Ağustos 18, 2022 Yazarı mermaridyy 9

Gelincik Çiçeği 38. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Geç oldu farkındayım ama ancak bölümü tamamlayabildim. Keyifli okumalar!

***

Genç kız elindeki kitapları sıkıca tutmaya çalışırken bir yandan da dolmuşa binmeye çalışıyordu. Bu gün oldukça yoğun bir gün olmuştu. Alya annesinin kaç kez aradığını dahi sayamamıştı. Nişan için alış verişe giden iki kadın sürekli onu aramış, alacakları şeylerin resmini ona atıp fikrini almaya çalışmıştı. Alya alışverişe gitseydi daha az yorulurdu. Telefonu yeniden çaldığında Alya ayakta yolculuk ettiği için telefonu çantasından çıkaramamıştı. Ve vardı sanki kütüphaneden kitapları azar azar alsaydı Eli kolu dolu bir şekilde eve gitmek zorunda kalmazdı. Ama araştırması için gerekli olan kitapların başkası tarafından alınması riskini göze alamazdı.

Dolmuştan eve en yakın olan durakta inerken hızlı adımlarla eve doğru yürümeye başlamıştı. Genç kız sürekli arayan annesine ne cevap vereceğini şimdiden düşündüğünde alt katın kapısı açılınca yerinde duraksamıştı.

“Anne abartmıyor musunuz? Kızın dersi vardır.” Cenk arkası dönük annesine laf yetiştirerek evden çıkarken genç kızla göz göze gelmişti.

“Hah geldi işte gelinin,” diyen Cenk annesinin yanından geçerek yeniden eve girmişti. Deniz Hanım Alya’yı görünce hızla yanına gitti.

“Ah kızım neden telefonlara bakmazsın meraktan öldük burada.” Deniz Hanım kızın kucağında ki kitapların yarısını alırken Alya mahcup bir şekilde kadına bakmıştı.

“Özür dilerim Deniz anne, ben ellerim dolu olunca çantadan telefonu çıkaramadım.” Alya birkaç gün önce Deniz Hanım ve kızının konuşmasına şahit olmuş, Deniz Hanım genç kızın kendisine anne demesini ne kadar çok istediğini öğrenince kadını mutlu etmek için ona anne demeye karar vermişti. İlk kez dün kadına ‘Deniz anne’ dediğinde kadın resmen oturarak sevinçten ağlamıştı. Kadın kızın kendisine her anne deyişinde kendinden geçiyordu. Elini uzatarak Alya’nın kömür karası saçlarını kulağının arkasına sıkıştırmıştı.

“Güzel kızım benim, bana anne diyorsun ya ne kadar mutlu oluyorum bilemezsin.” Alya kadının sözlerine gülümserken kitaplarla birlikte kadının peşinden eve girmişti. Kendi annesi her zamanki gibi salonda oturuyordu. Bazen üst katı boşuna mı kiraladıklarını düşünmeden edemiyordu. Ailesi genellikle Cenk’in evindeydi.

“Selamünaleyküm anne nasılsın?” Emine Hanım kızına ters bir bakış atarak selamını almıştı.

“;Neredesin kızım sen kaç kez aradık?”

“Anne kaç kez söyledim bu gün akşama kadar dersim vardı. Sonra da kütüphaneye uğradım.”

“Sırası mıydı kütüphanenin? Kızım nişanlığını almak için seni bekledik ama sen gelmedin.” Kadın kırgın bir şekilde kızına bakarken Alya annesini kırdığı için üzülmüştü.

“Özür dilerim anne, söz yarın zaman ayırmaya çalışacağım.” Cenk şahit olduğu konuşmayla buruk bir şekilde gülümsemişti. Alya’nın omuzlarına yüklenen yükü anlayan belki de tek kişiydi o anda. Üniversite hem onun öğrencilerine ders veriyordu hem de kendi derslerine yetişmeye çalışıyordu. Sefa’dan öğrendiğine göre Ayfer hocanın yerine de Alya bakıyordu.

“Emine anne, sen yorumla biz Alya ile hallederiz kıyafeti.” Cenk’in sözleri ile bakışlar ona dönmüştü. Genç kız adamın sözleriyle genç adama bakmıştı.

“Bu halde kalabalıkta dolaşamazsın.” Alya’nın ani itirazıyla genç adam gülümsemişti.

“Ben iyiyim, hem hafta başı okula dönüyorum.” Cenk’in sözleri ile Alya sessizleşmişti. Ona göre Cenk’in daha fazla dinlenmeye ihtiyacı vardı.

“Biraz daha dinlensen olmaz mı?”

“Alya fazla bile izin kullandım. Üstelik öğrencilerimi de özledim.” Alya adamın kararlı olduğunu anlayınca sessiz kalmıştı.

“Sen bilirsin. Ben kitaplarımı yukarı çıkarıp gelirim.” Alya kitapları yeniden yüklenirken genç adam en üstte olan kitabı eline alarak incelemeye başlamıştı.

“Nedir bunlar?” Alya adamın elinden kitabı alarak kapıya yöneldi.

“Önemli bir şey değil. Bir konu hakkında araştırma yapıyorum.” Cenk başını sallarken Alya evden ayrılarak üst kata çıkmıştı. Babasını evde bulmayı beklerken evin sessizliği genç kızı meraklandırmıştı. Birkaç kez babasına seslense de cevap alamayan Alya evde olmadığına emin olarak odasına yönelmişti. Günün yorgunluğunu atmak için duşa giren genç kız kısa bir duş aldıktan sonra üzerini giyinerek saçlarını kurutmaya başlamıştı. Saate baktığında yaklaşık bir saattir yukarıda olduğunu anladığında hızla saçlarını toplayıp anahtarını alarak aşağıya inmişti. Kapının zilini çaldığında kendisine kapıyı açan kişiyi görünce sevinçle ona sarılmıştı.

“Dur kızım ya boynumu kopardın.”

“Ne zaman geldin, neden bana haber vermedin?” Alya ikizini karşısında görünce üzerinde ki tüm yük kalkmış gibiydi. Arya geri çekildiğinde diğer yarısının yüzünü avuçlarının arasına alarak yanaklarını öpmüştü.

“Çok özlemişim seni,” diyen Arya kızın gülümsemesine neden olmuştu.

“Daha iki hafta önce buradaydın. Ne çabuk?”

“Gel de onu bana sor sen,” Arya kızın yanaklarını yeniden öperken Alya ikizinin duygusallığı karşısında şaşırmıştı.

“Arya sen iyi misin?” Arya başını hızla sallarken içerden gelen sesle ikilinin bakışları salon kapısına yönelmişti.

“Kızım nerede kaldınız, kapıda mı muhabbet ediyorsunuz?” Ahmet beyin sesiyle ikisi de bir birine bakıp gülümsedi.

“Hadi içeri gedelim sonra bol bol konuşacağız.” İkili salona geçerken Aras ve küçük kızın yanı sıra ananesini de görünce Alya şaşkınlıkla ona doğru koşturmuştu.

“Hatice sultan sende mi geldin?” Alya yaşlı kadının elini öperek ona sarılırken kadın torununa sıkıca sarılırken geriye çekilerek kızın yüzünü avuçlamıştı.

“Senin de yuvanı kuruyoruz öyle mi güzel torunum?” Alya kadının sorusuyla utanırken Aras’ın Cenk’e göz kırptığını görünce kaşlarını çatmıştı.

“Enişte hoş geldin!” diye Aras’a dönerken sesindeki imayı genç adam anlamıştı.

“Hoş buldum baldız, hayırlı olsun.”

“Olsun bakalım,” diyen Alya genç adama doğru ilerleyerek kucağında ki küçük kıza kollarını uzatmıştı. “Ecem, teyzecim gel bakalım sen bana!” Ecem genç kıza kısa bir bakış atarak uzanan kollara giderken Alya’nın saçlarını çekiştirerek gülümsemişti.

“Neden tüm çocuklar benim saçlarımı çekiyor anlamıyorum. Küçüğüm annenin saçını çeksene!”

“Ama annenin saçı acıyor,” diyen Ecem genç kızı güldürmüştü. Alya küçük kızı severken salonda ki diğer kişilerin kendisini izlediğinden habersizdi. İkili neşeli bir şekilde hem oyun oynuyor hem de bir birini öpüp duruyordu.

“Kıskanıyorum ama kızım anneyi e çabuk unuttun?” Arya araya girerken Alya gözlerini kısarak ikizine bakmıştı.

“Kıskanmasan şaşardım, bırak da biraz çocuk seveyim.” Arya ikilinin yanına sıkışarak otururken Ecem genç kıza doğru uzanmıştı.

“Gel kızım teyzenin işleri vardır.” Alya başını iki yana sallarken Cemile’nin masa hazırlamaya başladığını görünce yerinden kalkarak ona yardım etmeye başlamıştı. Arya kızını uyutmak için odalardan birine girerken Emine Hanım ve Deniz Hanım sohbet ediyordu. Yol yorgunu olan Hatice Hanım ise oturduğu yerde uyuklamaya başlamıştı. Cenk Aras ile ekmek almak için evden çıkarken Ahmet Bey ve Adnan Bey de kendi aralarında sohbet ediyordu. Ailede sadece iki erkek kardeş onlara katılmamıştı. Onlarda hafta sonu istemeye gelecekti.

***

Genç kız hızlı adımlarla alışveriş merkezine doğru ilerlerken telefonunun saatine bakarak “Geç kaldım,” diye söylenirken son anda döner kapıdan içeriye girmişti. Cenk bir saat önceden gelmişti. İkili birlikte nişan kıyafeti alacaktı. Alya ne kadar istemediğini söylese de annelerden veto yemişti. Genç kız telefonunu çıkararak Cenk’i aradı. Birkaç çalışın ardından açılan telefona nefes nefese konuşmuştu.

“Ben geldim sen neredesin?” karşıdan genç adamın verdiği cevaba göre yönünü onun yanına doğru çevirmişti. Birkaç dakika sonra mağazalardan birinin önünde duran Cenk’in yanında bulmuştu kendini.

“Özür dilerim çok geciktim biliyorum ama ders uzadı!” Cenk kızın nefes nefese konuşmasıyla ona dönmüştü.

“Aç mısın?”

“Efendim?””

“Ben acıktım hadi önce bir yemek yiyelim,” diyen adam önden giderken Alya şaşkınlıkla arkasından bakmıştı. Genç adamın elindeki paketi görünce kendisi gelmeden önce alış veriş yapmış olabileceğini düşündü. En üst kattaki yemek bölümüne giden ikili boş masalardan birine karşılıklı oturmuştu.

“Çok kızdın mı?” Alya mahcup bir şekilde genç adama bakarken Cenk gülümseyerek kıza cevap vermişti.

“Bu kadar basit bir şeye kızacak birine mi benziyorum?”

“Bir saatten fazla beklettim seni,” diyen genç kız adamın gözlerinin içine odaklanmıştı. Cenk kızın bakışlarını içine doğru çekerken gülümsemesi yüzünde daha da yayılmıştı.

“Sen beni sıkacak en son kişi bile olamazsın Alya, lütfen kendini kasmayı bırak. Yanımda rahat davranmanı istiyorum.” Alya adamın sözleriyle bakışlarını kaçırmıştı. Yanlarına gelen garsona sipariş verdikten sonra başını genç kıza çevirmişti.

“Yemekten sonra sinemaya gidelim mi?” Alya adamın sorusuyla şaşırmıştı.

“Sinema mı? Daha alışveriş yapacağız. Kıyafet almam gerek, almazsam annem beni eve sokmaz.” Cenk kızın yüzünün aldığı şekle gülerken derin bir iç çekti. Masanın kenarına bıraktığı paketi alarak genç kıza uzattı.

“Bu senin için!” Alya şaşkın bir şekilde pakete bakarken Cenk alması için işaret etmişti.

“Nedir bu?”

“Seni beklerken vitrinde gördüğüm bir kıyafet. Sana çok yakışacağına eminim.” Alya paketin içindeki bebe mavisi kumaş parçasına bakarken farkında olmadan gülümsemişti. Mavi rengi çok severdi.

“Mavi,” diye fısıldadığında onu izleyen Cenk karşılık verdi.

“Mavi rengi sevdiğini duydum. Umarım beğenip giyersin.” Alya başını kaldırarak Cenk’e baktı. ,

“Çok teşekkür ederim,” paketle birlikte yerinden kalkarken Cenk tek kaşını kaldırarak kıza baktı.

“Nereye?”

“Kıyafeti deneyeceğim, üzerimde nasıl duracak görmek istiyorum.” Cenk itiraz edemeden genç kız hızla lavaboların olduğu bölüme doğru ilerlemişti. Cenk kız gözden kaybolana kadar arkasından bakmıştı.

Alya üzerinde ki kıyafeti değiştirdiğinde aynanın karşısına geçerek kendini izlemeye başlamıştı. Bel kısmında beyaz şeritler olan balon kol mavi elbise ayak bileklerine kadar uzanıyordu. Ve yaka kısmı ne çok kapalı ne de rahatsız edecek derecede açıktı. Bel kısmından aşağıya doğru bol dökümleri olan elbise genç kızın içini okşamıştı. İçinde kendini oldukça güzel hissediyordu. Cenk’in zevkli seçimi Alya’yı mutlu ederken aynadaki aksine bakarak parlayan gözlerini görünce gülümsemişti.

“Allah’ım sen utandırma!” kendi kendine dua ederek üzerinde ki kıyafeti çıkarmak için yeniden kabine girmişti. Eski kıyafetlerini üzerine geçirerek elbiseyi paketine koyup genç adamın yanına gitmeye karar vermişti.

 Cenk merakla genç kızı beklerken Alya’nın görünmesiyle yerinde kıpırdanmıştı. Kızın yüzündeki gülümseme genç adamı da gülümsetmişti. Elbiseyi beğendiğini düşünerek mutlu olurken Alya sandalyesini çekerek genç adamın karşısına oturdu.

“Nasıl oldu, bir sorun yok değil mi?” Alya gözleri parlayarak genç adama bakarken Cenk kızın bakışları altında yutkunmadan edememişti.

“Çok beğendim, elbise çok güzel. Teşekkür ederim.”

“O zaman sinemaya girebiliriz.” Alya başını sallarken getirilen yemeklerini yemeye başladılar. Cenk sessizce yemeğini yiyen genç kıza arada kaçamak bakışlar atarken Alya memnun bir şekilde keyifle yemeğini yiyordu. Bir süre sonra ayaklandıklarında Cenk hesabı ödeyerek az ilerdeki sinema salonuna doğru ilerlediler. Alışveriş merkezinde sinema bölümü yemek katında bulunuyordu.

“Hangi filme gitmek istersin?” genç adamın sorusuyla Alya gösterimdeki filmlere bakmaya başlamıştı. Karar veremediği için omzunu silkerken Cenk filmi seçmeye karar vermişti. Kızın yüzünün gülümsemesi eksilmesin diye komedi filmi seçen Cenk biletleri alarak kıza uzatmıştı.

“Mısır yemek ister misin?” diye soran adama başını iki yana sallayan genç kız cevap vermişti.

“Film izlerken mısır sesini duymayı sevmiyorum. Su alalım yeter,” dediğinde Cenk başını sallayarak su almak için kızın yanından ayrılmıştı. Geri döndüğünde ise Alya’nın yanında ki adamı görünce kaşlarını çattı. Kızın adamla ne konuştuğunu duyamıyordu ama hareketlerinden pek hoş şeyler olduğunu düşünmüyordu.

“Alya, neler oluyor?” Alya karşısında ki adama dişlerini sıkarak bakarken Cenk’e bakmadan cevap vermişti.

“Önemli bir şey yok Cenk, bu Bey bir şey sormak istemişti.”

“Öyle mi, sorusunu bende duymak isterim.” Cenk adama ters bir şekilde bakarken farkında olmadan Alya’yı yanına çekerek bileğini tutmuştu. Alya kendisinden bir adım önde olan genç adamın sırtına bakarken oldukça şaşkındı. Cenk’ten böyle bir davranış beklemiyordu.

“Seni dinliyorum birader, sözlümle ne sormak istemiştin?” Alya Cenk’in sesindeki tondan hoşlanmamıştı. Öyle ki adam ters bir şey söylese Cenk’in ona saldıracağına adı gibi emindi.

“Sözlünüzün de dediği gibi önemli bir soru değildi!” diyen adam alaycı bir şekilde ikiliye bakarak hızla oradan uzaklaşmıştı. Cenk adamın arkasından öfkeli bakışlar atarken avucunun içindeki kıpırdama ile Alya’ya dönmüştü.

“Sana ters bir şey mi söyledi?” Cenk’in ciddi ifadesi karşısında Alya yutkunmadan edememişti. Ona asla söyleyemezdi. Cenk yanından ayrılır ayrılmaz adam yanına yaklaşmış ve kendisini uyarı adı altında tehdit etmişti. Nasıl söyleyebilirdi ki Kenan hocanın yeğeni olduğunu?

“Gerçekten önemli bir şey değildi, sen neden bu kadar sinirlendin ki?”

“Nasıl sinirlenmeyeyim Alya, adam dibine girmişti. Bundan hiç hoşlanmadım,” dediğinde Alya tek kaşını kaldırarak adama bakmıştı.

“Sizi bilmesem kıskandığınızı düşüneceğim hocam,” Alya kendi sözlerine gülerken Cenk’in ciddi bir şekilde kendisine bakmasıyla gülümsemesi yüzünde donmuştu. Genç adamın bakışlarında ki derinlik Alya’yı gafil avlarken Cenk bir şey söylemeden kızın bileğini bırakarak sinema salonuna doğru ilerlemeye başlamıştı. Alya şaşkınlıkla arkasından bakarken “Kıskandı mı?” diye kendi kendine sormuştu.

Sinema oldukça komik olmasına rağmen ikisi de gülmemişti. Cenk daha önce hissetmediği duygunun nedenini kavramaya çalışırken Alya Cenk’in kendisini kıskanmış olabileceği ihtimalini düşünüyor ve bu düşünceyle neden bu kadar heyecanlandığını çözmeye çalışıyordu. Film bittiğinde ikili sessiz bir şekilde çıkışa yönelirken Cenk kızın sırtına dokunarak kalabalık arasından onu yönlendirmeye başlamıştı. Alya elindeki paketi sıkıca tutarken asansöre binerek en alt kata ki otoparka inmişlerdi. İkisi de konuşmuyordu. Kendi içlerinde duygularıyla savaşırken arabanın yanına kadar gelmişlerdi.

“Sen takım almayacak mısın?” Alya arabaya binerken kendine gelmiş ve genç adama dönerek merakla sormuştu.

“Ben dün takım işini hallettim. Şuanda sadece senin kıyafetin kaldı.” Alya elindeki paketi kucağına çekerek ön koltuğa yerleşirken sinemada sessize aldığı telefonunu çıkararak saate bakmıştı. Saat akşam on olmuştu ve annesi de Arya da birçok kez cevapsız çağrı bırakmıştı.

“Annemler merak etmiş olmalı, bir sürü cevapsız çağrı var.”

“Ara istersen, daha fazla merak etmesinler.” Alya ikizini arayarak yolda olduklarını söylediğinde güzel bir azar işitmişti. Yüzü asılan genç kız Cenk’in dikkatinden kaçmamıştı.

“Ne oldu? Çok mu kızdılar?”

“Keşke onlara haber verseydik, çok geç kaldık eve.” Alya’nın cevabıyla genç adam derin bir nefes almıştı.

“Bundan sonra alışmaları gerek Alya, yakında evleneceksin. Her dakika onlara ne yaptığını haber veremezsin. Sorumlu olacağın tek kişi ben olacağım, aynı şekilde benimde sen olacaksın.” Alya adamın sözleriyle hızla ona dönmüştü.

“Daha nişan olmadan ne evliliği?” Cenk kızın ani çıkışıyla ciddiyetini bozmadan Alya’ya kısa bir bakış atıp önüne dönmüştü. Araba asfalt yolda yağ gibi sessizce kayarken kıza cevap vermişti.

“Ne bekliyorsun Alya, nişan olduktan sonra evlenmeyecek miyiz?”

“Öyle ama…”

“Aması yok Alya, açıkçası fazla nişanlı kalmayı düşünüyorum. Babanla konuşacağım, birkaç ay içinde düğünün olmasını istiyorum.” Alya adamın oldukça ciddi olduğunu anladığında kaşlarını çatarak “Bana da bir sorsaydın keşke,” diye çıkışmıştı.

“Sen ne düşünüyorsun Alya, birkaç yıl nişanlı kalmayı mı? Bana göre hava hoş ama babanın buna izin vereceğini sanmıyorum. Bir yola çıkıyoruz Alya, ikimizin de hayatı değişecek. Bu yüzden ne kadar çabuk düzen kurarsak o kadar iyi olur.” Alya adamın haklı olduğunu biliyordu. Onun ailesinde nişanlı kız evde fazla bekletilmezdi. Tek tesellisi Cenk’e güveniyor oluşuydu.

“Ailem daha yeni bir düğün yaptı Cenk, hala borç ödüyorlar onlara çok yük olmak istemiyorum. Bu yüzden nişanı makul bir şekilde uzun tutmak istiyorum.”

“Masrafları düşünmene gerek yok Alya, henüz erken biliyorum ama sende istersen şimdiki oturduğumuz evde oturmaya devam ederiz. Annemler alt katta biz de senin dairende…” dediğinde Alya düşünceliydi.

“Dayım benimle kalıyor unuttun galiba?” Cenk kızın sözlerine gülmüştü.

“Senin haberin yok sanırım, Adnan hoca bu dönem okulu bırakacak. Artık sadece KTÜ’de ders verecek.” Alya ilk kez duyduğu haberle duraksamıştı. Dayısı ona bundan bahsetmemişti.

“Sen nereden biliyorsun?”

“Okulla bir dönemlik anlaşmış. Üstelik evlenecek biliyorsun, düğünden sonra Trabzon’a yerleşecek.”

“Bilmiyordum, bana bir şey söylemedi.” Cenk başını sallayarak kızı onayladı.

“Dediğim gibi sen okulu bitirene kadar buradaki daireyi kiralamaya devam ederiz. İstersen başka evde bakabiliriz.”

“Hayır ben dairemi seviyorum. Ayrıca ben okulu bitirene kadar derken ne demek istedin?” diye soran genç kız Cenk’in kendisine dönmesini sağlamıştı. Araba evin önüne durduğunda rahat bir şekilde genç kıza dönerek meraklı kızı cevaplamıştı.

“Ben burada uzun yıllar kalmayı düşünmüyorum Alya, Trabzon’a geri dönecektim. Sadece biraz uzaklaşmak için okuldan ayrıldım.”

“Peki geri alınacak mısın?” Alya adama fark ettirmemeye çalışsa da Trabzon’a dönme düşüncesine sevinmişti. Tüm ailesi oradaydı ve Alya geri dönmeyi çok istiyordu.

“Bunun için endişelenmene gerek yok Alya, zamanı geldiğinde okula yeniden başlayacağım. Beki hala aynı fikirde olursan birlikte eğitimci olarak okul kadrosuna gireriz.” Alya cevap verecekken alt katın kapısı açılınca genç kız kapıdan çıkan kişiye dönmüştü. Arya kaşlarını çatarak ikizine bakıyordu.

“Nerede kaldınız siz?” Arya iki eli belinde hesap sorarken Alya onun bu haline gülerek arabadan inmişti.

“Çok mu özledin beni?”

“Alya lafı değiştirme ne kadar merak ettik biliyor musun? Cenk’i arıyoruz açmıyor. Seni arıyoruz telefon açılmıyor. Ne kadar korktuk biliyor musun?”

“Özür dilerim düşünemedim Arya, alışverişe gideceğimizi biliyordunuz.”

Evet ama senin ne kadar kararlı olduğunu da biliyorduk. Sen mağazalarda fazla takılmayı sevmezsin.”

“Zaten mağazalara takılmadık. Cenk ile sinemaya gittik!” dediğinde Alya kardeşinin parlayan gözlerini görünce dilini ısırmıştı. İkizini biraz olsun tanıyorsa onunla uğraşacaktı.

“Sinema demek hı…” Arya araştırmacı edasıyla parmağıyla çenesine vururken Alya başını iki yana sallamıştı.

“Arya gerçekten yorgunum lütfen sonra bana takılma seansları yapsan?” Alya eve girerken kendisine rahatlamış bir şekilde bana annesiyle göz göze gelmişti.

“Hayırlı akşamlar, kusura bakmayın zamanın nasıl geçtiğini anlamdık.” Cenk salondakilere selam verirken Alya mahcup bir şekilde annesine bakmıştı.

“İyisiniz ya evladım, çok şükür gerisi önemli değil. Geç oldu bizde eve çıkalım artık. Ahmet Bey söylenmeye başlamıştır.” Ahmet Bey ve Hatice Hanım üst kata çıkmışlardı. Onur bu akşam eve gelmeyeceği için Alya ve Arya’lar onun evinde kalacaktı. Genç kız kıyafetini bırakmak içi önce kendi evine çıkarken gece kıyafetlerini alarak alt kata inmişti. Arya ikizini sıkıştırırken Alya bir bir zorlukla onun elinden kurtulmayı başarmıştı.

Genç kız üzerini değiştirerek yatmaya hazırlanırken odasının kapısının tıklatılmasıyla seslenmişti. Arya başını kapı arasından uzatarak genç kıza gülümserken Alya derin bir nefes bırakmıştı.

“Ne oldu Arya, kocanın koynunda olman gerekmiyor muydu?” Arya omzunu silkeleyerek gülümsemişti.

“Kocam biraz beklesin, seninle konuşmak istediğim şeyler var.” Alya merakla ikizine bakarken yatağının kenarına vurarak “Hadi gel bakalım ne konuşacaksın?” dedi. Arya heyecanlı bir şekilde ikizine bakarken Alya onda farkı bir haber olduğunu hemen anlamıştı.

“Ne oluyor Arya beni korkutmaya başladın.” Arya yüzünde kocaman bir gülümsemeyle “Alya,” dedi. Alya ‘ne var?’ der gibi başını sallarken Arya daha da heyecanlanmıştı.

“Sana bir şey söylemem gerek ama sakin olmanı istiyorum.”

“Arya?”

“Söz ver çığlık atmayacaksın ve bir süre sana söylediğim şeyi saklayacaksın.” Alya iyice meraklanmıştı.

“Söyle çatlatma adamı.”

“Sanırım ben hamileyim!” diyen genç kadınla Alya şaşkınlıkla çığlık atmamak için elleriyle ağzını kapatmıştı.

“Hamile misin?” Arya heyecanla başını sallarken bir yandan da kapıyı kontrol ediyordu.

“Evet, şüpheleniyordum ama buraya gelmeden test yaptım. Pozitif çıktı.”

“Doktora gitmedin mi?” Arya başını iki yana sallarken Alya ikizinin heyecanıyla coşmuştu. Hızla genç kızın boynuna sarılırken “Çok sevindim Arya, şimdi ben teyze mi olacağım?” diye sormuştu. “

“Sen zaten teyzesin Alya, kızımı yabana atma.”

“Saçmalama elbette Ecem’in yeri ayrı ama bu haber çok güzel. Aras ne tepki verdi?” Arya başını iki yana sallayarak “Henüz ona söylemedim, ilk sana söyledim. Kimse bilmiyor unutma aramızda kalacak.” Dedi.

“Ama bu güzel haberi neden saklıyorsun ki?”

“Aras’a uygun bir zamanda söylemek istiyorum. Çok mutluyum Alya birine söylemeseydim patlardım.” Alya tekrar ikizine sıkıca sarılarak sevincini belli etmişti.

“Hayırlı olsun yarım elmam, Allah sağlıkla kucağına almayı nasip etsin.”

“Amin,” diyen Arya duasını yaptıktan sonra imayla ikizine dönmüştü.

“Şimdi anlat bakalım, bu sinema işi nereden çıktı? Siz nişanlık almayacak mıydınız?”

“Cenk ben gitmeden o işi halletmiş. Vakit olunca da sinemaya gittik.” Arya imayla gülümserken Alya gözlerini devirerek karşılık vermişti. “

“Alya, ikiniz adına çok mutlu oldum. Gerçekten senin adına çok sevindim. Aras Cenk hocayı çok seviyordu. Arada ikinizin arasını yapmaktan bahsettiği günler bile oldu. Ben olanak vermiyordum ama gerçekten kaderde ne yazıldıysa o oluyordu.”

“Bilmiyorum Arya bu gün çok garip bir olay oldu. Cenk sanki beni kıskandı!” dediğinde genç kızın telefonuna gelen mesajla iki kızda şaşkınca birbirine bakmıştı.

****

Cenk ve Alya duygularının farkına varıyor. Arya hamile bakalım ne olur. Ayrıca Cenk’in Alya’yı kıskanma olayı sizce ilerde tamamlanabilir mi? Yorumlarınızı bekliyorum.

NOT: LÜTFEN TEK REKLAMA TIKLAYIN! SİTENİN GÜNCEL KALMASI İÇİN YARDIMCI OLURSANIZ MUTLU OLURUM. TEŞEKKÜR EDERİM.”

37. BÖLÜM <<<<<<<—————>>>>>>>>>>>>>> 39. BÖLÜM

24820cookie-checkGelincik Çiçeği 38. Bölüm