Ağustos 26, 2022 Yazarı mermaridyy 12

Cesur 38. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Elimde olmayan nedenlerden dolayı bölüm gecikti. Umarım bölümü beğenirsiniz. Lütfen bölüm başındaki ve sonunda ki açıklamaları okuyunuz! Keyifli okumalar.

****

Genç adam son yumruğunu savurarak kenardaki havlusuna uzandığında karşıdan kendisine imalı bir şekilde gülümseyen genç adamı görünce kaşlarını çatmıştı. Asaf spor kıyafetleri içinde adama doğru ilerlerken Serdar yüzünü ve ensesindeki teri silerek Asaf’a döndü.

“Geç kaldın bu gün?”

“Uzun zamandır gelmiyordun neden benim gecikmeme takılıyorsun ki?” Asaf’ın cevabı ile Serdar gülümsemişti.

“Sende biliyorsun bu aralar oldukça yoğun geçiyor hastane.” Asaf başını sallayarak az önce Serdar’ın yumruk attığı kum torbasına sert bir yumruk atmıştı.

“Evet biliyorum. Nasıl oldu da bu gün uğradın?” Serdar sıkıntıyla nefesini dışarıya vererek kenardaki suyuna uzanmıştı.

“Canım biraz sıkkındı o yüzden kafa dağıtmam gerekiyordu.”

“Konuşmak ister misin?” adamın sorusuyla Serdar başını iki yana sallamıştı.

“Konuşulacak bir şey yok.” Serdar duş almak için salondan çıkarken Asaf’ta onu takip etmişti. Genç adamın lafı geçiştirmesinden hoşlanmamıştı. Adamı takip ederken Serdar havlusuyla duş bölümüne girip üzerindeki terden arınmaya başlamıştı.

“Beni geçiştirme Serdar, hani aramızda sır olmayacaktı.” Duşun kapısında durarak içerdeki adama seslenen Asaf konunun peşini bırakmaya niyeti olmadığını belli etmişti.

“Abi kafamı toplamadan konuşmak istemiyorum.” Serdar içeriden konuşurken Asaf kapıdan devam etmişti.

“Konunun Ayşem ile alakası var mı?” içeride kısa bir sessizlik olduktan sonra Serdar cevap vermişti.

“Neden Ayşem ile alakalı olduğunu düşündün? Ablam ile alakalı da olabilirdi.”

“Ablanla alakalı hiçbir konu seni bu kadar çıkmaza sokmaz Serdar, bunu bilecek kadar seni iyi tanıyorum.”

“Cesur abiyle evlenmeye karar verdi. Belki de bundan hoşlanmamışımdır.”

“Saçmalama Serdar sen ablan mutlu olsun diye Cesur’u kaçırıp zorla evlendirecek kadar ablanın mutluluğu için çalışırsın.” Serdar adamın sözlerine kendini tutamayarak kahkaha atmıştı.

“O kadar belli mi ettim.”

“Konu bu olmadığına göre sorun başka olmalı. Ayşem sana bir şey mi söyledi?” duşta su sesi kesilerek genç adam beline sardığı havluyla dışarıya çıkıp soyunma kabinine girmişti.

“Babası ile ablam evleneceği için ona yakın davrandığımı düşünüyor.” Asaf adamın itirafı ile gülmeden edememişti.

“Peki öyle mi? Bu yüzden mi her fırsatta onun yanındasın, her derdinde yardımcı olmaya çalışıyorsun?” Serdar pantolonunu giymiş bir şekilde elinde tişörtüyle kabinden dışarıya çıkmıştı. Bir yandan tişörtünü giyerken diğer yandan adamı terslemişti.

“Saçmalama Asaf, ne alakası var. Ayşem çok zeki ve çalışkan bir kız. Onu yanımda tutmaya çalışmamın başka nedeni yok.”

“Emin misin?”

“Neden emin miyim?”

“Ayşem sırf çalışkan diye mi onu sürekli yanında tutuyorsun? Hastanede başka ebelerde var ama sen hastalarına genelde Ayşem’in bakmasından yanasın.”

“Ayşem’i hiç hastalarla bir arada gördün mü?” Asaf başını iki yana sallarken Serdar’ın ciddi ifadesine şaşırmıştı. “Gör ondan sonra bu soruyu yeniden sor bana.”

“Yani başka özel bir sebebi yok?” Asaf ısrar ederken Serdar bakışlarını kaçırarak kirlilerini el çantasına koymaya başlamıştı.

“Yok elbette.” Asaf adama inanmış gibi yaparak gülümsemişti.

“Sen öyle diyorsan öyledir. Ama bu gün bir şey duydum. Şu yeni gelen asistan doktor, Ayşem ile fazla ilgiliymiş. Hastane bunu konuşup duruyor.”

“O konuşanların başka işi yok mu? O çocuğu da gözüm hiç tutmadı.”

“Ama Ayşem ile bir geçmişi varmış:”

“Başlatma geçmişinden!” Serdar’ın ani çıkışı ile Asaf tek kaşını yukarı kaldırarak genç adama imayla bakmıştı. Serdar yanlış bir tepki verdiğini düşünerek hemen düzeltmek istese de Asaf’ın onu dinlemeye niyeti yoktu. “Abi yanlış anladın!” Serdar dönüp giden adamın peşinden giderken Asaf omzunu silkeleyerek “Doğru anladığıma eminim Serdar. Sana abi tavsiyesi, geç kalırsan kaybedersin.” Asaf spor salonuna girerken Serdar arkasından bakmıştı.

“Bir şeyler yemeye gidelim mi?” genç adam gülerek adama cevap vermişti.

“Yakında düğünüm olacak, yengene fit görünmem gerek,” dediğinde Serdar şaşkınlıkla adamın arkasından bakmıştı.

“Ne yengesi, kan bağımız olmasa da Çisil benim ablam sayılır. Ona göre ayağını denk al damat bozuntusu.” Serdar genç adamın arkasından seslenirken Asaf kahkaha atarak ona karşılık vermişti. Serdar çantasını alarak salondan çıkarken aklında ablasıyla yaptığı konuşma gelmişti. Ayşem’in ağladığını bilmek canını sıkıyordu. Onunla konuşmak istese de buna cesareti yoktu. Günler ne gösterirdi bilmiyordu ama Ayşem ile aralarına bir mesafe koymaya karar vermişti.

****

Yaşlı kadın arı gibi masayı donatmaya devam ederken iki kızı da ona yardım ediyordu. Kendini iyi hissettiği zamanlarda ailesine yemek masasını her zaman kendi hazırlamayı severdi.

“Anne sen otur artık çok yoruldun!” Çisem annesine dinlenmesini söylerken Ayşem Hanım kızına bakarak anaç bir şekilde gülümsemişti.

“Asıl sen yorgun görünüyorsun, Cihangir bu aralar daha iyi sanki. Eskisi kadar sesini duymuyorum.”

“Öyle uykusu daha bir düzenli olmaya başladı sanki ama bazen belli de olmuyor.”

“İyi bari yavrum ne çabuk büyüyor.” Çisem annesine gülümseyerek salona giren kardeşine bakmıştı. Çisil eve geldiğinden beri oldukça durgundu. Aklında hala Asaf’ın ailesiyle alakalı öğrendiği gerçekler vardı. Genç adamı basit bir doktor olarak düşünürken geniş ve köklü bir aşiret mensubu olması onu düşündürüyordu.

“Sorun ne Çisil neden durgunsun?” Çisem kardeşine sessizce sorarken Çisil dudaklarını oynatarak “Sonra anlatırım,” dedi. Aile üyeleri bir bir yemek salonuna girerken Cesur elini tuttuğu genç kızın sandalyesini çekerek oturmasına yardım etmişti.

“Cesur annenin yanında yapma lütfen.” Genç kadın utanarak bakışlarını kaçırırken Cesur umursamaz bir şekilde gülümseyip kadının yanağını öpüp konuşmuştu.

“İnan bana onlar bizi bu şekilde görünce daha mutlu oluyordur.” Aylin masanın başında oturan yaşlı kadına kaçamak bir bakış atarken kadının yüzündeki gülümsemeyi görmüştü.

“Yine de beni utandırma lütfen.” Cesur genç kadının yanında ki sandalyeyi çekerek oturmuştu. Servet beyde yerine oturduktan sonra gözü Ayşem’in boş olan sandalyesine takıldı.

“Torunum nerede?” Cesur babasının sorusuyla ona dönmüştü.

“Ayşem biraz yorgundu baba erkenden yattı.” Servet Bey bu durumdan hoşlanmamıştı. Torunu her akşam o masada oturmak zorundaymış gibi hissediyordu.

“Neden hastanede çok çalışmasına izin veriyorsun?”

“Baba ben ne yapabilirim? Torunun çalışmayı seviyor.” Servet Bey yüzünü asarak önüne dönmüştü. gün boyu genç kızı göremediği için huysuzluk ediyordu.

“Sabah işe gitmesin, dede torun vakit geçirelim.” Çisem ve Çisil şaşkınlıkla bir birine bakarken Cesur bıyık altından gülerek kız kardeşine bakmıştı. Aylin’e hafif dokunarak kıskançlıktan kızaran Çisil’i gösterdiğinde gülmemek için kendini zor tutuyordu.

“Ne demen dede torun vakit geçirelim? Biz neden gelmiyoruz?” Çisil’in araya girmesiyle Cesur Aylin’e göz kırpmıştı.

“Sizinle çok vakit geçirdim Çisil, siz işinizin başına dönün. Ben torunumla gezeceğim.”  

“Ama baba…”

“Ayşem Hanım kızına bir şey söyle kıskanmayı bıraksın. Koca kız oldu hala küçücük kızı kıskanıyor.”

“Küçücük kız mı? Ayşem kazık kadar oldu baba!” diye kıskançlıkla konuşan Çisil babasının kaşlarının çatılmasına neden olmuştu.

“Aramıza girme Çisil, sizin alışveriş yapmanız gerekmiyor mu? Asaf oğlumlar haftaya istemeye gelecekler.” Çisil şaşkınlıkla babasına bakarken Çisem de “Haftaya mı geliyorlar?” diye sordu. Adam ağzına bir lokma atarak başını sallamıştı.

“Benim niye haberim yok?” Çisil elindeki kaşığı kenara bırakarak sormuştu.

“Ben biliyordum sana söyleyecektim.” Ayşem Hanım kızını cevaplarken Çisil annesine dönerek konuşmuştu.

“Anne istemeye gelecekleri gün söyleseydin?”

“Annenin üzerine gitme Çisil, kadın gün boyu çok yoruluyor. Unutmuş işte ne var bunda?”

“Baba, evde çalışanlarımız var ama annem hala evin her işine yardım etmeye devam ediyor.”

“Ne yapayım kızım boş mu durayım?”

“Boş durma ama bu kadar da yorulma. Ablama Cihangir’e bakmasında yardım et yeter.” Çisil’in sözlerine ablasından karşılık gelmişti.

“Annem zaten yeterince bana yardım ediyor Çisil, fazlasına gerek yok.” Çisil yüzünü asarak yemeğine devam ederken Aylin sessizce onları dinlemişti.

“Serdar neden bu akşam gelmedi?” Servet beyin sorusu ile Aylin yaşlı adama dönmüştü.

“Bu gün çok yorgundu baba eve geçecek.” Aylin’in baba demesi ailenin hoşuna giderken Cesur masanın altından kadının elini tutarak gülümsemişti.

“Söyle ona akşamları yemeğe gelsin. Evde tek başına kalmasın.”

“Yarın zaten bende gideceğim. Tehlike geçtiğine göre eve geçmem daha doğru olacaktır.” Aylin’in sözleri ile Çisem gözleirni kaçırmıştı. Genç kadının sözlerinde art niyet olmasa da Çisem ailesine karşı mahcup hissediyordu.

“Neden gidiyorsun ki burada kalmaya devam et işte.”

“Bu doğru olmaz Cesur, eve geçmem en iyisi…”

“Ama…”

“Karışma kızıma Cesur, Aylin doğru söylüyor. Sen kızla uğraşacağına ne zaman düğün yapacaksınız onu düşünün. Hazırlıklara başlamak gerek.”

“Bana kalsa hemen bu ay düğün yapalım diyorum ama Aylin kabul etmiyor.”

“Bu ay mı? Oğlum ne yaptın hiçbir şey yetişmez.” Ayşem Hanım genç adama kızarak konuşmuştu.

“Anne bu işlerle ilgilenen organizatörler var artık. Sen paradan haber ver.” Aylin genç adama şaşkın bir şekilde bakarken başını iki yana sallamıştı.

“Peki ev ne olacak?”

“Aylin beğenirse benim daireyi yeniden düzeriz. Olmazsa başka daire bakarız.” Aylin adamın sözlerine karşılık “Benim için fark etmez Cesur,” dediğinde Ayşem Hanım gülümseyerek genç kadına bakmıştı.

“Öyle şey olur mu kızım, içinde siz yaşayacaksınız. Ev önemli…” dediğinde Aylin buruk bir şekilde önüne dönmüştü. Onlar kardeşiyle her zaman yalnız yaşamışlardı. Büyük bir aileleri olmamıştı. Belki Cesur2un da büyük bir ailesi yoktu ama iki kişiden daha kalabalıklardı. Sessiz kalan genç kadın aklından geçenleri Cesur ile tek başına konuşmak istiyordu.

“Rahat bırakın kızı, onlar kendi aralarında hallederler kalacak yerleri.” Ayşem Hanım derin bir iç çekerek konuşmuştu.

“Ah Servet Bey keşke bizimle yaşasalar ne güzel olurdu.  Onlar gidince koca ev yine boş kalacak.” Kadının sözleri ile Aylin’in gözleri parlamıştı. Yaşlı kadının sözleri genç kadının kalbinden geçen dileğiydi.

“Eğer Cesur için sorun olmazsa sizinle yaşamak beni mutlu eder!” Aylin’in sözleri masada şaşkınlık oluştururken Cesur genç kadına ciddi olup olmadığını anlamak için bakıyordu.

“Sen ciddi misin?”

“Neden olmasın, her zaman kalabalık bir ailem olsun istemiştim.”

“Bu öyle hemen verilebilecek bir karar değil Aylin. Annem istedi diye burada kalmak zorunda değiliz.”

“Cesur haklı kızım, ben içimden geçeni söyledim. Bana bakma sen nerede yaşamak istiyorsan orada ev düzeriz size. Yeter ki siz mutlu olun.”

“Ben ciddiyim Ayşem anne, eğer size yük olmayacaksak sizinle yaşamayı çok isterim.” Cesur genç kadına hayranlıkla bakarken sessiz kalmayı seçmişti. Ayşem hanımın gözleri dolarken başını hızla olumlu bir şekilde sallayarak “Çok sevinirim kızım. Oğlumda torunum da yanımda olacak, gelin değil kız alıyorum daha ne isterim ki?” Aylin utanarak bakışlarını kaçırırken herkes yemeğine dönmüştü. Sessizce yemeklerini yedikten sonra çay saati için hep birlikte salona geçtiler. Akşam oldukça neşeli geçmişti.

****

Genç adam koşturarak hastane koridorlarında ilerlerken elinde ki test sonuçlarını yetiştirmeye çalışıyordu.

“Nereye koşturuyorsunuz böyle? Yardımcı olabilir miyim?” hemşirelerden biri adama bakarak elindeki kâğıda bakmıştı.

“Doktor Serdar Bey odasında mı?”

“Biraz önce kantine indi,” diye cevap veren hemşireyle genç adam yönünü kantine çevirmişti. Acile getirilen hastanın belirtilerinden şüphelenerek test yaptırmış alanında uzman bir doktordan fikir almak istemişti. Kantinden içeriye girdiğinde etrafa bakınarak Serdar’ın hangi masada olduğunu anlamaya çalışmıştı. Genç adamı görünce hızlı adımlarla ona doğru ilerledi. İyice yaklaştığında ise başını kaldıran adamla göz göze gelmişti.

“Hocam bir hasta hakkında fikrinizi almak istemiştim.” Serdar çayından bir yudum alarak kendisine tedirgin bir şekilde bakan Serkan’a bakıp elini uzatmıştı. Kişisel meselelerini mesleğine asla yansıtmazdı.

“Dosyayı alayım.” Serkan dosyayı adama uzatarak endişeyle beklemişti. Test sonuçlarına bakan genç adamın kaşları çatılırken başını kaldırarak Serkan’a baktı.

“Hasta nerede?”

“Acilde yatıyor hocam, belirtiler çok bariz ama…”

“Ama tedavi uygulanmamış.” Serdar yerinden kalkarak öne geçerken Serkan hasta hakkında bilgi veriyordu. Son olarak hastanın ‘on altı yaşında,’ olduğunu söylediğinde genç adam olduğu yerde durmuştu.

“Ne dedin az önce?”

“Hastamız on altı yaşında hocam. Ya hamile olduğunu bilmiyordu ya da ailesinden sakladı.” Serdar dişlerini sıkarak adımlarını hızlandırırken oldukça endişeliydi. Testler pek iç açıcı değildi. Üstelik ultrason sonuçları da kötüydü.

“Aile burada mı?”

“Evet hocam, acilin önünde bekliyorlar.” Serdar acil bölümünden hızla içeriye girerek Serkan’ın yönlendirmesiyle hastanın yanına ulaşmıştı.

“Merhaba Derya kendini nasıl hissediyorsun?” genç kız Serdar’ın sorusuyla acı içinde ona bakmıştı.

“Çok acıyor doktor abi, ne olur bana yardım edin.”

“Tamam canım şimdi karnına bir bakalım.” Serdar seyyar ultrason aletiyle genç kızın karnını kontrol ederken yüzü iyice asılmıştı.

“Derya hamile olduğunu biliyor musun?” Serdar’ın sorusuyla genç kızı rengi atmıştı.

“Ben mi, ama nasıl olur?” küçük kız korkuyla adama bakarken Serdar kızın tepkisine şaşırmıştı.

“Şuanda ultrasonda hamile görünüyorsun Derya, bunu sana kim yaptı?” Serdar kızla sakinleştirici bir ses tonuyla konuşurken genç kız ağlamaya başlamıştı.

“Vallahi ben bir şey yapmadım doktor abi. Ben hamile olamam ki. Mümkün değil,” dediğinde Serdar şüpheyle Serkan’a bakmıştı. Genç adamın yaptığı testlere yeniden baktığında sonuçlarda bir sorun olmadığını görmüştü.

“Emin misin Derya? Birliktelik yaşamdın mı?” kız hızla başını iki yana sallayarak cevap vermişti.

“Yok doktor abi, ailem duyarsa beni öldürür.” Serdar testlerin yenilenmesini isteyerek kızı kendi katına alırken ailesine test sonuçlarının henüz çıkmadığına dair bilgi verilmişti.

“Hocam ne yapacağız?” Serkan şaşkın bir şekilde Serdar’a bakarken eğer kız hamileyse polise haber vermeyi düşünüyordu. Reşit olmayan bir çocuğun isteği dışında hamile kalmış olabileceğini düşününce iki adamın da içi ürpermişti.

“Şimdilik ailenin bilgisi olmasın. Emin olduktan sonra bir şekilde söyleyeceğiz. Olmazsa sosyal hizmetlere haber veririz.” Serkan başını sallarken yanlarından geçen hemşirelerden birini durduran Serdar “Ayşem hanıma söyleyin yeni yatış yapan hastayla ilgilensin,” dediğinde hemşirenin “Ayşem Hanım bu gün hastaneye gelmedi,” cevabıyla duraksamıştı.

“Gelmedi mi?”

“Evet hocam Ayşem ebe bu gün hastaneye gelmedi.” Serdar aldığı cevaptan hoşlanmamıştı. Ayşem’in nöbeti yoktu. Üstelik izin günü de değildi. Neden gelmediğini merak etse de soracak kimsesi yoktu.

“Anladım, o zaman Şeyda ebeye söyleyin o ilgilensin.”

“Peki Doktor Bey,” diyerek hemşire oradan ayrılırken serdar düşünceli bir şekilde odasına geçmişti. Gün oldukça yoğun geçerken çıkan sonuçlardan sonra kızın hamile olmadığı rahminde büyük bir kitle olduğu anlaşılmıştı. Acil ameliyata alınan genç kız ameliyat sonrası odasına alınırken genç adam yorgun bir şekilde yeniden odasına dönmüştü. Serkan ilk ameliyatına girdiği için oldukça mutluydu. Serdar adamın sürekli yanında sırıtmasından hoşlanmayarak onu uzaklaştırırken gece kızı kontrol altına tutması için görev vermişti.

****

“Yorgun görünüyorsun, zor bir ameliyat mıydı?” Asaf elinde kahve ile odaya girerken Serdar yorgunluktan yüzünü sıvazlayarak başını sallamıştı.

“On altı yaşında bir kızın rahminin yarısını almak zorunda kaldık. Gerisini sen düşün.”

“O kadar kötü müydü?” Serdar üzgün bir şekilde yeniden başını sallamıştı. Serdar elindeki kahveyi masaya bırakarak masanın önündeki sandalyeye çökmüştü.

“Bazen iyi ki ortopedi okudum diyorum.” Asaf’ın sözleri ile Serdar gülmüştü.

“Bu gün acil yoğun muydu? Duyduğuma göre yine acile alınmışsın.”

“Bilmiyorum, Cesur beyle konuşmam gerek. Benim acilde ne işim olur?” Asaf isyankar bir şekilde konuşurken Serdar kahvesinden bir yudum alarak sormuştu.

“Cesur Bey bu gün hastanede miydi?” Asaf adamın sorusunu anlayamasa da cevap vermişti.

“Adam sabahtan beri ameliyattan çıkmadı. Beş ameliyat yaptı. Onun bu enerjisine hayranım doğrusu.”

“Öyle mi? Bu gün onu hiç görmediği için onun da gelmediğini düşünmüştüm.”

“Başka kim gelmedi ki?” Asaf kendisi sorusunun cevabını bilse de genç adamdan duymak istemişti.

“Ayşem de hastaneye gelmedi bu gün. Kendini iyi hissetmiyor sanırım.” Asaf adamın sözleri ile sabah duyduğu haberi söylemeye karar vermişti.

“Senin haberin yok mu? Ayşem artık hastanede çalışmayacak. Sınava mı ne hazırlanacakmış.” Serdar aldığı haberle kaşlarını çatarak karşısında ki adama bakmıştı.

“O nereden çıktı?” Asaf omzunu silkeleyerek cevap verdi.

“Bilmem Çisil öyle söyledi. Ayşem dün gece bir karar vermiş. Yeniden üniversiteye hazırlanmak için hastanedeki işini bırakmış sabah kahvaltıda ailesine söylemiş.”

“Öyle mi bilmiyordum.” Serdar’ın yüzü asılırken ablasının neden kendisine haber vermediğini düşünüyordu. Bir yandan da bu kararda kendi davranışının etkili olup olmadığını düşünmeden edememişti.

“Peki okul işi olmazsa ne yapacak onu da söyledi mi?”

“Çisil’e sormadım ama buraya geri döner sanırım.” Serdar’ın içi sıkılmaya başlamıştı. Genç kız işe gelmeyecekse onu göremeyecekti. Bu durumu düşündükçe Serdar’ın içi daha da sıkılmaya başlamıştı. Aldığı kararlarla çelişen genç adam sessizleşirken Asaf onun her bir ifadesini kaçırmadan izliyordu. Başını iki yana sallayarak yerinden kalkan Asaf kapıya yöneldiğinde kısa bir an duraksayarak konuşmuştu.

“Pişman olacağın davranışlardan kaçınmalısın dostum. Kaybetmemek için elini çabuk tut!

-***–

Bir aksilik olmazsa yarın bir bölüm daha gelecek. Lütfen yorumlarda beni yalnız bırakmayınız. Teşekkür ederim.

NOT: LÜTFEN ETKİLEŞİM İÇİN TEK REKLAMA TIKLAYINIZ.

37. BÖLÜM <<<<<——>>>>> 39. BÖLÜM

25042cookie-checkCesur 38. Bölüm