Ağustos 24, 2022 Yazarı mermaridyy 12

Gelincik Çiçeği 39. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bu gün bölüm gecikti. Çok yoğun ve yorucu bir gün geçirdim. parmaklarını hissetmiyorum gibi bir şey oldu. Umarım bölümü beğenirsiniz. Keyifli okumalar!

*****

Hayaller her zaman karanlık olmak zorunda değildi. Ya da tozpembe hayallere dalıp gerçekten uzaklaşacak kadar hayalperest hiç olmamıştı. Hayal kurmayı uzun zaman önce bırakmıştı genç adam. Tüm güzel hayallerini evlendiğinin ikinci senesinde aklından silip atmıştı. Zor bir evlilik geçirmişti ve bir daha evlenmeyi düşünmemesine rağmen şuanda parmağında duran halkaya hülyalı bir şekilde baktığına inanamıyordu. Birkaç saat önce Alya ile nişanlandığına inanamıyordu. Aklında hiç olmayan biriyle geleceğe yönelik ilk adımını atmıştı. Yatağına uzanıp düşüncelere dalarken yüzündeki gülümsemeden habersizdi. Genç adamın gözünün önüne kendi aldığı elbisenin içinde duru bir güzelliği olan Alya gelince derin bir iç çekmişti. Ne zaman olmuştu bilmiyordu ama Alya’ya karşı hissettiği duyguları daha önce kimseye hissetmediğine emindi. Aşık olarak evlendiği Seda’ya karşı bile hissetmemişti.

Alya bir yörüngeydi ve Cenk farkında olmadan onun etrafında dönüp duruyordu. Düşüncelerinin kaydığı noktayı fark eden genç adam sıkıntıyla bir iç çekmişti. Duygularının karşılığı Alya’da var mıydı bilmiyordu. Eğer yoksa canı eskisinden daha fazla yanacaktı biliyordu.

“Cenk, uyumadın mı hala?” Cenk odasının kapısını aralayan ablasını görünce hemen yattığı yerde doğrulmuştu. O kadar heyecanlıydı ki üzerindeki takımı bile değiştirmeden yatağına uzanmıştı.

“Bir şey mi oldu abla?” Cemile gülümseyerek odaya girip kapıyı kapatmıştı. Alya’nın bütün ailesi nişan için geldiği için kendi evinde de kalanlar vardı. Üç Kişilik bir aileyken Alya sayesinde kocaman bir ailesi olmuştu. Aras ve Arya onun evinde misafirken diğer Serdar ve Selim’in ailesi Onur’un evinde kalıyordu. Üstelik dayısı ve Gülten Hanım da nişana gelmişti. Tüm aile apartmanda üç daireye dağılmış durumdaydı.

“Işığını görünce ne yapıyorsun diye bakmak istedim. Hayırdır neden üzerini değiştirmedin?” Cenk ablasının sorusu ile üzerine bakmıştı. Üzerini değiştirmediğinin farkında bile değildi. İsteme boyunca oldukça heyecanlı olduğu için ne yaptığının farkında bile değildi.

“Bilmem fark etmedim.” Cemile kardeşinin sözlerine gülmeden edememişti.

“Çok heyecanlıydın Alya senden daha sakindi.”

“Öyleydi değil mi?” Cenk’in yüzü birden asılmıştı.”

 “ Neden astın yüzünü anlamadım. Bu gün çok güzeldiniz. İkinizi yan yana görünce bir kez daha emin oldum. Siz bir biriniz için doğmuşsunuz.” Cenk buruk bir şekilde gülümseyerek ablasına bakmıştı.

“Gerçekten böyle mi düşünüyorsun? Bilmiyorum abla sanki her şey çok aceleye geldi.”

“Pişman mı oldun yoksa?” Cenk hızla başını iki yana sallarken Cemile derin bir nefes vermişti.

“Elbette olmadım ama Alya”nın da olmasını istemiyorum.” Cemile bilmiş bir şekilde gülümseyerek “Olmaz merak etme, bu gece belli etmemeye çalışsa da o da en az senin kadar heyecanlıydı. Alya sadece duygularını bastırmayı iyi biliyor.” Cenk hevesle ablasına bakmıştı. Onun yanılmamasını ummaktan başka bir şey gelmiyordu elinden.

“Yarın onu kahvaltıya çıkarmak istersem ailesine ayıp olur mu?” genç kadın kardeşinin sorusu ile duraksamıştı.

“Neden olsun?”

“Ne bileyim o kadar yoldan geldiler. Geldikleri gibi de isteme nişan oldu. Ailesini uzun zamandır görmüyor. Yalnız kalmalarını istemeyebilir.”

“Madem öyle hep birlikte kahvaltı yapalım sonrada siz dışarı çıkın. Alya nasılsa okula gitmeyecek mi?” Cenk başını sallayarak ablasına gülümsemişti.

“Haklısın okula gitmesi gerek. Eğer onu ikna edersem derse girmez.”

“Çok ayıp Cenk, sen nasıl hocasın. Öğrencine kötü örnek oluyorsun.” Cenk ablasının kendisiyle dalga geçmesine gülümsemişti.

“O benim öğrencim değil ablacım, nişanlım. Ve ben onunla vakit geçirmek istiyorum.” Cemile başını iki yana sallayarak oturduğu yerden kalkmıştı.

“Hadi üzerini değiştir de uyu. Sabah erken kalkacaksın. Unutma evde misafirler var.” Cemile odadan çıkarken Cenk yatağından kalkarak üzerini değiştirmişti. Arada parmağında ki halkaya bakarak olayların gerçekliliğini kontrol ediyordu. Sonunda ışığını kapatarak uykuya daldığında aklında mavi elbisenin içindeki can yakıcı mavi gözlerin parlaklığı vardı.

***

Genç kız üzerindeki elbiseyi çıkararak koruyucusuna koyarken oldukça dalgındı. Ailesi gelmişti ve Cenk ile nişanlanmıştı. Hala olanlara inanamıyordu. Nişanı kabul etmesiyle ikisinin annesi de hemen hazırlıklara başlamış ve yetiştirmişti. Düğünü henüz konuşmamışlardı ama çok geciktirmeyeceklerine emindi. Annesi genç kızı oldukça şaşırmıştı. Arya evlenirken bile bu kadar heyecanlı değildi. Elbiseyi yerine kaldırırken Cenk’in kendisini elbiseyle gördüğü o ilk anı hatırlayınca yüzünde kocaman bir gülümseme oluşmuştu. Genç adam beğenisini gizleyememişti. Üstelik gece boyu bakışları hep kendi üzerindeydi. O bakışlardan sonra Arya’nın kendisine takılmasını bile umursamamıştı. Cenk onu beğenmişti.

“Kızım uyumadın mı?” Alya annesinin kapıda görünmesiyle ona dönmüştü.

“Duş alıp uyuyacağım anne bir şey mi oldu?”

“Sadece seni merak ettim. Nasılsın?” Alya annesine iyice dönerek gülümsemişti.

“İyiyim annem nasıl olayım.” Alya dalgınlıkla yüzükleriyle oynarken Emine hanımın bakışları da kızının parmağında ki alyanslara kaymıştı. Uzanarak kızın elini kavramıştı.

“Cenk oğlumda epey zevkliymiş, yüzüklerin çok güzel.” Alya başını sallarken gözü koruyucudaki kıyafetine takılmıştı.

“Sanırım öyle.”

“Öyle tabi yoksa benim gizli cevherimi nasıl fark edecekti.” Alya annesinin sözlerine gülmeden edememişti.

“Öyle mi neymiş o gizli cevher anne?”

“Sen tabii ki kızım. Sen benim gördüğüm en kıymetli şeysin.”

“Aşk olsun anne diğer çocukların duymasın. Özellikle Arya duymasın.” Emine Hanım kızına gülümseyerek yanağını okşamıştı.

“Onlarda bunun farkındalar güzel kızım. Senin nasıl bir cevher olduğunu kardeşlerin çok iyi biliyor.” Alya annesinin sözleri ile duygulanmıştı. Gözleri ıslanırken kollarını yaşlı kadının boynuna sararak sıkıca sarılıp kokusunu içine çekmişti.

“Asıl cevher sizsiniz anne…”

“Gittiğin yeri güzelleştireceksin kızım. Saygını da sevgini de göstermeyi sakın eksik etme. Biliyorsun yaralı bir adamla evleneceksin. Güzel kalbinle onun kalbini de rahatlat.”

“Bilmiyorum anne sence benimle evlendiğine pişman olur mu?”

Sakın böyle konuşma. Senden daha iyisini mi bulacak. Hem sen farkında değilsin ama damadın kalbini çoktan fethettin sen.” Alya şaşkınlıkla annesine bakarken Emine Hanım çok konuştuğunu düşünerek kapıya yönelmişti.

“Hadi sen uyu güzelim. Eğer damat yarın seni kahvaltıya çıkarmayıp ailenle kalmana izin verirse inan bana çok mutlu olursun. O zaman Cenk’i tam olarak damadım diye kabul ederim.”

“Bu kabul etmemiş haliniz mi anne?” Alya annesine takılırken Emine Hanım omzunu silkeleyerek kapıdan çıkıp gitmişti.  Genç kız giyeceği kıyafetleri de yanına alarak banyoya girmişti.

***

Sabahın ilk ışıklarıyla gözlerini aralayan genç adam yatağından kalkarak üzerine hırkasını geçirip evden ayrılmıştı. Ablası ondan önce kalkıp kahvaltı hazırlamaya başlamıştı. Fırına giden genç adam kalabalık oldukları için iki büyük masa kurmayı düşünüyordu. Bunun içinde en uygun yer Alya’nın teras katıydı. Telefonu eşofmanının cebinden alarak akşam “nişanlım” olarak değiştirdiği numaraya mesaj çekmişti.

“Hayırlı sabahlar uyandın mı?” Cenk fırına girerken az ilerdeki pastanenin de açıldığını görünce keyiflenmişti. Fırından beş ekmek aldıktan sonra birkaç simit alıp pastaneye doğru ilerlerken telefonuna bildirim gelmişti.

“Hayırlı sabahlar uyandım.”

“Kahvaltıyı terasta yapmaya ne dersin. Oldukça kalabalığız, ailen için iki büyük masa kurarız.” Karşıda biraz duraksama sezinleyen genç adam yanlış yapıp yapmadığını düşünmeye başlamıştı.

“Olur ben birazdan hazırlıklara başlayacağım.”

Ablam çoktan birçok şeyi hazırladı. Sadece yukarıya taşınacaklar. Ayrıca sıcak ekmek ve simit aldım. Başka bir isteğin var mı?” Alya’dan cevap alamazken Cenk merak ederek aramaya karar vermişti. Birkaç dakika sonra kedisine doğru hızlı adımlarla gelen kızı görünce gözleri parlamıştı. Siyah saçlarını kafasının tepesinde dağınık topuz yapmış genç kız hırkasına sarılarak yanına gelmişti.

“Hayırlı sabahlar yeniden.”

“Neden geldin ki ben istediklerini alabilirdim.” Alya adama gülümseyerek başını sallamıştı.

“Evde eksikler vardı onları da almam gerek. Market açılmamıştır ama bakkalda vardır.”

“Kendini yormana gerek yoktu,” diyen Cenk yüzünü asmıştı. Alya adamın asılan yüzüne karşılık gülerek ona baktı.

“Çocuk gibi davranmayın hocam. Epey bir şeyler alacağım. Hepsini tutamazdın” ikili önce pastaneye girmiş Alya için zeytinli açma alırken diğerleri içinde karışık açma ve poğaçalar almıştı. Alya şaşkınlıkla genç adama bakarken Cenk onun bakışını yakalasa da bir şey dememişti. İkili bakkala girdiklerinde Alya dediği gibi çocuklar için süt ve bisküvi çeşitleri, ayrıca bir çok bakliyat ve temizlik malzemesi almıştı. İkili elleri kolları dolu bir şekilde eve geldiklerinde Cenk kızla birlikte üst kata çıkmıştı. Emine Hanım kapıda ikiliyi karşılarken durumdan oldukça memnundu.

“Hayırlı sabahlar Emine anne, nasılsın?” diye soran Cenk ilk günden kadının kalbini kazanmıştı.

“Hayırlı sabahlar evladım, ne gerek vardı bu kadar şeye?” diye sorarken Alya annesinin yanağını öperek hızla eve girmişti.

“Babamlar uyandı mı anne?” Alya’nın sorusunu babası yanıtlamıştı.

“Uyandım kızım sen neredeydin?” genç kız salonda ki babasının boynuna sarılarak arkadan yanağını öperken adama cevap vermişti.

“Evde eksikler vardı baba onları aldım.”

“Haber verseydin kızım abinlerde gelirdi seninle:” Ahmet Bey yalancı birkaç çatmayla kızına bakarken Alya gülümseyerek “Cenk ile birlikteydim baba, o da fırına gitmişti,” dedi. Ahmet Bey kızının cevabı ile kısa bir duraksama yaşadıktan sonra başını sallamıştı. Alışması gerekiyordu. Bir kaş dakika sonra Selim ve karısı, Serdar ve Gülşen eve gelmişti. Herkes yavaş yavaş eve doluşurken Alya yengelerine dönerek “Cemile abla kahvaltı hazırlamış onları yukarı taşıyacağız,” dediğinde genç kadınlar hemen kıza ayak uydurmuştu. Selim iki çocuğunu yamacına alarak kadınların rahat dolanması için alan oluştururken dayısı ve Gülten hanımın salona girmesiyle bakışlar ona dönmüştü.

“Hayırlı sabahlar dayı, Gülten teyze?” Selim ve Serdar aynı anda konuşurken diğerleri onlara gülmüştü.

“hayırlı sabahlar yurttan koralar gurubu.” Selim kardeşine göz kırparak sözü almıştı.

“Hayırdır dayı Gülten teyze yüz vermedi galiba ne bu surat asılmış?” dediğinde Gülten Hanım utanarak bakışlarını kaçırmıştı. O sırada Hatice kadın salona girerek torununa onay vermişti.

“Oğlum, kızım siz ne zaman evleneceksiniz? Bakın torunların hepsi gitti bir siz kaldınız.”

“Anne biliyorsun Gülten he derse bu gün nikahı kıyarız ama inadı tuttu.”

“Saçmalama Adnan, o nasıl söz annenin yanında?” Gülten Hanım mahcup bir şekilde yaşlı kadına kısa bir bakış atmıştı.

“Kızım sen neden utanıyorsun? Hem Adnan haklı ne zaman kıyılacak bu nikah? Daha ne kadar bekleyeceksiniz?”

“Anne biliyorsun Efe bu aralar pek iyi değil.”

“Ergenlik atarları onlar siz hayatınızı kurun. Daha fazla geç kalmayın.” Adnan kadına bakarken Gülten Hanım başıyla adamı onaylayarak buruk bir şekilde gülümsemişti. Efe Adnan’ı çok seviyordu ama ne olduysa evliliklerine sıcak bakmamaya başlamıştı.

“Merak etme Gülten ben Efe’yi ikna edeceğim.”

“Oğlumun mutsuz olmasını istemiyorum Adnan, bu yaşıma kadar ben onlar için yaşadım.” Adam kadına hak verirken Gülşen annesi için üzülmüştü. Yıllardır kendileri için saçını süpürge eden annesi mutluluğu sonuna kadar hak ediyordu. Elinde ki tabakları mutfağa götürerek masanın üzerine bırakırken bir yandan da diğer masanın üzerindekileri boşaltarak hazırlık yapmaya başlamıştı. Kızlar el birliğiyle masaları hazırlarken kalabalık bir aile olarak kahvaltıya oturmuşlardı. Arya Ecem’i yedirirken yengesi de iki çocuğunu yedirerek onları salona göndermişti. Büyükler yerlerinde rahatça kahvaltısını yaparken Alya sürekli hizmet ediyordu. Cenk daha fazla dayanamayarak ayağa kalkıp kızın yanına gitmişti.

“Hadi sen otur birkaç lokma bir şey ye,” derken kızın uzandığı çaydanlığı ondan önce kavrayarak boşalan bardakları doldurmuştu. Ocağın üzerinde dört tane çaydanlık kaynamaya devam ederken Cenk’in davranışı aile üyelerinin gözünden kaçmamıştı. Deniz Hanım gururla oğluna bakarken Serdar abisine çay dolduran genç adamı göstererek “Bu şimdiden hanımcı oldu,” diye konuştuğunda Selim kaşlarını çatarak “Örnek al işte, yardım ediyor kardeşimize,” diye ona karşılık vermişti. Gülşen kocasının karnına çaktırmadan dirseğini vururken Serdar karısına dönerek “Hayatım ne yapıyorsun?” diye sordu.

“Sessiz ol Serdar, yaptığın çok ayıp. Ayrıca Cenk hocayı taktir ettim.” Selim karısının sözleri ile gözlerini kısmıştı.

“Sen benden başka kimseyi taktir edemezsin hayatım.” Gülşen omzunu silkerken Cenk çayları doldurup yerine oturmuştu.

“Bundan sonra ne yapmayı planlıyorsunuz?” kahvaltının sonuna doğru gelindiğinde Ahmet Bey sözü almıştı.

“Hangi konuda baba?” Selim babasına bakarken adam Cenk’e bakıyordu. Cenk sorunun kendisine geldiğini anlayınca boğazını temizlemek için yutkunmuştu.

“Ne konuda Ahmet baba?”

“Yeni nişanlandınız biliyorum ama biz gitmeden evlenme konusunda ne düşündüğünüzü öğrenip öyle gidelim. Ne zaman evleneceksiniz, bilelim ki ona göre hazırlıkları hızlandıralım.” Emine Hanım kocasına destek çıkarken Hatice Hanım araya girme gereği duymuştu.

“Ahmet oğlum, biraz acele etmiyor musun? Bu kız hala okuyor. Evlenmek, ev kurmak o kadar kolay mı?”

“Anne ne yapayım, nişanladık şimdide yan yana duracaklar. Söz olmasın?”

“Onu zamanında düşünecektiniz. Şimdi torunuma karışmayın ne istiyorsa onu yapsın. Ne zaman evlenmek istiyorsa gençler o zaman evlendin.” Alya ananesine sevgiyle bakarken Cenk’te kadına hak vermeden edememişti. Nişan zaten aceleye gelmişti. Evliliği de oldubittiye getirmek istemiyorlardı.

“Ben seneye yaza düğünüm olsun istiyorum!” Alya’nın sözleri masada derin bir sessizlik oluşturmuştu.

“Seneye mi?” Emine Hanım şaşkınlıkla sorarken Arya ikizine neden böyle bir şey istediğini anlamak istercesine bakıyordu.

“Çok uzun bir zaman değil mi?” Deniz Hanım sorarken Alya ikizine göz kırparak “Arya ile bizim bir hayalimiz vardı. onu gerçekleştirmek için bu zamana ihtiyacımız var,” dediğinde Arya gözlerini büyütürken Aras tam tersi gözlerini kısarak ikiliye bakmıştı.

“Neymiş o?”

“Zamanı geldiğinde öğrenirsiniz, şuanda söyleyemem. Tabi Arya açıklama yapmak isterse o ayrı.” Arya ikizinin gelinlik meselesinden bahsettiğini hemen anlamıştı. Kendi düğününde Alya kaçırıldığı için hayallerini gerçekleştirememişlerdi. Ama Alya’nın düğününde yeniden gelinlik giyecek olması genç kadını şimdiden heyecanlandırmıştı.

“Çok sevinirim ama bunun için iki ay içinde de düğünü yapabilirsin. Biliyorsun?” diye konuşan Arya ikizinin adında itirazı ile karşılaşmıştı.

“Olmaz, ben yaz düğünü istiyorum.” Cenk neden bu şekilde konuştuklarını anlamamıştı ama Alya’nın kararına saygı duyması gerektiğini düşünüyordu

“Alya ne zamana istiyorsa o zaman düğün olur. Hem bu şekilde rahatça hazırlıkları tamamlarız.” İki annenin de yüzü duyduklarıyla asılmıştı.

“Hayatım Alya neden imalı bir şekilde konuştu?” Arya Aras’a dönerek omzunu silkmişti.

“Bilmiyorum bana neden soruyorsun?”

“Bildiğine eminim. Benden bir şey mi saklıyorsun?” Arya kocasına aşkla bakarken hafif gülümsemişti.

“Eve döndüğümüzde sana bir sürprizim var, bu5rada olmaz Aras.” Genç kadın kocasını iyice meraklandırdığını biliyordu. Ama elinden bir şey gelmezdi. Hamile olduğunu ona yalnızken söylemek istiyordu. Kahvaltıdan sonra erkekler salona geçerken kadınlar da masaları toplayıp bulaşıkları yıkamaya koyulmuştu. Alya okula gitmek için hazırlanırken Cenk’te onunla gideceği için alt kata üzerini değiştirmek için inmişti. Yaklaşık yarım saat sonra Cenk’in arabasında yola koyulan ikili oldukça sessizdi.

“Neden yaza kadar beklemek istedin?” Alya adamın sorusu ile duraksamıştı.

“İstemiyorsan daha erken de yapabiliriz.” Genç kız adamın yüzüne bakarken Cenk başını iki yana salladı.

“Sorun değil, sen ne zaman istersen o zaman düğün olur. Hem bu zaman içinde birbirimizi daha iyi tanırız.” Alya önüne dönerken okula giden yoldan saptıklarını fark edince müdahale etmişti.

“Okulun yolunu mu unuttun?”

“Hayır, bu gün birlikte zaman geçirelim istedim. Ders saati bitince eve geçeriz.” Alya şaşkın bir şekilde genç adama bakarken Cenk onun şaşkın ifadesine gülümsemişti.

“Çok ayıp madem derse girmeyecektik ailemle kalabilirdik.”

“Biliyorum ama sen nasılsa derse gireceğim diye okula gidecektin. Ben de fırsatı değerlendiriyorum. Ailen varken seni kahvaltıya çıkaramazdım.” Alya adamın sözlerine gülmeden edememişti. Başını iki yana sallayarak anı yaşamaya karar vermişti. Cenk genç kızı daha önce gitmediği parkın içinde bir kafeye götürmüştü. Dışarıda duran masalardan birine geçen ikili karşılıklı otururken genç adam derin bir nefes almıştı.

“Harika bir hava var.” Alya adamı onaylarken yanlarına gelen garsona kahve siparişi vermişlerdi.

“İlerde gitmek istediğin bir yer var mı?” Alya anlamaz bir şekilde genç adama bakarken Cenk devam etmişti. “Bakma bana öyle, tatil günlerimizde gezmek için fikir edinmeye çalışıyorum. Seni bilmem ama ben yıllık iznimde iki hafta muhakkak farklı yerler gezmeyi severim.”

“Öyle mi bende severim ama şuanda gitmek istediğim bir yer yok. İlerde arkadaşlarımla araştırma alanını gezmeyi planlıyordum ama sanırım gerçekleşmesi mümkün görünmüyor.”

“Neden?” genç kız adamın sorusuyla sessizleşmişti. Cenk onun neden sustuğunu anlarken soluğunu dışarıya bırakarak kızın gözlerinin içine bakmaya başladı.

“Alya, evlilik senin tutsak olacağın anlamına gelmiyor. Makul olduğu sürece her türlü isteğinin arkasında olacağımı bilmeni isterim. Eğer bu geziler senin için önemliyse gitmelisin.”

“Ama evlenince seni geride bırakamam…”

“Belki de bırakmak zorunda kalmazsın, belki bende seninle gelirim.”

“Gerçekten mi?” Alya heyecanla sorarken Cenk kızın parlayan gözlerine bakıp gülümsemişti.

“Gerçekten, eşler birbirinin yanında olmalı Alya, bende her zaman senin yanında olup sana destek olacağım.”

“Teşekkür ederim.” Kahveleri gelince ikili bir süre sessizce kahvelerini içmiş sonrada kendileri hakkında sorular sormuş, bilmedikleri soruları cevaplamışlardı.

 “Saat epey oldu kalkalım mı?” Cenk’in kolunda ki saate bakmasıyla genç kız da masanın üzerindeki telefonun saatine bakmıştı.

“Eve geç kaldık, zaman nasıl geçti anlamadım.”

“Seninle sessizlik bile huzur veriyor Alya, bunu tekrarlayalım.” Alya adamın itirafı ile ne söyleyeceğini bilememişti. Kızaran yanaklarını saklamak için başını eğerek ikinci kahvesinden son yudumunu almıştı.

“Hadi kalkalım.” Cenk hesabı öderken ikili arabaya doğru ilerlemişti. Alya takip edildiğine dair bir ürpertiyle arkasını dönerek baktığında kendisini tehdit eden adamı görünce dişlerini sıktı. Elleri iki yanında yumruk olurken bu durumun çok ileri gittiğini düşünerek Cenk’e dönmüştü.

“Buradan polis merkezine gidelim mi?”

“Elbette, bir sorun mu var?” Alya Cenk’e söyleyip söylememekte kararsız kalsa da ondan saklamayı uygun bulmadığı için açıklama yapmak zorunda hissetmişti.

“Kenan hocanın oğlu sürekli peşimde, beni takip ediyor.” Cenk kızın sözleriyle hızla etrafına bakınmaya başlamıştı.

“Nerede?” Cenk dişlerinin arasından tıslarken adamın hızlı bir şekilde bir arabaya bindiğini görünce başıyla işaret etmişti.

“Şu arabaya bindi, uzaklaşıyor.” Cenk arabanın şoförüne bakarken tanıdık gelen yüzle hızla Alya’ya dönmüştü.

“Bu adam alışveriş merkezinde ki adam değil mi?”

“Öyle, orada da karşıma çıkmıştı.” Cenk kızgın bir şekilde genç kıza bakmıştı.

“Bunu neden daha önce söylemedin? Adam sürekli etrafında ve ben bunun farkında bile değilim.” Diye kendine kızan adam Alya’nın iç çekmesine neden olmuştu.

“Özür dilerim. Başının benim yüzümden belaya girmesini istemiyorum.”  Cenk kızın önünde durarrak kendisine bakmasını sağlamıştı.

“Alya, beni düşünmeyi bırak artık. Burada önemli olan senin güvenliğin… O aile olanlardan hiç pişmanlık duymuyor ve bu beni daha çok korkutuyor. Sana bir şey olmasına izin veremem.”

“Sakinleş Cenk, herkes bize bakıyor.” Cenk farkında olmadan sesini yükseltmişti.

“Özür dilerim sana bağırmak istememiştim. Ama beni de anla sana bir şey olacak korkusunu içimden atamıyorum.” Alya adamın her sözünde daha da şaşırıyordu. Cenk’in bu kadar korumacı bir yapısı olduğunun farkında değildi.

“Cenk bu durumdan evdekilerin haberi olmasını istemiyorum. Lütfen aramızda kalsın.”

“Mümkün değil, abilerinin bilmesi gerek.” Alya yüzünü asarken genç adam ona sarılmamak için kendisini zor tutuyordu.

“Hadi gidelim lütfen, bu konuyu sonra konuşuruz.” Alya konuyu kapatmak istese de Cenk’in kapatmaya hiç niyeti yoktu. Kaybedecek bir şeyleri olmayan insanlardan her zaman korkulurdu. Ne Ayfer ne de Kenan denen adamın kaybedecek bir şeyi kalmamıştı.  En önem verdikleri şeyi, unvanlarını ve saygınlıklarını kaybetmişlerdi. İkili arabaya binerek yola çıktığında Cenk arabayı polis merkezine doğru sürmeye başlamıştı. Bir yandan da Han’ı arayarak durumu anlatmıştı. Han Alya’nın dediği günlerde adamın onun karşısına çıktığı anların kamera görüntülerini alarak delil dosyasına koyarken Alya ve Cenk adamdan şikayetçi olarak eve doğru yola çıkmıştı.

****

“Kızım nerede kaldınız, çok merak ettik.” Emine Hanım kızını kapıda karşılarken Alya gelirken Cenk’in aldığı tatlıyı annesine uzatarak ayakkabılarını çıkarmaya başlamıştı.

“İşimiz biraz uzun sürdü anne bir şey mi oldu?”

“Merkezden abini aradılar, ne işiniz vardı polis merkezinde?” Emine Hanım sorarken Alya abisinin her yerde arkadaşı olmasından korkmaya başlamıştı. bu şekilde kendini hiç rahat hissetmiyordu.

“Dava ile alakalıydı anne önemli bir şey yok.”

“Peki sen öyle diyorsan öyledir. Ama abin ona haber vermedin diye çok sinirlendi.”

“Ben onun gönlünü alırım anne, nerede şimdi abim?” Alya salona geçerken evde sadece annesi ve ananesinin olduğunu görünce şaşırmıştı.

“Çay yapmıştım içer misin Alya?”

“Yon anne, diğerleri nereye kayboldu?”

“Arya ve diğerleri gezmeye çıktı. Çocukları da yanlarına aldılar. Erkekle de kahveye kadar gitti. Abin evdeydi telefon gelince hışımla gitti.”

“Anladım, ben odama çekiliyorum anne biraz dinlenmem gerek.” Emine Hanım itiraz edemeden genç kız hızla odasına gidip yatak takımlarını giyerek uyku durumuna geçmişti. Gözlerini kapatsa da sürekli aklına Cenk’in gün boyu kendisine olan düşünceli hareketlerindeydi. Özellikle her durumda ona destek olacağını söylemesi genç kızı mest etmişti. Adamı düşünmek bile kızın kalbinin deli gibi atmasına neden oluyordu. bir elini kalbinin üzerine koyarak sakinleşmeye çalıştı.

“Senin neyin var böyle?”

“Kime soruyorsun?” Alya kapıdan gelen sesle ürkerek hızla yerinden kalkmıştı.

“Akasya sen ne zaman geldin?” genç kız arkadaşının yanına giderek onun gibi yatakta uzanmıştı.

“Yeni geldim, Emine teyze uyuyacağını söylemişti. Ama sen konuşuyordun.”

“Sorma bu gün çok garipti. Neyse beni boş ver de yengen nasıl oldu onu söyle?”

“İyi çok şükür. Bu gün hastaneden çıkardık. Görmen lazım Alya evdeki herkes üzerine titriyor. Abim henüz aramadı arayınca ona da olanları söyleyeceğiz.”

“:Çok sevinecektir.” Akasya başını sallayarak iyice gözlerini kapatmıştı.

“Bende çok yorgunum. Ev curcuna yeri, haberi duyan tebrike geldi. Zor kaçtım ellerinden.” Kızın gözleri kapalı bir şekilde konuşması Alya’yı güldürmüştü.

“Dün gelmeni çok isterdim. Akşam gerçekten güzeldi.” Akasya aklına yeni gelmiş gibi hızla yerinden kalkmıştı. Alya’nın yüzüklü elini alarak kızın parmağında ki yüzükleri incelerken farkında olmadan uzun bir ıslık çalmıştı.

“Alya bu ne?”

“Basit bir yüzük!” Akasya kızın cevabıyla gözlerini devirmişti.

“Basit bir yüzük mü? Bu hayatımda gördüğüm en zarif yüzük. Cenk hoca gerçekten zevkliymiş.”

“Herhalde kızım beni seçtiğine göre,” diye şaka yapan kız kapıdan kendilerini dinleyen adamı da güldürdüğünden habersizdi. Onların kalbi birbirine bağlandığında ikisi de bu bağın kopmayacağını çok geçmeden anlayacaktı.

****

Yorumlarınızı eksik etmezseniz sevinirim. Yarın bir aksilik olmazsa yeni hikaye SEVGİYE SUSAMIŞ KALPLER için tanıtım yayınlayacağım.

LÜTFEN REKLAMA TIKLAMADAN ÇIKMAYINIZ. BU SİTENİN ETKİLEŞİMİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ. SADECE BİR REKLAMA TIKLAYINIZ FAZLASINA TIKLAMAYINIZ.

38. BÖLÜM <<<<<——->>>>>> 40. BÖLÜM

25010cookie-checkGelincik Çiçeği 39. Bölüm