Gelincik Çiçeği 43. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Burada müthiş bir yağmur olduğu için elektrikler sürekli kesilip duruyor. Umarım bu bölümü seversiniz. Keyifli okumalar!

****

Genç kız heyecanla sınıftan çıkarak arkadaşlarını dışarıda beklemeye başlamıştı. Oldukça mutluydu. Sınav boyunca yüzündeki gülümseme hiç eksik olmamıştı. Derin bir nefes alarak sınavdan bir bir çıkan öğrencileri izlemeye başlamıştı.

“Neden bu kadar uzun sürdü ki? Normalde herkesten önce çıkması gerekirdi,” kendi kendine söylenen kız kapıdan çıkan Ahmet’i görünce duraksamıştı. Ahmet yorgun görünse de rahatlamış olduğu ifadesinden belliydi.

“Ahmet buradayım,” diye arkadaşına seslenen genç kız adamın yanına gelmesini bekledi.

“Alya neden hala çıkmadı anlamadım!” Ahmet arkadaşının meraklı bakışlarından ne sormak istediğini anlayamamıştı.

“Bende, sınavdan başladıktan on dakika sonra her zaman çıkardı. Şimdiyse neredeyse tüm sınıf çıkmasına rağmen o çıkmadı.”

“Acaba bir sorun mu var?”

“Bu mümkün değil,” diyen Akasya heyecanla devam etmişti. “O sorular Alya için çerezlik sayılır. İnanabiliyor musun Alya’nın iki gündür bana anlattığı tüm sorular çıktı. Mucize gibi geldi bana,” dediğinde Ahmet kızın mutluluğunu anlayabiliyordu. Alya’nın çıkabilecek soruları tahmin etmesi zor değildi. Nitekim genç kız genelde konu anlatımından çok hocaların yüz mimiklerini takip ettiği için hangi konulara ağırlık vermesi gerektiğini anlayabiliyordu. İlkokuldayken bile öğretmen ağzını açmadan soracağı soruyu tahmin ederdi. Öğretmen şaşkınlıkla ona bakarken Alya normal bir davranış sergilemiş gibi önündeki kitaba odaklanırdı.

“Çıkar birazdan merak etme,” diyen genç adam da kızın yanına beton yükseltinin üzerine oturarak beklemeye başlamıştı.

Alya son final sınavlarına girerken oldukça yoğundu. Bir yandan dersine girdiği öğrencilerin gözetmeni olurken diğer yandan da kendi sınıfını geçmek için çalışıyordu. Belki de ilk kez bu kadar yorulmuştu. Neyse ki yarın son final sınavına girecek iki gün sonra da çok özlediği ailesinin yanına uçacaktı. Sınav başlamadan önce hocası genç kızın yerini değiştirerek onu en sondaki arka sıraya yerleştirdiğinde Alya itiraz etmemişti. Neden böyle bir şey yaptığını bilmese de kağıdına odaklanmaya kararlıydı. Önüne gelen soruları gördüğünde kaşları çatılan genç kız başını kaldırarak kağıtları dağıtan hocasına kısa bir bakış atmıştı. İşlemedikleri konulardan soru sorulmasına anlam verememişti. Özellikle kendisine böyle bir muamele yapıldığını anladığında ise dişlerini sıkmıştı. Eğer tahmini doğruysa onu diğer öğrencilerden ayrı bir şekilde sınav yapıyorlardı ki bu kurallara aykırıydı. Sıkıntıyla nefesini dışarı verirken sorulara kısa bir göz atmıştı. Neyse ki cevaplayamayacağı sorular değildi. Bunun için dayısına ve KTÜ’deki danışman hocasına çok şey borçluydu. Öğrenme arzusunu fark eden iki adam da kıza diğer öğrencilerden farklı olarak araştırma dergileri verip, okumasını sağlıyorlardı. Ama bu kendisine yapılan bu haksızlığa göz yumacağı anlamına gelmiyordu.

Sınav iki dersine giren hocasının sınavıydı ve son iki sınavda ona aitti. Eğer bu sınavda kendisine bu soruları soruyorsa yarınki finali de aynı şekilde diğer öğrencilerden farklı sorular soracağına emindi. Bir on dakika boyunca zihninde döndürdüğü soruların konularını gözlerini kapatarak hatırlamaya çalışmıştı. Beyin öyle mucizevi bir organdı ki depoladığı bilgiyi gün yüzüne çıkarmak için sadece küçük bir hatırlatma bekliyordu. Tıpkı biri tarafından konusu açılmayan hatıralar gibi… Alya gözlerini aralayarak kağıdına odaklanmıştı. Birkaç saniye sonra derin bir nefes alıp sırayla soruları cevaplamaya başlamıştı. Onu sınav başladığından beri izleyen hocasının farkında değildi. Adam Alya’ya soru kağıdını verdiğinde kızın şaşkınlığını görmüştü. Başını çevirerek diğer öğrencilere de kağıtlarını dağıttıktan sonra masasına yaslanarak asistanının kuralları saymasını beklemişti. Kendisi ise Alya’dan gözlerini alamıyordu. Kızın bir süre kağıda boş boş bakmasına kaşlarını çatarken Alya’nın gözlerini kapatmasıyla kızın soruları cevaplayamayacağını düşünmüştü. Bir on dakika boyunca Alya’nın gözlerini açmaması kızın uyuduğunu düşündürtüp yerinden doğrulduğunda Alya’nın gözlerini açarak kağıdına yazmaya başlamasıyla duraksamıştı. Kızın hızlı bir şekilde kağıdını doldurmasını gülümseyerek izlerken Alya’nın bir süre sonra ikinci bir boş kağıt istemesiyle başlar ona dönmüş ama Alya kimseye aldırış etmeden cevaplarına devam etmişti. Özellikle son iki sorunun cevabı oldukça uzundu. En azından Alya sorulara ayrıntılı ve uzun cevap vermek istemişti. Duvardaki saate baktığında sınavın bitmesine on dakikadan az kaldığını görünce hızla son sözlerini toparlamaya başlamıştı.

“Sınav bitti arkadaşlar!” hocasın uyarısı ile Alya geriye yaslanarak elindeki kalemi parmaklarının arasında birkaç kez döndürerek etrafına bakmıştı. Sınıfla kendisiyle birlikte birkaç kişi kalmıştı. Kağıdını alarak hocasına doğru ilerlerken asistan uzanarak kağıdını almak istemiş ama genç kız kağıdını ona vermemişti. Asistan şaşırarak dersin hocasına bakarken Alya kağıdı adama uzatıp “Bu okul kurallarına aykırı biliyorsunuz değil mi?” diye sorduğunda birkaç kişi Alya’ya bakmıştı. Hoca ses etmeden kağıdı alarak “Çıkabilirsin,” dediğinde Alya kaşlarını çatarak “Sizi şikayet edebilirim biliyorsunuz değil mi?” dediğinde asistan ikili arasında ki konuşmayı şaşkınlıkla dinliyordu.

“Elbette bunda serbestsin.” Adam elindeki cevap kağıdına kısa bir bakış atarak yeniden kıza dönüp “Çıkabilirsin,” dedi. Alya başını iki yana sallayarak geç kalmak istemediği gözetmenlik görevine yetişebilmek için sınıftan çıkmıştı.

“Hocam ne oluyor?” adam cevap kağıdını asistanına vererek “Bunu kağıtlardan ayrı bir yere koy,” dedi. Asistan adamın neden böyle bir şey istediğini anlamadığı için Alya’nın kağıdına bakınca kaşları çatılmıştı.

“Hocam bu sorular,”

“Bu aramızda kalacak, sonra nedenini söylerim.”

“Ama hocam bu yanlış,” diyen asistanını dinlemeden sınıftan çıkmıştı. Hocanın arkasından bakan asistan ne yapacağını bilememişti. Neden Alya’nın sorularının diğer öğrencilerden farklı olduğunu bilmiyordu. Hoca bölümün en donanımlı hocasıydı. Unvanı diğer hocalardan en üst seviyedeydi ve böyle bir hata yaparak kariyerini tehlikeye atıyordu.

“Alya, buradayız,” Akasya genç kızın çıktığını görünce hızla yerinden kalkıp ona doğru ilerlemişti.

“Nasılsınız arkadaşlar. Yürüyerek konuşalım mı geç kalıyorum.”

“Neden bu kadar geciktin?”

“Soruların cevapları uzun sürdü,” diyen kızla Akasya duraksamıştı.

“Ama ben hepsini kısa açıklamalar yaparak cevapladım,” dediğinde Akasya’nın endişeli bakışlarına dayanamayarak omzunu sıkmıştı.

“Eminim hepsini doğru cevaplamışsındır, beni biliyorsun aşırı derecede ayrıntı yazmayı severim.” Akasya kızın sözleriyle rahatlarken Ahmet bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. Alya onun şüphelendiğini anlasa da yoluna devam etmişti.

“Bari bir çay içseydik.”

“Sınavım var Ahmet akşama bize gel birlikte ders çalışalım,” dediğinde Ahmet ilk kez kızın teklifini kabul etmişti. Normalde gurup çalışamayan biri olsa da Alya’nın kendisine bir şey diyeceğini düşünerek kabul etmişti.

“Olur sınavdan çıkmanı beklerim birlikte gideriz.” Alya adamın gözlerine bakarak gülümsemişti.

“Teşekkür ederim,” dediğinde ikisi de ne için teşekkür ettiğini biliyordu. Ahmet’in onunla konuşmak istediğini anlamış olması bile genç kızı rahatlatmıştı.

“Hadi gecikme seni kantinde bekleyeceğim.”

“Bende beklemek isterdim ama eve uğramam gerek. Akşam gelirim.” Alya başını sallayarak hızla oradan uzaklaşmıştı. Sınavın olacağı bölüm binasına girerken öğrencileri koşarak yanına gelmişti.

“Alya hocam sorular zor mu?” dediğinde Alya gülümseyerek “Bilmiyorum arkadaşlar, soruları ben hazırlamadım,” dedi. Öğrencilerin yüzü asılırken Alya merdivenlere yönelerek çantasını Cenk’in odasına bırakmak için o yöne yönelmişti. Sefa ve Asya hocanın Cenk’in odasından çıktığını görünce selam vermişti.

“Nasılsınız hocam?”

“Biz iyiyiz de sen yorgun görünüyorsun. Bu finaller seni yormuş olmalı,” dediğinde Alya başını sallamıştı.

“Son bir sınavım kaldı hocam ondan sonra rahatım.”

“Trabzon’a gideceğini duydum neden tatilinin bir kısmını burada geçirmiyorsun?” Asya’nın sorusuyla Alya buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Ailemi özledim hocam, ayrıca dayımın düğünü olacak. Gitmem gerekiyor.”

“Öyle mi Adnan hoca evleniyor mu?” Alya gülümseyerek cevap vermişti.

“Evet, sonunda evleniyor. Üstelik ikizim hamile ona yardımcı olmam gerek.” Asya genç kızın sözleriyle gülümsemişti.

“Eminim ailen de seni gördüğü için mutlu olacaktır.”

“Alya sen ne zaman geldin?” Cenk elinde sınav kağıtlarıyla odadan çıkan Cenk genç kızı görünce duraksamıştı.

“Yeni geldim hocam, çantamı bırakıp dersliğe gidecektim.” Cenk kıza yol vererek çantasını odasına bırakmasını beklemişti. Odanın kapısını kilitlediklerinde Asya ve Sefa ile görüşerek sınav yapacakları sınıfa doğru ilerlemeye başladılar.

“Sınavın nasıl geçti?” genç adamın sorusuyla genç kız derin bir nefes alıp iç çekmişti. Kızın iç çekmesiyle Cenk şaşırmıştı. Alya’nın sınavının kötü geçmiş olabileceğini hiç düşünmemişti.

“Fena değildi.”

“Anlamadım?”

“Anlamayacak bir şey yok. Eğer hatırladığım konular doğruysa fena geçmedi,” dediğinde Cenk kaşlarını çatmıştı.

“Bu konuyu sınavdan sonra konuşacağız. Ayrıca eve gider gitmez uyuyorsun Alya, çok yorgun görünüyorsun.”

“Beni merak etme alışkınım ben.”

“Ama ben seni böyle görmeye alışkın değilim.” Cenk Alya ile birlikte sınıfa girerken genç kadın öğretmen masasına geçerek öğrencileri kontrol etmeye başlamıştı.

“Elif nerede arkadaşlar?” Alya öğrencilerden birinin gelmediğini görünce diğer arkadaşlarına sormuştu.

“Bilmiyoruz hocam sabahtan beri görmedik.”

“Arkadaşınızı merak edip aramadınız mı? Sen Özge, Elif ile iyi arkadaş değil misin? Başına bir şey gelmiş olabileceğini düşünmedin mi?”

“Bilmem hocam her zaman erkenden gelip boş sınıflardan birinde ders çalışırdı.”

“Hangi sınıfta, git bak bakalım orada mı?” Özge yerinden kalkarak arkadaşına bakınmak için sınıftan çıkmıştı. Cenk uyarılarını yaparken birkaç dakika sonra Özge koşturarak sınıfa girmişti.

“Hocam Elif sınıfta kilitli kalmış. Hizmetliyi de bulamadım.” Cenk ve Alya birbirine bakarken Alya Cenk’e “Ben bakayım,” diyerek sınıftan çıkmıştı.

“Arkadaşlar sınav bir saat on beş dakika sürecek. Ona göre cevaplarını yazın. Kopya çekenlerin sınavları okunmayacak. Lütfen kendi kağıdınızla ilgilenin.” Cenk beş dakika sonra sınıfa giren Alya ve iki öğrenciye kısa bir bakış atıp kağıtları dağıtmaya başlamıştı.

“Sormak istediğiniz bir şey var mı arkadaşlar?” Öğrencilerden ses çıkmayınca genç adam kıza dönerek “Kolay gelsin Alya,” diyerek diğer sınıfın sınavını başlatmak için ayrılmıştı.

“Evet arkadaşlar sınav başlamıştır.” Alya özellikle sınav zamanı spor ayakkabılarını giyerek ses yapmadan sıralar arasında gezmeye başlamıştı. Öğrenciler soruları cevaplama başladığında Alya arada sabit durup öğrencileri kontrol ediyor arada dolanarak onlara kopya çekmemeleri için boğaz temizleyerek uyarıda bulunuyordu. Ne kadar uyarsalar da bazı öğrenciler arkadaşlarının kağıtlarına bakmayı alışkanlık haline getirmişti. Sınav bittiğinde genç kız öğrencilerin tatlı sitemlerini gülümseyerek dinliyordu. Kağıtları toplayıp Cenk’in odasına giderken genç adam da hemen peşinden odaya girmişti.

“Nasıldı sınıf?” Cenk elindeki sınav kağıtlarını alarak çantasına koymuştu. Eve gittiğinde onları okumayı düşünüyordu.

“Öğrencilerde gelişme var. Bazılarının cevaplarını kontrol ettim, fena değil gibiydi.”

“Öyle mi sen öyle diyorsan eminim iyidir.” Alya omzunu silkerken çantasını alarak kapıya yönelmişti.

“Nereye gidiyorsun? Birlikte eve geçeriz.”

“Ahmet kantinde beni bekliyor, ders çalışmak için bize gelecek.”

“Öyle mi ne oldu?” Cenk şüpheyle genç kıza bakmıştı.

“Anlamadım?”

“Ahmet sınav zamanı tek çalışmayı seven bir öğrenci, bunu sen benden daha iyi biliyorsun. Eğer sınav zamanı sana geliyorsa ya senin ya da onun bir sorunu olmalı.”

“Önemli bir konu değil, sadece bu kez değişiklik olsun dedi.”

“Buna inanmamı beklemiyorsun değil mi? Neyse ben sizi eve bırakırım.”

“Gerek yok aslında.”

“Alya aynı eve gidiyoruz, sence de dolmuşla gitmen saçma değil mi? hadi git ve Ahmet ile beni arabanın yanında bekle. Sefa’ya dosya vermem gerek.” Alya başını sallayarak odadan çıkarken çantasının sapını sıkıca tutarak öğrencilerin selamlamaları arasında kantine doğru ilerlemişti. Ahmet’i bir köşede oturmuş çay içerken ders notlarını incelerken bulmuştu.

“Gidelim mi?” Alya’nın sesini duyan genç adam başını kaldırırken gülümsemişti.

“Nasıldı?”

“Soruları ben cevaplamadım Ahmet, bu kez sınav yapan taraftaydım.”

“Hadi biz yazarak vakit geçiriyoruz siz bunca zaman boş boş nasıl duruyorsunuz.” Alya adamın sorusuyla gülmüştü. Haklıydı aslında öğrencilerin başında saatlerce beklemek sabır işiydi.

“Zamanı geldiğinde sende öğrenirsin, hadi gidelim. Cenk’le gideceğiz.”

“Bakıyorum da sözlün seni yalnız bırakmıyor.” Ahmet’in sözleri ile genç kız gülmeden edememişti.

“Çok konuşma Ahmet hadi gidelim artık.” İkili Cenk’in arabasının yanında beklemeye başlamışlardı. Cenk’in gelmesiyle sessizce yola çıkan gurup eve kadar hiç konuşmamıştı.

“Sen yukarıya çık Ahmet ben Deniz anneye bakıp geliyorum.” Cenk genç adamın yukarı çıkmasıyla kaşlarını çatmıştı.

“Akasya neden sizinle değil?”

“Akşama gelecek,” Alya’nın kısa cevabından hoşlanmayan Cenk devam etmişti.

“İkinizin yalnız olmasını istemiyorum.” Alya adamın sözleri ile gözlerini kısmıştı.

“Yalnız olacağımızı kim söyledi? Unuttun galiba şuanda dayım evde.” Cenk kızın sert çıkışı ile susmak zorunda kalmıştı. Alt katın kapısı açıldığında Alya ifadesini değiştirerek kapıyı açan kadına sarılmıştı.

“Nasılsın Deniz anne?” Deniz Hanım genç kıza sıkıca sarılarak içeri davet etmişti.

“Gelsene kızım neden kapıda dikiliyorsun?”

“Gelmeyeyim anne, eve çıkmam gerek. Hem yorgunum da…” Cenk homurdansa da Alya onu takmamıştı.

“Yemek yiyip çıksaydın yukarıya?”

“Teşekkür ederim, aç değilim.” Kadının ısrarlarından güçlükle kurtulan genç kız evine çıkarken Cenk’e ters bakışlar atmayı ihmal etmemişti.

“Yine ne yaptın kıza da sana ters bakıyor?”

“Yok bir şey anne, bazen ben miyim senin evladın Alya mı anlayamıyorum.” Cenk eve girerken Deniz hanımın seslenmesine aldırış etmeyerek odasına girmişti.

***

“Sen ne dediğinin farkında mısın Alya, ne demek senin soruların farklıydı?” Alya omzunu silkerek genç adama bakmıştı.

“Bilmiyorum, bana verilerin sorular sizinkinden farlıydı. Üstelik hiçbir konuyu da işlememiştik. Hatta o konuların işleneceğinden bile emin değilim.”

“Peki sen nasıl cevapladın soruları?” genç kız başını çevirerek çoğu hocasında olmayan kitaplarına kısa bir bakış atmıştı. Ahmet onun dokunulmaz kütüphanesine baktığını görünce başını o yöne çevirmişti.

“Şanslıydım diyelim.”

“Beyninin nasıl çalıştığını asla tahmin edemeyeceğim. Peki şikayetçi olacak mısın?” genç adamın sorusuyla Adnan salona girmişti.

“Kimden şikayetçi olacaksın Alya*” adam yeğeninin yanına oturarak kızın omzuna kolunu atarak onu göğsüne yaslamıştı.

“Önemli bir şey değil dayıcım,” diyen kızla Ahmet atılmıştı.

“Nasıl önemli bir şey yok. Sınavını işlemediğimiz konular üzerinden verdin Alya, bu okul kurallarına uymuyor.”

“Ne sınavı?”

“Ahmet…” Genç kız uyarsa da arkadaşı onu takmamıştı.

“Hocam bu günkü sınavda Alya2nın dediğine göre onun soruları bizimkinden farklıydı. Üstelik sorular işlemediğimiz konuşlardan geldi.” Adnan başını geri çekerek göğsüne sığınan yeğenine bakmıştı.

“Doğru mu bu?”

“Önemli değil dayıcım, nasılsa hepsini cevapladım.”

“Ona şüphem yok ama bu yapılan haksızlık. Hangi hoca…”

“Dayı senin karışmanı istemiyorum. Bunu ben halledeceğim.””

“Alya,”

“Lütfen dayıcım, ben halledeceğim. Hem bir kaybım olmadı, cevaplarımı okuyunca hocanın yüzünün alacağı ifadeyi görmeyi isterdim.” Adnan gülerek yeğenin saçlarını öperken ikili için masa hazırlamaya gitmişti.

“Yemekten sonra dinlenmelisin Alya çok yorgun görünüyorsun.”

“Sen ne yapacaksın?” Ahmet salondaki masayı göstererek “Şurada biraz ders çalışıp bende dinleneceğim. Yarınki sınava zaten çalışmıştım. Sadece tekrar yapacağım.”

“Bende buraya geldiğine şaşırmıştım. Adama bak çoktan çalışmış bile.”

“İki dersin hocası aynı olunca çalışmak kolay oldu diyelim.” Ahmet’in ukala bir şekilde konuşması kızı güldürmüştü. Birkaç dakika sonra dayısının seslenmesi ile Alya ve Ahmet yerinden kalkarak mutfağa geçmişti. Yemeklerini yedikten sonra akşama kadar Alya dinlenmek için odasına çekilmişti.

***

“Ay sen bir harikasın Alya,” diyerek boynuna sarılan Akasya ile genç kız gülümsemişti. Az önce son final sınavını da veren ikili aynı anda sınıftan çıkmıştı. Akasya kızın sınava bu kadar uzun kalmasına şaşırmıştı. son iki sınavdır neredeyse sınavın son saatlerine kadar kalıyordu Alya.

“Senin sayende bu sınıfı geçtim Alya, çok teşekkür ederim.”

“Sen zaten geçerdin Akasya ben bir şey yapmadım.”

“Geçerdim tabi ama bütünlemede.” Genç kız kıkırdarken arabasına yaslanmış bir şekilde kendisine gülümseyerek bakan adamı görünce şaşırmıştı.

“Onur?” Alya arkadaşının ağzından çıkan isimle arkasını dönmüştü. Onur’u görünce imayla Akasya’ya bakarak sırıttı.

“Seninki gelmiş Akasya hadi git bekletme.”

“O neden burada ki?” Akasya Alya’ya veda ederek hızla genç adamın yanına gitmişti. Alya ikiliye gülümseyerek bakarken kupalının yanında duyduğu sesle hızla dönmüştü.

“Seni bu kadar mutlu eden nedir?” Alya Cenk’i yanında bulunca duraksamıştı.

“Senin sınavın yok muydu?”

“Gözetmenlik yapacağım dersin hocası gelince boşa çıktım ben. Ne dersin yemeğe çıkalım mı?” Alya genç adamın kendisine tedirgin bir şekilde bakmasından hoşlanmamıştı. Cenk ne zaman ona birlikte zaman geçirmeyi teklif etse cevabını hep tedirginlikle bekliyordu.

“Olur gidelim.” Adamın derin bir nefes almasıyla genç kız neredeyse gülecekti. Birlikte arabaya bindiklerinde genç adam oldukça rahatlamıştı.

“Nereye gitmek istersin?”

“Fark etmez benim için. Kafe tarzı bir yere gidelim mi? biliyorsun annen akşama masa donatacak.” Cenk kızın sözleriyle gülmüştü.

“Annemi ilk kez bu kadar heyecanlı görüyorum. Seninle tanıştığından beri farklı birine dönüştü.” Alya adamın sözleriyle ona dönmüştü.

“Ne demek istiyorsun? İyi yönde mi yoksa kötü yönde mi etkilendi anlamadım.” Genç adam kıza kısa bir bakış atarak cevaplamıştı.

“Seda’yı az çok tanıyorsun, annemle hiç anlaşamazdı. Daha doğrusu ailemi ailesine yakıştırmazdı.” Alya duyduğu isimle bozulsa da belli etmemişti. Cenk’in eski karısından bahsetmesi hoşuna gitmemişti.

“Onu hala seviyor musun?” Cenk kızın sorusuyla duraksamıştı.

“Nereden çıktı bu soru?”

“Bilmem ondan bahsedince birden aklımdan geçti.” Genç adam sinyal vererek arabayı sağa çekmişti. kısa bir süre önüne baktıktan sonra bakışlarını genç kıza çevirerek buruk bir şekilde gülümsedi.

“Geçmişimi değiştiremem Alya, Seda benim geçmişim. Eve bir zamanlar onu sevmiştim ama onu severken hayatıma başka birini alacak kadar da düşüncesiz değilim. Bu hem bana hem de sana haksızlık olurdu. Eğer Seda’ya azıcık bir sevgi besleseydim bu yüzüğü parmağıma takmazdım. Bu konuşmayı ilk ve son kez yapmak istiyorum Alya, Seda geçmişimdi ama sen geleceğimsin. Sen hissettiğim duygulardan eminim. Eğer sen emin değilsen bu evlilikten vazgeçebilirsin. Benimle bile olsa mutsuz olmanı asla istemem.” Alya şaşkınlıkla genç adama bakarken konunun neden buraya geldiğini düşünmeye başlamıştı. Üstelik adamın ‘duygularımdan eminim’ sözleri aklına takılmıştı. Cenk’in kendisine karşı duyguları mı vardı? Aklı karışan genç kız birden sormuştu.

“Bana karşı bir şeyler mi hissediyorsun?” Alya’nın sorusuyla genç adam birden kahkaha atmıştı. Onun kahkaha atmasıyla Alya kaşlarını çatmıştı. Genç adamın onunla dalga geçmesine izin veremezdi.

“Çok safsın Alya, zeki ama saf yüreklisin.”

“Bana hakaret mi ediyorsun?” Cenk başını iki yana sallayarak gülümsemişti.

“Ne haddime sana hakaret. Sadece bu kadar kör olmana şaşırıyorum.”

“Cenk ne söylüyorsun anlamıyorum. Sadece bir soru sordum ve sen kafamı çorba ettin. Sormadım varsay,” diyerek kollarını bağlayıp geri yaslamıştı. Cenk kızın hareketiyle gülümseyerek yola koyulmuştu.

“Bana daha iyi bakmalısın Alya, o zaman sana olan duygularımın ne olduğunu anlarsın.”

“Sen bana dikkatli bakıyor musun?” Alya ağzından çıkan sözlerle dilini ısırmıştı. Gözlerini kapatırken sessizce derin bir nefes almıştı. Cenk ise duyduğu şeyi idrak ettiğinde ani bir frenle arabayı durdurarak hızla genç kıza bakmıştı. Ne arkasından çalan kornalar umurundaydı ne de kaza yapacak olmaları. Şuanda tek umursadığı kızın ağzından çıkan sözlerdi.

“Sen…”

“Cenk sen ne yapıyorsun az kalsın kaza yapacaktık.”

“Sen az önce ne dedin?” Alya adamdan bakışlarını kaçırarak önüne dönmüştü. Kalbi deli gibi atarken ne söyleyeceğini, ne cevap vereceğini bu işten nasıl kurtulacağını düşünüyordu. Adama resmen ona karşı duyguları olduğunu ima etmişti.

“Alya, bana bak lütfen.” Alya genç adama bakmazken Cenk heyecanla devam etmişti. “Ağzıma bir parmak bal çalarak köşene çekilemezsiniz Alya Hanım, bana cevap vermek zorundasın.” Alya adamın ses tonunda ki mutlulukla başını diğer tarafa çevirerek gülümsemişti. Cenk onun gülümsemesini yan aynadan görünce yüzü aydınlandı. O da kendisine karşı boş değildi. Belki itiraf edemiyordu ama Alya’nın da kendisini sevdiğini ilk kez bu kadar içten hissetmişti.

“Duygularımın karşılıklı olduğuna inanamıyorum,” adamın ağzından çıkanlarla Alya genç adama dönerek şaşkınlıkla sormuştu.

“Beni seviyor musun?” Alya sorduğu soruyla gözlerini kapatarak kendine kızarken Cenk kızın tatlı ifadesiyle yeniden kahkaha atmıştı. Bu gün onun en güzel günüydü.

“Evet müstakbel karıcım, sen bu adamın kalbini yeniden attıran kişisin. Seni seviyorum!” Alya donup kalırken Cenk gülerek kızın burnuna dokunup yola koyulmuştu. Sanki üzerinden tonlarca yük kalkmış gibi hissediyordu. Alya’nın da onu sevdiğini bilmek düğüne kadar daha huzurlu beklemesini sağlayacaktı.

***

İtiraf geldi, yorumlarınızı bekliyorum… 🙂

42. BÖLÜM <<<<<<——>>>>>> 44. BÖLÜM

25780cookie-checkGelincik Çiçeği 43. Bölüm
mermaridyy hakkında 333 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

11 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ay sonunda geldi itiraflar ❤️hoca ne yapmaya çalışıyor acaba neden farklı sorular sordu ki acaba Alya ‘yi öğretmen mi yapmak istiyor da deniyor ki ? :/ Ahmete üzülüyorum ya arası düzelsin sevgilisi ile sorun ne :'( 🙁

2 geri izleme / bildirim

  1. Gelincik Çiçeği 42. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Gelincik Çiçeği 44. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*