Gelincik Çiçeği 46. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bu akşamki bölüm biraz geç geldi maalesef. Şehir dışına yolculuk yapacağım, dolayısıyla toparlanma ev toplama derken anca bölüm yayınlayabildim. Umarım beğenirsiniz. Keyifli okumalar!

***

Genç adam elindeki poşetlerle evin bahçesinden içeriye girerken derin bir iç çekip tüm pencereleri açık olan eve bakmıştı. Anlaşılan annesi ile ablası temizlik işine girişmişti çoktan. Bahçe kapısını arkasından kapatarak evin ziline basmıştı. Annesinin kapıyı açmasıyla selam veren genç adam annesinin yorgun bir şekilde “Oğlum nerede kaldın, temizlik malzemelerini aldın mı?” dediğinde Cenk başını iki yana sallayarak annesine cevap vermişti.

“Hemen temizliğe başlamak zorunda mısın anne? Zaten yol yorgunusunuz.”

“Ay oğlum ev perişan halde öylece nasıl oturalım? Salonla kalacağımız odaları temizledik. Mutfağı yarın dip köşe temizleyeceğiz. Kullanacağımız kadar kap yıkadık.”

“Ne gerek vardı anne, dışarıdan alırdım bir şeyler.”

“Geç hadi içeri kaldın kapıda. Alya kızım nasıl?” Cenk genç kızla yaptığı kahvaltıyı hatırlayınca gülümsemişti.

“Gayet iyi anne, düğün için hazırlık yapıyorlar.”

“Adnan beyin evlenmesine çok mutlu olmuş olmalılar.” Cenk başını sallayarak salona geçerken ablasını odalardan birinden dışarıya çıkarken görmüştü. Elinde vilada ile dalgın bir şekilde banyoya geçiyordu.

“Abla sen iyi misin?” Cenk kendisini duymayan ablasına şaşkınlıkla bakarken annesine dönmüştü.

“Ablamın nesi var?” Deniz Hanım oğlunun sorusuyla üzüntüyle yüzünü asmıştı.

“Yok bir şey evladım, zamanı gelince sana anlatacakmış?” Cenk merak etse de annesinin üzerine gitmemişti.

“Anne ben odama çekiliyorum biraz dinleneceğim. Akşama da Adnan hocaya yardıma giderim.”

“Hayırdır oğlum?”

“Eve yeni eşyalar gelecekmiş, onları yerleştirmeye yardım edeceğim.”

“Bizde gelelim mi oğlum?”

“Gerek yok anne, birçok kişi olacak. Siz evde kalıp dinlenin.” Genç adam odasına giderken Deniz Hanım kızının yanına giderek onu uyarmıştı. Kardeşinin dikkatini çektiğini söyleyen kadın ev temizliğine devam etmişti.

***

Akşam ezanı okunmaya başladığında genç adam güçlükle kendini evden dışarıya atabilmişti. Peşinden ağlayan ufaklığın içlenmeye başlamasına dayanamayarak sıkıntıyla gözlerini kapatmıştı. Dış kapıdan birkaç adım atmıştı ki ufaklığın ağlamasının daha da şiddetlendiğini duyunca daha fazla dayanamayarak geriye dönerek kapıyı tıklatmıştı. Daha fazla çocuğun ağlamasına dayanamamıştı.

“Neden geriye döndün?” kapı açıldığında kardeşi üzgün bir şekilde sormuştu.

“Ne yapayım çok ağlıyor.”

“Dayı…” diye ağlayarak Serdar’a uzanan Ecem Arya’nın da ağlamasına neden olmuştu.

“Sen niye ağlıyorsun?” Serdar şaşkınlıkla kardeşine bakarken Arya omzunu silkeleyerek cevap vermişti.

“Benim ikizlerde en çok seni sevecek,” dediğinde genç adam şaşkınlıkla kız kardeşine bakmıştı. Ecem genç adamın kucağına geçer geçmez boynuna sarılarak başını omzuna yaslamıştı.

“Şuna bak abi, beni istemiyor artık.”

“Saçmalama Arya, Ecem sen olmadan yapamaz bilmiyor musun?”

“Ama senin peşinden ağladı.” Arya düğün olana kadar ailesine yardım etmek için baba evinde kalıyordu. Eski odasına çift kişilik yatak alınmış hemen yanına da küçük bir beşik koyulmuştu. Ecem beşik için büyümüş olsa da Ecem’in beşikte uyuması Arya’ya daha güvenli geliyordu.

“O hepimizin peşinden ağlıyor Arya, bizi çok fazla görmediği içi hep bunlar.”

“O zaman kızımı uyut öyle git. Sabahtan beri uyumadı.”

“Tamam ben hallederim. Ama Gülşen’e mesaj çek, malum benim elim dolu.” Arya gülümseyerek kenara çekilmişti. Serdar Ecem ile eve girerken birlikte genç adamın eski odasına geçmişlerdi. Küçük kızı yatağın üzerine bırakarak ceketini çıkarıp yanına uzanmıştı. Ecem hemen genç adama sokulurken Serdar kızı kollarının arasına alarak sallamaya başlamıştı. Ecem için öğrendiği ninniyi söylerken Arya kapıdan hayranlıkla onları izliyordu. Abisi sırf kızı için ninni öğrenmiş o güzel sesiyle ona söylüyordu.

“Neye bakıyorsun?” Arya arkasından konuşan ikizine kısa bir bakış atarak gülümsemişti.

“Abimle kızıma bakıyorum.” Arya’nın bir eli şiş göbeğine koymuştu.

“Abim güzel bir baba olacak.” Arya başını sallayarak ikizini onaylamıştı.

“Sen neden evdesin?”

“Annem çağırdı, akşama Deniz anneleri yemeğe çağırmıştı. Birazdan gelirler.” Arya ikiziyle mutfağa geçerken annesi ve yengesinin akşam için hazırlık yaptıklarını görünce onlara yardım etmeye başlamıştı.

“Çocuklar nerede yenge?”

“Abin onları dayımlara götürdü.”

“Eda’yı da mı?” küçük kızın da babasının yanında olması Arya’yı şaşırtmıştı.

“Evet, Eda babasından ayrılmadı. Malum Ecem’i kıskanıyor. Serdar Ecem’in yanında olunca bizim kıza gün doğdu babası ona kaldı.

“Ona da üzülüyorum. Ecem o kadar sıcakkanlı ki herkese sevgi gösteriyor. Eda ona yaklaşmasına izin vermiyor.”

“Kıskandığındandır Arya, biraz zaman geçsin alışacak. Kardeşi gibi görmeye başlayacak.

“İnşallah yenge,” diyen Arya ikizine bakarak işaret etmişti.

“Yenge yarın evde misin?” Esma Alya’ya bakarak sormuştu.

“Neden sordun canım?”

“Ne zamandır birlikte vakit geçirmedik, biraz zaman geçirelim dedik Arya ile…” Esma gülümseyerek kızlara bakmıştı.

“Çok isterdim ama biliyorsunuz düğün hafta sonu, Gülten teyzeye yardıma gideceğim.”

“Ne zaman dinlenmeyi düşünüyorsun yenge?” Arya’nın sorusuyla genç kadın bakışlarını kaçırmıştı.

“Yorulmuyorum ki dinleneyim.”

“Yapma yenge, ne zamandır tüm işlere sen koşturuyorsun. Yetmezmiş gibi iki tane çocuğunla ilgileniyorsun.”

“Ben halimden memnumum beni düşünmeyin. Hadi masayı kurmaya başlayın. Birazdan gelirler.” Esma’nın lafının bitmesiyle kapı zili çalmıştı.

“Bu saatte gelmiş olamazlar değil mi?” günler kısaldığı için akşam ezanı erken okunuyordu.

“Babandır gelen kızım hadi sen kapıyı aç.”

“Ben bakarım,” diyerek Serdar odadan çıkmıştı.

“Ecem uyudu mu?”

“Evet, birazdan çıkarım ben.” Arya abisinin yanağını öperek teşekkür etmişti. Kapıyı açtıklarında kapıda Aras ve babası vardı. Yaşlı adam kapıda damadı ile karşılaşmıştı. İkili eve girerken Aras babasının salona girmesini beklemişti. Karsına sarılan genç adam Arya’nın homurdanmasıyla geri çekildi.

“Hayırdır güzelim, ne bu surat?”

“Kızın yine beni sattı,” diye Ecem’i şikayet eden karısına gülen Aras karısının başının tepesini öpmüştü.

“Bu kez hangi dayısını istedi?”

“Serdar abimin peşinden ağladı. Şimdi uyuyor.” Aras karısıyla salona girerken karnını işaret ederek “Siz nasılsınız? Seni yordular mı?” Arya eliyle karnını okşayarak başını iki yana sallamıştı.

“Biz iyiyiz, bu gün çok usluydular.”

“İyi bari bu aralar çok yoruyorsun kendini. Sen üç canlısın Arya, biraz dinlenmelisin.”

“Bir şey yapmıyorum ki. Yerimden bile kalkmama izin vermiyorlar.” Aras karısının küskün çıkan sesiyle mest olmuştu. Salona geçtiklerinde Ahmet Bey kızıyla damadına kısa bir bakış atarak diğer kızına seslenmişti.

“Masa hazır mı?”

“Birazdan hazır olur baba,” diyen Alya annesine bakmıştı.

“Cenk aradı beş dakikaya gelmiş olurlar,” diyen adamla Alya şaşırmıştı. Babasının Cenk ile konuştuğunu bilmiyordu. Kızının şaşırdığını gören yaşlı adam kaşlarını çatmıştı.

“Neden bana öyle bakıyorsun?”

“Şey…” Alya babasına ne cevap vereceğini bilememişti.

“Niye şaşırıyorsun kızım, Sözünüz verildiğinden beri Cenk beni her zaman arar, halimi hatırımı sorar.”

“Sizin bu kadar yakın olduğunuzu bilmiyordum.”

“Çok şükür iki damadımda arar sorarlar.” Aras’a bakarak konuşan Ahmet Bey kapı zilinin çalmasıyla ayaklanmıştı. Alya heyecanla kapıya yönelirken babası da onu takip ediyordu. Genç kız kapıyı açınca en önde duran Deniz hanıma sıkıca sarılmıştı.

“Hoş geldin Deniz anne, nasılsın?” genç kız geri çekilirken yaşlı kadın eve girmişti. Cemile’ye de sarılan genç kız Cenk ile göz göze gelince bakışlarını kaçırmıştı.

“Nasılsın Alya?” diye soran Cemile genç kıza gülümsemişti.

“Çok şükür abla, sen nasılsın?”

“Kapıda mı konuşacaksınız?” Cenk’in uyarısı ile ikili genç adam yol vermişti. Cenk salona geçerken Ahmet beyin ve Emine hanımın elini öperek diğerlerine de selam vermişti. Aras genç adama sarılırken Cenk Arya’ya baş eğerek selam vermişti.

“Hoş geldiniz, nasılsınız?” Emine Hanım ile Deniz Hanım sarılırken Alya iki annesinin iyi anlaşıyor olmasına seviniyordu.

“Hoş bulduk Emine, size de zahmet oldu bu telaşenin arasında.”

“Ne zahmeti, hadi masa hazır yemeğe geçelim.”

“Selim abiler yok mu?” Cenk’in sorusu ile Ahmet Bey araya girmişti.

“Onlar Adnan’a eşya gelecek diye oraya gitti.”

“Bizde yardıma gidecektik, keşke bekleselerdi.” Ahmet Bey iki damadına bakarak içinden şükretmişti. Gözü tabakları dolduran kızına takıldığında yüzü asılmıştı. Alya’da evlendikten sonra karısıyla baş başa kalacaktı. Onlar mutlu olduğu için kendisi de mutluydu.

“Ee Cenk okul nasıl gidiyor? Alya iyi hocalık yapabiliyor mu?” Cenk adamın sorusuyla gülmüştü.

“Benden daha iyi olduğuna eminim Ahmet baba, Alya çok başarılı bir eğitimci olacak.”

“İnşallah.” Genç adam Alya’ya kısa bir bakış atarak derin bir nefes verip tüm dikkatleri üzerine çekmişti.

“Bir şey mi oldu evladım?” Cenk Emine hanımın sorusuyla ona dönmüştü.

“Aslında size danışmak istediğim bir konu vardı. Daha doğrusu sizden izin almak istiyordum.” Ahmet Bey ve Emine Hanım genç adama merakla bakarken Alya da dikkatle Cenk’i dinliyordu. ,

“Seni dinliyoruz evladım,” 

“Ahmet baba, yurtdışında bir araştırma ekibi var. Alya’ya da davet gelmiş. İzin verirseniz Alya gelecek ay iki haftalığına araştırma ekibine katılacak. Tabi siz uygun görürseniz.” Alya genç adama kaşlarını çatarak bakarken Ahmet Bey karısına kısa bir bakış atarak genç kıza dönmüştü.

“Alya, bu doğru mu?” genç kız ne söyleyeceğini bilemediği için sessiz kalmıştı. Ona kalsa ailesine bu konuyu uzun süre açamazdı.

“Evet baba, önemli bir araştırma gezisi olacak. Bana da davet göndermişler.”

“Gitmek istiyor musun peki?” Alya yutkunarak bakışlarını kaçırırken Ahmet Bey cevabını almıştı.

“Elbette istiyor baba, bu araştırma onun için önemli.” Arya ikizine destek çıkarken Alya ona minnetle bakmıştı.

“Tek başına yabancı memlekette aklım sende kalır kızım, çok mu gerekli gitmen.” Alya babasının izin vermeyeceğini düşünerek sessizleşmişti.

“Bu geziye bende katılmayı planlıyorum.” Cenk’in sözleri ile bakışlar yeniden genç adama dönmüştü.

“Sende mi katılacaksın?”

“Evet, benim içinde farklı bir deneyim olacak.” Ahmet Bey kaşığını tabağın kenarına bırakarak eğriye yaslanmıştı. Yaşlı adamın sessiz düşünceli hali merak uyandırırken boğazını temizleyen adam iki gece bakmıştı.

“İkinizi bu geziye göndermem mümkün değil.” Adamın sözleri ortama bomba gibi düşerken Emine Hanım kocasına şaşkınca bakmıştı.

“Sen ne dersin Ahmet Bey, ne diye çocukları göndermezsin?”

“Senin aklın alıyor mu Emine, ikisinin gittiğini duyanlar ne der.” Yaşlı kadın üzgün bir şekilde ikiliye bakmıştı.

“Haklısın babacım,” diyen Alya geri adım atarken bu isteğinin de yerine gelmeyeceğini anlamıştı.

“Ama Ahmet baba, bu araştırma Alya için çok önemliydi.”

“Öyle bile olsa sözlüsüyle yolculuğa çıktığını duyanlar laf edecektir.”

“Ahmet Bey kim nereden bilecek?”

“Sen inanıyor musun bu dediğine Emine, gitmek istiyorlarsa nikahlarını kıysınlar öyle gitsinler.” Alya ve Cenk birbirine bakarken genç kız yutkunmadan edemedi.

“Düğünü Arya’nin doğumundan sonra istiyordu Alya,” diyerek Cenk itiraz ederken yaşlı adam ona dönmüştü.

“Düğünü doğumdan sonra yaparsınız ona lafım yok. Ama adı konsun artık.” Alya dili tutulmuş bir şekilde öylece ikiliye bakıyordu. Cenk kızın itiraz etmesini beklerken Alya’nın sessizliği hoşuna gitmemişti.

“Sen neden konuşmuyorsun?” Cenk Alya’ya sorarken Alya sıkıntıyla nefesini dışarıya vererek konuşmuştu.

“Karşı çıksam ne olacak? Elinde sonunda evleneceğiz değil mi?” Cenk kızın sözlerinden hoşlanmamıştı. Sanki onu zorluyormuş gibi bir havada konuşması Cenk’in zoruna gitmişti. Genç adam başını aşağı yukarı sallayarak elindeki kaşığı tabağının kenarına bırakarak yaşlı çifte bakmıştı.

“İzniniz olursa ben Adnan hocaya yardıma gideyim. Her şey için teşekkürler.” Genç adam masadakilerin itirazlarına rağmen masadan kalkarak kapıya yönelmişti. Alya genç adamın odadan çıkmasıyla bakışlarını kaçırıp yutkunmuştu. Ahmet Bey damadının alındığını anlayabiliyordu.

“Kızım Cenk’i yolcu etsene.” Alya yerinden kalkıp kapıya gidene kadar Cenk çoktan kapıdan çıkıp gitmişti. Genç kız dış kapının kolunu sıkıca tutarak gözüne dolan yaşları geri iterken bir süre cesaretini toplayarak kendini toparlamıştı. Yemek salonuna girerek aile üyelerinin de yemeği bıraktığını görünce sessizce yerine oturmuştu.

“Kızım sen emin değil misin bu evlilikten?” Ahmet beyin sorusuyla Alya dişlerini sıkmaya başlamıştı. Babası son zamanlarda çok üzerine gelmeye başlamıştı.

“Baba bu kadar yetmez mi? Bu zamana kadar saygısızlık yapmamak için elimden geleni yaptım ama bu sefer izin veremem. Cenk ile olan evliliğime izin verirsen ben karar vermek istiyorum. Sen istedin yüzük taktık ama izin ver de nikah tarihimize biz karar verelim. Tamam geziye falan gitmiyorum. Okulum bitince de evleneceğiz. Oldu mu?” Ahmet Bey şaşkın bir şekilde kızının çıkışını dinlerken Emine Hanım da en az kocası kadar şaşkındı. Bu zamana kadar Alya asla babasının kararlarına karşı çıkmamıştı. İlk kez böyle bir şey oluyordu.

“Alya?” Arya şaşkınlıkla ikizine bakarken genç kız Arya’ya dönerek başını iki yana sallamıştı.

“Bu bizim geleceğimiz. Sürekli bizi baskı altında tutmaktan vazgeçin. Kimin ne dediği umurumda bile değil. Bu kez olmaz…” Alya yerinden kalkarak odasına çekilirken kapısını kilitleyerek pencere kenarında ki sandalyesine oturarak dışarıda ki ışıkları izlemeye başlamıştı. Arya kapısını tıklatsa da kimseyle konuşacak havada değildi. Cenk’in öylece çekip gitmesi genç kızın canını fazlasıyla yakmıştı.

“Kızım kapıyı açar mısın?” Deniz hanımın sesi kulaklarına dolsa da duymazlıktan gelmişti. Ayıp olduğunu bilse de şuanda kimseyle konuşacak durumda değildi. Ev üzerine üzerine gelirken daha fazla dayanamayarak kendine küçük bir el çantası ayarlayarak odasından çıkmıştı. Dış kapıya yönelirken annesine seslenerek “Ben abimde kalacağım,” dedi. O kadar bunalmıştı ki evde misafir olduğunu dahi unutmuştu. Kapıdan çıkıp giderken ne annesinin söylemlerini dinlemiş ne de babasının içeriden seslenmelerine kulak asmıştı.

***

Cenk Adnan hocanın evine geldiğinde Selim ve Serdar’ı kamyondan eve eşya taşırken bulmuştu. Serdar genç adamın görünce tek kaşını kaldırarak sormuştu.

“Hayırdır damat, hangi rüzgar attı seni buraya?” Cenk hiç keyfi olmadığı için sakin bir şekilde genç adama cevap vermişti.

“Yardıma geldim. İstersen gideyim,” dediğinde Serdar bir sorun olduğunu hemen anlamıştı. Genç adamın üzerine gitmezken Selim arabadan uzattığı koltuğu ikiliye vermişti. El birliği ile eşyalar eve taşınırken Gülten Hanım onlara eşyaları koyacak yerleri gösteriyordu.

“Gülten anne bunu nereye bırakalım.” Adnan Bey sevdiği kadının yanına gelerek gülümsemişti. Hala ilk aşkı ile evleneceğine inanamıyordu.

“Pencerenin önüne koyulacak Serdar.” Son eşyalarda taşındıktan sonra gençler yorgun bir şekilde naylonu hala duran kanepenin üzerine çökmüştü. Gülşen üst kattan elinde çay tepsisi ile kapıda göründüğünde Serdar hemen yerinden kalkıp karısının elindeki tepsiyi almıştı.

“Gülşen neden bana seslenmedin? Sen hastaydın,” dediğinde Gülşen gülümseyerek genç adama baktı.

“İyiyim ben merak etme. Yoruldunuz hadi çay içinde biraz kendinize gelin.”

“Efe nerede kızım?”

“Efe erkenden yattı anne, sabah erkenden okula gidecekmiş.” Gülten Hanım kızını onaylarken Adnan çayından bir yudum alırken gözleri yeğenine takılmıştı. Üç katlı olan bu evi Serdar kendi parasıyla almıştı. En alt katta Gülten Hanım oturuyordu. Orta katta Serdar ve eşi otururken teras katı ilerde oturması için Efe’ye vermişlerdi. Efe arada üst kata çıksa da annesi ile en katta kalıyordu. Adnan ile evlenen kadın oğlunun huzursuz olmasını istemediğinden ne yapacağını şaşırmıştı.

“Serdar, bir emlakçı geldi bu gün. Eve değer biçti.” Serdar tek kaşını kaldırarak dayısına bakmıştı. “Buna ne gerek vardı?”

“Evin ederini hesabına yatırdım haberin olsun.” Serdar kaşlarını çatarak dayısına bakarken hemen itiraz etmişti.

“Bu ev annemindi, onun hesabına yatırsaydın.””

Ne gerek var Adnan?” diye karşı çıkan kadın yakında kocası olacak adama üzüntüyle bakmıştı. Adnan birçok masraf yapmıştı. Önceki eşyaları da yeni sayılırdı ama Adnan o eşyaları teras kata çıkartarak kendisi yeni ev düzmüştü.

“Ben senin hesabına yatırdım, istersen sen annene parayı gönderirsin.”

“Sakın öyle bir şey yapma oğlum, sen dayına bakma.” Cenk sessizce konuşmayı dinlerken telefonunun çalması ile yerinde kıpırdanmıştı.

“Efendim anne… Tamam geliyorum,” diyerek yerinden kalkarken Selim de onunla ayaklanmıştı.

“Bende seninle geleyim, Esma’yı alıp eve geçeceğim.” İkili evden ayrılırken ertesi gün erkenden eşyaları yerleştirmek için geleceklerdi. Sessiz süren yolculuk sonunda Cenk ailesini almak için Alya’ların evine geldiğinde kapıdan girmeden izin isteyerek ayrılmışlardı.

“Alya’yı gördün mü Cenk?” Cenk annesinin sorusuyla ona dönmüştü.

“Alya neredeydi ki göreyim?”

Sen gittikten sonra babasına çıkıştı. Evlilik kararını size bırakmasını söyleyerek evden ayrıldı. Abisinde kalacakmış.”

“İki abisi de Adnan hocanın yanındaydı. Nereye gitti ki?”

“Bilmem, abimde kalacağım dedi ve çıkıp gitti. Oldukça kızgındı. Ay kızın başına bir şey gelmiş olmasın?” Deniz Hanım endişeyle oğluna bakarken Cenk’te merak etmişti. Telefonunu çıkararak genç kızı ararken Alya’nın telefona cevap vermemesi iyice endişelenmesine neden olmuştu. Aklına Serdar’ı aramak gelmişti. Serdar’ı arayarak Alya’yı sorduğunda onlarda olmadığını öğrenince bu kez Selim’i aramak istemiş ama Selim ile beraber eve geldiklerini hatırlayınca vazgeçmişti. Genç kıza birçok mesaj atarak nerede olduğunu, endişesini dile getirirken ailesini eve bırakarak yeniden yollara düşmüştü.

“Tüm Trabzon da seni aramamı istemiyorsan bana cevap ver Alya, neredesin?” genç adam arabanın içinde endişeyle beklerken daha fazla dayanamayarak Selim’i aramıştı.

“Selim abi Alya’ya ulaşamıyorum da…” genç adam konuşmasına devam edeceği sırada adamın verdiği cevapla susmak zorunda kalmıştı. Genç adam sıkıntıyla nefesini dışarıya verirken ne söyleyeceğini bilememişti.

***

Finale yaklaşıyoruz arkadaşlar. Bu arada yen, hikayeler yayınlanmaya başlayacak ama daha karar vermediğim konular var. YENİ KARARLAR VE HİKAYELER İÇİN Takipte kalın arkadaşlar!

45. BÖLÜM <<<<<<—–>>>>> 47. BÖLÜM

26161cookie-checkGelincik Çiçeği 46. Bölüm
mermaridyy hakkında 349 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

8 yorum

2 geri izleme / bildirim

  1. Gelincik Çiçeği 45. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Gelincik Çiçeği 47. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*