Gelincik Çiçeği 40. Bölüm

40 bölüm olmuş maşallah diyelim. Keyifli okumalar arkadaşlar.

***

Genç kız telaşla salonda dolanırken bir yandan da aradığı kişinin telefona cevap vermesini bekliyordu. Karşısında ki genç kız tedirgin bir şekilde onu izlerken daha fazla dayanamayarak dolanan kızın karşısına çıkmıştı.

“Biraz sakin ol Alya, neden bu kadar endişelisin?”

“Anlamıyorsun içimde kötü bir his var. Sabahtan beri Cenk’e ulaşmaya çalışıyorum. Ama telefonu açmıyor.” Alya yeniden genç adamı ararken cevap alamadıkça deliriyordu.

“Şimdide telefonu kapandı!”

“Alya sakin ol artık. Hadi aşağıya inip Deniz teyzeye soralım.”

“Olmaz kadını da endişelendirmeyelim.” Akasya kızı oturtarak önüne oturmuştu. Genç kızın beyaza kesen yüzüne korkuyla bakarak derin bir nefes aldı.

“Alya lütfen sakin ol artık. Hadi okula gidip Cenk’in ne yaptığına bakalım. Böyle evde durarak kafayı yiyeceksin.”

“Bu adam neden telefonuna bakmıyor. Okulda değil öğrencilere sordum. Arazi gezisine çıkmış.” Alya’nın cevabıyla şaşıran Akasya tek kaşını kaldırarak kıza bakmıştı.

“Sen Cenk hocayı takip mi ettiriyorsun?” Akasya’nın sorusu ile Alya da kaşlarını çatmıştı.

“Saçmalama Akasya ne takibi. Ona ulaşamayınca öğrencilerden birine sordum. Okulda olmadığını öğrendim. Sefa hocanın da bende numarası yok. Birlikte araziye çıktılar.”

“Ne var bunda belki telefon çekmiyordur?”

“Akasya biliyorsun başımızdaki belayı. Ya ona bulaştıysalar.” Akasya da kızın sözleriyle endişelenmeye başlamıştı. Genç kız korkuyordu. Özellikle Kenan hocanın oğlu tekinsiz bir şekilde ortalıkta dolaşırken Alya’nın korkmamasına olanak yoktu.

“Yok bu böyle olmayacak, ben çıkıp onu arayacağım.” Alya hızla odasına giderek üzerine kalın montunu giymişti. Havalar iyice soğumuştu. Nişanın üzerinden neredeyse bir ay geçmiş ve haftaya mahkemesi görüleceğinden bu son günlerde daha dikkatli olmaya çalışıyorlardı.

“Alya sakin ol lütfen.” Alya kapıyı açıp çıktığında Akasya kapıdan arkasından bakmakla kalmıştı. hızlı adımlarla merdivenleri inen genç kız durağa doğru hızlı adımlarla ilerlerken karşıdan gelen arabayı görünce olduğu yerde durmuştu. Bedeni yaşadığı rahatlama ile titrerken genç kızı gören adam arabasını durdurarak hızla yüzü bembeyaz olan kızın yanına gitmişti.

“Alya ne bu halin, ne oldu?” Alya adamın sorusu ile yanağından aşağıya akan yaşı hızla silmişti. Bir elini yumruk yaparak adamın göğsüne vururken hıçkırmıştı.

“Neden telefonlarına bakmıyorsun?”

“Alya?”

“Aptal herif beni çok korkuttun!” diyen genç kız adamı geride bırakarak hızla eve doğru ilerlemeye başlamıştı. Cenk şaşkınlıkla kızın arkasından bakarken kendine gelerek hızla Alya’nın peşinden koşmuştu.

“Alya dur lütfen, neden bu haldesin?”

“Birde soruyor musun? Seni kaç kez aradım o lanet telefona neden bakmıyorsun? Bir şey oldu sandım.” Alya öfkeyle konuşurken Cenk yutkunarak bir adım geri atmıştı.

“Telefonu okulda unuttum. Araziden direk eve geldim.”

“İyi halt ettin, aferin sana!” Alya öfkeyle konuşarak hızla merdivenlerden yukarıya çıkmaya başlamıştı. Cenk kızın ağzını bozmasıyla şaşırırken giden kızın arkasından öylece bakmıştı. Arabasını yolun ortasına bıraktığını hatırlayınca hızla geri dönüp arabayı evin önüne park ederken hızla kapıları kilitleyip merdivenlere yönelmişti. Genç kızın kapısına geldiğinde kapıyı tıklatırken içeriden gelen ayak sesiyle derin bir nefes aldı. Kapının açılmamasıyla Cenk tekrar kapıyı tıklayıp “Alya kapıyı açar mısın?” diye seslenmişti.

“Cenk hocam Alya odasında. Kapıyı kilitleyip açmamam içinde benim anahtarımı aldı.”

“Akasya söyle ona çocuk gibi davranmasın. Konuşalım.”

“Akasya söyle o adama kapıdan gitsin çok kızgınım.” Alya’nın sesini duyan Cenk gülmemek için kendisini zor tutmuştu. Alya’nın bu yönünü ilk kez görüyordu. Ve bu yönü genç adamı inanılmaz mutlu etmişti.

“Akasya söyle arkadaşına konuşacağız. Konuşmadan buradan gitmeyeceğim.” Kapıya anında sert bir şekilde vurulmasıyla genç adam geri çekilmişti.

“Sana kapımdan çekil dedim Cenk, inan sinirimi senden çıkarmamı istemezsin.” Cenk şaşkınlıkla geri çekilirken başını iki yana salladı.

“Pes Alya ben eve gidiyorum.” Cenk’in merdivenlerden inen ayak seslerini dinleyen genç kız dış kapıya yaslanarak yere çökmüştü. Akasya arkadaşına inanamaz bir şekilde bakıyordu.

“Ne?”

“Kızım senin içinden ne çıktı?” Akasya’nın sorusu ile Alya omzunu silkmişti.

“Hak etti, telefonunu okulda unutmuş beyefendi. Onu merak edeceğimiz aklına gelmedi tabi…” Alya hala kızgındı. Akasya ona bulaşmamak için salona geçerken Alya başını geriye yaslayarak “Çok şükür iyi,” dedi. Rahat bir nefes alırken gözlerini kapatıp derin derin nefesler almıştı. Başını kapıya hafifçe bir iki kez vurduktan sonra yaşadığı korkuyu asla unutmayacağını biliyordu. Hayatında ilk kez bu kadar korkmuştu. Cenk’in onun için bu kadar değerli olduğunu yeni fark eden genç kız derin nefesler alıyordu.

“Alya orada oturmaya devam edersen hasta olacaksın, gel konuşalım.” Alya arkadaşının seslenmesiyle kendine gelirken yerinden doğrularak salona geçmişti.

“Anlat bakalım Alya Hanım, neydi bu gün ki halin?” Alya arkadaşına kısa bir bakış atarak dürüstçe cevap vermişti.

“Sanırım ondan hoşlanıyorum.” Akasya kızın itirafına gülümserken “Biliyorum,” dedi. Alya şaşkınlıkla arkadaşına bakarken Akasya omzunu silkerek devam etmişti. “Çok belli ediyorsunuz.”

“Ne?”

“Duydun sende Cenk hocada çok belli ediyorsunuz. Alya senin ondan hoşlandığın gibi Cenk hoca da senden hoşlanıyor. İkinizde körsünüz.” Alya kızın sözleriyle heyecanlanmıştı.

“Gerçekten mi?”

“Ah be güzel arkadaşım. Şu zehir gibi zekan aşka gelince işe yaramıyor.”

“Öyle mi hanım efendi, sizin de Onur beyi sevdiğinizi saklamaya çalıştığınız gibi mi?” Akasya gözlerini büyütürken Alya kahkaha atarak ona bakmıştı.

“Saçmalama Alya.”

“Hala inkar ediyorsun Akasya. Bu inkarlar seni bir yere götürmez.” Akasya arkadaşının sözleri ile duraksamıştı. Yüzü asılan kız Alya’nın dikkatini çekti.

“Ne oldu Akasya?”

“Onur’u bir süredir göremiyorum.” Akasya üzgün bir şekilde parmaklarıyla oynarken Alya ona anlayışla bakıyordu.

“Adam doktor Akasya, hastanede işi çoktur. Evde göremiyorsan ara konuş. Olmadı mesaj at.”

“Nasıl yapayım, durup dururken nasıl mesaj yazayım?” Akasya kenarda duran telefonu eline alarak Akasya’nın şaşkın bakışları arasında mesaj bölümüne girerek mesaj yazmıştı.

“İste bu kadar basit!” Alya mesaj yazdıktan sonra kızın telefonunu ona atmıştı.

“Alya ne yaptın?”

“Cesaret edemediğini, Onur’a mesaj yazdım.”

“Hiii,” Akasya bir elini ağzına kapatarak telaşla Alya’ya bakmıştı.

“Bu kadar abartma Akasya, mesajı görünce sana dönecektir.” Akasya hemen gönderilen mesaja bakmıştı. ‘Merhaba Onur, nasılsın?’  yazan mesajla Akasya duraksamıştı. Üstte yazdığına dair bildirimi görünce heyecanla “Ay yazıyor,” diyerek elindeki telefonu koltuğa fırlatmıştı. Alya kızın bu hareketiyle kahkaha atarken başını iki yana sallayarak masanın üzerindeki kitabını alıp teras kata çıkmıştı.

“Alya akşama ne yemek yapacağız?” Akasya’nın sorusuyla genç kız duraksamıştı. Hatırladığı şeyle elini alnına vurarak “Ah ya akşama Deniz anne çağırmıştı. Şimdi ona nasıl gelemem diyeceğim?”

“Saçmalama Alya, kadın çok üzülür. Oğlundan daha düşkün sana bilmiyor musun?” Alya arkadaşının sözlerine gülmeden edememişti. Nişanlandıklarından beri Deniz Hanım Alya’nın gözünün içine bakıyordu. Kızın ağzından çıkan her şeyi fazla ciddiye alıp oğlunu sürekli ikinci plana atmasına neden oluyordu.

“Deniz anne gibi kayınvalidem olduğu için çok şanslıyım değil mi?” Akasya kızın sözleri ile gülmüştü.

“Cemile ablayı da unutma, o da gözünün içine bakıyor.” Alya başını sallarken bir kez daha şükretmişti.

“Hadi sen biraz dinlen akşam Cenk hocanın canına okursun.” Akasya gülerek kızın yanından kaçarken Alya yine olanı hatırlayınca sıkıntıyla nefes vermişti.

***

“Oğlum ne oldu, neden Alya’nın sesi kızgın geliyordu?” Cenk sıkıntılı bir şekilde eve girdiğinde annesi iki eli belinde oğlunu karşılamıştı.

“Önemli bir şey yok anne, sadece yanlış anlaşılma.”

“Ben anlamam yanlış doğru anlama, kızımı neden sinirlendirdin?” Cenk şaşkınlıkla hesap soran annesine bakarken birden gülmeye başladı.

“Anne karıştırdın galiba sen benim annemsin o senin gelinin.” Cenk’in sözleri ile Deniz Hanım kaşlarını çatmıştı.

“Bana bak Cenk, kızımın gönlünü al yoksa karışmam. Ben bir daha Alya gibi gelini nerede bulayım?” Cenk şaşkınlıkla dönüp giden annesinin arkasından bakarken kendisine imayla gülümseyen ablasını görünce gözlerini kısmıştı.

“Eğleniyor musun abla?”

“Çok, seni böyle kıvranırken görmek çok hoş…”

“Çok ayıp abla, burada benim yanımda olmanız gerekirken siz elkızını tutuyorsunuz.”

“Sakın bunu Alya’nın yanında söyleme nişanı atar maazallah,” dediğinde genç kadın kulağını çekerek kapıya vurmuştu. Cenk ailesinin Alya’yı bu kadar benimsemesine sevinse de bazen tek kaldığı için üzülüyordu. Odasına geçerek duş için kıyafetlerini alıp banyoya girmişti. Gün boyu dağda bayırda dolaşırken toz toprak olmuştu. Banyodan çıkınca salona seslenerek “Yemeğe kadar uyuyacağım anne beni kaldırırsın,” dedi. Odasına geçerek yatağına uzandığında aklına gelen şeyle yeniden kalkıp salona geçti.

“Abla telefonunu kullanabilir miyim?” Cemile şaşırarak “Senin telefonuna ne oldu?” diye sorduğunda Cenk, “Okulda unuttum,” diye cevap vermişti. Genç kadın telefonunu kardeşine uzattığında Cenk telefonu eline alarak Alya’ya mesaj çekmişti.

“Sinirin geçti mi geleyim mi?” Cenk karşı taraftan cevap beklerken oldukça tedirgindi.

“Ablanın telefonunu alman seni sevimli yapmıyor Cenk!” Cenk en azından cevap aldığı için rahatlamıştı.

“Benim ki okulda kaldı!” diye yazıp gönderdiğinde anında pişman olmuştu.

“Telefonu yanında taşımayacaksan neden varsın?” kızın mesajı ile genç adam sinirinin geçmediğini düşünmüştü.

“Özür dilerim seni merak ettirmek istememiştim. Acele çıkınca unutmuşum. İnsanlık hali,” diye yazdığında karşı taraftan bir süre cevap gelmemişti. Alya’nın cevap yazmayacağını düşünen genç adam kapının tıklatılmasıyla hızla yerinden doğrulmuştu.

“Cenk, telefonuma ihtiyacım var,” diye seslenen ablasıyla hemen Alya’ya mesaj yazmıştı.

“Telefonu ablama veriyorum.” Cenk mesajı gönderdikten sonra konuşmayı silerek telefonu ablasına vermişti. Sıkıntıyla iç çekerken yorgun olduğu için yatağına uzanarak gözlerini kapattı.

***

Genç kız telefonun sesiyle başını kitabından kaldırarak arayan kişiye bakmıştı. Aslında bakmasına gerek bile yoktu. Özellikle ikizi aradığında çalan müzik çalıyordu. Gülümseyerek ekranı kaydırdığında karşısında gözleri dolu bir Arya beklemiyordu.

“Arya neden ağlıyorsun?” Arya burnunu çekerken Alya endişelenmişti.

“Alya!” diye hıçkıran genç kadın Alya’nın dikelmesine neden olmuştu. Tam soracakken arkada görünen eniştesine gözü takılmıştı. Aras’ın yüzünde kocaman bir gülümseme görünce biraz rahatlayan genç kız kötü bir şey olmadığını düşünmüştü.

“Enişte ikizime ne yaptın?” Alya’nın sorusuyla Aras gür bir kahkaha atmıştı.

“Ben bir şey yapmadım baldız, Arya sana anlatır ne olduğunu.”

“Beni meraktan çatlatacak mısın? Arya kes zırlamayı da anlat ne olduğunu.” Arya derin bir nefes alarak gözleri yaşlı bir şekilde koşmuştu.

“Alya hamileyim.”

“Biliyorum söylemiştin ya…”

“Nasıl ya önce Alya’ya mı söyledin?” Aras’ın sitemi ile Alya gülmüştü.

“Enişte diğer yarımla arama giremezsin. Elbette ilk bana söyleyecek.”

“Ama bu haberi ilk ben duydum.” Aras övünerek Arya’nın arkasından boynuna sarılırken Arya yüzünü asarak homurdanmıştı.

“Ee hadi söyleyin ne oldu?”

“İkiz oldu!” Aras’ın pat diye konuşmasıyla Alya gülmüştü.

“Biliyoruz enişte, aynı karnı paylaştık.”

“Sizden bahsetmiyorum baldız bizden bahsediyorum.” Alya şaşkınlıkla karşısındaki ikiliye bakarken Arya’nın ağlamakla gülmek arası bir ifadeyle kendisine baktığını görünce şaşkınlıkla sormuştu.

“Gerçekten mi?” dediğinde Arya ağlayarak başını sallamıştı.

“İkiz olacak?” Arya yeniden başını sallarken Alya gözlerini büyüterek çığlık atmıştı.

“Alya sakin ol.” Arya genç kızın sevinçten çığlık attığını duyunca elini ağzına koyarak ona eşlik etmişti.

“Alya ben onlara nasıl bakacağım? Ecem kıskanırsa ne olacak?”

“Sen harika bir anne olacaksın. Üstelik Ecem iki küçük bebeğe bayılacaktır.”

“İnşallah.” Arya kısa bir an duraksadıktan sonra yeniden neşeyle şakımıştı.

“Alya bizim gibi olurlar mı? çok endişeliyim.”

“Annemler sana yardımcı olacaktır Arya endişelenme. Hem ben de varım.”

“Sen uzaktasın,” dediğinde Alya duraksamıştı.

“Okulu bıraktıracaksın bana,” diyen Alya ile ikili gülmüştü.

“Ben çocuklarıma cahil teyze istemiyorum.” Alya ikisine gülerken sabah yok olan keyfi birden yerine gelmişti. İnanmakta güçlük çekiyordu. İkiz yeğenleri olacaktı. İçine yerleşen huzurla gülümsedi.

“Tebrik ederim can yarım. Allah sağlıkla kucağınıza almayı naip etsin. Bu haber öyle iyi geldi ki!” Alya’nın durgunlaşmasıyla Arya kaşlarını çatmıştı.

“Ne oldu, neden moralin bozuk.” Alya başını iki yana sallayarak gülümsemişti.

“Önemli bir şey değil. Sadece bu gün canım sıkkındı.” Arya anlayışla kardeşine baktı.

“Kendine iyi bak Alya daha bana çok lazımsın. Çocukları birlikte büyüteceğiz.”

“İnşallah canımın içi inşallah. Enişte kardeşim de yeğenlerim de sana emanet.” Aras gülümseyerek “Başımın üzerinde yerleri var Alya, onlar benim hayatım.” Arya duygulanıp ağlarken Alya gülmüştü.

“Bu sümüklü hallerine alış Aras abi, sanırım doğuma kadar sulu göz olacak.”

“Farkındayım, olsun ne yapalım. Sağlıklı olsun da…” telefonu kapatan ikiliyle Alya gülümseyerek salona geçmişti.

“Alya neden çığlık attın? Telefonda konuştuğunu görünce rahatsız etmek istemedim ama çok merak ettim.”

“Arya’nın ikizleri olacak!” Akasya şaşkınlıkla Alya’ya bakarken Alya onun şaşkınlığına kahkaha atmıştı. Sevinçle üzerini değiştirerek kapıya yönelmişti.

“Nereye?

“Deniz anneme yardım edeceğim.” Akasya kızın sözlerine gülerken Alya “Ne?” dedi.

“Cenk hocayı ne çabuk unuttun?”

“İnan bana şu anda kimse keyfimi kaçıramaz. Ay ikizler olacak tıpkı bizim gibi. Açama tek yumurta mı olur?”

“Alya sağlıkla doğsunlar da ne olursa olsun.” Akasya’nın yüzü asılmıştı. Hala yengesinin düşük tehlikesi atlatmış olmasının etkisini üzerinden atamamıştı.

“Özür dilerim hayatım ben düşüncesiz davrandım.”

“Saçmalama Alya neden özür diliyorsun? Bu haber harika sadece hala etkisinden çıkamadım. Gerçekten yengeme bir şey olacak diye çok korktum. Abime hala söylemedik.”

“Neden? Adam çocuğu olacağını bilmeli.” Akasya buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Yengem söylemek istemedi. Düşük tehlikesi hala sürdüğü için her ihtimale karşı tehlike geçene kadar beklemek istiyor.”

“Bu sorunluluğu tek başına alması doğru değil Akasya, abinin bilmesi gerek. Karısına destek olması gerek.” Genç kız çantasını alarak kapıya yöneldiğinde Alya da onunla birlikte çıkmıştı.

“Eve mi geçeceksin?”

“Haklısın, yengemle konuşup abime anlatmasını söyleyeceğim. Bu şekilde stres altında olacağından daha tehlikeli bebek için.” İkili merdivenlerden inerken Akasya kendi evine doğru yola çıkarken Alya alt katın ziline basıp beklemeye başlamıştı. kapıyı açan Cemile genç kızı görünce gülümseyerek “Hoş geldin canım, anahtarın nerede?” diye sorduğunda Alya mahcup bir şekilde genç kadına bakmıştı.

“Ben evde unuttum. Hem öylece eve girmek istemedim.”

“Aşk olsun Alya bir daha duymayayım burası artık senin de evin. İstediğin zaman kapıyı açıp girebilirsin.” Alya salona geçerken elinde örgüyle televizyon izleyen Deniz hanımı görünce gülümseyerek yanına gitti.

“Nasılsın Deniz anne?” Deniz Hanım kızın sesiyle daldığı televizyondan hızla başını çevirmişti.

“Ah güzel kızım sen ne zaman geldin?” Deniz Hanım geriye bakarak oğlunun uyanıp uyanmadığını kontrol etmişti.

“Yeni geldim ne izliyorsun?”

“Öylesine dalmışım kızım, sen beni bırakta Cenk ne yaptı da o kadar kızdın?” Alya omzunu silkeleyerek “Önemli değil Deniz anne,” dedi.

“Nasıl önemli değil, kulağını çektim ama sen yine de söyle. Ne yaptı da bu kadar kızdın?”

“Anne bu ikimizin arasında olan bir şey. Lütfen bize izin versen de kendimiz halletsek.” Cenk’in salona girip kanepeye oturarak başını geri yaslamasını izleyen Alya gözlerini kısılmıştı.

“Asıl sen bizim aramıza girme.”

“Hala sinirin geçmedi mi?” Cenk gözlerini açarak karşısında ki kıza bakarken Alya adamın bakışlarında ki yoğunluktan yutkunma ihtiyacı hissetmişti. Aklına Akasya’nın sözleri gelince çekinmeden adamın gözlerine bakmaya devam etmişti.

“Benim sinirim kolay geçmez.”

“Bak bu yönünü öğrendiğim iyi oldu, bir daha, daha dikkatli olurum.”

“Olsan iyi edersin.” Deniz Hanım şaşkınlıkla ikiliyi dinlerken ikili nerede olduklarını unutarak atışmaya devam etmişti.

“Altı üstü telefonu okulda unuttum Alya bak sağ salim eve geldim.”

Aynı şeyi ben yapsam ne hissedersin Cenk. Başımızda olan derdi bilmiyormuş gibi konuşma.” Cenk annesinin meraklı bakışlarını fark edince boğazını temizleyerek annesini işaret etmişti. Alya kadının varlığını hatırlayınca utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Tam bir rezillikti ona göre yaptığı. Deniz hanımı yanında diline hakim olamamıştı. Birden kadının kahkaha atması Alya’nın daha da utanmasına neden olmuştu.

“Özür dilerim Deniz anne…” Deniz Hanım elini sallayarak gülmesine devam etmişti.

“Sizi böyle görmek çok güzel.”

“Anne tartışıyorduk farkında mısın?” Cenk annesine sitem ederken kadın oğluna omzunu silkerek cevap vermişti.

“Babanla bizde ilk zamanlarda böyleydik. Kavga evliliğin en büyük bağıdır. Tartışın ki birbirinizin değerini anlayın.” Cenk göz devirirken Alya utanarak yerinden kalkmıştı.

“Ben Cemile ablaya yardı edeyim.”

“Henüz konuşmadık Alya, önce şu konuyu halledelim.”

“İnan Cenk şuanda moralimi kimse bozamaz. Bir daha o telefon açılmazsa aynısını ben yaparım bilmiş ol yeter.” Cenk kaşlarını çatarken Alya salondan çıkıp gitmişti.

“Şunun yaptığını görüyor musun anne, gelinin beni takmıyor bile.”

“İyi yapıyor hak etmişsindir.” Cenk annesinden de destek göremeyince yüzünü asmıştı.

“Ben gidiyorum size afiyet olsun.” Cenk hızla yerinden kalkarak kapıya yönelmişti. Alya adamın dış kapıya yöneldiğini görünce mutfak kapısından çıkarak adama baktı.

“Nereye gidiyorsun?” Cenk arkasını dönünce genç kızın kaşları çatık bir şekilde kendisine baktığını görmüştü.

“Dışarı çıkıyorum.”

“Her zaman sıkışınca böyle kaçacak mısın?” Cenk gelen soruyla şaşırmıştı.

“Ben kaçmıyorum Alya, kadınlar koalisyonundan uzaklaşıyorum. Biraz hava almam gerek.” Alya adama kısa bir bakış atarak mutfağa geçtiğinde Cenk karşılık alamayınca sıkıntıyla “Of,” diyerek nefesini dışarıya verirken sesini duyan Alya mutfaktan seslenmişti.

“Of değil Af diyeceksin.” Cenk delirmek üzereydi. Kadınlar arasında sıkışıp kalmıştı. Acil kendisine destek kuvvet bulması gerekiyordu.

“Ben üst kata çıkıyorum.” Alya bir şey söyleyemeden evden çıkıp gitmişti.

“Kaç tabi, sıkışınca hemen kaç.” Alya söylenirken Deniz hanımla göz göze gelmişti.

“Sen artık onu doğru yola getirirsin kızım, fazla yüz vermeden.” Alya aldığı tam destekle keyiflenmişti.

“Emredersiniz annecim.”

****

Alya fena karakter değiştirdi sanki. Arya2nın ikizleri olacak. Cenk kadınlar arasında sıkışıp kaldı. Yorumlarınızı bekliyorum. 🙂

39. BÖLÜM <<<<<<——>>>>> 41. BÖLÜM

Ö

25452cookie-checkGelincik Çiçeği 40. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

10 yorum

2 geri izleme / bildirim

  1. Gelincik Çiçeği 39. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Gelincik Çiçeği 41. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*