Gelincik Çiçeği 45. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. İki gündür bölüm yayınlamaya çalışıyorum. Bu birkaç gün oldukça yoğun ve yorucu zaman geçirdim. Umarım bu bölümü seversiniz. Keyifli okumalar!

***

Genç adam oldukça tedirgin bir şekilde etrafına bakınırken oturduğu kafede gelecek olan misafirini bekliyordu. Dün olanlardan sonra tüm gece uyuyamamıştı. Şimdiyse verdiği kararı uygulamak için misafirini bekliyordu. Garsonun önüne bıraktığı çaydan bir yudum alırken derin bir nefes aldı. On dakikalık bir bekleyişten sonra beklediği kişi kapıdan giriş yaparken yutkunmadan edememişti.

“Merhaba beklettim mi?” genç adam oturduğu yerden kalkarak kadını karşılamıştı.

“Ben erken geldim, gecikmedin.” Han’ın cevabı ile genç kadın çektiği sandalyeye otururken adam da karşısına geçmişti.

“Kahvaltı yaptın mı?” genç kadın başını iki yana sallayarak adama cevap vermişti.

“Hayır yapmadım. Annem çok soru sormasın diye işim var diyerek evden çıktım.” Han kadının sözlerine hem üzülmüş hem de mutlu olmuştu. Onu zor duruma soktuğu için üzülmüştü ama erkenden yanına geldiği içinde sevinmişti.

“O zaman önce kahvaltı yapalım.” Cemile adamın ışıldayan gözlerinden bakışlarını kaçırırken hala neden bu masada onun karşısında oturduğunu düşünüyordu. Han garsondan kahvaltı getirmesini isteyerek çayının tazelenmesini istemişti. Masa hazırlanınca ikili sessizce kahvaltısını yapmaya başlamışlardı.

“Benimle ne konuşacaktın?” Cemile çatalını tabağının kenarına koyarak karşısında ki adama baktı. Han kadının sorusuyla aynı şekilde çatalını bırakıp geriye yaslandı. Söze nasıl başlayacağını düşünüyordu. Cemile ise merakla ona bakıyordu. “Söze nasıl başlayacağımı düşünüyordum.”

“Hala iş konusunu açacaksanız size söyledim kendi çabalarımla bir işe girmek istiyorum.”

“Bu konunun işle alakası yok Cemile, bu tamamen kişisel.” Han ilk kez açık konuşmaktan çekiniyordu. Mesleği ve karakteri gereği oldukça açık konuşan biriyken söz konusu duygular olunca ne söyleyeceğini bilememişti.

“Seni dinliyorum,” Cemile merakla adama bakmaya devam ediyordu.

“Aslında ben her zaman açık konuşan biriyimdir. Sözü dolandırmayı da sevmem ama söz konusu sen olunca ne söyleyeceğimi şaşırıyorum.” Cemile kaşlarını çatarken Han kadının kaş çatmasının bile çok sevimli olduğunu düşünmeden edememişti.

“Ne söylemeye çalıştığını anlamıyorum Han Bey?”

“Sadece Han de lütfen, Bey demene gerek yok.” Cemile adamın delici kahve gözlerinde takılı almıştı. Adam öyle derinden bakıyordu ki genç kadın bakışlarını çekmekte dahi tereddüt eder olmuştu. Yutkunan Cemile zor da olsa bakışlarını kaçırırken başını salladı.

“O zaman açık ol Han?”

“Seni yakından tanımak istiyorum,” Han birden düşüncelerinden geçen sözleri söylemişti. Cemile başta adamın neden bahsettiğini anlamadığından “Beni zaten tanıyorsunuz,” dediğinde Han tek kaşını kaldırarak gülümsemişti. Genç kadın adamın gülümsemesi ile yutkunurken neden bahsettiğini anladığında gözleri sonuna kadar açılmıştı.

“An…lamadım?”Han başını iki yana sallayarak karşısında ki kadının gözlerinin içine bakarak tekrarlamıştı.

“Ben her zaman açık sözlü biri oldum Cemile, ben ilk kez böyle hissediyorum ve bu duyguların ziyan olmasını istemiyorum. Biliyorum zor bir evlilikten yeni çıktın ama beni yakından tanımanı, seninle bir yola çıkmayı istiyorum.” Cemile adamın her bir sözünde daha da şaşırıyordu.

“Sen ne dediğinin farkında mısın?”

“Elbette farkındayım.”

“O zaman olamayacağının da farkına var.” Cemile ellerini masanın altına indirerek yumruk yapmıştı. Adamın her sözü canını yakmaya başlamıştı. Gözleri dolmak üzereydi ve bunu adamdan saklamak için gözlerini kaçırmıştı.

“Neden olamayacağını düşünüyorsun? Beni tanımak için bir adım atmadın bile.”

“Bunun bir faydası yok Han, ikimizin bir araya gelmesi mümkün değil.”

“Neden? Hala eski kocanı mı seviyorsun?” Han kendi sözleriyle dilinin yandığını hissederken Cemile hızla başını iki yana sallamıştı.

“Asla, ben İsmail’i hiç sevmedim k?” kadının itirafı ile Han yutkunurken Cemile’nin gözlerinden ki hüznü yok etmeyi istemişti.

“O zaman neden?”

“Anlamıyorsun değil mi? bizden olmaz Han, benim gibi başından bir evlilik geçmiş kadınların daha önce evlenmemiş bir adamla olmasına imkan vermiyorum. Olmaz!

“Saçmalama Cemile, ne varmış bir kez evlendiysen? Yeniden birini sevip evlenemeyeceğin anlamına gelmez bu. Beni sevmediğin için istememeni anlarım ama sırf evlenip boşandığın için geri çevirmeni anlayamam.”

“Ben…” Cemile ne söyleyeceğini bilememişti. Adam resmen onu sevdiğini ima etmişti. Bu kadar kısa sürede nasıl olabilirdi ki? Üç ört aydır birbirlerini tanıyorlardı.

“Cemile, düşün lütfen. Senden zor bir şey istemiyorum. Sadece beni tanıma için fırsat vermeni istiyorum.”

“Bilmiyorum, ailemi yeni bir zorluğun içine sokamam. Eğer kabul edersem şimdiden olacakları görebiliyorum. Olmaz,” diyerek hızla yerinden kalkmıştı. Genç kadının tüm vücudu titriyordu. Hızla kafeden ayrılırken Han arkasından üzgün bir şekilde bakmıştı. Cemile’yi ikna etmenin bir yolunu bulmalıydı. Üstelik Deniz teyzesi de duygularını anlamışken bu fırsatı kaçıramazdı. Hesabı ödeyip adliyenin yolunu tutarken oldukça düşünceliydi.

***

“Anne ablam nereye gitti?” Cenk kahvaltıda göremediği ablasını sorarken Deniz Hanım iç çekerek oğluna bakmıştı.

“İşi vardı onu halledip gelecek oğlum.”

“Ablamın sabahın erken saatinde ne işi olur ki?” kadın oğluna cevap vermezken ayları tazeleyerek oğluna bakmıştı.

“Alya ile konuştun mu? Ne yapıyor?”

“Adnan dayının düğünü için hazırlıklara yardım ediyor. Haftaya düğün var biliyorsun?” kadın başını sallayarak oğlunu onaylamıştı.

“Biz de erken gidelim Cenk, hem evi kontrol ederiz. Biliyorsun bu sene çok kar yağdı eve akmış olabilir.”

“Tamam anne, iki güne benim işim biter. Sonra gideriz.” Kadın sevinçle oğluna bakarken memleketine gideceği için oldukça mutluydu.

“Bu kadar mutlu olacağını bilseydim seni daha önce götürürdüm anne, burada mutlu değil misin?”

“Sizin olduğunuz her yerde mutluyum oğlum ama memlekette burnumda tütüyor.”

“Daha önce söyleseydin gönderirdim seni anne birkaç günlüğüne.” Deniz Hanım yüzünü buruşturmuştu.

“Tek başıma gitmem ben oraya, amcan olacak adamla karısıyla uğraşamam.” Cenk annesinin yüzündeki ifadeye gülmeden edememişti. Yengesi ve amcası oldu olası annesiyle uğraşırdı. Bu durum babası öldükten sonra daha da artmıştı. Babasından kalan tarlaları alabilmek için bir çok yöntem deneseler de annesinin zekası sayesinde başarılı olamamışlardı.

“Neden öyle söylüyorsun anne, yengem seni özlemiştir.”,

“Anma şu mendeburu sofranın başında… Bereketini kaçıracaksın.” Cenk annesinin sözlerine kahkaha atarken Deniz Hanım kaşlarını çatmıştı.

“Anne sende az değilsin.”

“Hadi yediysen git okuluna işini hallet.” Kadın oğlunun önündeki tabağı alarak evden kışkışlamıştı. Cenk önünden alınan tabağa bakarken bu kez annesini çok kızdırdığını anlamıştı. Yerinden kalkarak odasına geçip hazırlandı. Günlük mesajını da Alya’ya gönderdikten sonra da okula gitmek için evden ayrılmıştı.

“Kızım sen mi geldin?” Deniz Hanım mutfak kapısından başını uzatarak dış kapıyı açan kişiye bakmıştı. Cemile yüzü asık bir şekilde eve girerken kadın kızının yüzünden ki üzüntüden hoşlanmayarak ıslak ellerini durulayıp kızının girdiği odanın kapısını tıklatmıştı.

“Cemile’m?” Deniz Hanım odaya girerken genç kadın hızla akan yaşını silmişti.

“Efendim anne?”

“Sen ağladın mı kızım?” Deniz Hanım kızının çenesini tutarak kendine bakmasını sağlamıştı.

“Anne?” diyerek kadına sarılan Cemile sessizce ağlamaya başlamıştı. Deniz Hanım kızının perişan halini neye yoracağını bilememişti.

“Biri bir şey mi yaptı sana?”

“Anne ben ne yapacağım?” genç kadın hıçkırırken Deniz Hanım ne yapacağını şaşırmıştı. Cemile annesinin gözlerine bakarak devam etmişti.

“Beni sevdiğini söyledi!” Deniz Hanım kızının sözleri ile duraksamıştı. Kaşları çatılırken kızının kimden bahsettiğini anlamaya çalışıyordu.

“Kim?”

“Avukat Han, benimle ciddi olarak görüşmek istediğini söyledi. Ben yapamam anne!” dediğinde Deniz Hanım iç çekerek kızına sarılmıştı.

“Sen ne hissediyorsun kızım?”

“Yapamam anne, o kim ben kimim. Bizden olmaz.” Genç kadın üzgün bir şekilde ağlamasına devam ederken Deniz Hanım yeniden konuşmuştu. “Han oğlum ciddiyse peşini bırakmayacaktır Cemile, onu İsmail ile bir tutma olur mu?”

“Anne ben yapamam,” Cemile sürekli aynı şeyi tekrarlıyordu. Deniz Hanım kızının çıkmazda olduğunu görebiliyordu. Ağlamasına dayanamayarak kızına sarılan kadın bir yandan onu teselli ediyor diğer yandan da üzülüyordu.

“Tamam kızım kimse sana zorla bir şey yaptıramaz. Hem Han oğlum seni zorlamıyor ki? Sadece duygularını açmak istemiş.” Cemile annesinin sözleri ile geriye çekilmişti. Kan çanağına dönmüş gözlerini kadına dikerek “Sen biliyor muydun?” dediğinde Deniz Hanım hüzünlü bir şekilde genç kadına gülümsemişti.

“Çok belli ediyordu kızım, ama sen farkında bile değildin.”

“Neden bana söylemedin?”

“Bu sizin meseleniz. Ben ne zaman size karıştım kızım? Her zaman kendi kararlarınızı almanız taraftarı oldum biliyorsun.”

“Keşke zamanında kararıma karşı çıksaydın, yengemin aklımı karıştırmasına izin vermeseydin anne…” Deniz Hanım kızının sözleriyle gözlerini doldurarak geriye çekilmişti.

“Haklısın kızım, o yılanın senin üzerindeki etkisini görmedim. Suç benimdi,” diyerek odadan çıktığında derin bir nefes almıştı. Zamanında kızına engel olsaydı başlarına İsmail ve ailesi gibi belalar gelmeyecekti. Deniz Hanım odasına giderek yatağına oturmuştu. Kenardaki komodininin çekmecesinden kocasının resmini çıkararak bakarken bir yandan da kimsesizliğine ağlamıştı.

***

Genç kadın şişkin göbeğini tutarken salondan içeriye giren ikizini görünce gülümsemişti. Arya düğün hazırlığı için sık sık ailesinin evine geliyordu. Şüphesiz bunda en çok mutlu olan küçük kızı Ecem olmuştu. Ecem dayılarıyla oldukça keyifli zamanlar geçirirken büyük anne ve babasının da bol sevgisini yaşıyordu.

“Sen ne zaman geldin, neden beni uyandırmadın?” Alya ikizinin yanağını öperek karnını okşamıştı.

“Bir saat oluyor, dün çok yoruldun dinlenmeni istedim.”

“Dün sende yorgundun Arya, birde sabahın erkeninden buraya geldin.”

“Ben alışkınım Alya, Ecem sağ olsun erkenden dikiyor ayağa bizi.” Ecem adının söylenmesiyle annesine gülümsemişti.

“Gülersin tabi cimcime,” diyerek Alya yerinden kalkıp ortada bebeğiyle oynayan küçük kızı kucaklayıp sulu sulu öpmüştü.

“Teytey yapma,” diyen kızla Alya mest oluyordu. Kendisine bir türlü ‘teyze’ diyemeyen Ecem Alya’nın kucağından inmeye çalışarak kızın saçını çekmişti.

“Şuna bak Arya saçımı çekiyor.”

“Asıl kızım iyi çek de teyzenin aklı başına gelsin.” Alya tek kaşını kaldırarak ikizine bakmıştı.

“Akılsızlık ne yaptım da ufaklığım aklımı başıma getirecek.”

“Cenk’i kaç kez aradın Alya?” Alya genç kadını sorusuyla duraksamıştı.

“Neden Cenk’i aramam gerekiyor anlayamadım?” Arya başını iki yana sallayarak kardeşine bakmıştı.

“Alya siz evleneceksiniz. Geldiğinden beri bir kez olsun onu aradığını görmedim. Genelde Cenk seni arıyor ve konuşmayı kısa tutuyorsun.” Alya kardeşinin sözleriyle duraksamıştı. Haklı olduğunu biliyordu. Geldiğinden beri onu hep Cenk aramıştı. Konuşmaları da çoğunlukla kısa sürmüştü. Ne zaman konuşmaya başlasalar aileden biri yanına geliyor Alya da telefonu kapatmak zorunda kalıyordu.

“Ne yapabilirim Arya, ne zaman telefonla konuşsam biri geliyor.”

“Sen Cenk’le evlenmek istediğine emin misin?”

“Saçmalama elbette eminim.”

“Buradan pek öyle görünmüyor Alya, eğer gerçekten Cenk ile evlenmek isteseydin ne yapar eder onunla konuşma için fırsat oluştururdun. Acımaya başladım adama…” Alya kaşlarını çatarak ikizine bakmıştı.

“Biraz abartmıyor musun?” Arya başını iki yana sallayarak cevap vermişti.

“Haklı olduğumu biliyorsun Alya ve benim düşündüğümü yakında Cenk’te düşünecektir.” Alya yerinden kalkarak kapıya yönelmişti. Sessiz bir şekilde odasına geçerken düşünmeden edememişti. Deniz annesiyle birçok kez konuşsa da Cenk’i kendisi hiç aramamıştı. Düşünceli bir şekilde yatağının üzerinde ki telefonu eline almıştı. Bir mesaj olduğunu görünce tereddüt ederek mesajı açarken Cenk’in adını görünce üzülmüştü. Adam sabah ona günaydın mesajı çekerken kendini suçlu hissetmeye başlamıştı. Telefonu uzun kazağının cebine koyarak çantasını eline almıştı. Odasından çıkarak dış kapıya yöneldiğinde Arya ikizine seslenmişti.

“Nereye gidiyorsun?”

“Biraz hava alacağım.”

“Al tabi bu gidişle sadece hava alırsın,” diyen Arya’ya ters bir bakış atarak evden çıkmıştı. Genç kadın ardından gülümserken annesi onaylamayarak kızına baktı.

“Üzerine çok gidiyorsun Arya!” dediğinde Arya omzunu silkmişti.

“Aklını başına getiriyorum anne, bu gidişle adamı sevdiğini anlamayacak.” Emine Hanım kızının cin gibi bakan gözlerine gülümseyerek bakmıştı.

“Sende fark ettin mi?”

“Elbette anne o benim ikizim ne hisseder anlamaz mıyım? Sadece kendine itiraf edemiyor.”

“Yakında eder kızım sen yine de üzerine çok gitme.” Genç kadın annesinin uzattığı bir kase yoğurdu alarak yemeğe başladığında Emine Hanım mutfağa geri dönmüştü.

Alya hızlı adımlarla bayır aşağıya inerken üniversiteye gidip dayısını görmek istemişti. Kampüsün kapısından içeriye girerken köşede duran boş bankı görünce gülümsemişti. O banka en son oturduğunda Arya ile sınav için yer değiştirmişti. Arya onun kimliğini aldığı için kendisine kızıyordu. Yüzü gülümserken telefonuna gelen mesaj sesiyle cebindeki telefonu çıkarıp bakmıştı.

Gönderen: Cenk

  •  Hala uyanmadın mı? Neden cevap yazmıyorsun?

Alya adamın mesajını okuyunca üzülmüştü. Cenk elinden geleni yaparken kendisi hep geride duruyordu. Elindeki telefonu birkaç kez çevirdikten sonra vazgeçmeden hemen ara tuşuna basmıştı. Tek çalıştan sonra açılan telefona Alya istem dışı gülümsedi.

“Alya nasılsın?” Cenk’in sesi onu aradığı için şaşkın çıkıyordu.

“Okuldayım.” Alya’nın kısa cevabı adamı güldürmüştü.

“Farkında mısın beni ilk kez aradın.” Alya gözlerini kapatarak derin bir iç çekmişti.

“Özür dilerim,” dediğinde karşıda kısa bir sessizlik oluşmuştu. Alya devam etmişti. “Seni yoruyorum değil mi? Ben duygularını belli eden biri asla olmadım Cenk.” Cenk kızın sözleriyle gözlerini kapatıp kızın sesini içine hissetmişti.

“Biliyorum bunun için üzülmeni istemiyorum Alya. Gözlerine bakınca ne hissettiğini anlayabiliyorum,” dediğinde Alya utanmıştı.

“Okulda mısın?” Alya lafı değiştirirken Cenk kızın utandığını anlamıştı.

“Yüzün yine kızardı mı?” Alya adamın sorusuyla görmese de kaşlarını çatmıştı.

“Telefonu kapatmamı mı istiyorsun?”

“Sakın sesini duymayı özledim.” Alya adamın itirafıyla ne söyleyeceğini bilememişti.

“Gelecek misin?”

“Elbette, Adnan dayının düğünü kaçmaz. Adam yıllarca bu günü beklemiş mutluluğuna ortak olmak lazım.” Alya gülerken Cenk de gülümsemişti.

“Dayım havalarda geziyor. Görmen lazım ağzı kulaklarında. Ananem oğlunun haline şaşkın…”

“Aşk adamı değiştiriyor Alya, insan içindeki sevinci dışa vurmadan edemiyor.”

“Olabilir… Ben seni meşgul etmeyeyim sonra konuşuruz.” Cenk kızın kapatacağını anladığında heyecanla sormuştu.

“Yine arayacak mısın?” Alya üzgün bir şekilde karşısında ki boşluğa bakarken cevap vermişti.

“Ev kalabalık oluyor Cenk, düğün için akrabalar eksik olmuyor evde. Rahat konuşacak ortam bulamıyorum.”

“Yine de kısa bir an bile olsa sesini duymak istiyorum.”

“Peki, akşam ilk müsait ortamda seni arayacağım,” diyen genç kız annesine selam söyleyerek telefonu kapatmıştı. Telefonu cebine yerleştirirken yerinden kalkarak dayısının bulunduğu bölüme doğru ilerlemeye başlamıştı. Bu gün sınav sonuçlarını sisteme gireceğini söylemişti. Odasında olmalıydı.

***

Genç adam elindeki hediye paketine bakarken oldukça heyecanlıydı. Annesi yanında oğluna şaşkın bir şekilde bakarken adam onun bakışlarına aldırmamaya çalışıyordu.

“Evladım valize koysaydın ya paketi ne diye elinde dolaştırıyorsun?” genç adam annesinin sözleriyle ona kısa bir bakış atmıştı.

“Anne valize koyarsam kırışır,” dediğinde kadın başını iki yana sallamıştı.

“Sen bilirsin, kızım hadi neden geride kalıyorsun?” Deniz Hanım kızının geride kalmasından hoşlanmamıştı.

“Anne keşke ben gelmeseydim.” Cemile’nin sözleriyle kadın sinirlenmişti.

“Ne demek gelmeseydim kızım. Kimden çekiniyorsun?”

“Anne şimdi bir sürü soru soracaklar. Kimseyi çekmek istemiyorum.” Cemile oldukça sıkıntılıydı. Boşandığı için birçok kişinin kötü bakışlarına maruz kalacağını biliyordu. Henüz bu bakışlara hazır hissetmiyordu kendini. Erkekler boşanınca sorun olmuyordu ama ne zaman bir kadın boşansa hemen ‘acaba ne yaptı da kocası boşadı’ diyerek suçu kadında buluyorlardı.

“Kimse sana laf edemez kızım hadi biraz acele et. Daha eve uğrayıp üzerimizi değiştireceğiz.” Cenk annesinin sözleri ile ona dönmüştü.

“Anne eve uğramdan Alya’yı görmem gerek,” dediğinde Deniz Hanım oğlunun heyecanına sevinmeden edememişti.

“Olur mu evladım önce bir eve gidelim,” dediğinde Cenk hemen itiraz etmişti.

“Anne elimdekini Alya’ya vermem gerek. Belki ihtiyacı olur,” dediğinde Deniz Hanım tek kaşını kaldırıp oğluna bakmıştı.

“O paket Alya kızıma mıydı?” Cenk sıkıntıyla nefesini verirken ablasına yardım etmesi için bakmıştı. Cemile kardeşini kurtarmak için araya girmişti.

“Anne biz önden gideriz hem Cenk gelip ne yapacak evde?” dediğinde kadın kızına hak vermişti.

“Peki o zaman eve alış veriş yapmayı unutma. Şimdilik kahvaltılık alsan yeter oğlum yarın birlikte çıkar alırız bir şeyler.” Cenk başını sallarken havaalanının dışında ki taksilerden birini çevirerek annesi ve ablasını bindirip parasını verdikten sonra kendisi içinde bir taksi çevirmişti. Alya’ya mesaj atarak nerede olduğunu sorduğunda genç kızın evden çıkmak üzere olduğunu öğrenince gülümsemişti. Evin bayırından yukarıya çıkarken genç kızı gören adam taksiyi durdurarak aşağıya inmişti.

“Alya!” genç kız evin son düzenlemesi için evden çıkıp dayısının evine doğru giderken duyduğu sesle duraksamıştı. Yanlış duyduğunu düşünerek yoluna devam edecekken yeniden aynı sesi duydu. Arkasını döndüğünde genç adamı görünce şaşırmıştı.

“Cenk?”

“Bir hoş geldin demek yok mu? Bak uçaktan iner inmez seni görmeye geldim,” dediğinde Alya adamın içli sözlerine gülmeden edememişti.

“Öyle mi Cenk hocam, keşke eve gidip dinlenseydiniz.”

“Sizi görmeden gözüme uyku girmezdi Alya hocam,” dediğinde Alya yanına yaklaşan genç adama gülümsedi.

“Hoş geldin, yalnız mı geldin. Deniz annem nerede?”

“Onları eve gönderdim,” Cenk elindeki paketi genç kıza uzatarak alması için işaret etmişti.

“Nedir bu?”

“Küçük bir hediye, görünce almak istedim.” Alya adamın tedirgin bir şekilde elindeki paketi kendisine uzatması karşısında duraksamıştı. Cenk daha önce de ona hediye almıştı. Her seferinde alıp almayacağı konusunda tedirgin oluyordu.

“Neden bunu yapıyorsun?”

“Sürekli bana bir şeyler alma derdindesin.” Cenk yüzünü asarak genç kıza bakmıştı.

“Sevdiğim kişilere hediye vermeyi seviyorum,” dediğinde Alya paketi alarak adamın gözlerine bakmıştı.

“Teşekkür ederim. Sen sürekli hediye alınca kendimi mahcup hissediyorum.” Cenk kızın yanağına yapışan saçı geri çekmek için içten içe yanıp tutuşsa da elini uzatamayacağını biliyordu. Alya’nın kesin sınırları vardı. Bu sınırlar Cenk’in hoşuna gitse de bazen eli kolu bağlanıyordu.

“Mahcup hissedecek bir durum yok Alya, ben hediye vermeyi seviyorum. Verdiğim hediyeler beğenilince de mutlu oluyorum.”

“Madem öyle teşekkürler yeniden. Ben dayımın evine gidiyordum gelmek ister misi?”

“Hemen gitmek zorunda mısın?” Alya adamın sorusuyla ona bakmıştı. Cenk gözlerinin içine öyle derinden bakıyordu ki yutkunmadan edememişti. “Aslında…” diyerek telefonu eline alıp bir birini aramıştı. Cenk’in şaşkın bakışları arasında “Ben biraz gecikeceğim,” diyerek kapatmıştı. Kimi aradığını bilmiyordu ama Cenk’in çokta umurunda değildi.

“Hadi birlikte kahvaltı yapalım.” Alya adama arkasını dönerek ilerlerken Cenk gülümseyerek adımlarını hızlandırıp genç kıza yetişmişti.

“Nereye gitmek istersin?” Cenk genç kızın yanında yürürken Alya elinde ki paketi göstererek “Bu kez ne renk aldın?” diye sormuştu. Genç adam gülerek başını iki yana sallarken cevap vermişti.

“Turkuaz, sana yakışacak.” Alya da gülümseyerek başını aşağı eğmişti. Cenk ona küçük hediyeler alsa da gelende kıyafet alıyordu. Şimdiden neredeyse kendisine dolap düzmüş kadar olmuştu.

“Düğünden sonra nişan işini konuşalım mı?” Alya duraksayarak adama bakmıştı.

“Nişan mı?”

“Neden bu kadar şaşırdın? Nişan yapacaktık zaten,” dediğinde Alya bakışlarını kaçırmıştı.

“Nişan hemen olursa düğünü de erken yapmak isterler. Ben Arya doğum yapmadan düğün yapmak istemiyorum.”

“Bunu biliyorum Alya ve öyle de olacak.” Alya yeniden yürümeye başladığında Cenk sıcak küçük güzel bir kahvaltıcıya gitmişlerdi. Serpme kahvaltı isteyen genç adam kızla karşılıklı otururken dayanamayarak sormuştu.

“İlerde nasıl bir ev isterdin?” Alya çayından bir yuduma alırken adama bakmıştı.

“Dört duvarın bir anlamı yoktur Cenk, içinde yaşanacak zamanlar önemli. Saygı sevgi önemli…”

“Yine de evimde şu olsa güzel olurdu dediğin bir şey yok mu?” Alya kısa bir an düşündükten sonra cevap vermişti.

“Kütüphane yapabileceğim kendime ait bir ortamım olsun isterdim.” Cenk kızın sözleriyle hayran bir şekilde ona bakıyordu.

“Apartman dairesi mi yoksa bahçeli bir ev mi?”

“Bu da soru mu tabii ki bahçeli ev,” diyen kız heyecanla cevap verirken birden duraksamıştı. Fazla heyecan gösterdiği için utanmıştı.

“Biliyorsun şimdiki okulda geçici olarak eğitim veriyorum. Birkaç sene sonra buraya dönmeyi planlıyorum. Merkezde mi oturmak istersin yoksa farklı bir ilçede mi?” Alya adamın sorusuyla duraksamıştı. Memleketine yaşamayı çok istiyordu. Ailesine yakın olmak onun için önemliydi.

“Benim için fark etmez sana nasıl kolay gelecekse öyle olsun.

“O zaman ailelerimize yakın bir yer alırız.” Alya adama gülümsemişti.

“Ondan önce benim bir geziye katılmam gerekiyor. Sana geldiğimde söyleyecektim. Bir ay sonra yurtdışında araştırma gezisi var.”

“Sende katılmak istiyorsun.”

“Evet, bu geziye katılmam çok önemli.” Cenk düşünceli bir şekilde başını sallamıştı.

“Anlıyorum, senin için önemliyse gitmelisin tabi,” dediğinde Alya adamın sesindeki durgunluğu fark etmişti.

“Ne oldu, gitmemi istemiyor musun?” Cenk başını kaldırarak kızın gözüne bakmıştı.

“Elbette gitmelisin sadece o kadar uzağa gittiğinde seni özlerim diye düşünüyorum.”

“Sende benimle gelsene?” Alya nasıl teklif ettiğini bilmeden birden sormuştu. Cenk Alya’nın teklifine hem şaşırmış hem de mutlu olmuştu.

“Gelebilir miyim? Araştırma sorumluları bir şey söylemez mi?” Alya omzunu silkerek cevap verdi.

“Neden söylesin, ne de olsa benim sözlümsün.” Cenk kızın ağzından ‘sözlümsün’ sözlerine takılmıştı.

“İnşallah yakında eşin olacağım,” dediğinde Alya içtiği çayla az kalsın boğulacaktı. Öksürmeye başlayan genç kız adamın gülümsemesine neden olmuştu. Alya kaşlarını çatarken Cenk kızı heyecanlandırabildiği için mutluydu.

***

Sizce gezide ne olur? Alya’nın babası kızını o kadar uzağa gönderir mi? Adnan sonunda evleniyor. Yorumlarınızı bekliyorum.

44. BÖLÜM <<<<<<<——>>>>>> 46. BÖLÜM

26091cookie-checkGelincik Çiçeği 45. Bölüm
mermaridyy hakkında 349 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

7 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️❤️. Adnan sonunda evleniyor 😀 Alya kendini açıyor sonunda yavaş da olsa ❤️ Han ve Cemile harika ya Cemile kendini geri çekmesin ;( yurtdışı gezisini sabırsızlıkla bekliyorum ❤️

  2. Eline sağlık. Güzel bölümdü. Alya memlekete kesin dönüş yapacak. Han ve Cemile den güzel çift olur. Cemile evet de. Bu ikisinden hikaye gelir mi merak ediyorum?

    Adnan bey sonunda evleniyor. Düğün var 🙂

2 geri izleme / bildirim

  1. Gelincik Çiçeği 44. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Gelincik Çiçeği 46. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*