Cesur 46. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bu gün bölüm erken bittiği için erken yayınlıyorum. Umarım beni yorumlarınızla yalnız bırakmazsınız. Keyifli okumalar!

***

Sabahı ilk ışıklarıyla gözlerini aralayan genç kız uzun zaman sonra ilk kez bu kadar heyecanlı uyanmıştı. Bu gün onun için büyük bir gündü. Sınav sonuçları açıklanacağı için oldukça heyecanlıydı. Girdiği üniversite sınavı oldukça iyi geçmesine rağmen ailesine bu konuda bir şey söylememişti. Babası Ayşem’e her zaman güveniyordu ve bu güveni kızına hissettiriyordu. Onun için asıl önemli olan sınav sonuçlarından sonra Serdar’ın yüzünün alacağı ifadeydi. Genç adam son zamanlarda Ayşem’e garip davranmaya başlamıştı. Genç kız nereye gitse karşısında hep Serdar’ı buluyordu. İster istemez bir gün görmese adamı merak eder olmuştu. Üzerine hırkasını geçirerek keyifle odasından çıktı. Havalar bu aralar oldukça soğuk olduğundan üzerinde hala polar pijama takımı vardı. Genç kız salona indiğinde kimseyi görememişti. Mutfak kısmından sesler gelince yönünü o tarafa çevirdi. Babaannesi yanındaki çalışan kadına kahvaltıda ne hazırlaması gerektiğine dair bir şeyler söylüyordu.

“Hayırlı sabahlar Ayşem Sultan, nasılsınız bu sabah?” yaşlı kadın torununu neşeli bir şekilde görünce gülümsemişti. genç kızın yüzünü avuçlayarak yanaklarını şefkatli bir şekilde öperken Ayşem gözlerini kapatarak kadının sevgisini içine hapsetmişti.

“Seni neşeli gördüm ya artık benim günümde aydı yavrum.”

“Teşekkür ederim babaanne,” diyen kız yaşlı kadına sıkıca sarılırken yardımcılar onları imrenerek izlemişti. Çisil halası evden ayrıldığından beri büyükleri sanki ona daha bir düşkün olmuştu.

“Nedir bu kadar keyifli olmanın sebebi?” Ayşem masanın üzerinde ki salatalıklardan parçasından ağzına atarak gülümsemişti.

“Bu gün sınav sonuçlarım açıklanacak. Ondan keyifliyim.”

“Hakkında hayırlısı yavrum, inşallah yakın bir yeri yazarsın.”

“Sen merak etme babaanne, Ankara dışına çıkmayacağım.”

“Oh çok şükür, başka memlekete gideceksin diye korkuyordum.” Ayşem yeniden yaşlı kadına sıkıca sarılarak gülümsemişti.

“Ben seni bırakır mıyım hiç, diğerleri uyanmadı mı?”

“Henüz erken kızım kimse kalkmadı.” Ayşem anlayışla başını sallayarak izin istemişti. Aynı keyifle odasına geçerken hastaneye gitmeye karar vererek üzerine rahat bir kıyafet seçmişti. Bir saat sonra tüm ev halkı uyanmış kahvaltı masasına toplanmıştı.

“Sınav sonuçları bu gün açıklanıyor değil mi kızım?” yaşlı adam elindeki çatalı kenara bırakarak torununa sormuştu.

“Öyle dede, bu gün açıklanacağını söylediler.” Ailenin diğer üyeleri genç kıza bakarak sormuştu.

“Kazanırsan hangi üniversiteyi seçeceksin?”

“Hacettepe Tıp yazmayı düşünüyorum,” diyen kızla masada sessizlik olmuştu. Ayşem Hanım oğluna bakarak “Orası buraya uzak mı oğlum,” diye sorarken Cesur annesine gülümseyerek cevap verdi.

“Değil annecim, yarım saatlik bir mesafede.”

“O zaman evden gider gelirsin değil mi kızım?” Ayşem Hanım merakla torununa bakarken Ayşem ne söyleyeceğini bilememişti. O üniversitenin uzak olmadığını biliyordu ama ailesinden ayrı kalmayı istiyordu. Babaannesi gözünün içine bakarken ne söyleyeceğini bilememişti.

“Kızı rahat bırak Ayşem nerede kalmak istiyorsa orada kalacak.”

“Ama Servet Bey, ben torunumu yeni buldum.”  Yaşlı kadının gözleri dolarken Ayşem vicdan azabı çekmeye başlamıştı. Onu üzmek istemiyordu. Kahvaltısını yaparak sessizce masadan kalkmıştı.

“Bu gün hastaneye gideceğim baba, sen gelecek misin?” Aylin ile düğünleri yaklaştığı için babası birkaç gündür hastaneye gitmiyordu.

“Yok kızım bu gün düğünün yapılacağı mekana gideceğiz.”

“Aylin abla kendi kafesinde istiyordu yapmayı vaz mı geçti?”

“Kalabalık olacağı için vazgeçti.” Ayşem başını sallayarak masadaki herkese “Afiyet olsun,” diyerek mutfaktan çıkmıştı. Genç kızın son duyduğu şey ise babaannesinin “Cesur kızını ikna et, siz gidin ama torunum yanımda kalsın,” dediğiydi.

***

Genç kız hızlı adımlarla hastanenin ana kapısından içeriye girerken kendisini gören çalışalar selam vermeye başlamıştı. Bu durum bir yandan sevindirse de diğer yandan hoşuna gitmiyordu. Seviniyordu çünkü çalımla arkadaşları onunla konuşmayı seviyordu. Üzülmesinin nedeniyse patron olduğunu düşündükleri için bu selamlaşmaya kendilerini zorunlu hissediyor olabilecekleriydi.

“Ayşem Hanım hoş geldiniz,” Ayşem arkadaşının sesiyle ona döndü. Deniz gülümseyerek ona bakıyordu.

“Hoş buldum Deniz Bey, nasılsınız?”

“Sağlığına duacıyız Hanım Efendi,” diyen arkadaşıyla gülmüştü.

“Teşekkür ederim efendim,” derken ikili şakalaşarak personel odasına geçmişti.

“Sahi sen bu gün gelmeyecektin ne oldu?” Ayşem derin bir nefes alarak cevaplamıştı.

“Evde duramadım, bu gün sonuçlar açıklanacak.”

“Neden endişeleniyorsun ki kazanacağın belli…”

“Sonuçları dert etmiyorum da bizimkiler ayrı yurda çıkmamı istemiyor.”

“Normal değil mi eve yakın okuyacaksın. Biraz daha düşünemez misin?” Ayşem üzerini değişmek için soyunma odasına girerken Deniz devam ediyordu.

“Hem sen demiyor muydun kalabalık ailem olsun diyen. Babamla yalnız kaldık diyerek şikayet eden.”

“Öyle de…”

“Şimdi ne oldu? Neden bu düşüncenden vazgeçtin?”

“Babam olmadan hiçbir şeyi başaramadığımı fark ettim. Babamın desteği olmadan ayaklarımın üzerine durmam gerek Deniz.”

“Bunu onların yanında da yapabilirsin.” Deniz’in sözleriyle sessiz kalan genç kız soyunma odasından çıkarak adamın yanına gelmişti.

“Neyse sonuçlar açıklansın tercihler belli olsun da ondan sonra düşünürüz. Bu gün doğum var mı?”

“Sence?” Genç kız adamı sorusuna gülümsemişti. Hastaneleri özel olmasına rağmen doğum bölümü en çok tercih edilen bir yerdi. Bunda kadın doğum uzmanlarının büyük bir payı vardı.

“Bize çift maaş vermeleri lazım, diğer bölümlerde iki kat daha fazla çalışıyoruz,” diyen Deniz ile genç kız ona dönmüştü. Ayşem tek kaşını kaldırırken genç adam elini kaldırarak “Pardon patron,” diye şakalaşmıştı.

“Aslında haklısın, babamla bu konuyu konuşurum.”

“Saçmalama Ayşem şaka yapmıştım. Diğer hastanelere göre oldukça iyi maaş alıyor personel.” Ayşem de bunun farkındaydı. Mavi gözlerini koridordaki resimlere gezdirerek konuşmuştu.

“Bu resimlerin de değişmesi lazım. Bölüme uygun daha eğlenceli resimler olabilir.”

“Burası doğum katı Ayşem, çocuk bölümü değil.”

“Öyle olsa da birkaç bebek resmi olabilir. Böylece gelen aileler çocuk yapmak için daha istekli olur.”

“Nereden biliyorsun?”

“Sen bir bebek resmi görünce mutlu olmuyor musun? Ya da resimdeki bebeğin yanaklarını sıkma isteği gelmiyor mu içinden.”

“Öyle de bana mantıklı gelmedi yine.” Ayşem omzunu silkerek yoluna devam ederken temizlik görevlisi kadınlardan birinin şefi tarafından azarlandığını görünce kaşlarını çatmıştı. Adımları o yöne doğru giderken Ayşem kadını hemen tanımıştı.

“Gülizar Hanım sorun nedir?” Ayşem’in sesini duyan kadın hızla ona dönerken gözleri dolu dolu olmuştu. Temizlik şefi araya girmek istediğinde elini kaldırarak onu susturmuştu.

“Ben…”

“Sürekli işten kaytarıyor Ayşem Hanım, bende uyarıyordum.” Ayşem kadının yeni doğum yaptığını biliyordu. Hatta doğumuna kendisi girmişti. Kimsesi olmadığı içinde hastanede işe aldırmıştı.

“Size sormadım ne olduğunu.” Şefe ters bir bakış atarak yeniden kadına dönmüştü. “Sorun nedir?” kadın çekinerek konuşmuştu.

“Ev sahibiyle problem yaşadığım için geç geldim. Haklı olarak şefim kızdı.”

“Anlıyorum, siz yönetim katına çıkın beni bekleyin. Ben birazdan yanınıza geleceğim.” Kadın endişeyle oradan ayrılırken işinden olmamak için dua ediyordu. Kadının uzaklaşmasıyla Ayşem temizlik şefine dönmüştü.

“Az önceki gibi bir olay tekrarlanırsa işinizden olursunuz. Elemanlarınızı azarlayacaksanız bile bunu ulu orta yapmayın. Üstelik o kadın daha yeni doğum yapmış biri, biraz anlayışlı olmalısınız.” Ayşem’in çıkışıyla adam başını eğmişti.

“Özür dilerim Ayşem Hanım bir daha olmayacak.”

“Umarım,” diyerek adamın yanından ayrılırken Deniz dayanamayarak konuşmuştu.

“Beni bile korkuttun, kızım içinden ne çıktı senin?”

“O kadın kimsesiz biri, bunu bildiğine eminim. Daha anlayışlı olmalıydı.” Ayşem yeni doğum yapan hastaları ziyaret ederek yönetim katına çıkmıştı. Kadın hakkında aklında olan şeyi uygulayabilirse mutlu olacaktı.  Asansörle üst kata çıkarken kendisini gören yönetim bölümdekiler hem şaşırmış hem de tedirgin olmuştu. Ayşem yöneticilerin toplu bir şekilde dolaşmasına anlam veremezken kaşlarını çatarak önlerine durmuştu.

“Hayırdır beyler, bir sorun mu var?”

“Ayşem Hanım sizi beklemiyorduk.”

“Neden hep birliktesiniz?” Ayşem adamlara kısa bakış atarken aralarında yeni alınan insan kaynakları müdürünü görünce duraksamıştı.

“Önemli bir mesele yoktu, küçük bir toplandı.”

“Öyle mi? babamın ya da dedemin haberi var mı bu toplantıdan?” Ayşem’in sorusu ortamı daha da gererken adamların bir işler çevirdiğini düşünmeden edememişti.

“Basit bir mesele için babanıza haber vermeyi düşünmedik.”

“Basit bile olsa hastane hakkında her şeyi babama rapor yapma zorundasınız!” Ayşem özellikle ‘babam’ kelimesinin üzerine vurgulayarak konuşmuştu.

“Elbette, bir sonraki toplantıda babanıza da haber veririz.” Adamın alaycı sözlerine sinirlenen Ayşem kaşlarını çatarak, “Ayrıca bana da haber vermek zorundasınız. Belki bilmiyorsunuz ancak hastanenin ikinci büyük hissedarı benim,” dediğinde bu bilgiden haberi olmayanlar şaşırarak bir birine bakmıştı. Ayşem onların şaşkınlığından faydalanarak öndeki adamın elindeki dosyayı alarak adamanın geri almasına fırsat vermeden devam etmişti. “Şu gereksiz konuya bende bir göz atayım. Malum bu zamanda kimseye güven olmuyor.” Ayşem adamın itiraz etmesine fırsat vermeden hızla babasını odasına doğru ilerlemişti. Kapıda onu bekleyen Selda Hanım hemen yanına gitmişti. ,

“Ayşem Hanım!” Ayşem babasının sekreterinin neden endişeli olduğunu anlamaya çalışırken kadına selam vermişti.

“Nasılsın Selda abla?” etrafta kimse olmadığı için genç kadına samimi bir şekilde karşılık vermişti.

“Babanıza ulaşamadım. Yönetimdekiler toplantı yaptı,” dediğinde Ayşem başını sallayarak cevap vermişti.

“Biliyorum, neden bu kadar tedirgin oldun ki?”

“Duyduklarım doğruysa işten çıkarılan birkaç doktorun geri alınması için yapıldı toplantı.” Ayşem kaşlarını çatarken babası geldiğinden beri işten kimlerin çıkarıldığını hatırlamaya çalışmıştı.

“Kendi başlarına böyle bir karar alamayacaklarının farkında değiller mi?”

“Biliyorlar ancak Cesur Bey’e baskı yapmayı planlıyorlar.” Ayşem kadının sözlerine gülmeden edememişti. “

Babamı hiç tanımadıkları ne kadar belli. Babam asla baskıyla iş yapmaz. Kendi işlerinden olacaklar.” Ayşem’in sözleriyle Selda Hanım duraksamıştı. Genç kız derin bir nefes alarak etrafına bakmıştı. Gülizar hanımı bir köşede endişeli beklediğini görünce Selda’ya dönerek konuştu.

“Babamın odasını açar mısın Selda abla, ayrıca bize çay ve meyve suyu ister misin?” genç kadın kızın dediğini yaparak Cesur’un odasını açmıştı. Ayşem Gülizar hanımı yanına çağırarak odaya girerken Selda ikisi için telefonla sipariş vermişti.

“Kapıyı kapat Gülizar Hanım.” Genç kadın kapıyı kapatarak ayakta dikilirken Ayşem kadının haline üzülmüştü.

“Lütfen oturun da konuşalım.”

“Ben özür dilerim bir daha geç kalmayacağım.”

“Geç kalma işini konuşmayacağız Gülizar Hanım, lütfen…” diyerek masanın önündeki koltuğu göstermişti. Kadın tedirgin bir şekilde gösterilen yere otururken Ayşem geriye yaslanarak kadına bakmıştı.

“Beni kovacak mısınız?”

“Sizi neden kovayım?” kadın bakışlarını Ayşem’e çevirerek buruk bir şekilde bakmıştı.

“İşimi aksatıyorum, istemeden de olsa sizi zor durumda bıraktım.”

“Mutfakta iyi misiniz?” kadın Ayşem’in sorusuyla duraksamıştı.

“Anlamadım?”

“Size açık bir soru sordum, yemek yapmakta ne kadar iyisiniz?” kadın genç kızın neden böyle bir soru sorduğunu anlamazken cevap vermişti.

“Fena sayılmam neden sordunuz?”

“Eğer kabul edersen seni babaannemin evine mutfak yardımcısı olarak almak istiyorum. Üstelik kalacak yer derdin de olmayacak.” kadın Ayşem’in sözleriyle gözlerini büyütmüştü.

“Ama nasıl olur?”

“Neden olmasın?”

“Biliyorsunuz benim küçük bir bebeğim var, aileniz kabul etmeyecektir.” Ayşem kadının çekincesini anlayabiliyordu. Babaannesi Gülizar’ı sevecekti, buna emindi. Üstelik Cihangir evden gittiğinden beri ev çok sessiz kaldı diye yakınıyordu.

“Merak etmeyin ailem bebekleri sever. Üstelik sizin kalacağınız bölüm ayrı olacağı için rahatsız olacak bir durum olmayacak.”

“Emin misiniz?” Ayşem başını sallarken bir yandan da bu konuyu babaannesiyle konuşmadığı için endişeliydi. Kadının hayal kırıklığına uğramasını istemiyordu.

“Siz bu günlük hastanede çalışmaya devam edin, yarın sizi evinizden aldırırız.” Kadın sevinçle yerinden kalkarak Ayşem’e sarılmak isterken Ayşem gülümseyerek ona karşılık vermişti.

“Allah senden razı olsun, nasıl büyük bir iyilik yaptığını bilmiyorsun,” dediğinde Ayşem duraksasa da bir şey söylememişti. Ankara gibi büyük bir şehirde yalnız ve bekar bir anne olmak zor olmalıydı. Genç kadın odadan çıkarken Selda elinde tepsiyle odaya girmişti.

“Ama içeceğini içmedi.”

“Gel Selda abla çayı sen içerisin. Birlikte şu dosyaya bir bakalım,” dedi. Kadın Ayşem’in yanına sandalye çekerek birlikte dosyayı incelemeye başlamışlardı. Arada geri almak istedikleri kişilerin hangi bölümde çalıştığına dair Selda’ya sorular soruyor aldığı cevaplarla kaşlarını çatıyordu. Genelde yöneticiler ilaç sanın alım kısmında bulunan kişileri geri almak istiyordu.

“Bunların hiç birinin geri gelmesine babam izin vermez.”

“Biliyorum, bu yüzden endişeliyim. Daha yeni hastane toparlandı yönetimde kriz çıkarsa hastane yeniden yıpranacak.”

“Merak etme babam buna izin vermez.” Ayşem yerinden kalkarak dosyayı babasının odasında ki yedek sırt çantalarından birine koymuştu. Selda da kızla birlikte kalkarak odanın kapısına doğru ilerlemişti. “

“Selda abla yeni bir gelişme olursa beni hemen ara. Babama bu aralar ulaşamayabilirsin.” Kadın Ayşem’i onaylayarak masasına geçerken genç kız hastaneden ayrılmadan önce Deniz’i görmek için doğum katına geçmişti.

“Ayşem sen ne zaman geldin?” Ayşem karşıdan gelen genç adamı görünce duraksamıştı. Serdar ona gözleri parlayarak bakıyordu.

“Sabah geldim, birazdan çıkacağım.”

“Öyle mi on dakika daha beklersen beraber çıkarız.” Serdar oldukça yorgun görünüyordu. Gece nöbeti olduğu belli oluyordu.

“Gerek yok Serdar hocam, ben gidebilirim.”

“Gerek olduğundan değil Ayşem, seni ben bırakacağım.”

“Sebep?”

“Konuşmamız gerek!” Ayşem adamın kararlı duruşu karşısında duraksamıştı. genç adamın ikna olmaya niyeti yok gibiydi.

“O zaman ben Deniz’e bakayım kapıda görüşürüz.”

“Şu adamla bu kadar samimi olmandan hoşlanmıyorum!” Serdar’ın dişlerinin arasından konuşması genç kızı şaşırtmıştı. Serdar gözleri kararmış bir şekilde genç kıza bakarken Ayşem omzunu silkeleyerek cevap vermişti.

“O senin problemin. Sen hoşlanmıyorsun diye arkadaşımdan vazgeçecek değilim.”

“Öyle mi küçük hanım?”

“Öyle büyük bey,” Ayşem genç adamı geride bırakarak Deniz’in olduğunu düşündüğü odaya doğru ilerlemişti. Doğumuna gireceği hastasının oda numarasını daha önceden ona bildirdiği için genç adamı eliyle koymuş gibi bulmuştu.

“Ayşem ne oldu?”

“Yok bir şey, eve geçecektim gitmeden seni görmek istedim.”

“Eve mi, daha kalacaktın ama,” dediğinde Ayşem olanları babasıyla konuşmak için eve gitmesi gerektiğini düşünmüyordu.

“Acil bir işim çıktı eve geçmem gerek.” Deniz anlayışla genç kıza gülümserken Ayşem ağzının içinden homurdanmıştı.

“Başka bir sorun olmadığına emin misin?”

“Evet, ben çıkıyorum sonra konuşuruz.”

“Akşam mutlaka ara beni merak ederim yoksa,” diyen genç adam sınav sonuçlarından bahsediyordu. Ayşem Deniz hatırlatana kadar sınav sonuçlarının açıklanacağını çoktan unutmuştu. Başını sallayıp oradan uzaklaşırken hızlı adımlarla merdivenlerden inerek çıkışa doğru ilerlemeye başlamıştı. Hastanenin ikici katı tamamen kadın doğum bölümü olarak ayrılmıştı.

“Ayşem Hanım dosyaya baktıysanız geri alabilir miyim?” Ayşem önünü kesen adamla kaşlarını çatmıştı.

“Henüz bakma fırsatım olmadı. Dosya babamın odasında o gelince kontrol edecektir.” Adamın yüzünün ifadesi değişirken arkasını dönerek hızlı adımlarla oradan uzaklaşmıştı. Genç kız telefonunu çıkararak Selda’yı aramıştı. Genç kadının cevap vermesiyle duraksamadan “Babamın odasına girmek isteyen olursa kapıyı sakın açma,” diyerek onay aldıktan sonra telefonu kapatmıştı.

“Çok beklettim mi?” Ayşem Serdar’a bakmadan ilerlemeye başlamıştı.

“Gidebiliriz sanırım,” dedi. Serdar kızın hızlı adımlarla hastane kapısından çıkışını izlerken yüzünü asmıştı. Ayşem’e nasıl yaklaşacağını bilmiyordu. Ama pes etmeye niyeti yoktu. Genç kızın arabasına doğru ilerlediğini görünce gülümseyerek onu takip etmişti. Uzaktan kapılarını açtığı arabaya binen kızı kısa bir süre izledikten sonra Ayşem’in el hareketiyle onu çağırdığını görünce adımlarını arabaya doğru ilerletmişti.

“Neden yalı kazığı gibi dikiliyorsun orada?”

“Ayşem Hanım ağzını bozmaya başlamış.”

“Sana küfür etmedim, bir benzetme yaptım.” Genç adam kemerini takarak kıza gülümsemişti. Tek kaşını kaldırarak kısa kısa bir bakış atıp arabayı çalıştırdı.

“Aç mısın?” Ayşem kolundaki saate bakarak daha öğleye bir saat olduğunu görünce başını iki yana sallamıştı.

“Pek değil,”

“Ama ben açım. Bir yerde durup kahvaltı yapalım.” Ayşem ağzını açıp itiraz edecekken Serdar sinyal vererek arabayı yol ayrımına döndürmüştü.

“İtiraz istemiyorum, çok açım ben.” Ayşem yerine sinerken Serdar kızın tepkisine ona göstermeden gülümsemişti.

“Çok garip davranıyorsun,” Ayşem’in sözleriyle genç adam ona dönmüştü.

“Ne gibi garip?”

“Bilmem ilk zamanlardaki gibi değilsin, garip davranıyorsun işte.” Serdar tekrar sinyal vererek arabayı sağa çekmişti. Genç kız etrafına bakınırken yeşillik bir alana geldiklerini görünce genç adama dönmüştü. Serdar da kıza dönerek, “Belki de bir şeylerin farkına varmanı istiyorumdur olamaz mı?” Ayşem kafası karışık bir şekilde adama bakarken Serdar arabanın kapısını açarak aşağıya inmişti. Ayşem adamın peşinden arabadan inerken etrafına bakınarak “Buraya neden geldik?” diye sordu.

“Kahvaltı yapmak için,”

“Ormanda mı?” Serdar arabayı kilitleyerek kızı bileğinden tutarak karşıya geçmesine yardımcı olmuştu. Ayşem o kadar şaşkındı ki kolunu çekmeyi bile akıl edememişti. Serdar onu ağaçlık alanın ilerisinde bulunan şirin bungalov tarzı bir kafeye götürmüştü. Ayşem hayranlıkla etrafına bakınırken Serdar “ Sevdin mi?” diye sordu.

“Güzel bir yer,” diyen kız mekanı incelerken Serdar onu boş masalardan birine yönlendirmişti.

“Serdar evladım hoş geldin.” Mekanda bulunan kapıdan içeriye giren adam Serdar’ı görünce gülümseyerek ona yaklaşmıştı. Genç adam oturmadan adamın elini sıkarken “Hoş bulduk Mustafa amca, nasılsın?” dedi.

“Seni gördüm daha iyi oldum, ne zamandır uğramıyorsun.”

“Bu aralar çok yoğunuz ondandır.” Serdar genç kızın karşısına otururken adamın bakışları Ayşem’e takılmıştı.

“Hanım kızımız kim, yavuklun mu?” Ayşem adamın sözleriyle gözlerini kısmıştı. Serdar kızın ifadesine gülerek “Sana güzel bir kız getireceğimi söylemiştim Mustafa amca, ne dersin güzel mi?” diyerek soruya politik bir cevap vermişti. Ayşem Serdar’ın adama itiraz etmesini beklerken verdiği cevapla şaşırmıştı.

“Maşallah pek güzel, Suzan yengen birazdan gelir o da pek beğenecek gelin hanımı…”

“Ben gelin Hanım…” Ayşem itiraz edecekken Serdar araya girmişti.

“Bize kahvaltı verir misin Mustafa amca, ikimizde çok açız.” Ayşem genç adama ters bir bakış atarken adam siparişi hazırlamak için yanlarından ayrılmıştı.

“Adama yalan söyledin.”

“Söylemedim, sadece itiraz etmedim.”

“Aynı kapıya çıkıyor, bizi birlikte sanıyor.”

“Ne olmuş, ne sakıncası var?” Ayşem ağzı açık bir şekilde genç adama bakarken Serdar uzanarak kızın çenesini yukarı kaldırıp ağzını kapatmıştı.

“Baba gözlerini büyüterek bakma Ayşem, çok sevimli oluyorsun.” Adamın sözleriyle bakışlarını kaçıran Ayşem yutkunmadan edememişti. Serdarın garip tavırları devam ederken aklına gelen ihtimali nedense genç adama konduramıyordu. On dakika içinde masa donatılırken Suzan dedikleri kadında mekana gelmişti. Serdar’ı gördüğüne sevinen kadın Ayşem’i görünce şaşırmıştı.

“Maşallah pek güzel,” diyerek Ayşem’i “tü tü,” lerken gen kız yüzüne gelen ıslaklığı peçeteyle silmeye başlamıştı. karşısında gülen Serdar’a ters bir bakış atarak sevimli tombul kadına dönmüştü.

“Bir yanlış anlaşılma var Suzan teyze, biz Serdar hocamla…” Serdar elindeki ballı ekmeği uzanarak konuşan kızın ağzına tıkarken boş bulunan Ayşem ani gelen hareketle az kalsın boğulacaktı.

“Çok konuşuyorsun güzelim, kahvaltını yap.” Kısa süren öksürük nöbetinden sonra Ayşem genç adama ters bir bakış atarak kadına dönmüştü ki kocasının seslenmesiyle onun yanına gitmişti.

“Ne yaptığını sanıyorsun, onları bilerek yanıltıyorsun.”

“Biraz idare etse ne olacak, Suzan teyze ne zaman buraya gelsem bana kısmet bulup duruyor.”

“Yine de yaptığın çok ayıp, onları kandırıyorsun.”

“Sonraki gelişimde de yanımda olursun sorun olmaz.”

“Olmaz öyle şey, bizi çift sanmalarını istemiyorum.”

“Neden, benimle çift olmak o kadar kötü mü?” Serdar’ın tüm neşesi kaçmıştı. Ayşem adamın sorusuna ne cevap vereceğini bilmiyordu. Başını önündeki tabağa eğerek derin bir iç çekti.

“Ablanla babamın evleneceğini unuttuğunu düşünüyorum.”

“Ne olmuş evleniyorlarsa, bu bizi çift olmamıza engel mi?” Ayşem adamın ciddi ifadesine karşılık sessiz kalmıştı. Engel derse bir süredir fark ettiği duygularına haksızlık yapmış olacaktı. Değil dese karşısında ki adamın tepkisini kestiremiyordu. Bu yüzden susmayı tercih eden genç kız önündeki menemene ekmeğini bandırıp ağzına atmıştı. Serdar genç kızın sessiz kalması karşısında umutlanırken bu günlük üzerine daha fazla gitmemeye karar verdi. Sessiz bir şekilde kahvaltılarını yaptıktan sonra eve doğru yola çıkan ikili arabada da sessiz kalmıştı.

“Ne düşünüyorsun?” Serdar daha fazla sessizliğe dayanamayarak sormuştu. Ayşem yolu izlemeyi bırakarak adama dönmüştü.

“Hiç bir şey,” diyen kız Serdar’ı dikkatini çekmişti. Birkaç saniye sonra ise Ayşem “Arabayı durdurur musun almam gereken bir şey var,” dedi. Serdar arabayı kenara park ederken Ayşem arabadan inerek “İstersen sen gidebilirsin, benim biraz işim var,” dediğinde Serdar arabayı durdurarak aşağı inerken Ayşem onu beklemeden karşıya geçmek istediği sırada kendisine doğru hızla gelen arabayı son anda fark etmiş ancak korkudan donup kalmıştı.

“Ayşem!” diye bağıran genç adam kızı son anda kolundan tutup geri çekerken araba durmadan hızla yanlarından geçip gitmişti. Kalbi kuş gibi çırpınan genç kız göğsüne sığındığı adamın bedeninin titrediğini fark edince korkuyla başını geriye çekerek adama baktı. Serdar kızın başını yeniden göğsüne yaslayarak kollarını sıkıca kıza dolamıştı. Kızın varlığından emin olmak istercesine her geçen saniye kollarını daha da sıkılaştırıyordu.

“Canım yanıyor Serdar,” diye fısıldayan genç kız adamın korkudan titrediğine inanamıyordu. Genç adam duyduğu sesle geri çekilirken kızın yüzünü avuçlarının arasına almıştı.

“İyi misin?” Serdar nefes nefese sorarken Ayşem yutkunarak başını aşağı yukarı sallamıştı. Genç adam aldığı cevapla yeniden kıza sarılarak “Çok şükür, sana bir şey olmadı,” diye fısıldamıştı.

“Serdar beni bırakabilirsin artık,” diyen genç kız devam etmişti. “Ben iyiyim,” dedi. Serdar kızı bırakarak sıkıca elini tutmuştu. Arabaya dönen Serdar Ayşem’in itiraz etmemesiyle onu araca bindirerek kendisi de direksiyona geçmişti. Birkaç dakika elleri direksiyonda arabayı çalıştırmadan öylece ileriye doğru bakan genç adam yaşadığı korkuya dayanamayarak “Neden dikkat etmiyorsun?” diye çıkışmıştı. Genç kız adamın ani çıkışıyla yerinde sıçrarken Serdar kıza dönerek endişeyle bakmıştı.

“Ne kadar korktum haberin var mı? Sana bir şey oldu diye aklım çıktı. O birkaç saniyelin zaman dilimi ömrümden ömür aldı.”

“Ben…”

“Ya sana bir şey olsaydı?” Serdar kızın sözünü keserken Ayşem yutkunarak adamın gözlerine bakmıştı. Genç kız adamın derin bakışları karşısında ne yapacağını şaşırmıştı. Serdar öyle içten ve sevgi dolu bakıyordu ki genç kızın aklı ister istemez karışmıştı. Öyle ki ağzından çıkan sözlerde bu karışıklığın en büyük kanıtıydı.

“Öyle bir bakıyorsun ki sanki bana bir şeyler hissediyormuşsun gibi…” dediğinde genç adam kızın sözleriyle buruk bir şekilde gülümsemişti. Ayşem o gülümsemeden ne çıkaracağını bilmiyordu.

“Benden hoşlanıyor olabilir misiniz Serdar hocam?” Ayşem ağzından çıkan soruyla hızla ağzını kapatırken hızla geriye doğru kapıya yaslanmıştı. Onun ani tepkisi genç adamın yüksek sesle gülmesine neden olurken ani gelen gülmesi aynı şekilde kesilmişti.

“Hayır senden hoşlanmıyorum…” Ayşem adamın cevabı ile tepetaklak olurken devam eden Serdar’ın sözleri kızı şoka uğratmıştı.

“Senden hoşlanmıyorum Ayşem, hoşlanmak sana karşı olan hislerimin tarifi olamaz bile…” zaman durmuştu. Dışarıda akan trafik genç kızın umurunda bile değildi. Tek odak noktası kendisine delici bir şekilde bakan adamın gözleriydi. Yutkunan genç kız bakışlarını kaçırarak kızaran yanaklarını saklamak için hemen başını çevirmişti.

“Seni anlayamıyorum…”

“İnan bende kendimi anlamıyorum. Bir çift mavi gözün bana yaptırabileceklerinden korkuyorum.” Ayşem hızla adama dönerken onun ciddi olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. Serdar içindekileri dökmenin rahatlığıyla gülümserken Ayşem delirdiğini düşünüyordu. Karşısında ki Serdar değildi ve ona duyguları olduğunu açıklamıyordu. Başını iki yana sallayan kız “Düş görüyorum sanırım, bu sözleri sen söylemiş olamazsın.” Serdar kızın kendi kendini ikna çabalarına gülümserken kızı çenesinden tutarak kendine bakmasını sağlamıştı.

“Seni seviyorum Ayşem Karahanlı… Ne kadar inkar edersen et bu değişmeyecek. Hazır olsan iyi edersin beni sevmen için elimden geleni yapacağım. Benden başka yolun olmayacak…” Ayşem gözlerini büyüterek adama bakarken Serdar duygularını ilan etmenin rahatlığıyla kızın gözlerinin en derinine aşkla bakmıştı. Geri çekilen genç adam arabayı çalıştırırken yol boyunca dudaklarının arasından çıkan ıslığa engel olamamıştı. Mutluydu, içindeki zehri akıttığı için ise keyifli… Bundan sonrasını Ayşem düşünecekti. Tabi bu düşüncede Serdar ona seve seve yardım edeceğini biliyordu.

***

Ayşem şaşkın, Serdar bu kadar erken itiraf bekliyor muydunuz? Yorumlarınızı bekliyorum…

45. BÖLÜM <<<<<<——>>>>> 47. BÖLÜM

26281cookie-checkCesur 46. Bölüm
mermaridyy hakkında 349 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

12 yorum

  1. Serdar ve Ayşem hikâye gelir anladığım kadarıyla:)

    Cesur haberi olmadan yapılan toplantıyı nasıl cevaplayacak merak ediyorum

    Ayşem babannesine yurtta kalmak istediğini nasıl acıklayacak

    ?

    Aklım da bir sürü soru 🙂

    Güzel bölümdü. Eline sağlık:)

  2. Serdar helal be sonunda söyledin içinden gelen herşeyi ayşeme

    Habersiz yapılan toplantı içinse Cesur canlarını okuyacak herhalde düğün işlerinden karşı çıkmaz sandılar galiba

  3. Serdar bu ne hız vallahi bu kadar çabuk beklemiyordum ama çok sevindim inşallah Ayşemde uzatmaz ve onlarda mutlu olurlar ben ikisini birbirinden ayrı düşünmek istemiyorum çünkü .Emeğinize saģlık çok güzel bir bölümdü

2 geri izleme / bildirim

  1. Cesur 45. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Cesur 47. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*