Gelincik Çiçeği 51. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Geçen hafta bölüm yayınlayamadığım için bu hafta bölümü erken yayınladım. Umarım bölümü seversiniz.

***

Genç kız arkadaşlarıyla sınıftan ayrılırken kimsenin ne dediğini umursamıyordu. İçinde işini layıkıyla yaptığına dair oluşan his mutlu olmasına yetiyordu.

“Harikaydın Alya, keşke tüm derslerimize sen girsen.” Akasya’nın sözleriyle Ahmet gülmüştü. Her öğrencinin ders anlatmasını sevdiği ya da anlatımından haz alıp kolaylıkla kavradığı bir öğretmeni vardı.

“Saçmalama Akasya, oldukça iyi anlatıcı hocalarımız var. Söylediklerini duyarlarsa ayıp olur.” Akasya omzunu silkerken binadan çıktıklarında genç kız şaşkınlıkla olduğu yerde durmuştu. Ahmet ve Akasya kızın durmasıyla onun baktığı yere bakarken gördükleri karşısında gülümsemeden edemediler.

“Bunlar senin öğrenciler değil mi?” Alya başını sallarken bir adım öne çıkmıştı. Genelde öğrencileri üst sınıflar oluşturuyordu.

“Hayırdır arkadaşlar ne işiniz var burada?” Alya sorarken grubun ortasından çıkan sınıf başkanları elinde çiçekle Alya’nın önüne gelmişti. Ahmet Alya’nın şaşkınlığına gülerken Akasya ve binadan çıkan diğer öğrenciler merakla kalabalığa bakıyordu.

“Hocam size teşekkür etmek için gelmiştik. Sayenizde alttan aldığımız dersi geçtik.” Alya tek kaşını kaldırırken öğrencilere kısa bir bakış atmıştı.

“Ben bir şey yapmadım, siz iyi çalıştınız.” Öğrenciler hep bir ağızdan konuşacağı sırada başkan onları susturmuştu.

“Hocam iki yıldır Ayfer hocanın dersinden geçmeye çalışıyoruz.” Öğrencilerden biri araya girip “Ben sayenizde artık mezunum,” dediğinde Alya gülümsemişti.

“Tebrik ederim, senin adına sevindim.”

“Teşekkür ederiz hocam, kabul ederseniz size sınıf adına bunu taktim etmek istiyorum.” Alya kendisine uzatılan çiçeği alırken duygulanmıştı. İlk kez çiçek almıyordu ama ilk kez güzel bir olay karşısında kendisine çiçek veriliyordu.

“Hocam bu arada örtü çok yakışmış,” diyerek duygusal ortamı dağıtan sınıfın şakacı öğrencisi araya girerken Alya başını sallayarak “Teşekkür ederim,” dedi.

“Hocam size kahve ısmarlayabilir miyiz?” diğer öğrencinin sorusuyla Alya arkadaşlarına bakmıştı.

“Olur tabi hadi gidelim.” Ahmet araya girip öğrencilere cevap vermişti. Alya’nın aklına Cenk ile olan randevusu gelince telefonu eline alarak onu aramak istemiş ama karşıdan kendisine gülümseyerek bakan adamı görünce yutkunmadan edememişti.

“Anlaşılan biraz daha oyalanacağız.” Cenk yanlarına gelirken öğrenciler birkaç adım geri çekilmişti.

“Hocam sizde bize katılır mısınız?” Cenk öğrencisini sorusuyla gülümseyerek Alya’ya göz kırpmıştı. Alya adama onaylamaz bir bakış atarken Cenk’in sözleri ile utanarak kızaran yüzünü elindeki çiçek buketine eğilerek sakladı.

“Hanım kabul ederse elbette,” Öğrenciler şaşkınlıkla ikiliye bakarken Alya’nın parmağında ki tek taşı fark eden kız öğrenci ellerini çırparak sevinçle şakımıştı.

“Ay evlendiniz mi?” Alya kızın çığırtkan sesi karşısında derin bir nefes verirken Cenk Alya’nın yanına giderek kızı kolunun altına almıştı.

“Evlendik ama düğün daha olmadı,” dediğinde Alya dirseğiyle genç adamı dürtmüştü.

“Cenk hocam arkadaşların önünde ayıp oluyor,” diye araya giren Alya öğrencileri kırmamak için devam etmişti. “Öğle arası bitmeden kahvemizi içelim ama bahçede oturalım,” dedi. Öğrenciler keyifle ikiliyi aralarına alarak yürürken tülü muziplikle eğlenmeye başlamıştı. Ahmet ve Akasya da onlara katılırken kalabalık grup dikkatleri üzerine çekmişti. Kantinin bahçesine yerleştirilen boncuk koltukların üzerine oturan ikili etrafını saran öğrencilere kısa bir bakış atmıştı.

“Ee kahveyi kim alıyor?”

“Hemen hocam,” diyen mezun olduğunu dile getiren öğrenciydi. Cenk öğrencinin arkasından bakarken Ahmet araya girerek sormuştu.

“Sizin bir planınız mı vardı Alya?” Alya Cenk’e kısa bir bakış atarak cevap vermişti.

“Biraz dolanacaktık.” Ahmet kızın kısa cevabı ile başını sallamıştı. İkilinin birlikte vakit geçirmek istemeleri kadar doğal bir şey yoktu.

“Bu arada dün pasaportlar geldi,” dediğinde Alya genç adama dönmüştü.

“Ben niye görmedim?”

“Mesaj geldi söylemeyi unuttum.” Alya arkadaşına dönerek gülümsemişti. Akasya Alya’nın gülümsemesi ile başını ‘ne var?’ der gibi salladı.

“Dün Onur seni sordu, size gelecekti geldi mi?” Akasya bakışlarını kaçırırken Alya cevabını almıştı. Öğrencilerin araya girmesiyle konu dağılırken hep birlikte keyifli bir öğle arası geçirmişlerdi. Öğrenciler derslerine giderken Cenk ve Alya da okuldan ayrılarak yakında ki bir alışveriş merkezine gitmişlerdi.

“Önce yemek yiyelim mi? Acıkmış olmalısın.” Alya adamı onaylarken birlikte alışveriş merkezinin en üstteki kafeler bölümüne çıkmışlardı. Oturacakları yeri Alya’nın seçmesini isteyen genç adam kızın yönlendirmesiyle masalardan birine geçtiler. Karşılıklı oturan ikili Alya’nın derin bir nefes alıp geriye yaslanmasıyla birbirine bakmıştı.

“Ne oldu?”

“Neden öğrencilere evlendiğimizi söyledin?”

“Neden söylemeyeyim?”

“Çok erken değil mi? Gözleri hep üzerimizde olacak.” Cenk omzunu silkerek gülümsemişti.

“Bana kalsa şu yoldan geçen kişiye bile karım olduğunu söylerim,” dediğinde Alya yutkunarak adama bakmıştı. Cenk’in gözleri öyle parlıyordu ki Alya ilk kez o gözlerde gerçekten aşkı görmüştü. Bu durum kızın nefesini keserken fark ettirmeyerek eşarbının boyun kısmını hafif bollaştırmaya çalışmıştı.

“Ben bir elimi yüzümü yıkayıp geliyorum.”

“Eşlik etmemi ister misin?”

“Çocuk değilim Cenk, sen siparişleri söyle,” dediğinde Cenk kızın ne yemek istediğini öğrenerek yanına gelen garsona siparişini vermişti.

Alya lavaboya girdiğinde derin derin soluklanmıştı. Suyu açarak soğuk suyu yüzüne çalarken sakinleşmek için kendine telkinlerde bulunuyordu.

“Sakin ol kızım, ne bu heyecan?” Alya bir süre daha lavaboda zaman geçirdikten sonra cesaretini toplayarak Cenk’in yanına gitmişti.

“İyi misin?”

“Evet neden sordun?” Alya yerine otururken dikkatle genç kıza bakan Cenk uzanarak kızın alnına elini koymuştu.

“Hasta mı oluyorsun, yüzün kıpkırmızı oldu?” Alya geri çekilirken etrafına kısa bir bakış atarak “Merak etme sadece sıcak oldu içerisi, ondan kızarmışımdır,” dedi. Cenk inanmasa da üzerine gitmemişti. Gelen siparişlerle ikili sohbet eşliğinde yemeğini yerken Cenk kıza bakarak “Hangi filme girmek istersin?” dedi. Başıyla ileride duran film afişlerini gösteriyordu.

“Bilmem bana fark etmez, duygusal olmasın yeter.” Cenk film afişlerine kısa bir bakış atarak bilim kurgu bir film seçerek Alya’nın da onayını almışlardı. Yemeklerini yedikten sonra sonraki seans için bilet alan ikili seansa bir saat olduğunu görünce biraz dolanmaya karar vermişti. Birkaç mağazaya girip çıkan çift Cenk’in kıza bir şeyler alma isteğiyle son bulmuştu.

“Hadi şu mağazaya girelim.” Cenk’in gösterdiği mobilya mağazasına bakan Alya merakla adama bakmıştı.

“Bunun için erken değil mi?”

“Öyle de bir fikrimiz olur en azından. Alacağımız mobilyalar için karar vermek kolay olur.” Alya saatine bakarak adamı onaylamıştı. İkili mağazaya girerken etrafa göz gezdirerek fikir alıp verişi ile birbirinin zevkini anlamaya çalışmışlardı.

“Evde fazla eşyayı sevmiyorum. Az olsun öz olsun istiyorum.” Alya’nın sözleri ile Cenk gülümsemişti.

“Haklısın, etrafta kalabalık benimde hoşuma gitmiyor. Yavaş yavaş lazım olan eşyaları alırız.”

“Hadi gidelim seans başlayacak.” Cenk kızın elini tutarak asansöre doğru ilerlerken iki kat yuları çıkacakları için Alya merdivene yönelmişti.

“Ne oldu?”

“Şimdi asansörü beklersek filmin başını kaçırırız. İki kat çıkacağız zaten.” Cenk kızın elini daha sıkı tutarak sessizce ona ayak uydurmuştu. Alya avucunda ki sıcaklığın içine işlemesiyle başını eğerek hafif gülümsemişti. Cenk her fırsatta ona yakın olmaya çalışıyordu. Üstelik bunu Alya’nın çizdiği sınırları geçmeden yapıyordu. Sinema salonuna geldiklerinde genç adam kıza bakarak sormuştu.

“Mısır ve içecek alalım mı?” Alya başını iki yana sallayarak cevap vermişti.

“Film izlerken sevmiyorum katur kutur bir şeyler yenmesini. Evde olsak neyse de kalabalıkta hoşlanmıyorum.”

“Peki sen bilirsin o zaman su alayım,” diyerek su almak için makineye doğru ilerlemişti. Alya adamın yanına gelmesiyle salona doğru ilerlerken görevliden yerlerini öğrenerek oturdular. İki saatlik film boyunca dikkatle filmi izleyen ikili etraftan soyutlanmış bir şekilde birbirine yaslanarak filmin sonunu getirmişti. Ekran karardığında ışıkların yanmasıyla Cenk ayağa kalkarak Alya’ya elini uzatmıştı. Genç kız elini tutarken sessizce salondan çıktılar.

“Geç oldu eve geçelim artık,” diyen Alya Cenk’in dikkatli baktığı yöne başını çevirdiğinde duraksamıştı.

“Ne oldu? Nereye bakıyorsun öyle?” Cenk gözlerini kısarak Alya’ya cevap vermeden avına yaklaşır gibi gördüğü çiftin yanına doğru yaklaşmaya başlamıştı. Alya adamın kimi gördüğünü anladığında dudaklarını kemirerek Cenk’in koluna asılmıştı.

“Cenk lütfen bir şey söyleme!” Alya’ya kısa bir bakış atan genç adam sessiz kalmıştı.

“İki akşamlar,” Cenk’in tok sesi ortamda yankılanırken yakalanan çift başını genç adama çevirmişti.

“İyi akşamlar, sizin de burada olduğunuzu bilseydik beklerdik.” Cenk karşısında ki adamın rahat bir şekilde geriye yaslanarak kendisine cevap vermesi karşısında tek kaşını kaldırmıştı.

“Bende sizi burada görmeyi beklemiyordum. Özellikle bu saatte, hayırdır abla?” Cemile mahcup bir şekilde kardeşine bakarken Alya yeniden Cenk’in kolunu sıkmıştı.

“Annem nerede ve kiminle olduğumu biliyor Cenk, evde olsaydın sende bilirdin.” Cemile rahat davranmaya çalışsa da öyle olmadığını hepsi anlamıştı.

“Bize katılmaz mısınız?” Han’ın sorusuyla Cenk genç adama ters bir bakış atmıştı. Alya adamın bakışını görünce gülümsemek istemiş ama kendine engel olmayı başarmıştı.

“Gerek yok, sizde yediyseniz eve geçiyoruz. Abla bizimle dön…”

“Cemile benimle geldi, onu eve ben bırakacağım. Ayrıca o kadarda geç değil.”

“Saat on oldu nasıl geç değil?” Cemile kardeşinin çıkışıyla nefesini dışarı salmıştı.

“Cenk, karşında çocuk yok, ablan var. Yemeğimiz bitsin geliriz.” Alya adamın konuşmasına fırsat vermeden “Oldu o zaman bizim de işimiz vardı. Hadi Cenk!” Alya adamı çekiştirirken Cenk arkaya bakarak homurdanıyordu.

“Adama bak ablama el koydu resmen.”

“Çocuk gibi davranıyorsun, bırak ne istiyorlarsa öyle olsun.”

“Ama Alya, ablam orada kaldı!” Cenk’in masum yüz ifadesi genç kızı güldürmüştü.

“O zaman bende abimi arayayım gelsin beni alsın yanından.”

“Senle o bir mi? Sen benim karımsın.”

“Şimdilik kağıt üzerinde. Lütfen Cenk ablanın mutlu olduğunu göremiyor musun? Kıskançlığın sırası değil.” Cenk omzunu silkerken Alya onu asansöre bindirerek otoparka inen tuşa basmıştı. Cenk söylene söylene arabasına doğru ilerlerken Alya onun her hareketine daha fazla eğleniyordu.

****

Genç kız heyecanlı bir şekilde evden çıkarken bu gün üzerinde ki en büyük baskıdan kurtulacağını umut ediyordu. Merdivenleri hızla aşağıya inerken alt katın kapısı da aynı anda açılmıştı. Merdivenlerin sonuna geldiğinde ise kendisine gülümseyerek bakan genç adamın yanına yaklaştı.

“Hazır mısın?” Cenk’in sorusu ile Alya hafif gülümsemişti.

“Şu iş bitse de bu stresten kurtulsam. Neyse ki Han abinin dediğine göre dava bu gün sonuçlanırmış.”

“Deliller kesin, mutlaka sonuçlanacaktır. Zekana hayran kalmamak elde değil.” Alya gözlerini kısarken adama dikkatle baktı.

“Hayran kalmana bir şey diyemem ama korksan iyi edersin.” Cenk kızın şakacı ses tonuna gülerken arkalarında ki kapı yeniden açılmıştı.

“Hah yakaladım sizi, bana haber vermeden nereye gidiyorsunuz?” Deniz Hanım elinde çantasıyla ikilinin arasına girmişti.

“Anne sen nereye gidiyorsun?”

“Kızımın yanında olacağım. Hem o kadının sürekli bize gelip Alya’nın dosyasına bende şahidim.” Alya Deniz hanıma gülerken yanaklarını tutarak ıslak ıslak öpmüştü.

“Teşekkür ederim Deniz anne…”

“Kız yanağımı su ettin Allah seni iyi etsin.” Deniz hanımın kızmasıyla Alya yeniden gülmüştü.

“O zaman hadi gidelim yoksa duruşmaya geç kalacağız.” Hep birlikte arabaya binerek yola koyulduklarında yolda telefonla Han ile konuşmuşlardı. Han’ın dediğine göre Alya’nın davası bu güne kadar alacağı en kolay dava olacaktı. Araba bir süre ilerledikten sonra adliye binasına geldiğinde Cenk arabayı park ederek annesi ve Alya’nın yanına geçmişti. Genç adam ikisini de kolunun altına alarak güvenliğe doğru ilerlerken etrafa göz atmayı ihmal etmiyordu. Özellikle Kemal hocanın akrabaları son zamanlarda etrafa çok sık dolanır olmuştu.

“Geldiniz mi?” Han üzerinde cübbesi ile yanlarına gelirken Deniz Hanım adama “Maşallah evladım çok yakışıyor cübbe,” dediğinde Han gülümseyerek kadının elini öpmüştü.

“Teşekkür ederim Deniz anne, birazdan bizi çağıracaklar.” Han’ın sözlerinin bitimiyle Alya ve Ayfer hocanın isimleri okunmuştu. Hep birlikte salona girdiklerinde Ayfer hocanın ve avukatının çoktan yerlerine geçtiğini görmüştü. Kadının yüzü geçen duruşmaya göre oldukça solgun görünüyordu. Alya başı dik bir şekilde karşılarına geçip otururken hakimin gelmesiyle duruşma başlamıştı.

Genç kız yüksek ağır kapıdan dışarıya çıktığında derin bir nefes almıştı. Yüzü olabildiğince gülerken ardından çıkan adam da onunla aynı duyguları paylaşıyordu. Sonunda bitmişti. Alya davayı kazanmış Ayfer’i alaşağı etmişti. Mutluluğu haksızlığın giderilmesineydi. Üstelik Ayfer hocanın eğitimci hayatı da riske girmişti. Bundan sonraki dava kamu davasına girecek inceleme sonrası Ayfer hocanın mesleğine son verilebilirdi.

“Çok şükür bitti!” dediğinde Cenk genç kıza sarılarak ona destek olmuştu.

“Çok sevinmeseniz iyi olur Cenk hoca, bir üst mahkemeye başvuracağım,” diyen kadınla ikili bir birinden ayrılırken Han araya girerek konuşmuştu.

“Hakimi iyi duyamadınız sanırım, üst mahkeme yolunu kapattı. Siz tazminatı nasıl ödeyeceğinizi düşünün. Üstelik sadece müvekkilime değil, daha önce çalışmasını çaldığınız öğrenciye de ödeme yapacaksınız.” Han’ın sözleri ile Ayfer çıldırırken avukatı genç kadını zor zapt etmişti. Kadının tehditler savurarak yanlarından uzaklaştırılmasını Alya iç çekerek izlemişti.

“Yemek yiyelim mi? Heyecandan kahvaltı bile yapmadım.” Alya’nın sözlerine Deniz Hanım gülerken Han davası olduğunu söyleyerek mahcup bir şekilde reddetmişti.

“Hadi kızım biz gidelim burada işimiz kalmadı.” Alya’nın koluna giren kadın bina çıkışına yönelirken Cenk Han’ın elini sıkarak teşekkür etmişti. Genç adam iki kadının peşinden giderken oldukça rahatlamıştı. Şimdi önündeki seyahatle ilgilenmesi gerekiyordu.

“Nerede kaldın oğlum?” Deniz Hanım arabanın yanında Cenk’i beklerken annesinin sabırsız hallerine şaşırıyordu.

“Geldim anne, çok bekletmedim ki.”

“O sana öyle geldi, kızımın karnı aç.” Cenk gülümseyerek Alya’ya bakarken Alya da adama gülümsemişti. Hep birlikte güzel bir kahvaltı yapmak için yola çıktıklarında Alya yol boyunca ailesini arayarak davanın sonucunu bildirmişti.

***

Genç kız kitaplarını göğsüne bastırarak hızlı adımlarla yürürken geç kalmamak için ilk gelen dolmuşa binmişti. Önce ailesinin yanına uğrayacak oradan da Alya’nın evine geçecekti. Üstelik akşam terasta hep birlikte kutlama yapacakları için hazırlık yapmak istiyordu. Alya onlara davayı kazandığına dair mesaj attığında hepsi çok sevinmişti. Akasya on beş dakikalık yolculuktan sonra evine en yakın olan duraktan inerek hızla yürümeye başlamıştı. “Akasya?” genç kız seslenen kişiye döndüğünde nefes nefese kalmıştı.

“Onur!”

“Ne bu acele, neden bu kadar telaşlısın. Evde bir şey mi oldu?” Akasya adamın neden orada olduğunu sorgulamadan başını iki yana sallamıştı.

“Hayır, bizimkilere uğrayıp eve geçecektim. Akşama bizde toplanacağız.”

“Öyle mi? Haberim yoktu.”

“Sen neden buradasın?” onur elinde ki küçük şişeden su içerek kızı cevaplamıştı.

“Bu gün tatildeyim yürüyüş yapıyordum mahallede.”

“Buraya kadar geldin öyle mi?” Akasya tek kaşını imalı bir şekilde kaldırarak adama bakmıştı. Onur kızın ifadesine gülümseyerek etrafı kontrol edip iyice yanına yaklaştı.

“Neden şaşırıyorsunuz küçük Hanım tüm yollarım size çıkıyor gördüğünüz gibi.”  Akasya etrafına bakınarak onları kimsenin görüp görmediğini anlamaya çalışıyordu. Doğup büyüdüğü mahallede neredeyse onu tanımayan kişi yok denecek kadar azdı. Bu şekilde insanlara dedikodu malzemesi vermek istemiyordu. Bir adım geri çekilerek etrafa bakınırken Onur onun bu haline gülümsemişti.

“Bir gören olacak Onur, lütfen daha dikkatli davran.” Onur omzunu silkerek genç kıza bakmıştı.

“Sana söyledim Akasya, izin ver babaannemler gelsin. En azından adını koyalım.”

“Henüz erken Onur ben daha okuyorum.” Onur’un yüzü asılmıştı.

“Okuman evlenmemize engel değil ki, sende biliyorsun.” Genç adam bakışlarını kızın üzerinden çekmezken Akasya ne söyleyeceğini bilememişti. O kendine ve ailesine söz vermişti. Eğitimi bitmeden evlenmek gibi bir niyeti yoktu. Başını aşağı eğerken Onur kızı üzdüğü için kendine kızmıştı.

“Özür dilerim seni üzmek istememiştim.” Onur’un üzgün çıkan sesi Akasya’nın daha da üzülmesine neden olmuştu.

“Ben özür dilerim. Aileme ve kendime sözüm var Onur, okul bitmeden evlenemem.” Onur anlayışla kendisine bakarken buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Kararına saygı duyuyorum. Bir süre daha bekleriz ne olacak.” Genç kız eve gitmesi gerektiğini söyleyerek adamın yanından ayrılırken genç adam da yürüyüşüne devam etmişti.

Akasya ailesinin evinde biraz vakit geçirdikten sonra annesine akşam misafirleri olduğunu söyleyerek durumu açıklamıştı. Sevgi Hanım kızına hazırladığı böreği vererek evde pişirmesini isterken Akasya annesine sevgiyle sarıldı.

Elinde tepsi ile yola çıkarken arada mahallede kendisine soru soran komşularına cevap vererek eve gelmişti. Hemen pencereleri açarak evi havalandırırken hemen mutfağa geçmişti. Annesinin verdiği böreği fırına sürerken kapı zilinin çalmasıyla kapıyı açmaya koşmuştu.

“Cemile abla hoş geldin.” Cemile elinde ki saklama kaplarını genç kıza uzatırken gülümsemişti.

“Hoş buldum canım ne yapıyorsun?”

“Akşama toplanacağız o yüzden biraz hazırlık yapayım dedim.” Cemile başını sallarken “Bende sana yardıma geldim,” dedi. Akasya kadının elinden aldığı saklama kaplarını tezgahın üzerine bırakırken içinde ne olduğuna bakmıştı.

“Oh be ne zamandır kısır yemiyordum, ıslak kek çok güzel görünüyor.”

“Akşam ziyafet çekeceğiz desene.” Akasya’nın fırına sürdüğü böreği göstererek. İkili birlikte kek, kurabiye, sarma yapmaya başlamıştı. Salondaki radyodan yükselen şarkıda onlara eşlik ediyordu. Arada kendi aralarında oynayan ikili kapıdan gelen tıkırtıyla aynı anda mutfak kapısından dış kapıya uzatmıştı başlarını.

Alya evin kapısını açtığında kulağına gelen müzik sesiyle gülümsemişti. Üst üste iki kafa kendisine mutfak kapısından bakarken Alya daha da güldü.

“Keyfiniz bol olsun hanımlar.”

“Sizin de gelin hanım,” diye karşılık veren Cemile Akasya’nın kahkaha atmasına neden olmuştu.

“Teşekkür ederim görümce,” diye karşılık veren Alya yüzünü buruşturmuştu. “Gerçekten kulağa hoş gelmiyor, ben sana yine abla diye sesleneyim,” diye devam etti. Ayakkabılarını vestiyerin içine bırakırken iki kıza dönmüştü.

“Ne yapıyorsunuz, çok güzel koktu.”

“Akşam terastayız, biraz hazırlık yapalım dedik,” Akasya cevap verirken Alya mutfağa girerek hazırladıkları şeylere bakmıştı.

“Ellerinize sağlık, namazımı kılıp hemen yardıma geliyorum.” Alya mutfaktan çıkıp salonda ki radyoyu kapatmıştı. Abdesti olduğu için hemen namazını eda ederken namazı bittikten sonra daha rahat olabilmek için odasına geçip üzerini değiştirmişti. Birkaç dakika sonra mutfağa geri döndüğünde Akasya genç kıza dönerek “Senin şu erik hoşafından yapsana, soğuk soğuk içeriz akşama.” Alya kıza gülümseyerek bakarken başını sallayarak onu onaylamıştı. Üç kız tüm hazırlığı tamamladıktan sonra akşam ezanı okununca Alya namaz için yanlarından ayrılmıştı.

“Ben aşağıya ineyim Akasya, annemi alıp çıkarım yukarıya.”

“Tama bende son hazırlıkları yapar çay atarım ocağa,” Akasya evden çıkan Cemile’nin ardından yeniden mutfağa geçerken Alya da namazını kılıp yanına gelmişti.

“Terastaki masayı hazırlayalım. Kaç kişi olacağız biliyor musun?”

“Aslı, Ahmet, Cenk hoca, Sefa ve Asya hoca da gelecek diye biliyorum. Biz varız işte.” Alya büyük balkonda ki açılan masayı hazır hale getirerek üst üste koyulan geçirmeli sandalyeleri de etrafına dizmeye başlamıştı. Açılınca on iki kişilik olan masa hepsine yeterdi.

“Onur’a söyledin mi akşam o da gelsin.”

“Sabah karşılaştık, gelebileceğini söyledim ama bilmiyorum. Hastaneye gidebilir.” Tabakları masaya yerleştiren genç kız kapının çalınmasıyla dış kapıya yönelmişti.

“Hoş geldiniz.” Cemile ve Deniz Hanım ve Cenk eve girerken hemen merdivenlerden seslesen Ahmet’i duymuşlardı.

“Biz geldik kapamayın kapıyı,” diye seslenen genç adama Alya cevap vermişti.

“Gelirken Onur’u da çağırır mısın?” Ahmet genç adamın kapısını tıklatırken gelenler salona geçmişti. Alya ve diğerleri içeri geçmişti.

“Kızım var mı yapılacak bir şey, yardım edelim.” Deniz Hanımın sorusu ile Alya kadına dönmüştü.

“Yok anne her şey tamam,” dediğinde Cenk’in gözleri genç kıza parlayarak bakmıştı. Alya ne zaman annesine anne dese Cenk’in içi huzurla doluyordu. İlk eşi annesine hep adıyla hitap ederdi.

“Marketten bir şey ister ister misiniz? Sefa hoca şuanda marketteymiş.” Alya genç adama dönerek “Bitter çikolata alırsa iyi olur, kahvenin yanında…”Cenk Alya’nın dediğini Sefa’ya aktarırken kapıdan içeriye Onur ve Ahmet girmişti. Erkekler hep birlikte terasta hazırlanan masaya geçerken Deniz Hanım da onları takip etmişti. Mutfaktan geçenler önce içine yemek kokularını çekip sonra sabırsızlıkla yemek istediklerini bildiriyordu.

“Han da gelecekti,” Cemile’nin sözleriyle bakışlar ona dönerken genç kadın ilk kez utanmamıştı bakışlardan. Etrafında ki insanların onun iyiliğini isteyeceğini biliyordu bu yüzden de oldukça rahattı. Annesi onayladıktan sonra kimseye hesap vermek zorunda hissetmiyordu.

“Elbette gelmeli, davanın asıl kahramanı o değil mi?” dedi Ahmet. Cenk genç adama ters bir bakış atarken Ahmet hemen ağzını fermuarla kapatmıştı. Sefa ve Asya da gelince onları terasa yönlendiren genç kız erkeklerin selamlaşmasını bekledikten sonra “İsterseniz önce yemek yiyelim?” diye sordu. Herkes bir birine bakıp aynı anda başını olumsuzca sallarken Ahmet yine atılmıştı.

“Yemek yersek başka bir şey yiyemeyiz.”

“Ahmet haklı, çok güzel kokular geliyor mutfaktan. Yemek yersek onlara yer kalmaz.”

“Peki o zaman,” diyen Alya servisleri ayarlamak için mutfağa geçtiğinde Cenk’te yerinden kalkarak kızın peşinden gitmişti. Alya tabakları ayarlarken Cenk tezgaha yaslanarak karısına bakıyordu.

“Sence de ilk misafirlerimizi karşılıyormuş gibi değil miyiz?” Alya adamın sorusuyla gülmüştü.

“Öyle mi hissettin?”

“Evet ve bu beni çok mutlu etti.” Alya hazırladığı tabağı genç adamın eline tutuşturarak gülümsemişti.

“Öyle mi kocacığım, o zaman servisi de sen yap,” diyerek adamın şok içinde öylece çakılı kalmasına neden olmuştu. Alya onun ifadesine gülerek elinde ki hazırladığı tabakları teras kapısından içeriye giren Akasya’ya elindekileri uzatırken genç kız hala donmuş bir şekilde duran Cenk’i göstererek “Cenk hocanın neyi var?” diye sormuştu.

“Önemli bir şey yok Akasya, sen bunları masaya bırak.” Akasya omzunu silkerek servis yaparken Cenk elindeki tabakları hızla Aslı’nın eline tutuşturarak Alya’yı kollundan tutup mutfaktan çıkarmıştı.

“Ne yapıyorsun Cenk?” Alya şaşkınlıkla genç adamı takip ederken genç kızın odasına giren adam kızı içeri sokarak kapıyı kapatıp hızla genç kıza sarılmıştı.

“Aklımla oynuyorsun Alya,” dediğinde Alya öylece kalakalmıştı.

“Cenk ne yapıyorsun? Dışarısı insan kaynıyor. Ayıp olacak, yanlış anlayacaklar.”

“Ne anladıkları umurumda değil, sadece sana sarılmak istedim,” dediğinde başını genç kızın boyun köküne sokarak derin bir nefes almıştı. Ciğerleri kızın misk kokusu ile dolarken dış kapının çalınmasıyla Alya hızla geri çekilirken Cenk’in boşluğunu fırsat bilerek hızla odadan çıkmıştı. Genç kız kapıya yöneldiğinde Akasya’nın açtığı kapıda gördüğü kişiyle şaşırmıştı.

***

Bu bölümden sonra iki geçiş bölümü yazıp final yapmayı düşünüyorum. Geçiş bölümleri Sefa ve Asya hoca, Cemile ve Han hakkında olacak. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz.

İnstagram hesabı: @mermaridyy

Youtube Hesabı: Mermarid

LÜTFEN TAKİP ETMEYİ UNUTMAYIN!

50. BÖLÜM <<<<<<——->>>>>>

26660cookie-checkGelincik Çiçeği 51. Bölüm
mermaridyy hakkında 349 makale
Yasemin Yaman KTÜ Orm. End. Müh. mezunu. Şuanda Parola Yayınlarında yazar. Hobileri yazmak, müzik dinlemek, basit çizimler yapmak ve manga okumak. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen, Sen Olmadan Asla, Kara Duvak, Hep Seni Bekledim adında beş kitabı basıldı.

8 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim harika bir bölümdü pislik Ayfer hala akillanmadi 😡 . Gelen kim acaba ? Okan ve Akasya, Ahmet ve Asli da okumak istiyorum ne oldu durumlari final olmadan okuruz umarım ❤️

  2. Öğrencilere zulmeden annesi rektörlükte görev yapan kız vardı, onun hesabı kesilmedi. Yaptıkları yanına mı kalacak yazarım, annesinin de bilgisi vardı sanırım kızının yaptıklarından

2 geri izleme / bildirim

  1. Gelincik Çiçeği 50. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!
  2. Gelincik Çiçeği 52. Bölüm – Yazmak Cesaret İster!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*