Gelincik Çiçeği 47. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bir çok kişi yeni hikayelerin ne zaman başlayacağını soruyor. Site son zamanlarda bana sorun çıkarmaya başladı. Bu yüzden yeni bir site açma olasılığım var. Eğer yeni site açarsam tüm hikayeleri oraya taşıyacağım. Olmazsa ay başı burada hikayeler yayınlanmaya başlayacak. TAKİPTE KALIN LÜTFEN… Bölüme geçebiliriz. Keyifli okumalar!

***

Genç adam telefonunu kapatarak ailesini evin önüne bırakmıştı. Deniz Hanım akşam olanlardan sonra oğlunun Alya’nın üzerine gitmesini istemiyordu.

“Oğlum gitmesen.” Cenk annesine kısa bir bakış atıp cevap vermişti.

“Bu akşam bu konuyu halletmemiz gerekiyor anne, kimseyi zorla nikahıma alamam.” Cenk oldukça kararlıydı. Kendisi Alya’yı sevse de Alya’nın duygularını artık kesin olarak duymak zorundaydı.

“Yine de sabah konuşsaydınız keşke.”

“Anne merak etme, tartışmaya gitmiyorum. Konuşup geleceğim.”

“Sen bilirsin oğlum, hakkınızda hayırlısı,” diyen kadın Cenk’in uzaklaşmasını üzgün bir şekilde izlemişti.

“Anne gelmiyor musun?” Cemile annesinin öylece boş yola baktığını görünce ona seslenmişti. Deniz Hanım kızına doğru ilerlerken Cemile annesinin atan yüzüne endişeyle bakmıştı. Evin kapısını açarak annesinin önden girmesini beklemişti. Deniz hanımdan sonra kendisi de eve girerken Cemile annesinin sessizliğine dayanamayarak sormuştu.

“Anne neyin var?”

“Cenk Alya ile konuşmaya gitti. Allah verede sakince konuşsalar.”

“Merak etme anne ikisi de aklı başında insanlar. Orta yol bulacaklardır.”

“İnşallah kızım inşallah.” Deniz Hanım odasına giderken Cemile de mutfağa geçerek çay suyu koymuştu. Üzerini değiştirmek için odasına geçtiğinde telefonuna gelen mesaj sesiyle yutkunarak telefonun ekranına bakmıştı.

Gönderen: Avukat Han

“Neden giderken haber vermedin? Gitmeden seni görmek isterdim.” Cemile okuduklarından sonra ne cevap yazacağını bilememişti. Cevap yazmaktan vazgeçerek dolabında yeni kıyafet çıkarmıştı. Tekrar mesaj sesi gelince Cemile mesaja bakmıştı.

“Neden bana cevap yazıyorsun? Mesajı okuduğunu biliyorum.” Cemile adamın yazdığı mesajla elindeki telefonu hızla yatağın üzerine atarken yaptığının ne kadar saçma olduğunu düşünmeden edememişti. Adama cevap yazması gerektiğini biliyordu ama ne yazacağı konusunda hiçbir fikri yoktu.

“Yazacak bir cevabım yok.” Cemile telefonu yatağın üzerine bırakarak odasından çıkmıştı.

“Anne çay demledim, içer misin?” Deniz Hanım odasından çıkarak kızının yanına geçerken Cemile bardakları doldurarak annesinin önüne bırakırken kadın hala endişeliydi.

“Merak etme anne Cenk ne yapacağını bilir.” Deniz Hanım kızına buruk bir şekilde gülümseyerek nefesini dışarıya bırakmıştı. Geriye yaslanarak dalgın olan kızına bakan kadın tek dertlinin kendisi olmadığını anlamıştı.

“Bir şey mi oldu Cemile, neden durgunsun?”

“Han mesaj attı anne.” kadın kızının sözleri ile gözlerini dikerek ona baktı.

“Ne diyor?”

“Gelirken ona haber vermediğimiz için üzülmüş.” Cemile utanarak bakışlarını kaçırırken annesiyle ilk kez bu kadar açık konuştuğu için yutkunmuştu.

“Sen ne dedin?”

“Bir şey söylemedim anne, bu işin oluru yok. Ona da söyledim ama kabul etmiyor.” Deniz Hanım durumdan belli etmese de kızının mutlu olduğunu anlayabilecek kadar tecrübeliydi.

 “İyice düşün Cemile, herkes İsmail gibi değildir. İyice düşün ve seviyorsan hayatını yeniden kurmaya çalış.”

“Anne bu dediğin olmaz. Avukat daha önce hiç evlenmedi…”

“Ne olmuş evlenmediyse? Yaşı yaşına huyu huyuna uygun. Adam seni sevdiğini söylüyor, ciddiyim diyor Cemile.”

“Anne sen kimden yanasın?”

“Ben çocuklarımın mutlu olmasını istiyorum kızım. Yanlış bir evlilik yaptın diye kendini geri çekemezsin.”

“Bilmiyorum anne, cesaretim yok artık.” Deniz hamım kızının düşüncelerine üzülmüştü. Çocukları için sürekli dua eden kadın hayatlarının düzene girmesi için adak adamıştı.

***

Genç adam arabanın direksiyonunu Selim’in evine doğru çevirirken oldukça gergindi. Alya’nın masadan öylece kalkıp gitmesi Cenk’in üzülmesine neden olmuştu. Alya’nın açık bir şekilde konuşmasını tercih ederken sessiz kalması hiç hoşuna gitmemişti. Selim’in evinin önüne geldiğinde Alya’ya mesaj atarak “Aşağıdayım,” yazmıştı. Genç kızdan cevap alamayınca arabadan inerek kapının zilini çalmıştı. Vakit geç olmuştu ama Cenk bir cevap alamdan uyuyamazdı.

“Kim o?” Cenk yukarından gelen sesle kısa bir süre duraksadıktan sonra kapıya bakan kadına cevap vermişti.

“Esma yenge ben Cenk, Alya ile konuşabilir miyim?” kısa bir sessizlikten sonra kapının açılma sesini duyan genç adam binadan içeriye girerek üçüncü katta ki daireye çıkmaya başlamıştı. Kapıda üzerinde ki hırkaya sarılı bir şekilde bekleyen kadını gören Cenk mahcup bir şekilde kadına bakmıştı.

“Kusura bakma Esma yenge, Alya ile konuşmam gerekiyordu.”

“Alya uyudu ama Cenk, uyandırmamı ister misin?” kapıya gelen Selim Cenk’i görünce tek kaşını yukarıya kaldırmıştı. Genç adam başında ki takkeyi çıkarırken Cenk onun namaz kıldığını anlayarak “Allah kabul etsin abi,” dedi. Selim genç adamı karşısına görünce şaşırmıştı.

“Cenk hayırdır?”

“Alya ile konuşmam gerekiyordu abi. Yengem uyuduğunu söyledi,” dediğinde Selim başını sallayarak genç adamı içeri davet etmişti.

“Gelsene çay içeriz.”

“Ben rahatsız etmeyeyim abi, sizde yorgunsunuz.”

“Gel içeri de konuşalım. Alya buraya kalmaya geldiyse canı sıkkın olmalı,” diyen adamla Cenk ayakkabılarını çıkararak eve girmişti. Salona geçtiklerinde küçük kız hemen babasının kucağına tırmanmıştı.

“Esma, Eda neden hala ayakta?” genç kadın kocasına gülümseyerek önüne çayını bırakmıştı.

“Seninle uyumak istiyormuş.” Selim kızının başını öperken Cenk ona imrenmeden edememişti. Eda bebeklerini aldırmasaydı belki de şimdi o da baba olacaktı. Cenk düşüncelerinin gittiği yönü fark edince silkelenerek kendisine gelmişti.

“Sorun ne Cenk? Alya neden üzgündü?”

“Alya yurtdışında önemli bir araştırma ekibine katılması için davet aldı. Ahmet babam da izin vermedi.”

“Babamdan beklenen bir şey ama Alya daha önce bunu sorun etmezdi. Neden sinirlendi.”

“Ekibe benimde katılacağımı söyledim izin vermesi için.” Selim tek kaşını kaldırırken Cenk yutkunarak devam etmişti. “Ahmet baba geziye gidebilmemizin tek yolunun nikah kıymak olduğunu söyleyince Alya sinirlendi.” Selim adamın sözleriyle geriye yaslanmıştı. Bir elini ağrıyan başına götürürken Cenk’in tedirginliğini anlayabiliyordu.

“Bazen babamı anlayamıyorum.”

“Alya bu evlilikten emin değil sanırım. Onunla konuşmak istememin nedeni artık bu evlilik hakkında gerçek düşüncelerini öğrenmek istiyorum.”

“Öğrenip ne yapacaksın? Alya evlenmeyi istemediğini söylerse…”

“O zaman yapacak bir şey yok abi, zorla benimle evlenmesini isteyemem ya.” Selim adamın sesinin titrediğini fark etse de hafif gülümsemişti.

“O zaman sana bir şey söyleyeyim Cenk, Alya sessiz sakin görünebilir ama asla istemediği bir şeye zorlanmaz. Tüm aile bunu bilir, Alya bu evliğe razı olmasaydı o yüzüğü asla parmağına takamazdın.” Cenk adamın sözlerinin gerçek olmasını çok istiyordu. O yüzüğü Alya kendi istediği için parmağına takmış olması için dua ediyordu.

“Yine de bunu onun ağzından duymak isterim.” Cenk önüne bırakılan çaydan bir yudum alarak masaya geri bıraktığında bakışları kapıdan içeriye giren kıza takışmıştı.

“Yenge çay mı yaptın?” Alya salona girdiğinde Cenk ile göz göze gelince duraksamıştı. Genç adam oturduğu yerden kalkarken Selim sessizce ikiliyi izliyordu.

”Cenk burada ne işin var?” Alya adama doğru yaklaşırken Cenk kızın kızarmış gözlerine bakarak cevap vermişti.

“Seninle konuşmaya geldim.”

“Sabah konuşamaz mıydın? Saat çok geç oldu.” Cenk Selim’e kısa bir bakış atarak genç kıza dönmüştü.

“Bu bekleyemezdi, konuşmamız gerek. Eğer abin içinde uygunsa biraz dışarıda konuşalım.”

“Dışarı çıkmanıza gerek yok, balkonda konuşabilirsiniz.” Selim kucağında kızıyla ayağa kalkarken kapıda yönelerek duraksamıştı.

“Ben kızımı uyutana kadar konuşmanız bitmiş olsun.” Alya abisinin salondan çıkmasıyla salonda ki balkon kapısını açarak dışarı çıkmıştı. Cenk onu takip ederken Alya kollarını bağlayarak balkonda ki sandalyelerden birine oturdu.

“Benimle ne konuşacaksın Cenk?”

“Bu akşam olanlar canını sıktı değil mi?”

“Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum.” Alya’nın kesin sözleri Cenk’in canını sıkmıştı.

“Neden istemiyorsun Alya, bu bizim geleceğimiz hakkında önemli”

“Sende mi babam gibi düşünüyorsun? Ne yani sırf geziye gidebilelim diye evlenmek zorunda mıyız?” Cenk kızın çıkışı ile duraksamıştı.

“Zaten evlenmeyecek miyiz? Ha şimdi ha sonra ne fark eder. Düğünü zaten seneye yapacağız.” Alya şaşkınlıkla genç adama bakmıştı.

“Sen ciddi misin?”

“Elbette ciddiyim. Bu davranışlarınla beni çıkmaza sürüklüyorsun Alya. Sanki seninle zorla evleniyormuşum gibi hissediyorum. Ben düz bir adamın Alya, evlenmek istemiyorsan bana açık bir şekilde söylemelisin. Kimse seni buna zorlayamaz. İnan bana kararına saygı duyarım. Ne kadar bu durum beni üzse de senin mutluluğun daha önemli.”

“Ne yani evlenmek istemiyorum dersem yüzüğü atacak mısın?”

“Senin mutluluğun her şeyden önemli Alya. İnsanın sevdiği onunla mutlu olamıyorsa o zaman onu özgür bırakmalısın. Benim için zor olsa da sevdiğim kadın benimle mutlu olamıyorsa onu serbest bırakırım.” Alya şaşkınlıkla genç adama bakmıştı. Cenk o kadar ciddiydi ki Alya onun yüzüğü eline vereceğini düşünmeden edememişti.

“Beni gerçekten seviyor musun?” Alya’nın sorusuyla genç adam duraksamıştı. Genç kız gözlerini adamın gözlerine cesurca dikerek bir cevap bekliyordu.

“Seni sevmesem bu kadar uğraşmazdım.”

“Ama hiç belli olmuyor Cenk. Ne zaman ailem bir şey söylese ve ben itiraz etsem sürekli aramızdaki ilişkiyi sorguluyorsun.”

“Alya…”

“Önce beni dinle Cenk… Evet haklısın ilk başlarda ailemin ısrarına karşı çıkmadım çünkü bu zamana kadar evlenmeyi düşünmüyordum. Karşıma sevebileceğim birinin çıkacağına ümidim yoktu.” Cenk kızı dikkatle dinlerken oldukça şaşkındı. Alya derin bir nefes alarak devam etmişti.

“Bu yüzük parmağıma girdiğinde ilk kez mutlu oldum Cenk. Gerçekten mutlu oldum. Bu tamamen farklı bir duyguydu. Ailemden her zaman sevgi gördüm, her zaman desteklerini hissettim, arkamda olduklarını bildim ama bu yüzük parmağıma takıldığında eksikliğim tamamlanmış gibi hissettim. Henüz birbirimizi çok iyi tanımıyoruz belki. Belki çok tartışacağız ama mutlu olacağımı da biliyorum.” cenk bir adım genç kıza yaklaşırken Alya bir adım geri atmıştı.

“Henüz bana yaklaşma aklımı toplamam gerek. Sen ne zaman bana yaklaşsan sağlıklı düşünemiyorum,” diyen kızla Cenk’in gözleri parlamıştı. Genç adam geldiğinden beri ilk kez gülümsemişti.

“Gülme şu şekilde…”

“Neden?”

“Burada ciddi bir konu konuşuyoruz.” Cenk yeniden gülerken Alya eliyle yüzünü kapatarak derin derin nefes almaya başlamıştı.

“Alya… Bana bak lütfen.” Cenk elini uzatmış ama kıza dokunamamıştı. Bu zaman zarfında Alya hakkında öğrendiği en önemli şey karşı cinsin kendisine dokunmasından hoşlanmadığıydı. Ona dokunamıyordu, sarılamıyordu… Gözlerinin içine bile istediği gibi bakamıyordu. Alya bu konuda o kadar hassastı ki Ahmet babası nikahınızı kıyın dediğinde neredeyse çocuk gibi sevinecekti. Alya ellerini çekip genç adama bakarken Cenk buruk bir gülümseme ile ona bakıyordu.

“Seni teselli bile edemiyorum. Sana dokunursam yanacak gibi hissediyorum.” Alya şaşkınlıkla genç adama bakarken Cenk başını iki yana sallamıştı.

“Ben…”

“O kadar değerlisin ki seni incitmekten korkuyorum.” Alya da genç adama buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Beni incitmezsin Cenk. Hissettiremiyor olabilirim ama sevmediğim bir adamın yüzüğünü parmağıma taşıyacak biri değilim. Evet başta istemedim evlenmeyi ama zaman geçtikçe babama kararı için dua eder oldum. Lütfen bu zaman zarfında seni sevmediğimi düşünme.” Cenk kızın duygularını açıklayamamasına, utangaç hallerine mest olurken başını iki yana sallamıştı.

“Evlenmemiz gerek.”

“Ne?”

“Nikahı kıyalım, en azından imam nikâhını kıyalım. Düğün yine senin istediğin zaman yaparız. En azından insanların ağzı kapanır.”

“Sen ciddi misin?” Cenk başını sallayarak kızı onaylamıştı.

“Hiç olmadığım kadar. Ben artık yanımda yabancı gibi durmanı istemiyorum. Başım dik bir şekilde bu yanımda ki kız eşim demek istiyorum.” Alya şaşkındı. Ne söyleyeceğini bilememişti.

“Sen nikahın kıyılmasını istediğine emin misin?” Cenk kızın sorusundan bir şey anlamamıştı. Şaşkınlığı ise genç adamı düşündürmüştü.

“Neden bu kadar şaşırdın?”

“Her şey çok hızlı oluyor, senin kabul etmeyeceğini düşündüm.” Cenk tek kaşını kaldırarak kıza bakmıştı.

“Bana kalsa çok daha önceden kıyılmıştı nikahımız ama seni zor duruma bırakmak istemedim.” Alya bir elini alnına koyarak arkasını dönmüştü. Neredeyse her şeyi berbat edeceğini düşünüyordu. Cenk kızın önüne geçerken Alya yeniden ona arkasını dönmüştü.

“Neden bana sırtını dönüyorsun?”

“Bazen gerçekten aptal gibi hissediyorum.”

“Bu zekayla mı?”

“Derslerimde iyi olabilirim ama duygusal konularda tam bir aptalım.” Cenk kızın sözlerine gülümsemişti.

“Ne düşünüyorsun? Seni aceleye getirmek istemiyorum ama söz düğüne kadar her şey senin istediğin gibi olacak.”

“O araştırma ekibine katılmayı çok istiyorum.”

“O zaman evleniyoruz…” Cenk oldukça heyecanlansa da kendine hakim olmayı başarmıştı. Alya genç adama dönerek emin olmak için gözlerinin içine bakmıştı.

“Pişman olmayacak mısın?”

“Asla!”

“Ya ilerde benimle evlendiğin…” Cenk elini kaldırarak kızın dudaklarına tutmuştu. Eli tenine temas etmese bile bu durum Alya’nın heyecanlanmasına yetmişti.

“Asla… Seninle evlendiğim için asla pişman olmayacağım. Senin pişman olmaman içinde elimden geleni yapacağım.”

“O zaman evleniyorsunuz yani…” Alya abisinin sesini duyunca hızla geriye çekilmişti. Yüzü utançla kıpkırmızı olurken Cenk Selim’e dönerek gülümsemişti.

“Sanırım öyle,” dedi. Genç adam kız kardeşini kolunun altına alırken Cenk’in yüzü asılmıştı. O sevdiğine istediği gibi dokunamıyordu.

“Babama ne diyeceğiz. Akşama evlenmemizi istediği için fena çıkışmıştım.”

“Sen mi?” Selim gülerken Alya yüzünü asmıştı. Genç adam kardeşini gülümsetmek için “Merak etme ben babamla konuşurum,” dedi.

“O zaman Adnan dayının nikahında bizde evlenelim.”

“Ne? Saçmalama dayım bizi öldürür.”

“Ne var bunda sadece nikah kıyacağız, düğüne ortak olmayacağız ki.” Cenk itiraz ederken Alya başını iki yana sallıyordu.

“Olmaz, sonra kıyarız nikahı.”

“Ne kadar erken o kadar iyi Alya. Hem vize ve pasaport işlemleri içinde hızlı davranmalıyız.” Alya adama hak verse de aceleye getirdiği için tedirgindi. Önce ailelerden izin almaları gerekiyordu. Selim genç kızla birlikte salona girerken Cenk de onları takip etmişti.

“Ben artık gideyim, yarın konuşuruz.” Selim genç adamı yolcu ederken Alya abisinin yanında Cenk’e bir şey söyleyememişti. Onu yolcu bile edememişti. Genç kız kanepede yüzü asık bir şekilde otururken kardeşini iyi tanıyan genç adam Alya’nın yanına oturarak kolunu omzuna tıp kızı göğsüne çekmişti.

“Sende yuvadan uçuyorsun öyle mi?”

“Evde mi kalsaydım abi?” Alya’nın sözlerine gülen adam kapıdan kendilerini izleyen karısına aşkla bakmıştı.

“Evlenmek, yuva kurmak senin hakkın Alya. Hele de sevdiğin biriyle evlenirsen çok mutlu olursun.”

“Senin gibi mi?” Alya abisinin hülyalı sesiyle başını hafif kaldırıp abisinin baktığı yöne kaçamak bakış atmıştı. Yengesi bir omzunu kapıya yaslamış onları gülümseyerek izliyordu. Alya bazen yengesinin nasıl bu kadar sakin yapıda olduğunu anlayamıyordu.

“Gelsene yenge neden kapıda dikiliyorsun?”

“Abi kardeş güzel görünüyordunuz bozmak istemedim.”

“O nasıl söz yenge, sen bizim kıymetlimizsin.” Alya kadını yanlarına çağırırken Selim diğer kolunu açarak karısını davet etmişti. Esma kocasının kanatları altına girerken Selim huzurla iç çekti.

“Yarın çok işin var mı hayatım?” Selim karısına sorarken Alya huzurla gözlerini kapatmıştı.

“Çocuklar okula gidince annemlere geçeceğim, neden sordun?”

“Akşama sahile inelim diyordum. Ne zamandır baş başa vakit geçirmedik.”

“Düğünden sonra yapsak olmaz mı?” Esma mahcup bir şekilde kocasına bakarken Selim iç çekerek başını iki yana sallamıştı.

“Olmaz, bu aralar çok yoruyorsun kendini. Bırak ailenin diğer üyelerine de iş kalsın.”

“Ben mutlu oluyorum…”

“Biliyorum Esma ama biraz kocanı da düşün. Karımı özledim.” Alya abisinin göğsünde kıkırdarken Esma utanarak kocasının kollarından ayrılmıştı.

“Nasıl konuşuyorsun kızın yanında Selim,” diyerek kızarken Selim karısının kızaran yanaklarından makas alarak cevaplamıştı.

“Ne varmış konuşmamda. O da farkında karımın yorulduğunun.”

“Abim haklı yenge, çocuklarla ben ilgilenirim siz biraz hava alın.”

“Ama ayıp olmaz mı? Annem beni bekler sabah,” diyen kadınla Alya başını iki yana sallamıştı.

“Neden olsun, annem sevinir bile dinlenmene.” Esma kararsız kalsa da bir şey söylememişti. Bu durum Alya için bulunmaz fırsattı.

“Abi istersen okuldan sonra yengemi al dışarı çık. Çocuklarla ben ilgilenirim.”

“İyi fikir, hem biraz alış verişte yaparız. Esma’nın istediği şeyler vardı.”

“Şuanda olmaz Selim, bir sürü masraf oldu.”

“En azından fiyatlar konusunda biraz fikir sahibi oluruz.” Esma kocasının isteğini kabul ederken Alya izin isteyerek yanlarından ayrılmıştı. Genç kız yatıya kaldığında kullandığı odaya giderken oldukça mutluydu. Ertesi gün için endişelense de bu endişe mutluluğunu gölgelememişti. Üzerinde ki hırkayı çıkararak yatağına uzanırken kısa sürede huzurlu bir uykuya dalmıştı.

***

Kadın pencerenin kenarına tünemiş oğlunun eve gelmesini endişeyle bekliyordu. Evin önüne gelen araba farıyla kadın yerinden doğrularak hızla dış kapıya koşmuştu. Oğlunun kapıyı açmasını beklemeden hızla kapıyı açarken merakla sordu.

“Ne oldu Cenk, Alya ile konuşabildin mi?” Cenk annesinin endişeli haline gülümseyerek yanaklarını sıkmıştı.

“Endişelenme Deniz sultan gelininle konuştum.”

“Hala benim gelinim mi? Yüzüğü atmadı yani,” dediğinde Cenk başını iki yana sallayarak annesine cevap vermişti.

“Atmadı, hatta sevineceğin bir haberle geldim. Alya ile nikahımızı önceden kıyacağız. Düğün seneye olacak ama…”

“Gerekten mi? siz evlenin de düğünü istediğiniz zaman yaparız.”

“Hadi içeri girelim anne, kapıda mı konuşacağız.” Kadın oğlunun peşinden salona girerken Cenk etrafa bakınarak “Ablam yattı mı?” diye sordu.

“O yorgundu erkenden yattı.”

“Sende yat anne, sabaha konuşuruz.”

“Nasıl yatayım oğlum, çok endişelendim iş bozulacak diye. Çok şükür iyisiniz.” Cenk annesinin Alya’yı bu kadar sevmesine sevinse de bazen korkmadan edemiyordu. Annesi sevdiklerini paylaşmayı istemezdi. İlerde karısıyla arasına gireceğine emindi.

Birkaç gün sonra…

Genç adam sabırsız bir şekilde salonda dolanırken onu keyifle izleyen gruba ters bir şekilde bakmıştı. Resmen kendisiyle alay ediyorlardı. Bu gün Adnan hocanın düğünü vardı ve o şuanda Alya’nın hazırlanıp yanına gelmesini bekliyordu. Cenk için büyük gündü. Sonunda genç kızla nikahları kıyılacaktı. Ahmet Bey ilk başta kızını zorladığını düşünerek karşı çıksa da Alya yine kararlılığını göstererek en azından dini nikahlarının kıyılmasını istemişti. Günaha girmek istemediğini söylemesi ile aile için son darbe olmuştu. Baba zorda olsa kızının isteğini kabul ederken bir yandan da resmi nikahın da en kısa sürede kıyılması için söz almıştı. Cenk bu durum karşısında oldukça mutluydu. Üstelin adamın isteğinin ertesi günü Alya ile nikah dairesine giderek en erken nikah gününü almışlardı.

“Nerede kaldı bu kız?” Cenk salonda keyifle oturan iki adama kaşlarını çatarak bakmıştı. Selim de Aras’ta adamın heyecanıyla oldukça eğleniyordu.

“Gelir birazdan ne de olsa gelin hazırlanmalı.”

“İyide hoca az sonra gelir,” diyen Cenk ile kapı zili çalmıştı. Selim yerinden kalkarak kucağında ki kızıyla kapıyı açarken abdest alan Ahmet beyde salona girmişti. Birkaç dakika sonra Selim de hocayla birlikte salona girmişti.

“Hoş geldin hocam nasılsınız?” Ahmet Bey adamı karşılarken hoca selam vererek adamlara cevap vermişti.

“Çok şükür Ahmet, çocuklar hazır mı?”

“Bizim kız birazdan gelir,” diyen adamla hoca başını sallayarak gösterilen yere oturmuştu.

“Biliyorsun Ahmet başkası olsa bu nikahı kıymazdım. Seni de çocuklarını da tanıyorum. Resmi nikahı çok uzatmadan kıyın.”

“Merak etmeyin hocam nikah gününü aldık, iki hafta sonra kıyılacak.”

“İyi madem, çağırın gelin kızı da nikahı kıyalım. Daha namaza yetişeceğim.” Selim Alya’yı çağırmak içi salondan çıkarken Alya’nın odasında hummalı bir hazırlık vardı. Arya, Zeynep, Gülsüm ve Esma kızın hazırlanmasına yardım ederken Alya onların elinden kurtulmak için oldukça çaba harcıyordu.

“Cenk bu kararını biliyor mu?” Alya aynadaki görüntüsüne bakarak gülümsemişti. İçi huzurla dolmuştu.

“Henüz bilmiyor,” dediğinde üzerinde ki kırık beyaz elbisenin eteklerini düzeltmişti.

“Ya istemezse?”

“O zaman yolu açık olsun.” Alya’nın kesin sözleri odadakileri şaşırtırken Alya oldukça kararlı bir şekilde kendi görüntüsüne bakıyordu.

“Alya, Esma hoca geldi hala hazırlanamadı mı bu kız?” Alya abisinin söylenmesiyle odanın kapısını açarak dışarıya çıkmıştı.

“Hazırım abicim,” diyen kıza bakan Selim kardeşinin güzelliği karşısında donup kalmıştı.

“Alya, bu sen misin?” Alya abisinin yanağını öperek yanından geçerken oldukça heyecanlıydı. Salona girmeden önce duraksayarak abisine bakmıştı.

“Abi Cenk’i çağırabilir misin?” Selim kızın neden Cenk’i çağırdığını anlayabiliyordu. Genç adam hızlı adımlarla salona girerken Cenk’e bakarak “Alya seninle konuşmak istiyor,” dedi. Cenk adamın ciddi ifadesi karşısında korkarak yutkunmuştu. Ağır adımlarla salondan çıkıp koridora girdiğinde genç kızı karşısında gören Cenk donup kalmıştı. Adamın tepki vermemesi Alya’yı endişelendirirken genç kız hızla yanına giderek koluna dokunmuştu.

“Cenk iyi misin?”

“Alya, Sen?” genç kız adamın şaşkınlığına gülümseyerek cevap vermişti.

“Uzun zamandır istediğim ama bir türlü karar veremediğim bir konuydu. Hocanın karşısına oturmadan önce emin olup olmadığını bilmek istedim. Bundan sonra bu şekilde hayatıma devam edeceğim,” diyen kızla genç adam arkasını dönmüştü. Alya adamın arkasını dönmesiyle üzülürken Cenk yutkunarak “Hoca bizi bekliyor, adamı daha fazla bekletmeyelim,” dedi. Alya ne düşüneceğini ne hissedeceğini bilememişti. Genç adamın peşinden salona girerken kızı gören aile üyeleri hayranlıkla ona bakmıştı.

“Kızım?”

“Babacım,” diyerek adamın elini öpen genç kız babasının alnını öpüp “Mübarek olsun,” demesiyle gülümsemişti.

“Amin,”

“Hazırsanız başlayalım gençler,” Alya ve Cenk yan yana hocanın karışına otururken iki anne gözyaşlarını çemberlerine silerek onları izliyordu. Kimisi maşallah diyerek tükürürken kimisi nazar değmemesi için ikiliye bakamıyordu.  Hoca ikilinin nikahını Aras ve Selim’in şahitliğinde kıyarken nikah duasını yaparak ayaklanmıştı.

“Hayırlı olsun,” diyen hoca evden ayrılırken Arya ve Esma kızı kolundan tutarak odasına götürmüştü.

“Ne oluyor Arya, neden apar topar beni buraya getirdiniz?”

“Saf bu kız yenge,” diyen Arya Esma ile odadan çıkarken Alya şaşkınlıkla arkalarından bakmıştı. Birkaç dakika sonra odanın kapısından içeriye Cenk’in girmesiyle genç kızın eli ayağına dolaşmıştı.

“Cenk?” genç adam odanın kapısını kapatır kapatmaz hızla genç kıza sarılmıştı. Kolları arasında ki bedeni hiç bırakmayacakmış gibi sararken gözünden akan yaşı saklamak için başını kızın boynuna gömmüştü.

“Cenk ne yapıyorsun?”

“Benim kalbimle zorun ne Alya, bir gün beni kalp krizinden öldüreceksin.”

“Allah korusun…” Cenk geri çekilerek ıslak gözleriyle genç kızı baştan aşağıya süzmüştü. Alya adamın bakışlarıyla utanırken kızın yanaklarını avucunun içine alarak başını yukarıya kaldırmıştı.

“Çok yakıştı, Allah daim etsin karıcım. Beni bundan daha mutlu edemezdin.”

“Gerçekten sorun değil mi senin için?”

“Asla, hatta mutlu bile olurum. Bana ait olan güzellikleri başkasının göremeyecek olması beni mutlu eder.” Alya adamın sözleriyle gülümserken gözleri parıldamıştı. Dumanlı göz makyajı kızın mavi gözlerini daha bir ortaya çıkarırken Cenk dayanamayarak Alya’nın alnına dudaklarını bastırmıştı. Genç kız alnında ki sıcak dudakların etkisiyle dizlerinin bağının çözüldüğünü hissederek neredeyse düşecekti. Elleri adamın kollarına tutunurken genç adam yeniden kıza sarılmıştı.

“Bu nikahı fırsat bilip sürekli bana sarılamazsın biliyorsun değil mi? Resmi nikah olmadan…”

“Bu günlük maruz gör artık karıcım,” diyen adamın sesi oldukça keyifli çıkmıştı. Alya geri çekilerek adamın gözlerine bakarken Cenk kızı elini tutarak öpmüştü. Alya gülümseyerek aynı şekilde Cenk’in elini öperken, Cenk hem şaşırmış hem de mutlu olmuştu.

“Eşler arasında saygı da sevgide eşit olmalı…” Alya tekrar Cenk’in elini öpmek için uzanırken genç adam ona izin vermeyerek sıkıca sarmıştı.

“Seni alnıma yazan Allah’a şükürler olsun!”

“Şükürler olsun,” diyen kızla kapının hızla vurulması bir olmuştu.

“İçeride çok kaldınız hadi düğüne gideceğiz,” Serdar’ın kapıyı vurmasıyla ikili birbirinden ayrılmıştı. Genç kız gözlerini deviren Cenk’e gülerken Cenk elini uzatarak kızın elini vermesini beklemişti.

“Babam dışarıda Cenk, ayıp olur!” Cenk kızı zor durumda bırakmamak için ısrar etmemişti. Nasıl olsa bundan sonra o el her zaman kendisine ait olacaktı.

****

Sonunda çiftimiz evlendi. Bakalım bundan sonra ne olur! Bu arada instagram ve Youtube hesabımı takip etmeyi lütfen unutmayın. Bölüme yorum yapmayı unutmayın…. Seviliyorsunuz…

46. BÖLÜM <<<<<<—–>>>>> 48. BÖLÜM

26252cookie-checkGelincik Çiçeği 47. Bölüm
mermaridyy hakkında 349 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

8 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim harika bir bölümdü ❤️nikah da kıyıldı ❤️ ay kapandı mı Alya yoksa tam anlamadım ama kapandı herhalde ❤️❤️ ben Arya kapanır diyordum onun hikayesini okurken ters köşe oldum:D

2 geri izleme / bildirim

  1. Gelincik Çiçeği 46. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Gelincik Çiçeği 48. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*