Cesur 45. Bölüm

Bu bölümde yeni hikayeden spoiler vermiş oldum sanırım. En azından diğer hikayenin karakterlerinin kim olduğunu belirten bir bölüm oldu. Keyifli okumalar arkadaşlar….

****

Genç kadın üzerinde ki kaftanı düzeltirken aynadaki aksine dikkatle bakıyordu. Yanında ki genç kadın hayranlıkla ona bakarken “Çok yakıştı Aylin abla,” dedi. Aylin kendisine iltifat eden Çisil’e dönerek gülümsemişti.

“Gerçekten yakıştı mı?”

“Hem de çok, mutlaka bunu almalısın.” Aylin yeniden aynaya dönerken üzerinde ki koyu mavi kına elbisesine bakıyordu.

“Sence de buna gerek var mı? Kına gecesi istememiştim.”

“Olmaz, kesinlikle güzel bir kına gecesi yapacağız.” Aylin buruk bir şekilde gülümseyerek genç kadına bakmıştı. Aylin ailesinden kimsenin olmayacağı bir kına gecesi yapmak istemiyordu. Öyle kalabalık arkadaş çevresi de yoktu.

“Kimse gelmeyecek ki. Üç kişimi kına yakacağız?”

“Sen onu merak etme Aylin abla, kına gecesi senin günün olacak.” Aylin sessizliğini korurken Çisil onun kararsızlığını anlayabiliyordu.

“Abimle nasıl gidiyor, sen üzmüyor değil mi?” Aylin kızın sorusuyla ona dönmüştü.

“Hayalimden bile daha iyiyiz. Bazen hayal gördüğümü düşünüyorum Çisil, sanki bir rüyanın içinde yaşıyorum. Korkuyorum uyanacağım diye…” Çisil yerinden kalkarak sunakta duran genç kadının yanına gitmişti. Aylin’in elini tutarak gözlerine odaklanırken hafif gülümsedi.

“Rüya görmüyorsun abla, abim seni çok seviyor. Evde sürekli senden bahsediliyor. Evleneceğiniz için çok heyecanlı.”

“Bende heyecanlıyım. Hala nasıl oldu da bu raddeye geldik anlamdım. Daha dün Cesur’u bir kaşık suda boğmak istiyordum. Şimdiyse…”

“Aşıksın abla, bunda şaşıracak bir durum yok. Geçte olsa kısmet gelip buluyor seni.” Aylin başını sallarken hafif gülümsedi. “Ben şunu çıkarayım da paketlesinler.”

“Yardım etmemi ister misin?”

“Teşekkür ederim canım gerek yok.” Aylin eteklerini tutarak kabine girerken Çisil telefonuna gelen mesajla gözlerini kısmıştı. Okuduklarına bir anlam veremeyen genç kız hızla telefonu çevirmiş ama karşı taraftan yanıt almamıştı.

“Ne oldu neden yüzün asıldı?” Aylin üzerini değiştirip geldiğinde Çisil’in öylece telefonuna baktığını görmüştü. Kızın neşesi bir anda yok olmuş gibiydi.

“Aylin abla ben yanlış okumuyorum değil mi?” Çisil mesajı genç kadına gösterirken o da okuduğu şeyle kaşlarını çatmıştı.

“Nedir bu saçmalık?”

“Bilmem, benim annemi aramam gerek.” Çisil bir yandan annesini ararken diğer yandan da mağazanın kapısına yönelmişti. Hızlı adımlarla kapıdan dışarıya çıkacakları sırada abisinin aradığını görmüş ve hemen telefona cevap vermişti. Abisi oldukça telaşlı bir şekilde kendisine gelen mesajın aynısının ona da gittiğini söylüyordu. Aylin hızlı bir şekilde arabasına binerek Çisil’inde arabaya binmesiyle hızla yola çıkmışlardı.

“Abin ne dedi?”

“Aynı mesaj onlara da gitmiş. Annemleri alıp verilen adrese doğru yola çıkmışlar.”

“Sence mesaj doğru mu?” Çisil bilmediğini belli ederken bir yandan da içi fokur fokur kaynıyordu.

“Umarım değildir. Yoksa Asaf’ın benden çekeceği var.” Aylin sinyal vererek sağa döndüğünde oldukça gergindi. Serdar’ı arayarak olanları anlattığında genç adam hemen yola çıkacağını belirtmişti.

“Abinin sesi nasıl geliyordu, çok mu kızgındı.”

“Bilmiyorum sesinden bir şey anlamadım.” Üç arabada aynı anda söylenen adrese geldiğinde Aylin hızla arabadan inerek karşı arabadan inen Cesur’un yanına ulaşmıştı.

“Neler oluyor Cesur?”

“İnan bunu bende merak ediyorum,” diyen genç adam babası ile annesinin önden hızlı bir şekilde binaya girişini izlemişti. Başını kaldırdığında ise kocaman harflerle Çankaya Evlendirme Dairesi yazısını okuduğunda dişlerini sıkmıştı.

“Sence doğru mu? Çisem haber vermeden böyle bir işe kalkışabilir mi?”

“Bilmiyorum, son zamanlarda tuhaf davranıyordu. Evin içinde bile korkarak geziyordu. Bir şey var ve bize anlatmıyor.” Serdar da ikilinin yanına gelirken Ayşem diğer aile üyelerinin peşinden nikah salonuna girmişti. Dedesi ve halasını sarılı bir şekilde gören genç kız kenarda olanları anlamaya çalışırken birden salon iki ailenin fertleriyle dolmuştu. Çisem nasıl karar verdiyse Asaf’ın ağabeyi Erhan ile evleniyordu. Cesur ve Çisem’in görüşmesi oldukça duygusal olsa da genç adam hala kardeşinin aniden evlenmeye karar vermesine anlam veremiyordu. İki kardeş konuştuktan sonra genç kız annesine ve diğer aile üyelerine sarılarak yeniden nikah masasına geçerken Cesur’un bakışları damat olacak adamdaydı. Onu kısa süredir tanıyordu ama iyi biri olduğunu biliyordu. Erhan Soner şerefsizin tam tersi bir karaktere sahipti. Üstelik kardeşinin bakışlarında Erhan’a olan güvenini görebiliyordu. Bir evlilikte güven varsa gerisi pek önemli gelmiyordu Cesur’a. Sevgi zamanla kazanılabilirdi. Çisem belki kaçmak için evleniyordu ama Cesur ikilinin arasında ki aurayı fark edebiliyordu.

“Ne düşünüyorsun?”

“Kardeşimi yeniden kaybediyormuş gibi hissediyorum. Aylin bu çok ani oldu.”

“Neden evlenmeye kalkıştığını söyledi mi?” Cesur başını iki yana sallayarak kadına cevap vermişti.

“Hayır söylemedi.  o değil de babam nasıl bu kadar kolay kabul etti anlamıyorum.”

“Eminim bir bildiği vardır.” Alkış sesleriyle kendine gelen ikili Çisem ve Erhan’ın nikah defterine imza attıklarını görmüştü. İkili ayağa kalktığında tebrikler yapılmış, kardeşler arasında küçük bir takı töreni düzenlenmişti. Ayşem’in küçük esprisi ortamın gerginliğini alsa da Serdar o şakadan hoşlanmamıştı.

“Madem nikah kıyıldı yemek yiyelim.” Servet Bey kızlarını kolunun altına alırken Cesur yeğenini kucağına alarak önden yürümeye başlamıştı. Olaylar o kadar hızlı gelişiyordu ki hiç biri zamanı tutamıyordu.

 Hep birlikte yemek yendikten sonra yeni evliler yanlarından ayrılmıştı. Geriye Erhan’ın kardeşleriyle Cesur’un ailesi kalmıştı. Çisil kendisi ile konuşmaya çalışan Asaf’a yüz vermezken böyle bir olaydan sonradan haber aldığı için genç adama yüz vermiyordu.

“Servet baba, Çisil ile biraz işi var kızınızı alabilir miyim?” Servet Bey kızına kısa bir bakış atarak Asaf’a dönmüştü.

“Sende abin gibi habersiz kızıma nikah kıyma,” diyen adamla Ayşem Hanım onaylamaz bir şekilde kocasına bakmıştı.

“Neyse güzel ailem size doyum olmaz. Biliyorsunuz yarın sınavım var bu gün arkadaşımla vakit geçirip kafa dağıtacağım.”

“Kiminle?” Soruyu soran Serdar bakışları üzerine toplarken Aylin kardeşine başını iki yana sallayarak bakmıştı. Serdar son zamanlarda çok tuhaf davranıyordu.

“Bunun sizi ilgilendirdiğini sanmıyorum hocam,” diyen genç kız babasına bakarak devam etmişti. “Gidebilir miyim babacım?” Cesur kızının sevimli ifadesine dayanamayarak gülümsemişti.

“Geç kalma ama sabah sınava gideceksin.”

“Biliyorum babacım, hadi ben kaçar.” Serdar kızın neredeyse sekerek uzaklaşmasını kaşlarını çatarak izlerken Aylin kardeşinin kolunu dürterek uyarmıştı.

“Ne oluyor Serdar, ne bu surat?” Aylin sessizce sorarken Serdar omzunu silkeleyerek arabasına yönelmişti.

“Benim hastaneye gitmem gerek, sonra görüşürüz.” Genç adam şaşkın bakışlar arasında arabasıyla uzaklaşırken Cesur kolunu Aylin’in omzuna atarak şakağını öpmüştü.

“Cesur baban burada, lütfen…” dedi.

“Size doyum olmaz ama bizim eşya bakmamız gerek baba, anne evde görüşürüz.” Ayşem Hanım kocasının koluna girerek oğlunu onaylamıştı.

“Akşam yemeğinde bizdesiniz kızım, sakın gelmemezlik yapmayın. Hadi Servet Bey biz de evimize gidelim.” Yaşlı çift Cesur ile birlikte geldiği için Cesur kendi arabasını babasına vererek Aylin’in arabasına binmişti. İki araba ters yönde birbirinden uzaklaşırken Ayşem Hanım daha fazla dayanamayarak sessizliği bozdu.

“Çisem’in böyle evlendiğine inanamıyorum Servet, kızım elimizden kayıp gitti.” Kendini tutamayan yaşlı kadın gözyaşları dökerken Servet Bey de derin bir iç çekti.

“Belki de böylesi daha iyi oldu Ayşem, kızım güvende olacak.”

“Yine de içime hiç sinmedi böyle gitmesi. O aile kızımı kabul edecek mi?”

“Erhan yanında olacak, eminim ailesini ikna edecektir.”

“İnşallah, Sevim hanımdan şüphem yok kızıma iyi davranacaktır ama kocası ve kardeşleri… Af bilmiyorum Servet Bey,” diyen kadın oldukça endişeliydi.

“Korkma Ayşem, kızımız başının çaresine bakacak kadar güçlüdür.” Yaşlı kadın daha fazla kocasını üzmemek için susmuştu. İkili eve geldiklerinde evin sessizliği onları canını yakmıştı.

***

“Bu nasıl hayatım?” Cesur meşe rengindeki spor yatak odası takımını genç kadına gösterirken Aylin de adamın gösterdiği takımı beğenerek “Gayet güzel,” diyerek onaylamıştı.

“İçine sinmediyse biraz daha bakınabiliriz.” Aylin geldiğinden beri gözüne takılan beyaz yatak odası takımına dönerek Cesur’a göstermişti.

“Aslında sanki şu takım daha güzel,” dediğinde Cesur genç kadının gösterdiği dolaba yaklaşarak içinin kullanışını incelemeye başlamıştı. Normal boyutlardan daha büyük olduğu hemen belli olan dolabı incelerken yanlarına gelen satış elemanı dolabın özelliklerini anlatmaya başlamıştı.

“Özel sipariştir bu dolap, sipariş eden çift almaktan vazgeçince vitrine koyduk.” Cesur adamı duymuyordu bile. Dolabın kullanışı genç adamın hoşuna gitmişti. Sekiz kapılı olan dolabın yarısı kendine yetecek büyüklükteydi. Aylin’in de fazla kıyafet sevmediğini bildiğinde dolabın ikisine de yeteceğini düşünmüştü.

“Sevdiysen alalım hayatım.”

“Evet, kullanışı da güzel.” Aylin mobilyaların diğer parçalarını da inceleyerek onay vermişti.

“O zaman alalım bunu.” satış görevlisi özel yapım takımı sattığı için oldukça mutlu olmuştu. Genç adam alış işlemini yaptıktan sonra Aylin ile vakit geçirebileceği salon için oturma grubu bakmaya başlamıştı. Genç kadının uzanarak okumayı sevdiğini bildiği için rahat bir takım olmasına özen gösteriyordu. İkili alışverişini tamamladıktan sonra yemek için küçük bir lokantaya girmişlerdi. Eskiden olduğu gibi kuru fasulye pilav sipariş eden ikili keyifli bir şekilde yemeklerini yediler.

“Annen bizi yemeğe bekliyordu biz burada yiyoruz Cesur, annene ayıp olacak.”

“Merak etme akşam yemeğine kadar yeniden acıkırız.”

“Yine de kadına ayıp oldu. Keşke eve geçseydik. Hem Çisem’in yokluğu anneni üzmüştür.” Cesur genç kadının sözleriyle düşünmeye başlamıştı. Kız kardeşi artık evde olmayacaktı. Ailesi bu duruma elbet alışacaktı sonuçta daha önce de evliydi kardeşi. Ama bu kez çok ani olmuştu. Hesabı ödeyerek eve doğru yola çıkan ikili yakında olacak düğünden konuşmaya başlamıştı.

***

“Kızım sen ciddi misin?” Deniz arkadaşının anlattıklarını ağzı açık bir şekilde dinlemişti.

“Neden bu kadar şaşırdın Deniz?” genç adam kıza şaşkın bir şekilde bakarken önündeki bardaktan bir yudum almıştı.

“Şaşırmam normal değil mi Ayşem? Babanın cerrah olması gerçekten sürpriz oldu. Asıl sürpriz olansa Ankara’nın en iyi hastanelerinden birinin sahibisiniz.”

“Abartma istersen,” Ayşem tostundan bir ısırık alarak çayından yudumlamıştı.

“Abartma mı? Kızım sen kimin torunu olduğunun farkında mısın?” Ayşem arkadaşına tek kaşını kaldırarak bakmıştı.

“Servet Karahanlı’nın!” dediğinde Deniz kahkaha atmıştı.

“Servet Karahanlı kim biliyor musun?” Ayşem arkadaşının söyleyiş tarzından dedesi ile alakalı bilmediği şeyler olduğunu düşünmüştü.

“Dedem uzaylı falan mı? Neden böyle tepki veriyorsun?” Kızın alaylı sesi Deniz’in göz devirmesine neden olmuştu.

“Türkiye’nin en iyi doktorlarından biri Servet Bey… Alanında birçok araştırması ve aldığı ödül var.” Genç adamın sözleri ile Ayşem düşünmeye başlamıştı. Babası kendisi için geri dönmüştü. Yıllar sonra kızını Türkiye’nin en iyi doktoruna ameliyat ettirmek için evine ailesine dönmüştü. Teklif ettiğinde babasının neden geri dönme isteğini hemen kabul ettiğini anlayabiliyordu. Genç kız elindeki tostu tabağına bırakarak arkadaşına dönmüştü.

“Dedemin iyi bir doktor olduğunu biliyordum ama bu kadar tanınmış olabileceğini düşünmemiştim.”

“Deli misin sen Ayşem, zamanında dedenden randevu alabilmek için sıraya girerlerdi. Yurtdışından bile birçok hastası olurdu.”

“Sen bunları nereden biliyorsun?”

“Babamla geçen gün konuştuk. Biliyorsun ebe olmama hiçbir zaman sıcak bakmamıştı. Haklı olarak iş bulamayacağımı düşünüyordu. Sizin hastanede işe başladığımı duyunca hem şaşırdı hem de mutlu oldu. Dedeni tanıyormuş, o anlattı.” Ayşem başını sallayarak arkadaşını onaylamıştı.

“Neyse benim kalkmam gerekiyor. Biliyorsun yarın sınava gireceğim.”

“Gerçekten kararlı mısın yeniden okumaya?”

“Elbette, mesleğimi seviyorum ama doktor olmak daha tatmin edici olacak. Tabi başarılı olabilirsem…”  Deniz kızın sözlerine gülümsemeden edememişti.

“Senin isteyip de başaramadığın bir şey oldu mu Ayşem, zekanın ne seviyede olduğunu ikimizde çok iyi biliyoruz.” Ayşem yerinden kalkarak arkadaşına bakmıştı.

“Sende bize gelmek ister misin?”

“Gerçekten mi? Ailen bir şey demez mi?”

“Üniversitedeyken kaç kez bize geldin Deniz?” genç adam düşünür gibi yaparak başını sallamıştı.

“Bilmem, saymadım…”

“Babam sana hiç neden geldin dedi mi?”

“Asla,” diyen genç adam kızın peşine takılarak büyük eve doğru yola çıkmışlardı. Taksi çeviren ikili eve doğru ilerlerken Ayşem gün içinde olanları düşünüyordu. Halası acaba ne yapıyordu. Evde bebek sesi olmadan yaşamak genç kıza garip gelecekti.

“Ne düşünüyorsun Ayşem?”

“Sınavdan sonra evden ayrılacağım.” Düşüncelerinden çok farklı bir şey söylemişti.

“Baban buna izin verecek mi?”

“Vermek zorunda Deniz, artık kendi ayaklarımın üzerinde durmam gerek. Sürekli babamı yanımda bulamam.”

“Neden böyle söylüyorsun?”

“Buraya döndüğümüzden beri babam hastaneyle o kadar meşgul ki eve zor geliyor. Babam söz konusu mesleği olunca çok farklı bir adama dönüşüyor Deniz. O küçük kasabada bunu fark edememiştim ama bazen babamı hiç tanımadığımı hissediyorum.”

“Babanı hastalarından mı kıskanıyorsun Ayşem?”

“Saçmalama babamı hastalarıyla görünce gururla doluyorum. Hastalarına olan bağlılığı beni mutlu ediyor. Bazen ona layık bir evlat olup olmadığımı düşünüyorum.”

“Bu yüzden mi doktor olmak istiyorsun?”

“Hayır, geçen ay bir hasta geldi Deniz görmen lazım. Kadın normal doğum yapacaktı son anda sezaryene alındı. Bir anda elimde doğacak olan bebek ameliyatla alındı. Bu da neden olmasın dedirtti. O sezaryeni ben yapabilirdim.” Onur kızın kararlılığına gülümsemişti. Taksi evin önüne geldiğinde ikili arabadan inerek kapıya doğru ilerlemişti. Ayşem ev ahalisinin uygun olup olmadığını bilmediğinden zile basarak kapının açılmasını beklemişti. İkili gülerek kapının açılmasını beklerken ani fren sesiyle Ayşem arkasına dönmüştü. Serdar’ın arabadan kızgın bir şekilde çıktığını görünce gözlerini devirerek açılan kapıya dönmüştü.

“Ayşem Hanım hoş geldiniz.”

“Hoş bulduk bizimkiler içeride mi?”

“Servet Bey ve babaanneniz salonda oturuyor. Cesur Bey henüz gelmedi.” Ayşem Deniz’e dönerek “Hadi salona geçelim Deniz,” dediğinde Serdar da peşlerinden eve girmişti.

“Biz geldik.” Ayşem neşeli bir şekilde salona girerken yaşlı adam gülümseyerek kollarını açmıştı.

“Gel torunum, Ayşem’in kopyası.” Ayşem Hanım kocasının sözleriyle utanırken genç kız dedesinin kollarının arasına girmişti.

“Dedecim sana arkadaşımı tanıştırayım. Deniz bizim hastanede ebelik yapıyor.”

“Öyle mi? Memnun oldum evladım, otursana ayakta kaldın.” Ayşem Hanım hemen çalışan kızdan içecek bir şeyler isterken Deniz yaşlı adamın elini sıkarak gösterilen yere oturmuştu. Birkaç dakika sonra da Cesur Aylin ile birlikte gelmişti.

“Bizden önce gelmişsin Ayşem, daha geç gelirsin diye düşünmüştüm.”

“Yarın sınav var baba, hoş geldin Aylin abla.”

“Hoş buldum Ayşem, nasılsın anne.” genç kadın Ayşem hanımın yanına oturarak elini tutmuştu.

“Nasıl olayım kızım eksik hissediyorum. Çisem’in yokluğu hemen belli oluyor.”

“Merak etme anne, Çisem iyi olacak. Hem biz her zaman arkasında olacağız.”

“Öyle de ne bileyim oğlum, ilk kez bu kadar uzağa gidecek.” Ayşem hanımın gözleri dolarken bu kez eve ailenin son üyesi Çisil gelmişti. Yanında Asaf da vardı.

“Hoş geldiniz kızım,” diyen Servet Bey ister istemez Asaf’a ters bir bakış atmıştı. Şuanda Asaf’ı iki kızını da kaybetme sorumlusu olarak tutuyordu. Asaf hayatlarına girmeseydi ne Çisil onunla nişanlanacaktı ne de Çisem abisiyle evlenmiş olacaktı.

“Deniz sende mi buradaydın, nasılsın?” Cesur genç adamı fark ettiğinde Deniz oturduğu yerden kalkarak Cesur’a sarılmıştı.

“Çok şükür Cesur abi, Ayşem ısrar edince kıramadım.”

“Elbette beni kıramazsın,” diyen Ayşem oldukça neşeliydi. Onun neşesi Serdar’ı içten içe sinirlendirirken bir yandan da Deniz’e kötü bakışlar atıyordu.

“Serdar çok sessizsin, bir şey mi oldu ablacım?” Çisil genç adamın bakışlarını fark edince alaycı bir şekilde sormuştu.

“Yaşını sonunda kabul ediyorsun Çisil abla. Sessiz değilim sadece sizi dinliyorum.” Ayşem genç adama kısa bir bakış atarak Deniz’e dönmüştü.

“Ben üzerimi değiştirip geleceğim. Birazdan yemeğe otururuz.” Deniz kızı başını sallayarak onaylamıştı. Genç kız oradan ayrılırken Cesur uzun zaman sonra sohbet etmeye fırsat bulduğu genç adama sorular soruyordu. Deniz cevap verdikçe Serdar homurdanarak tepkisini belli ederken Aylin kardeşini gözlerini kısarak izlemeye başladı.

“Aylin abla, Serdar’ın karın ağrısı nedir?”

“Kıskançlık canım, senin çok iyi bildiğin duygu.”

“Hadi ya kimi kıskanıyor?” Çisil gözleriyle salondakileri incelerken Serdar’ın kapıya baktığını görünce gözlerini büyüterek Aylin’e bakmıştı.

“Hadi canım, cidden mi?” Aylin kızın ani tepkisiyle ağzını kapatmak istemişti.

“Bir şey mi oldu Çisil?” babasının sorusuyla kendisine gelen Çisil şaşkınlıkla Aylin’e bakıyordu.

“Sessiz ol Çisil, bu konuyu sonra konuşuruz.” Çisil öğrendiğinden sonra gece boyu Serdar’ın davranışlarını takip edip durmuştu. Asaf’a ters bakışlar atmayı da ihmal etmemişti. Ayşem gece boyu arkadaşıyla ilgilenirken Serdar’ın sorularına kısa cevap vererek genç adamı delirtmeyi başarmıştı. Gece sonlandığında Aylin ve Serdar evden ayrılırken Deniz Cesur’un ısrarıyla gece yatıya kalmıştı.

***

“Hayır anlamıyorum nasıl bir baba kızının erkek arkadaşının yatıya kalmasına ısrar eder.” Serdar direksiyondaki ellerini sıkarak söylenmeye başlamıştı. Aylin kardeşinin sözleriyle başını camdan dışarıya çevirirken Serdar söylemlerine devam ediyordu. Daha fazla dayanamayan genç kadın sıkıntıyla nefesini dışarıya bırakarak çıkışmıştı.

“Çok belli ediyorsun.”

“Anlamadım?” Aylin kardeşine dönerek devam etmişti.

“Kızı kıskandığını çok belli ediyorsun. Çisil bile anladı yeğenine olan ilgini.”

“Saçmalama abla ben ona ilgi duymuyorum. Hem kıskandığımı da nereden çıkardın?”

“O zaman ne bu tavırlar? Kızın arkadaşını neredeyse dövecektin.”

“Döverim tabi, görmedin mi nasılda yılışık davranıyordu.”

“Çocuk gayet saygılıydı Serdar. Sen o kadar sinirlendin ki çocuğu tersleyip durdun.” Serdar gece boyunca kendi davranışlarını hatırlamaya çalışmıştı. Hatırladıklarıyla da yüzü asılan genç adam elini ensesine atarak sertçe sıvazladı.

“Çok mu sert çıkıtım?”

“Evet, resmen ailenin gözüne soktun kıskançlığını.”

“Ayşem de anlamış mıdır?” Aylin kardeşinin sıkıntılı haline bakıp gülümsemişti.

“Sanmıyorum, Ayşem’in o taraklarda bezi yok gibi. Kız o kadar kendi dünyasına dalmış ki senin davranışlarını ona karşı bir saldırı olarak görüyor. Kıskanıldığının farkında bile değil.”

“Of abla ya ben ne yapacağım?”

“Sabredeceksin Serdar, sabır edeceksin ki kızı ürkütmeyeceksin. Ama söyleyeyim Cesur da bir şeylerin farkında haberin olsun.”

“Sanmıyorum, farkında olsa bana sizinle yaşamamı teklif etmezdi.” Aylin kardeşinin cevabına gülmeden edememişti. Serdar ablasının neden güldüğünü anlamazken Aylin geriye yaslanarak geriye kalan yolda sessizliğini korumuştu.

“Ya abla ne yapacağım ben?”

“Kıza karşı dürüst olacaksın. Elini çabuk tutsan iyi edersin kızın taliplisi bol,” dedi. Serdar duyduklarından hoşlanmayarak çıkışmıştı.

“Kimse ona talip olamaz, izin vermem. Zamanı geldiğinde hayatında ki tek kişi ben olacağım,” diyen adamla Aylin şoka girmişti. Kardeşi o kadar kesin konuşmuştu ki ne söyleyeceğini bilememişti. Tek temennisi kardeşinin çok fazla üzülmemesiydi.

***

Çisem evlendi…,

Serdar kararlı…

Aylin ne yapacağını bilmiyor…

Ayşem farkında olmadan Serdar’ı deli etmeyi başarıyor… Bakalım sonraki bölümde ne olur. Yorumlarınızı bekliyorum…

44. BÖLÜM <<<<<——>>>>> 46. BÖLÜM

26200cookie-checkCesur 45. Bölüm
mermaridyy hakkında 349 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

10 yorum

  1. Aferin Ayşem, böyle devam, biraz burnu sürtülsün Serdar beyin. Salak salak konuşup kızın kalbini kırarken iyiydi. Erhan ile Çisem bence harika bir ikili oldu, birbirlerini çok sevecekler bence.

2 geri izleme / bildirim

  1. Cesur 44. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Cesur 46. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*