Gelincik Çiçeği 61. Bölüm

Evet ne zamandır kendi hikayelerimde memleket plakasını görmüyordum. 61’i görünce memleket hasreti aldı beni yine. En alttaki açıklamayı okumayı unutmayın. Keyifli okumalar!

***

Gökyüzünün berrak görüntüsü, arada pamuk yığını gibi görünen bulutlar genç kız için tam bir seyirlik görüntü oluşturuyordu. Yaz ayı kendisini iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştı. Parlak güneş ışıkları pencerenin üzerinden gözüne alırken çayından bir yudum daha içmişti.

“Ee anlatmayacak mısın? Nasıl oldu da Cenk hocayla evlenmeye karar verdin?” Alya uzun zaman sonra birkaç üniversite arkadaşıyla buluşup sohbet etmeye başlamıştı. Neşeli geçen sohbet Alya’nın Cenk ile evlenecek olduğunu duyduklarında bölünmüştü.

“Kısmet,” diyen genç kız konu hakkında konuşmak istemiyordu. Bu onun özel hayatıydı ve o özel hayatını Arya dışında kimseyle konuşmazdı. İkizlerin ortak huyuydu bu. Ne Arya ne de Alya kişisel sorunlarını ne kadar yakın arkadaşı da olsa paylaşmayı sevmedi.

“Çok şanslısın biliyor musun Alya, Cenk hoca harika bir adam.” Alya arkadaşının sözleriyle kaşlarını çatmıştı. Evleneceği kişi hakkında hiçbir kız arkadaşının hayranlık barındıran cümleler kullanmasını istemezdi.

“Bu konuyu kapatalım mı arkadaşlar? Siz neler yapıyorsunuz?” Kız arkadaşları Alya’nın ağzından laf alamayacaklarını anlayınca konuyu dağıtmıştı. İki arkadaşı yüksek lisans yaparken diğeri iş hayatına atılmıştı. Özek sektörde mühendislik yapıyordu. Bir süre sohbet eden genç kız telefonun çalmasıyla çantasında ki telefonu çıkararak arayana bakmıştı.

“Kızlar Cenk arıyor, birazdan gelirim.” Alya masadan kalkarak rahat konuşabilmek için mekandan çıkmıştı. Arkadaşları arkasından bakarken Alya onların bakışlarına aldırmamıştı. Birkaç dakika sonra masaya döndüğünde kızların imalı bakışları altında konuşmuştu.

“Birazdan beni almaya gelecek. Yeğenlerim bu gün hastaneden çıkıyor, onları almaya gideceğiz.” Alya çantasını toparlarken kızlar hep bir ağızdan “Gözünüz aydın, çok sevindik. İnşallah sağlıkla büyümeye devam ederler.”

“Amin” diyerek arkadaşlarına karşılık veren genç kız hesabını ödemek için kasaya yöneldiği sırada Cenk mekandan içeriye girmişti. Eski hocalarını gören kızlar elini kaldırarak “Hocam nasılsınız?” diye sormuş ve genç adamın dikkatini çekmişti. Cenk eski öğrencilerini görünce onlara doğru ilerlemişti.

“Merhaba arkadaşlar nasılsınız?”

“Asıl sizi sormalı hocam, tebrik ederiz. Çok sevindik duyunca,” dedi kızlardan biri. Cenk onun sözlerine gülümserken Alya’nın kartını cüzdanına sokmaya çalışarak kendilerine doğru geldiğini görünce bakışları ona takılmıştı.

“O hocam nişanlınız kaçmıyor. Gözünüz hep üzerinde.” Cenk bakışlarını masadakilere çevirerek gururla cevap vermişti.

“Nişanlım değil, karım. Haklısın gözümü üzerinden alamıyorum,” dediğinde kızlar gülmüştü. Alya Cenk’i masada görünce hızlı adımlarla onlara yaklaşmıştı.

“Ne zaman geldin?”

“Seni aradığımda yakındım zaten. Gidelim mi?” Alya arkadaşlarına dönerek veda ederken Cenk kızın elini tutarak çıkışa yönelmişti.

“Geldiğini haber verseydin keşke.”

“Sorun değil, ne yaptın? Kızların hesabını da ödeseydin,” diyen Cenk Alya’nın bakışlarını kaçırmasıyla çoktan hesabı ödediğini anlamıştı. Kimseye aldırmadan kolunu kızın omzuna atarak şakağını öperken Alya kaşlarını çatarak kocasına bakmıştı.

“Şöyle yapma kaç kez söyleyeceğim Cenk? Toplum içinde hoşlanmıyorum.” Cenk kızın utanarak bakışlarını kaçırmasıyla yeniden şükretmişti. Allah ona şükür sebebi olacak hayat arkadaşı nasip etmişti. Arabaya bindiklerinde hastaneye doğru yola çıkan ikili de heyecanlıydı. Alya yeğenlerini göreceği için, Cenk ise bu durumdan sonra düğünün daha çabuk olacağı için.

“Arya bizi bekliyor. İkizleri çok merak ediyorum.” İkili iki günlük resmi tatili fırsat bilerek hemen memlekete gelmişti. Özellikle Arya’nın ikizlerin hastaneden çıkarılacağını söylediğinde Alya duramamıştı.

“Eminim çok sevimlidirler.”

“Elbette, ne de olsa baba geni de anne geni de çok güzel.” Cenk karısının sözlerine kahkaha atarken sinyal vererek yol ayrımından fakülteye doğru çıkmaya başlamıştı.

“Sağlıklı olsunlar da güzellikmiş çirkinlikmiş önemli değil.” Cenk’in sözlerini Alya başını sallayarak onaylarken derin bir iç çekmişti.

“Arya çok korkuyordu. Biraz olsun rahatlamıştır şimdi.”

“Öyle, Allah kimseyi evladı ile sınamasın.”

“Amin,” diyen genç kız son yokuşu çıkarak hastanenin kapısına geldiklerinde park alanında boş yer bulamayınca genç adam kıza inmesini söyleyerek biraz daha yukarıya yol kenarına arabayı park etmişti. Alya kapıda genç adamın gelmesini beklerken Arya’yı aramıştı.

“Nerede kaldın Alya?” ikizinin sorusuyla genç kız cevap vermişti.

“Kapıdayız, siz neredesiniz?”

“Doktorun odasının kapısında bekliyoruz. Doktor son kontrolleri yapacak. Sonrasında İnşallah bebeklerimi alacağım.” Arya’nın heyecanı sesinden anlaşılıyordu. Tüm aile üyeleri hastaneye gelmek isteniş ancak karı koca buna izin vermemişti. Bu kadar kalabalık olmak istememişlerdi. Bu yüzden aileleri onları Arya’ların evinde bekliyordu.

“Geliyoruz canım, birazdan yanında olacağım.” Alya Cenk’in gelmesiyle birlikte Arya’ların olduğu yere doğru hızlı adımlarla ilerlemeye başlamışlardı.

“Arya?” genç kız diğer yarısına seslendiğinde Arya gözleri yaşlı bir şekilde Alya’yı karşılamıştı. Alya bir şey olduğunu düşünerek hızlı adımlarla ikizinin yanına vararak sıkıca sarılmıştı.

“Ne oldu neden ağlıyorsun?”

“Çok heyecanlıyım Alya, çok korkuyorum. Bir aksilik çıkacakta bebeklerimi alamayacağım diye,” dediğinde Alya üzgün bir şekilde arkada duran Aras’a bakmıştı. Cenk genç adamın omzuna elini koyarak destek verircesine sıkmıştı. Arya ikiz bebek doğurmasına rağmen iki ayda resmen stresten doğum kilolarının çoğunu vermişti. Eski haline dönmesine birkaç kilo kalmıştı. Alya onu gördüğünde önce şaşırmış sonra da ikizine sıkı bir azar çekmişti.  Çocukları için sağlıklı olması gerekiyordu. Güçlü durmalıydı.

“Doktor hala gelmedi mi?”

“Birazdan gelir dediler.” Aras genç kızı cevaplarken doktorun koridorun sonunda görünmesiyle Arya hızla adama dönmüştü.

“Bebeklerimi alabilecek miyim Doktor Bey?” Doktor Arya’nın sorusuyla gülümsemişti.

“Birazdan sizi bebeklerinizin yanına götüreceğiz. Bebekler emmeyi başarırsa alıp götürebilirsiniz.” Arya adamın sözleri ile heyecanla kocasına bakmıştı.

“Duydun mu Aras, onları alabileceğiz.”

“Duydum hayatım, hadi bebeklerimizi görmeye gidelim.” Aras ve Arya hızlı adımlarla doktorun peşinden giderken Alya da onları takip etmişti. Cenk onları yavaş adımlarla takip ederken biraz mahremiyet sağlamak istemişti.

Arya hemşirelerin yardımıyla kapalı alanda bebeğini emzirirken ilk başta memeyi almayan bebekle Arya ağlayarak yalvarırcasına “Hadi bebeğim, anne seni çok özledi. Anneyi daha fazla bekletme,” derken Aras karısının duygusallığı karşısında dolu gözlerini kaçırarak diğer bebeğine bakmıştı. Güçte olsa bebek annesini emerken Arya bu kez sevinçten ağlamaya başlamıştı.

“Gördün mü Aras, emmeye başladı.” Aras ikiliyi hayranlıkla seyrederken eğilerek karısının saçlarını öpmüştü.

“Gördüm hayatım, çok şükür.” Hemşire bebeği annesinden alarak Aras’a uzatırken genç adam titreyerek oğlunu kucağına almıştı. Diğer ikizi ilk ikizinin aksine hemen annesini emmeye başlamıştı. Arya eğilerek bebeğinin kokusunu içine çekerken kocasına dönerek hala bebeklerine bir isim veremeyen kocasına bakmıştı. İkizlerden birine Arya, diğerine Aras isim verecekti.

“İsimlerine karar verdin mi?”

“Neden ben karar veriyorum. Önce sen koy sonra da ben ona göre isim veririm diğerine.” Arya omzunu silkerken neşesi yerine gelmişti.

“Bu iş gerçekten zormuş. Ne yapsak acaba?”

“Büyüklere mi sorsak?” Aras’ın teklifi ile Arya ona bakmıştı. Ailesine sorduklarında ortam kaosa dönecekti. Her kafadan bir ses çıkacaktı.

“Bence hiç iyi fikir değil.” Doktor odaya girdiğinde Arya hemen toparlanmıştı. Genç kadına bakmadan hemşireye dönen doktor, “Durum nasıl Hemşire Hanım?” diye sordu.

“Küçük beyler yardım almadan anneyi emmeyi başardı. Aras beyin kucağında ki bebeğimiz biraz zorlandı ancak sonunda emdi.”

“Güzel haber,” diyen adama umutla bakan Arya adamın gülümseyerek “Bebeklerinizi götürebilirsiniz,” dediğinde Arya sevinçle yerinden kalkmıştı.

“Çok teşekkür ederim, her şey için teşekkür ederim.” Adam başını sallayarak bu kez Aras’a bakmıştı.

“Odama geçip süreci konuşalım,” diyen adamın arkasından tedirgin bir şekilde bakan karı koca adamı takip ederken Arya gelirken getirdiği kıyafetlerin bebeklerine giydirilmesi için çantayı hemşireye uzatmıştı.

“Bunları yıkanıp ütülendi değil mi?” Arya hemen kadını olumlu bir şekilde cevaplarken bölümden çıkarak doktorun odasına gitmek istemişti.

“Arya ne oldu? Bebekler nerede?” dediğinde Arya kardeşine bakmıştı.

“Üzerlerini değiştiriyorlar. Doktorla konuşmaya gidiyoruz. Bebekleri alabileceğimizi söyledi.” Alya sevinçle ikizine sarılırken Arya sıkıntıyla geri çekilmişti.

“Alya biz doktorla konuşurken siz burada kalır mısınız? Belki bir şeye ihtiyaç olur.” Alya onu onaylarken Cenk ile kapıda beklemeye başlamıştı. On dakika sonra bölümden kucaklarında ikizlerle çıkan hemşireleri gören Alya hızla yerinde doğrulmuştu.

“Aksoy’ların ikizleri mi?” hemşire Alya’yı görünce duraksamıştı. Kapalı olsa da ikizlerin annesine birebir benzeyen kıza hafif gülümsemişti.

“Evet, doktorun odasına annesine götürüyorduk.” Alya heyecanla atılmıştı.

“Yeğenimi ben tutabilir miyim?” Hemşire genç kızın heyecanına gülümseyerek bebeği genç kıza uzatmıştı. Alya heyecanla ikizlerden birini kucağına alırken Cenk de diğer ikize bakmıştı. Alya adamı göstererek “Bu Bey benim kocam, diğerini tutabilir mi? Yeğenlerimi kardeşime biz götürmek istiyoruz.” Hemşireler başta onaylamasa da Cenk’e verilen diğer ikizle Alya gülmüştü. Yanlarında bir hemşire ile doktorun odasına doğru ilerlerken Alya’nın bakışları sürekli kucağında ki minik bedene takılıyordu.

“Cenk çok küçükler, çok minikler. Şunun sevimliliğine bak.” Cenk kucağında ki bebeğin etkisinde Alya’ya hak vermişti.

“Bunlar aynı siz gibi, bir kopyalar. Nasıl ayırt edecekler.” Alya kocasına hak verirken elbet onları ayırt edecek özellikleri olacağını düşünüyordu.

“Eminim bir yol buluruz.” Alya iç çekerek bebeğin kokusunu içine çekerken Cenk’in sözleri ile utanarak bakışlarını kaçırmıştı.

“Kucağına çok yakıştı. İnşallah bize de nasip eder Mevla.”

“İnşallah,” diyen Alya içinden karşılık vermişti. Doktorun kapısına geldiklerinde hemşire kapıyı tıklatarak içeri girdiğinde Arya hemen kapıya dönmüştü. Bebekleri başta göremeyen genç kadın endişeyle ayağa kalkarken odaya kucağında bebekleriyle giren ikiliyi görünce rahat bir nefes aldı.

“Bak annesi, teyzesi paşasını getirdi.” Arya ikizinin yanına ulaşarak bebeğini kucağına almıştı. Doktor mutlu olan aile kadar mutluydu. İkiz bebekler sağ salim ailesiyle kavuştuğu için oldukça rahatlamıştı. Bebekleri çok güçlü çıkmıştı. Erken doğdukları için bir aksilikle karşılaşma olasılıkları çoktu. Neyse ki bu süreçte bitmişti.

“Arya Hanım söylediğim gibi, ikizler erken doğduğu için diğer bebeklerden daha fazla risk altında olurlar. Birkaç ay onları mikrop kapacağı ortamlardan sakının. Çok fazla temasta bulundurmayın. Anne olarak size büyük iş düşüyor. Aile üyeleri elbet bebekleri görmek isteyecektir ancak oksijen alanını fazla daraltmadan uzaktan sevmelerini sağlayın. Odaları her zaman temiz ve havalandırılmış olsun. Ciltlerini tahriş etmeyecek kıyafetler giydirin ve mümkün mertebe dışarıya çıkarmaktan kaçının. Birkaç ay çok önemli. İki hafta sonra kontrolde görüşürüz. Her hangi bir sorunda bana ulaşabilirsiniz.”

“Ne gibi sorun?”

“Bu bebekler çabuk hastalanır. Bu yüzden endişelenmeden bize başvurabilirsiniz. Zaten biz ikizlerin takibini yapacağız.” Cenk bebeği Aras’a uzatırken genç adam dikkatle kucağına almıştı.

“Gidebilir miyiz?”

“Elbette, tekrar geçmiş olsun.” İkizleri alıp hastaneden çıktıklarında bebeklerin üzerleri sıkı sıkıya kapatılmıştı.

“Nasıl gideceğiz?” Aras’ın sorusuyla Alya adama cevap vermişti.

“Ben sizinle gelirim, Cenk’te bizi takip eder.” Cenk karısını onaylarken Alya Arya’nın binmesi için arka kapıyı açmıştı. Genç kadın kucağında bebeğiyle arabaya binerken kendisi de diğer taraftan arabaya binince Aras kucağındaki bebeği Alya’ya vermişti. Hep birlikte yola çıktıklarında ikizler kucağında ki bebekleri sevmeye başlamıştı.

“Ee isimlerini ne koyacaksınız?” Arya aynadan kocasına bakarken Aras gülümseyerek cevap vermişti.

“Bilmem daha karar vermedik.”

“Aslında ben abimin adını vermek istiyordum. Ama tek taraflı olması hoş olmaz sanırım.” Aras karısının sözleri ile şaşkınlıkla ona bakmıştı.

“Bunu daha önce söylememiştin.” Arya omzunu silkerken kucağında ki bebeğe bakmıştı.

“Selim abim bize ikinci bir baba oldu. Her sıkıştığımızda ilk ona giderdik. Kendime oğlum olursa abimin adını vereceğime dair söyler dururdum.

“Neden vermiyorsun o zaman? İkinci adı da Han olur? Selim Han!” diye tekrar eden Aras gülümsemişti.

“Çok yakıştı. Peki hangisine vereceksiniz?” Alya’nın neşeyle sormasıyla Arya hemen kocasına bakmıştı.

“Selim Han, senin içinde uygun mu Aras?”

“Elbette, bence çok güzel oldu. Hem abinde mutlu olur.” Aras’ın sözleriyle Alya ikizinin kucağında ki bebeğe bakmıştı. Yeni doğmuş diğer bebeklere göre oldukça gür saçları ve sarı tüylerden belirgin kaşları vardı. İlerde kaşlarının daha koyu tonlara döneceğine emindi. Tek kaşının hafif yukarıda olmasıyla kahkaha atmıştı.

“Ne oldu?”

“Arya bence senin kucağında ki bebeğin adı Selim Han olsun,” dediğinde Arya merakla sormuştu.

“Neden?”

“Selim’e dikkatle bak anlarsın?” Arya kucağında ki bebeği dikkatle incelerken hafif gülümsemişti. Yavrusu onun için en güzel detaydı. Bu yüzden ikizinin ne demek istediğini anlayamamıştı.

“Bebeğime nazar değdireceksin Alya, annenin nazarı çok değer bilmiyor musun?” Alya gülümseyerek cevap vermişti.

“Dayısı gibi bir kaşı yukarı kalkıkta ondan dedim. Bak nasılda tek kaşını oynatıyor.” Alya’nın uyarısıyla Arya daha dikkatli bakmıştı bebeğe. İkizi haklıydı. Abisi gibi bebeğinin de kaşı hafif yukarıya doğru meyilliydi. Merakla diğer bebeğe bakarken onun kaşlarının daha orantılı olduğunu görünce hafif gülümsemişti.

“Peki bu yakışıklının adını ne koyacağız.”

“Ona da amcasının adına uygun isim verelim. Haksızlık olmasın. Sen ne dersin hayatım?” Aras karısına gülümseyerek onay vermişti.

“Akın…” Arya biraz düşündükten sonra hafif gülümseyerek devam etmişti. “Akın Alp nasıl?” dediğinde Aras ve Alya kızı onaylamıştı.

“Selim Han ve Akın Alp, bence çok yakıştı.” Aras üzerinden büyük bir yük kalkmış gibi rahatlamıştı.

“Bu gün kimlik işini de hallederim. Uzatmaya gerek yok.” araba evin büyük demir bahçe kapısından içeriye girerken kapıda toplanan aile üyelerini gören Arya kocaman gülümseyerek arabadan inmişti. Dikkatli bir şekilde bebeğini tutarken başını annesine çevirmişti. Emine Hanım gözleri yaşlı bir şekilde kızına bakıyordu.

“Anne bak bebeklerimi getirdim.” Arya onların kendilerine doğru gelmemeleriyle şaşırmıştı.

“Bebeklerime bakmayacak mısınız?” Emine Hanım yavaş bir şekilde kızına yaklaşmıştı.

“Onlar şimdi hassas olur kızım, hadi hasta olmadan odasına götürün bebekleri.” Arya minnetle ailesine bakarken gözleri Ecem’e takılmıştı.

“Kızım, sen kardeşlerine bakmayacak mısın?”

“Dayım dedi ki onlara yaklaşırsak hasta olurlarmış. Sen söyleyene kadar kardeşlerime yaklaşmamamız gerekiyormuş.” Selim küçük kızı kucağına alarak yanaklarını öpmüştü.

“Aferin dayısının prensesi,” diyerek onu güldürmüştü. Aras minnetle kayınbiraderine bakarken Cenk’in de gelmesiyle aile tamamlanmıştı. Eve doğru yürüyecekleri sırada Serdar öne çıkarak onları durdurmuştu.

“Şöyle yan yana durun bakayım,” diyen adamla Alya ve Arya abisinin dediğini yaparak kucağında ikizlerle yan yana durmuşlardı. Onların birkaç fotoğrafını çeken genç adam Aras ve Cenk’e de eşlerinin yanında durmasını söyleyerek birkaç pozda bu şekilde çekmişti. Ecem’in ‘bende’ diye bağırmasıyla önce Alya’nın olduğu daha sonra küçük ailenin olduğu birkaç poz daha çekilmişti.

“Hadi içeri geçelim bebekler mikrop kapmasın.” Emine hanımın uyarısıyla Aras ve Arya ikizleri alarak odalarına götürmüştü. Kalabalık aile salonda toplanmış keyifli sohbet ederken Ahmet Bey damadına dönerek konuşmuştu.

“Siz ne yaptınız Cenk? Ev işini halledebildiniz mi?” Cenk kayınbabasına dönerek başını sallamıştı.

“Amcam bu hafta evi boşaltıyor. Hemen tadilata başlayacağız. Düğüne kadar yetişir inşallah.”

“Merak etme benim tanıdıklar var. El birliğiyle hallederiz.” Yaşlı adamın sözleriyle genç adam gülümsemişti. Koltuğun kenarına oturan Akın nişanlısı Zeynep’e kısa bir bakış atarak hafif gülümsemişti.

“Bizde inşallah bu yıl evleneceğiz değil mi Zeynep?” genç kız adamın sorusuyla utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Arya ile ortak açtıkları avukatlık bürosunda tüm iş yükü onun üzerindeydi. Arya sıkıntılı hamilelik sürecinde elinden geldiğinde işleri yönetmeye çalışmıştı. Tabi bunda Aras’ın ayarladığı yardımcı avukatları da es geçmemek lazımdı.

“İşler biraz daha yoluna girsin elbette yaparız. Ailemle konuşmam gerek.” Genç kızın anne babası yaşlanmaya başlamıştı. Çiftçilik yapan ailesi uzun süre amcalarının sömürüsüne maruz kalmıştı. Zeynep’in çabalarıyla babası artık sadece kendi ailesine bakmakla yükümlüydü. Bunda babasının tüm mal varlığını kızının üzerine yapması da büyük etkendi. Zeynep küçük kardeşinin tüm sorumluluğunu kendi üzerine almıştı. Erkek kardeşi şuanda özel bir okulda ortaokula gidiyordu.

“Babamla ben konuşurum. Karşı çıkacağını sanmıyorum.”

“Bunu sonra konuşuruz Akın, burası yeri değil.” Zeynep mahcup bakışlarını büyüklerine dolaştırarak yerinden kalkmıştı. “Ben kızlara yardım edeyim,” diyerek mutfağa yönelmişti.

“Dayı, kardeşlerim ne zaman büyüyecek?” Selim küçük kızın sorusuyla gülmüştü.

“Serdar bu kız tıpkı senin gibi, Arya’lar doğduğunda sende böyleydin. İkizler ne zaman büyüyecek diye ortalığı yıkardın.” Serdar gülümseyerek yanında oturan Alya’yı kendine çekerek göğsüne yaslamıştı.

“Ama ikisi de çok sevimliydi, değil mi?” Selim başıyla kardeşini onaylarken Alya iki abisine sevgiyle bakmıştı.

“Doğru söyle biz doğunca çok ağladın mı?” Alya abisine sorarken Selim gür bir kahkaha atmıştı. Odaya giren Emine Hanım oğullarını uyararak bebeklerin uyuduğunu söylemişti. Yaşlı kadının ardından salona giren taze anne baba yeniden iyi dilekleri kabul ederek boş bırakılan yere yan yana oturmuştu.

“Ee oğlum bebeklerin isimlerine karar verdiniz mi?” Herkes heyecanla onlara bakarken Arya gülümseyerek başını sallamıştı. Arya abisine bakarak “Selim Han,” dediğinde Aras’ta kendi kardeşine bakarak “… ve Akın Alp,” dediğinde iki adam da şaşırarak onlara bakmıştı. Selim kardeşinin parlayan gözlerine gülüşmeyerek karşılık vermişti.

“İsimleriyle sağlıkla büyüsünler.”

“Benim adımı mı verdiniz?” Akın şaşkınlıkla abisine bakarken Arya onun şaşkınlığına gülmeden edememişti.

“Görüyorsun değil mi ben hep dedim. Bunlar en çok büyük abilerini seviyorlar. Biri de demiyor ki Serdar abimin adını koyayım,” diye Selim konuşurken yalandan alınmış bir şekilde konuşmuştu.

“Merak etme Serdar, senin adını da biz koyarız.” Cenk’in sözleri ortamda herkes gülmeye başladı.

“Şaka, koyar mısınız gerçekten?”

“Neden olmasın, Alya kabul ederse Serdar adını ben çok severim,” dedi. Serdar genç adama tek kaşını kaldırarak bakarken Alya’ya bakmıştı. Genç kız utanarak bakışlarını kaçırırken içinden de Cenk’e söyleniyordu. Abilerinin yanında edilecek laf mıydı şimdi bu. Cenk genç kızın kızaran yanaklarını görünce başını aşağı eğerek gülümsemişti.

“Masa hazır hadi yemeğe,” diyerek aileyi masaya çağıran Gülşen mutfağa yönelmişti. Kalabalık aile uzun masanın etrafına toplanırken Emine Hanım Arya’ya süt yapıcı yemekler yemesi için uyarıda bulunuyordu. Ecem annesinin kucağına çıkmış yanaklarını öperken sesi çıkmayan Kemal Bey onlara iç çekerek bakmıştı. Yıl olmuştu kızını görmeyeli. Almanya’ya yaşamaya karar verdiği için bir şey söyleyememişti. Biliyordu ki burası kızına iyi gelmiyordu.

“Gelecek hafta Almanya’ya gideceğim.” Adamın sözleri ile iki adamda ona dönmüştü.

“Hayırdır baba, Seda’ya bir şey mi oldu?” Aras’ın meraklı sorusuyla adam başını iki yana sallamıştı.

“Özledim kızımı, o gelmiyor. Ben gidip göreceğim.”

“Çok kalmazsın değil mi baba, Zeynep’in ailesiyle konuşacağım. Düğün için bir tarih belirleriz.”

“Yok oğlum, on, on beş gün kalır dönerim.” İki adam da babasına hak veriyordu. Kız kardeşleri kolay zamanlar geçirmemişti. Yalnız bırakmaya gelmezdi. Cenk konu hakkında yorum yapmazken Alya da sessiz kalmayı tercih etmişti. Hep birlikte yemek yemeye başladıklarında bebeklerin ağlamasıyla karı koca hemen yerlerinden kalkıp bebek odasına doğru koşmuştu.

“Mesai başladı, hayırlı olsun.” Selim’in sözleri masadakileri güldürürken Emine Hanım kızına yardımcı olmak için peşlerinden gitmişti. Birkaç gün kocasıyla birlikte burada kalıp ikizlerin bakımı için kızına yardım edecekti. Arasa Esma da onlara yardım teklif etse de onun iki tana çocuğu olduğu için kabul etmemişlerdi. Gülşen zaten hamileydi. Alya ise okula dönecekti. Hareketli geçen günü sonlandırdıklarında Alya Cenk’in evine gitmesiyle Arya ve ikizlerin yanına gitti. Genç kadın bebeğini emzirirken kardeşinin odaya girmesiyle ona döndü.

“Cenk gitti mi?”

“Evet, bir şeye ihtiyacın var mı?”

“Şimdilik yok ama Ecem’e yemek yedirebilirsen sevinirim.” Alya odadan çıkarak küçük kızla ilgilenirken Emine Hanım da kızı için süt yapıcı şerbet hazırlıyordu. Herkes evine dağılmıştı. Ahmet Bey de Kemal dünürü Kemal Bey ile kahvehaneye gitmek için evde ayrılmıştı.

“Arya markete gidiyorum alınacak bir şey var mı?” Aras’ın sorusuyla Arya annesine bakmıştı. Emine Hanım damadına dönerek “Ateş ölçer al Aras, yeni doğan içinde bez almayı unutma. Bu aldıklarınız bebeklere büyük geldi.” Aras başını sallayarak evden çıkarken ilk önce annesinin söylediklerini almak için eczaneye doğru yola çıkmıştı.

“Siz ne zaman gideceksiniz Alya?”

“Yarın akşam gideceğiz. Bu aralar oldukça yoğunuz.”

“Deniz Hanım ne yapıyor. Ne zamandır konuşamadık kadına da ayıp oldu.”

“O böyle şeyleri dert etmez anne, çok şükür iyi. Cemile abla ile Han yanında evlenecek.” Arya şaşkınlıkla ikizine bakarken gülmüştü.

“Gerçekten mi? Ailesi kabul etti sonunda öyle mi? Çok sevindim.” Dediğinde Alya ikizine hak vermişti. En son Cemile ablası Han’ın annesi ile buluşacaktı. O buluşmadan ne olduysa kadın oğlunun Cemile ile evlenmesine izin vermişti.

“Madem yarın akşama gideceksiniz Cenk ile yarın bir alış verişe çıkın.” Alya anlamaz bir şekilde annesine bakarken “Ne alışverişi anne?” diye sordu.

“Kızım yakında evleniyorsunuz. Daha evine bir iğne almadın. En azından kaba eşyayı alın!” dediğinde Alya duraksamıştı. Annesi doğru söylüyor olsa da eşyayı alsalar da burada olmayacakları için eve nasıl yerleştireceklerini bilmiyordu.

“Anne geldiğimizde alırız. Bir süre buraya gelemeyebiliriz.”

“Siz alın kızım biz hallederiz yerleştirme işini. Hem eşyalar ayarlanana kadar evin tadilatı da biter.” Alya kararsız kaşırken Cenk’e soracağını söyleyerek konuyu kapatmıştı. Üç kadı ikizleri severken oldukça dikkat ediyorlardı. Ecem uzaktan kardeşlerine hayranlıkla bakarken Arya onun bebekleri kıskanmamasına sevinmişti. Bebekler uyuyunca odanın kapısını yarı aralık bırakarak hep birlikte salona geçtiler. Bir sonraki görüşmeleri Alya’nın düğünü için olacağını biliyorlardı. Yaşlı kadın iki kızıyla bol bol hasret giderirken Ecem’in uykusunu gelmesiyle Emine Hanım Arya’ya dönerek “Kızım sende biraz dinlen. İkizler her uyuduğunda sende dinlenmelisin. Yoksa bitkin düşersin.” Arya kızı kucağında odasına giderken Alya annesinin yanına geçerek kadına sıkıca sarılmıştı.

“İyi varsın anne, çok şükür varlığına.”

“Sende kızım, sizde iyi ki varsınız. Allah ikinize de sizin gibi hayırlı evlatlar nasip etsin.”

“Amin.” Alya annesinin göğsüne iyice sinerken Emine Hanım kızının başını okşamaya başlamıştı. Yorucu birkaç ay onları bekliyordu. Hem ikizler, hem de düğün aileyi yoracak gibiydi.

“Dayım gelmedi neden?” Alya merakla annesine sorarken kadın gülerek kızını cevaplamıştı.

“Gülten biraz rahatsızlandı onu hastaneye götürdü. Karısının üzerine o kadar titriyor ki sanırsın yirmilik delikanlı.”

“Dayıma laf yok anne, dayım değme yirmiliklere taş çıkarır.” Emine Hanım kızına hak verse de onaylamamıştı. 

“Neyse akşama nasılsa damlar, o zaman öğreniriz gelin hanımın neyi olduğunu.” Alya annesinin sözlerine kıkırdarken böyle bir ailede doğduğu için yeniden şükretmişti. Şükür onun en büyük duasıydı.

****

Bir sonraki bölümde düğünümüz var. Hepinizi horona davet ediyorum. Yorumlarınızı bekliyorum.

NOT: ARKADAŞLAR BAZ OKUYUCULAR E KİTAPLARIMI SORUYOR. ŞUANDA ÜÇ TANE BASILI OLAN KİTABIM E-KİTAP OLARAK YAYINLANDI. GOOGLE PLAYDA KİTAPLARIN ADINI YAZARSANIZ ÜÇÜNE DE ULAŞABİLİRSİNİZ. YA DA AŞAĞIDA ÜÇ KİTABIN E-KİTAP LİNKİNİ BIRAKIYORUM. HİKAYE İSİMLERİ ÜZERİNE TIKLARSANIZ KİTAPLARA ULAŞABİLİRİSNİZ. SEVGİYLE KALIN. KEYİFLİ OKUMALAR!

BENİM KÜÇÜK GELİNİM

GÖREMEDİĞİM SEN

HEP SENİ BEKLEDİM

60. BÖLÜM <<<<<<——–>>>>> 62. BÖLÜM

28511cookie-checkGelincik Çiçeği 61. Bölüm

8 yorum

  1. Gelin hanım hamile olmasın
    Adnan hocaya büyük sürpriz olur
    Emeğine yüreğine sağlık canım

  2. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ bebekler evlerine geldi :)❤️ay Gülten hanım hamile olmasın 😀 Adnan çok sevinir 😀 düğün geldi sabırsızlıkla bekliyorum ❤️

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir