Cesur 52. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Umarım bölümü seversiniz çünkü ben yazarken keyif aldım. Sizde okurken keyif alın isterim. Keyifli okumalar!

***

Genç kız ikindiden sonra odasına çıkıp dinlenmeye çalışmıştı. Babası evde yoktu ve babaannesi eve misafir çağırmıştı. Bu durum hiç hoşuna gitmezken bir şey söyleyememişti. Dışarıda ki karanlık akşam olduğunu gösteriyordu. Saate bakmak için telefonuna uzanırken kapısının tıklatılmasıyla duraksamıştı.

“Buyurun!” odanın kapısından içeriye giren çalışan kız gülümseyerek konuşmuştu.

“Ayşem Hanım babaanneniz sizi uyandırmamı istedi. Birazdan misafirler gelecekmiş.”

“Öyle mi hemen hazırlanıp geliyorum.” Ayşem yerinden kalkarak banyosuna yönelmişti. Elini yüzünü yıkadıktan sonra üzerini değiştirmek için odaya döndüğünde telefonun yanıp sönen bildirim ışını görünce telefonu eline aldı. Birçok mesaj ve cevapsız çağrı vardı.

“Hayırdır inşallah.” Arayan kişiyi görünce yüzünde kocaman bir gülümseme oluşmuştu.

“Gülsüm!” dayısının kızı, samimi olduğu ten kuzeniydi. Ayrıca en yakın arkadaşı olan kızla uzun zamandır konuşmamıştı. Gülsüm arıyorsa mutlaka bir şey olmuş olmalıydı. Hemen arama kısmına girerek genç kızı aradı. Birkaç çalıştan sonra açılan telefonda “Neredesin kızım?” diye Gülsüm’ün sesi yankılanmıştı.

“Buradayım Gülsüm, sen nerelerdesin? Israrla aramışsın bir şey mi oldu?” Ayşem kısa süren sessizlikten sonra merakla beklemişti. Birkaç dakika sonra odasının kapısı hızla açıldığında kapıdan içeri giren kızla çığlık atmıştı.

“Gülsüm!”

“Sana ulaşamayınca bende geleyim dedim,” diyen kız kahkaha atarak telefonu yatağın üzerine fırlatıp Ayşem’e sarılmıştı. İki genç kız yerinde zıplarken onları kapıdan gözlerini devirerek izleyen Çisil homurdanmıştı.

“Evi başımıza mı yıkacaksınız?” Ayşem halasının somurtkan yüzünü görünce Gülsüm’den ayrılarak hızla ona sarılmıştı. Çisil’in itirazlarına rağmen Ayşem genç kadının yüzünü öpücüklere boğarken Gülsüm araya girmişti.

“Kızım ne kadar genç halan var? Bir de benimkileri düşünüyorum da…” diyen genç kızla Çisil hemen havaya girmişti.

“Öyleyim değil mi?”

“Evet çok genç bir halam var ve hemen şımarıyor,” diyen Ayşem kahkaha atarak yeniden Gülsüm’e sarılmıştı.

“Çok özledim seni kızım, uzun zamandır telefonla da konuşamadık.”

“Bende özledim seni.” Ayşem geri çekilerek Gülsüm’ün gerçekten yanında olup olmadığını anlamaya çalışıyordu.

“Dayım nasıl izin verdi senin buraya gelmene?”

“Eli mahkum vermek zorunda kaldı.”

“O ne demek şimdi?”

“Abim Ankara’dan gelin alıyor.” Ayşem’in gözünün önüne sevmediği kuzeni gelince yüzünü buruşturmuştu. O da tıpkı dedesi gibi kız kısmının çok konuşmayacağına inananlardandı. Onunla evlenecek kadına acıyordu.

“Hadi ya, demek evleniyor sonunda. Kıza acıdım şimdi…” Gülsüm kısa süreli yüzünü asarken Ayşem onu kırdığını düşünmüştü ama genç kız gözlerini pörtleterek “Bak şimdi bende acıdım,” diyerek kahkaha atmıştı.

“Ne kadar buradasınız? Keşke hep yanımda kalsan.” Gülsüm’ün yüzü bu kez gerçekten asılmıştı.

“O evden evlenmeden kurtulamam sende biliyorsun bunu. Neyse bırakalım bunları başka şeylerden bahsedelim. Cesur amca evlendi öyle mi? halam perişan bir halde döndü kasabaya,” dediğinde Ayşem başını sallayarak genç kızı onaylamıştı.

“Evet, babam evlendi. Tanışırsınız sonra, dedemler nasıl?” Genç kız cevap verecekken çalışan kız yeniden onları çağırmıştı.

“Ayşem Hanım aşağıdan bekleniyorsunuz.”

“Geliyoruz hemen,” diyen kız kuzeninin koluna girerek neşeyle odadan çıkmıştı.

“İnanamıyorum Ayşem, eviniz çok güzel. Evde çalışanınız olduğunu bilmiyordum.”

“Onlarda aileden sayılır Gülsüm, boş ver bunları. Ayrıca senin daha güzel evin olsun inşallah.”

“İnşallah.” Salona indiklerinde masada bekleyen yaşlı çifti gören Gülsüm yutkunmuştu. Kendi dedesi oldukça sert bir adam olduğu için ister istemez tedirgin olmuştu. Ayşem genç kızın kolundan çıkarak Gülsüm’ün şaşkın bakışları arasında Servet Beyin boynuna arkadan sarılarak yanaklarını öpmüştü. Yaşlı adam gülerken Ayşem Hanım Gülsüm’e seslenerek “Gelsene kızım, neden orada bekliyorsun?” dedi. Ayşem hanımın sesinde ki yumuşaklık Gülsüm’ün içini ısıtmıştı. Başını sallayarak masaya geçerken Ayşem bu kez babaannesinin yanaklarını öpmüştü.

“Sultanım neden bana söylemedin?”

“O zaman sürpriz olmazdı değil mi?” Ayşem Hanım gülerek torununun yanağını okşamıştı. Gülsüm şaşkınlıkla onları izlerken kuzeni adına mutlu olmuştu. Ne kadar zor şartlarda zor şartlarda büyüdüğünü ondan başkası bilemezdi.

“Tekrar hoş geldin kızım, rahat ol lütfen. Burası senin de evin.”

“Teşekkür ederim efendim…”

“Efendim mi? Sende bana Ayşem gibi babaanne diyebilirsin.” Ayşem Hanım sıcacık bir gülümseme ile kıza bakarken salona giren Çisil homurdanmıştı.

“Birdiler iki oldular. Onlar benim anne babam ayağınızı denk alın veletler.” Çisil’in uyarısıyla Gülsüm şaşırırken Ayşem kahkaha atmıştı.

“Sen yaşlandın artık hala, dedemle babaannem bize kaldı.”

“Bana bak bacaksız alırım ayağımın altına.” Gülsüm kadının ciddi olup olmadığını anlayamazken Ayşem’e dönmüştü.

“Halan ciddi mi?”

“Tanıştırayım Gülsüm’cüm. Çisil halam ve kıskançlık hormonları.” Gülsüm şaşırırken Çisil oralı bile olmamıştı. Annesinin yanına oturarak başını omzuna koymuştu.

“Anne beni sen yedirsene…”

“Hadi canım!” Gülsüm’ün ani tepkisiyle herkes ona bakarken Gülsüm utanarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Alış canım, Çisil halam böyle…”

“Ayşem… Sanki hakkımda kötü konuşuyormuşsun gibi geliyor.”

“Olur mu öyle şey halacım, sen bir tanesin.”  Ayşem gülerken yaşlı çiftte ona katılmıştı. Gülsüm ilk kız böyle sıcak bir aile ortamında yemek yiyecekti.

“Dayımlar nerede?”

“Onlar kız evine tanışmaya gidecekler.”

“Sen niye gitmedin?” Gülsüm omzunu silkerken cevap verdi.

“Kalabalık yapıyormuşum.”

“Madem öyle neden seni getirdiler ki? Yani getirmeleri iyi olsa da kasabada kalabilirdin.” Gülsüm gülerek kıza baktı.

“Dedem ilk kez bir işe yaradı,” dediğinde Servet beye mahcup bir şekilde bakmıştı. “Benim sorumluluğumu alamazmış, babama kızını al git,” dedi.

“Buraya nasıl geldin peki?”

“Babam otelde tek kalmamdansa babanın gönderdiği şoförle buraya gelememe izin verdi.” Ayşem şaşkınlıkla genç kıza bakmıştı.

“Babam burada olduğunu biliyor mu?” Ayşem sürekli soru sorarken Servet Bey araya girerek konuşmuştu.

“Yemeğinizi yedikten sonra bol bol sohbet edersiniz Ayşem, nasılsa iki gün burada Gülsüm.”

“Gerçekten mi?” Ayşem neşeyle şakırken sevincini dışarıya vurmuştu. Hoş sohbetli bir yemeğin ardından çay keyfi için salona geçtiklerinde Ayşem Hanım genç kıza torunu hakkında sorular soruyordu. Servet Bey genç kıza bakarak “Sen okudun mu kızım?” diye sordu.

“Muhasebe okudum Servet dede,” dediğinde yaşlı adam gülümsemişti.

“Maşallah, çalışıyor musun?” Gülsüm’ün yüzü gelen soruyla asılmıştı. Babası çalışmasına izin vermiyordu. Okuttuğu içinde sürekli yüzüne pişmanlığını dile getirmekten bıkmıyordu. Genç kızın yüzünün asılmasıyla Servet Bey konuyu kapatmıştı.

“Dedecim bir odaya çıkıyoruz, bir isteğin var mı?” Ayşem her zaman bu soruyu sorardı dedesine. Ondan bir alışkanlık olmuştu bu soru. Yaşlı adam torununa gülümseyerek başını salladı.

“Hadi siz çıkın konuşacak çok şeyiniz olmalı.” Ayşem babaannesinin de yanaklarını öperek Gülsüm ile merdivenlere yönelmişti. İkili odaya girdiğinde çocuk gibi çığlık atarak birbirine sarılmıştı.

“Burada olduğuna hala inanamıyorum Gülsüm, çok mutlu oldum.” İkili yatağın üzerine karşılıklı oturarak konuşmaya başlamıştı. Gülsüm Ayşem ayrıldıktan sonra kasabada olanları anlatırken Ayşem de hastaneyi ve yeniden üniversite okumaya karar verdiğini anlatıyordu. Sonunda Serkan’ın onların hastanesinde staj yaptığını öğrenince genç kızın gözleri sonuna kadar açılmıştı.

“Şaka yapıyor olmalısın Ayşem, Serkan’ın burada ne işi var?” Ayşem omzunu silkerken cevap vermişti.

“Bilmiyorum ve umurumda da değil.”

“Ciddi misin? Artık ona karşı bir şey hissetmiyor musun?” Ayşem derin bir iç çekerek buruk bir gülümseme ile kuzenine bakmıştı. başını iki yana sallayarak kızın elini tutup dikkatle kendisine bakmasını sağlamıştı.

“Serkan’a karşı bir şey hissetmek mi? Biliyor musun Gülsüm, şu geçen zamanda ona karşı gerçekten bir şey hissedip hissetmediğimi çok düşündüm.” Ayşem başını yeniden sallarken devam etmişti. “Serkan her zaman yanımdaydı, bana iyi davranıyordu. Babamdan sonra bana iyi davranan tek erkekti. Son yaşananlardan sonra kendime çok sordum, neden acı yerine daha çok hayal kırıklığı yaşadığımı. Serkan aşk değildi Gülsüm, alışkanlıktı. Ve alışkanlıklardan kurtulmak sanıldığı kadar zor olmuyor. Arada karşıma çıkıp saçmalasa da inan şu kadarcık bile etkileyemiyor beni…” Ayşem parmaklarını birleştirerek ‘zerre’ işareti yaparken Gülsüm rahat bir şekilde nefesini dışa vermişti.

“Cesur amca nasıl izin verdi hastanede çalışmasına?”

“Babam iş ahlakı olan biridir. Bu yüzden işini yaptığı sürece ona bir şey söylemez.”

“Senin adına sevindim canım. Peki hayatında biri var mı?” diye soran genç kız imayla Ayşem’e bakıyordu. Genç kız kızararak bakışlarını kaçırırken Gülsüm hayretle ünlemişti.

“Hadi canım kim? Erkek arkadaşın mı var?

“Yok öyle bir şey Gülsüm, birlikte değiliz. Ama o sevdiğini söyledi,” derken Serdar’ın yüzünü hatırlayınca kıkırdamadan edememişti.

“Sen ne hissediyorsun?”

“Bilmem,” diyen Ayşem omzunu silkmişti. Gülsüm şüpheyle ona bakarken Ayşem elleriyle yüzünü kapatarak gülmüştü.

“Sen ciddisin… Hoşlanıyor musun?” Gülsüm’ün sorusuna Ayşem ilk kez sesli bir şekilde yanıt vermişti.

“Hoşlanıyorum galiba…” derken yeninden eliyle yüzünü kapatmıştı.

“O zaman neden kabul etmedin?” Ayşem sıkıntıyla ellerini indirerek kuzenine bakmıştı.

“Çünkü hemen evlenmek istiyor.” Gülsüm gözlerini büyüterek genç kıza bakmıştı. Ayşem’in evliliğe şimdilik yanaşmadığını az çok biliyordu. Özellikle okula yeniden başlayacakken de istemeyeceğine adı gibi emindi.

“Sen istemiyorsun?”

“Elbette şimdilik evlenmek istemiyorum. Evi ve okulu idare edecek durumda değilim. Üstelik tıbbın ne kadar zor bir alan olduğunu az çok sende biliyorsun.”

“Belki hemen evlenmemeye ikna olur, neden kestirip atıyorsun ki? Anlatsana bana nasıl biri?” iki genç kız gece yarılarına kadar konuştuktan sonra uyuya kalmıştı. Sabahsa onları uyandıran Çisil halası olmuştu.

“Kalkın kızlar bu güzel havada neden hala yatıyorsunuz?”

“Ya hala daha erken…”

“Ne erkeni öğle oldu Ayşem. Arkadaşını evde mi tutacaksın?” Ayşem gözlerini aralayarak başlarında kollarını bağlamış bir şekilde dikilen halasına bakmıştı.

“Ne istiyorsun hala?”

“Kalkın kahvaltı yapın sonra da gezelim. Canım sıkıldı,” diyen genç kadınla Ayşem yeniden gözlerini kapatmıştı. “Kalksanıza Ayşem, hadi annem kaç kez çay demledi sizin için.” Ayşem’in yüzü asılmıştı Çisil’in son söylediğiyle. Babaannesini yorduğunu düşünüyordu.

“Tamam birazdan geliyoruz.”

“Şu arkadaşında o kadar bağırdım kılı kıpırdamadı, nasıl uyandıracaksın?” Ayşem yanında yatan kuzenine bakarak gülümsemişti. Gülsüm’ün uykusu ağırdı ama Ayşem onu uyandırmak konusunda oldukça profesyoneldi.

“Sen merak etme hala ben onu kaldırırım. Babaanneme söyle geliyoruz hemen.” Çisil somurtarak odadan çıkarken Ayşem onun gerçekten evde sıkıldığını düşünmüştü. Aklına babaannesi ile gideceği hayır kurumu gelince Ayşem’in yüzü iyice asılmıştı. Gülsüm gelmişti ve babaannesine söz verdiği için onunla gitmesi gerekiyordu. Yerinde doğrularak yanında ki genç kıza doğru yaklaştı. Gülsüm’ün burnunu parmaklarının arasına kıstırarak nefes almasını güçleştirince genç kız hemen gözlerini açıp öksürmeye başlamıştı.

“Ayşem ne yapıyorsun ya, boğulacaktım.” Ayşem gülerek Gülsüm’e bakarken cevap verdi.

“Kalk hadi günü uyuyarak mı geçireceksin yoksa?”

“Saat kaç?”

“Öğle oldu, hadi kalk kahvaltıdan sonra gezeriz biraz.”

“Hastaneye de gider miyiz?” Ayşem onun neden hastaneye gitmek istediğini anlamıştı. Serdar’ı görmek istediği için Ayşem ile hastaneye gitmek istiyordu.

“Uğrarız bir ara, önce kalkalım.” İkili yataktan kalkıp hazırlanırken sırayla banyoya girmişti. İki kız kol kola aşağıya inerken yaşlı kadın gülümseyerek onlara bakıyordu. Ayşem geldiğinden beri evlerinin neşesi artmıştı.

“Hayırlı sabahlar babaanne,” Ayşem yaşlı kadının yanaklarını öperken bu öpücüklerden oldukça keyif alıyordu. Yıllardır hissetmediği sevgiyi babaannesi sonuna kadar ona veriyordu.

“Hayırlı sabahlar güzel kızlarım benim,” diyen kadın Gülsüm’ü de öpmüştü.

“Sabah mı kaldı öğlen oldu anne. Ayrıca ne bu samimiyet?” Çisil araya girerken Ayşem gülerek ona yaklaşmıştı.

“Kıskandın mı sen halacık,” diyerek genç kadının yanaklarına yapışırken Çisil kızdan kurtulmaya çalışıyordu. Ayşem bu gün çok mutluydu.

“Bıraksana kızım yalama yaptın yüzümü su içinde kaldı.”

“Tamam tamam kızma, bıraktım işte.” Ayşem babaannesine dönerek mahcupça bakmıştı. “Babaanne biliyorum sana öz verdim ama…” Ayşem Hanım toruna gülümseyerek sözünü kesmişti.

“Haftaya gelirsin yavrum, sen kuzeninle vakit geçir. Ne yapacaksınız bu gün?”

“Bilmem halam bizi gezdirecekti.” Ayşem Hanım kızına dönerken Çisil gözlerini kaçırmıştı. O vakıf yemeğine gitmek istemiyordu. Oradaki insanların kendine soru sormaları, oğullarını tanıştırma çabalarından nefret ediyordu.

“Anne ben gelemsem, orada olmak istemiyorum.”

“Ama kızım yuvaya gidecektik sonra,” diyen kadın üzülmüştü. Çisil annesinin üzülmesine dayanamayarak kollarını boynuna dolayıp yanaklarını öpmüştü.

“Söz yuvaya geleceğim, beni ara hemen yanına gelirim. Ama o kokoşların sorularına beni maruz bırakma.”

“Peki kızım sen nasıl istersen. Hadi gidip yemek yiyin sonra da çıkın.” Kızlar hızlı bir şekilde kahvaltı yaparak evden ayrıldıklarında Çisil şoföre bakarak konuşmuştu.

“Abi bizi sen gezdir şimdi ben uğraşmayayım navigasyonla falan. Sonra da kızları eve bırakırsın.”

“Peki Çisil Hanım,” diyen adam yola koyulurken Ankara turuna başlamış olmuşlardı. Bir günde bitiremeyecekleri Ayşem Hanım arayana kadar birkaç yer gezmişlerdi. Gülsüm Ankara kalesine çıkıp manzaraya baktığında gülümsedi. Güzel ve sakin şehirdi burası.

“Keşke burada kalabilsem…” Gülsüm’ün sözleri ile Ayşem üzülmüştü. Yarın Gülsüm babasının yanına gidecekti. Acaba dayısına söylese izin verir miydi bir süre onlarla kalmasına. Hiç umudu yoktu ama neyse…

“Kızlar beni gitmem gerek, siz eve mi gideceksiniz?”

“Seni de bırakalım hala…”

“Yolumuz ters ben taksi ile giderim. Hadi kendinize dikkat edin.” Şoföre dönen genç kadın “Abi kızlar sana emanet, istedikleri yere götürürsün,” dedi. Şoför onu onaylarken genç kadın taksiye binerek yanlarından ayrılmıştı.

“Nereye gidiyoruz Ayşem Hanım?”

“Hastaneye gidelim Ayşem söz vermiştin.” Genç kız gülümseyerek Gülsüm’ü onaylamıştı.

“Duydun abi, hastaneye gidiyoruz.” İkili hastaneye doğru yola çıkarken Serdar da acil doğuma gelen hastasının ameliyatına giriyordu. Normalde normal doğum yapacak olan hastası kaza geçirmiş, bebeğin hayatı tehlikeye girdiği için sezaryene almaya karar vermişti.

“Hocam bende sizinle mi giriyorum ameliyata?” Deniz şaşkın bir şekilde genç adama bakmıştı.

“Neden bana öyle bakıyorsun Deniz, geliyorsun dediysem geliyorsun.”

“Ama ben emeyim,” dediğinde Serdar kaşlarını çatmıştı.

“Ne olmuş ebeysen, hadi hazırlan.”  Deniz adamın dediğini yaparken diğer hastanelerde ebelerin ameliyata alınmadığını biliyordu. Annenin doğum anına kadar her şeyiyle ilgilenseler de söz konusu ameliyat olunca ebeler geri planda bırakılıyordu. Hazırlanan ikili sezaryene girerken Serdar oldukça soğukkanlıydı.

“Vay canına, burası gerçekten sizin mi?” Gülsüm arabadan inerek karşısında ki kocaman hastaneye bakıyordu. Şaşkınlıktan gözleri büyürken Ayşem onun bu ifadesine gülmeden edemedi.

“Bu kadar abartma istersen Gülsüm,” diyen genç kız kuzeninin kaşlarının çatılmasına neden olmuştu.

“Abartma mı? Cesur amca bu zenginliği bırakıp nasıl o kasabada yıllarca yaşadı? Hala babanın doktor olduğuna inanamıyorum. Biz onu balıkçılık yapıyor sanırken adam doktorculuk oynuyormuş.” Ayşem kızın sözlerine kahkaha atarken Gülsüm’ün koluna girerek şoföre dönmüştü.

“Abi istersen sen gidebilirsin, biz burada biraz oyalanırız.”

“Çisil Hanım gün boyu sizinle olmamı istedi Ayşem Hanım.”

“Teşekkür ederim ama gerek yok. Sen eve dön, ya da başka bir işin varsa onu hallet. Bizim kaçta çıkacağımız belli değil.”

“Ama…”

“Hem babam da bu gün burada olacaktır, onunla döneriz.” Adamı zorla gönderdikten sonra hastanenin döner kapısından içeriye girmişlerdi. Ayşem etrafı kuzenine gösterirken genç kız hayranlıkla yüksek çatı girişlerine bakıyordu. Kocaman hastanenin içinde yürüyen merdivenlerin kaç kat çıktığını sayamamıştı. Üç yüz altmış derece dönen katların hepsi bulundukları boşluğa doğru açık mekan olarak tasarlanmıştı.

“Çok büyük!” diyen kızın açık ağzını Ayşem eliyle kapatırken kıkırdamadan edememişti.

“Ayşem Hanım?” Ayşem kendisine seslenen kişiye dönerken babasının sekreterini görünce ona dönmüştü.

“Bir şey mi istediniz Selda Hanım?” Gülsüm dikkatle ikiliyi dinlerken bir yandan da etrafa göz atıyordu.

“Babanıza ulaşamadım, acilen imzalanması gereken belgeler vardı.”

“Öyle mi ne konuda?” Selda kızın yanında şaşkınlıkla etrafı inceleyen Gülsüm’e kısa bir bakış atarak Ayşem’e dönmüştü.

“Bu gün iki tane vakıf hastası geldi. Yetkili biri olmadığı için doktorlar bakmak istemedi.” Ayşem duydukları karşısında sinirlenirken sakin kalmak için derin bir nefes almıştı.

“İlgilenmeyen doktorların rapor edilmesini istiyorum Selda Hanım. Yetkililere özellikle belirtmiştim, ihtiyaç sahibi hastalara hemen müdahale edilmesi gerektiğini. Masraflar hastane tarafından karşılanacak diye,” dediğinde Ayşem’in sesi oldukça sert çıkmıştı. Gülsüm kızın bu ses tonunu çok iyi biliyordu. Kim sinirlendirdiyse ona acımadan edememişti.

“Söyledim ama bir tane hastanın ameliyat olması gerekiyor bu yüzden imza gerekiyor.”

“Acil mi?”

“Doktorların dediğine göre acil olmalı, yoksa…” Selda susarken Ayşem dişlerini sıkmıştı.

“Babamı ben ararım, sırf para alabilmek için hastayı bekleten doktordan hayır gelmez. Kim olduklarını raporlayarak Cesur babamın masasına bırakırsınız.” Ayşem dişlerini sıkmaktan çenesinin ağrıdığını hissederken Selda emri yerine getirmek için hemen oradan ayrılmıştı.

“Ne oluyor Ayşem, neden sinirlendin?”

“Birkaç kendini bilmez ameliyat parasını garanti altına almak için acil olan hastayı masada bekletiyor.”

“Vakıf hasta ne oluyor?”

“Durumu olmayan hastaların masrafları hastanenin oluşturduğu vakıf fonundan karşılıyoruz.” Gülsüm başını sallarken Ayşem önce babasını aramıştı. Babasının telefonu kapalı olduğu için canı sıkılan genç kız bu kez Aylin ablasını aradı. Birkaç dakika içinde açılan telefonda babasının homurtusunu duyunca buruk bir şekilde gülümsedi. Onları rahatsız etmek istememişti.

“Ayşem, bir şey mi oldu canım?”

“Kusura bakma Aylin abla, babama ulaşamayınca seni aramak zorunda kaldım.”

“O nasıl söz Ayşem, elbette beni arayacaktın. Birine bir şey mi oldu?”

“Hastaneye acil hasta geldi, vakıf hastası…” dediğinde Aylin devamını anlayarak, “Babana veriyorum,” dedi.

“Kızım?”

“Özür dilerim baba, sizi rahatsız etmek istemezdim ama hastaneye gelmen gerekiyor.” Ayşem karşı taraftan gelen seslerle babasının hazırlandığını anlamıştı.

“Geliyorum canım sen hastanede olacak mısın? Gülsüm yanında değil miydi?”

“Birlikteyiz baba, hastaneyi görmek istedi.”

“Cesur amca yengemizi de getir. Onu da görelim…” Cesur arkadan gelen kızın sesiyle gülümsemişti. Aylin’e kısa bir akış atarak cevap verdi. “Bilemedim şimdi yengen gelmek ister mi?”

“Aşk olsun Cesur amca neden gelmek istemesin?” Aylin kocasının koluna vurarak hazırlanmaya başlamıştı. Sabah tan beri evden dışarıya çıkmamışlardı. Erkenden kalkıp evin içinde vakit geçirmişlerdi. Film izlemiş, bol bol sohbet etmiş, birbirlerinin kollarında olmuşlardı.

“Geliyorlar, ne yapalım onlar gelene kadar?” Ayşem telefonu kapatınca kuzenine sormuştu.

“Bebeklere bakalım mı?” Ayşem genç kıza şüpheyle bakarken imayla sormuştu.

“Amacın sadece bebeklere bakmak mı?”

“Belki şu senin Serdar’ı da görürüz.”

“Saçmalama, sakın onun yanında boş boğazlık yapayım deme.” İkili atışarak merdivenlere yöneldiğinde Ayşem kuzenine söylenip duruyordu. Yeni doğan ünitesine geldiklerinde Gülsüm bebeklere camın ardından hayranlıkla bakmaya başlamıştı.

“Ayşem hayırdır burayı mı özledin?” Ayşem üzerinde yeşil önlük olan Deniz’i görünce gülümsemişti.

“Asıl sana hayırdır neden ameliyat kıyafeti giyiyorsun?”

“Sorma, Serdar hoca beni sezaryene soktu.” Ayşem adamın sözlerine gülerken Gülsüm tanıdık gelen simaya dikkatle bakmaya başlamıştı.

“Biz tanışıyor muyuz?” Deniz genç kıza dönerken gözlerini kısarak ona bakmıştı. Kızı o da bir yerden tanıyacaktı ama çıkaramamıştı.

“Bilmem, tanıdık geliyorsun.”

“Deniz bu benim kuzenim Gülsüm, Gülsüm bu da okuldan arkadaşım Deniz,” diyerek Ayşem ikiliyi tanıtmıştı.

“Tabi ya sen Ayşem ile okuyan erkek ebesin, bende nereden tanıyorum diyordum.” Gülsüm’ün çıkışı ile genç adam gülmemek için kendini zor tutmuştu.

“Ayşem senden de çok bahsetti. Hayırdır Ankara’ya gelmeyi nasıl başardın?” Güldüm omzunu silkerek başını çevirmişti.

“Ayşem taş geliyor,” diyerek hayranlıkla koridora giren adama bakarken Ayşem onun baktığı yöne dönerek yutkunmuştu. Serdar üzerinde ki mavi ameliyat önlüğüyle onlara doğru gelirken kuzeninin “Vay anam, analar neler doğuruyor,” dediğinde genç kızın karnını çimdikleyen Ayşem dikkatini kendisine çevirmişti. Ayşem iki kaşını yukarı kaldırırken Gülsüm kızın kızarmasına şaşırmıştı. Gözleri fark ettiği şeyle büyürken “Hadi canım,” dedi sessizce.

“Ayşem, ne zaman geldin?” Serdar genç kızı görünce yüzüne oluşan gülümsemeye engel olamıyordu.

“Yeni geldik,” diyerek adama kısa bir cevap vermişti. “

Merhaba ben Gülsüm, Ayşem’in kuzeniyim. Siz?” Gülsüm emin olmak için adama elini uzatırken yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Gözlerinin içi parlayan kız Serdar’ın da gülmesine neden olmuştu.

“Doktor Serdar ben, memnun oldum Gülsüm.”

“Ay bende çok memnun oldum,” diyen kız neşeyle şakımıştı.

“Gülsüm kendine mi gelsen artık, biraz sakin davran.” Ayşem sessizce arkadaşını uyarırken Serdar Deniz’e dönerek konuşmuştu.

“Bebeğin durumu hakkında çocuk doktoru bilgi verdi mi?”

“Hala muayene devam ediyor Serdar Bey, bizzat size ve ailesine bilgi verecekmiş.”

“Tamam o zaman,” diyerek yorgun bir şekilde iki kıza dönmüştü. “İşiniz yoksa size kahve ısmarlayayım. Sende bana Ayşem’in kasabadaki hallerini anlatırsın,” dediğine Gülsüm hemen atlamıştı.

“Olur, hadi gidelim.” Ayşem şaşkınlıkla kendisini satan kuzenine bakarken Deniz arkadaşının kulağına eğilerek konuşmuştu.

“Kuzenin seni hemen satar benden söylemesi. Ne kadar kirli çamaşırın varsa döker ortaya.”

“Farkındayım Deniz hadi sende bize katıl.”

“İsterdim ama doğuma hazırlanan bir hasta var onun yanında olmam gerek.”  Ayşem arkadaşına kolaylık dileyerek kendisini geride bırakan ikilinin ardından gitmişti. Kantine geldiklerinde kahvelerini alarak masaya geçmişlerdi. Birkaç dakika sonra Aylin kantine girerek etrafa bakınırken Serdar elini kaldırarak seslenmişti.

“Abla,” diye. Ayşem kapıya yönelip Aylin’i görünce hafif gülümsemişti Gülsüm adamın ‘abla’ diye seslenmesiyle gelen kişiye dönmüş ve gözleri parlamıştı.

“Maşallah abla kardeş manken gibiler.” Ayşem kulağının dibine konuşan kuzenine ters bir şekilde bakmıştı.

“Lütfen Gülsüm, onların yanında boş boğazlık yapma…” Aylin yanlarına geldiğinde genç kadın Ayşem’e gülümseyerek selam vermişti.

“Kuzenin mi?” Gülsüm’e elini uzatan genç kadın kızın transtan çıkmasını sağlamıştı.

“Öyle Aylin abla, kuzenim Gülsüm. Gülsüm Aylin ablada babamın eşi…” dediğinde genç kızın gözleri büyümüştü. Bakışları Serdar’a dönerken adamın Aylin’in kardeşi olduğunun farkındalığıyla ilk boş boğazlığını yapmıştı.

“Ne yani Doktor Serdar senin üvey dayın ı oluyor o zaman?” genç adam gelen soruyla dişlerini sıkarken ciddi bir ses tonuyla kızı cevaplamıştı.

“Ayşem’in dayısı falan değilim ben, nitekim aramızda kan bağı yok.” Gülsüm dudaklarını kemirirken Ayşem’e dönmüştü. Genç kızın kendisine kızgın bir şekilde baktığını görünce susmak zorunda kalmıştı. İşte Gülsüm şimdi yanmıştı!

****

Gülsüm’ü sevdiniz mi? Ben kıza bayıldım. Bakalım Gülsüm daha ne gaflar yapacak. Gelecek bölümde görüşmek üzere… Yorumları unutmayın!

51. BÖLÜM <<<<<< ——>>>>>> 53. BÖLÜM

26860cookie-checkCesur 52. Bölüm

20 yorum

    1. Gülsüm’ü de hastaneye mi alsak veya Ankara’da iş mi bulsak napsak da Ayşem’in yanında kalmasını sağlasak yazarım ;))) Belki Aysem’i biraz daha erken evlenmeye ikna eder gaflariyla :)))

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ Gülsüme bayıldım Deniz ile evlendirelim burada kalsın 😀 Gülsüm gitmez umarım burda kalsın . Cisil mutlu olsun artık ya 🙁

  2. Servet bey gülsüm için bir şeyler yapsa da Ankara da kalsa. Deniz ve gülsüm den güzel çift olur sanki

  3. Gülsüm gül gibi açtı buraları harika bayıldım biraz patavatsız ama olacak o kadar hastanede işe başlamalı bencede denizle belki bişeyler olur arasında ne dersin yazarcım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir