Dilay Hanım Final 2

Bir serüvenin daha sonuna geldik. acısıyla tatlısıyla bir hikayeyi daha bitirdik. Aldığımız yol boyunca sürçülisan ettiysek af ola… Keyifli okumalar!

***

Genç adam çıldırmış gibi yerinde dolanırken içerden gelecek iyi bir haber bekliyordu. Dilay yataktan kalkar kalkmaz bayılmıştı ve genç adam ne yaptıysa da onu kendine getirememişti. Üstelik tüm bu olanlar çocukların gözünün önünde olmuştu. Hepsi korkudan ağlamaya başladığında Engin ne yapacağını bilememişti. Ellerini saçlarına daldırdığında acilin kapısından içeriye koşturarak giren ikiliyi görünce yerinde durmuştu.

“Engin abi ablam nasıl?” Seyhan ve Aslı genç adama endişeyle bakarken Engin başını iki yana sallamıştı.

“Bilmiyorum kimse bir şey söylemedi.”

“Ne oldu da bayıldı ki?” Aslı’nın sorusuyla Engin duvara yaslanarak güç almaya çalışmıştı.

“Bilmiyorum, çocuklar bizi uyandırmak için gelmişti. Dilay yataktan kalkar kalkmaz birden bayıldı. Çocuklar da çok korktu.”

“Sen onları merak etme abim ilgileniyor.” Engin başını sallayarak genç adama bakmıştı. Yaklaşık beş dakika sonra acilin kapısı açıldığında hızla duvardan ayrılarak doktorun karşısına dikilmişti.

“Karım nasıl doktor? Dilay iyi mi?” doktor endişeli adama kısa bir bakış atarak konuşmuştu.

“Endişelenecek bir durum yok. Dilay hanımın tansiyonu düşmüş şuanda iyi durumda.” Engin derin bir nefes alırken Seyhan ve Aslı da rahat bir nefes almıştı.

“Emin misiniz? Peki neden tüm çabalarıma rağmen uyanmadı?” Doktor adamın endişesini anlayabiliyordu.

“Dediğim gibi önemli bir şey yok. Gerekli açıklamayı Dilay hanıma yaptık. Serumu bitince gidebilirsiniz.”

“Karımı görebilir miyim?” Engin doktorun onaylamasıyla sürgülü kapıdan içeriye girmişti. Genç kadın sırtını dikleştirerek kolunda ki serumun bitmesini bekliyordu. Kocasını görünce yüzünde oluşan gülümsemeyle onu rahatlatmak istemişti. Engin kadının gülümsediğini görünce hızla yanına giderek serum takılan koluna dikkat edip sıkıca sarılmıştı.

“Çok korktum Dilay, sana bir şey oldu diye çok korktum.” Dilay kocasının sırtına boştaki elini koyarak onu sakinleştirmeye çalışmıştı.

“İyiyim ben, endişelenme artık.”

“Nasıl endişelenmem Dilay, gözümün önünde biranda yere yığıldın. Çocuklar da çok korktu.” Dilay çocukları hatırlayınca endişelenmişti.

“Çocuklar nasıl şimdi, neredeler?”

“Yanlarında Selim ve dedeleri var. Seyhan ve Aslı geldi. Dışarıda bekliyorlar.” Dilay başını sallayarak yeniden kocasına sarılmıştı. Adamın titreyen bedenini fark ettiğinde onun için üzülmüştü. Birkaç dakika sonra yanlarına gelen doktorla ikili ayrılmıştı.

“Dilay Hanım size yazdığım vitamin haplarını muhakkak almalısınız. Bir de bol bol dinlenmelisiniz.” Dilay başıyla doktoru onaylarken Engin doktora “Karımın iyi olduğunu söylemiştiniz. Neden vitamin veriyorsunuz?” dedi.

“Eşinizin bünyesi zayıf düştüğü için vitamin alması gerekiyor. Bir de bol bol dinlenmeli.” Engin endişeyle karısına dönerek bakmıştı.

“Duydun değil mi karıcım, bir süre işe gitmek yasak sana.”

“Zaten gitmeyi düşünmüyordum. İşlerimi toparladım sayılır.”

“Ben anlamam, o farikaya kendine gelene kadar gidilmeyecek. Gerekirse senin yerine ben giderim,” diyen adamla gülen genç kadın doktorun da gülmesine neden olmuştu.

“Hayatım benim işlerimden anlamazsın sen. Seyhan’a söylerim o fabrikaya arada uğrar.” Engin iç çekerek karısının parlayan gözlerine bakmıştı. O gözler onun yaşama nedeniydi. Şu son altı ay hiç olmadığı kadar mutlu olmuştu. Dilay ve çocuklarıyla vakit geçirmek Engin için paha biçilemez anlardı.

“Biz ne zaman çıkabiliriz Doktor Bey?” Dilay’ın sorusuna Engin cevap vermişti.

“Serumun bitsin gideceğiz hayatım. Hadi o zamana kadar yatıp dinlen.” Dilay kocasının kendisini yatırmasıyla gülümseyip ona bakmıştı. Adamı zorlamak istemiyordu. Onu korkuttuğunu biliyordu. Doktor gerekli açıklamaları yaptıktan sonra oradan ayrılırken Dilay adamın elini tutmasıyla gözlerini kapatmıştı. Şimdi güvendeydi… Engin’in küçük bir dokunuşu bile ona güven veriyordu. Kendini güvende hissediyordu.

***

“Selim arasana Engin’i hala bir haber yok mu? Kızım nasıl?” Selim babasının sitemiyle yaşlı adama dönmüştü.

“Seyhan aradı ya baba, Dilay iyi serumu bitsin eve gelecek.” Mehmet Bey yerinde duramıyordu. Çocuklar ağlayarak uykuya dalmıştı. Nisan onların yanında beklerken Nazlı hanımda merakla büyük çiftliğe gelmişti. Yaşlı kadın bir köşede yerinde duramayan adama bakarak sıkıntıyla konuşmuştu.

“Mehmet Bey biraz sakin olun, Dilay iyi olmasaydı Seyhan o şekilde rahat konuşabilir miydi? Hem siz kendi sağlığınızı düşünün.” Yaşlı adam Nazlı hanımın sözlerini duyunca kadına dönmüştü. Yaşlı kadın bakışlarını kaçırırken Selim babasının hayran olunası bakışlarını görünce başını iki yana sallamıştı. Altı aydır bir arpa boy yol ilerleyememişti. Nazlı teyzesi hiçbir şekilde istediği yakınlığı babasına göstermiyordu. Zamanında nasıl canı yandıysa şimdi oldukça uzak duruyordu.

“Nazlı teyze senin oğlun varmış, geçenlerde Dilay söyledi. Nerede?” kadın duyduğu soruyla bakışlarını kaçırmıştı. Oğlunun bahsi açılması kadının üzülmesine neden olmuştu.

“Benim oğlan şehir dışında yaşıyor Selim,” diyen kadın konutu kapamak istemişti.

“Görüşmüyor musunuz?” kadının üzüldüğünü anlayan yaşlı adam oğlunu uyarırcasına “Selim,” dediğinde genç adam geri adım atmıştı.

“Neyse burada da üç oğlun var nasılsa, boş ver onu.” Nazlı Hanım minnetle genç adama bakarken Mehmet Bey yardımcı kadını çağırarak kahvaltı masasını kurmasını istemişti. Dilay’ın bayıldığı haberini alan aile öğle olmasına rağmen hala bir şey yememişti. Çocukları bir şekilde yediren Emine Hanım adamın isteğiyle hemen mutfağa geçmişti.

“Ben bir Emine’ye bakayım,” diyen kadın da yerinden kalkarak mutfağa yöneldiğinde Mehmet Bey ardından iç çekmişti.

“Daha ne kadar bekleyeceksin baba?” adam oğluna dönerken tek kaşını kaldırmıştı.

“Anlamadım?”

“Nazlı teyzeyi ikna etmek için ne kadar süre daha beklemeyi düşünüyorsun?” Mehmet Bey kaşlarını atarak oğluna bakmıştı.

“Sen hala bu konuda mısın? Bir daha Nazlı’yı sıkıştırdığını duymayacağım Selim. Bırak kadın nasıl istiyorsa öyle olsun.”

“Ama baba nu şekilde de zaman geçiyor, hayat kısa biliyorsun.”

“Yine de kararı ona bıraktım ben. Bu şekilde karşımda durması bana yeter.” Selim babasının aşkının yeniden alevlendiğini sözlerinden anlarken babası için üzülmüşüt.

“Beni bırakta sen söyle bakalım Gece kızımla ne zaman evleniyorsun?”

“Bana kalsa hemen ama Gece henüz erken diyor.” Mehmet Bey çocuk gibi yüzünü asan oğluna gülmüştü.

“Kızı elinden kaçırmada bu gidişle.” Selim babasının sözlerine gözlerini kısarak sordu.

“Bildiğin bir şey mi var?”

“Bildiğim kaç şey var, sen bir tanesini mi soruyorsun?” diyen adamla Selim yerinde dikelmişti.

“Baba beni delirtmek mi istiyorsun? Birisi Gece’ye mi musallat oldu?” Selim yerinde hop oturup hop kalkarken Mehmet Bey onun haline gülerek eğleniyordu.

“Masa hazır Mehmet Bey,” Emine’nin seslenmesiyle yerinden kalkan yaşlı adam oğlunun tüm seslenişlerine rağmen ona cevap vermemişti.

“Baba beni bu şekilde cevapsız bırakamazsın. Söyler misin?” Mehmet Bey masanın başına geçerken Nazlı Hanım masanın ortasına bıraktığı mücver ile sandalyesini çekerken Selim onu durdurarak omuzlarından yönlendirerek masanın diğer başına oturmuştu. Yaşlı kadını babasının tam karşısına oturturken Nazlı Hanım bir şey söyleyememişti.

“Baba cevap vermedin,” diye direten Selim ile Mehmet Bey masayı işaret ederek “Afiyet olsun,” dedi. Selim babasının cevap vermeyeceğini anladığında iyice yüzü asılmıştı. Nazlı Hanım baba oğlun neden atıştığını anlamamıştı. Biri gülerken diğeri yüzünü asmış öylece yerinde duruyordu.

“Beğenmedin mi Selim?” Selim kadının sorusuyla ona dönmüştü.

“Efendim Nazlı teyze?” genç adamın aklı Gece’nin diğer olabilecek taliplerine kalmıştı. Yüzü asıkken kadının ne sorduğunu anlamamıştı.

“Mücveri ben yaptım, beğenmedin mi? Hiç dokunmadın sevmez misin?” Selim bir şey söyleyecekken birden ortadaki mücver tabağı yer değiştirmişti. Mehmet Bey tabağı kendi önüne alarak oğluna ters bir bakış atmıştı.

“O mücver sevmez, değil mi oğlum?”

“Yoo çok severim,” diyen genç adam babasının davranışına şaşırmıştı. Nazlı Hanım kaşlarını çatarak yaşlı adama bakmıştı.

“Çocuğun hakkını ona ver Mehmet, ne münasebet önündeki yemeği alıyorsun?” Mehmet Bey kadının ağzından yıllar sonra takısız adını duyunca duraksamıştı. Selim babasının duraksamasını fırsat bilerek önündeki tabağı alarak kendine servis yapmıştı. Birkaç tane de yaşlı kadının tabağına koyarak gerisini babasına vermişti. Selim babasının homurdanmasından keyif alarak kahvaltısına başlarken ağzına dağılan tatla gözlerini kapatmıştı.

“Nazlı teyze bunu nasıl yaptın? Çok güzel olmuş eline sağlık.” Kadın adamın ağzı doluyken konuşmaya çalışmasına gülümsemişti. “Afiyet olsun oğlum,” diyen kadın Mehmet beyle göz göze gelince utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Kahvaltıları bitmek üzereyken dış kapıdan içeriye giren ikili odak noktası olmuştu. Seyhan ve Aslı eve girdiğinde Mehmet Bey hemen ayaklanmıştı.

“Oğlum Dilay nasıl oldu?” Seyhan derin bir nefes alarak cevap vermişti.

“Daha iyi baba şuanda evde dinleniyor.”

“Eve geldi mi?” Mehmet Bey kapıya yönelirken “Neden önceden söylemedin?” diye çıkışmıştı. Yaşlı adam evden çıkıp yan çiftliğe giderken Seyhan ve Aslı birbirine bakmıştı.

“Babam Dilay ablaya çok düşkün, neyse ki önemli bir şey yoktu da babam rahat bir nefes aldı.” Aslı’nın sözleri ile Seyhan gülmüştü.

“Sende şahitsin, bu aile Dilay ablaya çok şey borçlu. Bırakta kızı gibi görsün. Kan bağı olmayabilir ama ikimizin can bağı var,” diyen Seyhan ile Aslı başını sallamıştı. O da Dilay’a çok şey borçluydu. Mehmet beyin peşinden Nazlı Hanım da yan çiftliğe gitmişti. Selim çocukları uyandırarak annesinin yanına götürürken ikilinin gözünde hala korku vardı.

“Kızım nasıl odun?” Mehmet Bey yatağın yanına giderek kızın elini tutmuştu.

“İyiyim baba endişelenme artık. Tansiyonum düşmüş birada yormuşum kendimi.” Yaşlı adam kaşlarını çatarak genç kıza bakmıştı.

“Ah be kızım neden şu işi biraz azaltmıyorsun ki? O kadar müdürü boşa mı aldın sen?”

“Merak etme baba bundan sonra daha dikkatli olurum. Hem bir süre işe de gitmeyeceğim. Beni yalnız bırakmazsınız evde değil mi?” Engin sırtını duvara vermiş ikilinin konuşmasını dinliyordu. Dilay’ın imalı göz kırpması adamı gülümsetirken odanın kapısından içeriye koşarak Süha girmişti.

“Annecim çok korktum,” diye ağlamaya başlayan küçük oğlan hızla yatağa çıkarak annesine sarılmıştı. Süreyya da gözleri dolu bir şekilde annesine bakarken Dilay diğer tarafını işaret ederek kızını çağırmıştı. Süreyya koşarak annesinin aynına giderken Nisan’ı da yanına çağıran genç kadın kızın yatağın köşesine oturmasıyla gülümsemişti.

“Şimdi daha iyiyim, üç çocuğum da yanımda,” diyen kadın herkesin gülümsemesine neden olmuştu. Kapıdan son olarak Selim girmişti.

“Nasıl oldun Dilay, daha iyi misin?” Dilay adama başını sallayarak “Daha iyiyim, teşekkür ederim,” dedi. Genç adam Engin’in yanına geçerek “Geçmiş olsun,” dediğinde Engin baş sallayarak “Sağ ol,” dedi. Aile kısa bir süre genç kadının yanında durarak dinlenmesi için oradan ayrılırken Engin onları yolcu etmişti.

“Hadi çocuklar siz bahçeye çıkıp oynayın annenizin dinlenmesi gerek.”

“Ben annemle uyuyacağım,” Süha atılırken Süreyya onu onaylamıştı.

“Bende annemle uyuyacağım,” Nisan oturduğu yerden kalkarak babasının yanına gitmişti.

“Babacım bırak kalsınlar. İkisi de çok korktu.” Engin kolunu kızının omzuna atarak “Bizde baba kız vakit geçirelim o zaman,” dediğinde Nisan hevesle başını sallamıştı. İkili odadan çıkarken genç kadın ikizlerine sarılarak gözlerini kapattı.

****

Genç adam pencereden bahçeyi kollarken beklediğinin hala gelmemesi endişelenmesine neden olmuyordu. Gece söylediği saatte mutlaka gelirdi. Gergin bir şekilde ensesini sıvazlarken araba farını görmesiyle heyecanla kapıya yönelmişti. Dış kapıdan çıkar çıkmaz arabadan inen kıza doğru hızlı adımlarla giderek onu kollarına çekmişti. Sıkıca sarıldığı kızı içine sokmak istercesine sararken Gece şaşkınlıkla ona karşılık vermişti.

“Selim, ne oldu?”

“Geç kaldın.” Bir elini kaldırarak adamın sırtına koyarken derin bir iç çekmişti.

“Bu hep böylemi olacak Selim? Ben polisim biliyorsun değil mi?” Selim kızdan ayrılmadan başını sallamıştı.

“Biliyorum ama elimde değil. İkizimizin geçireceği kısa zaman diliminin boş yere harcanmasını istemiyorum.” Gece geri çekilerek adamı yüzüne bakmıştı. Günde en fazla iki saat görüşebiliyorlardı. Kendi işleri polislik derken fazla görüşememekten şikâyetçiydi genç adam.

“Daha ne kadar bekleyeceğiz Gece, bana birkaç saat yetmiyor artık. Artık kabul etsen de evlensek?” genç kız kısa bir süre adama baktıktan sonra başını sallamıştı.

“Olur hazırlıklara başlayalım o zaman.” Selim başta kızın kabul ettiğini anlayamadığı için konuşmasına devam etmişti.

“Hemen itiraz etme Gece, biraz düşün sonra karar ver.” Gece adamın aceleci konuşması ile gülümsemişti. Adamın dudaklarının üzerine elini koyarak dikkatini çekmişti.

“Olur dedim Selim, evlenelim.”

“Gerçekten mi?” Selim heyecanla sorarken Gece kahkahasına engel olamamıştı. Karşısında ki adam ilk tanıdığından daha farklı birine dönüşmüştü. Gün geçtikçe adamın karakteri Gece’nin ona daha hayran kalmasına neden oluyordu. Selim sabırla onu beklemiş, karasına saygı duymuştu. Her hareketi yüreğindeki sevgiyi ilmek ilmek daha da sağlamlaştırmıştı. “O zaman gelecek aya ne dersin?” Gece başını iki yana sallayarak “Sen iflah olmazsın Selim,” dedi.

“Hadi içeri geçip bizimkilere güzel haberi verelim.” İkili aileye güzel haberi verdiğinde herkes büyük sevinç yaşamıştı. Ertesi gün hazırlıklar hemen başlamıştı.

***

“Hayatım nerde kaldın seni bekliyoruz.” Engin kapıdan içeriye doğru seslenirken dışarıda heyecanla bekleyen çocuklara kısa bir bakış atmıştı.

“Baba Dilay annem gelmiyor mu?” Nisan adama seslenirken Engin eliyle beklemesini işaret etmişti. Küçük kız artık destek almadan rahat bir şekilde yürüyüp koşabiliyordu. Bu durum aile için şükür sebebiydi. Merdivenlerde gelen sesle genç adam içeriye doğru uzanmıştı.

“Dilay nerede kaldın?” genç kadın elindeki sepeti genç adama uzatarak konuşmuştu.

“Bu ne acele Engin, bekle biraz ne olacak?” Engin karısının yanağını öperek gözlerine bakmıştı.

“Ben seni hep beklerim ama çocuklar aceleci.” Dilay adamın yanağını tutarak sevgiyle gözüne bakmıştı.

“Hadi gidelim o zaman,” ikili el ele çocukların yanına giderken oldukça keyifliydi.

“Anne nerede kaldın?” Süreyya’nın tatlı sitemiyle genç kadın gülümseyerek kızının başını okşamıştı.

“Geldim annecim, hadi gidelim.” Evlendikleri günden beri iki haftada bir pikniğe çıkıp ailecek eğleniyorlardı. Bazen bu pikniklerde hep birlikte olsalar da çoğunlukla genç çift çocuklarıyla bu etkinliği yapıyordu.

“Anne nereye gideceğiz?” Dilay elinde ki sepeti Engin’e uzatarak ikizlerin elinden tutmuştu.

“Nisan tut kardeşinin elinden,” diyerek Süha’yı işaret ederken Nisan küçük oğlanın elini tutarak gülümsemişti. Engin önden giden ailesine bakarken içinden yeniden şükretmişti. Piknik yapacakları yere geldiklerinde çocuklar hemen etrafa koşuşturmaya başlamıştı. Nisan ve Süha ip çeviriyor Süreyya atlıyordu. Sırasıyla çocuklar ip atladıktan sonra Süha’nın isteğiyle top oynamaya başlamışlardı. Dilay serdiği örtünün üzerine oturarak yiyecekleri hazırlıyor bir yandan da çocukları kontrol ediyordu. Engin de onun yerleştirdiği atıştırmalıkları tırtıklıyordu.

“Yapma şunu Engin, çocuklar senden ne görüyorsa aynısını yapıyor.” Engin omzunu silkeleyerek yeniden eline bir poğaça alarak ısırmıştı.

“Yapma dedim Engin, çocuktan betersin.” Bakışları çocuklara dönünce Nisan’ın koşturduğunu görünce seslenmişti.

“Dikkat et Nisan düşeceksin,” Nisan duraksayarak kadına bakarken Engin kızının parlayan gözlerine gülümseyerek “Ne zaman ona seslensen çok mutlu oluyor Dilay, sen bir öksüzü sevindirdin. Bunun ne büyük sevap olduğunu biliyorsun değil mi?”

“Nisan öksüz değil Engin onun bir annesi var. Onu ikizlerden ayırdığımı gördün mü?”

“Asla…”

“O zaman bundan sonrakini de ayırmayacağıma emin olabilirsin.” Engin genç kadının sözleri ile duraksamıştı.

“Neden sonraki?” adamın duraksaması ile bakışları yeniden çocuklara dönmüştü.

“Onlardan bir tane daha olması güzel olmaz mıydı?” Engin doğru anlayıp anlamadığını bilmiyordu. Düşüncesi bile genç adamı heyecanlandırırken gerçek olmasına çıldırabilirdi.

“Sen çocuk mu istiyorsun?” Dilay adamın sorusuyla kahkaha atmadan edememişti.

“İstemekle alakalı değil bu Engin, yeni üyemiz yola çıktı bile.” Engin şok olmuş gözlerle genç kadına bakarken kekeleyerek “Nasıl?” dedi.

“Doğum günün kutlu olsun kocacım, yeniden baba oluyorsun.” Engin kadının ağzından çıkanlarla neredeyse düşüp bayılacaktı. Dilay Engin’in atan rengi ile endişelenmeye başlamıştı.

“Engin, iyi misin? Hayatım kendine gel… Ay adama bir şey oldu, Engin korkutma beni.” Engin yüzünü avuçlayan kadının endişeli gözlerine yaşlı gözlerle bakarken sessizce sormuştu.

“Gerçek mi bu?” Dilay başını sallayarak adamı onaylarken Engin az ilerde oynayan çocuklara bakmıştı. Nisan’ın elinde küçük bir pasta ile kendisine doğru geldiğini görünce gözünden akan yaşa engel olamamıştı.

“Doğum günün kutlu olsun babacım,” diyen Nisan adama pastasını uzatırken Engin gülerek kızına bakmıştı. Gözleri yaşlı olsa da bunlar mutluluk gözyaşlarıydı.

“Dilay anne babam çok mutlu oldu değil mi?”

“Evet hayatım baban çok mutlu oldu,” dediğinde Engin ile göz göze gelmişti. Genç adam dudaklarını kıpırdatarak “Seni seviyorum,” dediğinde Dilay gözlerini kapatıp açmıştı. Adamın eli çocuklar fark etmeden kadının karnına değdiğinde yeniden fısıldamıştı.

“Sizi seviyorum.” Engin’in sözleri kadının ruhunu okşarken Dilay da aynı karşılığı vermişti. Ancak kocası gibi sessiz değil, çocuklarına sarılarak kocasının gözünün içine bakarak yüksek sesle söylemişti.

“Seni seviyorum, sizi seviyorum. Siz benim her şeyimsiniz.”

“Bizde seni seviyoruz anne,” diyen üç çocukla Dilay geri çekilerek çocuklarına bakmıştı. Bunca yıl her şeye çocukları için dayanmamış mıydı zaten. Tek başına her acıya göğüs germişti. İkizlerinin bir damla gözyaşına dünyayı başlarına yıkardı sebep olanların. Şimdi ise yaşama sebepleri çoğalmıştı. Önce Nisan girmişti hayatına, sonra da yıllar sonra Engin… Yirmi altı yıllık hayatında birçok olaya tanık olmuştu. Babası öldüğünden beri ilk kez bu kadar mutlu olmuştu ve bu mutluluğa gölge düşürmeye kalkacak olanlara engel olmak için her şeyi yapacaktı. Yanında sevdiği adam, çocukları ve doğacak olan bebeği ile huzurlu bir şekilde yaşamına devam etmek istiyordu.

***

Hadi bunca bölümün hatırına sizlerden güzel yorumlar bekliyorum. Bunca zamandır yorum yapmayan okuyucularımdan da bölüm olmasa da genel olarak hikayeye yorum yaparsa sevinirim. Sizlerin yorumu benim için çok önemli. Sizlerin yorumları sayesinde eksiklerimi tamamlamam için çabalıyorum.

Beni bu serüvende yalnız bırakmayan herkese ayrı ayrı teşekkür ederim…. Bir sonraki hikayede görüşmek üzere Allah’a emanet olun!

FİNAL PART 1 <<<<<<——>>>>>>

25850cookie-checkDilay Hanım Final 2
mermaridyy hakkında 349 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

23 yorum

  1. Yazarım aslına bakarsan okumadığım yok herhalde kitaplarından ve hepsi birbirinden güzel dilayı da sevdim ama her güzelliğin bir bitişi olduğu gibi bu bitti ama seni çok sevdiğimizi ve heyecanla yeni yeni hikaye lerin le seninle olabilmeyi istediğmi bil seni seviyorum ellerine ve yüreğine sağlık kendine iyi bak.

  2. Yüreğine sağlık ☺️keyifle okudum. Selim ve babasının atışmaları çok keyifli . Selim geceyi evlenmek için ikna etti bir Mehmet bey kaldı ya engin ve Dilay bir minik daha katılıyor aralrına ne güzel☺️

  3. Keyifle okuduğum hikayelerinden biri daha .. pazartesilerinin alışkanlığı okmuştu mehmet bey ve nazlı hanımda murafına erseydi nazlı hanımın hayatı azcık daha irdelenseydi o kısmı merak ettim ama genel olarak çok güzel bir hikayeydi emeğinize sağlık … şimdi alya ve cesur gğnlerini bekliyorum

  4. Emeğine sağlık Yazarcigim harika bir bölümdü ❤️ Selim sonunda ikna etti Geceyi❤️ Seyhan Aslı ve selim Gece çocuklarını görmek isterdim şahsen Mehmet bey ve Nazlı hanıma ne olacağını da ya da çocukların kardeşini öğrenmesini ama harikaydi yine de ❤️❤️

  5. Harika bir hikayeydi önce hüzünlendik ardından bolca selime kızdık ve yine aksiyonlardan geçtik bazen korktuk ve yine çok mutlu olduk bir çok şeyi bir arada yaşadık daha yazılacak ćok şey var aslında harika bir kurguydu elinize emeģinize sağlık

1 geri izleme / bildirim

  1. Dilay Hanım Final 1 – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*