Dilay Hanım 40. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bu akşam bölümü geç yayınlayacağım bildirimini yapmıştım. Görenler biliyordu ama soranlar olmuş yine. Bu gün gerçekten sinirlerim bozuldu. Google site hesabımı kapatmış. Site artık reklam alamıyor maalesef. Ayrıca erişim hesabımda aynı olduğu için sitede paylaşımda zorlandım. Ne olur bilmiyorum ama bir yol bulmaya çalışacağım. Neyse bölüm kısa oldu. Keyifli okumalaR!

***

Selim bir süredir kardeşinin söylediklerini düşünürken genç kızın seslenmesiyle kendisine gelmişti. Ne olduğunu anlamak için Gece’nin yüzüne bakarken Gece derin bir nefes aldı.

“Bu kadar derin ne düşünüyorsun?” Selim kızın doğrulmasına yardım ettikten sonra yanı başına oturmuştu.

“Bizimkileri. Uzun süre onlardan ayrı kaldım şimdi de onlara yeniden ayak uydurmaya çalışıyorum. Zaman çok çabuk geçse de çoğu şeyi değiştirmiş gibi.”

“Hiç bir şey eskisi gibi kalmıyor Selim. Sadece zamana ayak uydurman gerekecek. Tabi değerlerinden ödün vermeden.” Kızın sözleri ile genç adam gülümsemişti.

“Haklısın, neyse beni bırakta sen kendini nasıl hissediyorsun? Ağrın sızın var mı?” Gece başını iki yana sallayarak “Yok,” dedi.

“Canın bir şey çekiyor mu gidip alayım?” Gece yine başını sallamıştı. Genç adamın çabalamasına gülümsemeden edemedi. Birkaç dakika sonra ise odaya Gece’nin kardeşi Enes girmişti.

“Abla nasıl oldun?” genç delikanlı hızla yatağa ulaşmıştı. Tedirgince ablasına bakarken ona sarılıp sarılmama konusunda kararsız kalmıştı. Onun kararsızlığını anlayan genç kız kollarını açarken Enes dikkatli davranarak kıza sarılmıştı.

“Çok korktum abla. Sende beni bırakıp gideceksin diye çok korktum.” Genç kız onu anlayabiliyordu. Kendisi de Enes’e bir şey olacak diye çok korkuyordu.

“Buradan çıkınca çiftliğe gideceğiz. Sen iyi olana kadar bizde kalacaksınız.”

“Olmaz öyle şey,” diye araya giren Gece, Selim’in kaşlarının çatılmasına neden olmuştu.

“Ne demek olmaz, bu halde evde tek başına ne yapacaksın? Üstelik Enes sana yardım edemeyecek kadar küçük.” Enes Selim’e şüpheyle bakarken ablasının kendisine dönene bakışlarına karşılık o da kıza dönerek sessiz sorusunu onaylamıştı.

“Selim abi doğru söylüyor abla. Ben okula gideceğim, sana kim bakacak.”

“Ben çocuk muyum da bana biri baksın.”

“Karar verildi buradan direk çiftliğe gideceğiz. Ben doktorla konuşmaya gidiyorum siz beni bekleyin.” Genç adam iki kardeşin yanından ayrılarak odadan çıkınca tuttuğu nefesini bırakarak sırtını duvara yaslamıştı. Kaç gündür korkudan ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Özellikle bu gün Gece’nin daha iyi olması rahat bir nefes almasını sağlamıştı. Derin birkaç nefes alıp ciğerini rahatlıktan sonra doktorla konuşmak için odasına doğru ilerlemeye başlamıştı. Hayatının büyük bir bölümünü hastanede geçirdiği için çoğu personeli tanıyordu.

“Ömer hocayı nerede bulabilirim? Odasında mıdır?” Selim Gece’nin doktorunu sorarken personel ona cevap vermişti.

“Ömer hoca vizite kadar ameliyatta olacaktır. Bu gün yoğun bir programı var.” Selim yüzünü asarak kolundaki saate bakmıştı. Vizite saatine daha üç saat vardı. Kantine inerek Enes ve Gece için yiyecek bir şeyler aldıktan sonra yeniden odaya doğru ilerlemeye başlamıştı. Oldukça düşünceliydi.

***

Genç kız hızlı adımlarla ilerlerken kucağında ki kitaplarını düşürmemeye çalışıyordu. Gün boyu blok ders dinlemekten beyni yanmış durumdaydı. Neyse ki son senesi olduğu için kurtulmaya çok yaklaşmıştı. Derslerine odaklandığı için pek arkadaşı yoktu. Aslında bilerek arkadaş edinmek istememişti. Ona yanaşanlar genelde art niyetli olan kişilerdi. Kimse samimi bir arkadaşlık kurmak istemiyordu.

“Aslı!” genç kız adını duyunca tanıdık gelen sesle hızla arkasına dönmüştü. Şaşkınlıkla kendisine doğru gelen adama bakarken adamın bakışlarından hoşlanmayarak yutkunmuştu.

“Abi hayırdır sen neden buradasın?” adam kızgın bir şekilde kızın yanına gelerek kolunu sıkıca tutmuştu.

“Gidiyoruz,” Aslı ne olduğunu anlamadan abisinin çekiştirmesiyle daha önce görmediği bir arabaya doğru sürüklenirken şaşkınlığını atan genç kız kolunu çekiştirmeye başlamıştı.

“Bırak beni abi ne yapıyorsun?”

“Sana bu kadar okumak yeter, eve dönüyorsun.”

“Abi sen ne diyorsun, bırak beni.” Aslı kurtulmaya çalışırken arabadan inen adamı görünce kaşlarını çatmıştı. Adam dikkatle Aslı’ya bakıyordu.

“Kardeşin bu mu?” diye sorarken adamın ağzının suyunun aktığı iki metre öteden belli oluyordu. Aslı geriye doğru adım atarak kolunu kurtarmaya çalışmıştı.

“Bırak beni abi neler oluyor?”

“Bu kız çok yabani görünüyor. Ben sevmem çok yabani kadınları. Uysal olacak….”

“Abi merak etme uysallaşır.” Diyen adamla Aslı büyük bir korkuyla abisine bakmıştı.

“Abi sen ne diyorsun?” kendisini kaile almadan konuşan iki adama gözleri yaşlı bir şekilde bakarken içindeki korkuyla abisine sert bir tekme atarak onun boşluğundan yararlanıp kolunu kurtarıp koşmaya başlamıştı. Bir yandan ağlıyor bir yandan da dağılmış okul öğrencilerinin arasından sıyrılarak abisinden kurtulmaya çalışıyordu.

“Aslı gel buraya, nereye kaçacaksın.” Aslı abisini ve diğer adamı duymazlıktan gelerek koşmaya devam ederken çarptığı bendende tiz bir çığlık atmıştı.

“Aslı’m ne oldu?” Aslı büyük bir rahatlamayla genç adama bakarken gözlerinden yaşlar oluk gibi akıyordu.

“Güzelim ne oldu?”

“Beni verme Seyhan,” diyen kız korkudan titremeye başlamıştı. Seyhan kızın arkasından koşturarak gelen iki adamı görünce kaşlarını çatmıştı.

“Neler oluyor Aslı?” Aslı bilmediğini belli edercesine omzunu silkerken yanlarına nefes nefese gelen iki adamla Seyhan kızı arkasına almıştı. Aslı adamın gömleğini sıkıca tutarken nefeslenen adam öfkeyle öne çıkmıştı.

“Aslı gel buraya, nereye kaçacaksın?” abisi öne çıkarken Seyhan kaşlarını çatarak adamı göğsünden geriye doğru itelemişti.

“Ağır ol, orada kal.” Adam Seyhan’a sinirli bir şekilde bakarak konuşmuştu.

“Sende kimsin? Bu aile arasında karışmasan iyi edersin.” Seyhan arkasında ağlayan kıza dönerek sormuştu.

“Onları tanıyor musun?”

“Abim ama diğerini tanımıyorum.”

“O da nişanlısı,” dediğinde Seyhan’ın gözleri alev almıştı. Aslı gözlerini büyüterek Seyhan’a başını iki yana sallayarak cevap vermişti.

“Vallahi adamı tanımıyorum.” Seyhan genç kızın korkmuş bakışlarını daha fazla görmemek için kızın abisine dönmüştü.

“Kız öyle bir şey yok diyor,” Abisi Seyhan’ın sorusu ile daha da sinirlenmişti.

“Sen karışma dedim sana, aile meselesi dedik ya, o öyle der ama nişanlı.”

“Bana bak beni deli etme. Kız yok diyor işte.”

“Aslı gel buraya evleneceksin.” Aslı abisinin sözleri ile hızla Seyhan’ın arkasından çıkmıştı.

“Ne saçmalıyorsun sen, ben kimseyle evlenmeyeceğim. Benim hayatıma karışmaktan vazgeçin artık.”

“Aslı senin dilin çok uzadı!” adam öne çıkarken Seyhan yeniden araya girmişti.

“Ona sakın yaklaşma.”

“Sen de kimsin?” Aslı Seyhan’ın elini tutarak başı dik bir şekilde abisine cevap vermişti.

“O benim sevdiğim adam, eğer biriyle evleneceksem o Seyhan olur. Senin ipsiz sapsız arkadaşların değil.”

“Aslı!” adam elini kaldırdığında Seyhan dayanamayarak karşısındaki adama yumruğunu savurmuştu. Aldığı darbe ile yere yığılan abi şaşkın bir şekilde Seyhan’a bakarken Seyhan parmağını sallayarak “Sakın ona bir daha vurmaya kalkma,” diye uyarmıştı. Aslı’nın elini tutarak arabaya bindirirken yerden kalkmaya çalışan adam ayardım eden arkadaşı “Böyle konuşmadık, ya para ya kız.” Seyhan arabaya binmeden önce duyduğu son sözlerle küplere binmişti. Hızla bindiği arabadan inerek yerden kalkmak üzere olan ağabeye saldırmıştı.

“Sen Aslı’mı mı sattın lan. Sen nasıl abisin? Seni öldürürüm.” Ardı ardına indirdiği yumruklarla adam kendinden geçerken Aslı son anda adamı durdurmayı başarabilmişti.

“Seyhan yalvarırım dur, bırak ne olur…” Seyhan kızın ağlamasına dayanamayarak adamı yere savurup kıza sıkıca sarılmıştı.

“Gidiyoruz Aslı,” diyen adam kızı yeniden arabaya bindirerek hızla oradan uzaklaşmıştı. Sinirden eli ayağı titriyordu. Adam resmen sevdiği kızı para karşılığı peşkeş çekmeye çalışmıştı.

“Aslı orada söylediğinde ciddi miydin?”  ağlayan kız adama dönerek “Hangisi?” diye sordu.

“Evlenmek konusunda. Benimle gerçekten evlenmek istiyor musun?” Aslı adamın sorusuyla ağlamasını keserken utançtan kızarmaya başlamıştı. Biranda ağzından çıkan sözleri geri alamazdı.

“Sen istemiyor musun? Okul bittikten sonra evleneceğimizi sen söylemiştin. Eğer vazgeçtiysen seni anlarım,” dediğinde genç kızın acı çektiği sesinden bile anlaşılıyordu.

“Asla, duydun mu beni asla Aslı. Hatta şimdi nikah dairesine gidip gün alıyoruz. Abin olacak adam duracak gibi değil.” Aslı şaşkınlıkla genç adama bakarken oldukça kararsızdı.

“Sen ciddi misin?”

“Hiç olmadığım kadar hem de. Aslı karar ver benimle evlenmek istiyor musun?” Aslı kısa bir sessizlikten sonra başını sallamıştı. İkili nikah dairesine doğru ilerlerken oldukça heyecanlıydı. Seyhan hala üzerinde ki siniri atamamıştı. Nikah dairesinin önüne geldiklerinde genç adam arabayı park ederek Aslı’nın elinden tutarak onu içeriye sokmuştu. En yakın zamana nikah günü almak istediklerinde şanslarına o gün akşama iptal olan nikah saatini hemen almışlardı. Gün içinde sağlık kontrolleri yapılarak testlerini olmuşlardı. Nikah saati yaklaştığında genç kız gerilmeye başlamıştı. böyle olmamalıydı.

“Bir şey mi oldu Aslı’m,” dediğinde genç kız hüzünlü bir şekilde adama baktı.

“Böyle kimsesiz gibi evlenmek içime sinmiyor Seyhan, sizinkiler, teyzem duyunca çok üzülecek.”

“Haklısın canım,” diyen adam kızın tepesinden öperek telefonunu çıkarmıştı.

“Kimi arıyorsun?”

“Ailenin direğini tabii ki, bu işi ancak o çözer.” Seyhan genç kıza göz kırparak telefonu kulağına götürmüştü.

“Ablacım, sana ihtiyacım var.” Dilay’ın telefonu açmasıyla direk konuya girmişti.

“Ne oldu Seyhan?”

“Abla biz Aslı ile bir saat içinde evleniyoruz. Ama…”

“Ne dedin?” Dilay adamın sözünü keserken Seyhan kulağında yankılanan yüksek selse telefonu geri çekmişti.

“Abla bağırmadan dinlesen.”

“Ne demek evleniyoruz?”

“Abla gerçekten mecbur kalmasak bu kadar erken evlenmezdik.” Dilay öfkeyle telefonda bağırmıştı.

“Kıza bir şey mi yaptın yoksa? Bak Seyhan kızı mecbur edecek bir halt yediysen seni gebertirim.” Seyhan şaşkınlıkla yanında ki kıza bakarken telefondan yankılanan sesi Aslı da duymuştu. Seyhan kız daha fazla utanmasın diye telefon kulağında biraz uzaklaşmıştı.

“Abla sakin olur musun? Yok öyle bir durum. Beni tanımıyor musun?”

“Tanımıyorum demek ki? Nereden çıktı bu evlilik?”

“Abla Aslı’nın abisi geldi. Kızı zorla başka bir adamla evlendirmek istedi. Ben buna izin veremezdim.”

“Aslı’nın gönlü var mı? Sende zorlamıyorsun değil mi?”

“Aşk olsun abla o nasıl söz. Biz nikah için geldik şansımıza akşama iptal olan nikah saatini bize verdiler. Bizimkileri idare etsen, nikâha gelseniz?”

“Seyhan, emin misin kardeşim. Evlilik öyle hemen karar verilecek bir şey değildir.”

“Eminim ablam hem de hiç olmadığım kadar. Lütfen bizimkileri getir. Ayrıca Emine teyzeyi de…”

“Peki canım nerede olduğunuzu söyleyin geliriz.” Seyhan telefonu kapatarak kızın yanına gitmişti. Aslı hala utançtan kıp kırmızı olmuş oturuyordu.

“Gel buraya hayatım,” diyen Seyhan kızı göğsüne çekerken oldukça huzurluydu.

“Bunu yaptığımıza inanamıyorum.”

“Böyle olmasını istemezdim Aslı, söz okuldan sonra güzle bir düğün yaparız.”

“Önemli değil Seyhan, biz birlikte olalım da düğün umurumda değil.”

“Asla olmaz. O düğün olacak.” İkili birbirine sarılı bir şekilde nikah saatini beklerken oldukça sessizdi. Nikaha on dakika kala tüm aile üyeleri koridorda görünmüştü. Emine Hanım ve Dilay koşturarak genç kızın yanına gelirken Selim ve Mehmet Bey kaşları çatık bir şekilde Seyhan’a bakıyordu.

“Neler oluyor Seyhan, nedir bu nikah meselesi?” babası sorarken genç adam abisi ve babasını alarak biraz uzaklaşmıştı. Olanları üstü kapalı bir şekilde anlattıktan sonra zorda olsa babasını ikna etmeyi başarmıştı.

“Aslı kızım neler oluyor?” Aslı teyzesine sıkıca sarılarak ağlamaya başlamıştı.

“Teyze abim geldi. Yanında da kendi gibi kılıksız bir arkadaşıyla.” Emine Hanım kaşlarını çatarak yeğeni devam etsin diye beklemişti.

“eee.”

“Adama para karşılığında onunla evleneceğimi söylemiş. Seyhan bunu duyunca çıldırdı.”

“Ah be kızım beni neden aramadın? Babana söylemiştim. O hayırsız oğlunu senden uzak tutacaktı.”

“Boş ver teyze uğraşmaya değmez. Ama bu son olanlardan sonra o aile benim içim bitmiştir.” Aslı oldukça kararlıydı.

“Sonra bunları konuşuruz. Hadi gelin odasına gidelim.” Dilay araya girerek kızın koluna girmişti.

“Abla nereye?”

“Bu elbiseyle mi evleneceksin? Hadi üzerini değiştirelim.” Aslı şaşkın bir şekilde Dilay’ın kendisini sürüklemesine izin vermişti. Genç kadın getirdiği paketten çıkardığı beyaz elbiseyle Aslı’nın şaşkınlığına gülümsemişti.

“Dilay abla ne zahmet ettin?”

“Hadi hadi çok konuşmada giy elbiseyi.” Aslı sevinçle elbiseyi giyerken Dilay ona yardım etmişti. Kıvırcık saçlarını iki yandan aldığı tutamlarla geride küçük bir topuz yaparak sırtından aşağıya salık bırakmıştı. Birkaç dakika sonra kapıda beliren Seyhan’ın sesi duyulmuştu.

“Aslı hadi bizi çağırıyorlar.” Dilay kapıyı açtığında Seyhan gördüğü kızla donup kalmıştı.

“Aslı’m?” diye sessizce konuşan adamın hayran bakışları kızı utandırmıştı.

“Hadi çıkalım geç kaldınız.” Seyhan kolunu kırarak kızın girmesi için uzatmıştı. Aslı adamın koluna girerek nikah salonuna doğru ilerlerken oldukça heyecanlıydı. Selim ikizlerle birlikte en önde oturumken babası ve Emine Hanım hemen yanındaydı. Nikah başlamak üzereyken Engin salona girmişti. Son anda Dilay’ın yanına şahit koltuğuna otururken genç kadın nişanlısına gülümseyerek bakmıştı.

“Geç kaldın?”

“İşim vardı hayatım,” diyen adam memurun konuşmasıyla susmuştu. Herkes telefonun kameralarına odaklanırken iki genç hayatlarını değiştirecek o soruya cevap vermiş, hayatlarını sonsuza tek birleştirmişti. Kalp ruh eşini bulunca ritmini şaşırıyordu. Sağlıklı bir kalp aşkın verdiği adrenalini daha bir hissederek hızlanıyordu.

“Hayatıma hoş geldin karıcım!” Seyhan ve Aslı ayağa kalkarak karşılıklı durduğunda genç adam karısının alnını öperek ona gülümsemişti. Nikah şahitliğini Engin ve Dilay ikiliyi tebrik ederken Aslı teyzesinin ve artık babası olan Mehmet beyin elini öpmüştü.

“Hayırlı olsun kızım,” diyen adam son anda oğluna bakarak bombayı patlatmıştı.

“Nikah sizi yanıltmasın Seyhan, kızıma düğün yapmadan ona yanaşamazsın.” Aslı utançla bakışlarını kaçırırken Seyhan babasının sözleri ile şok olmuştu.

“Anlamadım?”

“anlaşılmayacak bir şey yok oğlum. Nikaha kadar eskisi gibi herkes kendi odasında kalacak.”

“Ama baba…”

“İtiraz yok. Evlendiğinize göre Aslı benim gelinim değil kızım oldu. Bu yüzden ayağını denk al.” Mehmet Bey bir koluna Aslı’yı almış, diğerini de Dilay’a uzatıp girmesini beklemişti. Selim itiraz eden kardeşine gülerken yaşlı adam iki genç kızı koluna takarak salondan ayrılmıştı.

“Ama abi bir şey söyle!”

“Babam haklı, kur düğünü al gelini.” Selim de oradan ayrılırken Seyhan arkadaşlarından hayal kırıklığı ile bakmıştı. Evlenişti ama ilk günden karısına ambargo koymuşlardı.

***

Bölüm bitti. Seyhan evlendi. Yavaştan finale yaklaşıyoruz. Yeni hikaye tanıtımlarını YOUTUBE kanalımda yapacağım. Lütfen destek amaçlı kanalımı takip eder misiniz? Aşağıda linkini bırakacağım. Link yazısına tıklayarak bana destek olursanız sevinirim. çok zamanınızı almaz. Bütün telefonlarda Youtube hesabı neredeyse var. Anlayışınız için teşekkür ederim.

YOUTUBE LİNK

39. BÖLÜM <<<<<<——>>>>> 41. BÖLÜM

25420cookie-checkDilay Hanım 40. Bölüm
mermaridyy hakkında 349 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

8 yorum

2 geri izleme / bildirim

  1. Dilay Hanım 41. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Dilay Hanım 39. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*