırıyordu.

“Sen istedin diye biz ayrılmış mı olduk? Beni bir kenara atmana izin vermeyeceğim.”

“Seni bir kenara atmadım, sen bana ihanet ettin.” Selim’in bağırmasıyla çocuklar korkarak annelerinin arkasına daha da sığınmıştı. Dilay onları bu ortamdan uzaklaştırmak istiyordu. yavaş yavaş geriye doğru ilerlerken Elmas’ın çantasından çıkardığı silahla olduğu yerde donup kalmıştı.

“Kal olduğun yerde, bana ve ablama yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz.” Çocuklar korkudan ağlamaya başladığında Selim hızla genç kadının önüne geçmişti. Dilay ve çocukları arkasına alırken Engin de kızını arkasına alarak Elmas’a dönmüştü.

“Ablan hak ettiği yerde, çocukları kaçırmasını ona kimse söylemedi.”

“Her şey senin yüzünden asıl, sen olmasaydın ablam bu kadar ileri gitmeyecekti.” Bu kez silah8ın namlusu Engin’e doğrultulmuştu. Dilay korkuyla öne çıkmak isterken Selim tarafından engellenmişti. Gece olanları anlamaya çalışıyordu. kadının silah çekmesiyle eli beline gitse de yaşadığı boşlukla kendisine söylenmeye başlamıştı. çocukların yanına gelirken silahını arabada bırakmıştı.

“At silahını konuşalım. Bu yaptığının büyük bir cezası var.” Gece’nin konuşmasıyla Elmas’ın bakışları ona dönmüştü.

“Bakın burada kim varmış, kocamın yeni metresi!” Gece duyduğu hitapla dişlerini sıkarken hayal kırıklığı ile Selim’e bakmıştı.

“Yok öyle bir şey sen ona inanma Gece, biz boşandık.”

“Tabi canım, emin ol boşandık!” Gece adamın sözlerini duymazlıktan gelerek kadına odaklanmıştı. Elindeki silah patlarsa birinin canı yanabilirdi.

“Bak sakin olmaya çalış ve silahı bırak. Biri zarar görürse hapislerde çürürsün.”

“Umurumda mı sanıyorsun? Buraya geldik, bu kadından boşanmak için bu lanet çiftliğe geldik ve olanlara bakın. Selim bu gereksiz çocukların varlığını öğrendi ve her şey alt üst oldu. Şimdide onlar yüzünden elimde hiçbir şey kalmadı. Bunun hesabını verecekler. Bana yaptıklarının hesabını vereceksin.” Elmas çıldırmış gibi davranırken Gece silahı dengesiz tutan kadının hareketlerini takip ederek öne atılmıştı. Elmas’ın gözleri çıldırmış gibi Dilay’a odaklanmışken yüzünde oluşan gülümseme kan dondurucu şekilde yayılmıştı.

“Ben mutlu olamıyorsam sende olmayacaksın!” Selim Dilay’î iyice kollarının arasına çekerken patlayan silah sesiyle nefesler tutulmuştu.

“Bırak beni!” Elmas’ın bağırmasıyla Selim hemen arkasını dönerken hissettiği ağırlıkla gözleri büyümüştü. Korkuyla üzerine yığılan genç kıza bakarken Dilay da en az Selim kadar korkmuştu. İkizler arkasında ağlıyordu. Engin Elmas’ın elinden silahı alarak kadına sert bir şekilde vurup yere düşmesini sağlarken Selim’in acı sesi bahçede yankılanmıştı.

“Gece, güzelim!” Selim kanlar içinde üzerine yığılan genç kızı kolları arasında yavaşça döndürürken Dilay gözleri dolu bir şekilde ikiliye bakıyordu.

“Dilay çocukları içeri götür.” Engin’in uyarısı ile ağlayan çocukları eve sokmaya çalışan Dilay koşarak gelen Seyhan’ı görünce ikizleri ve diğer çocukları ona emanet ederek hızla bahçeye çıkmıştı. Selim çıldırmış gibi Gece’yi ayık tutmaya çalışırken Engin ambulans ve polisi arayarak adresi veriyordu.

“Selim?” Dilay hızla genç adamın yanına çökerken genç adam ıslak bakışlarını Dilay’a çevirmişti.

“Dilay tepki vermiyor, bana cevap vermiyor.” Dilay genç adamın dizlerinde gözleri kapalı bir şekilde yatan genç kıza bakarken göğsündeki yarasına baskı yapmaya başlamıştı. selim titreyen elleriyle Gece’nin yüzünü okşarken eğilerek kulağına yalvarmıştı.

“Lütfen beni bırakma, bu kez kaldıramam. Lütfen dayan! Seni seviyorum!” Gece son duyduğu ile gözlerini hafif aralayarak genç adama acıyla bakmış sonra yeniden gözlerini kapatmıştı. Gecenin karanlığına genç adamın acısı yankılanırken ortama parlak ışıklarıyla giren acı siren sesi dolmuştu.

****

Bölümü nasıl buldunuz arkadaşlar. Son zorlu geçecek bir haftam kaldı. gelecek hafta çok daha rahat bir şekilde yazmaya başlayacağım. bu yüzden bu bölümlerde beni maruz görün arkadaşlar. Son olarak Gelincik Çiçeği ve Cesur hikayeleri kesin olmamakla birlikte bu hafta gelmeyebilir. Gerçekten bu hafta çok yorucu geçecek benim için. 🙂

NOT: LÜTFEN ÇIKARKEN TEK BİR REKLAMA TIKLAYARAK SİTEMİZE YARDIMCI OLALIM. SİZDEN BİRŞEY GİTMEZ AMA SİTENİN AKTİVİTESİ ÇOK ŞEY KAZANIR. TEŞEKKÜR EDERİM!

36. BÖLÜM <<<<<——->>>>>> 38. BÖLÜM

24641cookie-checkDilay Hanım 37. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

9 yorum

    • Çok güzel bir bölümdü bu kızkardeşler birine zarar vermeden durmayacalardı gözleri para diye kör olmuş vicdan falan kalmamıs ne yazık ki inşallah geceye bir şey olmaz yoksa Selim nasıl toparlanır bilemiyorum emeğinize sağlık

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ pislik Elmas artık işin bitti hapiste curuyeceksin :-X Geceye bir şey olmasın ne olur :'( Gece Selim’i affetmez kesin 🙁 ah çocuklar çok korktu psikolojileri bozulmasa bari

1 geri izleme / bildirim

  1. Dilay Hanım 38. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*