Cesur 62. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Şuanda baş ağrısı yüzünden gözlerimden yaş akıyor resmen. Fazla uzatmadan keyifli okumalar diliyorum.

***

Genç kız oldukça endişeliydi. Gülsüm’ün telefonda söyleyemeyecek kadar önemli olan şeyi anlayamıyordu. Taksi hastaneye yaklaştığında hastanenin önündeki kalabalık dikkatini çekmişti. Birçok polis arabasının yanı sıra insanlar merakla olanları izliyordu. Aklına ilk gelen kişi babası olurken cebinde ne kadar para varsa taksiciye vererek onun uyarılarına aldırmadan koşarak hastaneden içeriye girmişti. Deli gibi etrafına bakınırken polisin birkaç kişiyi kelepçelediğini görünce yutkunmadan edemedi. Buraya ne olmuştu böyle?

“Ayşem, buradayım.” Gülsüm hızlı adımlarla genç kızın yanına geldiğinde korkmuş gözlerle ona baktı.

“Neler oluyor Gülsüm, ne oldu buraya?” hastanenin birçok bankı kırılmış, sandalyeler etrafa saçılmıştı. Savaş alanına dönmüştü giriş.

“Kavga çıktı.”

“Onu görebiliyorum neden?”

“Husumeti olan iki aile kavga etmiş, yaralıları buraya getirdiler. Onlara müdahale ederken diğerleri birbirine girdi. İyi ki burada değildin Ayşem çok korkunçtu.”

“Birine bir şey oldu mu? Babam nerede, diğerleri…” Gülsüm yutkunarak arkadaşına bakarken Ayşem’in gözleri korkuyla büyümüştü.

“Benden bir şey saklıyorsun.”

“Ayşem sakin ol, baban iyi. Şuanda ameliyat yapıyor.” Ayşem derin bir nefes alırken genç kızın gözlerini kaçırmasıyla ona bakmıştı.

“Birine bir şey oldu, sen beni çağırmazdın yoksa. Ne oldu?” genç kız yüreğinde hissetmiş gibi yutkunmuştu. Mavileri ıslanırken Gülsüm genç kızı kollarının arasına çekerek sıkıca sarılmıştı.

“Sakin ol.”

“Kim?”

“Kavga olduğunda Serdar hoca araya girdi…” Ayşem duyduğu isimle titremeye başlarken Gülsüm onu daha sıkı tutmuştu.

“Şuanda nerede, iyi mi?” Ayşem’in sakinliği genç kızı korkutmaya başlamıştı. Ayşem kendini tamamen kapatmış durumdaydı. Gülsüm geri çekilerek kızın yüzünü avuçlarının arasına alarak kendine bakmasını sağladı.

“Ayşem!” Gülsüm duyduğu sesle rahat bir nefes alırken Deniz’in yanlarına gelmesiyle ona dönmüştü.

“Bir haber var mı?”

“Ameliyat hala sürüyor.” Ayşem ameliyat sözünü duyunca kendine gelmişti.

“Ne ameliyatı? Serdar…” genç kız ikiliyi arkasına bırakarak koşmaya başlamıştı. Ameliyathane kapısına geldiğinde içeri giremeyeceğini anlamıştı. Dışarıda ki ekranda yazan isimlere bakarken Serdar’ın adını görmesiyle tüm gücü çekilmişçesine dizlerinin üzerine yere kapaklanmıştı.

“Ayşem…” Gülsüm hızla genç kızı tutarken Ayşem’in bakışları ekranda yazan isime takışmıştı. Yan tarafında ise doktorunun adını görünce birden ağlamaya başlamıştı. Sevdiği iki adam şuanda içerideydi. Babası sevdiği adamı iyi etmeye çalışıyordu.

“Neresinden yaralandı?”

“Bıçak karın boşluğuna geldi.”

 “Bıçak mı?” Ayşem gözyaşlarına hakim olamazken Deniz onu yerden kaldırıp bekleme sandalyelerinden birine oturtmuştu.

“Ayşem sakin olmalısın, iyi olacak. Baban ameliyatta onu iyi edecektir. Senin güçlü olmana ihtiyaçları var.”

“Aylin abla…” genç kızın aklına hamile kadın gelince hızla gözlerini silmişti. O kadın bu olayı duyarsa yıkılırdı. Bebeğe bir şey olabilir düşüncesiyle oturduğu yerden kalkarak dolanmaya başlamıştı. Hiçbir yere sığamaz bir haldeydi. Boynunu sıkan kazağını çekiştirirken Gülsüm onun elini tuttu.

“Yapma,” dediğinde Ayşem ıslak gözlerini arkadaşına dikmişti.

“Nefes alamıyorum Gülsüm,  içim dağlanıyor.”

“Üzgünüm hayatım ama sakin olmak zorundasın. Sen böyle yaparsan diğerlerini kim durduracak?”

“O kadar güçlü değilim Gülsüm, Serdar orada öylece yatarken ben nefes alamıyorum.”

“Seni duysaydı çok sevinirdi. Uyanında ona da bunları söylersin.” Ayşem yüzünü sıvazlayarak yeniden oturacaktı ki yanlarına gelen müdürlerden biriyle göz göze gelmişti.

“Ayşem Hanım, polis memurları babanızla konuşmak istiyor.”,

“Babam şuanda ameliyatta sorun ne?”

“Hastanede yetkili biriyle konuşmaları gerekiyormuş.” Ayşem sıkıntıya Deniz ve Gülsüm’e bakarken Deniz başını sallayarak “Siz gidin ben buradayım,” dedi.  Ayşem içi içini yese de şuanda hastanedeki en yetkili kişi kendisiydi. Gülsüm ile birlikte hızlı adımlarla polislerin yanına gittiklerinde polisler gözlerini kısarak genç kıza bakmıştı.

“Bir şey mi oldu amirim?”

“Hastanenin sahibiyle görüşecektik. Onu görmemiz mümkün mü?” Ayşem acısı olmasa gözlerini devirecek kadar sıkkındı.

“Şuanda karşınızda duruyor. Ne sorun varsa bana söyleyebilirsiniz.”

“Servet Bey ya da Cesur Beyden bahsediyordum.”

“Bende size hastanenin sahibinin karşınızda olduğunu söylüyorum. Babam önemli bir ameliyatta, dedemde hastaneyle ilişiği kesmiş durumda. Şuanda size cevap verebilecek tek kişi benim. Ayşem Karahanlı, hastanenin sahibin hem kızı hem de hissedarıyım.” Genç kızın başı dik bir şekilde konuşması polislerin dikkatinden kaçmazken Ayşem kendinden beklenmeyecek kadar güçlü hissediyordu kendini.

“Hastanedeki olay hakkında soruşturma başlattık. Olaya karışan herkesin ifadesini almamız gerekiyor. Bu yüzden çalışanları toplamanızı söyleyecektik. Ayrıca hastaneye verilen zarar hakkında şikayetçi olacak mısınız bilmiyorum. Bu konuda da bir dilekçe vermeniz gerekiyor.”

“Elbette, ancak personelin hepsini aynı anda size toplayamam. Burada birçok hasta hizmet bekliyor. Her bölümden ikişer eleman olarak size ifade versinler. Onlardan sonra diğerleri de size ifade verir. Şikâyete gelirsek zarar çok umurumuzda değil ama doktorlarımızdan birini yaralayan kişi kimse onun en ağır cezayı alması için elimden geleni yapacağım.”

“Elbette, bu konuda istediğinizi yapabilirsiniz.”

“Hastanenin avukatları bu konuyla ilgilenecektir.” Ayşem arkasındaki müdürlerinden birine dönerek devam etmişti.

“Olaya şahit olan acil serviste çalışan elemanlar ve diğer personelleri dediğim gibi ikişerli olarak memurların yanına gönderin. Bir kişi bile bu olaydan kaçınmasın. Ne gördüyse anlatsın. Zaten kamera kayıtları da mevcut onları da polis beylere verirsiniz.”

“Odalarda da kayıt var mı?”

“Elbette yok, hasta mahremiyeti diye bir şey var. Sadece koridorlarda ve kapılarda kamera var.”

“Başka bir yerde olmadığına emin misiniz?” Ayşem polisin sorusuyla duraksamıştı.

“Sanırım bu sorunuza ameliyattan çıkınca babam cevap verebilir.” Adam başını sallarken Ayşem Gülsüm’e dönmüştü.

“Deniz’i arayıp sorar mısın ameliyat hakkında bilgi alabilmiş mi?” Gülsüm kızın dediğini yaparken polis yeniden genç kıza dönmüştü.

“Zarar için şikayetçi olmak istemediğinize emin misiniz?”,

“Sorun değil, zaten değişiklik yapılacaktı. Birkaç sandalye biraz boya döküntüsü. İnsanlara bir şey olmadığı sürece yerine getirilir.” Ayşem adamın arkasından kapıdan içeriye giren kişiyi görünce yutkunmadan edememişti. Dedesi tüm heybetiyle Asaf eniştesiyle birlikte hastaneye giriş yapıyordu.

“Ne oluyor burada?” Ayşem dedesine dolu gözlerle bakarken gücünün tükendiğini hissetmişti. Genç kız yaşlı adamın kollarına sığınırken Servet Bey torununu göğsüne yaslamıştı. ,

“Güzel torunum ne oldu?” polisler az önce kendi karşılarında dimdik duran kızın birden küçük çocuk moduna geçmesini şaşkınlıkla izlemişti.

“Serdar’ı yaraladılar dede, şuanda ameliyatta…” dediğinde Servet beyin kaşları çatılmıştı. Polislerin şefi olduğunu düşündüğü kişinin yanına yaklaşarak adama kendini tanıtmıştı. Olanları öğrendiğinde yılların verdiği tecrübeyle sakin kalan yaşlı adam başını sallayarak adamları onaylamıştı. Ayşem’in verdiği tüm kararların uygulanmasını söylediğindeyse polisler dikkatle genç kıza bakmıştı.

“Ben ameliyat nasıl gidiyor bir bakayım, siz yukarıda mı olursunuz?” Asaf kayınbabasına sorarken yaşlı adam başını sallayarak onu onaylamıştı.

“Biz Cesur’un odasında bekleriz.”

“Ama ben ameliyathanenin önüne gitmek istiyorum.”

“Orada yapacağın bir şey yok. Serdar’ı özel odalara alacaklar zaten,” diyen adam memurlara dönmüştü.

“Memur Bey, hastaları fazla rahatsız etmeden işinize devam etmenizi rica ediyorum. Zaten çoğu korkmuş durumda. Bir isteğiniz olursa bize ulaşabilirsiniz. Hastanede olacağız.” Servet Bey torununu kolunun altına alarak özel asansöre doğru ilerlemeye başlamıştı. Genç kız çocuk gibi ağlamaya başlamıştı.

“Ağlama artık kızım, Serdar iyi olacak.”

“Olacak değil mi? ben onu kaybetmek istemiyorum,” dediğinde Servet Bey imayla torununa bakmıştı.

“Bu durumdan ne anlamalıyım Ayşem? Kıskanmaya başlıyorum ama. O hergele benden daha mı kıymetli?”

“Ama dede…”

“Hadi sil bakayım gözünün yaşını.” Gülsüm dede toruna imrenerek bakarken Servet Bey arkasını dönerek genç kıza bakmıştı.

“Kızım sen neden arkada duruyorsun, gel bakayım yanıma,” dediğinde Gülsüm ikiletmeden hızla yaşlı adamın kanadının altına girmişti. Kendi öz dedesinden görmediği sevgiyi bu adam ona sonuna kadar hissettiriyordu. Serdar ameliyat olurken onlar iyi bir haber için sabırla beklemek zorundaydı.

***

Genç adam elinin altında ki yaraya baskı uygularken gözleri öfkeyle çakmak çakmak olmuştu. Sabahtan beri hastane oldukça yoğundu ve son gelen hastalarla birlikte acile baskın yapar gibi giren iki gurup belanın sinyallerini veriyordu. Güvenliğe polis çağırmasını söylediğinde adam başta anlamasa da Cesur’un işaret ettiği yeri görünce hızla dediğini yapmıştı. Beş dakika sonrada acilde büyük bir kargaşa olmuştu. Yaralılar korkuyla kaçışırken personel ne yapacağını şaşırmış bir şekilde onlara yardım etmeye çalışıyordu. Güvenlik kalabalık için yeterli seviyede değildi. Dayanabildikleri kadar onlara direnmişlerdi. Sonradan gelen polislerin siren sesleri adamları daha da çıldırtırken üzerine bıçakla gelen adamı fark ettiğinde çok geç kalmıştı. Kendisine gelmesi gereken bıçak önüne geçen ve adamı durdurmayı başaramayan Serdar’ın karın boşluğuna gelmişti. Serdar bıçak darbesiyle geriye sendelerken Cesur şaşkınlıkla kollarına yığılan genç adama baktı.

“Serdar!” Cesur’un sesi o kadar gür çıkmıştı ki kalabalık sanki biran duraksamıştı. Sağlık personeli ikiliye korkmuş bir şekilde bakarken polisler olaya müdahale ederek saldırganları yakalayıp kelepçelemişti. Birçok kişi dizlerinin üzerine yere oturtulurken kalabalığın ne ara dağıldığını anlayamayan Cesur kucağında inleyen adama döndü. Hızla kenarda duran sargı bezini yaranın üzerine bastırırken “Buraya gelin,” diye asistanlarına seslenmişti.

“Hocam,” diyen genç adama bakan Cesur’un gözleri öfkeden deliye dönmüş durumdaydı.

“Ameliyathaneyi hemen hazırlayın. Acil ameliyata giriyoruz.”

“Patron, sakin ol.” Serdar adamın kolunu sıkarken güçlükle konuşmuştu.

“Konuşma, gücünü sakla.”

“Çok acıtıyormuş bu,” diyen adamın gözleri dönerken Cesur onu yere uzatarak yarasına bakmaya çalışıyordu.

“Uyuma, tembellik yapmaya iyi alıştın. Sakın uyuyayım deme,” diye Serdar’ı uyaran Cesur’un sesi oldukça sertti.

“Elimde değil, gözlerim kapanıyor. Ablama söyleme olur mu? Çok korkar…”

“Ablanın korkacağı bir şey yok. Aklından ne geçiyordu araya girerken.”

“Bilmem sanırım ablam sana bir şey olursa çok üzülürdü.”

“Ablan asıl sana bir şey olursa çok üzülür. Şu halini görünce seni iyi bir azarlayacak.” Serdar gülümce canı çok yanmış ve inlemişti.

“Sessiz ol konuşma dedim sana.”

“Ayşem’i bana verecek misin?” Cesur genç adamın sorusuyla kaşlarını çatmıştı.

“Bu konunun sırası mı şimdi?” yanına gelen personelin yardımıyla genç adamı sedyeye alan Cesur Serdar’ın kolunu bırakmamasıyla onunla birlikte hızla hasta asansörüne doğru ilerlemişti.

“Tam sırası, bana kıyamazsın. Hem aramızda kan bağı oldu artık değil mi? Hadi bana ver kızını,” dediğinde Cesur yüzünü sıvazlayarak sabır çekmişti.

“Şu halde bile beni deli etmeyi başarıyorsun. Kızımı vermiyorum sana, sen önce kendini korumayı öğren. Ondan sonra benim kızıma talip ol.” Serdar’ın yüzü buruşurken onları şaşkınlıkla dinleyen personele ters bir bakış atmıştı.

“Her şey hazır mı? Tüm testleri ve görüntüleri çekin. Yarım saat içinde ameliyat başlayacak.”  Personel hızla işini yaparken genç adam Serdar’ın yanından biran olsun ayrılmamıştı. Yaranın derinliği, büyüklüğü ve yönünü anlamaya çalışıyordu. Kanaması oldukça fazlaydı ve bu durum Cesur’u endişelendiriyordu.

“Kan hazırlamayı da unutmayın.” Serdar gözünün kararamaya başladığını hissettiğinde Cesur’un kolunu daha bir sıkmıştı.

“Ablam sana emanet,”

“Saçmalama, iyi olacaksın.” Serdar gözlerini kapatırken duyduğu son sözler bunlar olmuştu. Sonrasıysa büyük bir özveriyle ameliyathaneye giriş yapılmıştı. Serdar acil ameliyata alınırken Cesur tüm duygularından arınmış bir doktor olarak hastasının başına geçmişti. Elinin altında yatan kişi karısının kardeşi değildi. Ona göre Serdar o saniyeden sonra sadece iyi olması gereken bir hastaydı. İki saat sürmesi beklenen ameliyat beklediğinden daha uzun sürmüştü. İstenmeyen gelişmeler Cesur’u zorlarken Serdar’ın da tehlikeye girmesine neden oluyordu. En küçük bir ameliyatın bile hayati riski olduğunu bilen doktorlar ellerinden geleni yapıyordu. Ameliyatı bitirip hastayı kapattığında derin bir rahatlama yaşadı.

“Hastayı özel kata alın, saatte bir rapor istiyorum.” Cesur ameliyathaneden çıkarak elindeki eldivenleri çıkarıp kenardaki tıbbi atık çöpüne atmıştı. Ellerini iyice yıkarken yorulduğunu hissediyordu. Oysaki gün boyu hiç yorulmadan ameliyat yapan biriyken bu gün gerçekten yorulduğunu hissetmişti.

“Cesur hocam, Serdar hocam iyi mi?” sürgülü kapı açılıp Cesur kırmızı alandan çıktığında karısına geçen Deniz ile duraksamıştı. Merakla kendisine bakan genç adamın omzuna iki kez hafifçe vurarak “İyi olacak,” dediğinde Deniz rahat bir nefes almıştı.

“Çok şükür, Ayşem çok sevinecek.”

“Ayşem burada mı?” Deniz Cesur’u onaylarken adam sıkıntıyla nefesini dışarıya vermişti.

“Polislerle konuşmaya gitmişti.”

“Tamam sen işinin başına dön Deniz, ben gerisiyle ilgilenirim.” Cesur olayın olduğu alana geldiğinde kalabalığın dağıldığını bir kaç polis ve çalışanın konuştuğunu görmüştü. Cesur’u gören polis yanına giderek karşısında durmuştu.

“Doktor Bey, olay hakkında sizin de ifadenize ihtiyacımız var.”

“Sonra gelip ifade versem olur mu? Şuanda bir ameliyattan çıktım ve aklımı toparlamam gerek.”

“Elbette, gerekli şeyleri kızınıza ve babanıza sorduk. Ancak olayın olduğu sırada sizde buradaydınız. Yakinen şahit olduğunuz için sizin ifadeniz çok önemli. Yaralanan doktorun durumu nasıl, ifade verebilir mi?”

“Şuanda ifade vermesi söz konusu değil. Yakında iyi olacaktır o zaman ifadesini alırsınız.”

“Peki, biz biraz daha buralarda olacağız. İhtiyaç dahilinde size sorular sorabiliriz. Hastaneden ayrılmayın.” Cesur adamı onaylarken ağır adımlarla asansöre geçmişti. Yönetim katına çıkarken oldukça bitkin görünüyordu.

“Cesur Bey, Servet Bey ve Ayşem Hanım odanızda.”

“Biliyorum Selda, bize demli çay gönderir misin? Ancak ayılırım.” Genç kız adamın isteğini yapmak için yanından ayrılırken Cesur derin bir nefes alarak odasından içeriye girmişti. Onu gören kızı oturduğu yerden hızla kalkarak genç adam doğru koşup sarılmıştı.

“Baba çok korktum.”

“İyiyim kızım merak etme.”

“Serdar, o nasıl oldu?” diyen kızının ağlamaya başlamasıyla Cesur arkada duran babasıyla göz göze gelmişti.

“Daha yeni susmuştu yine ağlamaya başladı. Bu kız hep böyle ağlak mıydı?” babasının sözlerine gülümseyen Cesur başını iki yana salladı.

“Kızım pek ağlamazdı, demek ki çok korktu.”

“Niye acaba?” Servet beyin imalı söylemi Cesur’un kaşlarını çatmasına neden olmuştu. Ayşem babasına daha sıkı sarılırken yüzünü adamın göğsünde saklıyordu.

“Baba Serdar iyi olacak mı? Çok korktum, ona bir şey olmayacak değil mi?”

“Merak etme kızım, Serdar iyi. Birazdan odasına alırlar ama bir süre dinlenmesi gerek.” Ayşem inanmak ister gibi babasının gözlerine bakarken Cesur kaşlarını çatarak kızına baktı.

“Neden bana öyle bakıyorsun?” genç kızın sorusuyla Cesur gözlerini kısarak kızının yüzünü incelemeye başlamıştı.

“O hergeleyi öldüreceğim, benim kızımın aklını çelmeyi başarmış.” Dediğinde Gülsüm kendini tutamayarak kahkaha atarken Servet Bey oğlunun sözleriyle şaşırmıştı. Ayşem utanarak bakışlarını kaçırırken Cesur kızını da alarak ikili koltuğa oturup onu göğsüne yaslamıştı.

“Baba…”

“Unutursun hayatım, daha yolun başındasın.” Servet Bey geriye yaslanarak keyifle oğlunun kızına nasihat verişini izliyordu. Cesur’un beyhude çabası ona komik gelmeye başlamıştı.

“Neyi unutacağım baba, boğuluyorum.” Babasının kollarından kurtulmaya çalışan kızı bir türlü başarılı olamıyordu.

“Serdar’ı unutursun kızım neyi olacak. Hem sen daha çok küçüksün. Aşk senin neyine,” dediğinde Ayşem güçlükle kendini geri çekmişti.

“Sen Aylin ablayı unuttun mu ki bana unutursun diyorsun?” Ayşem’in çıkışıyla kıkırdayan Gülsüm ses çıkarmamaya çalışırken bir kez daha baba kızın ilişkisine hayran kalmıştı. Kendi babası onu bu şekilde konuşurken görseydi kesinlikle öldürürdü. Ama Ayşem babasına rahatlıkla duygularından bahsedebiliyordu.

“İnkar etmiyorsun yani bu durumu.” Ayşem omzunu silkerken boğaz temizleme sesiyle ikili Servet beye dönmüştü. Ayşem dedesini unuttuğu için kendine kızarken utanarak bakışlarını kaçırmıştı. Servet Bey ise sessizce dinlediği baba kızı izlerken oğlunun kendisinden daha iyi bir baba olduğunu düşünüyordu. Kendisi de kızlarıyla iyi anlaşır, onların tüm sıkıntılarını dinlerdi ancak ne Çisem ne de Çisil ona gelip sevdiği kişiyi anlatma cesaretini gösterememişti.

“Ban acıktım, yemek yemeye gidelim.” Servet Bey yerinden kalkarken Ayşem babasına yardım dilenir gibi bakıyordu. Onun ne istediğini anlayan genç adam babasıyla ayaklanırken “Biz birlikte yiyelim konuşacaklarım var seninle baba,” dediğinde yaşlı adamın bakışları hala oturan torununa takılmıştı.

“Sen gelmiyor musun?”

“Ben aç değilim dede,” diyen Ayşem’le ikili odadan çıkıp gitmişti.

“Kızım kafayı yemişsin.” Gülsüm’ün yanına gelerek koluna girmesiyle kuzenine bakan Ayşem derin bir nefes aldı.

“Çok utandım,” diye yakınan Ayşem Gülsüm’ü güldürürken Ayşem kızın koluna vurarak “Gülmesene,” dedi.

“Ama çok komik, babana Serdar’ı sevdiğini söyledin resmen.”

“Öyle bir şey yapmadım ben,” diyen kızı “He he…” diye geçiştiren Gülsüm kalkarak Ayşem’in de kalkmasına yardım etti.

“Hadi gidip seninkine bakalım, durumu nasılmış.”

“Deniz biliyor mu acaba hangi odaya alındığını.” Gülsüm telefonla Deniz’i arayarak Serdar’ın hangi odaya alındığını öğrenirken özel odaların olduğu kata alındığını duyunca ikisi de hızla genç adamı görmeye gitmişti. Odanın kapısının önüne geldiğinde endişeli bir şekilde yerinde durmuştu.

“Ne oldu?” Ayşem’in durduğunu gören Gülsüm merakla arkadaşına bakmıştı.

“Onu görmeye dayanabileceğimi sanmıyorum.”

“Saçmalama Ayşem, şuanda en çok seni gördüğüne sevinecektir.”

“Anlamıyorsun Gülsüm, Serdar orada çaresiz bir şekilde yatarken acı çekiyor olduğunu bilmek canımı yakıyor.” Gülsüm kızın sözlerini duymazlıktan gelerek kolundan tutup hızla odaya sokmuştu. Serdar göğsüne kadar örtülmüş örtünün altında hala uyuyordu. Onun narkozdan çıkmadığını düşünen Ayşem yanağından akan yaşı hızla silmişti. Ağır adımlarla Gülsüm’ün peşinden yatağa yaklaşırken kuzeninin sorusuyla duraksamıştı.

“Bunlar ne işe yarıyor ki?” genç adamın göğsünden yanında ki makineye doğru uzanan kabloları gösteren Gülsüm, Ayşem’in yutkunmasına neden olmuştu.

“Neden kimse yok burada?” Ayşem ekrandaki değerlere bakarken içi azda olsa rahatlamıştı. Genç adam huzurlu bir şekilde uyuyordu.

“Birazdan biri gelir sanırım. Benim işe dönmem lazım sen burada mı kalacaksın?” Gülsüm genç kıza bakarken Ayşem başını sallayarak onu onaylamıştı. Gülsüm odadan çıkarken kapıyı da sessizce kapattı. Ayşem bir süre daha ayakta Serdar’ı incelerken gözünden akan yaşa engel olamamıştı. Yavaş bir şekilde kenarda duran sandalyeyi alarak yatağa iyice yaklaştırıp oturmuştu. Gözleri biran olsun genç adamın yüzünden ayrılmıyordu.

“Çok şükür iyisin, beni çok korkuttun. Uyandığında bunun hesabını sana soracağım. Beni bu kadar korkutmaya ne hakkın var? Seni kaybettim sandım,” dediğinde kendine hakim olamayarak hıçkırmıştı. Elleriyle dudaklarını kapatan gen kız ses çıkmasını engellemeye çalışmıştı.

“Ben ne yapacağımı bilmiyorum,” diyen kız oldukça sessiz konuşuyordu. Tedirgin bir şekilde genç adamın yüzüne bakarken Serdar’ın üzgün bir şekilde kendisine baktığını görünce yutkunmadan edememişti.

“Sen ne zaman uyandın?” Serdar buruk bir şekilde genç adama gülümserken kuruyan dudaklarını ıslatarak kıza bakmaya devam etmişti.

“Sözlerini duyacak kadar önce ve ağlamana dayanamayacak kadar geç,” dediğinde Ayşem yeniden hıçkırmıştı.

“Ağlama, ağlaman canımı yaramdan daha çok acıtıyor.”

“Elimde değil, çok korktum.”

“Ayşem, yapma güzelim. Seni böyle görmeyi istemiyorum. Nerede benim sevdiğim o dik başlı kız?” Ayşem omzunu silkerek başını iki yana sallamıştı.

“Anlamıyorsun, bu korkuyu ilk kez yaşadım ben. Ağlamamak elimde değil.” Cenk güçlükle uzanarak kızın elini tutmaya çalışmıştı. Ayşem onun ne yapmak istediğini anladığında uzanıp adamın elini tuttu.

“Bilseydim daha önce yaralanırdım.” Ayşem adamın sözleriyle hızla elini çekiş genç adama kaşlarını çatarak bakmıştı.

“Sen ne dediğinin farkında mısın?” Ayşem yerinden kalkarak sinirle odada dönmeye başlamıştı.  Ellerini nereye koyacağını bilememişti. “Sen kafayı mı yedin? Bu halim sana eğlenceli mi geliyor. Yaralandığını, ameliyatta olduğunu duyunca aklım çıkıyordu. Ya ablan duyunca ne olacak? Kadın hamile ve sen daha önce yaralansaydım diyorsun.” Ayşem sinirliydi.

“Sakin ol Ayşem, başım döndü.”

“İyi oldu sana, dönsün de aklın yerine gelsin.” Ayşem sinirle yatağa en uzak olan koltuğa oturmuştu. Kollarını birbirine bağlayarak adamdan yüzünü çevirirken Serdar onun bu haline gülümsemişti.

“Seni seviyorum,” dediğinde Ayşem yutkunarak genç adama döndü.

“Efendim,”

“Duydun, bunu daha önce de söylemiştim. Ama şu halini görünce yinelemek istedim. Yakında evleneceğiz Ayşem Hanım,” Ayşem gözlerini kısarak adama baktı.

“Kim demiş?”

“Ben dedim. Hem baban da izin verdi.”

“Babam sana asla izin vermez, kendi kendine uydurma.” Serdar yüksek sesle gülümce canı acımıştı. İnleyen adam genç kızı telaşlandırırken Ayşem hızla yerinden kalkarak adamın yanına ulaştı. Örtünün kapattığı yarayı açarken genç adamın bandajlı olan karnı dikkatini çekmişti.

“Yaran nasıl? Çok kanadı mı?”

“Babana sormadın mı?” Ayşem üzgün bir şekilde adama bakarak derin bir iç çekmişti. Ne söyleyeceğini ne yapacağını bilmiyordu. Bu durumu Aylin’e haber vermesi gerekiyordu.

“Ablana söylememiz gerekiyor biliyorsun değil mi?”

“Biliyorum ama şu durumda endişeliyim.” Ayşem de endişeliydi ancak bu saklanacak bir şey değildi. Kadının bilmeye hakkı vardı.

“Ben arayayım sen kendin söyle. Sesini duyunca o kadar endişelenmez.” Serdar başını sallarken Aylin’i arayarak telefonu genç adama uzatmıştı. Telefon sesi kapının yanından gelirken ikili kapıdan içeriye giren kadınla duraksamıştı.

“Neden beni buraya getirdin Cesur,” diyen kadınla göz göze gelen Serdar ablasının solan yüzünü görünce hemen “Ben iyiyim,” diye araya girmişti.

“Ne oldu sana, neden o yataktasın?” Aylin endişeli bir şekilde genç adamın başına giderken Ayşem sandalyeyi kadının yanına bırakarak oturmasını sağlamıştı.

“Küçük bir kaza abla, endişelenecek bir durum yok. Cesur abi söylemiştir sana,” dediğinde Aylin kocasına dönmüştü.

“Beni daha önce aramalıydın.”

“Durumu iyi Aylin, seni endişelendirmek istemedim. İki gün içinde taburcu olacak.”

“İki gün mü?” Serdar hemen itiraz etmişti. Cesur kaşlarını çatarak genç adama bakarken derin bir nefes bıraktı.

“Ameliyatta komplikasyon gelişti Serdar, normalden daha uzun sürdü ameliyatın. Bu yüzden önlem olarak iki gün hastanede kalman gerek. Şuanda durumun gayet iyi olsa da riske atamam.” Serdar yüzünü asarken bakışları Ayşem’e dönmüştü.

“Senin yarın sunumun yok muydu?” Ayşem aklından çıkan şeyle omzunu silkmişti.

“Sorun değil, bir sonraki sefere yaparım.”

“Saçmalama, o hocanın ne kadar takık olduğunu biliyorum. Eğer o sunumu vermezsen yıllarca seni mezun etmez.”

“Hadi kızım seni eve bırakayım. Bu akşam ben yanında kalacağım zaten.”

“Olmaz baba, ben kalırım. Hem Aylin ablanın yanında senin kalman gerek. Gerekirse bilgisayarımı buraya getirir çalışırım.”

“Kızım senin kalman doğru değil, hadi eve gidelim.” Aylin sessizce ikiliyi dinlerken Cesur’a hak vermişti. Genç bir kızın burada yalnız kalmasını o da onaylamamıştı.

“Baba lütfen,” diye araya giren Ayşem’in sözünü odaya neşeli bir şekilde giren Asaf bölmüştü.

“Evet gençler nasılsınız? Sonunda postu deldirmeyi başarmışsın Serdar?”

“Senden öğrendim, unuttun mu tecrübelisin,” dediğinde Asaf gülümsemişti. Hemen yanında bulunan karısına kısa bir bakış atarak iç çekti.

“Neyse duydum ki refakatçi lazımmış hemen geldim. Siz eve geçebilirsiniz ben Serdar’ın yanında kalacağım.”

“Abi sen daha yeni evlendin,” diyen Serdar’la genç adam gözlerini devirmişti.

“Ne olmuş, karımın bir şikayeti yok burada kalmamdan. Değil mi karıcım?” diyerek Çisil’e dönen genç adam kadının dirseğini karnına geçirmesiyle iki büklüm olmuştu.

“Zalımın kızı deldin deldin.” Çisil genç adamın yanından geçerek Serdar’ın başına dikilmişti.

“Nasılsın, ağrın sızın var mı? Bir ihtiyacın olursa haberimiz olsun.” Çisil o kadar ciddi konuşuyordu ki herkes şaşkındı. Asaf karısının yanına giderek kolunu beline dolamıştı.

“Hadi hayatım sende abinlerle eve geç, burada yorulma.” Çisil başını sallayıp adamı onaylarken Cesur gözlerini büyüterek kardeşine bakmıştı.

“Kimsin sen? Kardeşimi nereye sakladın?” Çisil abisine gülümseyerek bakarken Asaf gururla karısının alnını öpmüştü.

“O benim karım neden bu kadar şaşırdın?”

“Saçmalama Asaf, o benim kardeşim olamaz. Çisil’in şimdi seni paylaması gerekiyordu.”

“Evliliğin yan etkileri,” diyen adamla odadakiler gülerken Çisil daha fazla ciddi kalamayarak Asaf’ın kulağına eğilip bir şeyler fısıldamıştı. Asaf’ın gözleri büyürken Çisil memnun bir şekilde yanından ayrıldı.

“Bunu yapamazsın karıcım, asla olmaz.” Çisil omzunu silkerek abisinin koluna girip “Hadi gidelim abicim,” dediğinde Ayşem de Aylin’e yardımcı olarak odadan ayrılmışlardı. Asaf kendi kendine söylenirken Serdar adamın haliyle oldukça keyiflenmişti.

“Fazla böbürlenmemelisin. Sonra Çisil abla seni oturtur yerine.”

“Sen sus hep senin yüzünden,” diye çıkışan Asaf, genç adamı daha da güldürmüştü. Bu gün kötü başlamıştı ama Ayşem’i o şekilde görmek genç adama büyük umut ışığı olmuştu. iç çekerek Asaf’a bakan genç adam “Yakında bende evleneceğim,” dediğinde adamın şaşkınlığına daha çok gülmüştü.

***

Hatalar varsa af ola, ancak bu kadar dayanabildim. 🙁 yorumlarınızı bekliyorum.

61. BÖLÜM <<<<<<<<<———->>>>>>>>>>>> 63. BÖLÜM

28890cookie-checkCesur 62. Bölüm

12 yorum

  1. Emeğine sağlık Yazarcigim ❤️ . Ya Serdar yaralanmış neyseki iyi 🙂 yakında Serdar da evleniyor ha 😀

  2. Muhteşemdi ellerinize emeğinize sağlık….geçmiş olsun rabbim tez zamanda şifa versin inşallah

  3. Of Serdar korkuttun bizi şükürki iyisin yoksa herkesi nasıl toplardık bilmem galiba bu süreç işine yarayacak gibi hayırlısı.Sende bu azim varken gerçekten yakında evlenirsin .

  4. Bayıldım mükemmel bir bölüm olmuş:) emeğine sağlık ..yeni bölümlerde görüşmek üzere ..
    Ayşe & Serdar’ı doyasıya kadar okumak istiyorum 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir