Ağustos 22, 2022 Yazarı mermaridyy 9

Dilay Hanım 39. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Fazla uzatmadan bölüme geçeceğim. Umarım bölümü seversiniz. Keyifli okumalar!

***

 Genç kadın topuklarına kadar uzanan yeşil elbisesinin etek pililerini düzelterek aynadaki yansımasına gülümseyerek bakmıştı. Yaşadığı heyecana inanamıyordu. İlk kez evlenmeyecekti ama ilk kez istemesi olacaktı. Engin her şeyi ilk kez evleniyorlarmış gibi olmasını istemişti. Çocuklar bile oldukça heyecanlıydı.

“Hazır mısın abla?” Aslı odaya girdiğinde olduğu yerde donup kalmıştı. Genç kadının benine tam oturan elbisesi beyaz tenine oldukça yakışmıştı. Gece karası saçları kıvır kıvır omzundan aşağıya salınırken buğulu makyajı kadının gri mavi gözlerini ön plana çıkarmıştı. 

“Nasıl olmuşum Aslı?” Dilay genç kıza sorarken Aslı kendine gelerek ıslık çalmıştı.

“Maşallah ablama fıstık gibi olmuşsun. Engin abi seni görünce düşüp bayılmazsa iyidir.”

“Abartma Aslı o kadar da değil.”

“O kadar ablacım harika görünüyorsun.” Aslı hayranlıkla genç kadına bakarken Dilay derin bir nefes alarak yeniden aynaya dönmüştü. Bu gün baba ocağındaydı. Genç kadının isteği üzere isteme olayı çiftlikte değil babasından kendisine kalan ve çocukluğunun geçtiği evde olacaktı. Mehmet Bey babası rolünü üstlenirken Engin’in kimi getireceğini düşünmeden edememişti. İkisinin de çocuklarından başka aile üyesi yoktu.

“Her şey hazır değil mi Aslı, bir eksik varsa aldıralım hemen.”

“Her şey hazır abla sadece Engin abilerin gelmesini bekleyeceğiz.”  Dilay başını sallayarak genç kızı onaylamıştı. Çocukların sesleri alt kattan yükselirken genç kadın Aslı’ya dönerek çocuklara bakmasını istemişti. Birkaç dakika sonra saate bakmak için telefonu eline aldığında ekranda ki mesaj bildirimini görünce gülümsemişti. Engin bir şey lazım olup olmadığını öğrenmek için mesaj atmıştı. Mesajı okur okumaz genç adama cevap yazmış ve Engin’den hemen karşılığını almıştı.

  • Geliyor musunuz?
  • Birazdan yola çıkacağız.
  • Yanında kim olacak?
  • Sürpriz olmasını istiyorum güzelim. Sen hazır mısın?
  • Neye?
  • Dilay Korhan olmaya?

Genç kadın adamın cevabı ile gülümsemişti. Yüzünde kocaman bir gülümseme ile kapıya döndüğünde kendisine hüzünlü bir şekilde bakan yaşlı adamı görünce duraksamıştı.

“Baba bir şey mi oldu?” Mehmet Bey Dilay ile konuşmak için yukarı çıktığında genç kadının telefonda bir şeyler yazdığını görünce sessizce onu izlemişti. Dilay’ın yüzündeki gülümseme yaşlı adam için paha biçilmezdi.

“Sana bakmaya gelmiştim kızım, hazır mısın?” Dilay yaşlı adamın yanına giderek ona sıkıca sarılmıştı.

“Teşekkür ederim babacım, her zaman yanımda olduğun için çok teşekkür ederim.”

“Sen mutlu olduktan sonra ben de mutlu olurum kızım. Eminsin değil mi Engin ile evlenmek istediğine?” Dilay adamın endişesini anlayabiliyordu. Selim ile evlendiğinde bile birçok kez sorgulamıştı evliliği ama ellerinde başka çıkar yol yoktu.

“Eminim babacım, bu kez mutlu olacağım. Engin harika bir adam ve beni seviyor. Bende onu seviyorum…” Dilay yaptığı itiraf ile utanırken Mehmet Bey kızın yüzünü ellerinin arasına alarak genç kadınla göz teması kurmuştu.

“Sevmek utanılacak bir şey değildir kızım, sevgini saklama. İnan senin adına çok mutluyum. Bir yanım üzgün olsa da elimden bir şey gelmez.”

“Biz ayrılmayacağız baba, hemen yan evde olacağım.”

“Aynı çatı altında olmak gibi değil Dilay, seni ve torunlarımı istediğim zaman göremeyeceğim.”

“O nasıl söz baba, ara yolu boşuna mı yapıyoruz. Hem çocuklar için hem de bizim için kolaylık olacak.” Mehmet Bey küçük bir çocuk gibi omzunu silkerken Dilay dayanamayarak yeniden adama sarılmıştı. Bir süre bu şekilde kalan ikili dışarıdan gelen araba sesiyle birbirinden ayrılmıştı.

“Geldiler sanırım, hadi aşağıya inelim.” Dilay adamı onaylayarak koluna girmiş ve birlikte kapıyı açmak için dış kapıya yönelmişti. Salonda Seyhan ve Aslı çocukları oyalıyordu. Selim Gece ile birlikte hastanede kalırken isteme törenine katılmayacaklardı.

“Hoş geldiniz!” Dilay kapıyı açtığında karşısında gördüğü kadınla yüzündeki gülümseme şaşkınlığa dönmüştü.

“Nazlı teyze hoş geldin!” Dilay bir yaşlı kadına bir de Engin’e bakıyordu. Genç adam Nazlı hanımı ikna etmek için oldukça dil dökmüştü. Sırf Dilay’ın hatırı için genç kadını istemeyi kabul eden kadın yıllar sonra Mehmet beyi göreceği için oldukça gergindi.

“Hoş bulduk kızım,” diyen kadın Dilay’ın hemen yanında kendisine şaşkınlıkla bakan adama kısa bir bakış atıp konuşmadan içeriye girmişti. Avucunun içi gibi bildiği evin salonuna doğru ilerlerken ikizlerin koşarak “Nazlı babaanne,” diye kadına sarılmasını sis perdesi ardından izleyen yaşlı adamın dili tutulmuş gibiydi. Seyhan kadının kim olduğunu bilmediği için saygı gereği kadının elini öpüp “Hoş geldiniz,” demişti.

“Hoş bulduk evladım,” diyen kadın gösterilen yere otururken ikizlerde hemen iki yanına oturmuştu. Dilay Engin’in elindeki çiçekleri alırken genç adama eğilerek konuşmuştu.

“Nazlı teyzeyi getirdiğine inanamıyorum.”

“Zor oldu ama sonunda kabul etti.” Genç adam gülümseyerek iki yaşlıyı göstererek devam etmişti. “Sence Mehmet baba kalp krizi geçirir mi? baksana gözünü Nazlı teyzeden alamıyor.”

“Babam çok olmuş durumda. İnşallah bu gece sorunsuz geçer.”

“Merak etme bir şey olmayacak. Hadi salona geçelim de ortalık gerilmesin.” Dilay genç adamı onaylayarak elindeki çiçekleri masanın üzerine bırakarak yaşlı kadının yanına gidip sıkıca sarılmıştı.

“Hoş geldin Nazlı teyze gelmen beni çok mutlu etti. Sensiz olmazdı bu akşam.”

“Engin oğlum çok ısrar edince…” diye sessizce konuşan kadın Mehmet beye kaçamak bir bakış atmıştı. Aslı ve Seyhan ne olduğunu anlayamasa da bir şey dememişti.

“Hoş geldin Nazlı, nasılsın?” Mehmet Bey sonunda sesini bulunca konuşmayı başarmıştı. Kalbi deli gibi atmaya başlamıştı. Çaktırmadan dil altı hapını atarken Dilay adamda ki değişimi hemen fark etmişti.

“Babacım iyi misin?” Mehmet Bey başını sallayarak cevap verdi.

“Bir su alabilir miyim kızım?” Dilay hızla mutfağa giderken Nazlı Hanım adama endişeyle bakmıştı.

“Ameliyat olmuşsunuz Mehmet Bey geçmiş olsun!” diyen Nazlı Hanım adamın yutkunmasına neden olmuştu. Kadının sesi adama eski günlerini hatırlatmıştı. O kadar naif bir konuşması vardı ki yaşlı adam gençliğinde kadının konuşmasını dinlemekte huzuru bulurdu. Gözlerinde ise daha önce görmediği bir mesafe vardı.

“Teşekkür ederim Nazlı, uzun zaman oldu görüşmeyeli.” Nazlı Hanım adamın sözleri ile gerilmişti. Eski günleri hatırlamak istemiyordu. Sadece başını sallamakla yetinen kadın Dilay’a dönerek “Kısmette büyüttüğüm Dilay’ımı istemekte varmış,” dediğinde Dilay da en az kadın kadar hüzünlenmişti. Annesi öldükten sonra yaşlı kadın onun ikinci annesi gibi olmuştu.

“Hadi kızım sen kahveleri yap da daha fazla vakit kaybetmeyelim.” Dilay Aslı ile birlikte mutfağa yönelirken Seyhan şüpheyle babasına bakarak sormuştu.

“Nazlı hanımı daha önceden tanıyor muydun baba?” Seyhan’ın sorusu ikiliyi gererken Mehmet Bey başını sallarken Nazlı tanım adamın yanlış bir şey söyleyeceğini düşünerek hemen cevaplamıştı.

“Eskiden çiftliğinizde hizmetli olarak çalışırdım.” Mehmet Bey kadının cevabından hoşlanmasa da bir şey dememişti. Seyhan şaşkın bir şekilde kadına bakarken birden gülümsemişti.

“Emine teyzeyi tanıyorsun o zaman?” genç adamın sorusuyla kadın başını iki yana salladı.

“Pek değil, o geldiği zamanlarda ben çiftlikten ayrıldım.” Seyhan’ın yüzü asılmıştı. Kadın yaşına rağmen oldukça güzel bir kadındı. Üstelik konuştukça insanın içine işleyen bir sesi vardı.

“Nazlı teyze ne kadar güzel bir ses tonun var, konuşman ninni gibi geliyor,” dediğinde suyunu içmek üzere olan Mehmet Bey birden nefesine kaçan suyla öksürmeye başlamıştı. Yaşlı kadın utanarak bakışlarını kaçırırken Mehmet Bey kendine gelerek oğluna ters bir bakış atmıştı. ne vardı sanki Seyhan’ın karakteri kendine benzemeseydi.

“Teşekkür ederim evladım,” diyen kadın bakışlarını ortamdakilerden kaçırmıştı. Engin bir köşeden olanları dikkatle izlerken oldukça keyifliydi. Mehmet beyin yeni yetme delikanlılar gibi elini kolunu nereye koyacağını bilememesi. Seyhan’ın Nazlı hanıma olan hayran bakışları izlenilesi bir manzara oluşturuyordu.

Dilay kahveleri yaparak içeriye geldiğinde büyüklerden başlayarak tek tek kahveleri dağıtıp hemen Engin’in karşısında ki koltuğa oturmuştu. Babasının hemen yanında sessizce etrafa bakınan Nisan ise oldukça endişeliydi. Bu durum Dilay’ın dikkatinden kaçmamıştı. Küçük kız her zamanki neşesinde değildi.

“Nisan’cım neyin var güzelim?” Engin kızının adını duyunca hemen ona dönmüştü. Bütün bakışlar küçük kıza dönerken Nisan utanarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Ben iyiyim Dilay abla sadece yorgunum.”

“Emin misin canım?” diye üsteleyen genç kadın kızın başını sallamasıyla üzerine gitmemeye karar verdi. Nasılsa onunla konuşacaktı. Herkes kahvesini içerken Nazlı Hanım boğazını temizleyerek söze başlamıştı.

“Efendim sebebi ziyaretimiz belli. Elimde büyüyen kızım Dilay’ı oğlumuz Engin’e Allah’ın emri Peygamberin kavli ile istiyorum.” Mehmet Bey kadının zarif konuşması karşısında kısa bir süre sessiz kalmıştı. Seyhan babasının dalgınlaştığını görünce onu dürterek kendine getirmişti.

“Baba sana soruyor?”

“Ne?”

“Ablamı Engin abiye istedi,” diye söylenen Seyhan babasına imayla bakmaya başlamıştı. Mehmet Bey birkaç dakika etrafındakilere odaklanarak Dilay’a dönmüştü. Genç kadının heyecanı gözlerinden okunuyordu. Bakışları Engin’e döndüğünde genç adam yutkunmadan edemedi.

“Kızımı mutlu edebilecek misin?”

“Ömrüm yettiğince onu mutlu etmek için çalışacağım.” Engin genç kadına aşkla bakarken Dilay adamın bakışlarından utanarak kızarmaya başlamıştı.

“Kızım zor günler geçirdi. Henüz bu yaşta birçok sıkıntı çekti. Ailenin bütün yükünü sırtlandı. Bundan sonra üzerinde ki yükü sırtlanabilecek misin?” Engin adamın sözleriyle üzgün bir şekilde sevdiği kadına bakmıştı.

“İnşallah Mehmet baba, inşallah yükünü biraz olsun hafifletirim.” Dilay babasına dolu dolu gözlerle bakarken yaşlı adam içi giderek “O zaman verdim gitti,” dediğinde herkes ayaklanmıştı. İkili yan yana geldiğinde Aslı önceden hazırladığı yüzük tepsisini alarak yanlarına geldi. Yüzükleri çocuklara taktıran aile kurdeleyi dualar eşliğinde Nazlı Hanım kesmişti.

“Allah mutlu etsin kızım, Allah utandırmasın.”

“Amin Nazlı teyze,” diyen Dilay önce babasının elini öpmüş sonrada yaşlı kadının elini öpmüştü. Engin de iki büyüğünün elini öperek Dilay’ın alnına dudaklarını kondurmuştu.

“Hayatıma hoş geldin güzelim,” diye sevgiyle genç kadının gözlerine bakarken Dilay gülümseyerek adama bakmıştı. Onların bakışlarını çocuklar araya girerek bozmuştu.

“Anne bende seni öpmek istiyorum,” diye araya giren Süha annesine eğilmesini işaret etmişti. Genç kadın eğilirken Süha da tıpkı Engin gibi kadının alnından öpmüştü. Onun bu davranışı herkesi güldürürken Nisan da ikiliye sarılarak onları tebrik etmişti. Sonrasında ise bol bol aile resmi çekilmişti.

“Biz artık kalkalım çok geç oldu. Çocukların da uykusu geldi.” Nazlı Hanım ayaklanırken diğerleri de ona ayak uydurmuştu. Mehmet Bey kadının kalkmasıyla yüzünü asmıştı ve bunun farkında bile değildi.

“Engin Nisan benimle kalabilir mi?” Engin Dilay’ın sorusuyla duraksamıştı. Kızına baktığında hevesle kendisine baktığını görünce başını sallayarak “Elbette yarın gelip alırım,” dedi.

“Buna gerek yok ben eve getiririm Nisan’ı. Zaten ikizleri de çiftliğe bırakacağım.”

“Yarın hastanede fiziğe gidecek Nisan, oraya geçeceğiz.” Dilay ayakta tek elinde bastonla duran kıza kısa bir bakış atarak içinden şükretmişti. Şu birkaç ayda Nisan oldukça yol kat etmişti. Tekerlekli sandalyeden tamamen kurtulan küçük kız artık sadece bastona dayanarak yürüyordu. Yakında ondan da kurtulacağına emindi.

“O zaman Seyhan sen çocukları çiftliğe bırakırsın bende Nisan’ı hastaneye götürürüm.” Engin kadının teklifine itiraz etmek için ağzını açacağı sırada kızının sevinçle “Gerçekten mi Dilay abla, benimle sen mi geleceksin?” diye sorunca sessiz kalmak zorunda kalmıştı.

“Elbette hayatım, sonrada kız kıza bir gün geçiririz olmaz mı?” Nisan sevinçle genç kadına sarılırken Engin Dilay’a bir kez daha aşık olduğunu hissetmişti.

“Bende gelebilir miyim?” Süreyya ikiliye budaklarını buruşturarak bakarken Dilay kızının ağlamak üzere olduğunu görünce diğer kolunu açarak onu yanına çağırmıştı.

“Elbette hayatım, sen de gelebilirsin.” Süha tam araya girecekti ki Engin ondan önce davranarak “O zaman bizde Süha ile gezeriz, değil mi Süha?” diye sormuştu. Küçük çocuk annesine onay almak istercesine bakarken Dilay oğlunun önüne diz çökerek yanaklarını öpmüştü.

“Engin abinle gezmek ister misin oğlum?” Süha kaçamak bakışlarla Engin’e bakarak annesine dönmüştü.

“Sen izin verirsen isterim,” diyen çocuğu kollarının arasına alarak sıkıca sarılmıştı. Oğlunun bu halleri Dilay’ı mest ediyordu. Annesinin gözünün içine bakması genç kadının sevgisini yüreğinden taşırıyordu.

“Güzel oğlum benim, elbette izin veririm. Engin abinle güzel vakit geçir tamam mı?” Süha gülümseyerek annesinin yüzüne bakmıştı. Başını hızla aşağı yukarı sallayarak kadını onaylayan küçük çocuk Engin’e dönerek “Nereye gideceğiz Engin abi?” diye sordu.

“Bakıyorum da beni hemen unuttunuz küçük Bey?” Seyhan alınmış gibi konuşurken Süha ona dönerek omzunu silkmişti.

“Ama amca seninle her zaman oynuyoruz. Dışarı çıkıyoruz, bu kez Engin abiyle çıksam olmaz mı?” dediğinde Seyhan çocuğun mahcup bakışlarına dayanamayarak hızla kollarının altından tutup onu omzuna oturtmuştu.

“Olur aslanım, olmaz mı? Nasılsa biz çok gezeriz.”

“Ya amca indir beni…” Süha bir yandan itiraz ederken diğer yandan da kahkaha ile gülüyordu. Dilay huzurla içinden şükrederek ailesine bakıyordu. Engin ve Nazlı Hanım evden ayrıldıktan sonra Dilay ve Aslı hemen ortalığı toplayarak çocukları uyutmak için odalarına götürmüştü. Nisan o akşam Dilay ile uyuyacaktı.

“Dilay abla sana sarılabilir miyim?” Dilay yanında uzanan küçük kızın isteğini ikiletmeden hemen kollarını açarak onu kendine davet etmişti. Nisan başını genç kadının göğsüne yaslayarak ona sarılırken derin bir nefes almıştı.

“Babamla evlenince beni sevmeye devam edecek misin Dilay abla?” Dilay kızın sorusuyla başını kaldırarak Nisan’ın yüzüne bakmıştı.

“Elbette hayatım, neden seni sevmeyeceğimi düşündün?”

“Geçenlerde sınıf arkadaşım anlatmıştı. Babası yeniden evlenmiş ve yeni annesi başta onu seviyormuş sonra sevmemiş.”

“Öyle bir şey olmayacak güzelim, seni her zaman seveceğim. Sakın aklına kötü şeyler getirme. Biz babanla siz istemeseydiniz evlenmezdik. Sen ve ikizler bu evliliği istemeseydi sadece arkadaş kalırdık.” Nisan başını kadının göğsünde oynatarak iyice yerini rahatlatmıştı.

“Teşekkür ederim Dilay abla, hayatımıza girdiğin için. İkizleri çok seviyorum. Babamla evlendiğinde onlar benim kardeşim olacak değil mi?” Dilay gülümseyerek başını salladı.

“Elbette senin kardeşin onlar, ikizlere iyi bir abla olacaksın.” Küçük kızın uykusu gelince iyice mayışmıştı. Dilay göğsünde yatan kıza sıkıca sarılarak gözlerini tavandaki ışıldaklara dikmişti. Bu ışıldakları babası onun için kendi elleriyle yapıştırmıştı. Özlemle burnunun direği sızlarken buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Seni çok özledim babacım,” diye fısıldarken koynunda ki çocuğun iyice uykuya daldığını fark edince usulca onu yastığına yatırarak ikizleri kontrol etmek için odadan ayrılmıştı.

****

Genç adam yarı uykulu bir vaziyette kardeşinin kendisine attığı fotoğraflara bakarken yatakta hissettiği hareketlenme ile hızla başını kaldırmıştı. Gözleri bir çift duman gözle karşılaşırken yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.

“Nasıl hissediyorsun?” Gece genç adamın telefonda neye dikkatle baktığını merak ederek sormuştu.

“Seni böyle gülümseten şeyi merak ettim. Neye bakıyordun o kadar dikkatli?” Selim elindeki telefonu genç kıza uzatarak ikizlerin resimlerini göstermişti. Küçük kızı pembe fırfırlı bir gelinlik giymişti. Oğlu ise papyonlu bir takım elbise.

“Çok sevimliler değil mi?” Gece adamın gösterdiği fotoğraflara bakarken gülümsemişti.

“Evet çok sevimliler. Neden böyle giyidinler?” Selim genç kıza gülümseyerek cevap vermişti.

“Bu akşam Dilay ve Engin’in sözü vardı. Onun için süslendi benim miniklerim.” Gece adamın sözleri ile şaşırmıştı. Selim’in bu durumu bu kadar normal karşılamasına hala alışamamıştı.

“Öyle mi onlar adına çok sevindim. Umarım mutlu olurlar.”

“Amin, inşallah mutlu olurlar.” Selim düşünceli bir şekilde Seyhan’ın attığı fotoğraflara bakarken son attığı fotoğrafla şaşkına dönmüştü. Fotoğrafta daha önce görmediği ama oldukça hoş olduğunu düşündüğü babası yaşlarında bir kadın vardı. Mesajda da ise “Çok hoş bir kadındı, mutlaka tanıman gerekiyor. Babam kadını görünce nutku tutuldu,” diye yazmıştı. Seyhan belki bilmiyordu ama o kadının babası için ne ifade ettiğini Selim gayet iyi biliyordu. Kadının yeşil gözleri hüzünle parlıyordu. Kime bakıyorsa neredeyse ağlayacak gibiydi.

“Bu resimde kime bakıyordu?” sorduğu soruyla kardeşini şaşırttığına emindi.

“Neden soruyorsun?”

“Merak ettim, çok duygulu bakmış.”

“Ablamı isterken ona bakıyordu.” Selim biran için babasına baktığını düşünmüştü ama yanıldığını kardeşi açık bir şekilde mesajda belli etmişti.

“Anladım, bizde tanışırız en kısa sürede. Sence nasıl bir kadındı?”

“Neden soruyorsun bunları?” Selim kardeşini şüphelendirmeye başladığını anladığında son kez mesaj atmıştı.

“Sadece merak,” diye yazıp gönderdi.

“Kadife gibi bir sesi var, saatlerce konuşsa dinlemekten bıkmayacağımız biz teyze iste.” Seyhan’ın mesajın sonunda göz kırpan imoji koyması Selim’i güldürmüştü.

“Ne oldu?” Gece adama sorarken Selim genç kıza dönerek Nazlı hanımın resmini göstermişti.

“Sanırım babam yeniden gönlünü kaptırdı!”

****

Bilenler biliyor arkadaşlar. Cenazemiz vardı o yüzden bölüme odaklanamadım. Sade bir bölüm oldu. Bu hafta bir bölüm daha atmayı düşünüyorum. Umarım yorumlarda beni yalnız bırakmazsınız.

NOT: HİKAYEDEN ÇIKARKEN BİR REKLAMA TIKLAMAYI UNUTMAYIN! TEŞEKKÜR EDERİM!

38. BÖLÜM <<<<<—–>>>>> 40. BÖLÜM

24921cookie-checkDilay Hanım 39. Bölüm