Gelincik Çiçeği 44. Bölüm

Herkese keyifli akşamlar arkadaşlar. Oldukça yorgun bir şekilde size bölüm yazdım umarım beğenirsiniz. Keyifli okumalar!

****

Genç kız uzun sokakta dolanırken vakit geçirmeye çalışıyordu. İkindiye doğru ikizi ile buluşacağından gelmişken birkaç mağazaya bakmak istemişti. Aradığı bir şey yoktu elbet ama gözüne takılıp dikkatini çeken bir eşya olursa almayı düşünebilirdi. Güneş tepesinde son demlerini hissettirirken baharın ılık rüzgarı yüzünü okşamıştı. Gülümseyerek kalabalığın arasında ilerlerken son zamanlarda Trabzon’un ne kadar kalabalıklaştığını düşünmeden edememişti. Öğrenciler bir yandan birçok turisttin uğrak yeri olmuştu Trabzon. Kulaklığı kulağında olduğu için aklından geçen düşüncelere rahatlıkla gülümseyebiliyordu. Kimse onu deli zannetmeyecekti. Derin bir iç çekerek simitçim şubesine başını kaldırıp bakmıştı. Bir çay içmek isteyerek içeri girerken kalabalıktan burasının da nasiplendiğini görebiliyordu. Siparişlerini alarak asansörle en üst kata çıkarken teras katın esintisinden faydalanmak istemişti.

Elinde küçük tepsi ile asansörden inerek bir kat yukarı merdiven çıkan genç kız köşe başlarında dip dibe oturan sevgilileri görünce bakışlarını kaçırmıştı. Bazen işin kopuzunu kaçıran kişilerden hiç haz etmiyordu. Bu durumun erkeğin kız arkadaşına saygısızlığı olarak görmekten kendini alamıyordu. Ayrıca kızlara uygunsuz hareketlere izin verdikleri için çok kızıyordu. İster istemez yüzünü buruşturarak kimseye aldırış etmeden kızın orasını burasını elleyen erkeye sinir olmuştu. Üstelik hemen karşılarında onlara şaşkınlıkla bakan dokuz on yaşlarında çocuklar varken bunu yapmalarına sinir olmuştu.

“Bakar mısınız?” Alya çalışanı yanına çağırarak beklemişti. Garson yanına gelince “Bir şey mis istediniz?” diye sorarken genç kız karşısında ki çifti göstererek sormuştu.

“Ne zamandan beri işletmeniz böyle terbiyesizinkilere izin verir oldu? Üstelik karşısında küçük çocuk varken.” Garson işi iyice abartıp neredeyse sevişecek olan çifte bakarken yüzünü asmıştı.

“Onları daha önce de uyardık ama pek takmadılar.”

“O zaman işletmeden dışarı atın. Burası rahat bir şekilde ailemizle oturacağımız bir mekan değil mi?” garson başını sallayarak yanından ayrılırken Alya’nın kulağına az ileride ki çocuğun “Aa bak anne abi kızın ağzını yiyor,” dediğinde arkası çifte dönük olan anne baba arkasını döndüğünde çiftin uygunsuz halini görünce genç adam elini masaya vurarak “Aile var burada biraz edep,” diyerek yerinden kalkmıştı. Kızın üzerine yumulmuş olan adamı çektiği gibi kızın üzerinden kaldırmıştı.

“Ne oluyor be?” adamın çemkirmesiyle çocuğun babası konuşmuştu.

“Utanmıyor musunuz burada çocuk var,” dediğinde kız utanmadan araya girmişti.

“Bize ne çocuğunu başka bir yere götürseydin.” Adam kıza bakmadan yeniden sevgilisine dönmüştü.

“Ya edebinizle oturun ya da çıkın gidin buradan. Bunca insan sizin ahlaksızlığınızı izlemek zorunda değil.”

“Sana ne birader, kız benim sevgilim değil mi istediğim yerde öperim.”

“Öpemezsin, çok istiyorsanız bir otel odası tutun kendinize. Benim çocuğumun ahlakını bozamazsınız.” Kız yerinden kalkarak bağırmıştı.

“Ahlak bekçisine de bakın hele, eminim yolda karı kız kesiyorsundur.” Adam tövbe çekerken karısı da kocasının yanına gelerek çemkiren kızın önüne geçmişti. Elini kaldırdığı gibi yüzüne sert bir tokat yapıştırırken Alya da diğerleri kadar şaşkına dönmüştü.

“Allah seni ıslah etsin, seni ailen buraya okumak için göndermedi galiba. Evden çıkarken kızım git el alemin altına yat mı dedi. Utanmaz rezil, yüzün kızaracağı yerde bir de savunmaya geçiyorsun. Çık git buradan yoksa alırım seni ayağımın altına. Ailenin veremediği terbiyeyi benden bulma.” Kadının öfkeli sesi oradaki herkesin kulağına kadar ulaşırken birçok kişi “Defolun başka yere yiyişin,” diye uyarıda bulunmuştu. İkili pişkin bir şekilde oradan uzaklaşırken işletme müdürü olay bittikten sonra geldiğinde adam bu kez ona çıkışmıştı.

“Nasıl bir yer oldu burası, çocuğumuzla rahat oturamayacak mıyız?”

“Haklısınız beyefendi,” dediğinde adam bağırmıştı.

“Ben haklı olmak istemiyorum, böyle ahlaksızları işletmeden hemen çıkarmanızı istiyorum.” Adam karısı ve çocuğuna bakarken kadın çocuğun elini tutarak merdivenlere yönelmişti.

“Gidelim mi buranın suyu kaçtı…” kadının sözleri ile adam hemen oğlunun yanına giderek başını okşamıştı.

“O abi terbiyesizlik yapıyordu oğlum, sen ona aldırma tamam mı? Unutma senin kız kardeşin var, ona yapılmasını istemediğin şeyleri başkasına yapma.”

“Tamam baba,” diyen küçük çocuğun sesi Alya’nın duyduğu son ses olmuştu. Olanları izlerken oldukça tepkisizdi. Özgürlük adı altında her türlü ahlaksızlığı topluma dayatmaya çalışan bu insanlar yüzünden artık sokağa özgürce dolaşamaz oldu birçok kişi. Azınlık olan çoğunluğun özgürlüğünü elinden aldığının farkında bile değil. Kendi keyifleri için her davranışı kendine hak gören kişilerin bir gün kendi verdiği rahatsızlıklarla sınanacaklarına inancı tamdı. Derin bir nefes alarak önünde soğuyan çayına üzgünce bakmıştı. Olayı izlerken çayını içmeyi unutmuştu.

“Bakar mısınız? Çayımı değişebilir misiniz?” garson kızın önündeki içilmemiş çayı alarak uzaklaşırken telefonun çalmasıyla genç kız arayana bakmıştı.

“Efendim canım?”

“Neredesin Alya, biz çıktık meydana geliyoruz.” Genç kız ikizinin sözleri ile gelen çayına kısa bir bakış atmıştı.

“Bizim mekanda çay içiyordum,” dediğinde Arya hızla konuşmuştu.

“Terasta mısın?”

“Evet, biradan çıkarım.” Alya üzgün bir şekilde çayından bir yudum alırken ikisinin sözleri ile gülümsemişti.

“Çıkma bir yere bende geliyorum. Çok yorumdum bir çay molası bana da iyi gelecek.” Alya başını sallarken Arya’nın görmeyeceğini bilerek sözlü de cevap vermişti.

“Bekliyorum o zaman, yiyecek bir şey ister misin?”

“Bana bir tombik yaptırırsın, beş dakikaya oradayım,” dediğinde Alya daha da gülümsemişti. Yanına çağırdığı garsona iki tombik sipariş verirken garson elindeki kağıda bir şeyler çizerek Alya’nın masasına bırakmıştı. Çayından bir yudum alırken telefonu yeniden çalmaya başlamıştı. Bu kez arayan Cenk’di. Trabzon’a geleli iki gün olmuştu. Cenk onu otogara götürmek istememişti. Genç kızın uçakla gitmesi için çok ısrar etse de Alya istememişti. Bir acelesi yoktu. Uzun yolu her zaman sevmişti. Kulağında kulaklıkla geride bıraktığı yollar onu farklı diyarlara götürüyordu.

“Efendim?” Alya telefona cevap verirken karşıdan gelen derin bir iç çekmeyle Alya telefonu kulağından çekip arayana yeniden bakmıştı.

“Cenk sen misin?”

“Benim,” diyen adamın sesini duyunca Alya rahat bir nefes almıştı.

“Kötü bir şey mi oldu neden ses vermedin?” adamın derin bir iç çekişi genç kızın kulağına kadar gelmişti. “Sorun ne Cenk?”

“Sorun burada olmayışın,” diyen adamla kız şaşkına dönmüştü.

“Cenk sen iyi misin?” kız cidden endişelenmeye başlamıştı.

“Ne zaman döneceksin?” Alya adamın sorusuyla duraksamıştı.

“Geleli iki gün oldu Cenk ne dönmesin.”

“Erken dönemez misin?” Alya genç adamın ciddi olduğunu anlayınca duraksamıştı. ilk kez onu bu şekilde konuşurken duyuyordu.

“Cenk sen ciddi misin?”

“Neden olmayayım, gideli iki gün oldu ama yokluğun çok hissediliyor. Alya…” Genç adam birkaç saniye duraksadıktan sonra nefesini dışarıya vermişti. “Ben daha önce böyle hissetmemiştim. Yanımda olman gerekiyor,” diyen adamla genç kız gözlerini kapatmıştı.

“Bir hafta sonra dayımın düğünü var Cenk, gelmeyecek misin?”

“Bir hafta çok fazla, sınavları okuyup sisteme girer girmez geleceğim,” diyen adam kızın gülümsemesine neden olmuştu.

“Siparişiniz efendim,” diyen adamla Alya başını sallayarak garsona cevap vermişti.

“Neredesin Alya, dışarıda mısın?”

“Evet, meydanda oturup çay içiyorum.”

“Yalnız mısın?” Cenk’in meraklı sorusuyla genç kız gülmüştü.

“Evet, şimdilik yalnızım.”

“Neden yalnız dolaşıyorsun ki? Yüzük parmağında değil mi?” diye soran Cenk’in ses tonu değişmişti. Alya parmağında ki tek taşa bakarken gülümsemesi yüzünde yayılmıştı. Geleceği gün Cenk tek taşı diğer yüzüğünün yanına takmıştı. Kesin bir şekilde de çıkarmaması için tembihlemişti.

“Birazdan Arya yanıma gelecek merak etme. Birlikte düğün için kıyafet alacağız.” Cenk ağzının içinden homurdanırken Alya anlamayarak sorumuştu.

“Bir şey mi dedin?”

“Kıyafet alırken yanında olmak isterdim,” dediğinde Alya nefesini dışarıya vererek “Abartmıyor musun Cenk, basit bir elbise alacağım. Lütfen açık saçık giyiniyormuşum gibi konuşma.”

“Asla, asla senin uygun olmayan bir kıyafet alacağını düşünmedim, sadece yanında olmak isterdim. Birlikte çok fazla vakit geçiremedik. Hem yavaş yavaş bir birimizin zevklerini de öğrenmiş oluruz diye söyledim.” Alya adamın sözleriyle gülümsemişti. Zaten ne zaman Cenk ile telefonda konuşsa istem dışı yüzünde bir gülümseme oluşuyordu. Merdivenlerden yukarıya çıkan Alya ve elini tuttuğu Ecem’i görünce yüzündeki gülümseme daha da artmıştı.

“Benim kapatmam gerek Cenk, Arya geldi.”

“Dur kapatma neden kapatıyorsun ki?”

“Sonra konuşuruz Cenk, hadi sen sınav kağıtlarını oku.” Cenk’in itiraz etmesine fırsat vermeden telefonu yüzüne kapatmıştı.

“Hoş geldin canım, nasılsın?” Alya ikizini öperken bir yandan da artık kendini iyice belli eden ikizlerin olduğu karnına dokunmuştu. Arya gülümseyerek başını salladı.

“Daha iyiyim, bu gün sakin bir gündü.”

“Neden çalışıyorsun ki? Eniştem bir şey demiyor mu?” Arya omzunu silkerken cevap vermişti.

“Biliyorsun ofisi yeni açtık hemen Zeynep’i yalnız bırakamam. Hem ufaklıklar beni pek yormuyor.” Alya Ecem’i kucağına çekerek yanaklarını sulu bir şekilde öperken Ecem “Öpme,” diyerek elinin tersiyle ıslaklığı silmişti.

“Öperim ben seni, teyzeyi özlemedin mi?” küçük kız hala annesi ve Alya’yı yan yana gördükçe şaşırıyordu. Bir birinin kopyası iki kadın küçük kızın aklını bulandırıyordu.

“Umarım ikizler çift yumurtadır. Kızımın aklı bizi görünce zaten karışıyor. Birde kardeşleriyle uğraşmasın.” Arya’nın sözleriyle Alya gülerken küçül kızın sarı lülelerini kenara çekerek boynundan öpmüştü.

“Oh mis gibi benim küçüğüm.” Arya ikizinin Ecem’i sevmesini gülümseyerek izlerken bir yandan da şükrediyordu. Ailesi Ecem’i öz torunları gibi barına basmıştı. Onu el üstünde tutuyordu. Ecem ise iki dayısının peşinde pervane oluyordu. Özellikle Selim abisini gözünde hemen kucağına gitmek istiyordu.

“Biliyor musun galiba Gülşen de hamile,” diyen Arya ile Alya gözlerini büyütmüştü.

“Gerçekten mi? Nereden anladın?”

“Yüzünde farklı bir ışıltı var. Ama kendisinin bildiğine emin değilim. Bu akşam onlara uğramayı düşünüyorum. Hem Gülten teyzeye de uğrarız. Dayımla evlendiklerinde orada yaşayacaklar. Dayım istemese de Gülten teyze çocuklarından ayrılmak istemedi.”

“O zaman evin yeniden donatılması gerekecek.” Arya başını sallayarak ikizini onaylarken ö-nündeki tombiğinden büyük bir lokma almıştı. Alya da küçük kıza yediriyordu.

Ecem sessizce Alya’nın verdiklerini yerken hiç itiraz etmiyordu. Alya Ecem’in bu huyuna bayılıyordu. Yabancı gördüğü bir yerde hiç itirazsız annesinin veya aile üyelerinin yanından ayrılmıyor, uslu uslu oturuyordu. Yemek yerken zorluk çıkarmıyordu.

“Buradan cici almaya mı gideceğiz?” Ecem’e soran Alya kızın dikkatini çekmişti.

“Cici mi alacağız anne?” Ecem’in konuşması artık iyiden iyiye belli anlaşılır olmaya başlamıştı. Yaşı gereği birçok soru soran küçük kız iyice dillenmişti.

“Evet meleğim cici alacağız.” Küçük kız mutlulukla annesine uzanırken Alya bunu neden yaptığını anlamaya çalışıyordu.

“Bıyak teyze,” diyen kızla Alya kızı yere bırakmıştı. Arya elindeki tombik ekmeği tabağına bırakırken kollarını açarak kızının sarılışına karşılık vermişti. Arya’nın iki yanağını öpen Ecem Alya’nın gülümsemesini sağlamıştı. Özellikle Ecem’in “Tesekkür annecim,” diye peltekçe konuşmasına dayanamayarak yerinden kalkıp kızı kucağına alıp gıdıklamaya başlamıştı. Bir yandan küçük kızı öpüyor diğer yandan gıdıklıyordu. Küçük kız kahkaha atarken Arya kardeşini uyarmıştı.

“Alya yapma çocuğu çatlatacaksın. Hem müşteriler rahatsız oluyor,” dediğinde Alya etrafına bakmıştı. Onları gülümseyerek izleyen birkaç kişiye başını sallayarak özür dilerken herkes önüne dönmüştü.

“Çok tatlı bir emanetin var biliyorsun değil mi?” Arya kardeşinin ciddiyetine karşılık duygulanarak burnunu çekmişti.

“Biliyorum, Ecem benim canım.” Arya’nın gözlerinin dolmasıyla Alya hemen uzanarak elini tutmuştu.

“Neden ağlıyorsun şimdi?”

“Bilmiyorum hormonlardan sanırım,” diyen ikizine başını iki yana sallayarak bakmıştı.

“Hadi yemeğini bitir de kalkalım biliyorsun burada mağazalar erken kapatıyor.” Son lokmalarını da yiyen Arya ağzını silerek ayaklanmıştı.

“Nereye?”

“Lavaboya gidip geliyorum. Bu bebekler yüzünden sık sık tuvalete çıkar oldum.”

“Peki hadi git sen bende Ecem’i yedirmeye devam edeyim.” Ecem’in dikkatini kendi üzerine çeken genç kız ağzına doldurduğu lokmasını yutması için meyve suyundan bir yudum aldırmıştı. Annesine bakınan küçük kızın yanağını öperek “Anne birazdan gelecek. Hadi bunu bitir cici almaya gidelim.” Ecem Alya’nın verdiği lokmaları hızla yutarken genç kız Ecem’in saçlarını öperek gülümsemişti.

“Maşallah çok şeker,” diyen kadınla Alya başını kaldırdığında duraksamıştı.

“Teşekkür ederim,” diyen genç kız kadının “Aras oğlum yok mu?” diye sormasıyla Arya ile karıştırıldığını anlamıştı. Kadını bozmayarak başını iki yana salladı.

“Aras’ı tanıyorsunuz sanırım. İşte o, biz Ecem ile dışarı çıktık.”

“Maşallah onu öz çocuğun gibi benimsemişsin.” Kadının gitmeye niyeti olmadığını anlayan genç kız Ecem’in son lokmalarını yedirmeye çalışıyordu.

“Doydum,” diyen küçük kızla yanağını öperek peçete ile ağzını silmişti.

“Kardeşin nişanlanmış diye duyduyduk doğru mu?” Alya kadının kendisini sormasıyla başını yeniden kadına kaldırmıştı.

“Evet, seneye düğünü olacak.”

“Aras’ın eski eniştesiyle evlenecekmiş doğru mu? Yazık oldu kardeşine,” dediğinde Alya dişlerini sıkmıştı.

“Neden yazık olsun, Cenk son derece düzgün biri. İşinde gücünde bir adam…” Kadın burun kıvırırken Alya kadının bir karın ağrısı olduğunu düşünmeye başlamıştı.

“Kardeşine söyle yol yakınken vazgeçsin, Deniz denen kadın kardeşini çiğ çiğ yer.”

“Deniz teyzeyi tanıyor musun?” kadın burun kıvırarak cevap vermişti. Alya sakin kalmak için elinden geleni yapıyordu.

“Tanımaz mıyım, eltim olur kendisi. Önceki gelinine de etmediğini bırakmamıştı. Neden boşandı oğlu sanıyorsun?” Alya içinden ‘Ya sabır, ‘ diye söylenirken arkadan gelen Arya’yı görünce başını iki yana sallamıştı.

“Bak teyze amacın ne bilmiyorum ama ne Cenk ne de Deniz annem bahsettiğin gibi kötü biri değil. Yaşına hürmeten susuyorum ama bir daha ne nişanlım hakkında ne de annem hakkında kötü konuştuğunu duyarsam kötü olur. Son olarak tanımadığın kişilere birilerini kötüleyeceksen o kişinin kötülemeye çalıştığın kişilerle bir bağı olup olmadığını bil de yap:” kadın şaşkınlıkla karşısında ki kıza bakarken Arya gelerek araya girmişti. Uzaktan da olsa ikizinin sinirlendiğini görebiliyordu.

“Neler oluyor Alya?” kadın Arya’yı görünce şok olmuştu. Kızların ikiz olduğunu biliyordu ancak birbirine tıpatıp benzediklerinden habersizdi.

 “Önemli bir şey yok Arya, Hanım efendi beni sen sandı da…” Arya kadına dönerken kadın beyaza kesmiş yüzüyle Alya’ya dönmüştü.

“Ben…”

“Sizi dinlemek istemiyorum. Bu arada unutmadan bu şekilde dedikodu yapmaya devam ederseniz Cenk’e söylemek zorunda kalırım. Şuanda onların evinde kira vermeden oturduğunuzu biliyorum, laf dolandırmanızın sonu hiç iyi olmaz sanırım.” Kadının yüzünün rengi atarken Alya ayaklanarak küçük kızı da kucağına oturtmuştu.

“Gidelim geç kalıyoruz. Eniştem sonra kızacak,” diyen genç kız öne geçerken Arya hala ne olduğunu anlayamamıştı. İkili oradan uzaklaşırken asansörü çağıran Alya istem dışı dişlerini sıkmaya başlamıştı. Onun melek Deniz annesine nasıl laf atardı.

“İyi misin?” Arya’nın sorusu ile başını sallayan genç kız asansörün kapısını açarak Arya’nın girmesini beklemişti. Günün sonuna kadar mağazaları gezen kardeşleri istedikleri gibi kıyafet bulamayınca sadece Ecem’in küçük gelinliğini alarak eve dönmeye karar vermişti.

“Akşama seni de alayım mı?” Alya oldukça dalgındı.

“Ben yarın sabah giderim, hem Gülten teyzeye de yardım ederim.” Arya ikizinin keyfinin olmadığını anladığında sormuştu.

“O kadın sana ne dedi?”

“Önemli bir şey değil?”

“Nasıl değil, kadın yanımıza geldiğinden beri moralin bozuk.” Alya üzgün bir şekilde arabanın camından dışarıya bakarken iç çekmişti.

“Cenk’in amcasının karısıydı, aklında Deniz teyzeyi kötüleyerek bana nişanı attırmak niyetindeydi.” Arya şaşkınlıkla yan tarafına oturan ikizine kısa bir bakış atarak yeniden yola dönmüştü.

“Hadi canım gerçekten mi?”

“Beni sen sandı kadın, rahat rahat atıp tuttu. O değil de sen bile olsaydım Aras Cenk’in eski kayınçosu ona sorabileceğini de mi akıl edemedi.”

“Boş ver canını sıkma.” Alya istese de düşünmeden edemiyordu. Kadının millete yalan yanlış şeyler anlatmasından hoşlanmamıştı.

“Neyse istersen beni forumun orada bırak ben eve geçerim oradan. Sen yolunu uzatma.”

“Olmaz annemleri görmeye geleceğim bende. Hem ne zamandır kızım dayı sevgisine aç.”

“Abimlerin bizde olduğundan nasıl eminsin?” Arya gülümseyerek başını sallamıştı.

“Sen yokken Selim abimde yengemde haftada üç gün bu saatlerde annemlere geliyor. Malum evden iki kız da gittiği için yengem anneme temizliğe yardım ediyor.”

“Annem arasaydı Esma yengem gibi bir gelini bulamazdı. Abim iyi ki onunla evlendi. Hakkını ödeyemeyiz.” Arya kardeşine katılırken hiç gocunmadan hepsinin işine koşan yengesine çok şey borçluydular.

“Haklısın, ne dersin yengeme bir hediye alalım mı?”

“Hediye mi?” dediğinde Arya başını sallamıştı.

“Hatırlıyor musun Gülşen’e taktığımız takıyı çok beğenmişti.” Alya yengesinin takıyı gördüğünde sergilemiş olduğu tavrı dün gibi hatırlıyordu. Sanki kendisine alınmış gibi sevinmişti. Abisinden öğrendiğine göre Gülşen’e de bir abla gibi kol kanat germiş her sıkıştığında yanında olmaya çalışmıştı.

“Evet, çok sevmişti. Gülşen’e çok yakışacağını söylemişti.”

“Evet ne dersin ona da alalım mı?” Alya kısa bir düşündükten sonra başını iki yana sallamıştı.

“Ona set alırsak alınır. Gülşen’e aldığımız için ona da aldığımızı düşünür üzülür. Başka bir şey alalım.” Arya kardeşinin sözlerine hak vermeden edememişti.

“O zaman ona ankastre alalım.”

“Ankastre mi?” Arya başını sallayarak cevap vermişti.

“Geçende konuşurken duydum, fırını bozuldu. Biliyorsun ankastre yeri olsa da o fırınlı aygaz kullanıyordu. Masraf çıkmasını istemediği için abime aldırmamıştı. Geçende Gülşen söylemişti fırını bozulduğu için küçük fırın bakıyormuş.” Alya gülümseyerek kardeşini onaylamıştı.

“Harika fikir. Doğum gününde de bileklik alırız olmaz mı?” Arya da onu onaylarken karar verdikleri için ikisi de mutlu olmuştu. Genç kız arabayı ailesinin evinin ününe park ederek arabadan inerken Ecem2in arkada heyecanla kemerinden kurtulmaya çalıştığını görünce gülmeden edememişti.

“Tamam hayatım seni indireceğim şimdi.”

“Dayı… Anne dayıya geldik,” diyen kızıyla Alya da kahkaha atmıştı. Küçük kızı yere bırakır bırakmaz Ecem koşarak binaya girmişti. Bir eliyle kapıya vururken ona tek ayağı da eşlik ediyordu.

“Dayı aç ben geldim,” diye bağıran küçük kızla Alya şaşırmıştı.

“Ne oluyor Arya?”

“Kızımın yeni kapı çalma metottu. Dayısına ulaşmaya çalışıyor. Biradan abim kapıyı açar sonrada Ecem ona kollarını uzatır.” Arya’nın sözlerinin bitimi ile kapı açılmış ve Selim abisi ellerini uzatarak “Dayıcım, prensesim gelmiş,” diyerek onu kollarına almıştı. Ecem Selim abisinin boynuna sıkıca sarılırken Alya ikiliyi hayranlıkla izliyordu.

“Şuraya bak buldu meydanı boş abimi kaptı,” diyen Alya öne çıkarken Ecem’i almaya çalışmış ama Ecem Selim’in boynuna sıkıca sarıldığı için başarılı olamamıştı.

“O benim abim,” diye söylenen Alya kızın tepkisini ölçüyordu.

“Hayıy o benim dayım,” diyen küçük ile gülmeye başlamıştı.

“Nasılsın abi, Eda kıskanmıyor mu bu durumu?” Selim başını sallayarak cevap vermişti.

“Hem de nasıl ama bir şekilde idare ediyoruz.” Eve girdiklerine aileleri onları ayakta karşılaşmıştı. İkizler anne babalarının elini öperken yengesine de sarılarak selamlamıştı.

***

Genç adam önündeki kağıtları bitirerek geriye yaslandığında derin bir nefes almıştı. Daha diğer şubenin sınav kağıtları vardı. Otuz kişilik sınıf sınav samanı dört katına çıkıyordu. Alttan ders alan o kadar çok öğrenci vardı ki Cenk’in cevap anahtarları okuması uzun zaman alıyordu.

“Oğlum çay içer misin?” annesi kapıda göründüğünde Cenk gözündeki dinlendirici gözlükleri kenara koyarak yerinden kalkmıştı.

“Bende size katılacağım anne ara versem iyi olacak.” Deniz Hanım salona dönerken kızı çayları dolduruyordu.

“Cenk bize katılacak kızım.” Cemile kardeşinin çayını da doldurarak televizyonun karşısında ki yerini alırken Cenk ablasının yanağını hafif sıkarak yanına oturmuştu.

“Nasılsın ablacım, iş arayışın nasıl gidiyor?” Cemile birkaç gündür iş başvuruları yapıyordu. Dışarıdan iki yıllık sosyal hizmetler okuyan genç kadın kendine göre olan işlere öz geçmişini bırakmıştı.

“Aslında Han’ın teklifini düşünebilirsin.” Cemile genç adamın adını duyunca yutkunmadan edememişti. Han’ın ona karşı olan davranışları genç kadının aklını karıştırıyordu. Cemile genç adamın yakın davranması ve her fırsatta ona yardım etmeye çalışmasına alışmak istemiyordu.

“Bakarız canım önce başvuru yaptığım yerlerden haber gelmesini bekleyeceğim.”

“ Sen bilirsin ama Han’ın teklifi güzeldi. İş saatleri de uygundu.”

“Ben ne anlarım avukat işlerinden Cenk, biliyorsun daha önce satış elemanlığı dışında bir iş yapmadım.”

“Ne olmuş yani? Sen zeki birisin hemen kavrarsın işi.”

“Yine de beklemek istiyorum,” diyen Cemile son noktayı koymuştu. Cenk ablasını zorlamak istemediği için susmak zorunda kalmıştı. Kapı zili ile yerinden kalkan Cenk kapıya doğru ilerlerken hala düşünüyordu. Kapıyı açtığında karşısında gördüğü genç adamla gülümseyen Cenk “İyi insan lafının üzerine,” diyerek kapıdan geri çekilerek içeriye “Han geldi,” diye seslenmişti. Annesinin ve ablasının toparlanmasına zaman kazanmıştı.

“Hoş geldin oğlum gelsene içeri?” Deniz Hanım genç adamı kapıda karşılarken Han gülümseyerek kadının elini öpmüştü.

“Nasılsın Deniz teyze?”

“Şükür oğlum sayende iyiyiz. Hangi rüzgar attı seni buraya?”

“Davam vardı gelmişken sizi de bir göreyim dedim,” diyen adam Cemile’ye kaçamak bir bakış atarak Cenk’in gösterdiği yere oturmuştu.

“Otursana bizde çay içiyorduk.” Cenk’in sözünü annesi kesmişti.

“Aç mısın oğlum Cemile sana bir şeyler hazırlasın?”

“Değilim Deniz teyze teşekkür ederim. Gelirken yemiştim.”

“Olmadı bu işte, neyse akşam yemeğine kalırsın o zaman.” Han karşısındaki kadının içten davranışlarına hayran kalmadan edemiyordu.

“Rahatsızlık vermeyeceksem neden olmasın, zevkle size katılırım.” Cemile adamın sözleriyle başını çevirerek ona bakmıştı. Genç adamla göz göze gelince hemen bakışlarını kaçırırken hızlanan kalbine elini bastırmamak için kendini zor tutuyordu. Bu durum hiç hoşuna gitmiyordu. Berbat bir evlilikten yeni çıkmıştı. Olmayacak bir duaya amin demek istemiyordu. Han bildiği kadarıyla hiç evlenmemişti, onun gibi başından bir evlilik geçen kadını ne etsindi. Cemile düşüncelerinin kaydığı yönü fark edince içinden kendine kızmıştı.

“Sen nasılsın Cemile?” Cemile adını duymasıyla yeniden adama duymuştu.

“Çok şükür daha iyiyim.”

“İş mevzusu ne oldu? Bulabildiğin mi istediğin gibi bir iş?” Cemile başını iki yana sallayarak cevap vermişti.

“Birkaç yerden haber bekliyorum.” Han elini ensesine götürerek hafif sıvazlamıştı.

“Neden ısrar ediyorsun ki gel çalış işte yanımda.” Cemile gözlerini kısarak adama baktı.

“Teşekkür ederim ama kendim bir şeyler başarmak istiyorum.” Han kadının sözleriyle susmuştu. Cenk’e baktığında genç adam üzerine gitmemesi konusunda ona işaret etmişti.

“Ben çay doldurayım,” diyen kadın yerinden kalkarken Han arkasından üzgün gözlerle bakmıştı.

“Bir sorun mu var oğlum, neden iç çektin?” Deniz Hanım genç adamın kızına olan hayran bakışlarını fark ettiğinde şaşırsa da belli etmemişti. Özellikle Cenk’in yanında daha dikkatli olması gerektiğini düşünerek adamın bakışlarının yönünü kendi üzerine çekmişti.

“Yok Deniz teyze ne sorunu olacak?”

“Bilemem onu sen söyleyeceksin,” diyen kadın adama onu yakaladığını belli eden bir şekilde bakarken Han yutkunmadan edememişti.

Şimdi bitmişti…

***

Han yakalandı… Cenk iyice duygularını belli ederek iletişim kurmaya başladı. Yakında düğünümüz var. 🙂

43. BÖLÜM <<<<<<——>>>>> 45. BÖLÜM

26030cookie-checkGelincik Çiçeği 44. Bölüm
mermaridyy hakkında 349 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

10 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ Han ve Cemile harika yaa daha çok okumak isterim❤️ Cenkin bu hallerini sevdim Alya da birazcık açılsa güzel olacak 😀 . Pis kadın olur olmadık şeyler yayıyor Cenk ‘e söylesin Alya ya bedava oturuyorlar mis birde 😡

2 geri izleme / bildirim

  1. Gelincik Çiçeği 43. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Gelincik Çiçeği 45. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*