Kasım 30, 2022 Yazarı mermaridyy 5

Gelincik Çiçeği 52. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Bu bölüm bu haftanın son bölümü. Malum açık öğretim sınavları olduğu için kesin değil ama gelecek hafta bölüm olmayabilir. Ancak 12 Aralıkta sizlere bir sürprizim olacak… Anlayışınız için teşekkür ederim. Keyifli okumalar.

****

Genç kız yerinden kıpırdayamazken Cenk yanına gelerek karısının baktığı kişiyi görünce duraksadı. Belki de görmeyi beklediği en son kişi evin kapısından onlara bakıyordu.

“Merhaba, uzun zaman oldu Cenk!” diyen kadınla Ayla yutkunmuştu. Genç kız bedenini saran ürpermenin ne anlama geldiğini bilmiyordu.

“Merhaba, hayırdır Seda seni buraya ne getirdi?” genç kadın adamın sorusuyla duraksamıştı. Gözlerini kısarak Alya ve Cenk’e dikkatle bakarken Alya’nın yakından daha güzel olduğunu düşünüyordu. Aynı şey Alya içinde geçerliydi. Daha önce yüz yüze gelmeseler de Seda’nın fotoğraflarını çokça görmüştü. Şimdi anlıyordu ki o fotoğraflar gerçeği tam olarak yansıtmıyordu. Seda çok çok daha güzeldi. Abilerinin aksine sarışın mavi gözlü ve Cenk’in boyuna yakın boyuyla manken gibi bir kadındı.

“Beni sen çağırdın ya, söylemek istediğin şeyler olduğunu söyledin.” Alya hızla genç adama dönerken Cenk oldukça şaşkın bir şekilde başını iki yana sallamıştı.

“Yanılıyorsun seni ben çağırmadım,” diyen adam hemen Alya’ya dönmüştü. “Bir yanlışlık olmalı Alya, onu ben çağırmadım,” dediğinde Alya buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Sen çağırmadıysan eski karının benim kapımda ne işi var Cenk?” diye çıkışan genç kız oldukça öfkeliydi. Bulunduğu duruma hazırlıksız yakalanmıştı. Seda ile elbet bir gün karşılaşacağını biliyordu. Ne de olsa o Aras eniştesinin kız kardeşiydi.

“Yemin ederim ben çağırmadım,” diyen adam oldukça endişeliydi. Akasya tanımadığı kadının Cenk hocanın eski karısı olduğunu öğrenince kadını daha bir ayrıntıyla incelemeye başlamıştı. Kadın gerçekten güzeldi.

“Ne oluyor neden gelmiyorsunuz?” Deniz hanımın yanlarına gelmesiyle ortam iyice gerilmişti. Seda’yı gören kadın kaşlarını çatarak oğluna baktı.

“Ne oluyor burada? Seda neden bu kapıda?” dediğinde sesi oldukça sert çıkmıştı. Alya gözlerinin dolmasını engellemek için elinden geleni yapıyordu.

“Cenk’in onu çağırdığını söylüyor.”  Deniz Hanım hışımla oğluna bakmıştı.

“Ne diyor Alya, gerçekten onu sen mi çağırdın?”

“Yok öyle bir şey anne, neden geldi bilmiyorum.” Cenk ılıman davranmaya çalışıyordu. Sakin olmalıydı yoksa iş işten geçecekti.

“Bana mesaj attın Cenk, yardıma ihtiyacın olduğunu acil dönmem gerektiğini yazdın.” Kadının ciddi bir şekilde konuşması Alya’nın dikkatinden kaçmıyordu.

“Yok öyle bir şey nereden çıkarıyorsun Seda?” dediğinde derin bir nefes almıştı. “Sakin olalım ve hep birlikte sakince konuşalım. Salonda!” dediğinde Alya dişlerini sıkmıştı. O kadının evine girmesini istemiyordu. Onun yüzünden Arya evlenmek zorunda kalmıştı. Sonu güzel olsa da olmayabilirdi de. Seda içeri girecekken Alya dişlerinin arasından çıkışmıştı.

“Sakın ayakkabılarınla evime gireyim deme.” Seda ayağında ki topuklu ayakkabılara bakarak umursamazca omzunu silkip çıkarmıştı. Cenk’in yol göstermesiyle salona geçerken Akasya arkadaşının yanına giderek sessizce fısıldadı.

“Neler oluyor Alya, bu kadın Cenk hocanın eski karısı mı?” Alya başını sallarken Akasya gözlerini büyüterek ona bakmıştı.

“Burada ne işi var o zaman?”

“İnan bilmiyorum ama öğreneceğim. Eğer Cenk’in bu işte parmağı varsa onu mahvederim.” Alya arkadaşına terastakileri idare etmesini söyleyerek onların peşinden salona girip kapıyı kapatmıştı.

“Seni dinliyoruz Seda, buraya gelmekteki gerçek amacını öğrenelim?” Cenk’in sorusu ile genç kadın şaşırmıştı. Geriye yaslanarak derin bir nefes aldı.

“Söyledim ya mesaj attığın için geldim. Zaten buradaydım gelmişken sana da uğramak istedim.”

“Neredeydin?”

“Türkiye’de,” dediğinde Cenk kaşlarını çatmıştı.

“Burada olduğundan Aras’ın haberi var mı? Ya da ailenin…” dediğinde Seda omzunu silkmişti.

“İş için geldim Cenk, iki gün sona da döneceğim.” Alya konuşmanın gidişatından memnun değildi. Boşanmış iki kişi oldukça sakin ve normal konuşuyordu. Elbette kavga dövüş olmasını istemezdi ama konudan uzaklaşılması onu kızdırıyordu.

“Konuya dönebilir miyiz? Sen mesajdan bahsediyordun görebilir miyiz?” Alya kadına sorarken Deniz Hanım kızgın bir şekilde oğluyla Seda’ya bakıyordu. Alya ayakta beklerken genç kızı yanına çağırarak “Kızım gel yanıma ayakta neden duruyorsun?” dedi.

“Böyle iyiyim anne,” dediğinde Seda’nın bakışları hızla kıza dönmüştü.

“Anne mi?” genç kadın oldukça şaşkındı. Cenk onun şaşkınlığına gülümseyerek Alya’yı yanına çekti.

“Evet, anne. Alya ile evlendik,” dediğinde genç kadın kahkaha atarak yerinden kalkmıştı.

“Hani onunla aranda bir şey yoktu?” Seda’nın sert sorusuyla Cenk dişlerini sıkmıştı. Aynı onun gibi yerinden kalkarak “Haddini bil Seda, seninle evliyken Alya ile ya da başka biriyle asla seni aldatmadım. Sana daima sadıktım senin aksine,” dedi.

“Ne yani ben seni aldattım mı?”

“Aldatmadın mı? Aldatmak hayatına birini almakla mı oluyor sadece? Kaç kez bana yalan söyledin, kaç kez hayati konularda beni kandırdın.” Cenk’te artık sesini ayarlayamıyordu. Terastakiler sesi duyunca birbirine bakmıştı. Akasya tedirgin bir şekilde onlara dönerek “Bırakalım kendileri halletsin meselelerini. Biz karışmayalım, çay içen var mı?” dedi. Onur onun ne yapmak istediğini anlayarak kıza yardımcı olmak için araya girmişti.

“Akasya haklı bu onların meselesi,” dedi. Cemile sesleri duyunca ayaklanarak kapıya yöneldiğinde oldukça endişeliydi.

“Ben bir bakayım, ne olduğuna.” Genç kadın eve girip salona geçtiğinde Seda ve Cenk’i karşılıklı bir birine sinirli bir şekilde bakarak bulmuştu. Seda’nın yüzü oldukça üzgün duruyordu.

“Ben hatamın farkındayım Cenk, bunu sürekli hatırlatmasan da vicdanım zaten hatırlatıyor.”

“Özür dilerim…” Cenk kadının dolan gözleriyle geri adım atmıştı. Onunda acı çektiğinin farkındaydı. En çok güvenmesi gereken kişi tarafından kandırılıp bir hata yapmıştı.

“Haklısın Cenk, seni birçok kez aldattım. Bedenen olmasa da aldattım.” Cenk üzgün bir şekilde genç kadına bakarken Alya daha fazla bu duruma katlanamayarak salondan çıkmıştı. Cenk onun dışarı çıkışını görse de peşinden gitmemişti.

“Cenk ne oluyor burada?” Seda Cemile’yi görünce şaşırmıştı. Onu ailesinin yanında görmek beklemediği bir şeydi.

“Ablan artık size gelebiliyor mu?” dediğinde Cemile kadının sorusuyla gerilmişti. Seda’yı sadece Cenk ile düğününde görmüştü. Sonrasında ne arayıp sormuş nede görüşmüştü.

“Ablam bizimle yaşıyor.”

“Desene bir yılda çok şey değişti.” Seda üzgün bir şekilde küçük aileye bakıyordu. Deniz hanıma kısa bir bakış atarken utanarak bakışlarını kaçırdı. Kadın kendisine ne kadar iyi niyetle yaklaşmaya çalışsa da Seda ona yakın olmamıştı.

“Öyle çok şey değişti. Konumuza gelecek olursak sana mesaj atan ben değildim Seda, kim yaptı bilmiyorum ama iyi niyetli olmadığına eminim.” Seda üzgün bir şekilde ona bakmıştı. Başını sallarken dışarıda ki karanlık havaya baktı.

“Ben gitsem iyi olacak. Biliyorsun Cenk boşanmış olsak da biz her zaman arkadaş olarak kalacağız. Bir şeye ihtiyacın olduğunda beni her zaman arayabilirsin.”

“Oğlumun arayacağı tek kişi karısı olacaktır kızım,” dediğinde Deniz Hanım dilini ısırmıştı. Alışkanlıkla genç kadına ‘kızım’ dediği için kendisine kızıyordu.

“Haklısınız Deniz Hanım, eşiyle sorununu halletmesi çok daha doğru olacaktır. Madem evlendin artık sana söylemekte kararsız kaldığım şeyi söyleyeyim.” Cenk merakla genç kadına bakarken Seda gülümseyerek devam etmişti.

“Ben de yakında evleniyorum. Temelli Almanya’ya yerleşeceğim. Bu yüzden son işleri halletmek için Türkiye’ye geldim. Yarın ailemle konuşmak için Trabzon’a gideceğim. Umarım çok mutlu olursun Cenk. Az önce ki çıkışım içinde özür dilerim,” dediğinde Cenk şaşkınlıkla kadına bakmıştı.

“Evleniyor musun?” Cenk’in sorusuyla Seda gülümserken Deniz Hanım gerilmişti. Oğlunun bir zamanlar bu kadını ne denli sevdiğini biliyordu.

“Evet, evleniyorum.” Cenk başını sallayarak buruk bir şekilde gülümsemişti.

“Umarım mutlu olursun Seda, umarım bizim evliliğimizde yaptığın hataları yeni eşine karşı yapmazsın,” dediğinde Seda da buruk bir gülümsemeyle adama bakmıştı.

“Elimden geldiğince açık olacağım ona,” dedi. Seda izin isteyip evden çıkacakken Cenk araya girmişti.

“Nerede kalacaksın?”

“Bir otel bulurum, sen merak etme.” Cenk annesine bakarken Deniz Hanım onun ne demek istediğini anlamış ve başını iki yana sallayarak kaşlarını ‘yapma’ der gibi yukarı kaldırmıştı.

“Bu akşam bizde kal istersen, bu saatte otele gitmek güvenli değil.”

“Size rahatsızlık vermek istemem,” diyen genç kadının bakışları Deniz Hanım’a takılmıştı.

“Annem de bu saatte gitmeni istemez eminim,” dediğinde annesine dönerek “Öyle değil mi anne?” diye sordu. Deniz Hanım ne söyleyeceğini bilememişti. Bir yandan oğluna hak veriyordu. Saat geç olmuştu ve genç bir kadını otele göndermek güvenli değildi. Ama diğer yandan Alya’nın ne düşüneceğini düşünmeden edemiyordu. Kocasının eski karısı onlarda kalacaktı.

“Siz ne dediğinizin farkında mısınız acaba? Bu kadın senin eski karın Cenk. Alya’nın ne düşüneceğini ne hissedeceğini umursamıyor musunuz?” diyerek Cemile çıkışmıştı.

“Eminim Alya da bana hak verecektir.” Alya koridorda nefesini tutarken ne yapacağını düşünüyordu. Evet geç olmuştu ama Cenk’i o kadınla aynı evde düşünmek nefesinin kesilmesine, kalbinin sancımasına neden olmuştu.

“Ben olsam o kadar emin olmazdım. Ne haliniz varsa görün.” Cemile salondan çıkarken Alya’yı görünce ağzını açmış ama Alya’nın susmasını işaret etmesiyle genç kadın üzgün bir şekilde ona bakmıştı. Alya sessizce odasına girerken yanağından aşağıya akan yaşa engel olamamıştı. Böyle olmamalıydı. Bu akşam güzel geçmesi için tüm arkadaşları toplanmıştı. Ama o odasına çekilip sessizce gözyaşı döküyordu. Salonda Cenk’in sesini duyunca hemen odasının kapısını kilitlemişti. Cenk’i şuanda görmek istemiyordu. Belki Seda’yı o çağırmamıştı ama son olanları kabul etmesine olanak yoktu. Kapısının tıklatılmasıyla Alya yatağına oturmuştu. Kapı kolu aşağı inse de kapı açılmamıştı.

“Alya kapı neden kilitli?” genç adam tedirgin bir şekilde kapıyı tıklatırken Alya ona cevap vermemişti.

“Alya kapıyı açar mısın konuşalım,” dediğinde Alya sık sık nefes alarak sakinleşmeye çalışmıştı. “Alya lütfen, böyle kapı ardında saklanarak olaylardan kendini sakınamazsın.”

“Kapıdan gitmeni istiyorum Cenk, şuanda konuşmak istemiyorum!” Alya’nın keskin sesi Cenk’in yutkunmasına neden olmuştu.

“Alya lütfen!” dediğinde Alya dişlerini sıkmıştı. Öfkesini bastırmak için tırnaklarını avuç içine batırmıştı.

“Konuşmak istemiyorum Cenk, biraz olsun saygın varsa lütfen eski karını da alıp evimden çıkın!” Alya’nın bu tepkisini beklemeyen Cenk oldukça endişelenmişti. Genç kızın bu denli soğuk konuştuğunu daha önce hiç duymamıştı. Ciddiyetine şahit olmuştu.

“Alya lütfen, konuşalım. Böyle yapma…”

“Lütfen Cenk, yalnız kalıp düşünmek istiyorum. Arkadaşları da gönderirsen sevinirim. Bu akşam evimde kimse kalmasın!” Alya’nın sesi yüksek çıkınca Cenk çaresizce kapıya bakmıştı.

“Tamam sen nasıl istersen. Düşünürken seni sevdiğimi de unutma olur mu?” diye yalvaran ses tonuyla konuşmuştu. Genç kızın yanağından aşağıya bir damla akarken yutkunmadan edememişti. Cenk kapının önünden ayrılırken arkasını döndüğünde annesi ve Seda’yı ona üzgün bir şekilde bakarken bulmuştu. Deniz Hanım oğlunun üzüntüsüne üzülürken Seda da ikilinin arasını açtığı için kendisine kızıyordu.

“Ben bir otelde kalsam iyi olacak Cenk, aranız daha fazla açılmasın.”

“Gerek yok, biz sorunumuzu halledebiliriz. Hadi anne siz aşağıya inin.” Deniz Hanım istemeye istemeye evden ayrılırken yanında ki kadına ters bir şekilde bakmıştı. Onun da üzgün olduğunu görünce sessiz kalan Deniz Hanım merdivenleri inerken oldukça sessizdi.

“Neden geldin Seda?” kadın nedense Seda’nın geliş sebebine inanmamıştı.

“Bana inanmadığınızı biliyorum ama gerçekten Cenk mesaj atınca önemli bir şey olduğunu düşünerek geldim.”

“Burayı nasıl buldun peki? Ailen geldiğini bilmiyor, adresi nereden aldın?”

“Mesajda yazıyordu!” Seda o kadar sakin cevap veriyordu ki Deniz Hanım onun doğru söylediğini düşünmeye başlamıştı. Oğlunun böyle bir mesaj attığına inanmıyordu. Peki o zaman kim göndermişti.

Evin kapısını açarken üst kattan sesler gelmeye başlamıştı. Toplanan kalabalık yavaş yavaş evden ayrılırken herkesin yüzünde garip bir üzüntü vardı. Keyifli geçmesi beklenen gece tam bir fiyasko olmuştu.

“Hayırlı akşamlar Deniz teyze,” diyerek yanından geçen Aslı, Ahmet, Sefa, Asya ve Han’a başını sallayarak “Hayırlı akşamlar çocuklar,” dedi. Yukarıda sadece Cemile, Akasya, Onur ve Cenk kalmıştı. İkili eve girerken Seda tedirgin bir şekilde etrafına bakınmaya başlamıştı.

“Çekinme geç içeri bir şey yapacak değiliz sana,” diyen kadınla Seda salona geçerek oturmuştu. Üst katta neler olduğunu merak ederken Seda’nın “Böyle olsun istemezdim,” dediğini duyunca Deniz Hanım iç çekerek genç kadına cevap verdi.

“Elbet bir gün karşılaşacaktınız, böyle olması kötü oldu ama onlar kendi aralarında anlaşırlar.”

“İnşallah,” Deniz Hanım Seda’ya tek kaşını kaldırırken ondan ki değişimi fark edebiliyordu.

“İyi görünüyorsun?”

“Teşekkür ederim, tedavim içe yarıyor sanırım.” Seda bakışlarını kaçırırken bir yıldır gördüğü psikolojik tedaviyi düşünmüştü. Bazı zamanlarda rüyalarında ağlayan bebek sesiyle uyanıyordu. Çıldırmanın eşiğine geldiği geceler çok olmuştu. O gecelerde her zaman yanında Aslan vardı.

“Evleneceğini söyledin doğru mu?” genç kadın tedirgin bir şekilde kadına bakıp başını sallamıştı.

“Evet doğru, döndüğümüzde evleneceğiz.” Deniz Hanım başını sallayarak genç kadının karşısına oturmuştu.

“Aç mısın?” Seda gelen soruyla şaşırırken başını iki yana salladı.

“Teşekkür ederim hayır.”

“O kadar yol geldin dinlenmek istersen sana kalacağın odayı göstereyim.” Seda kadını onaylarken Deniz Hanım onu kendi odasına götürmüştü. Bu gece Seda ile aynı odayı paylaşmaya kararlıydı. Seda kadının verdiği pijama takımlarını giyerken çok farklı hissediyordu. Seda yatağa uzanırken Deniz Hanım salona geçerek Cenk ve Cemile’nin eve gelmesini beklemişti. Kapıdan kilit sesi duyunca yerinden kalkarak kapıdan içeriye tartışarak giren çocuklarını karşılamıştı.

“Ne oluyor Cemile?”

“Bir şey yok anne, Alya yalnız kalmak istiyor oğlun diretiyor onunla konuşmak için.”

“Anne anlamıyor beni, Alya ile konuşmazsan yanlış kararlar alabilir.” Cenk oldukça endişeliydi.

“Benim gelinim akıllıdır, eminim en doğru kararı verecektir.” Cenk çocuk gibi somurturken aklı Alya’da kalmıştı.

“Anne onunla konuşmadan uyuyamam.”

“Eğer onunla bu akşam konuşursan bir daha uyuyamazsın. Şuanda kızgın anlamıyor musun? Bunu sonra konuşuruz hadi çok Onur oğlumla kal bu akşam.”

“Neden?” Cemile kardeşinin sorusuyla hayretle çıkışmıştı.

“Pes artık Cenk. İçeride eski karın yatıyor ve Alya bunu bilerek senin de burada kaldığını öğrenirse sende ne düşünür?” Cenk ablasına hak verirken odasına giderek yatacak kıyafetlerini alarak evden ayrılmıştı.

“Ne olacak şimdi anne?” Cemile’nin sorusuyla Deniz Hanım dalgınlaşmıştı. Geçmiş bir türlü çocuklarının yakasını bırakmıyordu.

***

“Alya herkes gitti artık çıkar mısın odadan? Seni çok merak ediyorum.” Akasya kapının dışında seslenirken birkaç dakika sonra Alya kapıyı açarak arkadaşına bakmıştı. Gözleri kızarmış olan genç kıza sıkıca sarılan Akasya ne söyleyeceğini bilmiyordu.

“Bunu neden kendine yapıyorsun? Adamın ne suçu vardı kapıda yalvartıp durdun?”

“Bana onu savunma Akasya, şu olanlara inanamıyorum. Eski karısı evime kadar girdi.”

“Ne var bunda? Abartmıyor musun biraz. Cenk hoca o kadının yüzüne bile bakmadı. Sadece neden geldiğini anlamaya çalıştı.”

“Ona mesaj atmış.”

“Buna inandın mı? O adamın sana olan aşkını herkes anladı ama sen anlamadın.” Alya arkadaşından ayrılarak salona geçerken Akasya mutfağa giderek genç kız için tabak hazırlayıp önüne bıraktı.

“Bunlar ne Akasya, yiyecek durumda değilim.”

“Sabahtan beri bir şey yemedin Alya, hatırım için biraz atıştır.”

“Cenk bu akşam o kadınla aynı evde kalacak değil mi?” Alya’nın gözünden bir damla daha dökülürken Akasya geriye yaslanarak genç kıza gülümsemişti.

“Kıskandın değil mi? Eski karısı mankenlere taş çıkaracak güzellikte.” Alya omzunu silkse de arkadaşına hak veriyordu. Zaten Aras eniştesinin tüm kardeşleri gösterişliydi.

“Neden kıskanayım?”

“Bu tavrın kıskançlıktan değil yani? Endişelenecek bir şey yok Alya, Cenk sana ait. Tapusu senin elinde…”

“Bir zamanlar o kadının elindeydi.” Alya’nın cevapla Akasya ellerini teslim olur gibi kaldırarak geriye yaslanmıştı.

“Anladım sen kendini üzmek için yer arıyorsun. Adama surat asıp durma.”

“Sen kimden yanasın?”

“İkinizden yanayım. Sen en yakın arkadaşımsın, o ise sevdiğim bir hocam. Lütfen aranızdaki bağa zarar verecek davranışlarda bulunma. Kıskansan bile bunu söylemekten çekinme. Yoksa yanlışa düşersiniz.”

“Bu konuda tecrübeli gibi konuşuyorsun.” Akasya arkadaşının sözleri ile hüzünlenmişti. Kendisinin başına belki gelmemişti ama sevdiği bir arkadaşının evliliği bu yüzden bitmişti.

“Ne güzel teras keyfi yapacaktık. O kadar hazırlık boşa gitti.” Akasya’nın somurtmasıyla genç kız yerinden kalkarak “Hadi terasta film izleyelim,” dedi. Akasya kıza şaşkınlıkla bakarken “Gerçekten mi?” diye sordu.

“Neden şaşırdın?”

“Kocan aşağıda kendini yiyip bitiriyor sen film izlemekten bahsediyorsun.”

“Yesin bitirsin. O kadını kapıdan içeriye almayacaktı. Konuşmak istiyorsa dışarıda konuşacaktı. Benim evimde değil…” dedi. Akasya başını iki yana sallayarak inanamadığını ifadeleriyle belirtmişti. Oysaki Alya’nın biraz neşelenmeye ihtiyacı olduğunu fark edemiyordu. Genç kızın elinde tabağıyla salondan çıktığını görünce kendisi de peşinden gitmişti. Akasya Cemile ablasıyla etrafı toparlamıştı.

“Sana da zahmet oldu Akasya, her şey üzerine kaldı.”

“Saçmalama Alya, hadi bilgisayarı getir de istediğin filmi izleyelim.” Alya elindekileri terastaki masaya bırakarak içeri geçip bilgisayarını almıştı. İkili rastgele bir komedi film seçerek en rahat pozisyonda otururken oldukça keyifli zamanlar geçirmeye başlamıştı. Alt katta ise Alya’nın gülüşünü dinleyen genç adam oldukça dertliydi. Alya’nın kendisine de bu şekilde gülmesini istiyordu.

***

“Akasya canım ben çıkıyorum,” diye seslenen Alya kızın hızla yanına gelmesine neden olmuştu.

“Neden bu kadar erken gidiyorsun Alya? Daha derse üç saat var.”

“Biliyorum ama şu seyahat işi için öğrenci işlerine uğramam gerek,” dedi. Akasya inanmasa da sessiz kalmıştı.

“Peki sen bilirsin. Cenk hocaya haber verecek misin?”

“Gerek olduğunu sanmıyorum. Misafiri var rahatsız olmasın.” Alya’nın soğuk sesiyle Akasya yutkunmuştu. Bazen bu kızın ifadeleri onu ürkütüyordu.

“Bence ona haber vermelisin. Ayrıca dün akşam Onur’da kaldı.” Alya genç kızın sözleri ile duraksamıştı. Onur da kalması hoşuna gitse de belli etmemeye çalıştı.

“Beni ilgilendirmez, hadi kaçtım…” diyerek hızla merdivenlerden aşağıya inmişti. Alt kata indiğinde kısa bir süre kapıda duraksasa da hemen kendini toparlamıştı. Hızlı bir şekilde aşağıya inerek hiç duraksamadan dolmuş durağına doğru ilerledi. Rahatlaması gerekiyordu ve bunu yapabilecek tek kişiyi aramak için telefonunu eline almıştı. Birkaç çalışın ardından karşıdan gelen uykulu sesle kendisine kızdı.

“Alya, bir şey mi oldu?”

“Özür dilerim Arya, sabah sabah uyandırdım.” Karşıdan gelen birkaç sesten onun yataktan kalktığını anlamıştı.

“Sen iyi olsaydın beni bu saatte aramazdın. Ne oldu?”

“Konuşmaya ihtiyacım vardı,” diyen genç kız durağa yürüyene kadar akşam olanları anlatmıştı. Aklıselim birinden tavsiye alması gerekiyordu ve Alya için ikizinden daha mantıklı karar veren biri daha yoktu.

“Ne düşünüyorsun?”

“Kıskandığın için Cenk’e bu şekilde davranman hiç hol değil. Ayrıca Seda’nın ne işi vardı orada?”

“Bilmiyorum, Cenk’in kendisine mesaj attığını söyledi.”

“Sende inandın mı?”

“Aklım çok karıştı Arya, ne söyleyeceğimi ne yapacağımı bilmiyorum. O çok güzel… Cenk’in yanına o kadar güzel yakışıyor ki…” dediğinde Arya kızarak çıkışmıştı.

“Saçmalama Alya, Cenk seni seviyor. Ayrıca sen kendi güzelliğinin farkında mısın?”

“Onun yanında değilim.” Arya iyice kızmaya başlamıştı. Kardeşini ilk kez böyle konuşurken duyuyordu. Bu hiç hoşuna gitmemişti.

“Ne zamandan beri kendine güvenini kaybettin Alya?” Arya’nın sert sesi genç kızı kendine getirmişti. Arya sözlerine devam ederken Alya yerin dibine girmek istemişti.

“Benim akıllı ikizime ne oldu? Sen dış görünüşe önem vermezdin ne değişti de saçma sapan şeyleri düşünür oldun? Cenk seni seviyor ve sen aptallığında onu kaybedeceksin. Kendine gel artık. Sana ait olana sahip çıkacak cesaretin yoksa bırak gitsin. Çünkü bu şekilde mutlu olamazsın!

“Asla… Duydun mu Arya asla bırakmam.”

“O zaman zırlayıp durma…” arya telefonu ikizinin yüzüne kapatırken Alya gözlerini kapatarak sakinleşmeye çalışmıştı. Kardeşi sonuna kadar haklıydı. O düşüncelere değil yürekten gelen hislerine önem verirdi. Kendini tanıyamaz olmuştu. Acilen toparlanması gerekiyordu. Dolmuşa binerken oldukça dalgındı. Okulun durağına geldiklerinde ise dalgınlığı hala devam ediyordu.

“Alya!” genç kız kendisine seslenen kişiye döndüğünde dişlerini sıkmıştı.

“Konuşabilir miyiz?”

“Benden ne istiyorsun?” genç kız birkaç adım öne çıkarken karşısında ki kadın da ona yaklaşmıştı.

“Sadece konuşmak istiyorum, eğer benimle konuşmazsan pişman olacaksın.” Alya kararsız bir şekilde kadının gözlerine bakarken derin bir nefes alarak başını sallamıştı.

“Konuşalım bakalım!”

****

Yeni bölüm 12 Aralıktan sonra gelecek. Malum Açık öğretim sınavlarım var ve benim mezun olmam için bu sınavlara çalıŞmaM gerek. Umarım beni yalnız bırakmazsınız.

51. BÖLÜM<<<<< ——- >>>>> 53. BÖLÜM

26841cookie-checkGelincik Çiçeği 52. Bölüm