Cesur 39. Bölüm

Keyifli okumalar arkadaşlar. Lütfen yorum yapmayı unutmayın!

****

Aldığımız kararlar hayatımızı tam anlamıyla değiştirmektedir. Genç kız sabah kalktığında bir anda hayatını tamamen değiştirecek bir karara imza atmıştı.  Banyosunda işlerini hallederek odasından çıktı. Aşağıdan gelen seslerle derin bir nefes alarak bir süre merdivenlerin başından salondakilerin sesini dinlemişti. Cesaretini toplayarak aşağıya indiğinde onu ilk gören kişi babaannesi Ayşem Hanım olmuştu.

“Ah güzel torunum uyandın mı? Nasıl hissediyorsun kendini?” genç kız yaşlı kadının yanına giderek yanaklarından öpmüştü.

“Çok iyiyim sultanım, sizi endişelendirdiğim için özür dilerim.” Ayşem Hanım torununun tıpkı oğlu gibi kendine ‘sultanım’ demesi çok hoşuna gitmişti.

“Gel yavrum masa hazır seni bekliyorduk.” Ayşem masadakilere bakarak mahcupça gülümsemişti.

“Beklettiğim için üzgünüm, keşke siz başlasaydınız.” Servet Bey kaşlarını çatarak torununa bakmıştı.

“Bir daha duymayayım sakın. Bu masada eksik istemiyorum.”

“Ama yakında halam evlenecek? Hem babam da evlendiğinde başka yerde kalacaktır.”

“Onu o zaman düşünürüz ama bu çatı altında kaldığınız sürece hep birlikte bu masaya oturulacak. Sen gel bakalım şöyle yanıma.” Servet Bey torununu yanına çağırırken Ayşem kendisine gülümseyen babasına bakmıştı. Daha önce babası ile yan yana oturmalarına rağmen bu gün tam karşısında oturacaktı. Ayşem dedesinin yanına otururken Çisil ağzının içinden homurdanmaya başlamıştı.

“Sen halana bakma torunum o hala büyüyemedi. Yakında evlenecek ama hala kıskançlık yapıyor.”

“Evlenmekle kıskanmanın ne alakası var? Sen bu yaşta annemi kıskanmıyorsun sanki.” Çisil babasına söylenirken Servet Bey karşısında oturan gönlünün sultanına bakmıştı. Adam öyle aşkla bakıyordu ki masadakiler adamın aşkını elle tutacak bir şekilde görebiliyordu. 

“Hadi hepinize afiyet olsun,” diyen adam kahvaltıyı başlatırken genç kız önüne konulan çaydan bir yudum alarak boğazını temizlemişti. Onun bu hareketi ile bakışlar ona dönerken kızını iyi tanıyan Cesur onun bir şey söyleyeceğinden emindi.

“Bir şey mi oldu kızım?” Cesur sorarken diğerleri merakla genç kıza bakıyordu.

“Aslında size bir kararımı bildirecektim. Çok düşündüm,” dediğinde gözlerini kaçıran genç kız Cesur’un şüphelenmesine neden olmuştu. Kızı düşünmeden bir karar almıştı ve nedense ilk kez kararlı görünüyordu.

“Seni dinliyoruz kızım.”

“Biliyorsunuz tıp okumaya karar verdim. Sınava az bir zaman kaldı. Bu yüzden hastaneye artık gelmemeye karar verdim. Evde kalıp sınava hazırlanacağım.” Genç kızın sözleri masada sessizlik oluştururken ilk konuşan kişi dede Servet Bey olmuştu.

“Bence de güzel fikir. Madem kendine bir hedef koydun sıkı çalışmalısın.” Ayşem evin büyüğünden destek alınca oldukça rahatlamıştı. Babasına baktığında ondan bir tepki beklemiş ama genç adam sadece kızına omzunu silkeleyerek “Sen bilirsin,” demişti.

“Bu kadar mı?” Çisil şaşkınlıkla abisine bakmıştı. Ondan daha farklı bir tepki beklediği açıktı.

“Bir şey mi oldu Çisil?”

“Abi kız hastaneyi bıraktığını söyledi sense umursamadın.” Genç kız oldukça şaşkındı.

“Ne söyleyeyim canım kardeşim. Bu Ayşem’in hayatı istediği kararı verebilir. Bana sadece saygı duymak kalıyor.”

“Sana inanamıyorum. Ben bunu yapsam babamdan bir hafta nasihat işitirim.” Servet Bey kızının sözleri ile gözlerini devirirken araya girmişti.

“Torunum boş yere işi bırakmıyor. Geleceği için ayrılıyor. Eğitimi bitince elbette hastaneye geri dönecektir.” Servet Bey torununa dönerken Ayşem yutkunarak başını sallamıştı. Yaşlı adıma öyle bir bakıyordu ki kabul etmemesine olanak yoktu. Cesur kızının tepkisine gülerken yemek boyunca sessiz olan Aylin adamın karnına dirseğiyle vurmuştu.

“Madem işten ayrıldın bu gün seninle dede torun günü yapalım. Ankara’nın altını üstüne getirelim.”

“Gerçekten mi?” Ayşem heyecanla yaşlı adama bakarken onun heyecanı Çisil hariç herkesi güldürmüştü.

“Elbette neden bu kadar şaşırdın ki? Bu gün gün bizim.”

“Peki babaannem de gelecek mi?” Ayşem kadına sorarcasına bakarken Ayşem Hanım başını iki yana sallamıştı.

“Benim işim var güzel torunum. Siz dedenle gezin.”

“Ama olmaz ki ben seni de istiyorum.”

“Ama sen çok şey istiyorsun. Annem bu gün benimle olacak.” Çisil araya girerken Ayşem Hanım kaşlarını çatarak kızına baktı.

“Çisil nasıl konuşuyorsun öyle?”

“Yalan mı anne bu gün alışverişe gitmeyecek miyiz? Ayşem hanımla sonra gezersin.” Ayşem halasının sözlerine alınmak şöyle dursun sadece gülmüştü. Onun kıskançlığı genç kızı oldukça eğlendiriyordu.

“Peki babaanne nasılsa halam evlenecek. Ondan sonra bana kalacaksın.”

“Yok öyle yağma annemi kimseye vermem. Asaf’a söyleyeceğim iç güveysi gelsin.” Çisil’in sözleri masada şaşkınlık oluştururken Servet Bey elini masaya vurarak dikkati üzerine çekmişti.

“İyice saçmaladın Çisil o nasıl söz öyle. Sakın adama böyle bir şey teklif etme. Edersen bu evliliğe izin vermem bilesin.”

“Ama Aylin ablalar burada kalmak isteyince izin verdiniz.” Ayşem şaşkınlıkla babası ile Aylin’e bakarken merakla sormuştu.

“Burada mı yaşayacaksınız?”

“Neden, istemez misin?” Ayşem babasının sorusu ile kocaman gülümsemişti. Son zamanlardaki en içten gülümsemesini ailesine bahşederken Cesur kızı için mutlu olmuştu. Kahvaltı bitmiş işe gidecekler evden ayrılmış, Çisil halası ve babaannesi de alışveriş için çıkmışlardı. Servet Bey torununa dönerek “Nereye gitmek istersin?” diye sordu. Ayşem karar veremezken Servet Bey durumu ele alarak torunuyla güzel bir gün geçirmek için yola çıkmışlardı.

***

Genç adam yorgun bir şekilde yatağına uzandığında oldukça düşünceliydi. Hala Ayşem’in vermiş olduğu kararı düşünüyordu. Onun hastaneye elbette geleceğini biliyordu. Ne de olsa hastanenin ortaklarından biriydi.  Gece nöbeti olduğu için iyice dinlenmesi gerekirken gözüne uyku girmiyordu. Evin dış kapı sesini duyunca yerinden kalkarak gelen kişiyi karşıladı.

“Hayırdır abla gelmezsin sanıyordum.”

“Neden gelmeyeyim? Burası benim evim.” Serdar ablasına imalı bir şekilde bakarak cevap vermişti.

“Cesur abi seni bulmuşken nikâhı basar eve kilitler diye düşünmüştüm.”

“Saçmalama Serdar,  zaruri durum olmasaydı orada kalmayacağımı biliyorsun.”

“Haklısın abla, kusura bakma.” Genç adam kadının omzuna elini atarak şakağından öpmüştü.

“Yemek yedin mi, bir şeyler hazırlayayım mı?” Aylin çantasını portmantoya asarken Serdar salona geçerek cevap verdi.

“Çok açım ama dışarıdan söyleyelim. Sen yorulma abla.”

“Aslında iyi fikir ne zamandır kaçamak yapmadık. Hadi sen sipariş ver bende üzerimi deştireyim.” Serdar dışarıdan yemek söylerken televizyonu açarak karşısına uzanmıştı. Bir süre sonra da ablası yanına gelerek başını kaldırıp kucağına yatmasını sağlamıştı.

“Ne izliyoruz?”

“Bilmem bakınıyorum öylece.” Aylin bir süre zaping yapan kardeşinin değiştirdiği kanallara bakarken daha fazla dayanamayarak adamın elinden kumandayı alarak söylenmişti.

“Şu kanalları rahat bırak artık, ne aradığını bilmiyorsun.” Aylin televizyonu kapatıp kardeşinin saçlarını okşamaya başlamıştı.

“Beni uyutmaya mı çalışıyorsun? Çok açıp ondan sonra uyutsan?” Serdar ablasının yüzüne alttan bakarken Aylin’in düşünceli olduğunu görünce hafifçe yerinden doğrulmuştu.

“Sorun ne abla?”

“Aslında Ayşem’i düşünüyordum.” Serdar genç kızın adını duyunca iyice yerinde doğrulmuştu.

“Neden bir sorun mu var?

“Duymuşsundur hastaneyi bıraktı. Sınava hazırlanacakmış.”

“Bu güzel bir şey değil mi?” Aylin başını sallarken derin bir nefes almıştı.

“Böyle bir kararı kötü bir gecenin sabahında alması beni düşündürüyor. Ne olduğunu hala anlayamadım.”

“Eminim önemli bir şey değildir.” Serdar ablasının sözlerinden rahatsız olmuştu.

“Neyse eminim sınavdan iyi bir puan alacaktır. Cesur söyledi sınav söz konusu olduğunda bazen yemek için bile masasından kalkmazmış.”

“Nasıl yani?”

“Tam bir izolasyona giriyormuş. Herkesle iletişimi kesiyormuş.” Serdar huzursuzca yerinde kıpırdanırken Aylin kardeşini dikkatle izliyordu.

“Demek öyle, hastaneye gelmez o zaman bir süre.”

“Sınava kadar geleceğini sanmıyorum.”  Aylin kapının çalmasıyla ayaklanırken Serdar onu durdurarak kendisi kapıya gitmişti. Yemek siparişlerini alarak parasını ödedikten sonra tabakları hazırlamak için mutfağa geçmişti. Aklında Ayşem’i bir daha ne zaman görüp görmeyeceği düşüncesi vardı. İki kardeş akşam yemeğini sessizce yerken Serdar dayanamayarak sormuştu.

“Ne zaman evleneceksiniz?”

“Henüz karar vermedik ama çok sürmeyecektir.”

“Peki nerede yaşayacaksınız? Cesur abinin evinde mi?” Aylin kardeşinin sorusuyla duraksamıştı. Boğazını temizleyerek elindeki çatalı tabağın kenarına bıraktı.

“Aslında Cesur ile ailesinin yanında kalmayı planlıyoruz.” Serdar başını kaldırarak ablasına bakmıştı. Onun bu kararına şaşırmıştı.

“Ailesiyle birlikte mi? Neden?”

“Ben istedim. Ayşem teyzenin de Servet amcanın da üzerimizde büyük emeği var. Oğullarına yeni kavuşmuşken ondan ayrılmalarını istemiyorum.”

“Peki Cesur abi ne dedi bu duruma?”

“O yeni bir ev dizmemizi istiyor ama gerek olduğunu sanmıyorum. Yalnız kalmak istersen dairesi var zaten. Hafta sonları oraya gidebiliriz.”

“Abla emin misin? Biliyorum Ayşem teyze ve Servet amca bizi çocuklarından ayırmadı. Yine de bunca yıldan sonra ikiniz yalnız kalmak istersiniz diye düşünmüştüm.” Aylin kardeşine gülümseyerek derin bir iç çekti.

“Sence de yeterince yalnız kalmadık mı? Cesur da ben de yirmili yaşlardaki gençler değiliz. Sakin bir hayat istiyoruz.” Serdar ablasının cevabıyla ona bakmıştı. az çok neden bunu istediğini anlayabiliyordu.

“Bende kalabalık bir aileye iç güveysi gideceğim.” Serdar’ın şakasına gülen Aylin başını iki yana sallamıştı.

“Sen gelini bulda gidersin.” Serdar yüzünü asarken Aylin uzanarak elini tutmuştu. “Benim kardeşim kalbi güzel bir kız bulacak. Tıpkı kendi gibi birini…” genç adam ablasına sevgiyle bakarken temennisine “Amin,” demişti.

***

Genç kız kapıdan içeriye girdiğinde oldukça mutluydu. Gün boyu dedesiyle birçok yeri gezmişler ve oldukça eğlenmişlerdi. Dedesi yaşına rağmen oldukça dinç hareket ediyordu. Akşam yemeğini evde yemek istedikleri için ezanla eve gelmişlerdi.

“Dede çok teşekkür ederim. Bu gün çok güzeldi.” Servet Bey torununu kolunun altın alarak saçından öpmüştü.

“Ne demek torunum yine yaparız. Ankara da daha çok gezecek yer var.”

“Bu sefer babaannem de gelir belki.” Servet Bey gün boyu karısını göremediği için oldukça özlemişti. Özlemle iç çekerken “Benim gönlümün sultanı nerde acaba?” diye söylendi. Ayşem hayranlıkla dedesine bakarken babasının da dedesi gibi olup olmayacağını merak etmişti.

“Babaannemler gelmiş midir acaba?” ikili kol kola salona girdiğinde Ayşem Hanım bir kanepede uzanmış, diğer kanepede Çisil uzanmış uyukluyordu. Çok yorgun görünüyorlardı. Servet Bey karısının uzandığını görünce endişeyle hızla yanına gitmişti.

“Ayşem, karıcım iyi misin?” yaşlı adam karısının elini tutarak dudaklarına götürmüştü. Ayşem Hanım gözlerini araladığında kocasının endişeli halini görünce hafif gülümsedi.

“İyiyim Servet, sadece yorulduk.” Karşı kanepeden kıpırdama sesi gelince adam uyuyan kızına bakmıştı.

“Neden odanızda uyumadınız?” Ayşem halasının yanına giderek omzuna dokunmuştu.

“Hala hadi kalk odanda uyu!” Çisil homurdanarak diğer tarafa dönerken Ayşem onun bu haline gülümsemişti.

“Dede halam kalkmıyor.” Servet Bey torununa dönerek gösterdiği kızına bakmıştı. Çisil top patlasa uyanmayacak gibi uzanmıştı.

“Çisil kalk kızım odana git.” Servet beyin seslenmesiyle genç kız yeniden dönerken birden kendini kanepeden aşağıya düşerken bulmuştu. Acı içinde başını kaldırırken Ayşem kahkahayla gülmeye başlamıştı. Genç kızın kahkahası Çisil’i kendine getirirken kaşlarını çatarak Ayşem’e bakmıştı.

“Çok mu komik Ayşem?” Çisil bir yandan kalçasını ovalarken diğer yandan yeğenine kızıyordu.

“Evet çok komikti. Hala düşüşün şaheserdi.”

“Seni var ya…” Çisil olabildiğince hızla yerinden kalkarak Ayşem’in peşine düşerken genç kız çığlık atarak kaçmaya başlamıştı. Salonda ki kanepelerin etrafında dolanırken bir yandan da halasına dil çıkarak Ayşem onu daha da sinirlendirmişti.  Servet beyin uyarısına aldırmayan ikili kovalamacaya devam ederken Ayşem nefes nefese kendini salondan dışarıya atmıştı.

“Gel buraya, bir de yeğen olacaksın.” Çisil genç kızı kovalamaya devam ederken Ayşem koşarak dış kapıyı açıp kendini dışarı savurmuştu. Kahkaha ile gülerken birden kendini sert bir şeye çarparken bulmuştu. Ayşem çığlık atarak geriye savrulurken düşmek üzereyken beline dolanan kollarla yeniden ayağa dikelmişti.

“Ayşem iyi misin?” Çisil yeğeninin düşmek üzere olduğunu görünce endişeyle ona koşmuştu. Nefes nefese kalan ikili kızın çarptığı kişiye bakınca duraksamıştı.

“Serdar hoş geldin.” Genç adam şaşkınlıkla hala kollarında duran kıza bakıyordu. Zili çalacakken birden kapı açılmış ve Ayşem kollarına düşmüştü.

“Hoş… bulduk abla.” Ayşem nefes nefese genç adamın kollarında şaşkınlıkla dururken yutkunarak kıpırdanmıştı.

“Teşekkür ederim.” Serdar ateşe değmiş gibi hemen kollarını çekerken nereye bakacağını şaşırmıştı.

“Girsene içeri,” diyen Çisil yardımına koşarken Ayşem adama kaçamak bakış atarak eve yönelmişti.

“Sen iyi misin Ayşem, bir yerine bir şey olmadı değil mi?”

“Olmadı hala,” diyen kız oldukça utanmıştı.

“Böyle acele nereye gidiyordun?” Ayşem gelen soruyla halasına bakarken Çisil omzunu silkeleyerek eve girmişti.

“Bir yere gitmiyordum. Halamla şakalaşıyorduk.”

“Öyle mi? çocuk gibi yakalamaca mı oynuyordunuz?” Ayşem adamın sözleriyle gözlerini kısmıştı.

“Neyse Serdar Bey, lütfen içeri girin. Dedem ve babaannem salondaydı.” Ayşem adama arkasını dönerek eve girmişti. Serdar başını iki yana sallayarak genç kızın arkasından gitmişti.

“Hastaneyi bırakmışsın. Artık hastaneye gelmeyecek misin?” Ayşem gelen soruyla yerinde durarak genç adama bakmıştı.

“Sizin için önemli olduğunu sanmıyorum. Ders çalışmam gerek.”

“Seni kırdım mı Ayşem? Neden bana bu şekilde cevaplar veriyorsun?” Ayşem salona girerek yaşlı çiftin yanaklarını öperek “Ben odama çıkıyorum, yemeğe kadar dinleneceğim,” dedi. Serdar itiraz etmek istese de elinden bir şey gelmiyordu. Genç kız yanından geçip merdivenlere yöneldiğinde Serdar arkasından üzgün bir şekilde bakmıştı.

“Serdar, oğlum gelsene.” Servet beyin seslenmesiyle salona geçen genç adam yaşlı çiftin elinden öperek onları selamlamıştı.

“Nasılsın Ayşem teyze?” Ayşem Hanım yorgun bir şekilde gülümseyerek genç adama baktı.

“Yoruldum be evladım, bizden geçti artık alışveriş.”

“Aşk olsun Ayşem teyze sen hepimizi cebinden çıkarırsın.” Servet Bey karısına aşkla bakarak Serdar’ı onaylamıştı.

“Serdar haklı karıcım, sen hala ilk günkü kadar güzelsin.”

“Servet çocukların yanında nasıl konuşuyorsun?” Ayşem Hanım utanırken Serdar ve Çisil gülmeye başlamıştı.

“Gülün tabi gülün sizi de göreceğiz. Serdar sen ne yapıyorsun kaç gündür uğradığın yok.”

“Hastanede yoğundum Ayşem teyze, bak ilk fırsatta geldim işte.” genç adam Çisil’e dönerek devam etmişti.

“Sizin söz ne zaman Çisil abla, bu gün Asaf’ı gördüm.”

“Bana abla Asaf’a Asaf o ne güzel.” Çisil’in sitemi salondakileri güldürürken salona giren Cesur ve Aylin keyifli aileyi selamlamıştı.

“Allah neşenizi arttırsın.” Cesur Aylin’in elinden tutarak salona girerken Serdar yerinden kalkarak ablasına sarılmıştı.  Cesur homurdanarak Aylin’in elini bırakırken Serdar ablasını kolunun altına alarak kalktığı yere yeniden oturmuştu.

“Günün nasıl geçti abla?” Serdar usulca sorarken Cesur homurtuyla ikiliye bakmıştı.

“Ne homurdanıp duruyorsun oğlum, alış bunlara.”

“Neyine alışayım baba, içeri girer girmez nişanlıma el koydu.” Serdar adamın sitemine imayla tek kaşını kaldırmıştı.

“Sende söyledin abi, nişanlısınız evli değil. Kardeşi olarak öncelik benim.”

“Serdar lütfen.” Aylin kardeşini uyarırken genç adam omzunu silkeleyerek “Haklıyım,” dedi.

“Babacım geldin mi?” Ayşem babasının sesini duyunca hızla aşağıya inmişti.

“Gel güzelim,” Ayşem babasının yanına otururken genç adam kızını hızla kolunun altına alıp şakağını öpmüştü.

“Ne zaman geldiniz?”

“Yeni geldik kızım. Nasıl geçti gününüz?” Cesur’un sorusuyla Ayşem gülümsemişti.

“Dedemle harika bir gün geçirdik baba. Bir gün mutlaka sende bize katılmalısın. Çok eğlenceliydi.” Cesur kızının mutluluğuna gülümserken babasına sessizce teşekkür etmişti. Çisil abisinin diğer yanına oturarak başını omzuna koymuştu.

“Bende gelirim değil mi?” Çisil’in sorusuyla Cesur kolunu kaldırarak onu da göğsüne yaslamıştı.

“Abla sen evlenmek istediğine emin misin? Çisil abla gibi kıskanç bir görümcen olacak.” Serdar’ın sorusuyla herkes gülmüştü. Çisil yüzünü asarken Ayşem babasına dönerek “Baba okuldan bir arkadaşım Ankara da yaşıyormuş. Yarın onunla görüşebilir miyim?” Ayşem’in sorusuyla Cesur duraksamıştı. Kızı kendisinden izin alıyorsa arkadaşı muhakkak erkek olmalıydı.

“Bu yaşta babandan izin mi alıyorsun Ayşem?” Çisil şaşkınlıkla yeğenine bakarken Ayşem omzunu silkerek cevap vermişti.

“Neden olmasın? Babam nereye gittiğimi bilmeli.”

“Abi kızını baskı altında mı büyüttün?” Cesur kardeşinin sözlerine kaşlarını çatarak ona baktı.

“Ayşem sadece erkek arkadaşlarıyla buluşmaya giderken benden izin alır. Kiminle görüştüğünü her zaman bilirim.” Serdar erkek arkada lafını duyunca yerinde rahatsızca kıpırdanmıştı.

“Kimmiş bu erkek arkadaş?” Servet Bey somurtarak sorarken Ayşem gülümseyerek ona cevap vermişti.

“Üniversitede sınıf arkadaşımdı.” Ayşem’in sözleri Çisil’i şaşırtmıştı.

“Ne yani erkek ebe mi vardı okulda?”

“Çisil neden şaşırıyorsun? Bir sağlıkçı olarak şaşırmamalısın.”

“Ama baba garip geldi. Genelde ebeler köy yerlerinde hizmet veriyor. Erkek ebelerin köy yerlerinde hizmet vermesi garip olmaz mıydı?”

“Öyle ama bu erkek ebe olmadığı anlamına gelmiyor. Neyse kapatalım bu konuyu hangi arkadaşınla görüşeceksin?”

“Deniz, sende tanıyorsun onu.” Cesur başını sallayarak kızını onaylamıştı.

“Kim bu Deniz?” Serdar farkında olmadan araya girerken bakışlar ona dönmüştü.

“Serdar bizi ilgilendiren bir durum yok canım. Baba kız hallediyorlar.” Aylin kardeşini uyarırken Ayşem üzgün bir şekilde Aylin’e bakmıştı. Araları iyi olsa da Aylin’in arada kendisinden uzak durma çabasının farkındaydı.

“Baba seninle mutlaka konuşmam gerekiyor.” Cesur merakla kızına bakarken Ayşem izin isteyerek yanlarından ayrılmıştı. Ayşem’in salondan çıkmasıyla salona girdiğinden beri genç kızı gözlemleyen genç adam ablasının sözlerinden sonra Ayşem’in moralinin bozulduğunu kavradığında dişlerini sıkmıştı. Ayşem kendini aileden soyutlamaya başlamıştı.

“Abla bizde kalkalım mı?”

“Nereye gidiyorsunuz daha akşam yemeği yiyeceğiz.” Ayşem Hanım araya girerken Serdar ablasına ‘ne yapalım’ diye bakmıştı.

“Masayı kurmada yardım edeyim,” Aylin yerinden kalkarken salona kucağında oğlu ile Çisem girmişti. Genç kadının birkaç gündür oldukça durgundu. Aylin nedenini bilse de bir şey söylememişti.

“Kızım neredesin sabahtan beri odana tıkılıp kaldın?” Ayşem Hanım Çisem’e bakarken Cesur yerinden kalkarak yeğenini kucağına almıştı.”

“Dayısının aslanı nasılda büyümüş. Şunun güzelliğine bak Aylin.” Aylin adamın bebeği sevişine gülümserken Çisil de abisinin yanına gelerek Cihangir’i sevmeye başlamıştı.

“Bitti mi alışverişiniz? Var mı bir eksin anne?”

“Şimdilik bitti kızım, sadece ev toparlanıp yemek yapılacak. Kalabalık gelecekler.”

“Normal değil mi sadece bir düzine kardeşi var adamın.” Serdar’ın sözlerine herkes gülerken Çisil homurdanarak derin bir iç çekmişti.

“Doğru mu yapıyorum bilmiyorum. Çok kalabalıklar.” Çisil’in ciddi bir şekilde konuşmasıyla herkes ona bakmıştı.

“Saçmalama Çisil, o aile sana kol kanat gerecektir. Bizim gibi küçük bir aile değil, kalabalık bir ailenin içinde yaşayacaksın. Her zaman yanında biri olacak.” Çisem’in ani çıkışıyla herkes şaşırmıştı. Genç kadın o kadar ciddi duruyordu ki Çisil kendi sözlerinden pişman olmuştu.

“Abla sakin ol.”

“Sakin mi olayım? Bu evlilik Çisil, öyle gereksiz görebileceğin bir konu değil. Emin değilsen insanlara umut vermemelisin. Ayrıca kendi hayatını da düşünmelisin.”

“Abla…”

“Bana abla deyip durma, benim halimden de mi ders çıkarmıyorsun?” Çisem’in son sözleriyle Servet Bey hızla ayağa kalkmıştı.

“Ne varmış senin halinde?”

“Baba görmüyor musun? Benim seçimlerim yüzümden yaşamadığınız şey kalmadı. Abim az kalsın ölüyordu. Aynı şekilde Çisil ve Ayşem de… Şimdide…” Çisem son anda susarak yutkunmuştu.

“Ne oluyor Çisem? Sen bizden bir şey mi saklıyorsun?” Cesur kucağında ki bebeği Aylin’e vererek kardeşinin karşısına geçmişti. “Söyle abicim bir şey mi oldu?”

“Hazır konusu açılmışken Çisil’in düğününden sonra buradan ayrılmayı düşünüyorum.” Çisem’in sözleri salonda şaşkınlık oluştururken Servet Bey kızgın bir şekilde kızına bakmıştı.

“Ne demek buradan ayrılacağım? Nereye gideceksin?”

“Bilmiyorum ama buradan uzaklaşmam gerek baba…” Çisem’in gözleri babasının çıkışıyla dolmuştu. Servet Bey oldukça öfkeliydi. Cesur babasını sakinleştirmeye çalışırken ağlayan bebek ortamın tüm havasını değiştirmişti. Çisem oğlunu alırken ailesine bakmadan salondan çıkmıştı.

“Çisem buraya gel!” Servet Bey bağırsa da genç kadın dönüp bakmamıştı. Çisem kararlıydı ve kararını kimse değiştiremeyecekti.

—****—

yorum yapmayı unutmayın arkadaşlar. Ayrıca hepinizi YOUTUBE KANALIMA BEKLERİM.

38. BÖLÜM <<<<<<—–>>>>> 40. BÖLÜM

25490cookie-checkCesur 39. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

9 yorum

  1. Bu hikayeyi okumaya doyamıyorum . Serdar ve ayşemin kısımları biraz daha arttırırmısn 🙂 🙂 Emeğine sağlık yeni bölümlerini sabırsızlıkla bekliyorum.Tüm hikayelerine bayılıyorum severek takip ediyrum:) Ve keşke bölümler uuup uzun olsa

  2. Emeğine sağlık Yazarcigim harika bir bölümdü ❤️ Cisil ve Ayşem çok tatlılar ya 😀 ah Ayşem ve Serdar bir konussalar ya artık :'( Çisem evleniyorum diye ne zaman söyleyecek diye tetikte bekliyorum resmen ya 😀 sabırsızlıkla bekliyorum ❤️

  3. Güzel bir bölümdü ama benim takıldığım bir nokta var. Herkes birbirine kırgın ama konuşmuyorlar. Bence artık bir tık daha açık olmalılar gibime geliyor. Tabii bu benim düşüncem. Bu arada Çisem’le Erhanın bölümleri çok uzak olmasa sanki

  4. Çok güzel bir bölümdü hikayede bazı şeyler oturdu fakat ben serdarla ayşemin birde çisemin hikayesini meak ediyorum .Çisil ve Asafın eğlencelidir diye düşünüyorum. Emeģinize sağlık

2 geri izleme / bildirim

  1. Cesur 38. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Cesur 40. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*