Gelincik Çiçeği 49. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Hikayeyi final yapmak için geri bölüm sayıyorum ancak hikaye sanki bitirme beni der gibi daha da konu açılıyor. Sizce hızlı bir finalle bitireyim mi yoksa akışına mı bırakayım? Acele işim vardı arkadaşlar kontrol edemedim. Hata varsa affola. Keyifli okumalar!

***,

Genç kadın kızların konuşmasını dinlemiyordu. Aklı Aslı’nın sözlerine takılı kalmıştı. Han nasıl ailesine karşı çıkabilirdi ki? Dalgın bir şekilde dururken Alya’nın “Cemile abla iyi misin?” diye kendine sormasıyla başını kaldırmıştı.

“Bir şey mi dedin canım?”

“İyi misin daldın gittin?” Alya endişeli bir şekilde genç kadına bakarken Cemile hafif gülümsemişti.

“İyiyim merak etme Alya sadece biraz yorulmuşum.”

“İstersen sen yatabilirsin abla, biz biraz daha oturabiliriz.” Cemile genç kızı onaylarken ikişerli kalacakları odada Cemile ve Alya için hazırlanan odaya geçmişti. Arya genç kadına yerini gösterirken kızların yanına salona geçti.

“Cemile ablaya bir şey mi oldu?” Arya kardeşinin yanına gelerek sormuştu.

“Neden?”

“Az önce ona kıyafet verdim ama birkaç kez seslenmeme rağmen beni duymadı.” Alya da kadının birden durgunlaştığını farkındaydı. Özellikle Aslı’nın konuşması sırasında. Alya zeki bir kızdı ve etrafında olabilecekleri gözlemlemeyi severdi.

“Bilmiyorum ki ben ona bir bakayım siz de çayları doldurun.” Arya kendini kanepeye bırakırken Akasya yerinden kalkarak herkese atıştırmalıklarla birlikte çay getirmişti.

Alya derin bir nefes alarak odaya girdiğinde yatağında uzanan kadına kısa bir bakış atmıştı. Kapıyı arkasından çekerek gece lambası altında Cemile’nin yattığı yatağa doğru ilerledi.

“Cemile abla, iyi misin?” örtüyü başına kadar çeken genç kadın yerinde kıpırdanarak boğuk bir sesle “İyiyim,” derken Alya onun sesindeki garipliği hemen fark etmişti.

“Bana bakar mısın abla?” Alya yatağın kenarına otururken kadının iç çekmesiyle yavaşça üzerinde ki örtüyü çekmişti.

“Cemile abla?” Cemile ağlamaktan kızarmış gözleriyle genç kıza bakarken Alya derin bir nefes alarak devam etmişti. “Han abinin sevdiği kişi sensin değil mi?” Cemile bakışlarını kaçırırken Alya cevabını almıştı. Cemile yerinde doğrulurken sırtını yatağın başlığına dayamıştı.

“Ben ne yapacağımı bilmiyorum.”

“Neden? Senin ne kabahatin var abla? Adam seni sevmiş, ailesine karşı savunmuş sevinmelisin.”

“Nasıl sevineyim Alya benimle o denk mi?” Alya duyduğu ile kaşlarını çatmıştı. Gözlerini kısarak “Cenk ve ben denk miyim abla?” dediğinde Cemile yutkunmuştu.

“Erkeği ayıplamıyor toplum Alya, bunu sende biliyorsun. Kadın olmak bazı konularda suç… Boşansan dul olursun, adamın elinin artığı olursun ama erkeğe bir şey olmuyor işte.”

“Abla bu düşünceyi at kafandan.”

”Nasıl atayım Alya? Baksana benim yüzümden ailesiyle tartışıp evi terk etmiş.”

“Onlar zamanla Han’ı affederler sen mutluluğuna bak abla. Han abiye karşı bir şey hissediyor musun?” genç kadın gelen soruyla yutkunmuştu. Bakışlarını kaçırırken Alya istediği cevabı sözlü olarak duyamasa da almıştı.

“Biz olamayız Alya,”

“Bence siz çoktan oldunuz sen ayak diretiyorsun. Arkanda duran, seni savunan bir adam var abla. Arya’dan az çok onu dinlemiştim. Han abi öyle kararsız bir adam değildir. Oyun oynayacak biri hiç değil. Eğer seni sevdiğini söylüyorsa bunu sana hissettiriyorsa doğruyu söylüyordur. Bak bu yaşına kadar birçok kez evlenebilirdi. Aslı annesinin ona pek çok kız bulduğunu ama Han’ın hiç biriyle görüşmediğini söylemişti. Şimdi ise senin için ailesini karşısına alıyor. Onu yalnız bırakma abla, bırak hayatın düzene girsin. Eğer duygularından eminsen mutluğunu elinin tersiyle itme.”

“Bilmiyorum Alya, adam evin tek oğlu!”

“Sende tek kızısın ne olmuş?” Alya’nın ani çıkışıyla Cemile gülümsemeden edemedi. Kafası karışık olsa da Han ile konuşmadan karar veremezdi.

“Teşekkür ederim Alya, içimi rahatlattın.”

“Hadi sen dinlen abla, biz salonda olacağız. Kendini iyi hissedersen yanımıza gelirsin.” Cemile başını sallarken telefonuna gelen mesajla bakışlarını yastığın üzerinde ki telefona çevirmişti. Alya ekranda ki isimi görünce gülümsemeden edemedi.

“Bence ona dürüste cevap vermelisin, çok kararlı görünüyor.” Cemile gülümseyerek odadan çıkan kızın ardından bakarak telefonunu alıp genç adama cevap yazmaya başlamıştı.

“Cemile abla nasıl oldu?” Arya kardeşine yer açarken Alya ikizinin yanına oturup bir elini şiş karnına koymuştu.

“Daha iyi, yeğenlerim nasıl? Hareket ediyorlar mı?” Arya yüzünü asarak cevap vermişti.

“Bu çok hareket ediyor ama bu pek değil.” Sağ tarafında yeniden bir hareketlenme olunca Alya heyecanla ikizine bakmıştı.

“Tekme attı hissettin mi?” Arya gözünü devirerek kardeşine bakmıştı.

“Dikkatini çekerim attığı tekme benim karnım.”

“Sende hiç heyecan vermiyorsun Arya,” diyerek geri çekilen Alya diğer kızlara dönmüştü.

“Siz nasılsınız kızlar, var mı bir gelişme?” iki arkadaşının da ilişkisi biraz sorunluydu. Aslı yüzünü asarken Akasya gözlerini kaçırarak ellerine bakmıştı.

“Ne oldu?” bu kez Arya yerinde dikelmişti.

“Akasya, sen neden gözlerini kaçırıyorsun?” Akasya sıkıntıyla nefesini dışarıya vererek konuşmuştu.

“Ya Onur hemen evlenmek istiyor ben ne yapacağımı şaşırdım.” Akasya birden cevaplarken Alya gülümseyerek arkadaşına bakmıştı.

“Bu normal değil mi? Adam liseden beri sana aşık!”

“Ya…” Aslı hemen yanında ki kıza dönerken Akasya utanarak yüzünü saklamıştı. Gülümseyen genç kız “Ben bana takıldığını düşünüyordum ama gerçekten seviyormuş. Annem de ona çanak tutuyor resmen.”

“Kadın anlamış damadının duygularını ne var yani?” Aslı kıza takılırken Akasya derin bir iç çekti.

“Okul bitmeden evlenmek istemiyorum Alya, diplomamı alıp öyle evlenmek istiyorum.”

“Neden? Onur eminim okuluna karışmayacaktır.”

“Öyle ama ailesinin karşısına hala bir öğrenci olarak çıkmak istemiyorum.”

“Saçmalama, bak Alya ve Cenk evlendi!” diye araya giren arya ortamın havasını değiştirmişti.

“Sahi nedir bu evlilik meselesi? Siz yazın evlenmeyecek miydiniz?” Alya omzunu silkerek cevap verdi.

“Valla içim rahatladı bu nikahla. Nişanlı bir şekilde aynı yerde uzun bir süre durmak bana göre değilmiş onu anladım.” Aslı tek kaşını kaldırırken Akasya aşkınlıkla ona bakmıştı.

“Nasıl?”

“Her fırsatta yan yanayız bana göre değil böyle ilişkiler. Bir adı olmalıydı oldu. Hafta sonu nikahımız da kıyılacak!”

“Gerçekten mi? Ama düğün?”

“Düğünümüz Arya doğum yaptıktan sonra olacak. O konuda hala aynı fikirdeyiz. Üstelik nikahtan sonra okul açılana kadar bir hafta yokuz.” Alya sözleriyle şaşkınlık üzerine şaşkınlık oluştururken Arya ikizinin açık sözlülüğüne gülmeden edememişti.

“Kızları şoka soktun Alya, düzgün anlat konuyu da kafaları karışmasın.”

“Bana bir araştırma için davetiye geldi, yurtdışından. Cenk ile katılacağız!”

“Hadi be, gerçekten mi? Bu çok güzel!”

“Evet, ne zamandır katılmak istediğim bir araştırma grubuydu. Arkadaşlar misafir öğrenci olarak beni de istediler. Kısa sürecek ama güzel olacak.”

“Cenk hoca bu duruma ne diyor?”

“O da katılacağını söyledi, yani eşim olarak yanımda olacak!” dediğinde kızlar hep bir ağızdan “Vayyy, hanımını yalnız bırakmıyor öyle mi?” Alya kızların tepkisine gülerken bir omzunu silkeleyerek cevap vermişti.

“Hele bıraksın aklını alırım onun!”

“Bizim kız kendini aştı görüyorsunuz değil mi? Nikâhı kıyıldıktan sonra bir cesaret geldi üzerine.”

“Gelir tabi, adamın tapusunu aldım daha ne!” dediğinde hep birlikte gülmüşlerdi. Arya esnemeye başladığında saate bakan Alya yerinden kalkarak “Geç oldu artık yatalım,” dedi. Akasya da kızı onaylarken Arya’nın kalkmasına yardımcı olan Alya, “Sen yat Arya, ben etrafı toplar öyle yatarım,” dedi. Arya uykusu olduğu için bu teklife hayır diyemeyecekti. Genç kadın odasına giderken kızlar hep birlikte ortalığı toplayarak odalarına çekilmişti.

***

Genç adam sabah erkenden uyanmış ekmek almak için evden çıkmıştı. Ağır adımlarla yolda ilerlerken dün olanları düşünüyordu. Alya ile nikahlanmıştı ve o bu sabah karısı ile kahvaltı yapmak istiyordu. Ekmek alıp eve döndüğünde annesinin çoktan kahvaltıyı hazırlamaya başladığını görünce yüzü asıldı.

“Ne doldu oğlum?”

“Dışarıda kahvaltı yaparız diye düşünmüştüm.” Diyen oğluna gülmüştü kadın.

“O yüzden mi ekmek almaya gittin?” dediğinde Cenk başını iki yana salladı.

“Ekmek almaya gidince aklıma geldi anne,” derken yüzü iyice asılmıştı.

“Senin derdin başka, sen gelinimle kahvaltı yapmak istiyorsun!” dediğinde Cenk annesinin kendisini bu kadar iyi tanımasından ilk kez hoşlanmamıştı.

“Hakkım değil mi anne, daha yeni evlendik.”

“Oğlum, nikah kıymış olabilirsin ama düğün olmadan kızıma yanaşmaya sakın kalkma.”

“Anne ben öyle biri miyim?” diyen Cenk annesine kırılmıştı.

“Değilsin elbet ama ateşle barut evladım. Sen yine de dikkat et emi?” dediğinde Cenk başını sallayarak elindeki ekmeği tezgahın üzerine bırakmıştı.

“Yardım edeyim mi?”

“Çayı yeni demledim oğlum, birazdan masayı da hazırlarım,” dediğinde Cenk’in telefonu çalmaya başlamıştı. Ekrana baktığında ‘Karıcım’ yazısını görünce yüzü birden aydınlanmıştı.

“Efendim,” diyerek telefonu açan genç adam sesinde ki heyecanı saklayamamıştı.

“Selamünaleyküm Cenk, ne yapıyorsunuz?”

“Aleykümselam, annem kahvaltı hazırlıyordu siz ne yapıyorsunuz?”

“Bende bu yüzden aramıştım. Arya ve Aras kahvaltıyı birlikte yapalım dedi. Eğer annem…”

“Geliriz tabi,” diyerek genç kızın konuşmasını kesen Cenk çoktan ocağın altını kapatmıştı bile. Deniz Hanım şaşkınlıkla oğluna bakarken Alya devam etmişti.

“Bekliyoruz o zaman, gelirken ekmekte alır mısın?” diye soran kızla duraksayan Cenk birden içinin ısındığını hissetmişti. Karısı ondan ilk kez bir şey istiyordu. Çok saçmaydı belki ama bu istek Cenk’in içini sıcacık yapmıştı.

“Alırım canım, başka bir isteğin var mı?” dediğinde Alya sessiz kalmıştı. Cenk yeniden seslendiğinde genç kız “Yok siz gelin yeter,” dediğinde telefonu da kapatmıştı.

“Oğlum ne oluyor?”

“Alya aradı, kahvaltıyı birlikte yapalım dedi.” Deniz Hanım oğlunun yanağını okşayarak gülümsemişti.

“Allah’tan başka bir şey isteseymişim evladım,” dediğinde genç adam da gülümsemişti.

“Anne ben Han’ları kaldırayım sende hazırlan. Çıkarız birazdan.” Deniz Hanım oğlunun heyecanına şükrederek odasına geçerken Cenk de misafirlerini kaldırmak için odalarına gitmişti.

***

“Ne oldu Alya, ayran budalası gibi ne telefona bakıyorsun?”

“Şey abimleri de çağıralım mı diye düşünmüştüm.” Alya zihninde dönen genç adamın ‘canım’ hitabıyla gülümserken Arya kardeşine cevap vermişti.

“Güzel olur, onları da çağıralım. Hem biliyorsun dün yengemin hediyesi eve gitti. Eminim geç olduğu için Esma yengem bizi aramadı.” Alya onu onaylarken acaba görmedi mi ocağı,” dediğinde Arya başını iki yana sallamıştı.

“İmkansız,” dediğinde evin zili çaldı.

“Ben bakarım sen salona otur.” Alya kapıya giderken başında ki türbendi düzeltmişti. Arya’nın çeyizinden çıkardığı turkuaz tülbent kızın mavi gözlerini ortaya çıkarmıştı. Kapıyı açan genç kız kendisine sıkıca sarılan kadınla şaşırmıştı.

“Yenge?” Alya şaşkınlıkla yengesinin arkasında ki abisine bakarken adam gülümseyerek kardeşine karşılık vermişti. ,

“Çok teşekkür ederim Alya, hediyeniz çok güzeldi,” dediğinde Alya da kadına sıkıca sarılmıştı.

“Önemli değil yenge, beğenmene sevindim.”

“Arya nerede?” Esma eve girerken Selim kardeşinin burnunu sıkarak alnını öpmüştü.

“Teşekkür ederim canım, sabah az kalsın sayenizde kalpten gidecektim.”

“Anlamadım?” diyen Alya gerçekten abisinin neden bahsettiğini anlamamıştı.

“Sabah gördü hediyenizi, öyle bir sevindi ki az kalsın yataktan düşüyordum.” Alya abisine gülerken yengesinin mutlu olmasına çok sevinmişti. İkili birlikte içeri girdiğinde Arya ve yengesi yan yana oturmuş konuşuyordu.

“Ne gerek vardı kızlar, keşke masrafa girmeseydiniz.” Esma sabah kahvaltısı yapmak için mutfağına girdiğinde hemen farklılığını fark etmişti. Mutfağında son model bir ankastre set vardı ve üzerinde kızların bıraktığı ‘güle güle kullan yengecim’ yazan not. Not tabii ki de ikizler olarak imzalanmıştı.

“Ne zamandır sana hediye almak istiyorduk yenge, faydalı bir şey olsun istedik. Beğenmene sevindik,” diyen Arya kadının elini sıkarken Selim karşısında ki manzara için içinden şükrediyordu. Karısı ve ailesi çok iyi geçiniyordu. Ne Esma ailesinden şikayetçiydi ne de ailesi gelin diye Esma’yı ayırt ediyordu.

“Bizde sizi arayacaktık, kahvaltıyı beraber yapalım diye.”

“Serdar’ı da çağırdınız mı?” diye soran Esma kocaman gülümsemişti.

“Henüz değil, birazdan ararız.”

“Onu boş verin, karısıyla kahvaltı yapsın.” Esma’nın sözleriyle Selim tek kaşını kaldırarak karısına bakmıştı.

“O nedenmiş, ben seninle kahvaltı yapmak için inatlaştığımda bu kadar anlayışlı olmuyorsun.”

“Bu günlük görmezden gelelim Selim, ne de olsa taze anne baba olacaklar.” Esma’nın sözleri evde sevinç nidaları attırırken Selim şaşkınlıkla karısına bakmıştı.

“Gülşen hamile mi?”

“Evet, dün öğrendik. Bu sabah Serdar’a söylemeyi düşünüyordu.” Selim sevinçle gülümserken Aras’ta onlara katılmıştı. Selim ile tokalaşırken yengesine ‘hoş geldin,’ demekle yetinmişti. Trabzon merkez küçük yerdi ve yarım saat içinde tüm misafirler toplanmıştı. Kahvaltı hazır olunca son olarak Cenk eve gelmişti. Genç adam ekmek almak için gittiği fırında sıra olunca beklemek zorunda kalmıştı. Kapıyı Alya genç adama açarken Cenk karısını karşısında görünce kocaman gülümsemişti.

“Hayırlı sabahlar Alya,” Alya adamın gülümsemesiyle ona aynı şekilde karşılık vermişti.

“Hoş geldin, hayırlı sabahlar.” Kenara çekilirken Cenk kızın karşısında duraksayarak örtünün ortaya çıkardığı mavi gözlerine bakmıştı.

“Bir şey mi oldu?” Alya adamın bakışları karşısında duraksarken sormuştu.

“Yazman çok yakışmış,” dediğinde Alya al al olan yanaklarını saklamak isteyerek başını öne eğmişti.

“Teşekkür ederim, hadi kahvaltı hazır salona geçelim,” dedi. Cenk kızın kızaran yanaklarına hayranlıkla bakarken ne kadar şanslı olduğunu düşünerek yeniden şükrediyordu.

“Kahvaltıdan sonra biraz dolaşalım mı?” Alya kapıyı kapatarak adama dönmüştü.

“İsterdim ama bu gün kızları gezdireceğiz.”

“O zaman hep birlikte gezelim, kalabalık oluruz hem.” Alya başını sallayarak adamı onaylarken içeriden Deniz hanımın sesi gelmişti.

“Nerede kaldınız kızım, çaylar soğudu,” kadının seslenmesiyle Alya hızla salona geçmişti.

“Geldik anne,” derken ardından salona giren Cenk’in uzattığı ekmekleri alarak dilimlemek için mutfağa geçmişti.

“Ellerimi yıkayabilir miyim?” genç adamın sorusu ile Arya seslenerek “Alya Cenk’e banyoyu gösterir misin?” demişti. Alya ekmeklerle salona girerken Cenk’e banyoyu göstermek için öne geçmişti. Genç adamın kızın ardından salondan çıkarken Alya banyoyu göstererek kapıdan çekilirken salona dönmüştü. Genç adam kızın ardından iç çekerek bakarken gülümsedi. Hep birlikte neşeli bir şekilde kahvaltı yapılırken kapının çalmasıyla Aras yerinden kalkıp kapıyı açmaya gitmişti. Serdar tüm neşesiyle salona girerken yüzünü asmıştı.

“Herkes burada bir biz mi fazlalıktık, aşk olsun.” Serdar’ın sözleri ile herkes itiraz ederken genç adam kendinden beklendiği bir sevinçle “Şaka yaptım arabaları görünce bir uğrayayım dedim,” dedi.

“Kahvaltı yapmadıysanız çağır Gülşen’i de gelsin.” Selim’in sözleriyle Serdar abisine gözleri parlayarak bakmıştı.

“Abi…” diye sesinin tonunu yumuşatan genç adam Selim’in yutkunmasına neden olmuştu.

“Bir şey mi oldu Serdar,” diyerek yerinden kalkarken kardeşinin ses tonu adamı tedirgin etmişti. Serdar beklenmeyecek bir şekilde duygusallaşarak cevap vermişti.

“Yakında amca olacaksın, baba olacağım,” dediğinde Selim rahat bir nefes alarak başını eğmişti.

“Arıza mısın Serdar, ödümü kopardın. Bir şey oldu sandım.” Serdar duygusal bir şekilde gülümseyerek başını sallamıştı.

“Oldu ya, bundan daha güzel ne olabilir ki? Sene Amca olma zevkini tadacaksın,” diyerek adamla şakalaşırken Selim dayanamayarak kardeşine sıkıca sarılmıştı.

“Allah analı babalı sağlıkla doğmasını nasip etsin.”

“Amin!” herkes genç adamı tebrik ederken Gülşen’in de gelmesiyle kardeşler tamamlanmıştı. Kahvaltıyı yaptıktan sonra evi toparlayarak hep birlikte gezmeye karar vermişlerdi. Alya Cenk’in arabasının önüne binerken Deniz Hanım ve Cemile de arka koltuğa binecekken Han’ın seslenmesiyle duraksamıştı. Cenk ne olduğunu anlayamazken ablasına kısa bir bakış attı.

“Abla?”

“Siz gidin Cenk bizim konuşmamız gereken şeyler var,” diye kardeşini yanıtlayan Cemile arabanın kapısını kapatarak Han’a doğru ilerlemeye başlamıştı.

“Anne sen öne geç istersen,” diye arkaya dönüp konuşan genç kız Deniz hanımın itirazı üzere yerinde kalmıştı.

“Hazır mısınız hanımlar?” Cenk arabayı çalıştırırken kızların Selim abisinin arabasına bindiğini görmüştü. Ahmet’te onların arabasına gelirken hep birlikte sırasıyla yola koyulmuşlardı.

“Nereye gideceğiz?”

“Önce Çal mağarasına gidelim isterseniz, oradan dönerken de sera gölüne uğrarız.” Cenk’in önerisiyle Alya abisin aramıştı. Selim öğretmen olduğu için öğrencilerini her yıl okul gezisine götürüyordu. Onun fikrini de almak istediğinden sorma gereği hissetmişti. Abisiyle kısa süren konuşmadan sonra telefonu kapatan genç kız yanında ki adama döndü.

“Önce Hıdır Nebi yaylasına, oradan çal mağarasına sonrada Sera gölüne gidelim dedi.” Cenk başını sallayarak konumu ayarlarken Arya diğer araçtakilere de mesaj atmıştı. Hep birlikte belirledikleri rotayı gezerken yaylanın manzarasına, mağaranın içindeki atmosfere ve Sera gölünün doğal güzelliğine hayran kalan misafirler bol bol resim çekilmişti. Yemeklerini de Sera gölü kenarında ki restoranda yiyen grup eve doğru yola çıkarken Cenk genç kızdan ayrılmak istemediği için “Meydana gidelim mi?” diye sormuştu. Deniz Hanım yorgun olduğu için eve gitmek istediğinden Alya sonra gidebileceklerini söylerken kadın eve dolmuşla gidebileceğini söylemişti.

“Olmaz öyle şey anne, herkes yoruldu. Hem evde misafirler var ayıp olur.” Cenk’in yüzü Alya’nın sözleri ile asılırken onun haklı olduğunu biliyordu.

“Peki yarın görüşürüz o zaman.”

“Yarın nereye gideceğiz?”

“Uzungöl, Sultan Murat yaylasına doğru gideriz.”

“Akşama konuşuruz,” diyen Alya sessiz kalmıştı. Genç kızı eve bırakan Cenk Alya’nın anne ve babasına kısa bir selam verdikten sonra evine doğru yola koyulmuştu. Ablası gün boyu Han ile birlikte olduğu için annesine kısa bir bakış atarak sormuştu.

“Anne bilmem gereken bir şey var mı?”

“Ne gibi oğlum?”

“Ablam ve Han hakkında?” Deniz Hanım başını açık cama doğru çevirirken sıkıntıyla nefesini dışarı vermişti.

“Ablan sana anlatır evladım.”

“Başı belada mı? Ablamı hala rahatsız mı ediyorlar?” Cenk’in aklına ilk gelen şey eski kocasının ailesinin ablasını hala rahatsız ediyor olabileceğiydi. Deniz Hanım oğluna dönerek başını iki yana sallamıştı.

“Bu konu onlarla alakalı değil, tamamen ablanın özeli.”

“Ablamın özeli mi?” Cenk şaşkınlıkla annesine dönerken kadın oğluna yola dikkat etmesini söylüyordu.

“Ablan eve gelince konuşursunuz.” Cenk’in aklı karma karışıktı. Yol üzerinde gördüğü mağaza ile duraksayan genç adam arabayı sağa çekerek durdurmuştu.

“Ne oldu Cenk, neden durduk?”

“Bana yardımcı olur musun anne?” Deniz Hanım oğlunun neden bahsettiğini gördüğü mağaza ile anlamıştı.

“Hadi gidip gelinime güzel bir tane seçelim,” dediğinde Cenk minnetle annesine bakmıştı. İkili birlikte mağazadan içeriye girerken mağaza görevlisi yanlarına gelerek yardım edebileceği bir şey olup olmadığını sormuştu. Cenk annesi ile Alya’ya hediye seçerken oldukça keyifliydi.

“Anne bunu sen verir misin?”

“Neden sen vermiyorsun?”

“Alya ona sürekli hediye almama kızıyor,” dediğinde Deniz Hanım gülmüştü. Oğlunun arada genç kıza hediyeler aldığını biliyordu. Bu durum kadının hoşuna gitse de Alya’dan azar işittiğini ilk kez duyuyordu.

“Bu hediye farklı ama ona sen vermelisin.” Cenk elindeki birkaç eşarp ve şalın olduğu pakete bakarak başını sallamıştı.

“Haklısı anne, ben versem daha iyi olur.” Tekrar arabaya binerek eve doğru yola çıkan ikili eve kadar sessiz kalmıştı.

***

“Kızlar gelmedi mi anne?” Alya eve girip selam verdikten sonra salonda ananesiyle oturan annesine sormuştu. Emine Hanım kızını görünce gülümseyerek ona baktı.

“Yok daha gelmediler, sizin geziniz nasıl geçti?”

“Keşke gelseydiniz anne çok güzeldi.”

“Biz yaşlandık artık kızım, yola dayanamıyoruz.” Alya annesinin boynuna sarılarak yanaklarını öpmüştü.

“Siz bizi cebinizden çıkarırsınız. Ben namazımı kılıp geliyorum,” diyerek odasına geçen genç kız iki kadının ardından ettiği şükür dualarından habersizdi.

“Emine, bu kızın düğününü en kısa sürede kurmak gerek.”

“Anne yaza itiyor düğünü biliyorsun.” Yaşlı kadın kızına onaylamaz bir şekilde bakarken devam etmişti.

“Günahtır kızım, bu kız artık evli. Nikahlarını hemen kıymayacaktınız.”

“Anne lütfen, bu konuyu Ahmet’in yanında açma. Biliyorsun Alya çok üzülüyor bu konu hakkında.”

“Ben bilmem kızım, Alya evli biri artık. Evli kadının yeri de kocasının yanıdır. Düğün bahane etmeyin,” dediğinde Emine Hanım annesine ne söyleyeceğini bilememişti.

“Ne konuşuyorsunuz bakalım?” Alya ananesinin yanına giderek koluna girip başını kadının omzuna yaslamıştı.

“Senin düğünü konuşuyorduk Alya, sen ne düşünüyorsun?”

“Yaza dedik ya anane.” Kadın başını düşünceli bir şekilde sallayarak torununa bakmıştı.

“Neden bu ısrarın kızım, havalar şimdide çok güzel.”

“Havaları düşünmüyorum anane, Arya’nın doğum yapmasını istiyorum.” Alya konunun uzayacağının farkındaydı. Yerinden kalkarak ikiliye “Çay koyacağım içeriz değil mi?” dediğinde iki kadın da kızın ne yapmak istediğini anlamıştı.

“Konuyu değiştirme Alya, bu konuyu iyi düşün. Ne yapmak istiyorsanız Arya hamileyken de olur. Madem nikahlandınız sorumluluklarınızı bilin.” Genç kız yaşlı kadının sözleriyle duraksarken dalgın bir şekilde salondan çıkıp mutfağa geçerken deri bir iç çekmişti. Anlaşılan evlenip bu evden gidene kadar ailesini memnun edemeyecekti. Çayı ocağın üzerine koyarken kapı zilinin çalmasıyla arkadaşlarını karşılamak için kapıyı açmıştı. Kızlar temiz havanın etkisiyle oldukça yorulmuştu. Kendilerini salona atarken iki yaşlı kadının elini öpmeyi de ihmal etmemişlerdi.

“Ahmet nerede?”

“Abinlerle gitti, hep birlikte maç izleyeceklermiş.”

“Doğru ya Trabzon sporun maçı vardı. Kahvededirler şimdi.”

“Biz gidemiyor muyuz bu kahvehaneye?” Alya Aslı’nın sorusuna gülerken genç kız cevap vermişti.

“Siz biraz dinlenin ben sizi sahile indiririm. Akşamları sahil çok güzel olur.”

“Ayyaşlarla uğraşmayalım sonra?” Alya kızın tedirgin olmasına gülümseyerek cevap verdi.

“Endişelenme burada kimse bize musallat olmaz. Hem istersen Ahmet’i de çağırırım.”

“Ay yok o maç olunca öldürsen gelmez. Fanatiktir. Cenk hocayı çağırsana.” Alya kızın sözleri ile duraksamıştı. Ayrılmadan önce meydana gitmek istediğini belirten genç adamı arayarak onu sahile çağırmanın ne kadar doğru olacağını düşünüyordu.

“Yoğrulmuştur o şimdi rahatsız etmeyelim.”

“Bence arayalım, nede olsa kocan değil mi?” Akasya’nın sözleri ile Alya gülmüştü.

“Mesaj atarım gelmek isterse bize katılır.” Kızların konuşması bitince yanlarındaki iki yaşlı kadını fark eden grup duraksamıştı.

“Anne, anane…” Alya çekinerek ikiliye bakarken nasıl olmuştu da onların varlığını unutmuş olduğunu düşünüyordu.

“Sizde gelmek ister misiniz?” Alya yutkunması sırasında Akasya araya girmişti.

“Yok kızım siz gidin gezin. Ama geç kalmayın…”

“Saat yediye geliyor Emine teyze, sekizde gitsek on gibi geliriz.” Aslı cevap verirken yaşlı kadın homurdanmıştı.

“Ara kocanı yanınızda olsun.” Hatice ananenin sözleri ile Alya ona dönmüştü. Daha önce abilerini onlarla gönderen kadın şimdi Cenk’i aramasını istiyordu.

“Abimleri ararım gelmek isteyen gelir.”

“Sen evlisin Alya, kocana haber vermen gerek.” Alya kadının sözleriyle duraksamıştı. Onun haklı olduğunu biliyordu. Yüzü asılırken telefonunu alarak odasına geçmişti. Kısa bir süre düşündükten sonra Cenk’in numarasını tuşlayan genç kız karşıdan bir cevap gelmesini bekliyordu. Genç adam telefona cevap vermeyince sahile ineceklerine dair mesaj atmıştı. Odasından çıkarak iki kızın yanına giderken hazırlanmaları için onları kendi odasına götürmüştü. Yanlarına kalın hırkalar almayı da ihmal etmeyen üç kız evden ayrılarak sahile doğru yola koyulmuştu.

“Cenk cevap yazmadı mı?”

“Henüz görmedi, görünce dönüş yapacaktır.” Hep birlikte dolmuşa binerek forumda inen kızlar forumun yanındaki parka kısa bir tur attıktan sonra sahile gitmeye karar vermişti. Oldukça koyu bir sohbetin içinde yürümeye eden kızlar yanlarında durup kendilerine korna çalan arabayla yerinde sıçramıştı. Alya sinirle korna alan arabaya dönerken kendisine gülümseyerek bakan Cenk’i görünce gözlerini kapatarak sakinleşmeye çalışmıştı.

“Ne yapıyorsun Cenk?”

“Karıma korna çalıyorum,” adamın kaygısızca sarf ettiği sözleri Aslı ve Akasya’yı güldürürken Alya gözlerini devirerek kızlara dönmüştü.

“Madem arabamız var Akçaabat sahile gidelim,” dedi. Cenk arabaya binen kızlara dönerek selam verirken Alya genç adama dönerek “Akçaabat sahile gidelim,” dedi.

“Annemler bu saatte gezmenize nasıl izin verdi?” Cenk’in sorusuyla Alya ağzının içinden homurdanmıştı.

“Niye vermesinler ki kocam yanımda.”

“Anlamadım?” Cenk kızın ne dediğini anlamazken Aslı gülerek “Kocası yanında niye kızsınlar,” dediğinde Cenk gülerek Aslı’ya bakmıştı.

“Bakıyorum da çok hoşuna gitti?”

“Ne yalan söyleyeyim valla gitti. Karımla akşam gezmesindeyim daha ne olsun,” dediğinde Alya genç adama ters bir bakış atmıştı. Cenk uzanıp kızın elini tutarak üzerini öpünce Alya şaşkınlıkla dona kalırken Cenk şakacı bir tonda “Kızma karıcım, şaka yapıyordum,” dediğinde Alya hızla elini çekmişti. Kalbi deli gibi atıyordu. Akasya ve Aslı ise ikiliyi film seyreder gibi keyifle seyrediyordu.

“Düğün ne zaman hocam?”

“Bana kalsa hemen ama Alya yaz düğünü istiyor.” Alya adamın sözleri ile ona dönerken akşamüzeri ananesinin sözlerini hatırlamıştı.

O belki de kocasından ayrı durarak günah işliyordu! Düğün işini bir daha mı düşünseydi.

“***”

Acaba bir sonraki bölümde düğün mü yapsak yeniden? Hikayenin gidişatı nasıl, sıkıldınız mı? Final yapayım mı sonraki bölümde?

Son olarak ASİL KAN 2 hikayesi için youtube topluluk kısmına alıntı bıraktım. merak edenler bakabilir…

48. BÖLÜM<<<<<<——->>>>> 50. BÖLÜM

26470cookie-checkGelincik Çiçeği 49. Bölüm
mermaridyy hakkında 349 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

15 yorum

  1. Final olmasın yazarım mahkeme devam ediyor kenan ve yegeninin mahkeme sonundaki yüzlerini merak ediyorum ayrıca alfanın sınav sonuçları da belli değil hoca niye ona farklı sorular sordu ortaya çıkmadı e Cemile gideceği gezi var düğün var okul hayatı var bu arada bölüm çok güzeldi yazarcim ellerine emeğine yüreğine aklına sağlık sağlık

  2. Yaa hiç acele etme final için daha doyamadık Alya ile cenke daha diğer karakterler var tamamlanması gereken çok konu var lütfen acele etme final vermek için yaza bakarız olmazmı final mevzusuna daha çok ekmek yer bu hikaye, seviliyorsun yazarcım emeğine sağlık

  3. Hikaye gayet güzel ilerliyor lütfen hemen final yapma.. Ben daha yeni çift olmuş Alya & Cenk doyamadım. Düğünleride hemen olsun yaa kavuşsunlr ☺️ 🙂 Emeğine sağlık çarşmba ve cuma akşamlarının güzel olması sebebisin 🙂 Tüm hikayelerini severek takip ediyorum 🙂 Umarım emeklerinin karşılığı seni bulur . Yazma tutkun hiç bitmesin 🙂
    Alya ve Cenk’e daha çok diyaloğ gelsn lütfen.

  4. Bence de akışına bırak canım, düğün erken olursa harika olur. Diğer arkadaşların bahsettiği gibi yarım kalan bir kaç konu var onlar da hallolsun. Emeğine sağlık yine harikaydı

  5. Ya ćok tatlılar bence düģünleri olsun onları birazda evli okuyalım ama hemen final yapmayın bazı durumlar yarım kalır gibi .Ayrıca Cemile ve Han’ı da merak ediyorum .Harika bir bölümdü emeğinize sağlık.

2 geri izleme / bildirim

  1. Gelincik Çiçeği 48. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Gelincik Çiçeği 50. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*