Cesur 41. Bölüm

Keyifli okumalar!

****

,

Genç kız odasında hazırlanırken oldukça durgundu. Gün içinde olanlar düşünmeden edemiyordu. Hangisine daha çok üzüldüğünü bilmiyordu. Babasının davranışına mı yoksa Serdar’ın onu küçümsemesine mi bilmiyordu. Genç adam yapabileceklerini bilmiyordu. Sıkıntıyla iç çekerek aynanın karşısında ki görüntüsüne bakmıştı. Makyaj yapmayı sevmediği için sadece rimel süren genç kız üzerinde ki mavi diz altı uzun kollu elbisesinin önünü düzeltirken saçlarını da yapabildiği kadar balıksırtı örmüştü. Aynadaki görüntüsünden tatmin olduktan sonra şarja koyduğu telefonunu eline almıştı. Gece boyunca fotoğraf çekmek istediği için şarjının tam olmasını istiyordu. Odasının kapısı tıklatılınca genç kız aynadan kapıya göz atarak “Gel,” diye seslendi. Kapı aralanarak içeriye giren kadını görünce duraksamıştı.

“Müsait misin?” Ayşem genç kadına başını sallayarak cevap vermişti. Odaya girip kapıyı kapattığında Ayşem aynaya sırtını dönerek kadına baktı.

“Bir sorun mu var Aylin abla?” Aylin genç kızı bir süre inceledikten sonra başını sallamıştı.

“Bu gün olanlar hakkında konuşmak istemiştim. Biliyorsun baban…”

“Evet babamı iyi tanıyorum Aylin abla. Bana babamı anlatmanı istemiyorum.” Ayşem kadının sözünü keserek konuşmuştu.

“Art niyeti olmadığını da biliyorsundur.” Ayşem sıkıntıyla nefesini dışarıya vererek kadına cevap vermişti.

“Dün Serdar beye söylediğiniz şeyi hatırlıyor musun Aylin abla? Babamla arama girmeyin, bu sizi ilgilendiren bir konu değil, ikimizin halledeceği bir konu.” Aylin kızın sözleri ile bozulsa da bir şeylerin değiştiğinin farkındaydı. Ayşem ilk zamanlardaki samimiyeti genç kadına göstermiyordu. O yemekten sonra Ayşem kendini geri çekmişti. Her zaman gözünün içine bakan kız artık ona yaklaşmıyordu.

“Ben seni kırmak istememiştim Ayşem, kırdıysam özür dilerim.” Ayşem buruk bir şekilde gülümseyerek kadına bakmıştı.

“Dert etme Aylin abla ben alışkınım. Şimdi izin verirsen hazırlıklarımı bitirmem gerek.” Aylin başını sallayarak kapıya yönelirken çıkmadan önce duraksamıştı.

“Yine de bir sıkıntın olursa bana gelmekten çekinme lütfen.”

“Teşekkür ederim aklımda tutacağım.” Aylin odadan çıkarken Ayşem tuttuğu nefesini dışarıya bırakmıştı. Yapısı gereği kimseye soğuk davranamazdı ama elinden geldiğince kendini geri çekmeyi başarıyordu. Aylin’in yüzündeki üzüntüyü görse de bir şey söylememişti. Kendisini benimsemeyeni o da benimseyemezdi.

***

Genç kız önüne bırakılan paketi açarken oldukça heyecanlıydı. Aylin elbisesini getirdiğinde beklediği şey elbisesinin sevdiği kuyruğunun yerini siyah bir kuyruk değildi. Genç kız şaşkınlıkla elbiseyi paketinden çıkarıp yukarıya kaldırdığında tek renk olan elbiseye hareketlilik veren siyah kuyruğuna bakmıştı. Aylin de genç kız kadar şaşkındı. Arka kısmından kesilen kumaştan öndeki yırtık kısma bant şeritlerle hareketlilik verilmişti.

“Bu…bu…”

“Çisil ben bilmiyordum böyle bir değişiklik yapacağınız.” Aylin endişeyle kıza bakarken Çisil gözleri parlayarak genç kadına bakmıştı.

“Aylin abla bu çok güzel olmuş. Elbiseye ayrı bir hava vermiş.” Aylin rahat bir nefes bırakırken Çisil hızla genç kadına sarılarak “Teşekkür ederim, çok güzel olmuş,” dedi.

“Beğenmene sevindim canım. Hadi sen hazırlan ben aşağıda seni bekliyorum.” Çisil hızla banyosuna girerken Aylin odadan çıkıp aşağıya inmişti.

“Ne yapıyorsun hayatım, sen hazırlanmayacak mısın?” Aylin Cesur’un sesiyle hızla arkasını dönmüştü.

“Eve geçeceğim, yanımda kıyafetimi getirmedim.”

“Sen neden gidiyorsun, ara Serdar’ı gelirken getirsin.” Aylin adama hak vererek telefonu eline almıştı. Genç adama odasındaki koruyu içinde olan kıyafetini getirmesini istemiş sonra da telefonu kapatarak Cesur’a dönmüştü.

“Ayşem ile konuştun mu?” genç adam yüzünü asarak kadına bakmıştı.

“Benimle konuşmadı. Hazırlanmak için odasına çıktı.” Cesur’un tüm keyfi kaçmıştı. Aylin adama üzülse de Ayşem’in haklı olduğunu biliyordu.

“Biraz rahat bırak kızı sakinleşince konuşursunuz.” Cesur başını sallarken ailesinin tatlı telaşını izlemeye başlamıştı. İlk kardeşinin evlilik hazırlığında yanarında olamamıştı. Çisil’in yanında olmak Cesur’u heyecanlandırmaya yetiyordu. Kulağına gelen ağlama sesiyle arkasını dönerek odadan çıkan Çisem ve kucağında ki yeğenine bakmıştı.

“Ne oldu Çisem, neden ağlıyor Cihangir?” diye sorarken Çisem üzgün bir şekilde ona bakmıştı.

“Bilmiyorum abi bir huzursuzluğu var ama anlamadım.”

“Ve bakalım bana,” diyerek kollarını uzattığında Çisem oğlunu dayısına vermişti.

“Aslan parçası, neden ağlıyorsun?” bebek dayısının sesini duyan bebek hıçkırarak susarken Çisem rahat bir nefes almıştı. Fark etmişti ki Cihangir bebek erkeklerde daha çabuk susuyordu. Yüzü asılırken Cesur kardeşine bakmıştı. Onun hala hazırlanmadığını görünce “Sen üzerini değiştir ben yeğenimle ilgilenirim,” dedi. Çisem başını sallayarak odasına girerken Cesur kucağında bebekle Aylin’e dönmüştü.

“Bak Aylin yengesi küçük adam nasılda yakışıklı oldu.” Aylin adama gülerken bebeğin tombul yanaklarını sevmişti.

“Dayısına benzediği için olmasın?” Cesur kadının sözlerine gülerken bebekle yanak yanağa durarak sormuştu.

“Gerçekten benziyor uyuz?” Aylin başını sallarken “Çok,” dedi.

“Neyse hadi sen de hazırlan Serdar gelince kıyafetini giyersin.” Genç kadın adamın yönlendirmesiyle onun odasına gitmişti. Genç adam yeğeniyle ortalıkta dolanmamak için çalışma odasına giderken kapıyı açmasıyla babasıyla göz göze gelmişti.

“Baba?” Cesur dalgın bir şekilde oturan babasına seslenirken odaya giren oğlunu yeni fark etmişti.

“Gel Cesur,” diyen adam torununu görünce oturduğu yerden kalkıp oğluna yaklaşıp bebeği almıştı. Cihangir dedesinin sakallarıyla oynamaya başlarken adam buruk bir şekilde bebeğe bakmıştı.

“Bir sorun mu var baba?” adam başını iki yana sallarken oğluna cevap verdi.

“Kız veriyoruz kolay mı? Seni de Ayşem evlenirken göreceğiz.”

“Ayşem’in mutlu olacağını bildikten sonra bu kadar dertlenmeye ne hacet?”

“Bilmiyorum Cesur, bazen kardeşini zorladım mı diye düşünmeden edemiyorum. Sadece kalabalık ve güvende olabileceğini düşündüğüm bir ailede olsun istedim.”

“Baba Çisil’den bahsediyorsun. Ona istemediği bir şeyi hayatta zorla yaptıramazsın.” Adam odada ki koltuğa oturarak bebeği göğsüne yaslamıştı.

“Bilmiyorum, aklım karıştı.”

“Bırakalım da kendi kararlarını versinler baba. Hem Çisil’i düşüneceğine Çisem’i düşünmelisin. Son zamanlarda hali bana hiç iyi gelmiyor.” Adam başını sallayarak oğlunu onaylamıştı.

“Gitmekten bahsediyor. Bir sorunu olduğu belli ama anlatıyor. Bir arkadaşımı araya soktum, Soner’i ve ailesini araştıracak.” Cesur kaşlarını çatarak babasına baktı.

“Bu durgunluğunun Soner ile alakası olduğunu mu düşünüyorsun?”

“Aklıma başka bir ihtimal gelmiyor. Benim kızım bu şekilde davranmazdı. Korktuğu bir şey var ve ben kızımın neden korktuğunu anlayamıyorum.”

“Bu geceyi atlatalım yarın Çisem ile konuşuruz baba. Sen rahat ol,” dediğinde bebek dedesinin kucağında kıpırdanmıştı.

“Bu sabiye de acıyorum. Baba sevgisi görmeden büyüyecek.”

“Biz ne güne duruyoruz baba, yeğenimin hiçbir eksiklik çekmesine izin vermeyiz.” Servet Bey oğluna gülümserken kapıdan içeriye giren Ayşem Hanım kaşlarını çatmıştı.

“Aşk olsun Servet Bey misafirler gelecek birazdan sen hala takımını giymedin.” Servet bey karısına aşkla bakarken “Geliyorum hayatım. Kıyafet dediğin nedir ki hemen giyilir.”

“Sende üzerini değişmedin Cesur neyi bekliyorsun?” Cesur üzerine bakarak annesine dönmüştü.

“Giyindim ya anne.”

“Bu halde mi çıkacaksın misafirlerin karşısına?” Cesur homurdanarak annesine cevap verdi.

“Ne var halimde anne, beni istemeye gelmiyorlar ya.”

“Ay servet oğlunu duymuyor musun? Nasıl konuşuyor benimle.”

“Oğlan haklı Ayşem, onu mu isteyecekler de süslenecek.”

“Servet ne diyorsun Allah aşkına, Cesur sende git üzerini değiştir. Sen bu evin tek oğlusun.” Cesur başını iki yana sallayarak babasının kucağında ki yeğenini ağıl odadan çıkmıştı. Bebekle kendi odasına giderken Aylin’in odada olduğunu hatırlayınca gülümsemişti. Odanın kapısını tıklayarak içerden gelecek sesi bekledi. Aylin’in ‘gir’ diye seslenmesiyle odasına girmişti.

“Cesur, hayırdır?”

“Üzerimi değiştireceğim, Ayşem sultan kıyafetimi beğenmedi,” diyen adama Aylin gülmüştü.

“Annen haklı spor tarzda misafirlerin karşısına çıkamazsın. Sen tek erkek kardeşsin.” Cesur yüzünü asarken Cihangir’e dönerek konuşmuştu.

“Gördün mü aslan parası dayıyı beğenmediler. Madem öyle yenge seçsin değil mi takım elbisemi.” Aylin adama başını iki yana sallayarak gülümsemişti. Dolabın karşısına geçerek gözüne kestirdiği takım elbiseyi ve ona uygun gömleği alarak adama uzatmıştı.

“Hadi sen üzerini değiştir ben Cihangir ile ilgilenirim.” Cesur bebeği kıza uzatırken Cihangir çoktan uyuklamaya başlamıştı. Takımı alarak banyoya geçen genç adam hızlı bir şekilde üzerini değiştirerek odaya dönmüştü. Aylin genç adama yaklaşarak eline aldığı kravatı takarken Cesur yüzünü asmıştı.

“Bunu takmam şart mı?”

“Çocukluk etme Cesur, kardeşin için bir gece dayanabilirsin değil mi?” Cesur yatakta uyuyan yeğenine bakarak iç çekmişti. Gözleri Aylin’e dönerken bir gün onunla bu şekilde olabilmeyi dilemişti. Kendi bebekleri yatakta uyurken karı koca bu şekilde atışmalıydılar.

“Güzel bir aile olmadık mı?” Aylin adamın gözlerine bakarken gülümsemişti.

“Öyle mi olduk?” Cesur hızla başını aşağı yukarı sallayıp “Olduk,” dedi.

“Hadi sen aşağıya in. Serdar geldiğinde buraya gönderirsin.” Cesur odadan çıkarken kapı zilinin çalmasıyla aile üyeleri heyecanla kapıya yönelmişti. Kapıyı açtıklarında Serdar’ın geldiğini gören hizmetli Ayşem hanıma dönerek “Serdar Bey geldi hanımım,” dedi. Ayşem Hanım genç adamı karşılayarak salona davet etmişti.

“Geldin mi serdar, ablan yukarıda seni bekliyor.” Serdar adama selam vererek merdivenlere yönelmişti. Ablasının Cesur’un odasında olduğunu tahmin edebiliyordu. Elindeki kıyafetle hızlı bir şekilde genç kadının bulunduğu odaya doğru ilerlerken karşı kapının açılmasıyla duraksamıştı.

“Ayşem?” Genç kız odadan çıkar çıkmaz Serdar’ı görmeyi beklemediği için duraksarken genç adama aldırış etmeden yanından geçmek istemiş ama Serdar’ın kolunu tutmasıyla duraksamıştı.

“Ayşem özür dilerim!” Ayşem keskin duman gözlerini genç adama çevirerek boş bir ifade ile bakmıştı.

“Ne için?”

“Bu gün olanlar doğru değildi, çok özür dilerim.” Ayşem başını sallayarak gözlerini genç adamın üzerinden çekmişti.

“Önemli değil demeyi çok isterdim ama özrünüzü kabul edecek durumda değilim. Ama size bir tavsiyede bulunayım. Yakında burada yaşamaya hazırlıklı olursanız iyi olur. Nitelim iddiayı maalesef kaybedeceksiniz.”

“Ayşem ben…”

“Bu gün olanlar hakkında konuşmak istemiyorum Serdar hocam. Bu gün güzel bir gün ve ben canımın daha fazla sıkılmasını istemiyorum.” Ayşem kolunu kurtararak yoluna devam ederken Serdar arkasından üzgün bir şekilde bakmıştı. Kısa bir süre sonra kendine gelerek ablasının elbisesini ona vermek için odanın kapısını çalmıştı.

“Ablacım bir sorun mu var?” Aylin kardeşinin üzgün ifadesinden hoşlanmamıştı.

“Ayşem ile karşılaştım.” Küçük bir açıklama kadının olayı anlamasına yetmişti.

“Üzme kendini alırsın gönlünü.” Serdar ablası kadar pozitif olamıyordu. Kızın nasıl kestirip attığının en yakın tanığıydı.

“İnşallah alabilirim abla, aramızın kötü olmasından hoşlanmıyorum.” Aylin kıyafetini alarak odaya girerken Serdar salona inerek bir yere oturmuştu. Aile üyeleri hazırlanıp bir bir salona girerken Ayşem salona girdiğinde babasına ve Serdar’a bakmadan dedesinin yanına oturmuştu. Servet Bey kolunu genç kızın omzuna atarak kızın şakağını öptü.  

“Nasıl oldun güzelim?”

“Verdiğin sözü tutana kadar iyi olacağım dedeciğim.”

“Kararlı mısın bu konuda?” Ayşem yaşlı adamı onaylarken Cesur kızı ve babası arasında ki konuşmadan bir şey anlamadığı için susmak zorunda kalmıştı.

“Ayşem, babam konuşmayacak mısın benimle?” Cesur kızına seslenirken Ayşem dolu gözleriyle adama kısa bir bakış atarak hemen çekmişti. Sessizliğini korurken Cesur yerinden kalkarak kızına doğru birkaç adım atmıştı ki evin kapı zili yeniden çalmıştı. Aile üyeleri misafirlerin geldiğinden emin bir şekilde ayaklanırken Çisil ablasına dönerek “Nasıl görünüyorum?” diye sordu.

“Çok güzelsin canım, ahdi kapıyı aç.” Çisil dış kapıyı açtığında aile üyeleri gelenleri karşılamak için sıraya dizilmişti. Kapıdan ilk önce Asaf’ın babası, amcaları ve annesi girmişti. Sırasıyla diğer aile büyükleri içeri girerken peşlerinden Asaf’ın kardeşleri elleri dolu bir şekilde kapıdan içeri girmeye başlamıştı. Çisil ve diğerleri kalabalık karşısında şaşırırken en son kadından elinde çiçekle Asaf girmişti. Çisem de en az kardeşi kadar şaşkındı. Daha önce bu kadar kalabalık bir aile görmemişti.

“Çisem abla,” diye seslenen küçük kızı gören genç kadın kapıdan giren baba kızı görünce yutkunmadan edememişti. Karşısında ki adam lacivert gözlerini genç kadına çevirdiğinde Çisem donup kalmıştı. Üzerinde ki şık takım elbiseyle genç adam oldukça etkileyici görünüyordu. Eteğini çekiştiren küçük kızla bakışlarını ona çevirirken üzerinde tül elbise olan Narin çok sevimli görünüyordu.

“Hoş geldin Narin’cim, ne kadar güzel oldun sen böyle?” küçük kız etrafına dönerken kıkırdamıştı.

“Babam aldı bana güzel mi?” Çisem kızın yanağını okşarken kendilerini izleyen adam bakmıştı.

“Hoş geldiniz, lütfen içeri geçin.” Çisem’in ikiliye olan davranışı Cesur ve Çisil’i şaşırtmıştı. Asaf abisiyle kısa bir konuşma yaptığı için bu yakınlığın nedenini biliyordu. Küçük kız Çisem’in elini tutarak salona girdiğinde bakışların üzerlerine döndüğünden habersizdi.

“Çisem abla Cihangir nerede?”

“Cihangir uyuyor canım, uyanında onu seversin olmaz mı?” dediğinde Narin babasına bakmıştı.

“Oynayabilir miyim baba?”

“Elbette kızım,” diyen adam kızını kucağına alarak salona geçmişti. Aile üyeleri hazırlanan salonda buldukları yerlere otururken Çisil ve Çisem bir birine bakmıştı.

“Memleketlerinde birileri kaldı mı acaba?” diye sormuştu. Çisil’in sorusuyla Çisem gülümsemesini güçlükle bastırmıştı.

“Üç amca, yeğenler ve halalar var yenge.” Çisil kulağının dibince konuşan kızın sesini duyunca şaşkınlıkla hızla arkasını dönmüştü.

“Naz sen neden arkamızda duruyorsun?”

“Arabadan alacaklarım vardı yeni geldim.””

“Az önce ne diyorsun anlamadım?”

“Sen dedin ya memlekette kimse kaldı mı diye, onları sayıyordum. Ayrıca anane ve dedelerde var.” Çisil şaşkınlıkla kıza bakarken Naz onun şaşkınlığına gülerek salondaki boş yerlerden birine oturmuştu.

Genç kız kalabalık karşısında ne söyleyeceğini bilememişti. Bakışları kendisini izleyen gözlerle karşılaşınca adamın derin gözleri altında yutkunmuştu. Asaf ona o kadar derin bakıyordu ki Çisil utanmadan edemedi.


“Abla elim ayağım titriyor ne yapacağım?” Çisem kardeşine gülümserken üzerinde hissettiği bakışlarla başını çevirdiğinde Çisil’in müstakbel kayınvalidesinin kendisini izlediğini görünce hafif gülümsemişti. Kadının neden dikkatle kendisine baktığını bilmiyordu. Rahatsız bir şekilde yerinde kıpırdanarak kardeşine baktı.


“Ben mutfağa bir göz atayım. Birazdan gelirim.”


“Abla beni bırakma.” Çisem kardeşine gülümseyerek başını iki yana salladı.


“Sen gelinsin Çisil burada kal. Hem amcalar seni inceliyor.” Çisil ablasının sözleriyle gerilmişti. Derin bir nefes alarak babası ile büyüklerin konuşmasına kulak kesilmeye başlamıştı.


“Çisem abla, nereye?” Ortama düşen endişeli soruyla herkes şaşkınlıkla küçük kıza bakmıştı. Çisem kendisine seslenen Narin’e dönerken üzerindeki bakışlardan habersizdi. Ama hem annesi hem de Çisil ailenin ikiliye şaşkınlıkla baktığını fark etmişti.


“Birazdan geleceğim canım birşey mi istedin?”


“Bende gelebilir miyim?” Narin babasına izin ister gibi bakarken genç adam kızını başını sallayarak onaylamıştı. Küçük kız babaannesinin yanından hızla kalkarak Çisem’in elinden tutunca hafif bir şaşkınlık modası dökülmüştü gençlerden.


“Anne gördün mü elini tuttu?” Azra annesine bakarak sorduğunda yaşlı kadın oğluyla göz göze gelmişti. Yaşlı kadın Ayşem hanıma dönerek “Maşallah iki kizinizda pek sıcak kanlı,” dediğinde Ayşem hanım küçük kızla salondan çıkan kızının arkasından buruk bir şekilde bakmıştı.


“Öyledir ikisi de çocukları pek sever.” Kadın başını aşağı yukarı sallarken Asaf’in babası söze girmişti. Ayşem hanım Çisil’e işaret ederek kahveleri yapmasını istedi. Genç kız misafirlere nasıl kahve içtiklerini soracağı sırada Naz ayakkanarak “Ben sana yardım edeyim. Herkes cevap verene kadar biz kahveleri yaparız.” Çisil kıza gülümserken birlikte salondan çıkıp mutfağa gitmişlerdi. Mutfaktan içeriye girdiklerinde Çisil ve Narin’in masada oturmuş genç kadının küçük kıza yemek yedirdiğini gördüklerinde Naz duraksamıştı.


“Narin halacım sen acıktım mı?” diye sorarken küçük kız gülümseyerek genç kıza bakmıştı. Başını sallarken Naz bu kez Çisem’e bakmıştı.


“Çisem abla bunu nasıl yaptın?”


“Neyi?” diye soran genç kadın Naz’ın “Narin sana nasıl bu kadar yakın hissetti. Normalde aile içindekiler hariç kadınlardan uzak durur.” Çisem gülümseyerek küçük kıza baktı.


“Ben birşey yapmadım. Çocuklar seçildiklerini hissederler. Belki de bu yüzden.”


“Neyse hadi kahveleri yapalım.” Naz Çisil ile ocağın başına geçerken Çisem çalışandan Ayaz’ın uyandığını öğrenince küçük kızı da yanına alarak odaya geçmişti. Bebeğin yanında çalışan kızlardan biri bulunuyordu. Bebeği emzirirken Narin merakla genç kadını izliyordu. Bebeğin çıkardığı sesleri duydukça genç kadın oğlunun başını okşarken gözleri Narin’e kaymıştı. Küçük kızın bebeği seven eline baktığını görünce yutkunarak elini kıza uzattı.


“Gel buraya hayatım, yanıma otur.” Narin çekinik adımlarla kadının yanına oturup bebeğe bakmıştı.


“Çisem hanım isteme töreni olacak, haber vermemi istediniz.” Çisem bebeği yatağın üzerine bırakarak Narin’e elini uzattı.
“Cihangir gelmiyor mu?” diye soran küçük kızın başını okşayan Çisem gülümsedi.


“İçerisi çok kalabalık hayatım bebek korkabilir. Sonra yine geliriz olmaz mı?” Narin bir sire düşündükten sonra Çisem’e hak vererek kadının elini sıkıca tuttu. Birlikte odadan çıktıklarında salondan konuşma sesleri gelmeye başlamıştı. İkilinin salona girmesiyle bakışlar ona dönmüştü. Narin gece boyu Çisem’in elini bırakmazken Asaf’ın babası Çisil’i istemiş Servet bey de duygulanarak kızını Asaf’a vermişti. Yüzükler takılırken Çisem kardeşinin heyecanıyla keyiflenmişti. Yüzükleri kızın isteği üzere ağabeyi Cesur taktı. Amcalar homurdansa da birşey diyememişlerdi. Cesur yüzüğü taktıktan sonra kardeşine bakarak “Her ne olursa olsun abin burada sakın çekinme. Kendini hiçbir şey için sorumlu hissetme. Mutlu ol.” dedi. Asaf’a dönerek “Kardeşim sana emanet. Emanetime iyi bak, onu her zaman sev. Sevgini her zaman göster. Göstermezden ondan karşılık alamazsın.” Asaf genç kıza bakarak başını sallamıştı.


“Her zaman güzel günlerimiz olmayabilir. Ne yaşayacağımızı Allah bilir. Ancak her zaman onun yanında olacağıma söz veriyorum. Her zaman seveceğim.” Çisil Adamin sözleriyle bakışlarını kaçırırken Cesur “Hayırlı olsun,” diyerek kurdelayi kesmişti. Büyüklerin elleri öpülürken amcalardan biri araya girerek konuşmuştu.


“Maşallah torunuzu da pek hanımmış, gelmişken onu da mı istesek?” Adamın sözleri ile Cesur ve Serdar hızla adama dönmüştü. Ayşem adamın sözlerini önemsemezken Servet bey kaşlarını çatarak “Benim torunum daha küçük. Evlenecek yaşta değil,” dedi.


“Bizim gelin onun yaşında ikinci çocuğunu kucağına almıştı.” Adamın sözleri ortamı gererken Asaf babasına olaya müdahale etmesi için işaret etmişti.


“Amca bey gözlerinizi yeğenimin üzerinden çekin. Burada güzel bir olay için toplandık. Tatsız bitmesin. Şimdi izniniz olursa…” Çisem avukatlık mesleği gereği dayanamayarak araya girmişti. Çisem’in sözleri adamın kaşlarının çatışmasına neden olurken “Kadın kısmı o kadar konuşmaz,” dediğinde Servet bey şüpheyle aileyi incelemeye başlamıştı.


“Sanırım bu yüzüğü takmakla hata yaptık. Çisil gel buraya?” Servet bey kızını yanına çekerek parmağındaki yüzüğe uzanmıştı.
“Servet baba,” diye endişeyle araya girmek isteyen Asaf ile Servet bey elini kaldırarak onu susturmuştu.


“Bir kızımın yanmasına engel olamadım. Aynı şeyin diğer kızımın başına gelemsine izin veremem. Bu evlilik olayı benim iicn bitmiştir.” Asaf adamın sözleriyle dişlerini sıkarken öfkeyle amcasına bakmıştı. Adamın keyifli olması Cesur’un ve diğer aile üyelerinin dikkatinden kaçmasa da ihtimal dahi olsa kızını veremezdi.


“Servet bey, ben kardeşime kefilim. Ailede Çisil’e karşı hiç bir saygısızlık yapılmayacağına dair sizi temin ederim. Çisil istediği gibi mesleğini yapacak ve hayatinda aile kurmak dışında hiç bir değişiklik olmayacak. Asaf ve kızınızın ne kadar mutlu olduğunu gorebiliyorsunuz. Ne konuştuğunu bilmeyen biri yüzünden gençlere kıymayın.” Erhan araya girerken son sözlerini dişlerini sıkarak söylemişti.


“Ben kızımı size guvendigim için vermek istemiştim. Babanız tek soz edip gelini olacak kızı savunmadı. Şimdi size nasıl guvenebilirim.” Adam yaşlı adamin sözleri ile yerinde dikelmişti.


“Ben bu güne kadar hiç bir gelinime karışmadım Servet bey. Kocaları nasıl isterse öyle yaşadılar. Aile konularına da artık ben bakmıyorum. Yerimi büyük oğlum Erhan’a bıraktım. O da gerekli olanı söyledi.” Adam susarken amca yeniden araya girdi.


“Abi bilmediğimiz bir yerden ki alıyoruz. Ailenin kurallarını bilmekte fayda var.”
“O zaman git kendi gelinine kuralları öğret benimkinden uzak dur. Susuyorsam tatsızlık çıkmasın diye.” Çisil babasına bakarken Narin’in Çisem’in peşine takılması ile Erhan kızına seslenmişti.


“Kızım nereye, birazdan eve gideceğiz.”
“Cihangir de gelecek mi?” Kızın sorusuyla bilmeyenler “Cihangir kim?” diye sordu.


“Benim torun, küçük hanım bebeği sevdi sanırım.” Servet bey Narin’e gülümserken Erhan’ın bazı seylere kesin karar verdiğinden habersizdi. Bunun için gözleri annesine takıldı. Bu konuda en büyük destekçisi annesi olmalıydı.

***

Yorum yaparsanız sevinirim…

40. BÖLÜM <<<<<—–>>>> 42. BÖLÜM

25691cookie-checkCesur 41. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

10 yorum

  1. Bu amca sanırım bilinçli olarak ortalıģı karıstırıyor bence başka plânları var gibi inşallah da istediği olmaz.Asaf ve Çişile yazık olur.Erhan ve Ćisekin hikayésini çok merak ediyorum bir an önce okumak için sabırsızlanıyorum

  2. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ Erhan Narın ve Çiseme bayılıyorum ya❤️ biran önce evlenirler inşallah ❤️. Amca kendi kızını mi istiyordu ne ortalığı karıştıracak gibi Asaf Cisil ve Çisem ve Erhan çiftine bir şey olmaz . Ayşem ve Serdar artık olsalardi keşke artık uzaklıklarıni sevmiyorum

2 geri izleme / bildirim

  1. Cesur 40. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Cesur 42. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*