Cesur 49. Bölüm

Herkese merhaba arkadaşlar. Hikayeler gittiği yere kadar yazılacak. Aman final yapayım diye final bölümleri yazılmayacak. Umarım beğenirsiniz…

***

Genç kadın hızlı adımlarla randevusuna yetişmek isterken kendisine selam veren çalışanları görmüyordu. İlk seansına geç kalmıştı ve bu Çisil’in yapacağı bir şey değildi.

 “Çisil Hanım, ilk hastanız odanızda sizi bekliyor,” diyen sekreterine başını sallayarak odasına geçmişti. Hastası yirmi yaşlarında aile içi şiddet gören genç bir kızdı.

“Merhaba, kusura bakmayın biraz geciktim.” Çisil ceketini asıp çantasını masasının altında ki komodinin üzerine bırakarak konuşmayan kıza döndü. Gözleri bir ok gibi Çisil’in içine işlerken seansın zor geçeceğini genç kadın o an anlamıştı. Kız anlatıyor Çisil önündeki deftere notlar alıyordu. Kızın sessiz yakarışları Çisil’in içini yakarken profesyonel olmak için elinden geleni yapıyordu. Seans saati bittiğinde kız ayaklanarak Çisil’e bakmıştı.

“Seni o evden kurtarmamı ister misin?” kız gelen soruyla korkmuştu. Bunu gözlerinden anlayabiliyordu.

“Beni öldürürler,” diye sessizce fısıldarken Çisil kıza sarılmamak için kendisini zor tutuyordu. Masanın üzerinde ki kartını alarak üzerine şahsi numarasını yazarak kıza uzatmıştı.

“Sana bir şey yaparsalar beni hemen ara, hemen gelirim.” Kız çekinerek kartı eline alırken sessizce odadan çıkıp gitmişti. Genç kadının aklı giden kızda kalırken yarım saatlik bir kahve molasından sonra ikinci seansına girecekti.

Odasından çıkıp kantine doğru ilerlerken gözüne yeni gelen birkaç asistan doktor takılmıştı. Hepsi oldukça hevesli bir şekilde işinin başındaydı. Aklına ilk hastası gelince istem dışı gülümsemişti. Acemilikle hastasına oldukça sıra dışı fikirler vermişti. Sonunda da hastanın kocası kapısına dayanarak “Siz karıma ne diyorsunuz, karım etrafta amazon kadınları gibi dolanıyor. Korkmaya başladım,” dediğinde Çisil kaşlarını çatarak adama bakmış ve “Korkmalısın zaten, kadınlar korkulacak varlıklardır. Sakın ona bir daha vurmaya kalkma.” Adam şaşkınlıkla Çisil’e bakıp kaçarak hastaneyi terk etmişti. Çisil aklına gelen şeyle gülerek kantine girdiğinde kendisine üzgün bir şekilde bakan Asaf’ı gördüğünde bakışlarını kaçırmıştı. Kahvesini almak için ilerlerken önünü kesen kişiyle duraksadı.

“Çisil Hanım?” Çisil kendisine bakan adama kısa bir bakış atarak onu tanımaya çalışmış ama başarılı olamamıştı. Üzerinde ki kıyafete bakacak olursa kalp cerrahisi bölümünden olduğunu anlamıştı.

“Evet, bir şey mi vardı?”

“Sizinle özel olarak konuşabilir miyiz?” Çisil tek kaşını kaldırarak adama bakarken genç adam hemen araya girmişti. “Yanlış anlamayın sadece sizden akıl alacaktım.”

“Öyle mi ne konuda? Bu arada,” diyerek adamın önlüğündeki isimliğe bakmak için elini uzatmıştı.

“Kendimi tanıtmadım kusura bakmayın. Ben Emir Kunter. Kalp Cerrahisi asistanıyım. İşe yeni başladım.”

“Hayırlı olsun,” dediğinde adam başını sallayarak gülümsemişti. Kantinde gürültülü bir şekilde sandalye çekme sesi yankılandığında Çisil Asaf’ın sinirli bir şekilde kantinden çıktığını görünce derin bir iç çekmişti.

“Şuanda fazla vaktim yok Emir Bey, mesai bitiminde konuşalım olur mu?” Emir kafasını sallayarak kızı onaylamıştı. Çisil kahvesini alarak odasına doğru ilerlerken sekreteri onu durdurmak istemiş ama Çisil ona bakmadan odaya girince kendisine öfkeli bir boğa gibi bakan adamla göz göze gelmişti.

“Bir sorun mu vardı Asaf hocam?”

“Başlatma hocana!” Çisil yaklaşık iki ay önce ayrıldığı adama oldukça mesafeli davranıyordu. İş dışında muhatap olmuyordu ve bu durum Asaf’ı günden güne daha da karamsarlığa itiyordu. Çisil sakin bir şekilde masasına geçerek elindeki kupayı masanın üzerine bırakıp başını kaldırarak genç adama bakmıştı.

“Önemli bir sorun yoksa birazdan hastam gelecek.”

“Unuttun mu beni?” Asaf’ın üzgün sesi Çisil’in üzülmesine neden olsa da sakin kalmayı başarmıştı.

“Neden unutmayayım?”

“Hani beni seviyordun?” Asaf genç kadına kısa bir bakış atmıştı.

“Bazen sevmek yetmiyor Asaf Bey. Şimdi izin verirsen hastam gelecek.”

“Çisil yapma, bize bir şans daha veremez misin?” Çisil sessiz kalırken Asaf cevap alamayacağını düşünerek kapıya yönelmişti. Kapıdan çıkmadan önce duraksayan genç adam “Senden vazgeçmeyeceğim Çisil, ne olursa olsun senden vazgeçmeyeceğim,” diyerek kapıdan çıkıp gitmişti.

“Af!” diyerek geriye yaslanan Çisil sakinleşmeye çalışıyordu. En son Asaf ile ablasının düğününde tartışmıştı. O günden sonra da fazla Asaf’la aynı ortamda bulunmamaya çalışmıştı. ,

“Çisil Hanım hastanız geldi,” sekreterin bildirisiyle kendine gelerek yorucu gününe devam etmişti.

***

Genç kız üzerini değiştirerek aşağıya indiğinde babaannesini kucağında bebekle oynarken görünce gülümsemişti. Salondan içeriye girerek yaşlı kadının yanağını öpen genç kız kadının daha da keyiflenmesine neden olmuştu.

“Bir yere mi gidiyorsun yavrum?” Ayşem adını ve göz rengini aldığı yaşlı kadına başını sallayarak cevap vermişti.

“Birkaç eksiğim var babaanne onları alacağım. Sonra da kayıt için okula gideceğim.”

“Baban da gelecek mi seninle?” Ayşem aldığı soruyla kıkırdamıştı.

“Babaanne üniversiteye kayıt olacağım ilkokula değil.” Yaşlı kadın onu umursamayarak cevap vermişti.

“Ne olmuş yani, sen hala küçük bir kızsın.” Kucağında ki bebek huzursuzlanınca Ayşem bebeği kadının kucağından almıştı.

“Acıkmış olmalı babaanne ben onu annesine vereyim.”

“Tamam yavrum, dikkat et kendine. Ben de biradan çıkacağım derneğe gideceğim. İşin yoksa sonradan sende bana katılır mısın?”

“Söz vermeyeyim. Kayıt ne zaman olurum bilmiyorum. Malum öğrenciler kalabalık olacaktır.”

“Haber edersin o zaman bana,” diyerek salondan çıkan yaşlı kadının ardından Ayşem de kucağında bebekle mutfağa yönelmişti.

“Gülizar abla bebek acıktı,” diyerek kadına bebeğini verirken kadın minnetle kıza bakmıştı. Gülizar Hanım iki aydır onların yanında çalışıyordu ve aile üyelerinin hepsi ona yardımcı olmak için elinden geleni yapıyordu. Üstelik hasta olduğunda bebeğine bakacak iki doktor vardı evde.

“Teşekkür ederim Ayşem Hanım size de zahmet verdim.”

“O nasıl söz abla, hani bana sadece adımla hitap edecektin?” kadın mahcupça diğer çalışanlara bakarken Ayşem onlardan çekindiğini anlayabiliyordu.

“Sen onlara bakma abla, onlara da söylüyorum adımla hitap etmelerini ama kabul etmiyorlar. Neyse ben çıkıyorum bebeğin ya da senin bir şeye ihtiyacın var mı?”

“Yok çok şükür, Allah razı olsun.” Ayşem diğer çalışanlara da aynı soruyu sorarken yine olumsuz cevap alarak evden ayrılmıştı. Hava güneşli olsa da soğuktu. Derin bir nefes çekerek soğuk havayı solurken önce hastaneye uğrayarak babasından para almayı düşünmüştü. Cesur ne kadar kızına kredi kartını vermek istese de Ayşem bunu kabul etmemişti. Üzerinde o kadar yüklü limiti olan bir kartı taşımak istemiyordu. Ayrıca babasından harçlık istemek her zaman hoşuna gidiyordu. Yolda bindiği taksi ile kısa sürede hastaneye varan genç kız kapıdan içeriye girdiğinde güvenlikten babasının odasına gitmek için kilitli asansörü çalıştırmasını istemişti. Asansörle yukarıya çıkarken oldukça keyifliydi. Sonunda bu gün kaydını yapacaktı.

“Ayşem Hanım, babanız yerinde yok.”

“Öyle mi nerede?”

“Acil ameliyata girmesi gerekti.” Sekreterinin sözleri ile yüzü düşen genç kız evden çıkarken babaannesinden para istemediği için pişman olmuştu.

“Peki ne zaman çıkar ameliyattan belli mi?” sekreter başını iki yana sallayarak cevap vermişti.

“Ameliyata yeni girdi ne zaman çıkar bilmiyorum.” Ayşem anladığını belirterek oradan ayrılırken düşünceli bir şekilde asansörle normal katlara inmişti. Gözüne takılan tabela ile gözleri parlayarak yönünü Çisil halasının muayenesine doğru çevirmişti. Kendisini izleyen hayran gözlerin sahibinin farkında bile değildi.

“Çisil Hanım müsait mi?” halasının sekreterine sorarken kadın Çisil’in müsait olduğunu söylediğinde neşeyle odaya girmişti.

“Halaların bir tanesi nasıllar?” Çisil odasına giren Ayşem’i görünce gözlerini kısmıştı. Kızın daha önce kendisiyle bu şekilde konuşmadığını bildiğinde şüpheyle tek kaşını kaldırdı.

“Ne istiyorsun Ayşem?”

“Aşk olsun halacım illa bir şey mi istemem lazım. Bu gün çok güzel görünüyorsunuz?”

“Yağcılarda inecek var Ayşem, seni dinliyorum.” Çisil kızın yüzüne dikkatle bakarken gülmeden edemedi.

“Ama neden böyle yapıyorsun hala,” dediğinde Çisil elini sallayarak konuşmuştu.

“Bana bir daha bastıra bastıra hala dersen ne istiyorsan alamazsın ona göre.”

“Of iyi be,” diyerek pes etmiş bir şekilde sandalyeye çöken genç kız gözleri parıldayarak Çisil’e bakmıştı.

“Bana harçlık versene!” Çisil kızın ani sözleri ile duraksamıştı.

“Ne?”

“Duydun işte neden öyle bakıyorsun? Param bitti bana harçlık versen ya.”

“Paran mı bitti? Senin?” Çisil şaşkınlıkla kıza bakarken Ayşem somurtarak genç kadına bakıyordu.

“Neden bana öyle bakıyorsun? Üç aydır çalışmıyorum, maaşım yok…” dediğinde Çisil kızın sözünü kesmişti.

“Zengin bir baban var!” Ayşem yüzünü buruştururken cevap vermişti.

“O zengin baba şuanda ameliyatta. Benim de acil paraya ihtiyacım var.” Başta kızın şaka yaptığını düşünen Çisil ciddi olduğunu anladığında gülmeye başlamıştı.

“Sen ciddisin… Benden küçük çocuk gibi harçlık mı istiyorsun?”

“Ne var bunda, halam değil misin? Harçlık versen ne olur?” Çisil kızın çıkışıyla kahkaha atmıştı. Başını iki yana sallayarak çantasından cüzdanını çıkarıp kıza bakmıştı.

“Abim sana kart çıkarmadı mı?”

“İstemedim, kart kullanmayı sevmiyorum.”

“Ne kadar lazım?” Ayşem kısa bir hesap yaptıktan sonra “İki yüz versen yeter sanırım,” dediğinde Çisil gülümseyerek kıza bakmıştı. Cüzdanından beş yüz lira çıkararak yeğenine uzatırken Ayşem teşekkür ederek yerinden kalmıştı.

“Nereye gideceksin?”

“Okula kayıt olmaya gideceğim. Ne kadar erken o kadar iyi. Malum son güne kalınca aşırı kalabalık oluyor.” Çisil kızın arkasından sevgiyle bakarken yeniden gülümsemişti. Ayşem ‘in çıkmasıyla Serdar hızla odaya girmişti.

“Ayşem neden gelmiş?” Çisil adamın odaya girişinin şaşkınlığını atlatamadan sorduğu soruyla kalakalmıştı.

“Sana da merhaba Serdar.”

“Geç onları Çisil abla, Ayşem nereye gidiyor?”

“Okula kayıt olmaya,” dediğinde Serdar kapıya yönelmişti. Çisil adamı durdurarak “Kıza arada harçlık verin,” diye şakalaşırken hala yeğenine verdiği harçlığın ondaki tarif edilmez duyguları hissediyordu.

“Harçlık mı?” Çisil gülerek adama bakmıştı.

“Kızı parasız bıraktınız nasıl adamsınız?” Serdar şaşkınlıkla Çisil’e bakarken Çisil eliyle ‘kışkış’ işareti yaparak adamı odasından kovmuştu.

Ayşem neşeli bir şekilde hastaneden çıkarak otobüs durağına doğru ilerlerken üniversiteye yakın geçen otobüsün gelmesini beklemeye başlamıştı. Birkaç dakika sonra önünde duran arabanın camının açılmasıyla eğilerek arabanın sahibine bakarken genç adam kıza bakmadan “Hadi atla gideceğin yere götüreyim seni,” dediğinde Ayşem omzunu silkmişti. 

“Gerek yok Serdar Bey, ben giderim.”

“Beyine de…” diyerek söylenen genç adam bakışlarını kıza çevirerek konuşmuştu. “Ayşem arabaya binmezsen iner ben bindiririm. İster misin?” kız oflayarak arabanın ön koltuğuna otururken Serdar gülümseyerek gaza basmıştı.

“Nereye gidiyoruz?”

“Sanki bilmiyorsun?” Ayşem homurdanarak konuşurken Serdar sinyal vererek diğer şeride geçmişti.

“Seni anlamadım, ağzının içinden konuşma.”

“Kayıt olmaya gidiyorum oldu mu? Şimdi izin verirsen biraz sessiz kalmak istiyorum.” Serdar yol boyunca sessiz olurken ortamda sadece radyonun kısık sesi yankılanıyordu. Araba Hacettepe tıp fakültesinden içeriye girerken Ayşem oldukça heyecanlanmıştı. Öğrenci işlerinin yerini öğrenen ikili arabayı uygun bir yere park ederek yaya olarak yollarına devam ederken Ayşem merakla etrafını incelemeye başlamıştı.

“Çok güzel bir fakülte değil mi?” kızın sorusuyla genç adam gülümsemişti.

“Öyledir,”

“Sen daha önce buraya gelmiş miydin?” Serdar şaşkınlıkla kıza bakarken başını iki yana sallamıştı.

“Bu fakülteden mezunum Ayşem, hiç mi merak etmedin nerede okuduğumu?” Ayşem omzunu silkerken genç adamın yüzü asılmıştı. Genç kız adamın yüzünün asıldığını görünce dayanamayarak konuşmuştu.

“Şaka yapıyordum sadece hemen alınma,” dediğinde Serdar gözlerini kısarak genç kıza bakmıştı.

“Sen bana takılıyor musun?”

“Madem burada okudun öğrenci işlerinin yerini de bilmen gerekmez mi?” Serdar kıza hak vererek gülümsemişti.

“O zaman takıl bana sana kampüsü gezdireyim.”

“Önce kayıt olalım ondan sonra gezdirirsin.” Ayşem’i yönlendirerek öğrenci işlerine gidip kayıt sırasına giren ikili yarım saat boyunca sıranın kendilerine gelmesini beklemişti. Sonunda sıra onlara geldiğinde genç kız kaydını olurken Serdar uzun zamandır gelmediği kampüsteki değişiklikleri inceliyordu.

“İşim bitti gidebiliriz artık.” Serdar kızı peşine takarak hatırladığı yerleri gezdirirken kayıt için gelenleri ağırlayan kantinlerin açık olduğunu görünce birlikte çay içmeye karar vermişlerdi. Genç kız masalardan birine geçerken Serdar ikisine çay ve tost alıp yanına geldi.

“Aç değildim,” diye kızın önüne tostu bırakan Serdar karşısına geçip otururken Ayşem omzunu silkeleyerek tostunu yemeye başlamıştı.

“Derslerin zor geçecek biliyorsun değil mi?” Kız başını sallarken Cenk devam etmişti. “Muafiyet yapacak mısın?”

“Muafiyet?”

“Hemşirelik ile ortak derslerimiz vardır muhakkak. İlk sınıfların diğer bölümlerle ortak dersleri var. Önceki üniversitede bu dersleri gördüysen o derslerden muaf olursun.” Ayşem düşünceli bir şekilde önündeki çayına bakarak sormuştu.

“Muaf olduğum dersin yerine üst sınıftan ders alabiliyorum değil mi?”

“Elbette ama dersler senin için ağır olur.” Ayşem çayından bir yudum alarak gülümsemişti.

“Sorun değil, bol zamanım var zaten.” Ayşem’in sözleri Serdar’ın iç çekmesine neden olmuştu.

“Babanla konuşmaya karar verdim.” adamın neden bahsettiğini anlamak için yüzüne bakarken genç adam oldukça sıkıntılı görünüyordu.

“Babamla ne konuşacaksın?”

“Seni sevdiğimi söyleyeceğim.” Ayşem içtiği çayı püskürtürken öksürmeye başlamıştı.

“Ne dedin?” genç adam hızla yerinden kalkarak kızın sırtına vururken Ayşem elini kaldırarak onu durdurmuştu.

“Duydun, ben gizli saklı işlerden hoşlanmam. Baban sana olan duygularımı bilmeli.”

“Kafayı mı yedin sen? Hem benim senin duygularımı kabul ettiğim falan yok.” Serdar yerine geçerek oturmuştu. Geriye yaslanarak kıza gülümsedi.

“Nasılsa kabul edeceksin, şimdiden hazırlıklı olmalıyım değil mi? kabul ettiğinde vakit kaybetmeyiz.” Genç kız şaşkınlıkla rahat bir şekilde konuşan genç adama bakarken onun oldukça kararlı olduğunu bakışlarından anlayabiliyordu.

“Okulum bitmeden evlenmeyi düşünmüyorum.”

“O zaman sözlenelim…”

“Ne?”

“Adı koyulsun işte aramızdaki bağın. Birbirimizi daha iyi tanırız. Belki seni sözden sonra daha kolay ikna ederim.”

“Saçmalama Serdar,” diyerek adama çıkışan genç kız geriye yaslandığında arkalarından gelen “Serdar?” seslenmesiyle duraksamıştı. Üstelik sesin sahibinin de genç adamı gördüğüne dair şaşkın çıkmıştı.

“Serdar gerçekten sensin!” Ayşem masalarına gelen kadına bakarken Serdar oturduğu yerden kalkarak onu karşılamıştı.

“Nasılsın Gülay, uzun zaman olmuştu.”

“İnanamıyorum, yıllar oldu görüşmeyeli. Hayırdır fakülteye ne getirdi seni?” Ayşem kendisini görmezden gelen kızıl afete gözlerini kısarak bakarken genç adam Ayşem’e dönerek cevaplamıştı kadını.

“Size yeni bir doktor adayı getirdim,” dedi. Ayşem’e dönen kadın soğuk bir gülümseme ile kızı karşılarken Serdar’a dönmüştü.

“Kardeşin mi?” Ayşem araya girecekken Serdar hızla atılmıştı.

“Yok, arkadaşım,” Ayşem tek kaşını kaldırıp genç adama bakarken kollarını bağlayarak geriye yaslanmıştı.

“Öyle mi? Ne zamandan beri küçük kızlarla arkadaş oluyorsun?” diyen kadın gülerken Ayşem’in sinirine dokunmuştu.

“Yaşımdan küçük gösterdiğimi belirttiğiniz için teşekkür ederim Gülay Hanım, neyse benim işlerim vardı siz iki eski arkadaş vakit geçirin.” Ayşem yerinden kalkarken Serdar’ın itirazlarına rağmen hızla kantinden çıkmıştı. Genç adam Gülay’ın engeline takılırken Serdar ne yapacağını şaşırmıştı.

“Ee Serdar, hala o hastanede mi çalışıyorsun? Atıf hoca senden çok umutluydu. Okulda kalırsın diye gözünün içine bakıyordu.” Serdar üzgün bir şekilde kapıdan çıkıp gözden kaybolan kızın ardından bakarken yanında ki kadına dönmüştü.

“Ben eğitmen olarak çalışamam, doktorluk yapmak daha keyifli.”

“Burada da doktorluk yapıyorsun Serdar, ikisi arasında ne fark var. Sadece daha az yoruluyorsun.”

“Ben halimde memnunum,” diyen adamla kadın oturarak genç adamın da oturmasını sağlamıştı. Aklı Ayşem de kalan genç adam mecbur otururken Gülay konuşmuştu.

“Bu arada okula yeni hoca alacaklar. Geçici olacak ama belki başvurmak istersin.”

“Öyle mi bakarız.” Serdar gelişi güzel cevaplar verirken en fazla on beş dakika kadına dayanabilmişti.  

“Ee başka ne var ne yok?” Gülay’ın sorusuyla Serdar yerinden kalkarak kadına bakmıştı.

“Kusura bakma Gülay, ancak öğleden sonra bir ameliyatım var. Gitmek zorundayım,” dedi. Kadın yüzünü asarken Serdar izin isteyerek hızlı adımlarla kantinden çıkmıştı. Etrafa bakınırken Ayşem’i göremeyeceğinin de farkındaydı. Telefonunu çıkararak genç kızı ararken cevap alamamak Serdar’ı deli ediyordu.

“Aç şu telefonu…” Serdar söylenerek arabasına doğru giderken telefona cevap alamadığı için kıza mesaj atmıştı.

Alıcı: Neredesin Ayşem? Neden telefona cevap vermiyorsun?

Genç adam arabayı çalıştırıp yola çıkarken attığı mesajın görüldüğü ama cevap yazılmadığını fark etmişti.

“İnatçı keçi ne olacak.” Arabayı çalıştırarak kampüsten ayrılırken aklı Ayşem de kalmıştı.

***

“Hoş geldin,” diyerek genç kadın oturduğu masasından kalkarak kocasını karşılamıştı. Genç adam karısının yanağını öperken etrafına bakınarak kalabalık kafeye göz attı.

“Hoş buldum güzelim, işler iyi bakıyorum.” Aylin adama gülümseyerek başını sallamıştı.

“Sakin ve huzurlu bir yer oldu. Genellikle öğrenciler ve hastaneden kişiler geliyor.” Cesur başını sallarken Aylin adama masasını göstererek oturmasını istemişti.

“Çok işin var mı? Birlikte yemek yiyelim mi?” Cesur’un sorusuyla genç kadın masanın üzerinde ki bilgisayarın ekranını kapatarak adamın elinden tutup yan taraftaki restorana yönelmişti.

“Sana her zaman vaktim var. Hadi yemek yiyelim,” Aylin’in sözlerine gülümseyen adam karısını belinden tutarak kendine çekmişti. Şakağını öperken kulağına sessizce fısıldamıştı.

“Seni özledim karıcım,” dediğinde Aylin etrafına bakınarak kimsenin onları duyup duymadığını anlamaya çalışıyordu.

“Ayıp oluyor Cesur, iş yerindeyiz.”

“Ne olmuş, karımı sevemez miyim?” Aylin gülümserken adamın koluna girerek başını omzuna yaslamıştı.

“Bazen rüyada olduğumu düşünüyorum, seninle böyle yan yana olmak rüya gibi geliyor.” Genç adam kadının önüne geçerek yanağına değen saçlarını dikkatle kulağının arkasına çekmişti. Gözleri yıllardır hasret kaldığı gözlere aşkla takılırken kadın hipnoz olmuş bir şekilde ona bakıyordu.

“Bazen bende rüyada yaşadığımı düşünüyorum Aylin. O kadar güzel bir rüya ki uyanmaktan korkuyorum. Yıllardır hasret kaldığım gözlerine korkmadan, istediğim gibi bakabilmek mucize gibi. Geceleri uyanıp yanımda olup olmadığını kontrol etmek ne kadar korkunç biliyor musun? Gözlerimi açtığımda seni yanı başımda bulamama korkusu içimi kavuruyor. Biz bu rüyayı birlikte görüyoruz hayatım. Birlikte görmeye de devam edeceğiz. Yeter ki Allah ayırmasın,” Aylin duygulanarak kocasına sarılırken başını boyun girintisine koyarak hastane karışık kokusunu içine çekmişti.

“Seni çok seviyorum.”

“Ben daha çok seviyorum. Senden ayrı kalmaya dayanamıyorum karıcım.” Cesur’un sözlerine kıkırdayan genç kadın geri çekilerek ıslak gözlerle adama bakmıştı.

“Şimdi yemek yemezsen aç kalacaksın kocacım. Öğle aran doluyor.”

“Ben sana bakarak da doyuyorum hayatım,” diyen adamın omzuna hafif bir şekilde vuran genç adam her zaman boş bırakılan masaya geçerek Aylin’i de yanına oturtmuştu. Garsonlardan birini yanına çağırarak “Cengiz beye söyle özel siparişi göndersin,” dediğinde garson hızla mutfağa geçmişti.

“Özel sipariş nedir?” Cesur merakla karısına bakarken Aylin adamın gömleğindeki kırışıklığı düzeltmeye çalışıyordu. Bazen yirmilik kız gibi hisseden Aylin kendi duygularına şaşırmadan edemiyordu. Cesur en sevdiği yemekleri masada görünce gülümseyerek karısının yanağını öpmüştü.

“Teşekkür ederim hayatım, ellerinize sağlık.”

“Afiyet olsun.” İkili keyifli bir şekilde yemeklerini yerken arada yanlarına gelen çalışanlarla da sohbet ediyordu. Aylin iç çekerek şöyle bir etrafına bakmıştı. Kafesi ve restoranı tahmin ettiğinden daha iyi iş yapıyordu.

“Ne oldu?” genç adamın sorusuyla kadın ona dönmüştü.

“Bu gün Ayşem kayıt yaptırmaya gideceğini söylemişti sana uğradı mı?” Aylin’in sorusu ile lokmasını yutan genç adam başını sallayarak cevap verdi.

“Evet ben ameliyathanedeydim. Çıkınca da gitmişti.”

“Dün akşam garip bir şey oldu.” Aylin akşam olanları hatırlayınca gülümsemeden edememişti. Cesur merakla ona bakarken Aylin devam etmişti. “Cüzdanında ki parasını sayarken “Daha hesaplı harcamalıydım, gibi bir şeyler söyledi,” dediğinde Aylin gülmeden edememişti. Cesur eliyle hesap yaparken aklına gelen ihtimalle başını sallayarak geriye yaslanmıştı.

“Ona harçlık vermeyi unuttum. Büyük ihtimalle de hastaneye bu yüzden gelmişti.” Cesur sıkıntıyla telefonunu eline alarak kızını aramıştı. Aylin şaşkın bir şekilde genç adama bakarken Ayşem’in hala babasından harçlık almasını garipsemişti. Onların dünyasında Ayşem yaşında ki kızların kendine ait bir hesabı olurdu. Kaldı ki hastanenin ortağı olduğu için her ay hesabına hastane gelirinden hatrı sayılı bir para yatıyor olmalıydı.

“Ayşem senden harçlık mı alıyor?” Aylin’in sorusuyla adam karısına bakarken açılan telefonla hemen konuşmuştu.

“Kızım neredesin? Hastaneye uğramışsın,” dediğinde Ayşem’in cevabını dinlemişti. Bir süre daha konuşan ikili Cesur’un keyiflenmesiyle telefon kapanmıştı.

“Ne oldu?”

“Çisil’den almış para,” dediğinde gözünün önüne kardeşinin muhtemel yüzünün ifadesini getirerek kahkaha atmıştı.

“Çisil mi? Ayşem neden senden harçlık alıyor? Kendi hesabı yok mu?” Aylin’in sesinde hiçbir art niyet bulunmazken oldukça meraklı olduğu da ifadesinden belliydi.

“Ayşem hesabında ki paraya dokunmuyor. Kart kullanmaktan da hoşlanmaz. Parayı elinde hissederek nasıl gelip nasıl harcandığını hissediyormuş.” Aylin adamın sözlerine gülümseyerek karşılık vermişti.

“Onunla evlenecek olan çok şanslı olacak?” Cesur yemeğini yerken başını aşağı yukarı sallarken Aylin’in ne dediğini fark edince başını ağır bir şekilde yukarıya kaldırmıştı.

“Anlamadım?” Aylin kollarını bağlayarak sandalyesine yaslanmış kocasına tek kaşını kaldırarak gülümsüyordu.

“Anlaşılmayacak bir şey yok. Ayşem çok güzel bir genç kız. Artık çocuk değil, elbette sevdiği biri olacak.”

“Bilmem gereken bir şey mi var Aylin?” Aylin omzunu silkerken aklında sadece kardeşinin Ayşem’e olan sevgisi vardı.

“Bilmen gereken bir şey yok, en azından şimdilik,” dediğinde Cesur da karısı gibi geriye yaslanarak genç kadına bakmıştı.

“Sanki dilinin altında bir bakla var ama ıslatıp dışarıya atamıyorsun.”

“Aşk olsun kocacım senden gizli saklım mı var!” dediğinde Cesur kadının kendini yumuşatmaya çalıştığını anladığında gülmeden edememişti. Aylin onun her şeyiydi. Kızı canıydı, karısı cananıydı. Bundan sonra hayatını geçireceği kadındı.

“Seni çok seviyorum, biliyorsun değil mi?” Aylin adamın sözüyle duraksamıştı. Gözleri aşkla parlarken yaşını getirdiği ağırlıkla gülümsemişti.

“Duygularımız karşılıklı Doktor Bey, “ Cesur uzanarak genç kadının elini tutarken kolunda ki saate gözü ilişince hemen yerinden kalkmıştı.

“Ben geç kalıyorum, yarım saat sonra ameliyatım var.” Aylin genç adamı kapıya kadar geçirirken kocasının elini biran olsun bırakmamıştı.

“Akşama kutlama yemeği yiyelim mi?”

“Kutlama yemeği mi?”

“Ayşem istediği okula kayıt yaptırdı. Kutlamamız gerekmez mi?” adam karısının alnını öperek gözlerini içine bakmıştı.

“Haklısın hayatım, yemek işini sana bırakıyorum.” Cesur güçte olsa karısından ayrılarak hastaneye giderken Aylin arkasından iç çekerek bakıyordu. İki ne çabuk geçmişti. Bu iki ayda Ayşem ile de yakınlaşmışlardı. Genç kızın naif karakteri tamamen babaannesine çekmişti. Akşam için restoranda ailecek bir yemek yiyebilirlerdi. Telefonunu almak için kafe bölümüne geçerek masasının çekmecesinde ki telefonunu alarak mutfağa geçmişti. Aşçıları Cengiz’e akşam için güzel bir yemek hazırlamasını söyleyerek kafeden çıkarken rahat konuşabilmek için arabasının yanına gitmişti. Ayşem’in numarasını çevirerek cevap vermesini beklerken sırtını arabaya yaslayarak etrafa bakınmaya başlamıştı.

“Alo…” Aylin karşıdan gelen sesi tanımadığı için telefonu geriye çekerek aradığı numaraya yeniden bakmıştı.

“Alo kiminle görüşüyorum? Telefonu neden siz açtınız?” Aylin yerinde dikelirken adamdan aldığı cevapla hızla kafeye doğru ilerlemeye başlamıştı.

“Hangi hastane?” diye sesini yükselten genç kadın çantasını ve arabanın anahtarını alarak hızla kafeden ayrılmıştı. Telaştan ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Kime haber vereceğini bilmiyordu. Yola koyulduğunda eli ayağı titriyordu. Araba kırk dakika sonra Hacettepe tıp fakültesi hastanesinin önüne durduğunda hızla arabadan inip koşarak acil servisin içine girmişti.

“Ayşem Karahanlı, buraya getirilmiş, durumu nasıl?” Aylin endişeyle etrafına bakınırken oyalanan danışmana öfkeyle çıkışmıştı.

“Size bir soru sordum, trafik kazası ile buraya getirilen hastanın durumu nasıl? Nerede?” dediğinde adam sakin bir şekilde cevap vermişti.

“Şuanda ameliyatta olmalı benim bilgim yok.”

“Kimde bilgi alacağım o zaman?” diyerek etrafında ki sağlıkçılara bakınmaya başlamıştı. Yanından geçen doktorlardan birini durdurarak aynı soruyu sormuştu.

“Ben nereden bileyim Hanım Efendi acile sorun.” Aylin delirmek üzereydi. Ayşem’in kaza geçirmiş olması, onun da kendisi gibi açı çekiyor olması düşüncesi Aylin’i çaresiz bırakmaya yetiyordu.

“Biri bana cevap versin, kızım nerede, nasıl?” diye bağırdığında tüm vücudu titriyordu. Ayşem’i görmeden sakinleşebileceğini de sanmıyordu. Genç kadın deli gibi etrafına bakınırken karşı çıksalar da acilin içinde ki hastaların kim olduklarını kontrol ederek ilerlemeye devam ediyordu.

“Burada böyle davranamazsınız, lütfen dışarı çıkın.”

“Bana kızımın nerede olduğunu söyleyin,” diye bağıran genç kadın olduğu yerde durarak karşısında ki görevliye bakmıştı. Gözleri az ilerde kendisine şaşkınlıkla bakan gözlerle birleştiğinde genç kadının eli ayağı boşalmış bir şekilde omuzları çökmüştü.

“Ayşem, kızım!”

***

Aylin Ayşem arası epey iyi sanırım. Serdar bakalım ne yapacak. Ayşem okullu oldu artık bakalım bundan sonra ne olur. Ayrıca bir kaç özel bölüm Cesur ve Aylin için yazacağım. Umarım yorumlarınızla beni yalnız bırakmazsınız. Son olarak dikkatinizi ölçmek için Üniversite adını yanlış yazmıştım ama kimse fark etmedi 🙁

48. BÖLÜM <<<<<<——–>>>>> 50. BÖLÜM

26571cookie-checkCesur 49. Bölüm
mermaridyy hakkında 349 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

12 yorum

  1. Bazen yoğun olduğunuzu yazıyorsunuz. Ben de isimlerde hata,harf hatası gibi benzer şeyleri görmezden geliyorum. Klavye den de hata oluyor. Ben yorum yazarken klavye kendince düzeltiyor. Öyle de olabilir diyorum

  2. Bölüm her zamanki gibi güzeldi. Serdar da hem sözlenelim diyor hemde arkadaşına Ayşem i arkadaşım diye tanıtıyor.

    Ayşem mesaja cevap vermemekle iyi yaptı.
    Serdar Ayşem in gönlünü nasıl alacak 🙂
    Cesur Aylin iyi gidiyor. Aylin in atağı baya iyi. Ayşem için etrafına hitabı iyiydi.

  3. Ay yine ortalık karıştı bizi meraklandırdınız .Serdarda az değil ama daha çok Ayşwmin peşinden koşacak gibi inşallah insaflı ćikarda kazanan Serdar olur ćok istiyorum ikisini yanyana görmek .Cesur ve Aylin gibi onlarfa çok tatlılar ,Aylin şimdiden annelik duysunu çok iyi yaşatacak gibi.

  4. Aylinin Ayşe’yi bu kadar benimsemesi içimi ısıttı. Bu bölümde benim için tek yorum budur. 🙂 Ve bence dediğiniz gibi gittiği yere kadar gitsin. Gelincik çiçeği de cesur da 🙂 Zaten hikayeleriniz bitince ne yapıcam onu düşünüyorum :/

2 geri izleme / bildirim

  1. Cesur 50. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Cesur 48. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*