Dilay Hanım 42. Bölüm

FİNALde görüşmek üzere arkadaşlar. Keyifli okumalar!

***

Genç adam süslenmiş bahçeye iş çekerek bakıyordu. Üzerinde damatlığı düğün için süsledikleri çiftliğin bahçesinde bir eksik olup olmadığını kontrol ediyordu. Oldukça heyecanlıydı. Sanki ilk kez evleniyor gibi eli ayağına dolaşıyordu. Dünden beri yüzündeki gülümseme bir gram eksilmemişti. Masaların üzerindeki çiçekleri kendi elleriyle seçmişti. Örtüler için Aslı’dan yardım almıştı. Her şeyi Dilay’ın sevdiği bir renkte ayarlamaya çalışmıştı.

“Her şey yolunda artık rahatlayabilirsin.” Genç adam arkasından konuşan yaşlı kadına dönerek gülümsemişti.

“Sence Dilay beğenecek mi?” Nazlı Hanım başını sallayarak onu onaylamıştı.

“Kızım bu hazırlıklara bayılacak. Çok mutlu olacak.”

“Olsun Nazlı teyze, Dilay’ım çok mutlu olsun.” Nazlı Hanım iç çekerek adamın yanağını okşamıştı. Kendi evladından daha yakınlık gösteren genç adamın içten duasına o da içten bir şekilde “Amin,” demişti.

“İkinizde çok mutlu olacaksınız. Sizin kalbiniz güzel evladım.”

“İnşallah teyzem, inşallah.” Genç adam tekrar bahçeye göz atarak Dilay’ın sürprizini gördüğünde vereceği tepkiyi tahmin etmeye çalışıyordu. Dilay basit bir nikah olması için direttiği için Engin ona ayak uydurmak istemiş ama kadına sürpriz bir düğün yapmaya karar vermişti. Sadece iki aile üyeleri ve birkaç arkadaş gelecekti düşüne. Çocukların evden koşarak bahçeye çıktığını görünce yüzündeki gülümseme büyümüştü. Kızı da artık ikizlere yetişemese de hafiften hızlı adımlarla yürümeye başlamıştı.

“Engin amca bahçe çok güzel oldu.” Süha heyecanla adama konuşurken genç adam çocuğun üzerindeki küçük takım elbisenin papyonunu düzelterek “Sende çok yakışıklı olmuşsun Süha,” dedi.

“Ben nasıl oldun Engin amca?” Süreyya üzerinde annesi gibi gelinlik giymişti. Onun gelinlik için diretmesiyle Dilay Nisan içinde küçük bir gelinlik sipariş vermişti. İki kız annelerinin nedimesi olacakları için oldukça mutluydu.

“İki prenseste çok güzel olmuş hayatım.” Nisan ve Süreyya birbirine kıkırdayarak bakarken genç adam da gülmüştü.

“Hadi bakalım siz eve geçin benim annenizi almaya gitmem gerek.”

“Bende geleceğim ama,” diyen Süha yüzünü asmıştı. Engin başını sallayarak çocuğu yere bırakıp elini tuttu.

“O zaman biz çıkalım,” dediğinde Süreyya ve Nisan ikilinin gidişini izledikten sonra oyun alanına giderek sallanmaya başlamıştı. Nazlı Hanım iki çocuğa gözetmenlik yaparken oldukça hüzünlenmişti. Kendi torunlarını uzun zamandır görmemişti. Bir tane oğlu vardı evlendikten sonra oğlu onunla tüm bağını kesmişti. Kocası oğlu on yaşındayken ölünde Dilay’ın ailesinin yanına yerleşmiş, oğlunu orada çalışarak büyütmüştü.

“Nazlı?” kadın adını yıllar sonra artık sesini kendine haram kıldığı adamdan duyduğunda bedeni ürpermişti. Adam tıpkı yıllar öncesindeki gibi adını söylerken sesiyle içine işlemişti. Yerinden kalkarak adama döndü.

“Hoş geldiniz Mehmet Bey,” diye adamı karşılayan yaşlı kadın oldukça mesafeliydi. Adamın hemen yanında iki oğlu ve o gün vurulan genç kız vardı. Yaşlı adam kadının kendisine karşı takındığı mesafeyi aylardır bir türlü aşamamıştı. Çocuklar tatile gittiğinde birkaç kez kadınla konuşmaya yeltenmiş ama Nazlı yaşlı adamın lafını her defasında kesmişti. Seyhan hayran olduğu yaşlı kadına sarılarak “Nasılsın sultanım?” diye sorduğunda kadın yutkunmadan edememişti. Ne kadar Seyhan’a pas vermemeye çalışsa da genç adamda şeytan tüyü vardı ve kendini yaşlı kadına hemen sevdirmişti. İkili arasında gerip bir şekilde güçlü bir bağ oluşmuştu. Selim ise kardeşinin davranışına gözlerini devirerek yaşlı kadının elini öptü.

“Nasılsın Nazlı teyze, bizimkiler gelemdi mi hala?” Selim Gece’nin koluna girerek onu masalardan birine yönlendirmişti. Bu geçen zamanda Gece iyileşerek işinin başına dönse de Selim bir türlü onun iyi olduğuna inanmıyordu.

“Engin onları almaya gitti, gelirler birazdan.” Seyhan yüzünü asarak konuşmuştu.

“Sevdiceğimi de aldı götürdü, ben neden gitmedim ki?” diye homurdandığında Selim kardeşinin tavrına gülmüştü. Enes kızları görünce ablasına dönerek “Abla ben kızların yanına gidiyorum,” dedi. Gece kardeşini başıyla onaylarken Selim etrafa ikizlerini görmeye çalışıyordu. Kızının sallandığını görünce gülümsemişti. Oğlunu göremeyince yaşlı kadına döndü.

“Süha nerede Nazlı teyze?”

“O Engin ile birlikte annesini almaya gitti.”

“Yeğenime bak be, benim gitmem gerekiyordu. Kapıyı kim kesecek.”

“Saçmalama Seyhan ne kapı kesmesinden bahsediyorsun? Ayrıca Aslı orada o gerekeni yapar.”

“Bana ne, enişte beyi terletecektim ben.” Selim kardeşinin çocuk gibi konuşmasına inanamıyordu. Başını yaşlı kadının omzuna dayayarak yüzünü sürtmüştü.

“Haklı değil miyim ama sultanım?” kadın gülerek genç adamın saçını okşamıştı.

“Haklısın evladım,” dediğinde Mehmet Bey ile göz göze gelmişti. Adamın bakışlarında ki derinlik neredeyse kadının nefesini kesecekti. O bakışları tanıyordu. Nasıl unutabilirdi ki? Belki de hayatında geçirmiş olduğu en güzel günlere aitti o bakışlar. Ama artık tarihin tozlu sayfalarına gömülmüşlerdi.

“Neyse artık bir sonraki düğünde kapı keserim.”

“Sanki etrafında düğün varda?” Mehmet beyin sözleri masada sessizlik oluştururken Selim yanındaki kıza merakla bakmıştı. İki gün önce ona evlenme teklif etmişti ama Gece biraz düşünmek için zaman istemişti. Kız Selim’in bakışlarıyla utanırken Seyhan abisinin aşk dolu bakışlarını yakalamıştı.

“Belki de olur baba, hem daha benim düğünüm var. Karıma resmen el koydunuz.” Mehmet Bey oğlunun ensesine bir şaplak atarak kaşlarını çatmıştı.

“O nasıl söz Seyhan, duymayayım bir daha. Kızım okulunu bitirdikten sonra düğün yapmak istiyor.”

“Ama bende senin oğlunum. Birazda beni düşünsen…”

“Senin çenen açıldı, kalk gelenleri karşılamak için kapıya git.” Seyhan söylenerek arka bahçeden evin içine girerek ön kapıya çıkmıştı. Kendi kendine söyleniyordu. Birkaç kişi daha geldiğinde Seyhan onları arka bahçeye yönlendirmişti.

***

Genç kadın üzerinde ki kırık beyaz gelinliğine yüzündeki hüzünlü gülümseme ile bakıyordu. Bu gelinliği ikinci kez giyiyordu ve oldukça heyecanlıydı. Aslı’ya dönerek genç kıza hayranlıkla bakmıştı. Kıvırcık saçları iyice belirgin dalgalar haline getirilmişti. Gözlerine çekilen sürme ile bakışları daha bir dumanlı olmuştu. Dilay genç kızı görünce Seyhan’ın alacağı ifadeyi merak ediyordu.

“Nasıl oldu abla?” kız eteklerini düzeltirken Dilay hayranlıkla gülümsemişti.

“Hayatımda gördüğüm en güzel gelinsin Aslı, nereden aklına gelinlik giymek geldi.?” Aslı kadına bu sorunun cevabını veremezdi. Eğer verirse evdeki düğünden haberi olurdu. Akşam kendi aralarında kıydıkları kına gecesinde Engin ile konuşmuştu. Daha doğrusu Engin ona çifte düğün yapmak istediğini, Seyhan’a büyük bir sürpriz olacağını söylemişti. Hayatın kısa olduğuyla alakalı, sevdiklerini bekletmemekle ilgili uzun bir konuşma yapmayı da unutmamıştı. Aslı sabah kalktığında Engin’e çifte düğün işini kabul ettiğini söylemişti. Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle Dilay’a bakan kız iç çekerek başını salladı.

“Aynaya bakmadın o zaman. Şuanda buradaki en güzel gelin sensin ablam. Çok güzel oldun.” Dilay yeniden aynaya dönerek Engin’in özenerek seçtiği gelinliğe bakmıştı. Genç adam oldukça zevkliydi. Prenses model gelinliğin tülden yapılmış balon kolları dirseğine kadar geliyordu. Kalp yaka olan gelinlik genç kadına çok yakışmıştı. Gece karası saçları ensesinde dağınık topuz yapılmıştı. Mavi gri gözleri yapılan makyajla daha da buğulu bir hal almıştı.

“Abla çok güzel oldun,” Aslı kadının yanına gelerek aynadaki yansımalarına bakmıştı.

“Sende çok güzel oldun hayatım.” Kuaförün kapısının açılmasıyla içeriye hızla giren oğlunu gören genç kadın şaşkındı.

“Süha oğlum?” diye soran genç kadın küçük oğlanın şok olmuş bir şekilde kendisine baktığını görünce gülümsemişti.

“Anne bu sen misin?”

“Güzel olmuş muyum?” Süha hızla başını aşağı yukarı sallamıştı.

“Prenseslere benzemişsin,” dediğinde iki kadını da güldürmüştü.

“Ya ben nasıl oldum?” diye soran Aslı’ya dönen küçük çocuğun gözleri parlamıştı.

“Aslı abla sende mi gelin oldun?” Aslı başını sallarken Süha kapının açılmak üzere olduğunu görünce hızla kapıyı kapatıp kilitlemişti. Dilay şaşkınlıkla oğluna bakarken Aslı da ynı şaşkınlığı yaşıyordu.

“Süha kapıyı neden kilitledin?” Engin kapıyı tıklatırken Süha elini ağzına götürerek kıkırdamıştı.

“Bana para verecekmişsin Engin amca, yoksa kapıyı açmam.” Dilay oğlunun sözlerine daha da şaşırırken Aslı kendini tutamayarak kahkaha atmıştı.

“Öyle mi kim söyledi bunu?”

“Seyhan amcam dedi ki Engin amcan annenle evlenmek istiyorsa cüzdanını açacakmışsın. Yoksa kapıyı açmayacağım.” Dilay Engin’in kapı ağzında homurdandığını duyunca gülmeden edememişti. Oğlunun yanına giderek gelinliğin el verdiği kadarıyla eğilip oğluyla göz göze gelmişti.

“Hadi kapıyı açalım hayatım.” Süha annesine omzunu silkerek cevap vermişti.

“Bana ne seninle evlenmek öyle kolay mı, hıh…” diyerek kollarını bağlamıştı. Dilay başını iki yana sallarken Engin konuşmuştu.

“Sana para yerine başka bir şey versem olur mu?” Süha gözlerini kısarak ciddiyetle kapıya bakmıştı.

“Ne vereceksin ki?”

“Tay’a ne dersin?” Süha’nın gözleri adamın sözleri ile parlamıştı.

“Gerçekten mi?” diye soran çocuk annesine bakmıştı.

“Yarın çiftliğe gelecek. Sana sürpriz yapacaktım ama madem kapıyı açmıyorsun…” demeye kalmadan oğlan kapıyı açıp adama bakmıştı. O kadar mutlu olmuştu ki kollarını adamın beline sarmıştı.

“Engin amca gerçekten benim tayım mı olacak?”

“Elbette onu sen büyüteceksin.” Süha annesine dönerek sormuştu.

“Anne onu alabilir miyim?” Çocuğun sorusuyla Engin’in bakışları genç kadına dönerken olduğu yerde donup kalmıştı. Kadının güzelliği karşısında adili damağı kurumuştu.

“Dilay?” adamın titreyen sesi genç kadını gülümsetmişti. Kadının yanına ağır adımlarla giderek yanaklarını avuçlarına alarak dudaklarını alnına bastırmıştı.

“Beğendin mi?”

“Çok güzelsin karıcım,” dediğinde Dilay utanmıştı. Kına kıyılırken imam nikahları kıyılmıştı. O andan itibaren genç adam ona sürekli ‘karıcım’ diyordu.

“Teşekkür ederim,” diyen genç kadın kızarmış yakalarını saklamaya çalışıyordu.

“Engin abi herkes toplandı mı?” Engin Aslı’ya döndüğünde Seyhan’ı getirmediği için pişman olmuştu. Arabası büyük olsa da iki gelin için ideal değildi.

“Aslı çok güzel olmuşsun, keşke Seyhan da gelseydi.” Aslı’nın yüzü adamın adını duyunca asılmıştı. O da kocasını kuaförde karşılamak istiyordu.

“Bekle biraz,” diyerek telefonuna sarılmıştı. Seyhan’ı arayarak arabasının bozulduğunu onları kuaförden alması gerektiğini söyleyip telefonu kapatmıştı. Seyhan’ın sırf Aslı için hızla gelecğeini biliyordu.

“Ne yaptın Engin?”

“Bu anı yaşamak onlarında hakkı hayatım,” diyen genç adam karısının koluna girerek Aslı’ya dönmüştü.

“Biz geçiyoruz, Seyhan on beş dakikaya burada olur.” Aslı başını sallamıştı. Nikah saati yaklaştığı için onların gitmesini yadırgamamıştı. Genç adam Dilay ve Süha ile salondan ayrılırken kapıda ki görevliye yüklü miktarda bahşiş bırakmıştı. Arabaya binip yola koyulduklarında beş dakika sonra Seyhan ile yolda karşılaşmışlardı. Genç adam yanından geçip giderken onu görmemişti bile.

“Şok olacak!” Dilay’ın sözleri ile Engin arkada oğluna sarılı bir şekilde oturan kadına bakmıştı.

“Mutlu olacak.”

“Şüphesiz çok mutlu olacak. Sonrada canımıza okuyacak.”

“Neden?”

“Seyhan’ın çok farklı hayalleri vardı. Davullu zurnalı düğün yapacaktı.”

“İsterse sonra yine yapabilir.” Dilay başını iki yana sallarken çiftlik yolun sapmışlardı.

“Acaba nikah memuru gelmiş midir?”

“Selim mesaj attı memur geldi bizi bekliyor.” İki adam garip bir şekilde iyi anlaşıyordu. Hatta dost olma yoluna bile girmişlerdi.

“Ne zaman mesaj attı ben görmedim.”

“Salondan çıktığımızda canım,” dediğinde Dilay başını sallamıştı. Araba çiftliğin kapısında durduğunda Dilay bahçedeki diğer tanıdık olmayan araçlara bakmıştı.

“Birini mi davet ettin?”

“Birkaç okul arkadaşım geldi nikah için.” Dilay’ın arabadan inmesine yardım ederken Süha arabadan iner inmez koşarak arka bahçeye geçmişti. Dilay oğlunu uyarsa da küçük oğlan onu duymamıştı.

“Benden daha heyecanlılar Engin, onları uzun zaman sonra bu kadar mutlu görüyorum.” Engin kolunu kıvırarak kadının girmesini beklemişti. İkili kol kola evin etrafında dolanarak arka bahçeye geçerken Dilay gördüğü manzara karşısında şaşırmıştı. Bakışları minnetle genç adama dönerken Engin sessizce “Düğünümüze hoş geldiniz Dilay Hanım,” dedi. Dilay adama sarılmamak için kendisini zor tutuyordu. Birlikle beyaz güllerle üzeri kaplanmış masaya doğru yürürken herkes onları alkışlıyordu. Engin’in çektiği sandalyeye otururken gözleri ilerde oturan ailesine takılmıştı.

“Engin Seyhan gelmedi?” diye fısıldayan genç kadın adamın başını sallamasıyla memura dönmüştü.

“Bir süre daha bekleyebilir miyiz? On dakika…”

“Engin Bey bir sonraki nikaha yetişmem gerek.” Engin adama anlayışla gülümserken yeniden ricada bulunmuştu. Adam bir süre daha beklemeyi kabul ederken kuaförde on dakikadır kendine gelmeye çalışan baygın bir Seyhan vardı.

***

Genç kız kolunda ki altın kayışlı saatine bakarak Seyhan’ın geleceği saati hesaplamaya çalışıyordu. Arabanın fren sesini dışarıda duyduğunda kuaförde çalışan genç kızdan ricada bulunarak gelen adamın tepkisini çekmesini istemişti. Genç kız telefonu eline alarak kamerayı açtığında salona söylenerek giren Seyhan’ın sesi duyulmuştu.

“Abicim araba nerede?” diyerek kapıyı kapatıp arkasını döndüğünde gelinlik içindeki Aslı’yı görünce olduğu yerde donup kalmıştı. Genç kız adama gülümserken “Aslı,” diye fısıldayan adam birden yere yığılı vermişti.

“Ay gitti adam,” diye çığlık atan Aslı hızla kocasının başına çökmüştü.

“Seyhan hayatım kendine gel,” diyerek yanaklarına hafif hafif vururken çalışan kadınlardan biri su getirerek Aslı’ya uzatmıştı.

“Su serpin yüzüne kendine gelir.” Aslı kadının dediğini yaparak adamın yüzüne su serpmişti.

“Seyhan kendine gel artık.” Genç adam gözlerini aralayıp yeniden kadına bakmıştı.

“Melek!” diye mırıldanan adamın gözleri yeniden kapandığında Aslı ne yapacağını şaşırmıştı.

“Acaba bana yardım eder misiniz onu arabaya taşıyalım.” Aslı’ya yardım eden birkaç kişi onu arabaya bindirirken adamın bayıldığına inanamıyordu. Direksiyona geçerken Seyhan sayesinde yeni aldığı ehliyetin hakkını vermek için oldukça dikkatli kullanıyordu. Direksiyonda gelin gören çocuklar arabaların camlarına yapışırken Aslı arkada baygın yatan adama yeniden bakmıştı.

“Seyhan uyan artık ya…” diye bağıran kız adamın irkilmesine neden olmuştu. Kızgın bir şekilde arabayı kullanırken tozu dumana katarak çiftlik yoluna girmişti. Toprak yolda ilerlerken yeniden bağırdı.

“Eğer uyanmazsan düğünden vazgeçerim Seyhan,” diye bağırmıştı. Araba çiftliğin önüne durduğunda güçlükle gelinlikle arabadan inmişti. Arkada yatan adama ters bir şekilde bakarak çiftliğin arkasına doğru ilerlemeye başlamıştı. Onu gelinlikle gören aile üyeleri şaşkınlıkla kıza bakarken Selim kızın yüzünden ters bir şey olduğunu anlamıştı.

“Aslı Seyhan nerede?”

“Arabada baygın yatıyor,” diyen kız Mehmet beyin yanına giderek gelinliğiyle oturmuştu.

“Kızım bu ne hal?” yaşlı adamın sorusuyla genç kız mahcup bir şekilde adama döndü.

“Ben Seyhan’a sürpriz yapmak istemiştim baba ama beni görünce bayıldı bir daha da ayılmadı.” Birkaç dakika sonra Selim’in kolunda Seyhan yarı ayık yarı baygın bir şekilde gelmişti. Dilay ve Engin genç adama gülerken memur nikahı başlatmıştı. İkilinin nikahı kıyılırken Dilay Aslı’nın uyarısı ile genç adamın ayağına basmıştı. Aslı sanki üzerinde gelinlik yokmuş gibi o kadar rahat oturuyordu ki onu görenler şaşkınlıkla bakıyordu.

“Aslı,” diye seslenen genç adama dönen Aslı Seyhan’ın şok olmuş bir şekilde kendine baktığını görmüştü.

“Damat Bey sonunda uyanabildiniz. Aşk olsun Seyhan günümüzü berbat ettin.” Seyhan kızın sitemini duymuyordu bile. Babasına dönerek “Baba, bu gelinlikli kız Aslı değil mi? Ben yanlış görmüyorum.” Aslı adamın hala kendisine dünya dışı varlık gibi bakmasına gözlerini devirmişti.

“Kendine gel artık Seyhan,” diye uyaran kız Engin ve Dilay ayaklanmış tebrikleri kabul ediyordu. İkili oldukça mutlu görünüyordu. Çocuklar çiftin etrafını çevrelerken Aslı üzerindeki gelinliğe aldırmayarak hızlı adımlarla masaların arasından geçerek ikilinin yanına ulaşmıştı. İki gelin birbirine sarılırken Dilay kahkaha atmıştı.

“Seyhan hala kendine gelemedi.”

“Abla ya birden bayıldı.” Dilay yeniden gülerken Seyhan genç kızın yanına gelerek kolundan utup kendine çevirmişti.

“Aslı, hayallerimin bile ötesindesin. Bırak da bu kadarcık olsun. Seni görünce kalbim durdu sandım karıcım.” Aslı adamın gözlerine bakarak konuşması karşısında yutkunmuştu.

“Biz sürpriz yapmak istedik.”

“Az kalsın heyecandan ölüyordum Aslı, bana böyle sürprizler yapma. Sana doymadan ölmek istemiyorum.” Aslı genç adamın sözleriyle elini kaldırarak dudaklarına bastırmıştı.

“Ölümü ağzına alma Seyhan, Allah ne yazdıysa o olur elbet ama ağzına ölümü almanı istemiyorum.” Yeni evli çift ikiliye gülümseyerek bakarken çalan dans müziği ile bütün çiftler hazırlanan piste çıkıp dans etmeye başlamıştı. Mehmet beyin gözleri yaşlı kadına dönerken Nazlı Hanım adama bakmamak için elinden geleni yapıyordu. İkisinin de aklında otuz yıl önce yapılan ilk ve son dansları vardı.

***

Düğünümüzü yaptık… Bakalım sonraki bölümde ne olur? Tahmin eden var mı?”

41. BÖLÜM <<<<<<——>>>>> FİNAL PART 1

25620cookie-checkDilay Hanım 42. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

8 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️sonunda evlendiler yaa ❤️ ah Mehmet bey ve Nazlı hanıma üzülüyorum ya mutlu olsalar keşke:( Seyhan nasıl da seviyor Nazlı hanımı. ❤️ Ay Seyhan güleceğim yoktu ya bayılmak ne jsjssnsnsndj

2 geri izleme / bildirim

  1. Dilay Hanım 41. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Dilay Hanım Final 1 – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*