Gelincik Çiçeği 64. Bölüm

Merhaba arkadaşlar. Normalde bu gün bölüm yayınlamayacaktım ama zorda olsa bölüm bitti. Umarım beğenirsiniz. Bir sonraki bölüm final olacak. Keyifli okumalar!

***

Her düşüncenin altında kavrayamadığımız, anlam bulamadığımız bir duygu vardır. Bunun için beynimizi patlatacak kadar derin düşüncelere dalarız ancak daldığımız denizlerde fersah fersah daha da uzaklaşırız hislerimizden. Ufukta parlayan güneşin ışınları denizin üzerinde oynaşırken insanın içine samimi bir sıcaklık oluşturuyordu. Bazen o samimi sıcaklığın yerini fırtınalı bir hava alırken karamsar olmamak için elindekilerle yetinmeyi bilmeliydi insan. Belki de elindekilerle yetinmeyi bilmediği için merhamet duygusu alıp başını tatile gidiyordu. Derin bir iç çekti genç kadın. Birkaç gün önce yaşadıkları o karmaşayı düşündükçe içi sıkılmış ve yeniden soğuğun içini yakacağı bir şekilde derin bir nefes aldı. Beline dolanan kollarla irkilen genç kadın başını geriye yaslayarak boynuna sokulan adamın varlığını hissetmeye çalışmıştı.

“Ne düşünüyorsun bu kadar derin? İçini sıkan nedir hayatım?”

“Zeynep’i düşünüyordum. Akın neredeyse katil olacaktı.” Cenk derin bir nefes alarak ciğerlerine karısının kokusunu çekip sakinleşmişti. Zeynep’in ailesine düğün için konuşmaya gittiklerinde genç kızın amcası ve amca oğulları olay çıkarmıştı. Babasını yıllardır sömüren amcaları kızın üzerindeki arazilere göz koymuştu. Neyse ki genç kadın oldukça dişli çıkmıştı da onlara babasının emeklerini artık yedirmiyordu. Anne babası yaşlanmalarına rağmen elleri nasır tutana kadar tarlada çalışıp ekmeğini çıkarırken amcası babasının emeğinin üzerine konarak çalışmadan adamın tüm birikimine el koyuyordu. Büyüğü diyerek sessiz kalan adam sonunda kızının isyanıyla artık sadece kendi ailesini düşünüyordu. Arpası kesilen amcaları bu durumdan oldukça şikayetçiydi. Öyle ki Zeynep’i kendi oğullarından biriyle evlendirmek istemeye kadar işi götürmüşler ama Serdar ve Akın onlara gerekli dersi vermişti.

“Merak etme artık, Serdar abinle Akın halletti durumu. Gelecek ay düğünleri olacak, onlarda rahat eder artık.”

“Zeynep ailesini o köyden çıkarmadıkça onlara huzur yok. Görmedin mi küçük kardeşiyle tehdit ettiler kızı.” Cenk’inde canı sıkılmıştı bu durum karşısında.

“Sen merak etme bir şekilde hallolur. Hem sen hazırlığını yaptın mı? Yarın akşam gideceğiz.” Alya başını sallayarak kocasına cevap vermişti.

“Her şey hazır. Annem bir sürü şey hazırlamış. Arabanın kasası dolacak anlaşılan.” Alya gülerken Cenk yeniden yüzünü karısının boynuna sokmuştu.

“Akşama sizinkileri görmeye gidelim. Yarın zor olur görmek.” Alya geri çekilerek kocasına bakmıştı.

“Annemler Arya’ya gitti. Herkes orada olacak. Bizde oraya geçeriz.” Cenk başını sallarken derin bir iç çekmişti. Genç kadının kocasının gözünün içine bakarken yaz tatilinin ne ara bittiğini anlamaya çalışıyordu. Evlendiği günden beri sanki zaman su gibi akıp gidiyordu. Şimdiden üç aya girmişlerdi.

“Hadi çıkalım annem masayı hazırlamıştır. Bizi bekliyorlar,” diyen genç adam karısının elini tutarak balkondan içeriye girmişti. Evin açık olan pencereleri kapatılarak karşı eve gitmek için dışarı çıktıklarında havanın esmesiyle genç kadın kocasına sokulmuştu. Yavaş yavaş Alya’nın utangaçlığının geçmesi Cenk’i en çok mutlu eden şeydi. Deniz hanımın kapısına geldiklerinde Cenk cebinden çıkardığı anahtarla kapıyı açarken içeriden kadının sesini duymuşlardı.

“Geldiniz mi oğlum, hadi masa hazır.” Cenk karısına ‘ben demiştim’ bakışı atarken elinde ki anahtarı cebine atarak eve girmişti.

“Selamünaleyküm. Bizi bekleseydin anne yoruldun.”

“Yok kızım ne yorulacağım, Cemile yanımda nasılsa.” Cemile mutfaktan çıkarak ikiliye selam verirken elindeki kızartılmış patatesleri masanın ortasına bırakmıştı. Herkes yemek için masaya geçerken Cenk başa oturarak annesine baktı.

“Anne akşam Emine annelere gideceğiz, sizde gelmek ister misiniz?” Deniz kanım bardağını kenara bırakarak başını sallamıştı.

“Gelmemiz lazım oğlum, yarın görüşemeyiz belki. Bir helallik alalım.” Alya bardağı boşalanlar için yerinden kalkarak çayları doldururken Cemile iç çekerek konuşmuştu.

“Ne abuk geçti zaman, burayı özleyeceğim.”

“Yine geleceğiz kızım temelli gidiyormuşuz gibi konuşmasana.”

“Öyle deme anne Cemile abla evlenecek ya, özlemesi normal.” Deniz Hanım kızına gülümseyerek bakarken Cenk ağzının içinden homurdanmıştı. Geçen ay Han ve ailesi genç kadını istemeye gelmiş, aile arası söz takılmıştı. Han’ın annesi pek sıcak bakmasa da evliliklerine yine de oğlunun hatırı için köşesinde oturmuş bir şeye karışmamıştı. İsteme akşamı Aslı ve ailesi de Han’ın ailesinin yanında gelmişti. Genç kadın Aslı’nın parmağında ki yüzüğü görünce Ahmet için üzülse de bir yandan sevinmişti. Aslı’yı ne kadar sevse de ileride Ahmet’in daha çok üzüleceğini düşünerek yol yakınken bu ilişkinin bitmesi daha iyi olmuştu. Bunu genç kızın ailesinin patavatsız konuşması ve para düşkünü tavırlarından anlamıştı. Aslı genç kadınla konuşmak istese de Alya başını iki yana sallayarak “Hakkında hayırlısı Aslı, bu saatten sonra sana söyleyecek bir şeyim yok. Dilerim pişman olmazsın,” diyerek kızın konuşmasına müsaade etmemişti.

“Ne düşünüyorsun kızım?”

“Ahmet’i düşünüyordum.” Alya’nın dolambaçsız cevabıyla Cenk yüzünü asmıştı. O da olanları duymuştu ve genç adam için üzülmüştü.

“Ah evladım üzülmüş olmalı.”

“Öyle anne, bir aydır konuşmadık. Akasya ile görüştüm, kendini işe verdi diyor. Onun adına üzülüyorum.”

“Belki de böylesi daha iyi oldu Alya. Aslı’nın ailesini sende gördün. Ahmet’in ailesiyle hiç uyuyorlar mı?”

“Haklısın, neyse bırakalım bu tatsız konuyu.” Ailece güzel bir sohbetle yemeklerini yedikten sonra ikili kalkarak evlerine geçmişti. Evi toparlayan genç kadın öğleden sonra yeniden Deniz hanımın yanına giderek onlara yardım etmişti. Cenk gerekli olan birkaç tadilat işini yaparken akşama doğru ailesini ziyaret için yola çıkmışlardı. Genç kız hem heyecanlı hem de hüzünlüydü. Ailesiyle bu akşam vedalaşacak sonra belki de aylarca görmemek üzere memleketten ayrılacaktı.

***

Genç kadın arabanın durmasıyla başını kaldırıp birkaç aydır görmediği eve gülümseyerek bakarken derin bir iç çekmişti. Neredeyse on sekiz saattir yollardaydılar. Yolda gelirken uzun süreli molalar verip dinlenerek gelmişlerdi. Arabadan indiğinde Deniz hanımın bacaklarını ovalayarak arabadan inmesini iç çekerek izlemişti.

“İyi misin anne?” genç kız artık kadına hitap ederken sadece ‘anne’ diye sesleniyordu. Bu durum kadını daha mutlu ederken gelininin kolunu sıvazlayarak Alya’ya cevap vermişti.

“Ayaklarım uyuştu kızım iyiyim,” dedi. Cemile de arabadan inerek kollarını gerdiğinde Cenk başını iki yana sallayarak “Size uçakla gelin demiştim neden söz dinlemediniz ki?” dedi.

“Fena mı oldu oğlum gezerek geldik işte.”

“Alya!” diye uzaktan seslenen Akasya sevinçle hızlı adımlarla yanlarına gelirken ikili gülerek birbirine sarılmıştı.

“Akasya nasılsın?”

“Siz geldiniz ya daha iyiyim. Çok özledim sizi,” diyen Akasya genç kadını yeniden güldürmüştü. Genç kız geri çekilerek Deniz Hanım ve Cemile’ye de sarılırken Cenk’e uzaktan “Hoş geldin Cenk hocam,” diye konuşmuştu.

“Hoş bulduk Akasya, nasılsın?”

“Çok şükür, gelmenize çok sevindim.” Cenk arabadan valizlerle birlikte getirdikleri erzakları indirirken bu kez yanlarına Onur ve Ahmet gelmişti. Alya arkadaşına dikkatle bakarken genç adamın gözlerinde ki hüznü görmüştü.

“Ahmet nasılsın?”

“Yorgun, sen nasılsın?” genç adam kıza hafif gülümserken Akasya yüzünü asarak Ahmet’in koluna vurmuştu.

“Değmeyecek biri için üzülmemelisin Ahmet, sana kaç kez söyleyeceğim. Sen değil o kaybetti… Kimse senin kadar onu sevemez.”

“Akasya haklı,” diyerek bu kez Alya araya girmişti. Erkekler yükleri evlere taşırken Alya ve diğerleri önce alt kata girmiş ve Cenk’in sipariş verdiği yemekleri hep birlikte yemişlerdi. Fazla yorgun oldukları için temizleme işine ertesi gün girişeceklerdi. Gerçi Akasya ve yengesi evin süpürüp tozunu almıştı ama ince temizlik yapılması gerekiyordu.

“Kızım siz evinize çıkın çok yoruldunuz.”

“Ama anne ortalığı toplasaydık.”

“Hadi kızım çıkıp dinlenin. Yarın hallederiz. Bizde zaten yatıp dinleniriz.” Deniz hanımın uyarısıyla herkes evine dağılırken genç adam karısının elinden tutmuş merdivenlerden yukarıya doğru çıkıyordu. İkisi de oldukça heyecanlıydı. İlk kez karı koca olarak bu evde kalacaklardı. Alya heyecandan yutkunurken genç adam evin kapısını açarak kenara çekilmişti.

“İlk adımı sen at karıcım,” diyen adama gülümseyen Alya kocasının yanına durarak elini sıkıca tutmuştu.

“Birlikte atalım, hadi…” diyerek çift besmele çekip sağ ayağıyla evlerine girmişlerdi. Alya uzun zamandır görmediği evini incelerken duvarlardaki yeni tablolara hayranlıkla bakmıştı.  Bu tabloları onlara Asya hocası ve Sefa hocası hediye etmişti.

“Çok mu yoruldun?” genç adamın sorusuyla Alya duraksayarak ona bakmıştı.

“Neden?”

“Terasta çay içelim mi? hava çok güzel hemen uyumak istemiyorum.”

“Sen valizleri odaya götür bende çay suyu koyayım.” Cenk karısının sözleriyle gülümseyerek dudaklarını alnına bastırmıştı.

“Çok şükür seni bana yazana,” diyen adam kızın kalbini hoplatırken Alya mutfağa geçerek önce terasın kapısını açıp içeriyi havalandırmış sonra da gazı açarak ocağa çay suyu koymuştu.

Genç adam valizleri odaya bırakır bırakmaz mutfak için getirdikleri erzakları yerleştirmesi için karısına yardım etmeye başlamıştı. Alya sessizce kendine yardım eden adama kısa bir bakış atıp kaynayan suyla çayı demlemiş, demini alması için altını kısarak işine devam etmişti.

“Yarın okula gidecek misin?”

“Benim uğramam gerekiyor hayatım sen ne yapacaksın?”

“Annenlere yardım ederim, sonrada evi biraz toparlarım. Aylarca kapalı kaldı her yer toz olmuş.”

“Tek başına yapma, ben gelince beraber yaparız.” Alya son paketi de dolaba yerleştirdikten sonra doğrularak kocasının yanına gitmişti. Cenk çayın yanına atıştırmalık bir şeyler ayarlıyordu. Kollarını kocasının beline dolayarak başını genç adamın sırtına yaslamıştı. Cenk karısının bu hareketine duraksarken karnına dolanan elleri tutup üzerini öpmüştü.

“Hayırdır hatunum?”

“Bu şekilde durunca tüm yorgunluğum gidiyor. Biraz daha sırtını bana dayanak yap.” Cenk karısının sözlerine iç çekerek genç kadına dönüp sıkıca kollarına almıştı. Alya’nın başı göğsüne yaslanırken adam geldiklerinden beri karısının hiç çıkarmadığı örtüsünü usulca çıkararak başını kadının saçlarının arasına gömmüştü.

“Bende burada dinleneyim,” diyen adam kadını gülümsetirken çay suyunun taşmasıyla birbirlerinden ayrıldılar.

“Hadi çayımızı içelim.” Alya bardaklara çayları doldururken Cenk atıştırmalıkları terasa çıkararak masaya bırakmıştı. Alya bayına örtüsünü alıp kocasının yanına otururken ikili koltukta Cenk’in yanına oturup ayaklarını kendine çekti.

“Ahmet’in yüzü çok solgundu değil mi?”

“Merak etme Alya, Ahmet bu durumu atlatacaktır.”

“İnşallah. Ama duyduğuma göre amcası çok memnunmuş ondan. Burada kuracağı şirketin başına Ahmet’i geçirecekmiş.”

“Onun adına sevindim. Umarım mutlu olur, karşısına seveceği bir kadın çıkar.”

“Umarım,” ikili çaylarını içerken evin zilinin çalmasıyla birbirlerine bakmıştı.

“Hayrıdır inşallah,” diyen genç adam karısının toparlanmasına zaman tanıyarak dış kapıyı açmak için kapıya yönelmişti. Kapıyı açtığında karşısında ablası ve Han’ı görünce tek kaşını kaldıran genç adam ikilinin arkasında konuşan Sefa ve Asya’yı fark edince gülümsemişti.

“Hayırdır gençlik?” Cenk onlara sorarken Alya da yanına gelince gülümsemişti.

“Terasta sizi görünce gelelim dedik, kovuyor musun?” Sefa’nın sözlerine gülen Alya kocasına bakmıştı.

“Estağfurullah hocam o nasıl söz, buyurun lütfen.”

“Bak bak da misafirperverlik öğren, sana kalsa eve almayacaksın.” Cenk yanından söylenerek geçen arkadaşına şaşkınlıkla bakarken Cemile ve Han’da onların peşine takılarak terasa çıkmıştı.

“Annemi de getirseydiniz.”

“Annem hemen yattı, çok yoruldu biliyorsun.” Alya başını sallarken yeni gelenlere çay doldurarak terasa çıkmıştı. Birkaç tabak daha atıştırmalık hazırlayan genç kadın ikramını yaptıktan sonra kocasının yanına oturarak çayını almıştı.

“Nasıl geçti tatil, buraları özlediniz mi?” Sefa hocanın sorusuna karşılık Cenk omzunu silkmişti.

“Özleyeceğim şey yanımda olduğu için pek özlediğimi söyleyemem.” Cenk’in cevabıyla Alya utanırken kızlar “Uuu,” diye sevinç gösterisi yapmıştı.

“Siz nasılsınız? Nişanınıza gelemedik kusura bakmayın. Nasip olursa düğününüze geliriz.” Asya fe Sefa hoca yaz tatilinde küçük bir törenle söz ve nişanı bir arada yapmıştı. Onlara geç haber verdikleri için Alya da Cenk’te bu törene katılamamıştı. İkilinin ailesi Asya’nın vazgeçmesinden korkarak alelacele hemen nişanı yapmıştı. Üstelik nişana eski nişanlısının annesi de katılmış, kıza destek olmuştu.

“Aile arasında oldu zaten, önemli değil. Asya düğün yapmak istemiyor nikah olacak sadece.”

“İnşallah, Allah utandırmasın sizi. Hep mutlu olun.”

“İnşallah…” erkekler koyu bir sohbete dalarken kızlar salona geçerek kendi aralarında sohbet etmeye başlamıştı.

“Yarın kayınvalidem yemeğe çağırdı, çok gerginim.” Cemile ablasının sözlerine gülen ikili başını sallayarak “Gerilecek ne var abla, Han abi seni seviyor merak etme ailesine ezdirmez seni.”

“Biliyorum ama elimde değil Alya, geriliyorum. Babası çok tatlı bir adam ama annesi Han’ı paylaşmayı sevmiyor gibi. Beni resmen rakip olarak görüyor.” Kadının sözlerine hak verseler de bir şey söylememişlerdi.

“Yarın Sinan’ın ailesini ziyarete gideceğiz.” Cemile merakla sormuştu.

“Sinan kim?”

“Eski nişanlım, annesi bizi kahvaltıya çağırdı.” Cemile tek kaşını kaldırarak kıza bakmıştı. Sinan’ın şehit olduğunu bilmediği için şaşırmıştı.

“Sorun olmayacak mı? Yani eski nişanlın ile yeni nişanlın…”

“Sinan şehit oldu Cemile abla,” Alya araya girerek genç kadının devam etmesine izin vermemişti. Cemile üzgün bir şekilde genç kıza bakarak uzanıp elini tutmuştu.

“Özür dilerim hayatım ben bilmiyordum. Başın sağ olsun,” dedi.

“Sorun değil abla, alıştım artık. Hem Sefa ile Melahat anne garip bir şekilde çok iyi anlaşıyor. Sefa arada onun yanına gidiyormuş.” Alya başını sallayıp kızı onaylarken Cemile derin bir iç çekti.

“Ne mutlu sana Asya, Sefa seni çok seviyor olmalı. Yoksa seni o aile ile görüştürmezdi.” Asya genç kadına hak verirken kapıdan içeriye giren genç adam Asya’ya seslenmişti.

“Asya gidelim mi geç oldu. Onlarda yol yorgunu dinlensinler.”

“Olur gidelim,” diyen Asya yeniden kalkarken Han ve Cemile de kalkmıştı.

“Abi sen bu saatte eve mi geçeceksin. Çok geç oldu kalsaydın.”

“Onur da kalacağım bu akşam, yarın giderim. Hadi size Allah rahatlık versin.”

“Alya sabah aşağıya gelin kahvaltıya. Burada boş yere hazırlık yapma.” Alya misafirlerini yolcu ederken mutfağa giderek ortalığı toparlamıştı. İşini bitirdikten sonra odasına çekildiklerinde ikisi de oldukça yorgundu.

***

Genç kadın hızlı adımlarla dersine yetişmeye çalışırken yanından geçen öğrenciler onu tebrik edip duruyordu. Dersin olacağı binadan içeriye girdiğinde bölüm başkanı sekreteri ders bitiminde başkanın onu görmek istediğini bildirmişti. Derse giren genç kadın bu yıl farklı öğrencilere ders verecekti. Eski öğrencilerinin kimi mezun olmuş, kimisi de bir üst sınıfa geçerek dersinden kurtulmuştu.

“Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Bu dönem dersi birlikte işleyeceğiz.” Alya sınıfına girerek öğretmen masasına geçip kenarına yaslanıp yeni öğrencilerine göz gezdiriyordu.

“Merhaba hocam, sınavda zor sorar mısınız?” Alya daha ilk dersten sınavı soran öğrenciye gülmeden edememişti.

“Arkadaşlar derse henüz başlamadık. Bu kadar sınav odaklı olursanız dersten bir şey öğrenemezsiniz. Ezbercilik yapan öğrencilerin toplumumuza bir faydası olmaz. Öncelikle bölümünüzü, mesleğinizi sevin. Şimdi diğer hocalarınız nasıl ders işliyor ben bilmiyorum ancak benim ders işleyişim önce özlü konu anlatımı sonrada soru cevap şeklindedir. Size önemli olduğunu söylediğim yerleri mutlaka not alın ve bu kısımları kesinlikle unutmayın.” “Hocam önce bir tanışsaydık.”

“Adım Alya, başka sorusu olan. Sizleri de zamanla tanıyacağım. Şimdi derse girelim.”

“Ayfer hocanın takık olduğu Alya hoca mı?” Öğrencilerden birinin ağzından Ayfer’in adını duyan Alya gerilmişti. O kadının adını duymak bile genç kızın midesini bulandırmaya yetiyordu.

“Bu konu tartışmaya kapalı arkadaşlar.” Masadaki kitabı açarak ilk bölümde konuya giriş yapmış, eğlenceli olmasını umduğu ders oldukça sıkıcı geçmişti.

“Sonraki derste görüşürüz arkadaşlar.” Alya kitaplarını toparlayarak dersten çıkarken arkasından dedikodu çarkının kaynadığını biliyordu. Sıkıntıyla nefesini dışarıya vururken eski öğrencilerini görünce gülümsemişti.

“Nasılsınız çocuklar?”

“Hocam bizimle bir çay içer misiniz?” öğrencisinin sorusuyla Alya başını sallayarak gencin isteğini kabul etmişti. Küçük bir gurup halinde kantine giderlerken yeni öğrencileri onlara şaşkınlıkla bakıyordu. Alya samimi davranan öğrencilerine aynı samimiyetle karşılık verirken kafasına konulan öpücükle irkilmişti.

“Nasılsın hayatım, ilk dersin nasıl geçti?”

“Cenk hocam, okuldayız lütfen.” Alya kocasını uyarırken öğrencileri ikiliye hayranlıkla bakıyordu.

“Hocam tebrik ederiz çok sevindim. Düğününüze gelemedik.”

“Hediyenizi aldık arkadaşlar biz teşekkür ederiz. Ayrıca sınıfta açıklayacaktım ama size önden bilgi vereyim. İki hafta sonra doğa gezisine çıkacağız. İki gün kamp var katılmak isteyenleri bekliyoruz.”

“Çok güzel hocam, bizler ne getireceğiz.”

“Siz sadece kıyafetlerinizi getirseniz yeter. Çadırı okuldan alacağız. Sayıya göre ayarlama yapılacak.” Öğrenciler sevinirken Alya aklına gelen şeyle yerinden kalkmıştı.

“Ben unuttum bölüm başkanı beni bekliyordu.”

“Hayırdır Alya, bir sorun mu var?”

“Bilmiyorum, sizinle sonra görüşürüz arkadaşlar. Benim gitmem gerek.” Alya yerinden kalkarken Cenk’te onunla birlikte bölüm binasına dönmüştü. Genç kadın hızlı adımlarla başkanın odasına giderken Cenk’te merakla okulun koridorunda dolanmaya başlamıştı. Yarım saat sonra genç kadın başkanın odasından çıktığında Cenk hemen yanına gitmişti.

“Sorun ne? Neden seni yanına çağırdı?” Alya kocasının endişeli halini görünce gülümsemeden edemedi.

“Bir sorun yok Cenk, yeni araştırma için bir ekip kurmamı istedi.” Cenk kadının sözleriyle duraksamıştı. Tek kaşını kaldırarak karısına bakarken Alya onun şaşkınlığına gülerek devam etmişti.

“Neden bu kadar şaşırdın?”

“Başkan senden yeni bir araştırma yapmanı mı istedi?” Alya başını aşağı yukarı sallarken Cenk gülümsemişti.

“Evet öyle, başarılı olan öğrencilerden ekibe almamı istedi. Sende katılmak ister misin?” Cenk genç kadının sorusuyla rahat bir nefes almıştı. Alya ne zaman başkanlık ofisine çağrılsa gerim gerim geriliyordu.

“Neyse hadi derse gidelim akşam evde konuşuruz.” İkili sonraki derslerine giderken eskiden Ayfer hocanın ama artık Alya’nın kullandığı odadan bilgisayarını alan genç kız günün son dersine girmişti.

***

“Nasıl geçti günün, öğrenciler nasıldı?”

“Bilmiyorum ama geçen yıla göre pek umut acıcı değildi. Dersle alakaları yok.”

“Sen halledersin hayatım. Saat henüz erken çarşına inmek ister misin?”

“Eve geçelim, anneme yardım edeceğim. Biliyorsun Cemile ablanın nişanı olacak. Çok iş var.” Cenk kızın sözlerine homurdanırken Alya gülmüştü.

“Alışamadım hala o ikisine.”

“Ablam çok mutlu bırak hayatını yaşasın.””

“Orası öyle ama ne bileyim. Tam bizimle artık dediğim anda yeniden ayrılacak.”

“Ama bu kez istediğiniz zaman göreceksiniz. Eskisi gibi olmayacak. Hem onunda bir sevip sevilmeye hakkı var.”

“Haklısın hayatım,” diyen adamla kahkaha atan genç kadın başını iki yana salladı. Cenk’in işin içinden çıkamayacağını anladığında biranda “Haklısın hayatım” diyerek konuyu kapatması oldukça eğlenceliydi.

“Eve giderken fırına uğrayalım, ekmek yoktu.” İkili keyifli bir şekilde eve doğru giderken Alya ertesi gün derse gireceği için gergindi. Bu gün dersi olmadığı için Akasya da okula gitmemişti. Yarın birlikte okula gideceklerdi ve Akasya’nın dediğine göre onu merak eden birçok öğrenci vardı.

“Yarın okula gitmek istemiyorum.” Cenk kızın kendi kendine konuşmasıyla ona dönmüştü.

“Neden?”

“Hıh..”

“Yarın okula gitmek istemediğini söyledin, neden?”

“Onu ben dışımdan mı söyledim ya,” Alya’nın sözlerine gülen adam onu onaylamıştı.

“Neden gitmek istemiyorsun, bu dönem hocaların değişecek bildiğim kadarıyla.”

“Öyle, Akasya okulda hocaların beni sorduğunu söylemişti.” Cenk anlayışla genç kadına bakarken uzanarak karısının elini tutmuştu.

“Başarı utanılacak bir şey değildir Alya, sen başarılısın ve insanların ilgisini çekiyorsun. Bu yüzden kendini arkadaşlarından soyutlamamalısın.”

“Arkadaşlarımdan kendimi soyutlamıyorum, zaten iki tane arkadaşım var. Diğerleriyle pek konuştuğum söylenemez.”

“Onlara da şans vermelisin.” Alya adama hak verse de elinde değildi. Sırf dersleri iyi olduğu için ona yalakalık yapan kişileri etrafında istemiyordu. Ekmek alıp eve geçtiklerinde üzerlerini değiştirerek alt kata inmişlerdi. Akşam yemeğini birlikte yedikten sonra Cenk üst kata Onur ile maç izlemek için çıkarken üç kadında alt katta dizi izleyip ilginç yorumlarda bulunuyordu. Cemile Han’ın telefon etmesiyle yanlarından ayrılırken Deniz Hanım çayını kenara bırakarak Alya’ya dönmüştü.

“Nasılsın kızım?” Alya kadının sorusuyla duraksamıştı. Annesinin neden birden bire böyle bir soru sorduğunu anlamamıştı.

“Şükür anne, bir sorunum yok. Neden sordun?”

“Oğlum seni üzmüyor değil mi?” Alya gülümseyerek yerinden kalkıp kadının yanına oturmuş ve kollarını kadının bedenine dolamıştı.

“Üzmüyor annecim nereden çıktı bu şimdi?”

“Ailen uzakta kızım, ilk defa yalnız kalıyorsunuz. Köydeyken ailen yakındaydı pek anlayamamış olabilirsin. Uzakta olunca insan kendini yalnız hisseder. Evliliğe ilk zamanlarda alışmak zor olur. Bir sıkıntın olursa bana söylersin değil mi Alya?” Deniz hanımın sözleriyle genç kızın gözleri dolu dolu olmuştu. Kadının onu düşünmesi içini sıcacık yapmıştı.

“Çok şükür anne, Cenk bana öyle güzel davranıyor ki yalnızlık hissetmiyorum. Hem sizde varsınız bir başıma değilim ki. Söz bir sıkıntı olursa ilk sana geleceğim.” Deniz Hanım genç kadının yüzünü ellerinin arasına alarak Alya’nın yanaklarını şefkatle öpmüştü. İçinden sürekli şükrediyordu. Oğlunun yüzünü aydınlatan, gözlerinin parlamasını sağlayan bu kız hayatlarına girdiği için şükrediyordu.

“Hadi kızım kalk bir çay koy bize de şu duygusallıktan çıkalım.” Alya gülerek yerinden kalkarken az önde kendi yanaklarını öpen kadın gibi o da annesinin yanaklarını öpmüştü.

“Allah herkese senin gibi kayınvalide versin Deniz Hanım,” Alya mutfağa geçerken kadın arkasından gülümsüyordu.

“Senin gibide gelin versin,” dedi sessizce. Yüreğinden de kocaman bir ‘Amin’ diyerek.

***7

FİNALDE GÖRÜŞÜRÜZ ARKADAŞLAR.

63. BÖLÜM <<<<<<<<<———>>>>>>>> 65. BÖLÜM

28950cookie-checkGelincik Çiçeği 64. Bölüm

11 yorum

  1. Güzel naif özlenilesi yaşamlar. Herkesin en küçük hayali olan bu şekilde yaşaması dileğiyle.

  2. Çok güzel bir bölümdü yazarcim ellerine emeğine yüreğine aklına sağlık ama ben bir bölüm daha cenk ile alya nin okuldaki hallerini okuymak isterdim

  3. Asya ve Sedanın nisanlanmasina çok sevindim ❤️ Ahmet ve Aslıya çok üzüldüm ya sonları kötü oldu 🙁 🙁 . Arya ve Cenk harikalar ❤️ diğer bölüm final olmasına üzüldüm ya daha bebiş felan okurduk biraz daha 🙁 emeğine sağlık Yazarcigim harika bir bölümdü ❤️

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir