Gelincik Çiçeği 42. Bölüm

Keyifli okumalar arkadaşlar.

***

 Kalp sevmenin nasıl bir şey olduğunu öğrenmezdi. Zaten kalbin özelliği de bu değil miydi? Hiçbir çaba sarf etmeden sevgiyle dolmuş, sevmek için yaratılmıştı. Önce içinde bulunduğu bedeni severdi, onun yaşam kaynağını bedeninde dolaştırırdı. Sonra etrafında ki insanları severdi ve en önemlisi kendisini yaratanı…

Bir elini kalbinin üzerine koyarak hızlı bir şekilde yaşam kaynağını pompalamasını dinlemeye başlamıştı. Gözleri her bir atışı daha iyi duyumsamak, hissetmek için kapanırken yüzünde huzurlu bir gülümseme vardı. Genç kız birden kulaklarında hissettiği yüksek sesle gözlerini aralarken karşısında kendisine gülümseyerek bakan adamı görünce yutkunmadan edememişti. Kulaklarına takılan stetoskopla genç adamın hızlı atan kalbinin sesini duyabiliyordu.

“Duyabiliyor musun? Ne kadar hızlı atıyor değil mi?” genç kız gözlerini ayırmadan adama bakmaya devam ederken başını sallamıştı. Sesli bir şekilde cevap vermeye cesaret edememişti.

“Bu kalp seni her gördüğünde, yan yana her geldiğimizde bu şekilde atıyor.” Genç kız yutkunurken adam ona gülümseyerek elini tutmuştu.

“Daha ne kadar beni bekleteceksin? Bana bir cevap vermene ihtiyacım var Akasya!” diye konuşan Onur hala genç kızdan olumlu bir cevap alamamanın endişesini yaşıyordu.

“Ben bilmiyorum, okulum devam ederken…”

“Yani okulun bitince sorun yok öyle mi?” Onur heyecanla sorarken Akasya istem dışı gülümsemişti. Bakışlarını kaçırarak başını sallarken Onur heyecanla kıza bakmıştı.

“Kabul ediyor musun?” Akasya adamın heyecanına gülümseyerek yine başını sallamıştı. Genç adam odlukça heyecanlıydı. Sonunda kız onu kabul ediyordu ve bunu algılamakta gecikmişti.

“Onur, ne oldu?” adam donup kalırken Akasya endişeyle genç adamın omzunu dürtmüştü. Kulağında ki ses daha da hızlanırken Akasya’nın endişesi daha da artmıştı.

“Onur kendine gel.”

“Kabul etti,” diye hülyalı bir şekilde kendi kendine konuşan adam birden genç kızı kollarının arasına çekerek sıkıca sarılmıştı.

“Kendine gel onur herkes bize bakıyor,” diye adamı uyaran genç kız etrafa utangaç bakışlar atıyordu.

“Baksın umurumda değil.”

“Ama benim umurumda hadi beni serbest bırak.” Onur yüzünü asarak genç kızdan ayrılmıştı. Akasya adamın ifadesine gülümseyerek başını iki yana salladı. Yerinden kalkarak çıkışa yönelirken Onur arkasından seslendi.

“Nereye gidiyorsun?”

“Eve tabii ki de, abim geldi unuttun mu?” Onur kızın hastaneden ayrılmasını üzgün bir şekilde izlerken aklına gelen şeyle yüzündeki ifade birden değişmişti. Akasya onu kabul etmişti.

***

“Anne gömleğim nerede?” Cenk bir türlü bulamadığı kahve tonlarındaki kareli gömleğini sormak için annesine seslenirken kadından bir cevap alamayınca odasından çıkarak salonda elinde örgüsüyle televizyon izleyen kadının yanına gelmişti.

“Anne?”

“Bir şey mi oldu oğlum?”

“Gömleğimi bulamıyorum anne, nereye koydunuz? Hem ablam nerede?” Cenk homurdanırken Deniz Hanım ona aldırış etmeden televizyondaki programı izlemeye devam etmişti.

“Anne sana bir soru sordum.”

“Ay ben ne bileyim Cenk, eşyalarını ablan yıkadı Alya ütüledi. Git onlara sor!” Cenk genç kızın adını duyunca duraksamıştı.

“Alya mı ütüledi, neden?” kadın oğlunun sorusuyla ona dönmüştü.

“Ablanın çok işi vardı o sırada da Alya geldi. Yardım etmek isteyince ütü işini ona verdi ablan.”

“Anne siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına, kıza neden sürekli iş yaptırıp duruyorsunuz?”

“Kız dediğin senin nişanlın Cenk, ne var yani iki ütü yaptıysa?” Deniz Hanım oğlunun tepkisini oldukça merak ettiği için üzerine gitmeye karar vermişti. Elbette o da Alya’nın sürekli yardım teklifini makul sebeplerle geri çeviriyordu. Genç kızı fazla bunaltmaktan kaçınan kadın oğlunun mutlu olması için elinden geldiğince Alya’yı rahat ettirmeye çalışıyordu.

“Adı üzerinde nişanlım karım değil. Böyle ona iş yaptırmaya devam ederseniz nişanlım da olmayacak ya neyse…” Cenk homurdanarak odasına giderken başka bir gömlek giymeye karar vermişti. Ders saatine az kaldığı için acele etmesi gerekiyordu. Alya’nın sabah erkenden dersi olduğundan okula erken gitmişti. Cenk kızın tüm programını ezberlemişti. Üstelik açığa alınan Ayfer hocanın öğrencilerinin dersine de o giriyordu. Derin bir nefes alarak mavi gömleğini dolabından alarak üzerine geçirmişti. Öğleden sonra saat altıya kadar dersi vardı.

“Ben çıkıyorum anne.” cenk kapıya yöneldiğinde Deniz Hanım elindeki örgüyü kenara bırakarak kapıdan çıkmak üzere olan oğlunun yanına gelmişti.

“Akşama gelirken Alya’yı da bize getir. Birkaç gündür akşamları gelmiyor kızım.”

“Tamam anne,” diyen adam ayakkabılarını giyip ayağa kalktığında annesinin kısık bakışlarıyla karşılaşmıştı.

“Neden bana öyle bakıyorsun anne?” diyen adama kadın kaş çatmaya devam ederken sormuştu.

“Alya ile aranda bir şey mi geçti, neden akşamları artık aşağıya inmiyor?”

“Ne bileyim anne, dersleri yoğun bu aralar. Sınavlar yaklaştı biliyorsun.”

“Ben bilmem akşama kızımı getir. Bir de o söylesin,” diyen kadın arkasını dönüp içeri girerken Cenk şaşkınlıkla arkasından bakmıştı. Kapıyı çekip arabasına doğru ilerleyen genç adam anahtarı cebinden çıkarıp arabasını açtığında karşıdan gelen kadını görünce hızlı yürümeye başlamıştı. Kapıyı açıp arabaya bineceği sırada “Cenk hocam,” diye seslenen kadınla gözlerini kapatmıştı. İfadesini düz tutmaya çalışarak arkasını dönen adam kendisine seslenen kadına bakmıştı.

“Ece Hanım,” diye kısa bir bakış atan adam kadının yanına yaklaşmasını beklemişti.

“Ah sizi yakaladığım iyi oldu. Ben size bir soru soracaktım.”

“Elbette Ece Hanım, yalnız benim çok vaktim yok. Derse yetişmem gerek.”

“Öyle mi,” diyen kadın saçıyla oynarken Cenk içinden annesinin görmemesi için dua etmeye başlamıştı. Annesinin görmesi demek Alya’nın da öğrenmesi demekti. Bir ay önce mahalleye taşınan kadın Cenk’e kafayı takmış gibi görünüyordu. Saçma sebepler, hep soru sorma bahanesiyle adamın yolunu kesiyordu. Birkaç kez Alya’nın yanında da yolunu kesince genç kızdan oldukça tepki almıştı.

“Bakın Ece Hanım, bir sorununuz varsa hemen söylerseniz sevinirim. Nitekim nişanlım kadınlarla çok muhatap olmamdan hoşlanmıyor. Bende onun üzülmesini istemiyorum.” Kadın Cenk’in sözlerinden sonra yüzünü asmıştı.

“Aşk olsun Cenk Bey, o nasıl söz öyle? Nişanlınızın da kendine güveni yokmuş demek ki, sizi bu kadar kısıtladığına göre.” Kadının işveli konuşması Cenk’i huzursuz etmişti.

“Alya’nın güven konusunda bir sıkıntısı olduğunu sanmıyorum. Ayrıca bende ona olan saygımdan dolayı fazla laubali konuşmalara girmek istemiyorum. Şimdi izninizle,” diyerek kadının itiraz etmesine fırsat vermeden arabasına binip oradan uzaklaşmıştı.

***

Genç kız notlarını toparlayarak oturduğu sıradan kalkarken Ahmet yanına gelmişti. genç kız normalde not almazdı ancak sınıftakilerin bakışlarından kurtulmak için ufak ufak notlar alarak kendi bilgilerini de o notlara ekleyip sonradan Akasya’ya veriyordu.

“Ne yapıyorsun?”

“Ders var bölümde, ona yetişeceğim.” Ahmet başını sallarken oldukça sıkıntılıydı. Arkadaşının asılan yüzünü görünce duraksayan genç kız adamın kolunu tutarak kendisine dönemsini sağlamıştı. “Bir sorun mu var Ahmet, ne oluyor?” diye sorarken Ahmet üzgün bir şekilde genç kıza bakmıştı.

“Aslı’nın ailesi sorun çıkarıyor Alya, okuldan sonra evlenmeyi düşünüyorduk.”

“Eee,” dediğinde Ahmet sıkıntıyla nefesini dışarı bırakmıştı.

“Annesi askere gitmeden evlenemezsiniz,” dedi.

“Normal olanda bu değil mi? Askere git gel evlenin. Kadın doğru söylemiş.”

“Tamam buna bir şey demiyorum ama askerden önce isteme nişan olsun dedik. Annesi yanaşmadı.” Alya düşünceli bir şekilde arkadaşına bakmıştı. Birlikte bölüm binasına doğru ilerlerken “Aslı’ya nedenini sordun mu?” dedi.

“Sordum ama o da bir tuhaf davranmaya başladı.” Alya adamın sözleriyle kaşlarını çatmıştı. Aslı’nın sessiz kalması Alya’nın hoşuna gitmemişti.

“Benim konuşmamı ister misin?”

“İstemiyorum Alya, bana anlatamadığı derdini sana mı anlatacak?”

“Bazen kızlar arasında daha rahat konuşulur Ahmet. Derdi ne bana anlatabilir.” Ahmet yüzünü asarak genç kıza baktı.

“Sen bilirsin Alya, Aslı’nın sana anlatacağına pek umudum yok ama bu şekilde devam ederse ne yapacağımı bilmiyorum.”

“O ne demek?” Ahmet kızın yüzüne buruk bir gülümseme ile bakmıştı. Gözlerine ulaşamayan gülümseme genç kızın canını sıkmıştı. Elini kaldırarak kolunu sıvazlamıştı.

“Beni istemiyorsa onu zorlayamam Alya, biliyorsun. Oldum olası birine zorla bir şeyi yaptırmayı sevmem.” Alya üzgün bir şekilde arkadaşına bakmıştı.

“Ne yani sevdiğin kadından vaz mı geçeceksin?”

“O beni sevmiyorsa ne yapabilirim?”

“Aslı seni seviyor Ahmet, beni ilk gördüğünde nasıl tepki verdiğini hatırlamıyor musun?”

“Seni kıskanmıştı.” Genç adam gülümserken Alya başını salladı.

“Evet kıskanmıştı. Sevmeyen biri neden kıskansın?”

“O zaman neden böyle davranıyor?”

“Belki başka bir derdi vardır. Ben öğreneceğim merak etme.” Ahmet kızın sözleriyle rahatlamıştı. Genç kıza sarılmak istediğinde Alya elini kaldırarak onu durdurmuştu.

“Fazla samimiyete gerek yok Ahmet, lütfen sarılmayalım,” dediğinde genç adam güldü.

“Zaten sarılsaydık arkandan ki beni öldürürdü.” Alya arkasını döndüğünde kendilerine doğru gelen Cenk’i görünce duraksamıştı. Adamın üzerindeki mavi gömleği gören Alya başını eğerek gülümsemişti. Genç adamın sevdiği ama kendisinin hiç hoşlanmadığı gömleği bilerek ütüyle yakıp çöpe atmıştı. Adam yanlarına gelince Alya verdiği selamı almıştı.

“Derse mi geçeceksin?” Cenk’in sorusuyla Alya başını sallamıştı.

“Evet on beş dakika sonra ders başlayacak.”

“Çay içmeye zamanımız var o zaman,” diyen genç kıza yol vererek Cenk Ahmet’e dönerek gözlerini kısmıştı. Genç adama hafif eğilerek “Kollarına dikkat et Ahmet, arkadaş falan anlamam ben… Kırarım…” dediğinde Ahmet şaşkınlıkla genç adama bakmıştı.

“Hocam,” diye başlayacakken Cenk arkasını dönerek “Ben uyarımı yaptım,” dedi. Genç adam şaşkınlıkla giden ikilinin arkasından bakarken Alya’nın seslenmesiyle ona baktı.

“Sen gelmiyor musun?”

“Benim az işim var Alya siz gidin,” diye cevap vermişti. Alya ve Cenk yan yana ilerlerken kendilerine selam veren öğrencilerin selamını alıp kantine girmişlerdi. Bakışlar onlara dönse de ikili aldırış etmemişti. Arkalarından dönen dedikodu çarkına önem vermemişlerdi. Çaylarını alarak öğrenciler gibi boş masalardan birine oturduklarında Cenk karşısında ki kıza bakmıştı.

“Ders nasıl geçti?” Alya omzunu silkerek adama bakmıştı.

“Her zamanki gibi,” Cenk başını aşağı yukarı sallarken çayından bir yudum almıştı.

“Annem akşama bize gelmeni söyledi. Birkaç akşamdır gelmiyor muşsun. Kavga ettiğimizi düşünüyor.”

“Daha dün sizdeydim neden öyle düşündü ki?” Cenk bilmediğini belirtirken aklında olan soruyu sormuştu.

“Annem sana ütü yaptırmış galiba, seni yormamalarını söyledim.”

“Ailenle arama girme Cenk, Deniz anne bana zorla bir şey yaptırmıyor.” Cenk kızın cevabı ile tek kaşını kaldırıp genç kıza bakmıştı.

“Madem öyle benim kahve gömleği ne yaptığını öğrenebilir miyim?” diye sorduğunda Alya beklemeden “Çöpe attım,” dediğinde Cenk farkına varmadan sesini yükseltmişti.

“Ne yaptım dedin?” Alya yudumladığı çayını masanın üzerine bırakarak adama bakmıştı.

“Bana sesini yükseltme. Ütü yaparken yaktım sonra da çöpe attım.” Cenk kızın rahat bir şekilde cevap vermesine şaşırmıştı. Umursamaz olması ise şüphelenmesine neden olmuştu.

“Bilerek yaktığını düşüneceğim.” Alya omzunu silkerek aynı rahatlıkla cevap verdi.

“Zaten o gömleğinden hoşlanmıyordum,” dediğinde Cenk gözlerini büyüterek kıza baktı.

“Sevmediğin bir kıyafetim varsa bu şekilde yok etmek yerine bana söyle ihtiyacı olan birine vereyim. Yazık,” dediğinde Alya duraksamıştı.

“Gerçekten sana söylersem onları giymekten vazgeçer misin?” diye sorarken Cenk kızın şaşkın yüzüne gülümsemişti.

“Neden bu kadar şaşırdın?”

“Bilmem öyle birine benzemiyorsun.” Kızın sözleriyle şaşırma sırası Cenk’teydi.

“Nasıl birine?”

“Eşinin söylediğini yapacak birine. O sevmediği için sevdiğin bir şeyden vazgeçecek birine…”

“Sadece basit bir eşya Alya, abartmaya gerek yok. Evet seviyorum ama bu birini üzmek için geçerli bir neden değil.” Alya adamın sözlerine gülümsemişti.

“Karşında ki sevmiyor diye sevdiğin şeylerden vazgeçmemelisin. Kendi sevdiğin şeylere sahip çıkmalısın.”

“Seni üzse bile mi?” Alya adamın gözlerine bakarak cevap verdi.

“Beni üzse bile. Kendine saygısı olmayan başkalarına da saygısı olmaz.” Cenk kızın gözlerine odaklanmıştı.

“Kendime de sana da saygım var Alya. Basit şeyler yüzünden üzülmeye değmez Alya,” dediğinde Alya başını sallamıştı. Telefonunun saatine bakınca geç kalacağını düşünerek hızla yerinden kalkmıştı.

“Geç kalıyoruz ders başlayacak.” Cenk’te ayaklanırken ikili konuşarak bölüm binasından içeriye girmişti.

“İyi dersler,” diyen adam kızın gülümsemesine neden olmuştu. öğrencilere ders verdikçe iyice eğitimciliğe ısınmıştı.

“Teşekkür ederim sana da…”

“Akşam bize gelmeyi unutma,” dediğinde Alya kendilerine gülen öğrencileri gözünde Cenk’e kaşlarını çatarak bakmıştı.

“Akşam olunca düşünürüz hocam,” diyen kıza Cenk öğrencilere aldırmadan karşılık vermişti.

“Valla sen bilirsin, yoksa kaynanandan azarı sen yersin.”

“İyi dersler Cenk hocam,” diyen kız ses tonunu bastırarak dişlerinin arasından konuşmuştu. Cenk kızın tepkisine gülerek odasına girerken Alya onaylamaz bir şekilde ders vereceği sınıfa girdi.

“Herkese merhaba arkadaşlar, nasılsınız?” Alya sınıfa hızlı bir şekilde girerken öğrenciler keyifle yerlerine geçmişti. Alya derslerine girdiğinden beri öğrencilerin derse katılımı daha da artmıştı. Üstelik derse gelmeyen çoğu öğrenci derse girmeye başlamıştı.

“Hocam duyduğumuza göre bundan sonra dersimize siz gireceksiniz doğru mu?” Alya öğrencinin sorusuyla ona dönmüştü.

“Şimdilik ben giriyorum tabi buna başkanlık karar verecek. Ayfer hanımın davası bittikten sonra devam edebilir. Ya da başka bir hoca dersinize girer.”

“Hocam siz girseniz ne olacak, başka birini istemiyoruz.”

“Sözlerin için teşekkür ederim ancak ben sadece asistanım. Bir eğitimcinin yerini alamam. Onca yıl emek vermiş insanlarla ben bir olamam.”

“Haklısınız hocam, onca yıl emek vermişler ama çoğu öğrenciyi nasıl sıkarım diye düşünmekten ders anlatmayı unutuyor.” Öğrenciler arkadaşlarının sözlerine gülerken Alya onu onaylamamıştı.

“Bu şekilde konuşmamalısınız. Neyse hadi derse başlayalım,” diyen kız öğrencilere dönerken keyifli iki saatin başlangıcını yapmıştı.

***

“Nerede kaldın?” Alya dersten çıkarken kapıda onu bekleyen genç adamı görünce duraksamıştı.

“Neden beni bekliyorsun?”

“Bize gideceğiz ya, otobüsle gelmeni istemedim.” Alya başını iki yana sallayarak çıkışa yönelmişti. İkili arabaya binerken Alya genç adama döndü.

“Dayımı gördün mü bu gün? Dersi vardı ama beni görmeye gelmedi.””

“Bende görmedim, eve gidince görürüz artık.” Alya kemerini bağlarken Cenk arabayı çalıştırmıştı.

“Eve giderken tatlı alalım, canım çekti.” Alya’nın sözleri ile genç adam yol kenarında sevdiği bir tatlıcının önünde durmuştu. Cenk kızı beklemeden arabadan inerek Alya’nın sevdiğini bildiği iki çeşit tatlı alırken evdekilere de kurabiye alarak arabaya geri dönmüştü. Aldıklarını genç kızın kucağına bırakırken Alya adama itiraz etmemesi gerektiğini birkaç ay içinde öğrenmişti. Artık onunla para ödeme tartışması yapmıyordu. Kucağına bırakılan paketleri kontrol ederken sevdiği tatlıları görünce gülümsemişti.

“Akşam fazla kalamam. Arkadaşlarımla görüntülü konuşmam var.” Cenk kıza kısa bir bakış attıktan sonra sormuştu.

“Şu yabancılarla mı?” Alya başını sallarken Cenk devam etmişti. “Biz ne zaman tanışacağız?” dedi.

“İstersen bu akşamki sohbete seni de katalım?” Cenk kızın ciddi olup olmadığını anlamak için ona bakmıştı.

“Sen ciddi misin?”

“Elbette, arkadaşlarımla iyi anlaşmana sevinirim. Müsaitsen akşama sende bize katıl.” Cenk sessiz kalırken evin önüne geldiklerini arabanın durmasıyla anlamışlardı.

“Hadi eve geçelim annem sofrayı kurmuştur.”

“Ben eve çıkayım gelirim.”

“Eve çıkmıyorsun Alya, eve çıkınca aşağı inmiyorsun sonra da annem beni haşlıyor.” Alya adamın çıkışıyla duraksamıştı.

“Ben Deniz anneye söylerim.”

“Eve gidiyoruz Alya,” diyen adam durarak kıza baktı. “Bilmediğim bir konu mu var Alya, akşamları bize inmemeye özen gösterdiğini düşünmeye başladım.”

“Ne alakası var Cenk,” diyen kız bakışlarını kaçırmıştı.

“Var sende bir şey ama anlayacağız. Hadi bize geçiyoruz.” Alya itiraz edemeden genç adam alt katın kapısını açarak kızı eve sokmuştu. Deniz Hanım kızı görünce sıkıca sarılırken Cenk gülümseyerek onlara baktı. Elindekileri annesine uzatırken ortalıkta görünmeyen ablasını merak ederek sormuştu.

“Ablam nerede anne, sabahta görmedim.”

“Dışarıdan geldikten sonra odasına çekildi oğlum. Yorgun olduğunu söylediği için ellemedim.”

“Hasta mı acaba?” diyerek ablasının odasına doğru ilerlerken genç kızda onu takip ediyordu.

“İstersen ben bakayım, belki müsait değildir.” Alya adama bakarak sormuştu. Genç adam geri çekilirken Alya odanın kapısını tıklatıp odaya girmişti. Cemile’nin uyuduğunu görünce endişeyle kadının alnına dokunup ateşini olup olmadığını kontrol etti.

“Ayla dayın geldi,” diye seslenen adamla odadan çıkan genç kız dayısını görünce sıkıca adama sarılmıştı.

“Hoş geldin dayı neredeydin?”

“Hoş bulduk canım, nasılsın?”

“Şükür halimize, sen nasılsın?” Adam yeğeninin sorusu ile gülümsemişti.

“Çok iyiyim, sonunda Efe’yi ikna etmeyi başardım. İki hafta sonra dayın evleniyor.”

“Ay çok sevindim,” diyen genç kız adamın boynuna sarılırken Cenk’te adamı tebrik etmişti.

“Ee siz ne zaman evleniyorsunuz?” Alya ve Cenk adamın sorusuyla bir birine bakarken genç kız hemen bakışlarını kaçırmıştı. Cenk hissediyordu, bir sorun vardı ve Alya ondan saklıyordu.

***

Sizce Alya ne saklıyor? Adnan sonunda evleniyor. Yorumlarınızı bekliyorum…

41. BÖLÜM <<<<<—–>>>> 43. BÖLÜM

2566-1cookie-checkGelincik Çiçeği 42. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

6 yorum

  1. Kesin bu Ayfer cadısı ve amcası birşeyler yaptı bakalım neler olacak
    Adnan da evleniyor şükür
    Yeni bölümleri sabırsızlıkla bekliyorum
    Bu Ece hanım nereden çıktı acaba şimdi

  2. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ Adnan sonunda evleniyor ya:D Alyaya ne oldu acaba Ayfer pisliği ile ilgili mi ki ? Ay Ayfer yetmedi bir de Ece mi çıktı:-x o değil de Aslı ya ne oldu ki neden Ahmet ten uzaklasiyor evliliği erteliyorlar

2 geri izleme / bildirim

  1. Gelincik Çiçeği 41. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Gelincik Çiçeği 43. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*