Ocak 13, 2023 Yazarı mermaridyy 14

Cesur 57. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Öncelikle hikayeleri okumak konusunda zorluk yaşayanlar lütfen bana bildirsin. Herhangi bir sorunda buradan veya instagram (mermarid.yy) hesabından bana yazabilirsiniz. Keyifli okumalar!

***

Genç adam söylene söylene üzerini temizlemeye çalışırken banyoda ki birkaç kişi merakla ona bakıyordu. Serdar resmen banyo yapmış kadar ıslanmıştı. Kabinden çıkan adam şaşkınlıkla “Yağmur mu yağıyor abi,” dediğinde Serdar sakinleşmek için gözlerini kapatmıştı.

“Yok kardeşim küçük bir kaza,” diyerek adamı geçiştirmişti. Adam anlamazca ona baksa da Serdar’ın kızgın olduğunu görünce sessizce ellerini yıkayarak oradan çıkmıştı.

“Ah ve Gülsüm, elimden çekeceğin var,” diyen genç adam yeterince kuruduğuna karar verince lavabodan çıkmıştı. Kapının önünde kendisini tedirgin bir şekilde bekleyen kızı gören genç adam kaşlarını çatarak Ayşem’e bakmıştı.

“Burada ne yapıyorsun Ayşem?”

“Seni bekliyordum.” Ayşem adama cevap verirken Serdar derin bir nefes alarak “Ya sabır,” dedi.

“Erkekler tuvaletinin önünde mi Ayşem?” Ayşem elinde tuttuğu paketi genç adama uzatarak Serdar’ın meraklı bakışlarına cevap vermişti.

“Hasta olursun, sana aldım.” Serdar paketi alınca içine bakmıştı. Tişört ve kot pantolonu gören genç adam hafif gülümsedi.

“Buna gerek yoktu.”

“Üzerini değiştirir misin Serdar, ileride seni bekliyorum.” Serdar kızın arkasını dönüp gitmesiyle hafif gülümsemişti. Kızı kırmamak için ve üzerinde ki ıslaklıktan kurtulmak için hemen kabine girerek üzerini değiştirmişti. Aldığı kıyafetler üzerine tam olunca şaşıran aynadan görüntüsüne bakarken genç kızın zevki olduğunu düşünmeden edememişti. Bordo çizgileri olan tişört ile lacivert kot pantolon genç adama oldukça yakışmıştı. Çıkardığı kıyafetleri katlayarak pakete koyarken elinde saçlarını düzelterek lavabodan çıktı. Az ilerde kendisini bekleyen iki kıza doğru ilerlerken Gülsüm’ün onu görmesiyle Ayşem’in arkasına saklanmasına neredeyse gülecekti. Ciddiyetini bozmazken Ayşem ile göz göze gelince kızın gözlerinde ki beğeni adamın içini okşamıştı. Ayşem bakışlarını kaçırırken Gülsüm arada kızın arkasından başını çıkararak genç adama bakıyordu.

“Çocuk gibi davranıyorsun Gülsüm, çık artık arkamdan.”

“Tabi canım çıkayım da eniştenin gazabına uğrayayım değil mi?”

“Enişte deyip durma artık. Yanlış anlayacak sonra.” Serdar kızın sözlerine gülmemek için dudağının içini kemirirken ciddiyetini bozmamaya çalışıyordu. Gülsüm küçük bir çocuk gibi davrandıkça Serdar ona kızamıyordu.

“Çık şuradan Gülsüm, bir şey yapmayacağım.”

“Gerçekten mi enişte,” diyen kız başını Ayşem’in arkasından uzatırken Ayşem utançla gözlerini kapatmıştı. Serdar kıza gülerken Gülsüm rahat bir şekilde yerinde doğrulmuştu.

“Bitti mi saklanman? Bittiyse gidelim artık, evde işlerim var.” Ayşem arkasını dönüp giderken Serdar Gülsüm’ün yanına gelerek başının üzerine iki kez hafifçe vurmuştu.

“Bu kez affediyorum ama bir daha olursa aynısını sana yaparım bilesin.”

“Söz bir daha olmayacak,” diyen kız kuzeninin peşine takışmıştı. Serdar iki kızın arkasından keyifle ilerlerken Ayşem’in onu kabul ettiğine hala inanamıyordu. Arabanın yanına geldiklerinde Ayşem öne binerken Gülsüm yine yapmıştı yapacağını.

“Tabi sevdiceğinin yanı varken benimle neden arkada oturasın ki?”

“Gülsüm kes şunu artık!” Serdar kızın çocuk gibi yerinde sinmesine gülerken başını iki yana sallayarak arabayı çalıştırmıştı.

“İşinizi bitirmiş miydiniz? İsterseniz alışverişe devam edebiliriz.” Ayşem başını arabanın camına çevirerek cevap vermişti.

“Gerekli olanları aldık, başka bir şeye ihtiyaç yok.” Serdar başını sallayarak onu onaylarken Gülsüm aradan uzanarak radyoyu açmaya çalışmıştı.

“Geriye yaslan Gülsüm, söyleseydin biz açardık radyoyu.”

“Çifte kumruları rahatsız etmeyeyim dedim ama…” Gülsüm’ün alnına elini yapıştıran Ayşem kızın “Ah” diyerek geriye düşmesine neden olmuştu.

“Şu dilini keseceğim sonunda Gülsüm, sakın babamın yanında bu şekilde boş boğazlık yapma.” Alnı acıyan Gülsüm söylenirken Serdar iki kızın anlaşmasını keyifle izliyordu.

“Sizi eve bırakırım sonra hastaneye geçerim. Uğramak istediğiniz başka bir yer var mı?” Ayşem olumsuz anlamda başını sallarken arabanın içinde bir sessizlik oluşmuştu. Yol boyunca sadece radyodan hafif yükselen müziği dinlemişlerdi.

Ayşem arabanın durmasıyla aşağıya inerken Serdar da bagajdaki poşetleri kıza vermek için hemen arkaya geçmişti. Gülsüm adamın uzattığı poşetlerin yarısını alarak hızla ikilinin yanından ayrılmıştı.

“Akşam müsait olur musun?”

“Akşam mı?” Serdar gülümseyerek başını salladı.

“Birlikte yemek yeriz olmaz mı?” Ayşem adamın sorusuyla gözlerini kaçırmıştı. Bu durum hiç onun tarzı değildi. Kendine koyduğu bazı kurallar vardı ve bunu Serdar’la da olsa çiğnemeye niyetli değildi.

“Üzgünüm ama akşamları dışarı çıkmayı sevmiyorum.” Serdar aldığı cevapla duraksamıştı. Kızın ciddi olduğunu anladığında şaşkınlıkla ona baktı.

“Hiç mi?”

“Hiç,” diyen Ayşem derin bir nefes aldı. Serdar’ın hevesli bir şekilde kendisine bakması kızı üzse de elinden bir şey gelmezdi. Kasabadayken gece dersine katıldığı sırada geç bir şekilde eve dönerken birkaç densizin rahatsız edici davranışlarına maruz kalmıştı ve o günden beri kendine söz vermişti. Bir daha akşam ezanından sonra yanında babası yokken dışarıda kalmayacaktı. Kasaba gibi bir yerde böyle bir olay yaşarken Ankara’da neler olurdu kestiremiyordu.

“Neden dışarı çıkmayı sevmiyorsun? İşten çıkınca birlikte vakit geçirirdik.” Serdar’ın yüzü asılırken Ayşem’in de yüzü asılmıştı.

“Özür dilerim ama içim rahat etmiyor. Yarın öğle yesek olmaz mı?” Ayşem’in sorusuyla genç adamın yüzü aydınlanmıştı. Kızın kendisiyle vakit geçirmek istemediği için akşam yemeğini reddettiğini düşünürken kızdan gelen teklifle içi bayram yerine dönmüştü.

“Olur, sen nasıl istersen.” Ayşem başını sallayarak hafif gülümsemişti. Müsaade isteyerek eve doğru giderken Serdar kızı eve girene kadar izlemişti. İşi zordu ve Serdar zor işlere bayılırdı. Genç adam arabasına binerek hastaneye doğru yola çıktı.

Ayşem hızlı adımlarla salona girerken Gülsüm’ü göremeyince kaşlarını çatmıştı. Yanına gelen Gülizar’a “Gülsüm nerede?” diye sorarken genç kadın “Odanıza çıktı,” diye yanıt vermişti.

“Babaannemler yok mu?” Gülizar kucağında ki kızını daha rahat tutabilmek için yukarı zıplatırken Ayşem küçük bebeğin elini tutarak öpmüştü.

“Derneğe gittiler Ayşem Hanım,” dediğinde Ayşem kaşlarını çatmıştı.

“Abla kaç kez bana Hanım deme dedim? Niye hep aynı şeyi yapıyorsun?”

“Alışkanlık Ayşem. Benden istediğin bir şey var mı? Aç mısın?” kadının sorusuyla Ayşem başını iki yana sallamıştı.

“Yok abla, hem bu gün senin izin günün değil miydi? Neden evdesin, dışarı çıkıp hava alsana.” Kadın buruk bir şekilde genç kıza bakmıştı.

“Nereye gideyim Ayşem, parka gitsem Zeliha hasta daha da kötü olur. Her şeyimi zaten siz karşılıyorsunuz alışverişe de ihtiyacım yok. Evde dinlenmek daha iyi oldu.” Ayşem anlayışla ona bakarken aklına gelen şeyle gülümsemişti.

“O zaman haftaya izin gününde seninle Ankara turu yapalım olur mu?”

“Allah nasip ederse neden olmasın Ayşem, inşallah.” Ayşem kadını salonda bırakarak odasına çıkarken az önceki kızgınlığı gitmişti. Odasına girdiğinde Gülsüm’ün banyoda olduğunu fark edince üzerini değiştirerek yatağına uzandı. Gün içinde çok yorulmuştu. Haftaya dersleri başlayacaktı ve daha çok yorulacaktı.

“Gelebilir miyim?” Ayşem kapıdan gelen sesle başını çevirip izin isteyen kişiye bakmıştı. Hemen yatakta doğrulurken gülümseyerek “Gelsene Aylin abla,” dedi. Aylin içeriye girerken banyodan gelen sesle duraksamıştı.

“Yalnız değil miydin?”

“Gülsüm banyo yapıyordu. İstersen sizin odaya geçelim. Gülsüm’ün ağzı biraz gevşektir de, şimdi konuşacaklarımızı yumurtlayıverir.” Aylin onu sözlerine gülerken başını iki yana salladı.

“Çok ayıp Ayşem sana yakıştıramadım. Kuzenin arkasından böyle konuşmamalısın.”

“Merak etme Aylin abla, yüzüne de söylüyorum. Neyse çıkalım mı?” ikili odadan çıkıp Aylin’in odasına girerken genç kadının tedirginliği Ayşem’in dikkatini çekmişti.

“Bir şey mi oldu Aylin abla?”

“Şey, aslında benimle kontrole gelir misin diye soracaktım.” Kadın bakışlarını kaçırırken Ayşem gülümsemişti.

“Çok sevinirim, ne zaman gideceksin.” Ayşem’in sözleri ile derin bir nefes alan Aylin bakışlarını yeniden kıza çevirmişti.

“Bizim hastaneye gitmek istemiyorum. Bu yüzden iyi bir doktor buldum, fakültede. Ona gitmeyi düşünüyorum.” Ayşem bir süre duraksasa da kadının neden böyle bir şey istediğini anlayamamıştı.

“Neden bizim hastanede kontrol olmak istemiyorsun ki?”

“Henüz hiç bir şey belli değil Ayşem, hastanede görünürsem babamın hemen kulağına gider. Öyle ki ekrandan da adımı görebilir.”

“Anlıyorum, sen nasıl istersen.” İkili bir süre daha sohbet ettikten sonra ev sakinleri birer birer eve gelmeye başlamıştı. Önce babaannesi ve dedesi sonra da halası ile babası eve gelince Ayşem’in gözleri ister istemez Serdar’ı aramıştı.

“Serdar oğlum gelmedi mi? Aylin ara da akşam yemeğine gelsin.” Gülsüm ima ile Ayşem’e bakarken Ayşem genç kıza ters bir bakış atmıştı.

“Bu akşam arkadaşlarıyla buluşacak anne, yarın kahvaltıya gelecekmiş.”

“Öyle mi? Ne zamandır uğradığı yok, kulaklarını çekmek lazım.” Ayşem Hanım genç adam hakkında sitemde bulunurken Servet Bey karısının elini alarak dudaklarına götürmüştü.

“Hayatım o genç arkadaşlarıyla vakit geçirmek elbette hakkı.” Ayşem dedesinin sözleri ile yüzünü asmıştı. Bu durum babasının dikkatinden kaçmazken daha sona kızıyla konuşmaya karar vererek Gülsüm’e dönmüştü.

“Gülsüm, hafta başı iş başı yapacaksın hazır mısın?” Gülsüm şaşkınlıkla Cesur’a bakarken Cesur kızın sevinçle yerinden kalkıp boynuna sarılmasına gülerek karşılık vermişti. “

“Çok teşekkür ederim Cesur abi, o kadar mutlu oldum ki… İstersen yarın bile başladım.”

“O kadar değil, birkaç gün gez dolaş. Nasılsa yoğun bir iş temposuna gireceksin. İstesen de izin kullanamayacaksın.”

“Köle mi olacağım Cesur abi, maaşım ne kadar?” kızın sözleri onları güldürürken Gülizar’ın salona girmesiyle başlar ona dönmüştü.

“Yemek hazır Ayşem Hanım,” diyerek babaannesine bakmıştı. Evde bu tür şeyler her zaman babaannesine haber verilirdi. Babaannesi evin direğiydi… Kocası dahil evdeki herkese nazı geçen tek kişiydi yaşlı kadın.

“Geliyoruz kızım, hadi yemeğe.” Ayaklanan ev ahalisi yemek salonuna giderek akşam yemeğine başlamışlardı. Herkesin aklında farklı şeyler vardı. Aylin sessizce bebeği için dua ederken Ayşem de Serdar’ın kimlerle buluşacağını düşünüyordu. Acaba kadın var mıydı aralarında?

Yemekten sonra tekrar salona geçerek çay muhabbeti yaparlarken evin zilinin çalınmasıyla herkes birbirine bakmıştı. Kimse birini beklemiyordu. Cesur saat geç olduğu için ayağa kalkarak kapıyı açmaya gitmişti. Hemen ardında da Aylin ve Ayşem vardı. Kapıyı açtığında Cesur gelen kişiye tek kaşını kaldırarak bakmıştı.

“Hayırdır Asaf? Akşamın bu saatinde seni beklemiyorduk.”

“Gideyim istersen abi, önemli bir konuda konuşmamız gerekiyor. Çisil ayakta mı?”

“Ha o kadar geç geldiğinin farkındasın yani.” Asaf gözlerini devirerek sıkıntıyla iç çekmişti.

“Abi gerçekten önemli bir konu, öncelikle onunla konuşayım.”

“Oğlum Asaf’i içeri alsana.” Ayşem Hanım araya girerken Cesur hala kapıda olduklarını fark edip kenara çekilmişti. Asaf hemen Ayşem hanımın elini öperken Servet beyin de elini sıkmıştı. Yaşlı adam elini öptürmekten hoşlanmıyordu. Genç adam etrafına bakınarak Çisil’i görmeye çalışmış ama salonda olmadığını görünce Ayşem Hanım adama sessiz sorusunun cevabını vermişti.

“Çisil yorgun olduğu için erkenden yattı.”

“Öyle mi?” genç adam kadını göremediği için hayal kırıklığına uğramıştı.

“Servet baba seninle konuşabilir miyiz? Cesur abi sende olursan sevinirim.” Servet Bey başını sallarken üç adam çalışma odasına geçerek konuşmaya başlamıştı. Asaf artık dayanamıyordu. Üç ay olmuştu ve Çisim’in gittikçe ondan uzaklaştığını hissediyordu. Bu durum genç adamın kalbini kırıyordu.

“Çisil hakkında yardımınızı istiyorum. Ben onu seviyorum ve eminim ki o da beni seviyor ama inadından geri adım atmıyor.” Servet Bey genç adama hak veriyordu. Kızı aşırı inatçıydı ve inadından sevdiği adamı kaybedecekti.

“Ne yapmamızı istiyorsun?” Cesur sorarken Asaf başını bilmediğini belli edercesine sallamıştı.

“İnanın bilmiyorum. Siz onu benden daha iyi tanıyorsunuz? Ne yaparsam beni affeder?” Servet Bey biraz düşündükten sonra oğluna bakmıştı.

“Sen yarın sana söyleyeceğim mekana git. Güzel bir yemek ayarla ben gerisini halledeceğim. Çisil yanına gelince gerisi size kalmış. Başarırsanız ne ala olmazsa bu işten vazgeçeceksin.” Cesur babasının ne yapmaya çalıştığını anlamamıştı. Aklından ne geçiyorsa işe yaramasını diliyordu. Servet Bey yorgun olduğu için izin isterken Cesur ve Asaf baş başa kalmıştı.

“Suat ne yaptı o işi?” Asaf sıkıntıyla genç adama bakarak başını iki yana salladı.

“Şu kız, Yonca kendine gelmiş durumda. planı kabul etti ama benim içim rahat değil. Bu işin altından çok piş şeyler çıkacak gibi. Yonca’yı bizimkilerin yanına gönderecek.” Cesur kardeşine bir şey olmasından çekinerek sormuştu.

“Bu çok tehlikeli değil mi? Suat ailesini nasıl tehlikeye atar.”

“İnan bende söyledim ama bizim aile kalabalıktır. Kolay kolay kimse bulaşmak istemez. Aşiret yeri geldiğinde o suç çetesinin kökünü kazıyacak kadar derindir. Anlayacağın geleneklere bağlı olsalar da bazı konularda birlik oldular mı ellerinden bir şey kurtulamaz. Konak iyi korunuyor.”

“Yine de tehlikeli olacak.” Asaf başını sallarken derin bir nefes verdi.

“Ben artık gitsem iyi olacak. Zaten Çisil’i de göremedim.” Asaf ayaklanırken Cesur omzuna vurarak konuşmuştu.

“Bir daha bu saatte habersiz gelme Asaf, kötü bir şey oldu sandık.” Asaf mahcup bir şekilde bakarken hafif gülümsedi.

“Dayanamadım artık abi, Çisil yüzüme bakmıyor.”

“Merak etme elbet seni affedecektir. Ama bir daha aynı hatayı yaparsan asla geri dönüşü olmaz.” Asaf kapıdan çıkarken salonda oturan kadınlara ‘iyi akşamlar,’ dileyerek evden ayrılmıştı. Aylin ve Cesur odalarına çekilirken Ayşem ve Gülsüm de son dedikodularını yapıyordu. İkili odaya giderek film izlemeye başlamıştı. Ayşem telefonuna bakarak her hangi bir bildiri olup olmadığını kontrol etmiş ama telefonunda ne bir arama ne de bir mesaj olmadığını görünce yüzü asılmıştı.

“Ne oldu?”

“Serdar ne mesaj attı ne de aradı,” diye kuzenini cevaplayan genç kızın yüzü asıktı.

“Sen mesaj at o zaman. Neden ondan bekliyorsun ki?” Ayşem omzunu silkerken yeniden filme dönmüştü.

“Duymadın mı arkadaşları ile buluşacakmış. Sence kız var mıdır arkadaşları arasında.”

“Ne oldu Ayşem Hanım kıskançlık mı başladı.”

“Ne alakası var Gülsüm, merak ettim sadece.” Gülsüm gülerek karşılık vermişti.

“Eminim öyledir canım. Ama merak etme Serdar sana aşık kimseyi gözü görmez.”

“Nereden biliyorsun? Sevdiğini söyledi ama aşık olduğunu söylemedi.”

“Adamın gözleri sana bakınca bayram feneri gibi parlıyor, bir zahmet anlayalım değil mi?” Ayşem kızın sözlerine gülerken telefona gelen bildirimle heyecanlanmıştı. Telefonu eline aldığında Serdar’ın attığı mesajı görünce gülümsedi.

“Ne yazmış?”

“Ameliyatta olduğu için arayamadığını. Geç olunca da mesaj atıp atmamakta kararsız kaldığını…” Gülsüm ellerini göğsüne birleştirerek hülyalı bir şekilde kıza bakmıştı.

“Kızım bu adam çok tatlı ama ya…”

“Mesajdan mı anladın bunu?” Gülsüm gözünü devirerek kendini yatağa bırakmıştı.

“Çok ruhsuzsun Ayşem, adamın yanında a böyle ruhsuz durursan senden sıkılır demedi deme.”

“O nasıl söz Gülsüm sen benden sıkılıyor musun?” kızın sorusuyla Gülsüm omzunu silkmişti. Başını iki yana sallayarak kendisine merakla bakan kuzenine cevap verdi.

“Ben senin arkadaşınım elbette senden sıkılmam ama bu adam seni seviyor. Onunla ilgilenmezsen kendisine ilgi gösterene gidebilir.”

“Seven adam bahane üreterek sevdiğini bırakmaz. Kalbi gerçekten beni seviyorsa, bana değer veriyorsa soğuk olsam bile bir şekilde beni kendine karşı yumuşatmalı. Bahane kabul etmem asla.” Gülsüm şaşkınlıkla ciddi konuşan Ayşem’e bakmıştı. Ayşem o kadar ifadesiz duruyordu ki içinden Serdar’a sabır dilemişti.

“Sen eskiden böyle değildin, ne oldu da bu kadar ciddi oldun?”

“Hayat şartları canım, sana ada ciddi olmayı tavsiye ederim. Neyse, Serdar beni seviyorsa sabırlı olmalı. Öyle hemen ona alışmamı beklemesin. Önümüzde yıllar var.”

“He canım he… Görürsem söylerim. Aha şuraya yazıyorum seneye nişan yaparsınız siz.” Gülsüm o kadar komik görünüyordu ki Ayşem elinde olmadan kahkaha atmıştı. İçinden “İnşallah” derken dışından hemen itiraz etmişti.

“Okul bitmeden olmaz.” Gülsüm ‘sana inanamadım’ bakışı atarak bir şey anlamadıkları filmi kapatmıştı. Yatağın içine girip sırtını başlığa dayayarak Ayşem’e bakmıştı.

“Senin şu evlenen halan, hiç gelmiyor mu?”

“Daha yeni evlendi Gülsüm, neden gelsin?” Gülsüm meraklıydı hem de haddinden fazla meraklıydı.

“O da Çisil halan gibi mi?” Ayşem anlamaz bir şekilde kıza bakarken Gülsüm devam etmişti. “Yani güzel mi? kıskanç mı? Sana karşı iyi mi?” dediğinde Ayşem gülerek kıza bakmıştı.

“Çisem halam Çisil halamdan çok olgun bir kere. Tıpkı anne gibi şefkatli yaklaşıyor yanındakilere. Hatta Çisil halama bile abladan çok anne gibi davranıyor. Kıskançlığına gelirsek bir kıskançlığını görmedim ama belli değil de olmaz. Belki Erhan abiyi kıskanıyordur.”

“Erhan abi?”

“Kocası, bu akşam gelen Asaf abinin abisi olur kendisi. Ve aşiret reisi…” dediğinde Gülsüm’ün gözleri büyümüştü.

“Aşiret mi? hadi canım, şaka yapıyorsun.”

“Neden şaka yapayım, Erhan abi çok karizma biri. Emin ol görünce ne demek istediğimi anlayacaksın.”

“Kız çok merak ettim, resmi yok mu sende.” Gülsüm’e gülerek bakan Ayşem telefonunu çıkararak nikahlarında çektiği birkaç fotoğrafı kıza gösterince Gülsüm hayranlıkla ikisine bakmıştı.

“Çok yakışmışlar. Bu ufaklık kuzenin mi?” Ayşem Cihangir’in yüzünü okşayarak başını sallamıştı.

“Evet, çok tatlı bir bebekti. Üstelik ebesi de benim,” dediğinde Gülsüm kahkaha atmıştı.

“Evi doğurttuğun bebeklerle doldurmuşsun,” diyen Gülsüm’e Ayşem de gülmüştü. Kızın haklı olduğunu biliyordu.

“Uyuyalım artık, sabah erken kalkacağız.”

“Neden?” Ayşem omzunu silkerek kızı yanıtsız bırakmıştı. Sabah Serdar kahvaltıya gelecekti ve Ayşem onun için bir şeyler yapmak istiyordu.

***

Ayşem sabah erkenden kalkarak mutfağa inmişti. Yılların alışkanlığıyla hızla börek hamuru hazırlayarak dinlenmeye bıraktığında iç harcını hazırlamaya başlamıştı. Böreği fırına atarken geriye kalan hamuru da dolaba kaldırmıştı. Aklında köy kahvaltısı hazırlamak vardı. On dakika sonra çay suyunu da odağa koyarak diğer hazırlıklar için dolaptan malzemeleri çıkarmaya başlamıştı. Çalışan kadınlar mutfağa girdiğinde çoğu işi halletmişti.

“Ayşem Hanım, neden zahmet ettiniz?” kadının sözleri ile genç kız gülümsemişti.

“Uyuyamadım abla, bende bizimkilere kahvaltı hazırlayayım dedim.”

“Keşke yorulmasaydınız.” Ayşem başını iki yana sallayarak kadına ve yardımcısına menemen için sivri biberleri doğramasını rica etmişti. Güzel acılı bir menemen yapmayı planlıyordu. Börek pişince otomatik kapanan fırının sesiyle bakışlar fırına dönmüştü. Ayşem böreğini kontrol ederken bir yandan da hazırladığı tepsiyi yemek salonuna götürmelerini istiyordu. Bal üzeri tereyağını masaya bırakırken yavaş yavaş menemeni de pişirmeye başlamıştı. Diğerleri sadece onun hazırladıklarını masaya taşıyordu. Ev sakinleri yavaş yavaş salona inerken kokuyu alan mutfağa doğru ilerliyordu.

“Ben bu kokuyu biliyorum, menemen mi yaptın?” Ayşem babasının mutfağa girip şakağını öperek ocağın üzerinde ki menemene eğilerek kokusunu içine çekişini gülümseyerek izlemişti.

“Hayırlı sabahla babacım,” diyen genç kız adamın gülümseyerek “Sana da hayırlı sabahlar güzelim,” demesiyle keyiflenmişti.

“Herkes kalktı mı babacım?”

“Çisil halan hariç herkes salonda. Ellerine sağlık şimdiden,” dediğinde çalışan kadınlara hafif gülümseyerek mutfaktan çıkmıştı. Cesur’un onlara bir şey söylememesi kadınları rahatlatmıştı. Ne de olsa kız evin küçük hanımıydı.

“Herkese günaydın sevgili ailem…” Çisil neşeli bir şekilde salona girerken Servet Bey karısı ile göz göze gelmişti. Serdar’ın da onlara katılmasıyla kahvaltıya geçen aile masayı gördüğünde oldukça şaşırmıştı.

“Kızım masa çok güzel olmuş,” diyen Ayşem Hanım torununa sevgiyle bakarken Ayşem utanarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Ne de olsa damat geliyor kahvaltıya.” Gülsüm’ün sadece Ayşem’in duyacağı şekilde kulağına fısıldamasıyla Ayşem kuzenine ters bir şekilde bakmıştı.

“Şu dilini tut Gülsüm fena olacak yoksa. Bunun ilerisi de var biliyorsun değil mi?” Gülsüm omzunu silkerek yerine oturmuştu.  Ayşem de yerine otururken Cesur kızına gururla bakıyordu.

“Herkese afiyet olsun.” Servet beyin sözleri ile kahvaltı başlarken Serdar masaya oturduğundan beri gözünü Ayşem’den alamamıştı. Gülsüm bu durum karşısında arada kıkırdarken diğerleri kıza ne olduğunu anlamak için arada bakıp duruyordu.

“Gülsüm rahat dur istersen.”

“Ne yapayım çok komik geliyor. Resmen hiç çekinmeden sana bakıyor. Masada baban var Ayşem.”

“Biliyorum ve bu durumu onunla konuşacağım.”

“Umursayacağını sanmıyorum.”

“Serdar oğlum neden eskisi gibi gelmiyorsun artık?” Serdar yaşlı kadının sorusuyla hafif gülümsemişti.

“Uygun olacağını düşünmüyorum Ayşem teyze, ilerde bol bol gelirim inşallah.”

“İleride mi?” Çisil’in sorusuyla Serdar gayet sakin bir şekilde başını sallamıştı.

“Evet, Ayşem’i istedikten sonra.” Ayşem genç adamın sözleriyle öksürük krizine girerken Cesur sert bir şekilde Serdar’a bakmıştı. Aylin kardeşine onaylamaz bir şekilde bakarken Gülsüm kızın kendine gelmesi için elinden geleni yapıyordu.

“Sen ne diyorsun?” Cesur hızla ayağa kalkarken bu kez gerçekten sinirlenmişti. Kızının kararlarına her zaman saygı duymuştu ancak bu kadar da geniş görüşlü değildi.

“Cesur otur yerine.” Servet Bey oğluna çıkışırken Serdar ilk kez endişelenmişti. Yaşlı adamı ilk kez bu kadar kızgın görüyordu.

“Serdar, sen önceden de böyle miydin yoksa sonradan mı oldun? Yol yordam diye bir şey var oğlum, her düşündüğünü her yerde söyleme.” Serdar yutkunurken Ayşem rahat bir nefes alarak kızgın bir şekilde genç adama bakmıştı. Yüzü utançla yanıyordu. İzin isteyerek hızla masadan kalkarken Gülsüm de peşinden gitmişti. Aylin onaylamaz bir şekilde kardeşine bakarken Serdar yüzünü asarak önünde ki tabağına baktı. Sessizdi. Ayşem’in o şekilde bakıp gitmesi genç adamın içine oturmuştu. Bazen sevincini tutamayarak belli ediyordu ve bunun için yer ve zaman kavramını önemsemiyordu.

“Ben özür dilerim, sanırım çok ileri gittim. Sadece niyetimi bilmenizi istemiştim.”

“Hala niyetim diyor baba ya, şimdi elimde kalacak.” Aylin başını iki yana sallayarak kocasına çıkışmıştı.

“Kardeşime dokunayım deme Cesur,” Cesur karısına üzgün bakışlar atarken genç kadın derin bir nefes alarak masadan kalkmıştı.

“Nereye?”

“Benim kafede işim vardı, izninizle. Hadi serdar beni sen bırak kafeye!” genç adam yerinden kalkarken ablasının üzgün olmasından kendini sorumlu tutuyordu. O zamana kadar davranışlarının ablasının hayatını da etkileyebileceği gerçeğine gözlerini kapatmıştı. Üzgün bir şekilde ablasının peşinden giderken Cesur karısının arkasından bakmakla yetinmişti. Ayşem Hanım onaylamaz bir şekilde iki adama bakarken Çisil sessizce olanları izlemişti. Onun sessizliği Servet Beyin dikkatini çekerken karısıyla göz göze gelmişti. Başıyla kızını işaret ederken Çisil’in hala kahvaltı yaptığını, olanları umursamadığını görünce kaşları çatıldı.

“Çisil, kızım ne düşünüyorsun bu kadar?”

“Hıı…” Çisil başını kaldırıp babasına bakarken annesi araya girmişti.

“Yoksa haberi sende mi duydun?” karısından işareti alan yaşlı adam hemen araya girmişti.

“Çisem ona da haber veriştir elbet Ayşem, ne de olsa eski nişanlısı…”

“Eski nişanlım mı?” Çisil aklına gelen kişiyle elinde ki çatalı hızla masaya bırakmıştı. Babasına merakla bakarken yutkunarak “Asaf’a bir şey mi oldu?” dedi. Ayşem Hanım kocasına kaş altında göz kırparken boğazını temizleyerek kızını cevaplamıştı.

“Asaf senden umudu kesince ailesinin önerdiği kızla görüşmeye karar vermiş.” Çisil duyduklarıyla hızla yerinden kalkarken sandalyesi geriye doğru devrilmişti.

“Sen ne diyorsun anne, olmaz öyle şey.”

“Neden olmasın kızım, oğlanı bıraktın. Asaf barışmak için elinden geleni yaptı. Baktı olmuyor yoluna devam edecek tabi…” Servet Bey kızının an be an değişen ifadesi karşısında endişelenmeye başlamıştı.

“Öldürürüm onu, ne demek başkasıyla görüşmek. Elimde kalır baba,” diyerek salonun kapısına doğru ilerlerken Servet Bey kızının duyacağı bir şekilde karısına konuşmuştu.

“Seninki elindekini kaybedince kıymet biliyor.” Çisil durduğunda Ayşem Hanım konuşmuştu.

“Servet haber ver Asaf’a bu deli bir şey yapacak. Nerede buluşacağını söylemişti Çisem?”

“Hastanenin ilerisinde ki restoranda yiyeceklerdi.” Çisil aldığı adrese öfkeli bir şekilde ilerlerken ne üzerinde ki kadife pijama takımının farkındaydı ne de yanında çantasını almadığının. Spor ayakkabılarını giyerek hızla evden çıkarken Servet Bey şaşkınlıkla karısına bakmıştı.

“Ayşem ara şunu üzerini değiştirsin. Öylece çıkıp gitti.” Ayşem Hanım umursamayarak omzunu silkerken cevap verdi.

“Bırak biraz utansın Servet, yoksa aklı başına gelmeyecek. Üzerinde ki kıyafette uygunsuz bir şey yok.” Servet Bey başını iki yana sallarken çayından içerek geriye yaslanmıştı. Güzelim kahvaltı masasında bir rahat kahvaltı yapamamışlardı. Bu günleri de olaysız başlamamıştı.

“Allah verede kız bir delilik yapıp Asaf’ı yaralamasa. Biliyorsun gözü döndü mü onu durdurmak kolay değil.”

“Orasını da Asaf düşünsün canım, benden bu kadar.” Yaşlı çift baş başa kahvaltılarına devam ederken Cesur hastaneye gideceğini söyleyerek evden ayrılmıştı. Çocukları için gün yeni başlıyordu.

***

Yorum yazarsanız sevinirim. Ayrıca gelecek hafta bölüm gelemeyebilliri. Malum önümüzdeki hafta final sınavlar var ve bu sınavları iyi geçmek zorundayım. Şimdiden anlayışınız için teşekkür ederim.

56. BÖLÜM <<<<<<<<<<“—————>>>>>>>>>>>>> 58.BÖLÜM

27871cookie-checkCesur 57. Bölüm