Cesur 44. Bölüm

Herkese hayırlı akşamlar arkadaşlar. Hepinize Hayırlı Kandiller. Bölüm biraz kısa oldu ama ancak yazıp yayınlayabildim. Çay hasadı çok şükür bitti bu yıl. Daha rahat yazmaya başlayacağım. Keyifli okumalar!

***

Genç kız hızlı bir şekilde yürüyerek hastaneden içeriye girmişti. arkadaşı onu aradığında olabildiğince hızlı hastaneye gelmişti. ana kapıdan koşar adım doğum katına doğru ilerlerken bir yandan da kendisine selam veren hastane çalışanlarına başını sallayarak karşılık veriyordu. Nefes nefese merdivenleri çıkarak arkadaşının bulunduğu odaya girmişti.

“Deniz neler oluyor?”

“Hah geldin mi? Yardımına ihtiyacım var.” Ayşem genç adama gözlerini kısarak bakarken Deniz odada yatan kadını göstererek devam etmişti.

“Kadın beni kabul etmiyor, illa seni görmek istedi.”

“Beni mi ne alaka?”

“Bilmiyorum kızım ya, bir türlü ikna edemedim.” Ayşem merak ederek odaya girdiğinde şaşırmıştı.

“Meryem Hanım?” kadın Ayşem’in sesini duyunca hızla başını çevirerek genç kıza bakmıştı.

“Ayşem ebe geldin mi? Burada olduğunu öğrenince ne kadar sevindim bilemezsin.” Ayşem şaşkındı. Kadını Ankara’da görmeyi kesinlikle beklemiyordu.

“Sizin Ankara da ne işiniz var?” derken Ayşem kadının yanına giderek şiş göbeğine bağlanan ekranlara kısa bir göz atmıştı. Kadının ilk doğumunu kendisi daha bir stajyerken yaptırmıştı.

“Kocamın tayini buraya çıktı, yakında bir okulda öğretmenlik yapıyor.” Ayşem anlayışla başını sallarken gülümsemişti.

“İkinci için hiç geç kalmamışsınız, Atilla nasıl, büyüdü mü?” dediğinde kadın oğlunu hatırlamış olacak ki gülümsemişti. Yüzü bir süre sonra acıyla buruşurken Ayşem hemen ekrana bakmıştı. Kadının sancıları artmıştı.

“Eşiniz nerede, yanınızda değil mi?”

“Yolda olmalı, Atilla’yı bırakacak bir yer arıyordu. Malum burada kimseyi tanımıyoruz. Ailem de yok,” dediğinde Ayşem duraksamıştı.

“Eşinize haber verelim doğumunuz çok yaklaştı.” Üzerini değiştirmek için izin isteyerek odadan çıktığında Deniz ona bakmıştı.

“Kadını tanıyor musun?”

“Evet, ilk doğumuna ben girmiştim. Üzerimi değiştireyim geliyorum.”

“Burada çalışmıyorsun artık, sorun olmasın?” Deniz’in sorusuyla Ayşem suçluluk hissetmişti. Arkadaşına hala hastanenin kendilerine ait olduğunu söylememişti. Üstelik hastanenin adını kendi soyadıyla çağrıştırmamasına da şaşırmıştı.

“Merak etme, işte olmayabilirim ama hala buranın yasal çalışanıyım.”

“Nasıl?” Ayşem yerinde durarak arkadaşına bakmıştı. sıkıntıyla nefesini dışarı verirken başını iki yana sallayarak sordu.

“Bu hastanenin adı ne Deniz?”

“Karahanlı Hospital!” dediğinde Ayşem te kaşını kaldırmıştı. Deniz hala anlamayan arkadaşına “Of Deniz, benim soyadım ne?” diye sorduğunda Deniz safça “Karahanlı,” dediğinde gözleri büyümüştü. Ayşem gülümseyerek arkadaşına bakarken arkasını dönüp personel odasına doğru ilerlemişti.

“Bir dakika sen ciddi misin? Hastane sizin mi?” Ayşem dolabını açarak kıyafetini alırken arkasını dönerek Deniz’e bakmıştı.

“Müsaade edersen üzerini değiştireceğim.”

“Hadi ama beni merakta bırakamazsın,” diyen genç adam Ayşem’in bakışlarını görünce kapıdan dışarıya çıkmıştı. Kapıyı kapatsa da önünden ayrılmamıştı. Ayşem üzerini değiştirerek dışarı çıkarken Deniz’i görünce gülmeden edememişti.

“Hiç pes etmeyeceksin değil mi?” Deniz omzunu silkerek cevap vermişti.

“Meraklı olduğumu biliyorsun Ayşem, ağzıma bir parmak bal çalıp kaçamazsın.”

“Abartma istersen Deniz, hastane dedemin,” dediğinde Deniz gözlerini büyütmüştü.

“Ciddi olamazsın, Servet Bey senin deden mi?” Ayşem genç adamın komik ifadesine kahkaha atarken onları izleyen bir adet öfkeli gözden habersizdi. ,

“Evet, Servet Bey benim dedem olur. Şimdi hastamıza bakalım mı?”

“Tamam ama bana her şeyi anlatacaksın.” Ayşem arkadaşıyla konuşarak Meryem hanımın odasına giderken Deniz de onu takip ediyordu.

“Biliyorsun sınava hazırlanıyorum. Acil demeseydin gelmezdim hastaneye. Madem bu günümü yedin doğumdan sonra yemek yiyelim,” dediğinde Deniz hemen kabul etmişti. Serdar ikilinin konuşmasını yumruklarını sıkarak izlemişti.

“Ayşem Hanım?” Meryem hanımın kocası kucağında küçük oğluyla koridordan ikiliye doğru gelirken Ayşem’in bakışları adamın kucağındaki iki yaşındaki oğluna kaymıştı. Küçük oğlan çok sevimliydi.

“Mehmet Bey merhaba,” diyen genç kız çocuğun yüzünü sevmişti.

“Merhaba, sizi burada görmeyi beklemiyordum. Bu hastanede mi çalışıyorsunuz?” Ayşem başını sallarken adam rahat bir nefes almıştı.

“Evet burada çalışıyorum. Atilla’yı bırakacak birini bulamadınız mı?” diye soran genç kız çocuğun kollarını uzatmasıyla genç kız hemen onu kucağına almıştı.

“Daha yeni tayin oldum kimseyi tanımıyorum. Ailem de uçak bileti bulamadı mecbur otobüsle gelecek. Ne yapacağımı şaşırdım.”

“İsterseniz Atilla ile ben ilgilenebilirim.” Adam kızın sözlerine çok sevinmişti.

“Gerçekten mi? bunu yaparsanız çok sevinirim.”

“Elbette, ne de olsa o benim ilk bebeğim,” diyen genç kız Atilla’yı öpmüştü. Çocuk hemen kızın saçını tutarken birlikte Meryem hanımın yattığı odaya girmişlerdi.

“Mehmet çocuğu da mı getirdin?”

“Ne yapayım Meryem, bırakacak kimse yoktu.” Adam üzgün bir şekilde acı çeken karısına bakarken Ayşem kadını rahatlatarak konuşmuştu.

“Merak etmeyin Meryem Hanım Atilla benimle olacak.”

“Gerçekten mi? İçim çok rahatladı şimdi,” diyen kadın yeni bir sancıyla yüzünü buruşturmuştu.

“Deniz sen Mehmet beyle dışarıya çık bende açılmayı kontrol edeyim.” Deniz, kızı onaylarken kucağında ki çocuğu alarak adamla dışarıya çıkmıştı. Kadının açılması oldukça iyiydi. Doğum her an gerçekleşebilirdi.

“Ne durumda?” Ayşem arkadan gelen sesle birden irkilmişti. Serdar kızın kadını kontrol ettiğini görünce sessizce onu izlemiş sonra da varlığını belli etmişti.

“Açılma normal doğum için yeterli, yarım saat içinde doğumhaneye alınabilir.”

“Doğumu sen mi yaptıracaksın?” Serdar’ın sorusuyla genç kız ona bakmıştı. Ayşem o kadar donuk bakıyordu ki Serdar ister istemez o buz mavisi gözler karşısında üşüdüğünü hissetmişti.

“Meryem Hanım benim ilk hastamdı, ilk bebeğinin doğumunda ben yaptırmıştım.” Serdar başını sallarken yeni bir sancıyla kadın çığlık atmıştı.

“Sanırım doğum başladı, onu ameliyathaneye alalım.” Ayşem kapıda ki Deniz’e seslenerek içeri girmesini istemişti. İkili kadını doğum için ameliyathaneye alırken Serdar ikilinin arkasından kıskançlıkla bakmıştı.

“Doktor Bey karımın doğumuna siz girmeyecek misiniz?” Serdar adamın kucağında ki küçük oğlana bakarak cevap vermişti.

“Merak etmeyin ebe Ayşem Hanım bir sorun olursa bana haber verecektir. Benim sezaryene girmem gerek.” Adam anlayışla Serdar’a bakarken karısı için oldukça endişeliydi. Ayşem ile karşılaştıkları için ise içi rahattı.

Ayşem alnında ki teri silerek bebeğini doğurmaya çalışan kadına son kez ıkınmasını söylerken oldukça zor durumdaydı. Doğum beklediğinden uzun sürmüştü. Bebek oldukça inatçı çıkmış doğmak bilmemişti.

“Meryem abla hadi son kez ıkın başı elimde,” dediğinde yorgun olan kadın son kez derin bir nefes alarak var gücüyle ıkınmıştı. Bacaklarının arasından kayıp akan sıvıyla birlikte gelen rahatlama kadının geriye düşmesine neden olurken Ayşem avucunun içindeki bebeği ters çevirerek hemen yüzünü temizlemeye başlamıştı. Deniz genç kıza yardım ederken Ayşem’e göz kırparak “Şu kızın sesini bir duyalım” diyerek bebeğin poposuna birkaç kez şaplak atmıştı. Bebeğin ağlamasıyla Meryem Hanım rahat bir nefes alırken gözyaşlarına engel olamamıştı. Temizlenen benek yeşil bir beze sarılarak annesinin koynuna bırakılırken Meryem Hanım hemen bebeğinin başını öpmüştü.

“Oğlum,” diye sayıklayan kadın ikiliyi şaşırtırken Ayşem arkadaşına bakarak başını sallamıştı.

“Meryem abla, bebek oğlan değil kız,” dediğinde kadın şaşkınlıkla genç kıza bakmıştı.

“Nasıl kız? Doktor erkek olduğunu söylemişti.” Ayşem gülerek kadına bakarken Deniz hemen öne çıkmıştı.

“Bebeği babasına ben verebilir miyim? Kocanızın tepkisini merak ediyorum.” Deniz’in sözleri iki kadını da güldürürken Meryem Hanım yeniden sormuştu.

“Emin misiniz kız olduğuna?” Ayşem kadına imayla bakarken kadın gülmeden edememişti. “Saçma bir soru oldu değil mi? Biz şimdi ne yapacağız, her şeyi mavi aldık.”

“Yeniden alırsınız, bebeğiniz anladığım kadarıyla oldukça sağlıklı. Ama çocuk doktoru da kontrol edecek tabi,” dediğinde Meryem Hanım minnetle genç kıza bakmıştı.

“Allah senden razı olsun Ayşem Hanım, iki bebeğimin de doğumuna yardım ettin. Allah senden razı olsun.”

“Sizden de razı olsun. Güçlü olduğunuz için,” dediğinde Ayşem’in gözleri dolmuştu. Kendi annesi onun doğumunda vefat etmişti.

Ameliyat görevlilerine Meryem hanımı temizleyerek odasına çıkarmasını söylerken Deniz bebeği alarak babayla tanışması için götürmüştü. Ayşem de onu takip ederken sürgülü kapının açılmasıyla genç kız ve kucağında bebekle Deniz dışarıya çıkmıştı. Mehmet Bey bebeği görür görmez öne çıkmıştı. Kucağındaki oğlunu yere bırakarak gözleri dolu bir şekilde Deniz’in kucağında ki bebeğe odaklanmıştı.

“Meryem nasıl?”

“Karınız gayet sağlıklı, yorgun olduğu için dinleniyor. Kontroller yapılmadan önce kızınızla tanışmanızı istedik.” Adam başını sallayarak bebeğe uzandığında birden duraksamıştı.

“Bir yanlışınız var ebe Hanım, benim oğlum olacaktı.”

“Yanlış yok Mehmet Bey, kızınız oldu. Bazen böyle yanlışlıklar olabiliyor. Bebeğin kordonu yanlış yorumlanabiliyor.” Adam şaşkındı. İki elini yüzüne koyarak sevinçle bir adım geri gitmiş ıslak gözlerle Ayşem’e bakmıştı.

“Gerçek mi? Kızım mı oldu şimdi?” derken adamın haddinden fazla olan sevinci iki arkadaşı hem şaşırtmış hem de mutlu etmişti.

“Evet, kızınızı kucağınıza alın sonrada kontrole götürelim,” dediğinde adam hemen kızını kollarına almıştı.

“Hoş geldin kızım, babanın dünyasına ay parçası gibi dünyama ışık saçtın.” Adam sevgiye kızını öperken eğilerek oğluna kardeşini göstermişti. Küçük oğlan bebeği severken Deniz araya girmişti.

“Bebeği kontrol için götürmemiz gerek, sonra annesinin yanına odaya çıkaracağız,” dediğinde adam istemeyerek de olsa kızını Deniz’e vermişti. Genç adam bebeği götürürken Ayşem üzerini değiştirmek için personel odasına geçmişti. Kıyafetlerini giyerek odadan çıktığında duvara yaslanmış bir şekilde bekleyen genç adamı görünce duraksamıştı.

“Bir şey mi oldu Serdar hocam?” Ayşe oldukça resmi bir ses tonuyla sorarken Serdar kızın iyice kendisinden uzaklaştığının farkındaydı.

“Hep böyle mi olacak?” Ayşem çantasının sapını çapraz bir şekilde takarak genç adamın yanından geçip yürümeye başlamıştı.

“Nasıl?”

“Bu şekilde yabancıymışım gibi mi davranacaksın bana?” Ayşem durarak genç adama bakmıştı.

“Zaten yabancısınız Serdar hocam, sizi iyi tanımıyorum.” Serdar kızı sözleriyle yutkunmuştu. Gözleri mavilere odaklanırken Ayşem tedirgin olarak gözlerini kaçırmak istemiş ama Serdar ona izin vermemişti.

“Gözlerime bak Ayşem, gözlerime bak ve aynı şeyi tekrarla.” Ayşem derin bir nefes alıp cesaretini toplayarak adamın gözlerini en derinine bakmıştı. Adama o kadar kırgın bakıyordu ki Serdar canının yandığını hissetmişti.

“Serdar hocam sizi iyi tanımıyorum. Şimdi izin verirseniz işim var.” Ayşem titreyen ellerini gizlemek için çantasının sapını sıkıca kavramıştı. Adamın yanından ayrılırken Serdar dayanamayarak seslenmişti.

“Özür dilerim Ayşem, seni kırmak istememiştim.” Ayşem arkası dönük bir şekilde dururken Serdar yeniden konuşmuştu.

“Çok özür dilerim, seni haksız yere suçladım. Söz konusu ablam olunca mantığımı kaybediyorum bazen.” Ayşem adamın sözlerini dinledikten sonra bir şey söylemeden hızla Meryem hanımın odasına doğru ilerlemişti. Serdar arkasından üzgün bir şekilde bakarken Ayşem adama bakmamak için oldukça çaba sarf etmişti. Odanın kapısını tıklayarak içeriye girdiğinde yatakta uyuyan kadını gören genç kız gülümsemişti. Kocası Meryem hanımın başucunda oturmuş kucağında oğluyla karısının elini tutuyordu.

“Geçmiş olsun, yeniden hayırlı olsun. Allah sağlıkla büyütmeyi nasip etsin,” dediğinde adam “Amin,” diyerek kıza teşekkür etmişti.

“Mehmet Bey benim eve geçmem gerekiyor, sizin içinde uygunsa Atilla’yı da götüreyim. Merak etmeyin evde bir bebek daha var yani oğlunuza iyi bakılacak.” Çantasından küçük not defterini çıkarıp adresi yazarak adama uzatmıştı. “Telefonum ve evimin adresi burada yazıyor. Hastane personelinden de bana ulaşabilirsiniz.” Adam kızın uzattığı kağıdı alarak oğluna bakmıştı. Çocuk oldukça yorulmuştu hastane köşelerinde.

“Bu iyiliğinizi unutmayacağım. Çok teşekkür ederim. Sabah ailem burada olacak.”

“Merak etmeyin hiç sorun değil,” dediğinde Atilla’yı kucağına alarak sevmeye başlamıştı. Çocuk o kadar yorgundu ki gözleri kapanmaya başlamıştı.

“Atilla oldukça uslu bir çocuktur. Sizi yormayacaktır.” Ayşem kucağında uyumak üzere olan bebeğin başını omzuna yaslayarak adama bakmıştı.

“Uyandığında yabancı bir yerde huzursuz olmaz değil mi?” Ayşem bebeğin korkmasını istemezdi.

“Yok uyandığında uysal oluyor. Oldukça sıcakkanlı bir çocuktur Atilla,” diyen adamla Ayşem izin isteyerek oradan ayrılmıştı. Atilla zaman geçtikçe daha da ağırlaşıyordu kucağında.

“Yardım edeyim mi?” Ayşem genç adamın sesini duyunca gözlerini kapatmıştı. Hastaneye gelmekle büyük hata yapmıştı.

“Teşekkür ederim ben hallederim.”

“Çocuk uyudu Ayşem, bende size geçiyordum.” Ayşem adama kısa bir bakış atarak çocuk daha fazla sefil olmasın diye adamın teklifini kabul etmişti.

“Peki gidelim o zaman.” Serdar kızın kabul etmesiyle çocuklar gibi sevinse de belli etmemeye çalışmıştı arabanın arka kapısını açarak kucağında çocukla arabaya binmesini beklemişti. Ayşem yerine oturduğunda Serdar kapıyı yavaşça kapattı. Araba eve doğru yola çıkarken iki gençten çıt çıkmıyordu. Kısa süren araba yolculuğundan sonra eve vardıklarında Serdar aynı sessizlikle kapıyı açıp kızın inmesine yardım etmişti. Evin kapısından içeriye girerken çalışan kız Ayşem’in kucağında ki çocuğu görünce şaşırmıştı.

“Ayşem Hanım, yardımcı olmamı ister misiniz?”

“Teşekkür ederim, bu akşam alt kattaki odalardan birinde kalacağım. Çocuk için yatağı hazırlar mısın?”

“Hemen,” diyerek önden alt kattaki müsait odalardan birine girerek hemen yağı hazırlamaya başlamıştı. Ayşem bebeği yatağın üzerine bırakarak kıza dönmüştü.

“Ben üzerimi değiştirene kadar yanında kalır mısın?” dediğinde kız hemen kabul etmişti. Atilla’nın üzerini örterek kapıya yönelen Ayşem sessizce odadan çıkarken Serdar’ın salonda babaannesiyle oturduğunu görünce onlara yönelmişti.

“Nasılsın babaanne?” Ayşem yaşlı kadını öperek yanına otururken Serdar ikiliye imrenerek bakmıştı.

“Sen nasılsın Serdar oğlum, ablan nasıl? Birkaç gündür gelmedi…” dediğinde Ayşem fark etmediği durum karşısında sessiz kalmıştı.

“Bu aralar kafede işler çok yoğun. Birde evlilik meselesi olunca çok yoğun zamanlar geçiriyor.”

“Anlıyorum ama en azından bir uğrasa yüzünü görsek.” Ayşem muhabbetten hoşlanmayarak ayağa kalkmıştı.

“Küçük bir misafirimiz var babaanne, ben üzerimi değiştirip onun yanında olacağım.” Yaşlı kadın torununun sözleriyle şaşırmıştı.

“Misafir mi?” Ayşem gülümseyerek kadına başını sallamıştı.

“Evet, şuanda odada uyuyor. Ben birazdan gelirim,” diyerek salondan ayrılmıştı. Yaşlı kadın torunun ardından kısa bir bakış atarak karşısında ki adama dönmüştü.

“Sizin aranız mı bozuldu Serdar?” genç adam kadının sözleri ile bakışlarını kaçırmıştı.

“Kalbin kırdım,” dediğinde yaşlı kadın üzgün bir şekilde genç adama bakmıştı.

“O zaman kırdığın kalbi tamir et oğlum. Kızımın gözlerine hüzün uğramasın.”

“Elimden geleni yaparım.” Serdar bakışlarını yere dikerken odadan gelen ağlama sesiyle yaşlı kadın hemen yerinden kalkmıştı. Çocuk ağlamasına doğru ilerleyerek odaya girdiğinde çalışan kızın kucağında ki yabancı çocuğu görünce hem şaşırmış hem de evde çocuk sesi duyduğu için sevinmişti.

“Kızım neden ağlıyor çocuk?”

“Uykudan yeni uyandı Ayşem Hanım, küçük hanımda gelmedi henüz.” Yaşlı kadın çocuğu kucağına alarak sırtını sıvazlamaya başlamıştı. Çocuğun ağlaması azalırken Serdar kapıdan onları izliyordu.

“Babaanne uyandı mı Atilla?”

“Gel kızım uyandı. Kim bu çocuk?” Ayşem çocuğu kucağına alarak gülümsemişti.

“Sizi benim ilk bebeğimle tanıştırayım. Annesi ikinci bizim hastanede. Atilla’yı bırakacak yeri yoktu bu akşamlık bizimle kalacak.”

“Ah yavrum, kalsın tabi yavrum.” Atilla Ayşem’in saçlarıyla oynarken Serdar küçük çocuğu kıskandığına inanamıyordu. Kapı zilinin çalmasıyla herkes salona dönmüştü. Salonun kapısından içeriye Cesur ve Aylin el ele girerken Ayşem Hanım yerinden kalkarak ikiliye sarılmıştı.

“Hoş geldiniz çocuklarım,” diyen yaşlı kadının mutluluğu gözünden okunuyordu.

“Hoş bulduk anne,” diyen Cesur’un bakışları kızının kucağında ki çocuğa takılmıştı.

“Ayşem, kızım kimin bu çocuk?”

“Benim ilk bebeğim,” dediğinde Cesur şok olmuş bir şekilde kızına bakmıştı. Genç adam neredeyse kalp krizi geçirecekti.

“Kızım sen ne diyorsun?” Ayşem babasının tepkisine gülümserken Atilla’nın elini tutarak babasına sallamıştı.

“Bebeğim, merhaba de dedeye!” Cesur kızının ‘dede’ diye seslenmesiyle gözlerini iyice büyütmüştü.

“Kızım ben o kadar yaşlı mıyım? Yok sana evlilik falan, ben bu yaşta dede olamam. En az on sene evlenemezsin,” dediğinde Ayşem şaşkınlıkla babasına bakmıştı.

“Cesur, kızın üzerine gitme istersen.” Aylin araya girerken Ayşem’in kucağında ki bebeğe yaklaşarak sevmeye başlamıştı.

“Baba Atilla benim doğumunu yaptırdığım ilk bebek, annesi bizim hastanede. Bu akşam bizde kalacak.”

“Annesi yabancı bir yerde kalmasına nasıl razı oldu?”

“Başka çareleri yoktu. Bana güveniyorlar.”

“Neyse bu konuyu sonra konuşalım. Hadi masaya geçelim yemek hazırdır.” Ayşem Hanım olaya el koyarken genç kız ilk önce küçük çocuğu yedirerek çalışan kıza emanet etmişti. Hep birlikte yemeğe başladıklarında Cesur Aylin’e kısa bir bakış atarak boğazını temizlemişti.

“Size bir haberimiz var,” Cesur’un konuşmasıyla herkes ona bakmıştı. Servet Bey durgun olduğu için oğlunun sözlerini duymamıştı bile.

“Seni dinliyoruz oğlum,” diyen Ayşem Hanım oğluna bakıyordu.

“Aylin ile nikah tarihi aldık,” diyen Cesur herkesin odak noktası olmuştu. Serdar ablasına bakarken Ayşem babasına gülümseyerek bakıyordu. Genç adam ablasından bakışlarını Ayşem’e çevirdiğinde ne beklediğini bilmiyordu ama kızın gülümsemesini beklemediği açıktı.

“Sizin adınıza sevindim babacım, mutlu olursunuz inşallah.”

“Teşekkür ederim kızım,” diyen Cesur yerinden kalkarak kızının şakağını öpmüştü.

“Peki ne zamana aldınız gün?” Çisil sessiz olan babasına bakarak sormuştu soruyu.

“İki hafta sonra nikah kıyılacak. Zaten her şey hazır sadece küçük bir tören yapmayı planladık.”

“Düğün olmayacak mı?”

“Ayşem anne, biliyorsun benim kardeşimden başka kimsem yok. Törene sadece sizin akrabalarınız katılacak.”

“Yine de küçük bir düğün yapsaydın sana kızım. Bu senin en doğal hakkın.” Ayşem Hanım genç kadına üzgün bir şekilde bakmıştı. “Ay Servet Bey sizde bir şey söyleyin.” Ayşem Hanım kocasına seslense de ondan bir cevap alamamıştı. Çocukları yaşlı adama bakarken Cesur babasının sabahtan beri durgun olduğunu bildiği için kaşlarını çatmıştı.

“Baba sen iyi misin?” oğlunun seslenmesiyle yaşlı adam ona dönmüştü.

“Ben bir karar verdim,” aile üyeleri yaşlı adama şaşkın bir şekilde bakarken adam devam etmişti.

“Cesur’un düğününden sonra Çisem’i buradan göndereceğim.”

***

Sizce Servet bey kızı nereye yolluyor?

Cesur ve Aylin için bu bölüm düğün düşünüyordum ama yetişmedi. Umarım yorumlarınızla beni yalnız bırakmazsın.

43. BÖLÜM <<<<<————>>>>>>>>>> 45. BÖLÜM

26120cookie-checkCesur 44. Bölüm
mermaridyy hakkında 349 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

7 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️evleniyorlar sonunda ha 🙂 ya Serdar ve Ayşem arası düzelsin artık ben bile üzülüyorum ya :'( Çisem gidiyor ha Erhan ile konuşmuş sanırım Servet bey

2 geri izleme / bildirim

  1. Cesur 43. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Cesur 45. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*